7 Haziran 2014

Arı Sütü Üretimine Geçiş

Gezginci arıcılık çok güzeldir aslında.

Ancak arıların hiç gezdirilmediği sabit arıcılık gibisi de yok.

Hem arı sağlığı açısından hem de arıcı sağlığı.

Ve gelelim işin aslına.

ARI SÜTÜ

Her arıcının hayali aslında.

Her mahalle arasında top oynayan çocuğun bir gün Galatasaray'da, Fenerbahçe'de ya da Beşiktaş'ta oynamayı hayal etmesi gibi birşey.

Süper top oynayabilirsiniz ama işte o takımlarda oynamak için farklı şeyler gerekir.

Ya da o takımın büyük olması için gereken şeyler.

Tesisler, üst düzey bilgi ve iyi bir ekip.

Yahu yıllardır adım adım ilerliyoruz ve hep geliştiriyoruz bari olmuşken arı sütü olsun dedik.

Zaten hep inceden çaktırmadan yatırımlarımı o yönde yapıyordum.

Küçük denemelerim hep oldu.

Ama vesileler oluyor ve süreç başlıyor.

Ekip dediğimiz zaten hanımın teknik direktörlüğünde.

Biz çalışırız ne olacak ki yaklaşımı.



O halde sistemi biraz çoğaltalım. 

Arı sütü işinin en büyük zorluğu başlangıç aşaması.

Çünkü yeni malzemeleri hiç sevmiyor arılar.


Odada elektrik olmadığından gerçi olsa da farketmez, kafa lambaları da bu işin olmazsa olmazlarından.

Biz arılığın çeyreğini çevirdik arı sütüne ve o arada kestane bölgesi için yer bile ayarladık. 

Gün geçtikçe süt çerçevesi sayısı arttıkça geliştirmek adına sürekli kafa yormalar...


Teknik direktörü aldım doğru İkizce'ye.

Yeniden keşfetmeye gerek yok ki.

Uzun yıllar üretim yapanları yerinde gör.

Ben zaten görmüş ve oraya gittikçe hep gaz yemiştim.

Oraya bir gittik pir gittik.

Öyle çeyrek falan olmaz, komple dön.

Çünkü bu işin en önemli sermayesi kullanılmış çerçeveler.

Hem sayını arttır hem de gelecek yıla tam ekipmanla erkenden başla.

Güzel de...

Ben haftada 3 gün izin kullanamazsam sıkıntıdan patlayan birisi iken çalışma hayatımda hergün süt işi nasıl olacak ki?

Eeee ben hergün arılıkta değil miyim zaten...

Gezgincilikte iptal olunca, olur mu olur. 


Usta ile bir kez daha istişare ve yola koyulduk artık.


Arılıktaki iş zaten bildiğimiz şeyler.

Düzen - Disiplin - Koordinasyon gerektiriyor ve kesinlikle kaytarmak yok.


Yağmur - çamur - misafir - rüzgar - soğuk hiçbir şekilde mazeret olamaz çünkü tam zamanında hasat etmek gerekiyor.

Üstelik hergün hasat.


Dışarıda arılarla olan bölüm tamam benim işim ama ya odada yapılacak işler.

İşte işin en zoru ve olmazsa olmazı burası...

Hergün 3.000 kadar arı sütü gözü hasadı ve yine öğleden sonra bir o kadar kurtçuk aktarımı.

Hanım ve ablası bu işin uzmanı oldular artık.

Ben kurtçuk aktarma hızı konusunda kendimi iyi kabul ederdim, artık elime bile almıyorum aktarım aparatlarını.


Kolonilerden alınmış ve hasat edilmeyi bekleyen arı sütü gözleri


Sayı arttıkça çalışma alanı açmak adına raflı sehpalar yaptık.


Sabah erken saatlerde hasat yapılıyor ve buz kasetleri eşliğinde süt hasadı bitince hemen eve dolaba.

Bu işin en zor taraflarından birisi de soğuk zincir olayı.

Allah'tan ev yakın ve hanım araç kullanıyor.

Ben işleri toparlarken ürün dolaba giriyor.


Çerçeveler kolonilere gidip geldikçe alışıyor ve tutma oranı çok yükseliyor.

Dolayısı ile günlük verimi çok etkiliyor.


