26 Kasım 2006

Gıda 2006 Fuarı

GIDA 2006
14. Uluslararası Gıda Ürünleri ve Teknolojileri Fuarı 22-25 KASIM 2006 tarihleri arasında İstanbul CNR Fuar Merkezi 30.000 m² alanda gerçekleştirildi.
Fuara tüm gıda ürünleri ve ambalajlama ile ilgili 275 kuruluş ve oluşum katılarak sektöre ivme kazandırılmaya çalışıldı.


Fuarın katılımcılarından olan Fethiye Arıcılar Kooperatifi standı...

Fotoğrafta fuar katılımcılarının arıcılık üzerine ve bal sektörü üzerine yaptıkları sohbetten bir enstantane..

Soldan Sağa : Oturanlar (Yaşlılar)

Fethiye standının 2 yetkilisi ,Sn. Yalçın SEZER , Sn. Murat ÇAKIR

Ayaktakiler (Gençler) Sn. Bahtiyar KOR , Sn. Ali TÜRK




Koskoca fuarda işimize yarayacağı söylenen ve resmi gönderilen hamur makinesi..

Ne işimize yarayacak derseniz kek yapmak için...

Fuarda bir bal standı.


Fuarda bir bal standı daha.


3 fuar katılımcısı

Soldan Sağa : Uzman Biyolog Sn. Yalçın SEZER , Sanal alem sorumlusu Sn. Murat ÇAKIR , Arı yetiştiricisi Sn. Bahtiyar KOR

Bundan Sonraki Resimler İçin Yorum Yapmama Kararı Vermiştim Ama Dayanamayacağım.

Hocam fuarı gezmeye mi gelmiş yoksa.....


Bahtiyar ağabeyimiz için fuar bayağı verimli geçmiş...

Yalçın hocam afiyet olsun.......


Murat ağabeyin potansiyel olarak yemesi doğal çünkü yediklerinin hakkını bir tek kendisi vermiş. (Profilden helva göbeği belli değil ama..)

Hocam Uzman biyolog musun yoksa gurme mi ? Bal standlarında bu kadar ilgilenmemişler....

Bu resimleri medyaya dağıtan medya dostu Sn. Ali TÜRK ağabeyimize hürmetlerimizi sunuyoruz. Yaptığı bu başarılı çalışmaların devamını diliyoruz.

(Bir daha fuarı televizyonda görürsün...)

24 Kasım 2006

Öğretmenler Gününüz Kutlu Olsun.

Öğretmenlerimize saygı göstermek için 24 Kasım tarihi bir vesile olsa da ; saygıyı her an hakettikleri gerçeğini herkes kabul eder. Günümüz uygulamalarının ise ; maalesef öğretmenlere hediye alma yarışına dönüşmesi de ayrıca düşündürücüdür.
Öğretmenler bence kendilerine hediye verilmesini değil , saygı bekliyorlar diye düşünüyoruz.

Şu anda aramızdan ayrılmış olan ve hayatta olan , bize emeği geçen tüm öğretmenlerimize saygı ve hürmetlerimizi sunuyoruz.



Arıcılık ; en fazla öğretmen-öğrenci ilişkisi olması gereken bir uğraş dalıdır.
Hem teori , hem de pratik uygulamalar gerektiren bu uğraş içersinde bizlere öğrettikleri herşey için saygıdeğer büyüklerimizin ve arkadaşlarımızın da böyle bir günde saygıyı hakettiklerini düşünüyor ve kendilerine bizleri böyle uğraşla tanıştırdıkları ve öğrettikleri için sonsuz teşekkürler ediyoruz.




Tüm dallarda olduğu gibi ; teknik uygulamalardaki gelişmeleri takip edebilmek için , eğitim devamlılığı gerekli olduğundan , gelişmeleri takip etmeli ve öğrendiklerimizi paylaşmalıyız.

23 Kasım 2006

Bu Kadar Basit Bir Serüven Değildir.

Çok kısa anlatımla 21 günde işçi arının petek gözünden çıkması ile sonuçlanan aşamaların aslında ne kadar çok zahmetli ve inanılmaz olduğunu anlatmaya sayısızca kitaplar yazılmış ve yazılmaya devam etmektedir. Tabi ki bu aşamaları uygun zamanda ve sürekli olarak kolonilere yaptırmak ; arıcılık temel kurallarındandır. Kuluçkalıklarınız uygun zamanda sağlıklı yavrular ile dolsun.

21 Kasım 2006

Arıcılığa Başlamak

Arıcılığa başlamak için neler yapmak gerekiyor?

Yukarıdaki sorunun cevabını alabilmek için yine bir çok soru ortaya çıkar.

Aklımıza gelen soruları açıklamalarıyla sıralayalım.

Arıcılığa başlama fikri nereden aklınıza geldi?
Bu fikir kafanızda oluştuğunda zaten arıcılık ile bir şekilde tanıştığınızı gösterir ki iyi bir gelişmedir. Genellikle arıcılık yapma fikri , aile ve iş arkadaşlarından birisinin arıcılık ile uğraşması veya yaptığınız meslek gereği uygulama alanlarında arıları ve arıcıları görerek oluşabilir. Son yıllarda oluşan sahte bal söylentileri de sizi kendi bal ihtiyacınızı karşılamanız gerektiği düşüncesine itmiş olabilir.

Hedef kitlemiz olmamasına rağmen profesyonel arıcılık yapmak istiyorsanız; eğer hiç tecrübeniz yok ve arıcılığa başlamaktaki sebebiniz tamamen ailenizin geçimini sağlayabilecek kazancı elde etmek ise ilk etapta sonu hüsranla sonuçlanabilecek bir başlangıç olur. Çünkü arıcılık başlangıç yıllarında çok kazanç sağlanabilecek bir üretim dalı değildir.

