31 Ekim 2006

Arılıklarda Emniyet Tedbirleri

Arılıklarda yapılan çok çeşitli işlerin gereği olarak bir çok kez istenmeyen durumlarla karşılaşabilme ihtimali üzerinde durmalı ve bu durumlarla karşılaşmamak veya karşılaşıldığında yapılması gerekenler hakkında hazırlıklı olmalıyız.

Bu konular zaman içersinde tekrar ele alınmalı ve tedbirlerin gözden geçirilmesi yapılmalıdır.

Bu konuların başında çok işimizi gören ve insanlık tarihinde bir çağ açan ateşin , kontrolden çıkmasıyla oluşacak yangının verebileceği zararlardır.

Ateşi kullanmamak gibi bir seçeneğimiz olmadığından kontrolden çıkmaması için tedbirler almak zorundayız.

Körüksüz arıcılık ; günümüz arıcılığında düşünülemez . Biz arıcılar için , risk grubumuzun başında arılığın içersinde kullanılması bakımından körük gelmektedir. İçersinde ne yakılması gerektiği konusu çok uzun tartışma konusu olmasına rağmen , körük kullanmanın hedefi bir kontrollü ateş yakarak duman elde etmektir.

Risklerden birisi körüğün ilk olarak yakılması esnasında kötü hava şartlarının etkisi ile genellikle tutuşturma aracı olarak kullanılan gazete , kağıt vb. parçalarının körük içersinden çıkarak çevreye yanar halde saçılmasıdır. İlk tutuşturma anının bir özelliği de arılığa yeni gelmenin ve arıların çalışmalarının merakı ile ilgi dağılması yaşanmasındandır. Ayrıca körükte yakılacak ana materyal hazırlanmadan bile ilk tutuşturmanın gerçekleştirildiği ve tutuşturma sonrası materyalin körüğe atılma gecikmesi sebebiyle ateşin sönmesi veya alevlenerek çevreye zarar verebilmesi olası bir durumdur. Bu konuda alınacak tedbir aslında çok basit tedbir olmasına rağmen ; önemsiz görüldüğünden istenmeyen durumla karşılaşılabilir. Yapmamız gereken basit gibi görünen bu işlemi , gerekli tüm materyalin önceden hazırlanması ve gerekirse hava şartları da göz önünde bulundurularak kuytu ve arılıktan uzak bir yerde dikkatimizi dağıtmadan yapmalıyız. Çünkü iyi yanan bir körük bizlerin işlerini çok daha kolaylaştıracaktır.

Körüğün yakılması esnasında gösterilen itina , tüm kullanım aşamalarında sürmeli ve devrilme , dökülme ve diğer negatif olaylar için müteyakkız olmalıyız.

Eğer körük uzun süre kullanılmayacaksa , devamlı olarak yanmasına ve kendiliğinden sönmesine müsaade etmemeliyiz. Çünkü kendi kendine yanan bir körük , zamanla içersinde biriken karbonun alev almasına sebep olabilir. Alev almasa bile değişik bir problem olan; eriyen ziftimsi maddenin , körüğün sönmesi sonucu soğumasından kaynaklanan donma etkisiyle kapak kısmının sıkışması ve açılamaması sonucu hasar görmesi olacaktır.

Çok pahalı bir arıcılık aleti olmamasına rağmen , stratejik önemi arıcılıkta çok büyüktür. Üstelik gözlemlediğim bir özellik olarak paylaşabileceğim bir konu ise ; kolay kolay her ne kadar eskise de körüklerimizden vazgeçemediğimizdir. Bu konuyu pekiştirmek amaçlı uzun yıllar arıcılık yapmış büyüklerimizin arılıklarındaki körüklere bir bakmak yeterli olacaktır.

Körüğümüzün işi bittiğinde genelde içersinde kullandığımız malzemenin durumuna göre yüksek ısılı materyaller kalmaktadır. Bu materyalleri arılıkta uygun bir yere konuşlandıracağımız büyük bir varil , teneke vb. kapların içine kontrollü olarak boşaltmalıyız.Boşaltma sonrası bu materyallerin tamamen söndüklerinden emin olduktan sonra arılıktan ayrılmalıyız.Körüğümüzün uzun ömürlü olması için , soğumadan temizlik işlemlerini yapmalıyız.