Günlük 13 çerçeve ile başladığımız arı sütü üretiminde şu anda günlük 48 çerçeve ile devam ediyoruz ama bu işin bir stop noktası var mıdır bilmiyorum ama hala 1-2 çerçeve arttırıyoruz.

Maksat çerçeveler hazır olsun diyoruz ama günlük rekoltemizde çerçeve sayısı arttıkça artıyor.


Süt hasadı öncesi arı sütü gözlerinin üzerindeki mum kesiliyor.

2 gözün arasına yapıştırılıyor ki çerçevenin daha da mumlanmasına yardımcı oluyor.


Tutmayan gözlerde bir sonraki aktarım için yeniden mumdan temizleniyor.


Ana arı adayı kurtçuklar gözden uzaklaştırılıyor.


Ve ahşap aparatlarla hasat ediliyor.

****************************************

Genellikle ürün konusunda şu konu çok gündemde.

Pazarlama...

Diğer ürünlerde pazarlama sorunu yaşayanlar arı sütünde de yaşayacaklardır.

Ancak, önce pazarı bulalım sonra üretelim tekniği zaten hiç olmayacak bir davranış.

Arı sütü için söylenecek sözü aslında zamanında söylemişler.

Ya herkesin yaptığı işi yapıp en iyisini yapacaksın ya da hiç kimsenin yapmadığı işi yapacaksın.

*************************************

Ülkemizde o kadar çok arı sütü arayan var ki ama.

Üreten yetersiz.

Neden?

Çünkü çok yüksek disiplin gerektiriyor.


**************************************

İhtiyacı olanlar nasıl tedarik edebilir?

Hiç kuyumcuların kapıya çıkıp çeyrek altın var buyrunnnn diye bağırdığını duydunuz mu?

10 Şubat 2014

Bahara Doğru Koşuyoruz...

İhmal olduğu artık aşikar.

Elimizde olan sebepler kadar olmayanlarda var.

4 ay gibi bir ara ile kanser dolayısı ile 2 büyüğümüzü kaybettik.

Elden hiçbir şeyin gelmediği zamanlar işte.

Bunun yanında kış aylarında etkinlikler - toplantılar bitmiyor.

Burası işin güzel tarafı tabi.

Kış ise sadece bizim ilçede kışlığını gösterdi desek bu bölgede yalan olmaz.



Ulubat gölünden öte birşey yoktu.

Ama Ada Bahçe kar altında kaldı.


Hem de 20 gün kar kalkmadı yerden.

Biz sıcacık yataklarımızda bile üşürken bu canlılar gece nasıl geçiriyor?

Hayran olmamak elde değil.

Biz de iyi besledik bu dönemde.



Kar yağsa da hercai menekşeler direndi de direndi.


Arılığın çevresi sazlarla çevrili olmasına rağmen yine de doldurdu rüzgarla birlikte bazı noktaları.


Zincirsiz çiftliğe gelememek kötüydü.

Gelmek zorundaydım ki çiftlikteki konteynerin yanına yapmış olduğumuz odayı kış aylarında yaşam odası yaz aylarında da sağım odası kullanmak üzere tam da bu soğuklarda fayans döşedik.

Duvarlar sıvandı ve tavan yeniden döşendi.


Kar döneminde yumurtayı bir kestiler, ben kümesi kurduğum günden bu yana ilk kez market yumurtası aldım.

Şükür çabuk kurtulduk.


Kış ayları arıcılıkta boş geçmiyor tabi ki.

Bergama'dan aldığım kovanlar polenliksiz idi.

Aynı zamanda ilaveleri yoktu.

Dedim şunlara ilave yaptırayım.

Numune amaçlı bir tane götürdüm Sadık Usta'ya.

Bunlar polenliksiz olur mu hiç?

Tabanlarını değiştirelim önce.

İlave yapmaya götürdük, 46 tane polenlik yapıldı.

İlaveler yapılacak daha...


Aynı zamanda üretimler son hızla devam ediyor.

Çerçeveler hazırlanıyor.


Odanın fayanslama işi bitince hazır içerisi boş ve hava da soğuk olunca.

Yay sera naylonunu ve propolis tuzaklarını temizlemenin en iyi zamanı.


Bahar yaklaştıkça kümese yeni kanlar getirdik.