Kaç kovan ile başlamalıyım?
Kovan sayısı belirlemedeki faktörleri saymaya çalışalım. Bu kovanları ve tabi ki içersindeki arıları elde etmekte gerekecek maddi hazırlığımız ne kadardır? Örnekleyecek olursak ; Boş kovan fiyatları özelliklerine göre ilavesi ve boş çerçeveleri ile birlikte 55-75 YTL. arasında değişmektedir. Kendi imkanlarınızla yaptıracağınız veya yaptırdığınız kovan sayısı sizin ilerdeki yıllardaki hedeflerinizi karşılayabilecek sayıda değilse farklı yerlerden alacağınız veya yaptıracağınız kovanlar ile standardizasyon sorunu ile karşı karşıya kalabilirsiniz. Kesinlikle tavsiye edilen konu tüm alacağınız kovanların standart ölçülerde olmasıdır.(Arısı ile birlikte size verilen kovanlar standart ölçülerde olmama ihtimali çok yüksektir.) Alacağınız kovanların polenlikli olması özellikle havalandırma açısından da fayda sağlayacaktır.
Kovanınız mevcut ve sadece arı alacaksanız mevsimsel ve yöresel olarak değişmesine rağmen 1 çerçeve arı 12-17 YTL. arasındadır. Kışa girerken alınacak 6 çerçeveli koloni fiyatı 75-100 YTL. arasında tutacaktır. Sonuç olarak 1 arılı kovan maliyeti 130-175 YTL. arasında bir değişmektedir. Güçlü koloniler satın almak istediğinizde bu fiyatlar 200-250 YTL.’ye kadar çıkabilmektedir.
Bu maddi boyutta göz önünde bulundurularak alınabilecek koloni sayısı belirlenmelidir. Tavsiye edilen sayı genelde 3 olmasına rağmen 10 koloniye kadar ilk etapta alınabilir.




Kolonileri nereden alabilirim?
Bulunduğunuz bölgede arıcılık yapan şahıslarla iletişimde bulunarak fikirlerini alınız. Unutmayınız ki arıcılar iletişim gücü yüksek kişiler olmalıdırlar. Talebinizi görüştüğünüz arıcılara iletiniz. Dikkat etmeniz gereken konuların başında , alacağınız kolonilerin bölgeye uyumlarını araştırmanız ve sorgulamanız gelmektedir. Arıları alacağınız kişinin aynı zamanda ilk etapta danışabileceğiniz kişi olduğunu da unutmayınız. Gerekirse o arıcının yanında talep edilirse yardımcılık görevi yapılabileceğinizi belirtiniz ve bunun iletişim tekniği açısından da faydalı olduğunu unutmayınız. Diğer bir seçenek bulunduğunuz il/ilçede arı yetiştirici veya bal üretici birliği var ise oraya müracaat ederek yardımcı olmaları için talebinizi bildirebilirsiniz.

Kolonileri hangi mevsimde alabilirim?
Genellikle ilkbahar mevsimi önerilse de , her mevsimin riskleri ve avantajları bulunmaktadır. Özellikle sonbaharda alıp ta , arılarında ilk deneyim olarak kışlatmayı öğrenenlerin , ilkbahara kadar arı sahibi olmanın verdiği araştırma ruhu sebebiyle daha başarılı sonuçlar alınabildiği görülmektedir.

Kolonilerimi nereye koyabilirim?
Kolonilerin koyulacağı yeri önceden ayarlamış olmanız gerekir. Öncelikle ulaşımınız açısından ikametinize yakın , meskun mahalden uzak yer seçimi yapmanız gerekir. Size yakın bir köy , kendinize veya tanıdığınıza ait bir çiftlik olabilir. Köylerde yer için muhtara başvurarak yardım isteyebilirsiniz. Müstakil bir bahçeli ev bile riskli olmasına rağmen 1-2 koloni için uygun olabilir.Çalıştığınız işyeri de müsait ise uygun yerlerden birisi olabilir.

Arıcılık temel malzemelerini nereden alabilirim?
Temel arıcılık malzemelerini arıcılık üzerine satış yapan mağazalardan temin edebilirsiniz. Geçici olarak bazı malzemeleri çevrenizdeki arıcılardan edinebilseniz de kendinizin satın alması daha uygun olacaktır. Bir çok malzeme yurtdışı fiyatlarına göre ülkemizde kalite düşüklüğü olmasına rağmen hesaplı gözükmektedir.
Fiyatları örnekleyecek olursak ; Maske:6-10 YTL, Körük 6-12 YTL, Eldiven 1-4 YTL, El demiri 3-5 YTL, Boş çerçeve 0,60 – 0,70 YTL , Kılavuz petek Kg. 14-17 YTL. civarındadır.




Arıcılık ile ilgili bilgi ve dokümana nasıl ulaşabilirim?
Siz eğer bu yazıyı okuyorsanız ; internet üzerinden Türkçe içerikli sayıları çok olmasa da bazı sitelerden faydalanabilirsiniz.Yabancı dilin faydası her uğraşta olduğu gibi arıcılıkta da karşımıza çıkıyor. Çünkü yabancı kaynaklı bilgi ve doküman bulma şansı çok daha fazla gözüküyor. Yine de kitap edinmek isterseniz arıcılık kitapları genellikle kitapevlerinde satılmıyor olup , arıcılık malzemeleri satan yerlerden veya internet üzerinden sipariş ile alınabilir. Unutmayınız ki tecrübe para ile satın alınamayan en pahalı değerlerdendir. Kitapta yazılanlar size referans olabilir ama uygulama sonucunu görmeden bazı konularda fikir edinmek çok zor olabilir. Çevrenizde arıcılığı çok iyi bildiğini iddia eden veya başkaları tarafından mükemmel arıcıdır diye gösterilen herkesin gerçekte öyle olmadığını deneyimler kazandıkça anlayabilirsiniz. Çünkü uğraşılan işin komplikeliği dolayısı ile mükemmel arıcı henüz yoktur belki de olmayacaktır. Mükemmellik , ulaşamasanız dahi sizlerin peşinde koşacağı hedef olmalıdır.



Arılarımla her zaman ilgilenmek zorunda mıyım?
Bir çok hayvancılık dalında yapılacak yetiştiricilikte , yapılacak işin durumuna göre mutlaka her gün hayvanlarla ilgilenilmesi gerekirken ; arıcılıkta her gün arının yapılması gereken işi yoktur. Uzun süre bakılmasa bile ; hedeflerde sapmalar olmasına rağmen arılar kendi idamelerini sağlarlar.