Her türlü tedbiri almamıza veya aldığımızı zannetmemize rağmen ; bizim veya başka birinin herhangi bir ateşi kontrolden çıkarak bir yangına dönüşebilir. Bunun için yapmamız gereken , yangın büyümeden daha önceden sahip olmamız gereken yangın söndürücüler ile müdahale etmektir. Yangın söndürücüleri nerede bulundurmalıyız? Eğer sabit bir arılık ve arı evi sahibiysek ; arı evinde 5 lt. bir yangın söndürücü işimizi ilk etapta görecektir. Arılarımız gezginci arıcılık sebebiyle arazide ise ; çadır vb. malzemeler arıların yanında ise ve korumalı ise yine burada da bir yangın söndürücü bulundurmalıyız. Arazide ve herhangi bir koruma sağlanamayacaksa, arılarımızı kontrole gittiğimiz aracımızda mutlaka yangın söndürücü bulundurmalıyız.

Yangın söndürücüler , hayatta belki de hiç lazım olmayan ve olmaması temenni edilen çok önemli araçlardır. Tüm arıcı dostlarımızın özellikle evlerinde , araçlarında ve arılıklarında bu konuyu gözden geçirmelerini öneririm.

Bazen yangın söndürücü sahibi olmamıza rağmen , kullanabilme zamanı bile kalmayan durumlar ile karşılaşmak mümkündür. Bu durumların göz önünde bulundurulması gereken en önemli zamanlar , arıların gezgincilik amaçlı olarak arazide kontrolsüz olarak bırakılmasıdır. Bu durumlarda arıcılar eğer imkan varsa özellikle kontrolsüz bir yangından etkilenmeyecek yerler seçmelidirler.

Tüm tedbirlerin alınmasına rağmen gerçekten çok sevdiğimiz varlıklarımızı kaybedebiliriz. Bu yüzden tüm arıcılar sahip oldukları kovanlarını , evlerini , arı evlerini , arazilerini , araçlarını tüm olumsuz koşullara karşı sigortalatmanın yollarını aramalıdırlar.

Özellikle arı yetiştirici birlikleri gereksiz çekişmeler yerine bu sigortalama konusu üzerinde çalışmalar yapmaları gerekmektedir.

Lütfen bir kez daha önlemlerinizi gözden geçiriniz.

Körüğünüz bol dumanlı , arılarınız sakin olsun dileklerimle , tüm arıcılık dostlarıma saygılar sunarım.

27 Ekim 2006

Varroa Yaşam Döngüsü

İlginç bir not düşmem gerekirse ;
Bizler arı ırk ıslah çalışmaları için izole alanlar yaratıp yakın gen kirlenmelerini önlemeye çalışırken, Varroa arkadaşlarımız kardeşleri ile eşleşiyor ve hiçbir şekilde ırk özelliklerini kaybetmiyorlar.

25 Ekim 2006

Varroa Hikayeleri


Varroanın yaşam süresi ne kadardır?
Kışın petek gözleri arasında 8 ay kadar ;
Yazın 2-3 ay kadar ;
Eğer ergin arı veya larvadan uzakta ise 2-3 gün yaşayabilir.

Bu özelliklerden anlaşılacağı gibi bir şekilde arıdan uzaklaşan veya düşen varroaların tekrar arının üzerine çıkmalarını önleyici tedbirler almak bile mücadelemize katkı verecektir. Bu durumda en uygun mücadele komple tel ile kaplı dip tahtaları kullanmakla sağlanabilir. En alt bölümde de sürgülü olacak ve üzerine düşen varroaların yapışacağı şekilde tedbir alınmış ızgaralar etkiyi daha da arttıracaktır.

Son günlerde gördüğümüz pudra şekeri ile yapılan mücadeledeki amaçta tamamen bu özelliğinden yararlanarak ergin dişileri arıların üzerinden uzaklaştırmaktır.

Göze giren ergin dişi varroayı neden göremeyiz?
Ergin dişi varroa ; arının üzerinden ayrılarak 5 veya 5 ½ günlük özellikle erkek larvaların bulunduğu göze girer. Göze giren ergin dişi varroa kendisini kuluçkadaki larvanın beslendiği besinin içine gömer. Bu yüzden açık larvalara baktığımızda genellikle varroa göremeyiz.