Bizim buralarda Cin horozu derler.

Bir takım aldık ama fincan kadar olmasına rağmen öyle saldırıyor ki.


Arılar...

Çamdan dönüşte stokların tam olması ve iyi bir besleme stratejisi ile varroa mücadelesinde dikkat sonucu sağlıklı bir kışlama geçirdik.

Geçirdik çünkü artık bademler açtı.

Sıvı test beslemesini de hepsi geçtiler başarıyla.

Bugün için iç yemlikten sorunsuz sıvı beslemeye cevap veren koloniler başarılı bir bahar geçireceğinin en önemli sinyalini verir.

Tabi yavrusuz dönemde oksalik asit buharlaştırması yapmayı ihmal etmedik.

Bizler kovan arkasında deldiğimiz deliklerden yapıyoruz ve çok rahat oluyor her anlamda.

Kovan üzerinde örtü olarak kullanılan sera naylonları sürekli tartışıldı. 


Çok soğuk havalarda arının bulunmadığı bölgede naylonda nem birikmesi gerçekleşti ama arı salkımının üzerinde herhangi bir nem gözlemlenmedi.

Ayrıca kolonileri bu yıl tam ortada kışlattım.

Uçuş deliği karşılatarak.

Hem savunmayı rahat kursunlar hem de oksijene rahat ulaşsınlar.

Solunda bölme tahtası sağında da iç yemlik.


İşte özellikle soğuk havada kapak açıldığında sıcak havada daha fazla nem taşıma kapasitesi oradaki sıcaklığın düşmesi ile nem havadan ayrılıyor ve soğuk yüzeyde yoğunlaşıyor.

Bu yoğunlaşma salkım üzerinde olmadığı sürece sorun yok.

Üstelik kovanların tamamı polenlikli.


Herhangi bir kayıp yaşamadan baharı gördük ama 3 kolonide koloni çöküşü başladı varroa konusunda gözden kaçan birşeyler olmalı.

Kurtarmak ya da ana arılarını kullanma işini bugünlerde hallederiz.


İstediğimiz güçten bile biraz fazla bahara çıkacaklar gibi görünüyor.


Warre kovanda da herhangi bir problem gözükmüyor ama kadro kaybı yaşadı bir hayli.

Arılar çamda iken bu koloninin varroa mücadelesini aksattık muhtemel.

3 diskte devam ediyor.

Yavruyu da çıkarttı ama yavru alanını büyütmüyor.


Ve çiftleştirme kutuları.

İşte büyük güvencemiz onlar.

56 tane ile devam ediyoruz.

2 kayıp ve 1 terk yaşadık.

Kaybın birisi benim hatam - açlık.

Diğeri ana arısız kalmış zaten.

Terk nerelerde bilgim bile yok.



Hem İnci kutuları hem benim ahşaplar hem de strafor stoklamalar başarı ile baharı gördüler.


Yavru alanları açıldı.


Stoklar yerinde.

Nasıl olmasın sürekli destekliyoruz.


Ballıbabalar açtı ve artık sırtımız yere gelmez.

Hem nektarı hem de poleni ile günü kurtarır.



Lodosla birlikte ısınan havada yavru uçurmaları görmek ise büyük mutluluk.


İlçe toplantıları her ay devam ediyor.

Feshane etkinliğine yine gidiyoruz bu yıl kısmetse 1 otobüs.


Yetiştirdiğimiz horozlardan damızlıklar belirlendikten sonra kesim zamanı geliyor.


Toplam 3 taneyi kesip attık dolaba.

Mantıyı da hiç sevmeyiz, bakalım nasip.

11 Aralık 2013

Sonbahar Rehaveti ve Kış

Kitap okuma alışkanlığımız yok ya, o yüzden uzun uzun yazmak okumamıza bir katkı yapıyor.

Ben bile en az 2 kez okuyorum.


Arıları çamdan getirdik, arılar bize kızgın biz de zaten yorgun.

Ne halleri varsa görsünler diyerek biraz kestane operasyonu iyi gider.

Arılarımızın döllediği kestaneleri tüketmek, domuzlardan az kalsa da bizim de hakkımız olsa gerek.


Nereden bulaştık bu işe bilmem.

