31 Aralık 2006

Yeni Yılınız Kutlu Olsun.



Mustafa KEMAL ATATÜRK diyor ki!

Çalışmadan , yorulmadan , üretmeden rahat yaşamak isteyen toplumlar önce haysiyetlerini , sonra hürriyetlerini ve daha sonra da istiklal ve istikballerini kaybederler.

Bayram Ziyaretleri

Kurbanlığı arıların bulunduğu köyden aldığımızdan kesim için haliyle bayram sabahı tüm aile köye gidildi.




Şimdi köye gidip arıları ziyaret etmemek olur mu ?



Hatıra fotoğrafımızda olsun.

30 Aralık 2006

Şehirdeki Kiraz Ağaçları

Çevreci örgütlerin , belediyeler ve sivil toplum örgütlerinin doğayı ve yeşili koruma ve arttırma çabalarını zaman içersinde gözlemliyoruz. Fakat yapılan çalışmalarda özellikle şehir içi yapılanmalarda meyveli ağaçların ekilmesi yurdumuzda hiç rastlanılan bir durum değil.
Meyveli ağaçlar bir yana ıhlamur , akasya gibi eskiden sokak aralarında bulunan ağaçlara da rastlamak mümkün değil.Şehir içi ağaçlandırmalarını birebir arıcılık ile bağdaştırmak tabi ki doğru değil ama görsel şölene dönüşebilecek yapılandırmalarda mümkün.

Japonya’nın bir kenti olduğunu tahmin ettiğim yerdeki görsel şölenden sonra fikirleriniz neler olabilir ki?

Aşağıdaki resimler Sn. Trakyalı Şenol tarafından gönderilmiştir.


Parktaki ağaçlar


Şehrin tam göbeği

Arılar bir görse ne güzel olur.

Parktan bir görünüş daha.


Her yerde ama her yerde ekilmişler ve korunmuşlar.

29 Aralık 2006

Bal Sağımlarında Ekip Planlamaları

Bal sağımı dikkatli , seri ve grup çalışması ile halledilebilen yoğun bir çalışma olup , sezon çalışmalarının karşılığının alındığı zevkli bir uygulamadır.

Bir gün boyunca azami verim alabilmek için ekip planlamaları önem taşımaktadır.
Ekiplerin , aile işletmesi mantığıyla aile içersinden olması istenen bir durumdur.Ancak genellikle bu durum için yeterli katılım sayısı bulunamamakta ve arıcı arkadaş grupları kullanılmaktadır. Arıcılıkta ; diğer işlerde olduğu gibi kısa dönemli mevsimlik işçi dediğimiz tarzda eleman bulma güçlüğü hatta imkansızlığı bulunmaktadır. Büyük işletmelerin zaman içerisinde sezon boyunca çalıştırdıkları elemanların varlığına da şahit olmaktayız.
Belki de arıcılarda gözlemlediğimiz bir sonraki nesil veya arkadaş çevresine arıcılığı aşılama isteği bu gereksinimlerden kaynaklanmaktadır.

Zaman mefhumu gözetilmeyecek durumlarda uygulanacak bizimde zaman zaman uyguladığımız aile tipi ekip ve iş akış planlamasını açıklamaya çalışalım.

Çadır kurulması , çadır içi teçhizat yerleşimi ve diğer ekipmanların hazırlıkları bal sağımından bir gün önce tamamlanmalıdır.
Ekip en az 2 kişiden oluşmalıdır.Eğer bir 3. yardımcı genç eleman varlığı lojistik destek bakımından olayı daha da güzelleştirir.




Yapılacak bal sağımında sabah erken saatlerde genel hazırlıklar yapılarak , bilahare arıların nektar vb. arayışlar ile çalışmaya çıkmalarını takiben 1 kişi kovanları açar , 1 kişi çıkarılan çerçeveleri çadıra taşır ve genellikle genç elemanda körük sıkar ve tüm lojistik desteği sağlar.


Bu hummalı çalışma çadır içersinde çıkarılan çerçevelerin durumuna göre öğle vaktine kadar devam ettirilir. Öğle yemeği sonrası tüm ekip çadıra girerek 1 kişi bal sırlarını açar , 1 kişi çerçeveleri süzme makinesinde çevirir ve yine genç eleman tüm lojistik desteği sağlar.
İçerde yığılan boş süzülmüş petekler eğer kolonilere tekrar verilecekse hava kararmasına yakın çok seri biçimde tüm ekibin elbirliğiyle verilir. Dinlendirme kazanlarındaki ballar tenekelere doldurulur. Çadır ve teçhizat ertesi gün için yapılacak çalışmalar için hazırlanarak istirahata çekilinir.Bu ekip planlamasıyla yaklaşık 100 kovanlı bir işletmedeki bal sağımı 3 günde bitirilebilir.