Dikkat edilmesi gereken birkaç konu daha ;

*** Daha önce sizi arı sokmuş ve alerji olmuşsanız , mutlaka alerji testi yaptırınız ve alerjik durumunuz varsa tedavi olunuz veya çok iyi korunma metotlarını uygulayınız.
Eğer alerjiniz yoksa arı sokmasının faydalarından yararlanınız. (Arı zehrinin faydalarının tam olarak açıklanamamasına rağmen , yurtdışında arı zehri araştırma çalışmalarına devam edilmektedir..)

*** Çok iyi bir gözlemcilik yapınız ve koloninizdeki her gelişmeyi kayıt ediniz.

*** İklim değişikliklerini kayıt altına almaya çalışınız.

*** Ne olursa olsun öncelikle bulunduğunuz çevreye saygılı olunuz ve kirletmek bir yana bulunduğunuz bölgeyi temizleyiniz.

*** Bulunduğunuz bölgede açılacak olan her türlü arıcılık ile ilgili kurslara katılarak eğitim alıp , kurs sonu belgelerinizi alınız. Arıcılık ile ilgili toplantı , kongre vb. etkinlikleri takip ediniz. (Her uğraşta olduğu gibi arıcılıkta da eğitim süreklidir.)

*** İlk başlangıç yapıldıktan sonra bulunduğunuz bölgedeki birliklere üye olunuz ve arıcılık işletmenizi tanımlatmak için girişimde bulununuz.

***Yine de soru işaretleriniz devam ediyorsa bazı konuların olgunlaşmasını bir müddet daha bekleyiniz…….

19 Kasım 2006

Kek Tarifleri ve Uygulama Sonuçları

Bir çok yerde sonbahar beslemesinde kullanmak üzere kek tarifleri görmüşüzdür.
Biz de en basit uygulama olan 1 birim bal / 3 birim pudra şekerini kullanarak hazırladık.





Geçen hafta verdiğimiz keklerin bu haftasonu yapılan kontrolde tüketilmekte ve bazılarının bitmek üzere olduğunu görmek güzeldi. Tekrar ikmal edilerek kış stoku desteği sağlanılmaya çalışıldı.

Arıların sevip sevmediğini anlamak için polen kutularını çekerek yaptığımız kontrolde aşağı bölüme şeker kırıntılarının ve atık maddelerin dökülmediğini gözlemledik.



Geçen hafta kekleri Kardelen ile birlikte vermiştik.




Korkmuyorum demek isterdim.




Arıların kekleri güzelce tüketmesinin sebebi belli gibi. Daha küçük arılar
evde başladılar tüketmeye.

18 Kasım 2006

Sonbahar Sıvı Besleme Hedefleri ve Uygulamalar

Tüm çalışmalarda olduğu gibi , sonbahar beslemesinde de ulaşılması gereken hedefin belirlenmesi gerekmektedir. Bu hedeflere ulaşabilmek için gerekli uygulamaların neler olması gerektiği , sahip olunması gerekebilecek teçhizatlar ve zaten mevcut olan teçhizatların nasıl kullanılması gerektiği konuları önem taşımaktadır.

Sonbahar beslemesinde kullanılacak sıvı besleme metodu ile ilgili bizleri ilgilendirebilecek 3 hedef belirleyecek ve bunun üzerinde kendi yaptığımız uygulamaları da değerlendireceğiz.

Hedef 1: Ana arının yumurta hızını arttırmak…
Hedef 2: Koloninin kışlık stok miktarını arttırmak…
Hedef 3: Hem ana arının yumurta hızını arttırmak , hem de kışlık stok miktarını arttırmak…

Hedef belirlemede tüm uygulamalarda olduğu gibi , arıların bulunduğu bölgenin önemi göz ardı edilemez.

Tüm hedeflerde uygulama tarihlerini belirlemek bölgesel farklılıklar açısından zor olmaktadır.
Bu nedenle genel ifadeler seçmek doğru olacaktır.

Tüm uygulamalarda sıvı beslemede kullanılacak şurubun 1 birim su / 2 birim şeker şeklinde hazırlanması esas alınacaktır.

Kendi uygulamamızı paylaşıp , bunun üzerine hedef belirlemenin ve bu hedefe ulaşabilmek için yapılması gerekenlerin önemi üzerinde durmalıyız. (Çünkü hiçbir zaman arıcılıkta iktisatta olduğu gibi “diğer koşullar sabitken” kuralı geçerli değildir.)

Kısaca uygulamamızdan bahsedelim…..
Uygulama İç Anadolu bölgesi koşullarında gerçekleşmiştir.

Hedefimiz yukarıda bahsedilen 3 numaralı hedef ile çok örtüşmekteydi.

Sıvı besleme uygulama başlangıç tarihi….
22 Ağustos 2006 Salı (Bu tarihte nektar akımı minimum düzeye inmişti.)
Sıvı besleme uygulama bitiş tarihi….
27 Eylül 2006 Çarşamba
Sıvı besleme uygulama sayısı….
13 kez
Sıvı besleme uygulama zaman aralığı….
En az 2 gün , en çok 4 gün
Kovan başına uygulamanın tamamında verilen şurup miktarı….
Yaklaşık koloni gücüne göre ortalama 6 litre

Bu uygulamalarda normal plastik şerbetlikler kullanılmıştır.


Bizim de kullandığımız şerbet kutusu örneği...(Sn.Yusuf GÜRBÜZ tarafından gönderilmiştir.)

Bu uygulama sonrasında 08 Ekim 2006 Pazar günü şerbetlikler toplanmış ve her koloniye 1 kg. kek verilmiştir.

Uygulama sonrası gelişmeler………
Uygulamanın başlangıç günleri sonrası ana arıların yumurtlama hızlarında artış ve peteklere şurup stoku yapılması çok rahat gözlemlenebildi.
Uygulamanın ortalarında yumurta hızı iyice arttı ve bu dönem için belki de maksimum seviyeye ulaştı , fakat şurup stoku durma noktasına geldi.

Uygulama sonunda hedefin bir bölümü yani ana arının yumurta hızını arttırma gerçekleşmiş , ancak kış stok yapılması hedefi tam aksine bir durum ile gerçekleşmiştir.