Erkek varroalardan görülen zarar nedir?
Erkek varroaların ağız yapısı arıların hemolenfini emebilecek yapıda olmadığından kapalı göz içersindeki arıya herhangi bir zararı olmamaktadır. Kapalı göz içersinde eşleşme sonrası , diğer eşleşemeyen ve olgunlaşamayan dişilerle birlikte ölürler.

Tabi ki arılara verdiği zarar anlamında bakılacak olursa ; varroa populasyonunun devamını sağladığından ve yaptığımız ilaç uygulamalarından da nasibini almadığından bizler için tam bir gizli düşman , varroalar için ise gizli kahramandır.



Neden varroalar arılardan daha hızlı çoğalır?
Varroaların üreme sürecinde yapılan çalışmalarda işçi arı gözünden 1 – 3 ergin dişi varroa ; erkek arı gözünden 3 – 5 ergin dişinin çıktığı tespit edilmiştir. Bu hız bile arı üreme hızından ortalama 3 kat daha fazladır. Bu ergin dişi varroaların çıktığı gözlerdeki arılarında gördüğü zarar neticesinde sağlıklı olmayışı sebebiyle zarar aslında çok daha büyüktür.

21 Ekim 2006

Sn.Yusuf GÜRBÜZ'ü Ziyaretimden Enstantaneler

Oksalik asit uygulaması ve çiftleştirme kutusundan ana değişikliği öncesi hazırlıklar


Damızlık kafkas arıya püskürtme yöntemiyle oksalik asit uygulaması 1

Damızlık Kafkas arıya püskürtme yöntemiyle oksalik asit uygulaması 2


Damızlık kafkasın yavrulu çerçevesi

Bu Hareket Ne Anlama Geliyor?









Bu hareketi bir çok kez görmüşüzdür. Benim dikkatimi 2 olay daha fazla çekti. Birincisi oğul alıp kovana silkelendikten sonra kovan önünde ; ve anasını kaybetmiş , yumurta yokluğundan ana memesi yapamamış bir kovanı açınca bir çok işçi arı kuyruğunu yukarı kaldırarak kanat çırpıyorlardı. Bu olayın ana kokusu ile alakalı olduğu düşüncesiyle bu hareketin başka ne anlama geldiğini çözmekte zorlanmaktayım , çünkü hiç problemi olmayan bir kovanı açtığımda da bazen bu hareketi birkaç işçi arıda gözlemlemekteyim.
Sayın Murat Çakır'dan Alınan Yorum Aşağıda Arzedilmektedir.
Bu hareket işçi arıların feromon salgılama hareketi. Ana arı dışında işçi arıların da salgıladığı bir takım feromonlar var. Oğul kovana konduğunda ana arının kovanda olduğunu diğer arılara haber vermek için ana arı feromonu salgılıyorlar. Kovan kapağı açıldığında ise diğer arıları uyarmak için alarm feromonu salgılıyorlar. Bu hareketle salgı bezlerini yukarı kaldırıp kanatlarını çırparak feromon kokusunun yayılmasını kolaylaştırıyorlar.

19 Ekim 2006

Arıcı Kimlik Belgesi

Arıcı kimlik belgesi alabilmek için gerekli işlemler ve yapılması gerekenleri kısaca paylaşmak istiyorum.

Öncelikle Arıcı kimlik belgesi hangi kurum tarafından verilir?

Arıcı kimlik belgesi Türkiye Arı Yetiştiricileri Birliği tarafından verilir.

Arıcı kimlik belgesi almak için nereye başvurmak ve hangi belgeleri hazırlamak gerekiyor?

Arıcı kimlik belgesi alabilmek için öncelikle bulunduğunuz ilin Arı yetiştirici birliğine üye veya aday üye olmalısınız.

Bu üyelik için doldurduğunuz form ile birlikte 2 fotoğraf ve nüfus cüzdanı fotokopisini birliğinize bırakıyorsunuz. Birlik tarafından ilgili prosedür çalıştırılarak üye kaydınız yapılıyor ve Türkiye Arı Yetiştiricileri Birliğine evraklarınız gönderiliyor. Onay sonrası Arıcı kimlik belgeniz size ulaştırılıyor.

Peki bu kimlik belgesi ne işe yarayacak ?