Ben İzmir'de tekne sahibi iken, bu işlerden uzak kalma adına uzun süredir tüm malzemelerimi teslim etmişken tuttu bir TURNA sevdası.


Sonbaharda işin en zor kısmı çiftleştirme kutu terkleri.

Bu yıl çok fazla olmasa da.


Aynı anda 2 tane kafasına göre takılıyor ama ana arıyı çıkaramayınca tekrar içeri.


Karadan Turna işleri bizi kesmedi.

Hemen Bandırma ekibini devreye soktuk.

Kap tekneyi gel bakalım.

Tekne bir de göl görsün.


Kuzular kepçeye.


İnanılmaz bir zevk, üstelik metal balık benzeri bir ürüne saldıran bu canavara ne demeli.


Kış yaklaşınca biz ilçe arıcıları yine toplanmaya başladık.

Kasım ayı toplantımız.

Kaldığımız yerden devam.


Warre kovanın stokları ve yavru durumu mükemmel.

Besleme ile de olsa sıfırdan oluşan bir karakovan modeli.


Sadece çubuk var iken hem kabartıp hem de stoğunu koyması takdire şayan.


Kesmez bizi  kesmez.


Trofelerle foto, dünyanın bir geleneği


Kepçecimiz Adnan desem, şimdi kızar ama foto yalan söylemez.


Operatör balıkçı...

Yuttu mu çıkar çıkarabilirsen.


Livardaki timsahlar.


Ve eve dönüş yolu.


Sonbahar gelince bir gezme sevdası da tutar.

Geçtiğimiz yıl Feshane'de bizleri ağırlayan ekibi ağırlama sırası bizde.


Atıp tutuyorsun bir de biz gözümüzle görelim.

Buyrunuz.


İstanbul ekibi de geçte olsa aramızda.


Haydi bir daha...


Warre, ilginin tam odağında.


Kahvaltı düzeni kurulmuş yere misafirlerle beraber bende hazıra kondum.


İlçe Belediye Başkanımız da sağolsun her etkinliğimizde bizi yanlız bırakmaz.


Kahvaltı sonrası hatıra fotoğrafı.


Suuçtu şelalesi yolu üzerinde 2 arılığımız mevcut ve o arılıkları ziyaret ediyoruz.

Düğün konvoyu bu kadar olur zaten.


İlk arılıkta ayva dağıtımı.

Ayvayı yedik mi yemedik mi belli değil.


Arılar - Arıcılar


Hasan Işık Arılığı hatıra pozu


Daha sonra diğer arılığa geçtik.

Bitmemiş karavan hikayesi


Sabit Ertürk arılığı


Sohbet içerisinde yürü yürüyebildiğin kadar...


Suuçtu Şelalesi ve arıcılar


Günün fotosu


Doğanın bize sunduğu güzelliklerde dostlarla olmak çok güzel.


Suuçtu'dan ayrılınca gidilecek yer Tümbüldek kaplıcaları.

Kaplıcadan çıkan suyun bir bölümü küçük havuzlara veriliyor.

Ancak 1-2 saniye ayakları tutabilmek bile zor.

Bizim Adnan Kanatlı'ya göre bu suda ne kadar ayak tutabilirsen diğer tarafta o kadar az yanacaksın.

Mesut'un hali bu anlamda zor, hiç tutamıyor.


Ohhhh...


Ormancı'nın keyfi tam gıcır...


Dönüş yolunca Şenol Zihni hocamın arılık.


Elmalara - hurmalara daldık bol bol.


Dönüş yolunca tekrar kahvaltı alanında çay ve sohbet.

Ekibin büyük bölümünü burada uğurladık, sizin eviniz yok mu diyerek.


Diğer ekiple tekrar bizim arılık.


Arıları kurcalamak gibisi yok.


Hava kararana kadar ayaküstü sohbetler.


Etkinlik sonrası boşa düşünce dayımı ziyarete gittik ekiple.

Kasımpatılar ağırlıktan yan yatmışlardı.


Arılar ise battaniyeye sarılmadığı kalmış halde.


Ve gezme tozmaya Eskişehir'den devam ediyoruz.

Erol Muslu ağabey'de icabına bakılacak bir hindi varmış.


Her haftasonu toplandığımız kahvede sabah kahvaltısı


Ardından Sivrihisar'a geçildi.