Fakat genellikle uyguladığımız yöntem kalabalık ekip , dönüşümlü hasat biçimidir.
Ekipte yer alan elemanların arılarının da bal sağımı yapılacak yere çok yakın olmaları durumunda uyguladığımız bu yöntemde ekip sayısı genellikle 5 kişiden oluşur.
2 kişi dış işlerde , 2 kişi çadır içi işlerde ve yine genç eleman lojistik işlerde çalışırlar.

Ormancı Halil Ağabey'e göre en zor iş... Bir kere koltuğuna oturmaya kalktık yerini kaptıracağı için o kadar heyecanlandı ki!!!!!

Sevgili Hacı Dedemiz... Yaşına bakmasanız iyi olur. Biraz eski pehlivandır da.



Sağımı yapılan işletme sahibi genellikle dış işlerde çalışır. Ayrıca yaşlılar genellikle çadır içi işlerde bulunurlar. Aslında sorduğunuzda en zor iş kendi işleridir ve iş değişikliği teklifinizi de hiçbir zaman kabul etmezler.

Uyu bakalım birazdan senin arıların balları sağılacak nasılsa... Kapmam lazımdı koltuğu ama dayı yine hızlı çıktı.


Bir işletme sağımı bittiğinde diğer işletmeye geçildiğinde işletme sahibi eğer daha önce çadır içi işindeyse dışarı çıkarak kovanlarını açma görevini devralır.Ekiplerin birbirlerini tanımaları , bal sağımı uygulamalarını zevkli hale getirmekte , bazen yorgunluğun zirve yaptığı zamanlarda arıcılığı bırakmaya varacak kadar isyanlar gözlemlenmekte fakat sağım bittiğinde de keşke bitmese de biraz daha sağım yapsaydık serzenişlerine şahit olunmaktadır.

Sonuç olarak bir çok teknik gerektiren arıcılıkta , ekip çalışması gerektiren arı nakilleri ve bal sağımları ekip gerektirmektedir.Teknikleri geliştirmek yanında ekipleri oluşturmakta vazgeçilemez bir gerekliliktir.

27 Aralık 2006

Gezginci Arıcılıkta Bal Sağım Çadırı



Gezginci arıcılık yapıldığında , arıların konuşlandığı yer merkez arılığa veya ikamet alanına uzak olduğunda sağılacak çerçeveli / petekli balların nakliyesi yapılamayacağından mutlaka bir kapalı alana ihtiyaç duyulmaktadır.

Gezgin halinde bulunan kovanların yanında kalınma durumu olması halinde yine aynı çadırlardan faydalanılmaktadır.

Kullanılacak çadırlar , içersinde bal sağma için gerekli teçhizatları alabilecek , ballı petekleri ve sağma sonrası boş petekleri koruyabilecek büyüklükte olmalıdır.

Herhangi bir standart ölçüsü olmadığı gibi , değişik amaçlarla üretilmiş çadırlarda bal sağımında veya konaklamada kullanılmaktadır.

Çadır sadece bal sağımında kullanılacaksa bal sağımı yapılacak günden önce kurulmalı ve iç teçhizatları yerleştirilmelidir.

Çadır iskeleti , kurulma ve toplama kolaylığı sağlayacak hafif sök/tak yapılabilecek sağlam materyallerden seçilmelidir.

Çadır bezi , mümkün olduğu kadar dış koşullardan etkilenmeyecek sağlam ve kalın bezden olmalıdır.



Çadır giriş kapısı , giriş/çıkış rahatlığı yaratacak , ancak arı girişine izin vermeyecek şekilde gerekirse ilave tedbirler alınarak dizayn edilmelidir.Çünkü çadır içersine ballı petek nakli yapan ve dışarı çıkan kişiye bazen yardım etmeye müsait kimse bulunmadığından tek başına giriş/çıkış yapma zorunluluğu doğmakta ve bu esnada arı girişine müsaade edilmemelidir. Kendi uygulamamızda ; kapı kendi ağırlığı ile kapanmakta ve hareketli kapıya ve çadırın sabit bölümüne dikilen Amerikan fermuarı da denilen cırt/cırt bantlarla tutturulmaktadır.