Bu konuyu açıklamak için Arıcılık yönetmeliğinde yapılan ve 13 Ağustos 2006 PAZAR tarihinde resmi gazetede yayınlanan değişikliği paylaşmak isterim.

Yerleşme müsaadesi isteyen her arıcı işletme tanımlama numarası ile konaklayacağı ilin, Bakanlık il/ilçe müdürlüğüne başvurarak Arı Konaklama Belgesini alır. Devlet ormanlarında konaklayacak arıcı ise öncelikle Çevre ve Orman Bakanlığının ilgili biriminden alacağı izin belgesine istinaden Arı Konaklama Belgesi alır. Arıcı kimlik belgesi olan arıcıya konaklamada öncelik verilir. Arı Konaklama Belgesini alan arıcı konakladığı ilin, Bakanlık il/ilçe müdürlüğünden hayvan sevklerine mahsus veteriner sağlık raporu alır.

Yönetmelikte bahsedildiği gibi öncelik verilmesi şimdilik mevzuatta gözüken bir ifade....
Uygulanabilirliği yine tartışmaya açılabilir. Ancak yakın bir gelecekte Arıcı kimlik belgesine
sahip olmanın başka avantajlarda sağlayabileceği düşüncesini taşımaktayım.

Her yeni oluşumlarda yaşanabilecek sıkıntılar , Arıcılık sektörünün kayıt altına alınması ve birlik olma çabalarında da yaşanabilmektedir. Bizler arıcılıkla her ne şekilde ilgilenirsek ilgilenelim yapılmaya çalışılan kayıt altına alma ve birlik olma çabaları sonuç itibarıyla bizlerin faydasına olacaktır.

Emeklerimizi çalacak insanlar dün vardılar , bugün varlar , yarın olmamaları için elimizden ne geliyorsa yapmalıyız!

Peki birliklerin ulaşacağı yerleri merak ediyorsanız yabancı dil bilmesek bile ,yurtdışındaki birlik oluşumlarının sitelerindeki fotoğraflarına bile bakmamız yeterli olacaktır.

16 Ekim 2006

Sonbahar Beslemesi


Sonbahar beslemesinde kullanılan şurubun neden koyu olması gerektiği konusu sürekli vurgulanmaktadır?

Verilen şurup su / şeker oranı 1 / 2 olduğuna göre şurup çözeltisindeki su oranı yaklaşık % 33 olmaktadır. Eğer bu verilen şurup petek gözlerine konulup kış yiyeceği olarak saklanacaksa sırlanması gerekmekte olup ; sırlama için bu çözeltideki su oranı %17 'ye düşürülmelidir.
Bu fazla suyu uçurma işlemi gerektiğinden ve hava koşullarının da negatif etkisiyle suyun uçurulamaması bu şurupun gözde ekşimesine sebep olabilecektir.

Şurup oranının 1/1 şeklinde olması ise yaklaşık %50 'lik su ihtiva eden bir çözelti olduğundan suyun uçurulamama riski daha da büyüyecektir.

İllaki sulu şuruplar verme gerekliliği ise ana teşviki için gerekli nektara en yakın maddenin bu şuruplar olduğudur.

Kovan içersinde petekler full bal dolu olsa bile genç işçiler tarafından bu gözler açılarak ana teşviki sağlanamayacaktır.

Kısacası dışarıdan bir şey bulmadıktan sonra ana arıyı yumurtlamak için teşvik etmeyeceklerdir.

Peki polen gerekmez mi ?

Zaten sonbaharda yaptığımız beslemeler sonucu arılar çılgın gibi polen toplamıyorlar mı!!!!

Şu anda polen var ama bazı bölgelerdeki nektar bulmaktaki sıkıntıyı da bizler tamamlayacağız.......

Toparlamak gerekirse sonbaharda arılarımızı ister balları olsun ister olmasın sonbahar beslemesine tabi tutmalıyız.

Bugünlerde her bir kapalı yavru ilkbaharda hazır bir eleman olacaktır.

Elemanlarınız bol olsun....

15 Ekim 2006

Kışlatmada Bölme Tahtası Ve Örtü Tahtası Uygulaması





Kışlatma öncesi kovan içinin düzenlenmesi için kullanılan bölme tahtası uygulaması

Kovanın üstünü kapatmakta kullanılan örtü tahtası uygulaması




Bu görüntüler Eskişehir'den Sn. Yusuf GÜRBÜZ tarafından gönderilmiştir.