Çünkü uygulama sonuna doğru verilen şurup , kış stoku yapmak şöyle dursun larva beslemesine bile yetmemiş , koloni kendi stoklarından kullanma ihtiyacı hissetmiş ve kullanmıştır.

Bu durum nektar akışının aralıklarla devam ettiği bölgelerde bir handikap yaratmayabilir , ancak İç Anadolu bölgesinde sonbaharda nektar akışı yok denecek düzeylerde seyretmiştir.
Polen derleme sıkıntısı görülmemiş , Kasım ayının hava soğuyana kadar ki bölümüne kadar kolonilere polen girişleri gözlemlenmiştir.

Öyleyse 3 numaralı hedef seçilip bu uygulama ile bu hedefe nasıl ulaşılabilirdi?
Uygulama başlangıç ve devam sürecinde herhangi bir problem gözükmemekte , final bölümünde yapılması gereken ve yapılamayan bir uygulama eksikliği bulunmaktadır.

Nedir bu final uygulaması?
Aslında bu uygulama için farklı yerlerde gördüğümüz bir büyük kapasiteli şurupluk gerekmektedir. Şu anda kullandığımız küçük şurupluklar ile bu uygulama sağlanabilse de
uygulama finalinde 2-3 gün her akşamüstü arılığa gitme zorunluluğu doğuran bir durum oluşmaktadır.

Yabancı bir siteden derlenmiş bir şerbet uygulaması örneği-1..


Yabancı bir siteden derlenmiş bir şerbet uygulaması örneği-2..

Final uygulamasında her koloniye gücüne göre ihtiyacından fazla olarak tercih edileni bir kerede olacak şekilde 3-5 litrelik şok bir besleme yapmak gerekliliğidir.Küçük şurupluklar ile ise 2-3 akşamüstü uygulaması ile bu miktarın verilmesidir. Bu verilen bol miktardaki şurup ihtiyaç fazlası olduğundan koloniyi kış stokuna yöneltecektir.

Bizim uygulamamızda yaptığımız eksikliği yani kış stokunu yaptıramamayı kek ile besleyerek ikame etmeyi uyguluyor ve devam etmeyi planlıyoruz.

Sonuç olarak yaptığımız uygulamada belirlenen hedef ile uygulama arasındaki uyumsuzluk giderilebilir bir problem olmasına rağmen , koloninin stok planlamasını bozmuş ve koloniyi müdahale edilmez ise zor durumda bırakmıştır.3 numaralı hedef belirlenmesine rağmen 1 numaralı hedef ile uyuşan uygulama yapılmıştır.

2 numaralı hedefi ise tek başına uygulamaktansa 3 numaralı hedefte yapılacak uygulamanın başlangıç kısmı kısa tutularak hem ana yumurtlama hızı az miktarda arttırılıp hem de stok tamamlaması yaptırılabilir.

Bu uygulama sonucunda oluşan , kışa genç arılarla girme durumu sonuçlarının ancak baharda görülebileceği düşüncesiyle , eğer sonucun olumlu olması durumunda hedefimizin 3 numaralı hedef olması gerektiği ve uygulamanın yine bu hedef doğrultusunda planlanması ve uygulanmasını sonuca göre paylaşacağız.




Kovanın üzerine boş ilave konularak kullanılabilecek bir şerbet kutusu örneği...




Bu uygulama paylaşımlarının hedefi , profesyonel olarak bu konularda çalışanlar (Çünkü onlar mükemmeli yakaladıklarını zannederler.) değil , kısaca tarifiyle bizim gibi hobi olarak uğraşan kişilerdir. Çünkü burada paylaşmaya çalıştığımız şeyler için yüzlerce tenkit ve yanlışlık bildirilebilir. Bazı uygulamalar için herkes tarafından uygulanabilirliği de tartışmalı bir konudur. Final olarak önce paylaş , sonra eleştir diyelim olsun bitsin.
Saygılarımızla.

16 Kasım 2006

Arılar Sabırlı Canlılar Gibi Gözüküyor.

Eğer arılar savunma silahlarına sahip olmasalardı ; son yıllarda doğanın bu kadar tahrip edildiği ortamda nesillerini nasıl devam ettirirlerdi sorusuna verilecek cevap , yediğimiz iğnelerin acısını biraz olsun hafifletiyor.
Bir de arıların yerine kendinizi koyunuz. Günlerce polen , nektar , su ve propolis taşı.
Her gün anayı arısütü ile besle. Binlerce yavruya bakıcılık yap. Bu yetmezmiş gibi doğada nektar bollaştığı zaman ihtiyatlı davranarak fazla birikimler yap. Derken yaptığın tüm çabaları hiçe sayan insanlar gelsin biriktirdiklerini alsınlar. Arılar bizlere çok iyi davranıyorlar çok.
Ayrıca bu yetmezmiş gibi tam düzeni yerine oturtuk demeye kalmadan kapağı açıp çerçeveleri kurcalayan insanlar.
Bakın kızdırmayın bizi ona göre. Sabrımızı fazla zorlamayın.
Yoksa..............

Arının vücudundan ayrıldığı halde bile müdahale edilmediğinde zehirin vücuda zerkedilme işlemi devam eder.


Şahane bir hazırlık var........


İnsan tenine girdiği zaman neden arının vücudundan koptuğu mikroelektron mikroskop görüntü ve animasyon görüntülerde açıkça görülüyor.



Mikroelektron mikroskop görüntüsü

Not: Yukarıdaki fotoğraflar değişik yerlerden derlenmiş olup ; fotoğraf sahiplerine teşekkürü borç biliriz.

14 Kasım 2006

Kış hazırlıkları




Arka eğimlerini yükselttik. Üstlerine koruyucuları koyduk.Zaten fistanlar çoktan giyilmişti. Kısmet bakalım....

13 Kasım 2006

Ey Fırıncılar.....

20 haneli , ulaşım imkanı olmayan ve tutkular yüzünden çekip gitmenin çok zor olduğu bir yerleşim yerinden bahsedelim biraz.
Bu yerleşim yeri hepimizin çok yakınında hatta biz burada yaşamaktayız ve farkında değiliz belki de.