Gün içersinde çadıra arı girişleri olmaktadır.Ancak çadır içersine giren arılar bulunan ballarla kursaklarını doldurmakta ve zarar vermemektedir. Arı yoğunluğu arttığı zamanlarda yapılan en kötü hareket bu arıların çadırdan dışarı kovalanmalarıdır. Bal nektar akışı da etkili olmakla birlikte , böyle bir durumda çadırdan dışarı giden arılar kovanlardaki arıları çadıra yönlendirmekte ve durumu belki de çalışılamaz hale getirmekte ve daha da kötüsü arılıkta yağmacılığa bile sebep olmaktadır.

Bu şekilde çadır içersine giren arılar eğer ertesi gün yine bal sağımına devam edilecekse akşamüstü günbatımına yakın kovalanmalıdır.Sabah saatlerinde bu arılar tarafından yine çadır ziyaret edilecek olup , çadıra giriş yapılamaz ve çadırın herhangi bir yerinde bal bulaşması yok ise normal düzeninde devam edilecektir.

Bal sağımı esnasında çadırın zeminine mutlaka naylon vb. materyaller yayılmalı ve gün bitiminde değiştirilmelidir. Kendi uygulamamızda zemine öncelikle karton mukavvalar yayılarak üzerine naylon branda ile kaplama yapılmakta ve gün bitiminde naylon branda yenisi ile değiştirilmektedir.




Bal sağımı esnasında çadırın herhangi bir yerine bal bulaşmasına engel olunmalı , eğer bulaştı ise bol su ile yıkanmalıdır. Çadırın içersinden hiçbir ballı materyal çadır bezine değmeyecek şekilde tedbir alınmalıdır.

Çadır yüksekliği kişilerin rahatlıkla ayakta çalışabileceği yükseklikte olmalıdır. Çadır bezinin etekleri mümkün olduğu kadar uzun olmalı ve yere sabitlenmeleri için değişik metotlar kullanılmalıdır.

Çadır , arıların çalıştığı yönün arka kısmında mümkün olduğu kadar uzakta olmakla birlikte , ballı petekleri taşıyan kişiyi de düşünerek ortak istişare ile belirlenmelidir. Çadır kapısı yine arıların çalıştığı yönün ters istikametinde olmalıdır.

Çadırlarınızda sinek teli ile kaplı dizaynına uygun pencereler bulunmalı ve bal sağımında erken saatlerde bu pencereler çadır içi sıcaklığının yükselmesi için kapalı tutulmalıdır. Bu pencerelerin açık olduğu durumlarda çadır içindeki arılar ile dışarıdan gelen arıların bal alışverişi yapmalarına müsaade edilmemelidir.

Çadırın ilk kurulma anında , hiçbir tedbir es geçilmeden dikkatlice kurulmalıdır. Daha sonra çıkabilecek aksaklıkların telafisi , çok zorlu çalışmalar gerektirebilir.

Çadır temin etme ihtiyacı duyulduğunda mutlaka birkaç arı dostundan görüş alarak ve gerekirse kurulmuş çadırlardan görerek kendi isteklerinizi de belirleyerek karar verilmelidir.Çünkü temin edildikten sonra tadilat yapma zorlukları ile karşılaşılmaktadır.

Çadırlarınız bal sağımı sonrası söküldükten sonra mutlaka tüm iskelet malzemelerinin çivi vb. temizlikleri yapılmalı , ayrıca çadır bezi de yılda en az 1 kez sezon sonunda yıkanarak depolanmalı ve kullanım ömrü arttırılmalıdır.

Sonuç olarak her gezginci arıcıya bir çadır şart.

23 Aralık 2006

Balarılarında Islah veya Seçmeli Yetiştirme

Son günlerde balarılarında ıslah konusu çok fazla gündemde olup , ilgimizi çekmekte ve bizleri araştırmaya itmektedir.

Arı ıslahında anaarının çiftleşme biyolojisinden kaynaklanan engeli aşmak için, seçilerek yetiştirilmiş anaarılar ile bunlarla çiftleşecek erkek arıların doğal çiftleşmelerde 5 km. yarıçapında izole edilmiş bir alan yaratmak ya da laboratuar şartlarında suni tohumlama yöntemleri kullanmak gerekliliği çalışmaları çok zorlaştırmaktadır.




Şu an içinde bulunduğumuz şartlar gereği yapılabileceğimiz ıslah değil , seleksiyon yani seçmeli yetiştirme olabilir. Fakat seçmeli yetiştirmeyi başarmak bile bu şartlar için büyük bir başarı sayılacaktır. Gözlemim şudur ki ; genetik biliminin çok zor ayrıntılarını bilmeden bu seçmeli yetiştirmeyi başarmış bir çok arı dostu bulunmakta olup , kendilerini bu çalışmalarından dolayı kutluyor ve bizlerle tecrübelerini paylaşmaya davet ediyoruz.

