19 Ağustos 2007

Sn. Enver Öner - Mustafakemalpaşa/BURSA

İşte sizlere dayımın arılığından bir kaç kesit... Çok uzun yıllardır arıcılık ile merak odaklı devam eden ve geleneksel yönü hala çok ağır basan bir sistem ile kendisine ait meyvelik ağırlıklı çiftliğindeki arılığı.


Çiftlik alanı çok büyük olmasına rağmen arıları çiftlik evine çok yakın bir yerde ve çok sıkı bir düzende dizilmiş halde bulunuyor. Arıların etrafı kargılarla çevrilmiş durumda.



Bu arıları da şehir merkezine çok yakın olan ve Ada bahçeleri adı ile anılan bölgedeki kavaklığında bulunuyor. Buradaki arılar genellikle yer değişikliği durumlarında ve tarım ilaçlamasından uzaklaşılması gerektiğinde buraya getiriliyorlar. Tabi daha sonra bir miktar burada kalıyorlar. Üst üste olan kovanlar ise dayımın kullandığı bir tekniğin ürünü... Çok küçük oğulları bu şekilde yanyana ve üstüste koyarak daha sonradan genç anaları alarak kalan işçileri birleştirmek için bu tekniği kullanıyor.


Egehan başlığı takmış büyükbabasının (Çocuklar dayıma bu şekilde hitap ediyorlar) körük yakmasını izliyor. Zamanında bizde böyle bakmıştık. Bu arada dayımın maskeli halini görmek biraz zor.


Polen kutuları hala mevcut. Bulunduğumuz bölge ülkemizin en çok polen veren bölgelerinin başında geldiğinden polen derleme sezonu bir hayli uzun.

İşte bir türlü vazgeçiremediğimiz geleneksel sepetleri.. Şampiyonluk ödülü alan sepeti de gördüm. Tam 4 kez oğul vermiş.


Beraberce yaptığımız genel kontrollerden bir görüntü. Bu kontroller esnasında gördüğümüz varroa cumhuriyeti haberlerini daha sonra uygun bir zamanda yazarız.. Çünkü filmler mevcut ve yüklemek şu an için çok uğraşı gerektiriyoır.


İşte tam Mustafakemalpaşa yerlisi verimli bir anaarı..




Bu ırkın dikkat çekici bir özelliği sakin oluşu. Bu yüzden olsa gerek dayım maske kullanmıyor. İşçi arıların abdomenleri siyah yoğunlukta ve benim gözlemime göre normalden çok fazla , ancak dayıma göre kovanların uygun ölçülerde olmaması ile alakalı olarak propolisi çok topluyor.



Genç bir anaya ait yavrulu çerçeve görüntüsü.

Tabi ki geleneksele bağlılık dolayısı ile genç ana tedariği sadece ve sadece oğulların analarını kullanmaktan öteye geçmiyor. İzine gelirken alet edavat yanımızda idi. Bir ana arı memesi yetiştirme ruşeti hazırlaması konusunu izine çıkmadan arayarak bildirdim. Nasıl olacak o iş şimdi deyip , sen gelince yaparsın dedi. Geldik ama bir türlü kıyamadı güçlü bir kovana..


Bende çatıya gelen anayı 1 çerçeve arı ile bırakıp diğer arıları kullanarak Sn. Ali Türk tarafından Türk arıcılığının hizmetine sunulan janter malzemelerini kullanarak 10 adet larva transferi yaptım.


Şans ya bu 9/10 oranında memeler tuttu. Şimdi son durumu söyleyeyim. Elimdeki Çin kaşığı ve bir sürü çanağı kaybetmiş durumdayım.

Dayım ne yapıyor bugünlerde derseniz kapanan ve 23 Ağustos'ta çıkacak anaları eşleştirmek için 2 büyük çerçevelik kovanlar hazırlıyor anası değişecek kovanların önüne... Erkek arı şüphesi olabilir düşüncesiyle daha kapalı gözde erkekler mevcut o yönden de rahatım.


İlk günlerde gerek yok diyen ve memeleri gördükten sonra dayımla son icraatımız ise Ada bahçedeki kapı önüne taşan çok güçlü arıyı bölerek yeni çanaklara larva transferini yapmamız oldu.

Bu ana yetiştirme konusuyla ilgili çok fazla fotoğraf mevcut bunları bilahare paylaşmak dileğiyle şimdilik bu kadar yeter herhalde...

Yaklaşık 30 yıl önce sadece seyreden ve körük sıkan birinin şimdi ana yetiştirmesi tabi ki kabul edilemez ama ne yapalım...

From Enver Öner Apiary. He is my maternal uncle.

2 yorum:

Ali Türk dedi ki...

abi artık ana işini senden başkası bilemez sanırım,o köyde.dayın anlatır duru artık.şimdi senin yanında söylemiyordur.nerden bilsin benim sana el verdigimi::)))

ibrahim dedi ki...

Herkes arıcı olarak doğmadı. Biraz beceri,biraz dikkat... Maaşallah o da sende var. Ali de bu arada kendini pir i ahi olduğunu zannetmeye başladı ama ne yapalım. Kader utansın.