Bu yerleşim yerinde bulunan , özel izinler ve eğitimler alarak üretim yapan ve çok iyi kontrol edildiğini zannettiğimiz bir ekmek fırını mevcut. Ancak bu fırın sadece 5 hanenin taze , lezzetli ve sıcacık ekmek ihtiyacını karşılayabiliyor. Bu taze ekmeklerin çıkış saati de devamlı değişmektedir.

Ayrıca fırında her gün üretiminin nasıl ve hangi metotlar ile yapıldığı konusunda şüpheler bulunan taş gibi ,soğuk ve lezzetsiz yaklaşık 5 hanenin daha ihtiyacını karşılayabilecek ekmeklerde bulunabilmektedir. Fırıncı bu sattığı 5 hanelik sıcak ve 5 hanelik soğuk ekmek ile hayatını çok rahat şekilde idame ettirebilmekte , üretim talebini sadece soğuk ekmek ile arttırabileceğini hissettirmektedir.

Bu yerleşim yerinde birkaç gün aç kalmak aslında pek sorun yaratmamakta , aç kaldığınızda yaptığınız çalışmalarda verim düşüklüğü olmaktadır.


Fırıncı ile aranız çok iyi değilse ;

Bu yerleşim yerinde yaşayıp ; taze ekmek yiyebilme şansınız nedir?

Yine bu yerleşim yerinde yaşayıp ; ekmek yiyebilme şansınız nedir?

Ve bu yerleşim yerinde yaşayıp aç kalma şansınız nedir?

Bu yerleşim yerinde aç kalma şansınız , taze ekmek yeme şansınızdan daha yüksektir.

Öyleyse ne yapmak gerekiyor?

Bu yerleşim yerinde değişik metotlarla güzel ekmekler yapabilmek için gerekli un , su , tuz ve pişirme aygıtları da mevcut. Fakat bu şekilde ekmeği kendinizin üretmesi gerekiyor. Ekmek üretebilmek için her türlü malzeme olmasına rağmen , yerleşim yerinde bulunup taze ekmek alanların ifadelerine bakarsanız ; sizin yapacağınız ekmeğin çok ama çok lezzetsiz olacağı , fırındaki ekmeklerin çok güzel olduğu yönünde. Hatta siz ekmek yapmayı beceremezsiniz bile. Ekmeği yakarsınız veya çiğ bırakırsınız. Fırındaki soğuk ekmeklerden alanlarda aç kalmadıkları için seslerini çıkarmıyorlar.

Karar vermek sürecinde ise , çocuklarınız acıktıklarını söylemekte ve biraz zahmetli olmasına rağmen eşiniz sizden ekmeğimizi kendimiz yapalım talimatını beklemektedir.

Karar verilir ve ekmekler bu hanede kendi imkanları ile yapılmaya başlanmıştır. İlk günlerde bazen üzeri yanık ekmekler , bazen az pişmiş ekmekler fakat bazen de sımsıcak nar gibi kızarmış lezzetli ekmekler de pişirilmektedir.. Günler geçtikçe evde yapılan ekmeklerdeki kalite daha da yükselmekte ve tüm aile ekmek sorunu yaşamadan hayatını devam ettirebilmektedir. Bazen fırından ekmek kalmadığı için alamayan veya soğuk ekmek alan komşu çocuklarına da sıcak ekmek vermenin mutluluğu yaşanmaktadır. Hatta o komşularında süreç içersinde ekmek temin metodu olarak evde üretime başlamasını görmek daha da mutluluk vericidir.
Üstelik evlerde yapılan ekmek ile yerleşim yerine ait özellikler taşıyan ekmeğinin lezzeti kaybolmamakta ve bazen çok daha lezzetli ekmekler bile üretilmektedir.



Bu duruma yerleşim yerindeki fırıncı açısından bakacak olursak , ekmek satışı durmuş ve ürettiği sıcak ekmekler bile bazen elinde kalmaktadır. Yapılacak 2 şey vardır. Fırını kapatmak veya kaliteli ekmek üretmek. Fırıncının elinde kaliteli ekmek üretmek için imkan olmasına rağmen soğuk ekmeklerin bile satılması onu bu imkanları kullanmaktan alıkoymaktadır.


Bu evde ekmek pişirme metoduna ne kadar süre ile devam etmek gerekir sorusuna cevap çok basit aslında. Fırıncının tüm hanelerin ekmek ihtiyaçlarını en ekonomik ve en verimli şekilde karşılayana kadar sürmelidir. Çünkü artık tüm evler ekmek ihtiyaçlarını karşılayabilmektedir.
Ev halkı açısından evde ekmek üretimde bir sıkıntı bulunmamasına rağmen fırıncı iyi üretimde bulunursa ekmeğin oradan temin edilmesi ev halkının diğer işlerindeki verimini de arttıracaktır.

Sonuç olarak ;

Ey Fırıncılar….
Bizler ekmeklerimizi evde hem de bölgemizdeki en güzel lezzetleri de içerecek şekilde üretmeye başlıyoruz. Sizler şapkalarınızı önünüze koyup düşünmeye başlayın nerede hata yaptık diye… Bu arada hepimize güzel ekmekler yapmaya başladığınızda yine ekmekleri fırından alabileceğimizi de düşünmekteyiz.

Ey evinde ekmek üretenler veya üretecekler….
Ekmek hazırlama , pişirme metotlarınızı , ekmek malzemelerinizi ve gerektiğinde ekmeklerinizi komşularınızla paylaşınız.

Hepinize Afiyet Olsun dileklerimizle.


Yardımcı Teçhizatlar



Yaptığımız veya yapmaya çalıştığımız işlerin gereği kullanılan değişik teçhizatlara ilginin gerçekten büyük olduğu bir uğraşı içersinde olmamıza rağmen , paylaşım konusunda iyi durumda olduğumuzu söylemekte zorlanmaktayız.

İlk bakışta yukarıdaki fotoğrafa baktığımızda göremeyeceğimiz bir kolaylığı sağlayabileceğini söyleyen ve resmi bizlerle paylaşan Kayseri 'den Adige2206 Fatih Ağabeye teşekkür dileklerimizle.

Peki ne amaçla kullanabiliriz ve nasıl temin edebiliriz?

Kullanım amacı çok basit haliyle körük yakmakta , temin yeri olarak bir zamanların trendi Milyoncular'da bulunabileceği bilgisini aldık. Bakalım bulabilecek miyiz?