Hepimiz biliyoruz ki balarıları topluluk halinde yaşayan sosyal canlılar olup ,sadece kendi koloni düzeni içersinde yaşamlarını sürdürmeye çalışırlar. Yani bir koloni düzeni , arılıkta yan yana dizdiğimiz kovanlardan bazı şartlar dışında bağımsız olarak devam etmektedir. İç koloni düzeni , diğer kolonilerden bağımsız devam ederken ; koloni dışında gerçekleşen şartlarda ( anaarı çiftleşme uçuşu , yağmacılık vb.) tüm arılıktaki ve yakın çevredeki koloniler etkin rol oynamaya başlarlar.

Balarıları uzun yıllar bulundukları bölge faktörlerinin etkisiyle doğal ortamlarda farklılaşarak bölgelere mahsus ırklar ve bu ırklar içersinde de ekotipler oluşmuştur.

Ekotip : Bölgesel koşullara en iyi uyum sağlamış canlı türleri

Balarılarında yaşam döngüsü bir çok canlıya göre daha hızlı olduğundan , genetik ilerlemeler veya bozulmalar diğer canlı türlerine göre çok kısa sürede gerçekleşebilmektedir.

Koloninin istenilen özelliklere sahip olması , o koloninin anaarısının geldiği kolonideki anaarının kendisinin ve döllendiği erkeklerin özelliklerine ve yetişen genç anaarının çiftleşeceği erkeklerin özelliklerine bağlıdır.

Genellikle tüm canlılarda olduğu gibi ; gen aktarımları balarılarında da anaarı ve erkek arılar ile gerçekleşmekte olup balarılarında durum daha da karışıktır.

Kullanılan ana yetiştirme metodu ne olursa olsun ; anaarı yetiştirilecek koloniler , uzun dönem tutulan kayıtlara ve analizlere dayanarak belirlenen ve istenen özelliklerin hepsini ve bir çoğunu taşımalıdırlar.

Bir çok yerde gördüğümüz ve duyduğumuz damızlık koloniler kavramı da bazen karıştırılmaktadır. Ticari sistemler gereği körüklenen bu kavram genellikle yanıltıcı olmaktadır. Damızlık koloni sahibi olmak , bir damızlık anaarı alınıp ve bir koloniye verilmesinden çok farklı bir olgudur. Bu yöntemi uygulayan bir çok arıcı olduğunu çevrenize baktığınızda rahatlıkla görebilirsiniz. Geçmişe ait performanslarının ve bölgemizdeki uyumlarının bilinmediği , damızlık zannedilerek alınan anaarıların fiyatlarının 150-200 YTL. olduğunu da göz önüne alırsak , iktisat kuralı olarak bu seçeneğe talebin ne kadar da çok olduğunu söyleyebiliriz.

Anaarı yetiştirilecek koloniler ister damızlık zannedilerek sağlanmış olsun , ister kendi envanterinizde takip etmiş olduğunuz istediğiniz özelliklere yakın özellikler sergileyen koloniler olsun , mutlaka kontrollü olarak seçilebilmelidir.

Damızlık koloni kavramı ne şekilde anlaşılırsa anlaşılsın ve seçimler ne kadar isabetli yapılırsa yapılsın , yetiştirilecek genç anaarıların çiftleşeceği erkek arıların seçimi bugünkü şartlar altında doğal çiftleşmelerde kontrol edilemeyecektir.

Bu durum seçmeli yetiştirmeye tamamen engel bir durum olmayıp , sadece mükemmelliğe giden genetik ilerleme süresini uzatmaktadır.

Peki arıcılar ıslah yapmak için gerekli altyapıyı sağlayamadıklarını gördüklerinde vazgeçmeleri mi gerekir ?

Yapılması gereken ıslah çalışmalarına başlangıç teşkil eden seçmeli yetiştirmeyi uygulamaktır.

Sahip olduğunuz kolonilerin durumu ve ırkları ne olursa olsun sadece sahip olduğunuz koloniler kullanılarak seçmeli yetiştirme yapılabilir.

Öncelikle bölgenize uyumlu kolonilerle çalışılması gerekliliğini herkes kabul etmektedir.

Tüm kolonilerin ; koloni gelişme hızı, hastalıklara dayanıklılık , hastalıklarla ve zararlılarla mücadele , yaşama gücü , bal verimi , sakinlik ve diğer istediğimiz özelliklerini, tutacağımız kayıtlarla analiz yapmalıyız.