Kışlatma Öncesi Kek Beslemesi



Kışlatma Öncesi Şurupluk İçersinden Kek İle Besleme


Bu tekniğin arılar salkım oluşturmadan uygulanması tavsiye edilmektedir.


Bu teknik Eskişehir'den Sn. Yusuf GÜRBÜZ tarafından uygulanmaktadır.

4 Ekim 2006

Döllenmiş bir kraliçe ; nasıl oluyor da dölsüz yumurta yumurtlayabiliyor ?

Değişik sebeplerle uzun bir süre sonra ; kovanlarımızı açıp kontrol edip , tamamı erkek yavrularla kaplanmış çerçeveleri gördüğümüzde , hep erkek arılardan nefret etmişizdir.




Aslında bu erkek arıların suçu mudur?
Yalancı ana arı veya yalancı ana oluşup , yumurtalar döllenmediği için erkek arıların görülmesi normal bir sonuç olup , erkek arıların suçu hiç değildir. Zaten bu şekilde oluşan erkek arıların vazifelerini tam olarak yerlerine getirmeleri de beklenemez.




Hepimizin bildiği gibi erkek arılar döllenmemiş yumurtadan oluşuyor.

Peki nasıl oluyor da döllenmiş kraliçe , döllenmemiş yumurta yumurtlayabiliyor?

Petek gözü büyüklüğünün bu yumurta döllenmesinde etkisi var mıdır yok mudur.?

Niye teknik arıcılıkta kılavuz petek kullanılması gerektiği söylenmekte?





Bu konu üzerinde üstadların söylediğine göre petek gözü büyüklüğünün yumurtanın döllenip döllenmemesine etkisinin olmadığı yönde....

Hatta iri erkek gözleri içine rahatlıkla döllenmiş yumurta atabildiği yönünde.

O halde kılavuz petek üreticileri hala ölçü olarak niçin işçi yavru gözü büyüklüğünü baz alıyorlar. Gözlerin büyük yapılmasının yani işçi arıların iri olması istenen bir durum değil midir?

Bu aşağıdaki renkli yazı üstadların tamamen yanlış dedikleri bölüm olarak burada durmasında hiç bir sakınca yok. Hipotez olarak bile kalsa tartışılmaya değer.


"""Belki de ilk defa duyuyor olabilirsiniz ama Kraliçe dölsüz yumurtayı kendi iradesi ile yumurtlamıyor.

Hiç merak ettiniz mi niye teknik arıcılıkta kılavuz petek kullanılması gerektiği söylenmekte?
Şimdi bunun sebebi ile erkek arı olacak dölsüz yumurtanın nasıl olduğu konusuna aynı anda cevap
bulabileceğiz.

Sperma kesesi dolu olan bir kraliçenin yumurta kanallarından gelen yumurta , işçi arı olabilecek genişlikte kabartılmış petek gözüne bırakmak üzere yumurtlama pozisyonu aldığında , petek gözünün darlığı ile pozisyonu gereği karnını sıkmak zorunda olduğundan yumurta geçerken sperma pompası tarafından pompalanan sperma ile bulaşır ve göze döllü yumurta olarak düşer.

Aynı şekilde gelen yumurta , petek gözleri büyük ise ana arı karnını sıkmadan göze girebildiği için yumurta kanalı ile sperma kesesi arası uzaklaşır ve yumurtlama pozisyonunda sperma pompası tarafından pompalanan sperma ile bulaşmadan geçer ve göze dölsüz yumurta olarak düşer.

O halde erkek arı oluşumunu sağlamak , o gözleri inşa eden işçi arıların kontrolünde olduğunu söyleyebiliriz. İşte bu yüzden kılavuz petek kullanarak hem erkek gözü inşa etmelerini engelleyebilir hem de erkek arı yerine işçi arı sayısının artışı ile verimliliği sağlayabiliriz."""

3 Ekim 2006

İşçi Arının Çalışma Takvimi



Bir yabancı siteden bulduğum takvim , tarafımdan hiç işimiz yokmuş gibi Türkçeleştirilerek ve tekrar Excel'de çizilerek paylaşımınıza sunulmuştur.....


Orijinali böyleydi.