Gerçekten körük yakmakta faydalı olabilir düşüncesiyle ........

11 Kasım 2006

Şeker Hikayeleri

Hepimiz bir sürü terimler duyarız ve aslında bu terimlerin ne olduğuna pek aldırış etmeden genellikle bu terimlerin tamamını kapsadığını düşündüğümüz genel ismini kullanmaktan istem dışı olarak geri kalmayız. Bu konuda verilebilecek en güzel örneklerden birisi “Şeker” olacaktır. Düşünecek olursak bir çok tatlı şeye şeker , şekerli der geçeriz…

Bu konu ile ilgili yapmaya çalıştığımız derleme sonucunda gördük ki her şey şeker veya şekerli değilmiş.

İşte bazı tanımlar , açıklamalar ve bulunabilen bilgiler…

Dünyada tatlandırıcı talebi, üç değişik kaynaktan karşılanmaktadır.

1. Pancar ve kamıştan üretilen sakaroz kökenli tatlandırıcılar

2. Mısır, buğday, patates gibi nişasta içeren hammaddelerden elde edilen nişasta bazlı glikoz ve benzeri tatlandırıcılar

3. Sakarin, aspartam gibi “şeker hastalarının çaylarında kullandıkları” sentetik tatlandırıcılardır.

Pancar ve kamıştan üretilen sakaroz kökenli şekerler ile nişasta bazlı şekerler kalorili tatlandırıcılar sınıfında, sentetik tatlandırıcılar ise kalorisiz tatlandırıcılar sınıfında yer almaktadır.

Dünyada son zamanlarda kamış şekerinin payı giderek yükselmekte halen dünyada üretilen 130 milyon ton civarındaki şekerin %75 ’ i kamış şekerinden oluşmaktadır. Dünyanın en büyük kamış şekeri üreticisi Brezilya, en büyük pancar şekeri üreticisi ise Avrupa Birliği’dir.

Dünyada 142 milyon ton civarında olan tatlandırıcı pazarında ise kamış ve pancar şekerinin oluşturduğu sakaroz kökenli şekerler % 83

Glikoz ve benzeri nişasta bazlı şekerler % 8

sakarin, aspartam gibi sentetik tatlandırıcılar % 9 paya sahiptir.

Sakaroz , pancar ve kamıştan üretilen bizim kullandığımız toz veya küp beyaz çay şekeridir.

Glikoz ,mısır, buğday, patates gibi nişasta içeren hammaddelerden elde edilen nişasta bazlı tatlandırıcılardır. Ticari glikoz olarak ta adlandırılmaktadır.

Früktoz genellikle meyve şekeri olarak adlandırılır. Çünkü früktoz meyve ve sebzelerde yaygın olarak bulunmakta ve meyveye şekerli tadını vermektedir.

Früktoz , sakaroza göre 1,7 kat daha tatlıdır. Glikoz ise sakarozdan daha az tatlıdır.

Sakaroz bileşiminde früktoz ve glikoz mevcuttur. Sakaroz , asitler ve ısı yardımıyla bu iki bileşime indirgenebilir. Bu indirgenme işlemi sonucu ortaya çıkan şeker invert şekeri olarak adlandırılır.

Sakaroz, doğal olarak canlılar tarafından enzimler ile parçalanarak glikoz ve früktoza yani invert şekere dönüştürülür ve enerji kaynağı olarak kullanılır. Oranlama yapıldığında invert şeker içersinde glikoz daha az , früktoz daha çok yer alır.

Reçel , meyve-sebze içerikli tatlıların yapımında kullanılan sakaroz yani toz şeker , kullanılan meyve-sebzenin asidi ve ısıyla yine invert şekere dönüşür.

Sakarozun yani toz şekerin su ile karıştırılması ve ısıtılması ile oluşan çözelti ise invert şeker değil sadece şurup olarak adlandırılır. Çünkü indirgenme için herhangi bir asit ve enzim içermemektedir.

Enzim: Canlı organizmalardaki kimyasal reaksiyonları hızlandıran protein yapısındaki biyolojik katalizörlerdir. (İnsanlarda şeker ile enzim bağlantısı kuracak olursak , ağzımıza 1 adet attığımız küp şeker sonrası istem dışı salgılanan tükürük salgısını örnek verebiliriz.)

Burada belki de en problemli terim ve tartışmaya açılması gereken ise glikozdur. Çünkü mısır, buğday, patates gibi nişasta içeren hammaddelerden elde edilen nişasta bazlı tatlandırıcı olan ticari glikoz olarak adlandırılmaya başlanan glikoz ile sakarozun indirgendiğinde ortaya çıkan glikozun birbiri ile karıştırılmasıdır. Yaptığımız bir çok araştırmaya rağmen tatmin edici bir açıklamaya ulaşamadığımızı da belirtmek isteriz.


Bu kavramları arıcılık ile ilişkilendirip yorumlamakla bazı kavramların yerine daha da oturabileceğini söyleyebiliriz.



Bal tebliğinde yer alan konumuz ile ilgili maddeleri sıralarsak;

*** Bal; bal arılarının çiçek nektarlarını, bitkilerin veya bitkiler üzerinde yaşayan bazı canlıların salgılarını topladıktan sonra, kendine özgü maddelerle karıştırarak değişikliğe uğratıp, bal peteklerine depoladıkları tatlı maddedir.


*** Bal, kaynağına ve bal özünü bala çeviren arıların salgı bezlerinin salgıladıkları enzimlerin aktivitelerine bağlı olarak yaklaşık 15 çeşit şeker içerir. Ancak, şekerler içersinde büyük çoğunluğu früktoz ve glikoz oluşturur. Balda toplam şeker oranı % 80 dolayındadır.


*** İnvert şeker miktarı; çiçek balında % 65 oranından, salgı balında % 60 oranından az olamaz.

*** Sakkaroz miktarı çiçek balında % 5, salgı balında % 10 oranından fazla olamaz.

*** Bal ticari glikoz içeremez.


Bu şeker ve şeker grupları kavramları ve açıklamaları içersinde tabi ki balı bu kavramlardan ayıran en büyük fark içersinde barındırdığı yaklaşık % 80 ‘ lik şeker ve şeker grupları ve içersinde yine derlendiği yer ve balın peteklerden süzülme zamanına göre değişen yaklaşık % 17 ‘ lik bölümü suyun dışında kalan % 3 ’ lük bölümdür.