Bu analiz sonuçlarına göre anaarı yetiştirmek için , hangi metot kullanılırsa kullanılsın bu seçilmiş kolonilerden faydalanmalıyız.

Bu istediğimiz özelliklerde kolonilerden yetişen genç anaarıların doğal ortamda çiftleşeceği erkeklere müdahale şansımız olmayacaktır.

İzole edilmiş alanlara sahip olmasak ta erkek arılar için kendimiz ne gibi tedbirler alabiliriz?

Yapılacak seçilerek yetiştirme planlamaları dahilinde , erkek arıların 24 günde ergin hale geldikleri ve 14-16 günde cinsel olgunluğa ulaştıkları göz önüne alınmalı , yine seçilmiş koloniler tarafından çiftleşmeden en az 40 gün önce erkek arı yumurtalarının atılması sağlanmalıdır.

Yetiştirilecek erkek arılar , anaarı yetiştirmek için seçilen kolonilerinden daha fazla olacak şekilde planlanarak akrabalı çiftleşmenin de önüne geçilmelidir.

İzole alanlar olmasa bile uygun erkeklerle çiftleşmedeki şansı arttırmak için arılığımızda devamını istemediğimiz ve iptal edilememiş kolonilerin erkek arı üretimini engellemeli veya üretim yapıldı ise bu gözler bozulmalı , varroa ile mücadeleye de katkı sağlanmalıdır.

Seçilmiş anaarı ve erkek arı kolonilerinden yetişen anaarı ve erkeklerin doğal ortamda çiftleşmeleri ile elde edeceğimiz değerler yine takip edilmeli ve bir plan dahilinde süreklilik kazandırılmalıdır.


Photo by: Murat ÇAKIR


Tüm üstün özelliklere sahip anaarılar elde etmek ile olay bitmeyecek , aslında daha da dikkatli olarak diğer arıcılık teknikleri ve hastalıklarla mücadele çalışmaları yapılması gerekecektir.

Günümüzde izinli veya izinsiz anaarı yetiştiren işletmelerin büyük bir çoğunluğunun , anaarı yetiştirmede bir çok işlem basamağını göz ardı ettiğini , bir çok arıcı yaşadıkları deneyimleri sonucu bilmekte olup yine de kendi başlarına bir çaba içerisine girmemektedirler.

Ayrıca arıcılıkta ıslah denen olgu gerçekten içi boş bir olgu olmayıp bir bilim dalının büyük bir koludur ve bireylerin gücü ile yapılabilecek bir çalışma gibi görünmemektedir.

Bireyler olarak yapılabilecek sadece seçmeli yetiştirmedir. Bu konuda bilgi kaynağı yine sizlersiniz. Oturun planlamanızı hemen yapın. Elinizdeki kayıtlarınıza ve notlarınıza bir bakın.

Bence bir kutu içinde yanında birkaç işçi ile gelen ve döllü olup olmadığı bile bilinmeyen anaarılardan , siz daha kalitelisini üretebilirsiniz.

Bu seçmeli yetiştirme sonucunda başarı sağlanabileceği düşüncesiyle , tüm arı dostlarına saygılarımızla…

21 Aralık 2006

İyi Bir Arıcı Olmak...

** İyi bir marangoz olacaksın…
Tüm arıcılıkta kullanılan ahşap malzemelerin her türlü imalat / onarım aşamalarında gerekecek.

** İyi bir boyacı olacaksın…
Tüm arıcılıkta kullanılan ve uzun ömürlü olması için boyanmaya ihtiyaç duyulan malzemelerin boyanmasında gerekecek.

** İyi bir metal ustası olacaksın…
Metal arıcılık malzemeleri imalat / onarımında gerekecek.

** İyi bir aşçı olacaksın…
Hem arılıkta bulunduğun zamanlarda , hem de gezginci arıcılık esnasında gerekecek.

** İyi bir şoför olacaksın…
Arılığa ulaşımında veya gezginci arıcılıkta gerekecek.

** İyi bir araştırmacı olacaksın…
Arıcılıktaki gelişmeleri takip etmek için gerekecek.

** İyi bir iletişimci olacaksın…
Her türlü arıcılık malzemeleri edinmede , arı ürünleri pazarlamada ve gezginci arıcılıkta gerekecek.