Muzaffer abi, Sivrihisar'daki mihmandarımız.


Hindinin sonu geldi.


Benim bagajda bozkıra ilk kez giden av köpeği hindiye ferma veriyor.

Bütün gün imanı gevredi ama hiç alışık olmadığı bir av etkinliğinde. 


Avcı ekip kalabalık ve biz sohbetteyiz arıcı ekiple.


Vurulan çil keklik ile poz vermek önemli.


Ölmüş mü ölmemiş mi veteriner kararı gerektiğinden Selçuk hoca kontrol ediyor.


Biz avlakta gezerken hindi kazana girmiş bile.


Eeee MKP tatlısı olmadan olmaz.

Bu işin ustası da biziz.


Yusuf abiyi birisi tutsun kafalama dalacak tencereye.


Ekip 2. bir tura çıktı ve tavşanla geldi. 


Hindi işi tamam.

Ah be Gökhan'ım emekli ol da alalım seni de MKP'ye.


Av bitti ve otomatik olarak yerini aldı.

Kıpırdamadı bile.


Ve gez toz döneceğin yer arıların yanı.


Üstlerini naylonla örttük bakalım. 

Eskiden naylon üstte iken bu kez alta geçti.


Geçen yıl acel tecel yapılan sağım çadır iskeleti sağlamlandı.


Kurduk ve eksiği kalmayana kadar ayar ettik.


Arıları uçuş deliği karşısında ve polen sistemi üzerinde konuşlandırdık.


Ancak bu tür işlerin hepsi fasa fiso işler.

Kadro ve ana arı genç ise.

Bal olması gerektiği kadar ve olması gerektiği yerde ise.

Varroa hasarı minimum ise.

Mersin'de ne işin var?


Çamdan dönüşte yüksek stokla dönenler stok beslemeye de iyi cevap verdiler.


Bahar ola hayır ola.


Bergama'dan aldığımız kovanların ilaveleri yoktu.

Götürdük ustaya.

Tamam yapalım.

Ama bunları polenlikli yapalım.

Olur yapalım.

İş yok ya, iş aç başımıza


Güzel de oldular.

İşin sakat tarafı büyük bir bölümü arıların altında.

Bu havalarda kovan aktarma işi de cabası


Sistem tamamen MKP usulü.

Performansı test edilmiş bir sistem ama polen tuzakları ise Yalova'dan olacak kısmetse.


Boşluk bulmaya görelim yine Turna peşinde koşmaya devam.


Kuzu mübarek kuzu.


Aralık ayı toplantısı da gelip çattı.


Etkinlik ertesi toplantılar güzel oluyor.

Sohbeti bol.

Çayı bol.


Sonbahar rehaveti derken kış geliverdi.

Kırağı ile tanışıverdik.


Kutularda da  kar yağmış gibi kırağı mevcuttu.


Tavuklar ise pek kıpraşmıyorlar soğukta.


Bu horoza tabi grup ise yeşillik ziyafetinde.

İşi bilen horoz farklı oluyor.


Warre kovanda salkım kovan tabanına değiyor.

Kemer balı çok olunca çökmüş te çökmüş.


İyi havayı, kırağı sonrası kar öncesi kıstırıp kovanlarımı aktardım.


Kapalı yavru mevcut.


Bal stokları da yerinde.


İşler bitmek üzere iken hemen başka kaşıntılar tutar bizi.

Bal sağım odasının modernizasyonuna başladık.


Fayans işleri bitti.

Bugün kar yağışı altında üst bölüm sıvası da bitiyor.

İçimize sinecek güzel bir odamız oldu.



Sabaha karşı başlayan kar ile güzel görüntüler başladı.


Kar ne kadar çok yağarsa o kadar verimli bir yıl beklentisi çoğalır.

Sonuçta umut dünyası.

Ancak sezonu değerlendirdiğimde en rahat kış diyebilirim kendim için.

Bahara da fazla birşey kalmadı zaten.

Odanın ince işlerini bitirir bitirmez bahar hazırlıklarına başlarız.

Yapılacak iş çok ama bizde nasılsa yapacak zaman yok gezmekten tozmaktan.

Yaparız be ya.

Ahanda bakmışsın bahar gelmiş.