Bu bölüm mineral maddeler , proteinler , asitler , enzimler ve vitaminler içerir. Yine bu bölüm balın rengini , kokusunu ve tadını belirleyen en önemli bölümdür. Bu % 3 ‘ lük bölümün haricindeki maddeler doğada diğer kaynaklarda bulunabilmesine ve insanlar tarafından üretilebilmesine rağmen bu küçük miktardaki bölüm sadece bal arılarına mahsus olan özelliklerle diğer bölümlerinde mükemmel karışımıyla oluşan ; yine bu balarılarını yöneten kişiler tarafından gerekli hasat işlemleri sonrası şifa , beslenme kaynağı olarak insanlığın hizmetine sunulmaktadır.

7 Kasım 2006

Mum Güvesi

-7 º C’de 4,5 saat
-12 º C’de 3 saat
-15 º C’de 2 saat
bekletme mum güvesinin bütün evrelerini öldürmektedir.
Kovanlarımızdan sonbaharda aldığımız boş kabarmış petekleri veya süzme sonrası arılara verilerek temizletilmiş ve onartılmış boş kabarmış petekleri bir sonraki sezonda kullanmak üzere saklayabilmeliyiz. Baharda marjinal değeri çok yüksek kabarmış çerçeveler için özellikle belirli bir süre soğutma veya sezon sonundan bahara kadar soğukta tutma gibi seçenekler , kalıntı açısından da herhangi bir risk oluşturmamaktadır.



Büyük çaplı uygulamalarda soğuk hava depoları en uygun alanlar olarak düşünülebilir.
Ancak büyük çaplı uygulamalar olmasına rağmen , sezonun uygun olacağı düşüncesiyle ; dondurma satış dolapları anlaşılarak soğutma amaçlı kullanılabilir.

Küçük çaplı uygulamalarda veya yapılacak denemelere ışık tutması için yapılabilecek ve uyguladığımız bir uygulamayı “sonuçlarını baharda paylaşabilmek umuduyla” arz ediyoruz.

Evlerimizde bulunan buzdolaplarının buzluk kısımları büyüklüklerine göre 4-7 adet boş kabarmış çerçeve alabilmektedir.Akşam üzeri arılık dönüşü buzdolabının büyüklüğüne göre 2 parti değiştirme yapılabilecek şekilde kabarmış boş petekler getirilir.

İlk parti buzluğa konur. Yaklaşık 5 saat sonra çıkartılarak diğer parti buzluğa konulur. Buzluktan çıkartılan kabarmış boş peteklerin her biri şeffaf naylonlara konularak daha önceden hazırlanmış her tarafı kapatılmış yedek kovanlara konularak kapatılır ve uygun serin depolama alanında depolanır.

Her bir çerçevenin ayrı olarak naylona konulması ; yapılan çalışmalara rağmen oluşabilecek mum güvesinin yayılmasını önleyebilmek içindir. Yapılan naylon temin masrafı ; kurtulan bir çerçevenin yeniden elde edilmesinde arılarca harcanacak emek ve balın değerinden çok daha düşüktür.

Eğer soğuk hava depoları ile çalışılacaksa , mevsim itibarıyla meyve ve süt ürünlerinin de soğuk hava depo ihtiyaçları dolayısı ile önceden görüşmeler yapılarak tedbir alınmalıdır.

Önceki yıllarda naftalini bu amaçla kullanmayı tavsiye edenlere ithaf olunur.

6 Kasım 2006

Etkin Etkinlikler



Yeni yapılanmalar içersinde olan üretici birliklerinden gelen etkinlik görüntüleri ;geleceğimize büyük bir meşalenin yakıldığını göstermektedir. Özellikle kortej planlama sürecindeki aşamaları aşarak bu kapsam içerisine bir bal üretici birliğini dahil ettirmeyi başarmanın ve etkinliğe katılarak seslerini duyurmanın gururunu taşıyan ve bizleri de gelecek için heyecanlandıran çalışma ve çabalarından dolayı Gebze Bal Üreticileri Birliği yönetici ve üyelerini en içten dileklerimizle kutluyoruz.



Tüm ülke çapında kurulan veya kurulmakta olan tüm birlik yöneticileri ve birlik üyeleri zaten "yara almış bir sektörde" sadece kişisel veya bölgesel menfaatlerini düşünerek kafaları daha da karıştıracak hazırlıksız demeçler vermekten çok ; bu ve bunun gibi güzel etkinlik çalışmaları içerisinde bulunarak , halk ile bütünleşmenin getireceği kazanımları düşünmelidirler.

4 Kasım 2006

Arılık Yeri Seçimleri



Benim Arıların Yerine Benziyor Sanki.!!!!





Resimlerin orjinalleri için aşağıdaki linki kullanabilirsiniz.
http://maarec.cas.psu.edu/Maarecresource/MAARECManual2.htm

3 Kasım 2006

Kış ve Soba Üzeri Kestane

Kış akşamları soba üzeri kestane muhabbetlerini hep yapmışızdır. Hele tarihlerin 03 Kasım 2006 Cuma 'yı gösterdiği ve mevsimin ilk karının yağdığı Eskişehir'de kestane çok iyi giderdi aslında.




Bizler tabi ki bir de değişik yönden bakacağız bu kestane olgusuna. Ülkemizin sahip olduğu bu varlıkların devamı için tüm ülke insanları olarak elimizden ne geliyorsa yapmalıyız. Bu ağaçların ürettiği nektarlar çok büyük emekler harcanarak , balarıları tarafından bala ve şifaya dönüştürülmektedir.



Bu nektarları toplayabilecek balarısı kolonileri yöneten tüm bölge arıcılarına yaptıkları hizmetler için teşekkürü borç bilmeliyiz.

Bizimle yukarıdaki 2 resmi paylaşan Zonguldak İli Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Sn. Selahattin Güney'e saygı ve hürmetlerimizle.

İşletme Tanımlama Numarası Almak İçin Gerekli İşlemler-1

Daha önceki günlerde sizlerle paylaşmış olduğum işletme tanımlama numarası ile ilgili işlemler sonuçlandı.