** İyi bir iklimbilimci olacaksın…
Arılarına yapacağın her türlü müdahale için gerekecek.

** İyi bir hamal olacaksın…
Arıları nakilde ve günlük arılık işlerinde gerekecek.

** İyi bir analizci olacaksın…
Yaptığın işlerin doğrularını ve yanlışlarını tespit etmekte gerekecek.

** İyi bir planlamacı olacaksın…
Yaptığın analizlere göre kısa ve uzun vadedeki işlerini planlamakta gerekecek.

** İyi bir pazarlamacı olacaksın…
Ürettiğin ürünleri pazarlamada gerekecek.

** İyi bir bitkibilimci olacaksın…
Bulunduğun bölgedeki çiçeklenme takibinde gerekecek.

** İyi bir ambalajcı olacaksın…
Ürettiğin ürünleri ambalajlamada gerekecek.

** İyi bir veteriner olacaksın…
Arılarındaki hastalıkları tespit ve tedavi gerekecek.

** İyi bir emekli olacaksın…
Tüm umudunu arıcılığa bağlamamak için gerekecek.

** İyi bir genetikçi olacaksın…
Arı ırklarının ıslahında gerekecek.

** İyi bir bilgisayar kullanıcısı olacaksın…
İnternet üzerinden yeni gelişmeleri takip etmek , arı dostları ile iletişim kurmak ve kayıtları tutmakta gerekecek.

** İyi bir elektrikçi olacaksın…
Elektrikle çalışan arıcılık malzemeleri imalat / onarımında gerekecek.

** İyi bir dinleyici olacaksın…
Özellikle yaşlı arıcılar ile iletişimde gerekecek.

** İyi bir hatip olacaksın…
Bilgi paylaşımında gerekecek.

** İyi bir fotoğrafçı olacaksın…
Arılıklarda ve arılardaki gelişmeleri paylaşmakta gerekecek.

** İyi bir gözlemci olacaksın…
Çevrenizdeki tüm gelişmeleri takip etmekte gerekecek.

Bu listeye daha da eklemeler yapmak mümkün. Sonuç olarak arıcılık çok komplike bir iş olduğu için zevklidir ve merak uyandırmaktadır.

19 Aralık 2006

Yeni Sezon Hazırlıkları -1

Bugünlerde yurdun değişik yerlerinden sebepleri genelde birbirine benzer koloni kayıpları haberlerine rağmen , yine de moralleri bozmadan kayıp sebeplerini bulabilmek ve kazanılmış tecrübelerle yeni sezona hazırlanmak için en ideal günler içersinde bulunmaktayız.



Öncelikle arılıklarımızda boşalan kovanlarımızı depolarımıza alarak her türlü iç temizliğini ve tamiratlarını yapmalıyız.




Boya ihtiyacı olan kovanlarımızın öncelikle dış bölgelerindeki deformasyonları gidermek üzere macunlamalarını ve macun kuruma sonrası zemin düzeltmelerini yapmalıyız.


Ayrıca kovanlarımızda daha önce bulunmayan , fakat bulunmaları halinde kolaylıklar sağlayan malzemelerin montajlarını yapmalıyız.

Bu işlemler sonrası kovanlarımızı boyayarak , kuruma sonrası da tüm eklentilerini yaparak yeni sezon için kullanıma hazır hale getirmeliyiz.

Bu yıl yaşanan sonbahar koşullarının uzun sürmesi olayı sonrası , görülen olumsuz gelişmelerden edinilen tecrübelerin , gelecekte yapılacak çalışmalara ışık tutması dileğiyle...

***Sonbahar sıvı / katı beslemeleri , yaşlı analarla kışa girme ve hastalıklarla "özellikle varroa" mücadelesindeki yapılan ihmallerin cevabının koloniler tarafından hemen verildiği yıl olarak tarihe not düşmekte fayda bulunmaktadır. Üstelik bu konuların tamamı mükemmel yapılsa bile çok daha fazla yıpranmış ana ve işçi arılarla bahara çıkıldığında yaşanacak sendromlar için hazırlıkları da şimdiden planlamalıyız.

17 Aralık 2006

Arı Zararlıları



Ülkemizde de zaman zaman zarar verdiğine dair haberler okuyup ve duymamıza rağmen , bu resmi gördükten sonra durumumuza şükretmek gerektiğini de vurgulamalıyız.

Ayrıca ülke genelinde koloni sayısı ve ayı zararı analizi yapıldığında belki de oran diğer zararlıların verdiği zarar oranından düşük olacağı tahminiyle ; basında genellikle ayı zararı görmüş , arı yetiştiricilerinin röportajlarının görülmesi de ilginçtir.

16 Aralık 2006

Kış gelmez ve Kek Yemeye Devam Ederlerse....




Eğer kış gelmez , salkımlar bozulmaya devam eder ve kek yemeye devam ederlerse baharda karşılaşacağımız durum maalesef ki budur.

13 Aralık 2006

Bal Sirkesi Hazırlama

İlk duyulduğunda duraksadığımız bal sirkesini yıllardır kullanmamıza rağmen , nasıl yapıldığı konusunda eksik olan bilgilerimizi geçtiğimiz hafta tamamlayarak sizlerle paylaşmaya hazır hale geldik.

Gerçekten çok güzel ve sağlıklı olduğunu baştan söylemekte fayda var. Üretimi için arıcılar gerçekten çok şanslı durumdadır.




Nasıl hazırlanır?......

Öncelikle bal hasadında ; çerçevelerin süzülebilmesi için petekteki bal dolu gözlerin üzerindeki sırlar , sır bıçakları veya sır tarakları yardımıyla açılır. Bu kesme esnasında çıkan ballı sır petekleri süzülme özelliğine sahip teçhizat içersine toplanır.




Burada bir hayli süzülen bal (Bu sır balının daha değerli olduğu söylenmektedir.) neticesinde sır petek kırıntıları oradan alınarak , tekrar süzülmeleri için uygun süzdürme kaplarına tekrar alınır. Bu son süzdürme sonrası bu sır petek kırıntıları uygun kaplara alınarak bal hasadı sonrası sirke yapımında kullanılmak üzere bekletilir.




Bal hasadının tatlı yorgunluğunun çıkarıldığı günlerde bir taraftan da gelecek kış kullanılmak üzere sirkenin de yapılma hazırlıkları başlar.

Sır petek kırıntılarının konulduğu kapların dibinde yine de biraz bal birikmektedir. Bu bal ile birlikte sır petek kırıntılarını , alabilecek kadar yeteri büyüklükteki geniş ve yayvan kaba dökülür. Bu sır petek kırıntılarının üzerine , az miktarda ılık su ilave edilir. Bu kap içersinde bu sır petek kırıntıları bu ılık su ile karıştırılır ve balın suya erimesi sağlanır. Su miktarını ayarlamak için tek kriter , suyun tadılması ve tadın hissedilebilmesidir. Eğer çok tatlı olursa , su ilavesi ile normale döndürülmelidir. Su istenen kıvama geldiğinde sır petek kırıntıları sıkılarak alınır. Kalan bal karışımlı su süzülerek bidonlara doldurulur.
İçersine mevsimin uygunluk durumuna göre kırmızı üzümün salkımıyla atılması çok güzel bir renk vermesi açısından tavsiye edilmektedir.
Bidonlara doldurulan sirke hammaddesi serin ve güneş görmeyen yerde bekletilir. Yaklaşık 3 ay sonra sirkeniz hazırdır.

Suyun içersinden alınan sır petek kırıntılarını balmumu yapmak üzere ayrıca işleme tabi tutunuz ki , en iyi balmumu da sır petek kırıntılarından elde edilmektedir.

12 Aralık 2006

Balın Özgül Ağırlığı




Balın özgül ağırlığı, içerisindeki su miktarı ve sıcaklığa bağlı olarak değişmektedir.
20 C°’ de ölçüldüğü zaman l,41 - l,45 g/cm³ arasında değişmektedir.
Balın özgül ağırlığı ortalama olarak l,4225 g/cm³’tür.
Açık ifadeyle 1 litre bal yaklaşık olarak 1,4 kg. gelmektedir.

11 Aralık 2006

Çözelti Karışım Bilgileri



1 Litre Su ve 1 Kg. Şeker ile şurup yapıldığında şurup 1,575 litre olur.

1 Litre Su ve 2 Kg. Şeker ile şurup yapıldığında şurup 2,26 litre olur.

10 Litre 1/1 Oranında şurup elde etmek için , 6,35 litre su ve 6,35 kg. şeker kullanılmalıdır.

10 Litre ½ Oranında şurup elde etmek için , 4,46 litre su ve 8,9 kg. şeker kullanılmalıdır.

KAYNAK: http://www.rirdc.gov.au/reports/HBE/05-054.pdf

10 Aralık 2006

Geç Sonbaharda Oksalik Asit Uygulamaları

Yurdumuzdaki son günlerdeki güzel havaların , en kısa sürede değişeceği tahminleriyle kışlama için son hazırlıklarımızı bitirmeliyiz.

Özellikle geç sonbaharda yapılacak varroa mücadelesi için ; mevsim normallerinin üzerinde seyreden hava sıcaklıkları bu imkanı bizlere verdi.

Geç sonbaharda yapılacak varroa mücadelesinde oksalik asit kullanılacaksa ; uygulanacak metotta değişiklik yapmak gerekebilir.