Ne gibi belge ve evraklar verildiğini ve bu belgelere sahip olmak isteyen arıcılarımızın bilgilenmeleri amaçlı aşağıda arz edilecektir.

Öncelikle başvurunuzda yapmanız gereken konular önceki günlerde yine bu blogta sizlerle paylaşılmıştı.

Bu başvuru sonrası neticelendirilen tescilde ;

T.C. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ...... İl Müdürlüğü
"BAL ÜRETİCİ RUHSATI"



Sizin bilgilerinizi içeren ve başvurunuzun yapıldığı il/ilçe müdürü tarafından imzalanan bir belge veriliyor.



İkinci bir belge olarak "İŞLETME TESCİL BELGESİ" veriliyor.
Bu belge ile sizin Arıcılık İşletmenizin yeri , özellikleri ve tanımlama numarası veriliyor.

Son olarakta
"ARILARDA KULLANILAN VE VETERİNER İLAÇLARI İÇİN İŞLETME KAYIT DEFTERİ"
veriliyor. Defter 40 yaprak olarak düzenlenmiş ve yine ön sayfada İşletme Bilgilerini içeriyor.

İşletme Kayıt Defteri iç sayfalarında bulunduğunuz T.C. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ...... İl / İlçe Müdürlüğü Hayvan Sağlığı Şube Müdürlüğü Veteriner hekimleri ve işletme sahibi tarafından hastalık ve kullanılan ilaç bilgileri imzalanarak kayıt altına alınıyor.
Bu belgeleri olmayan arıcılık uğraşı içersindeki kişilerin bu belgeleri almaları kendisine sağlayacağı yararlar yanında ülke tarımının kayıt altına alınması bakımından çok önemli bir gelişme olacaktır.
Aslında " arabayı ehliyetin sürmediğini " unutmadan dikkatimizi işlerimize vereceğiz , bulduğumuz veya gördüğümüz her türlü olumlu gelişmeyi paylaşarak arıcılığımızı daha da ileri noktalara götürmek için konumumuz ne olursa olsun sonuna kadar çaba göstermeliyiz.
Saygılarımla.

2 Kasım 2006

İşletme Tanımlama Numarası İçin Gerekli İşlemler

İşletmenizin boyutu ne olursa olsun kayıt altına alınabilmesi ve tescil edilmesi için İşletme Tanımlama Numarası almanız gerekmektedir.
Bu işletme tanımlaması ve tescil işlemi için
T.C.
TARIM ve KÖYİŞLERİ BAKANLIĞI
İl/İlçe Koruma ve Kontrol birimine uğrayarak size verilecek olan ve
aşağıda örnek verilen formu dolduracaksınız ve nüfus cüzdanınızın fotokopisini ekleyerek evrakları ilgili birime vererek işletmenizin tanımlanmasını sağlamanız gerekmektedir.
EK-1 İşletme Tanımlanması ve Tescil Müracaat Formu
İŞLETME TANIMLANMASI VE TESCİL MÜRACAAT FORMU
Bildirimde bulunulan işletmenin,
Adı:
Açılış Tarihi:
İşletme tipi:
a) Sabit Arı işletmesi
b) Gezginci Arı işletmesi
c) Ana Arı işletmesi
d) Damızlık Ana Arı işletmesi
e) Kombine Arı işletmesi
Arıcılık Birliğine Üye ise Üyelik Tarihi:

İşletme Sorumlusunun,
Adı ve Soyadı :
T.C. Kimlik No:

İli:
İlçesi:
Köyü:
Mahallesi: Cadde:
Sokak:
Bina No:
Posta Kodu:
Telefon No:
Fax no:
İşletmede bulunan hayvan/kovan varlığı
Kovan:
Sığır:
Manda:
Keçi:
Koyun:
At:
Merkep:
Kanatlı:
Köpek:
Kedi:
Domuz:
Diğer:
İşletmenin Büyüklüğü (İşletmenin
maksimum hayvan/kovan kapasitesi):
................İl/İlçe Müdürlüğüne
Hayvan/Kovan bulunan işletmemin
tanımlanmasını ve tescilini arz ederim.
Tarih:
İmza:

1 Kasım 2006

Arıcılık Malzemelerinin Temizlenmesi ve Dezenfektasyonu

Kullanılacak temizleme ve dezenfektasyon suyunun hazırlanması

“Sodyum hipoklorit” diğer bildiğimiz ismiyle çamaşır suyunun 7,5 gramını 1litre temiz suda seyrelterek hazırlanabilecektir.

Çamaşır suyunun tekstil ürünleri üzerinde beyazlatıcı ve renk alıcı etkisi sebebiyle seyreltme esnasında dikkatli olunmalıdır. Seyreltildikten sonra bile risk devam ettiğinden suyun giysilerimize temasından kaçınmalıyız.


Temizleme ve dezenfektasyon işlemi

Özellikle sezon sonunda ve sezon başlangıcında olmak üzere kullandığımız aletleri hazırladığımız temizleme suyuna daldırarak ve duruma göre ovalayarak yapmalıyız. Yıkama ve temizleme sonrası aletlerin kuruması için açık havada havalanmalarını sağlamalıyız. Aletlerimizi kullanmadığımız zamanlarda dış etkenlerden uzak bir yerde muhafaza etmeliyiz.

Ayrıca bakteri kaynaklı hastalık şüphesi olan durumlarda yine bu temizlik işlemlerini yapmalıyız.

Hazırlanacak temizleme suyunun çok düşük maliyetinin yanında getireceği katma değer çok yüksek olacaktır.




Tüm arıcı dostlarımızın bugünlerde bu temizliklerini yapmaları dileklerimizle …..



Bir not:
Yıl 1785 : Evde kullanılan çamaşır suyundaki etken madde olan sodyum hipoklorit, Fransız kimyacı Claude Louis Berthollet tarafından bulundu.
Yıl 1880 : Louis Pasteur, sodyum hipoklorit’in mikrop öldürücü özelliği olduğunu belirledi.
Yıl 2006 : Halil Bilen arı malzemeleri temizliğinde kullandı. (Bunu dikkate almasanız da olur.)