Konuyu açmak gerekirse ; bal sezonu bitiminde oksalik asit içeren şurubu şırınga ile arıların üzerine vermiştik. Özellikle gece hava şartları daha ılıman olduğundan oksalik asit içeren şurup bulaşan arıların diğer arılar tarafından temizlenmeleri mümkün olmaktaydı.

Son günlerde ise gece hava sıcaklıkları bölgelere göre değişmekle birlikte özellikle İç ve Doğu kesimlerde bir hayli düşmektedir.Şırınga ile verildiğinde kovandaki arılara eşit biçimde dağıtmak mümkün olmadığından bazı arılar fazla şurup ile bulaşmakta , temizlenmeden gece şartlarına girilmekte ve arının üzerindeki şurup sertleşmektedir. Bu durum arıların ölümüne bile sebebiyet vermektedir.




Öyleyse ne yapmalıyız?
Şırıngaya göre daha zor bir uygulama olmasına rağmen , çerçevelerin çıkarılarak veya çıkarılmadan oksalik asit içeren şurup , sprey biçimde tüm arılara eşit olarak paylaştırılmalıdır. Bu durumda arıların birbirlerini gündüz şartlarında temizlemeleri tamamlanmakta ve üstelik ilacın tüm koloniye dağılması ile ilacın etki alanı genişlemektedir.

Özellikle bugünlerde yavrunun iyice azalması da , kolonideki varroaların yok edilmesi için uygun şartlar hazırlamaktadır.

Nazar değmez inşallah.. Bu kadar sıkıştı...

Ayrıca arıların bu güzel hava şartları sebebiyle tükettikleri boş peteklerinde alınarak kolonilerin iyice sıkıştırılması ve gerekli ise kek ile beslenmeleri gerekmektedir.

7 Aralık 2006

Varroa Mücadelesi İçin Formik Asit Çözeltisi Hazırlama

Ülkemizde varroa mücadelesinde kullanılmaya başlanılan ve organik asit grubundan olan formik asit , piyasaya % 85 ‘lik çözelti şeklinde sunulmaktadır. Formik asit , Oksalik asit gibi toz değil sıvı şeklindedir.



Formik asit , ısı ile buharlaştığından ağzı kapalı kaplarda ve güneş görmeyen düşük ısılı yerlerde muhafaza edilmelidir.

Güvenlik tedbirleri oksalik asitte olduğu gibi olup , sıvı olması sebebiyle daha dikkatli olunmalıdır.

Maliyet bedeli oksalik aside göre daha yüksektir. Kullanılmaya hazır hale gelmiş oksalik asit çözeltisi ile formik asit çözeltisi maliyet bedeli oranı 1 / 5‘tir. Kısacası formik asit 5 kat daha pahalıdır.

Formik asidin varroa mücadelesinde kullanılan birkaç metodu bulunmaktadır. Hangi metodu kullanacaksak o metoda göre çözelti hazırlamamız gerekmekte olup , genel olarak % 65 ‘lik formik asit çözeltisi kullanılmaktadır.

Peki nasıl elde edeceğiz % 65 oranındaki çözeltiyi ?

Bu oranda çözeltiyi hazırlamak için yapılacak iş , sadece 3 birim formik asit ile 1 birim suyu karıştırmaktır.

Formik asit ile ilgili eylemlerimiz devam edecektir.


Formik Asit

Sıra geldi formik aside….

Formik asit, karıncaların sahip oldukları bir vücut salgısı olarak karşımıza çıkan, son derece keskin bir asit türüdür. Karınlarındaki bir salgı bezinde üretilen bu asit türünü karıncalar, kendilerini savunmada ve hastalıklardan korunmada oldukça etkili bir şekilde kullanmaktadırlar.





Karınca bir düşman tehlikesiyle karşı karşıya kaldığında vücudunun arka kısmını öne doğru büker ve düşmanına doğru formik asit fışkırtmak suretiyle kendisini savunur.
Karınca ısırdığı zaman , yakıcı etki yapan yine formik asittir.
Ayrıca karıncalar formik asidi düzenli olarak vücutlarına sürerler. Bu şekilde hem yuvalarında hem de kendi üzerlerinde bakteri ve mantar oluşumunu engellemiş olurlar.



Formik asit ; ısırgan otu yapraklarında da bulunur ve temas esnasında histamin ve asetilkolin ile birlikte yakıcı olan maddedir.


Formik asit ; teknikte Karbon monoksitin basınç altında , toz hâlindeki Sodyum hidroksit ile tepkimesinden oluşan Sodyum formatın ; Sülfürik asit ile tepkimesiyle elde edilir.