31 Ocak 2007

Örtü Bezi / Örtü Tahtası

Standart bir uygulama olmamasından dolayı bir çok değişik üst örtü uygulaması ile hepimiz karşılaşmışızdır. Standart olmaması aslında doğal bir sonuçtur.

Şöyle ki ;bir çok kovan üst kapağı örtü tahtası kullanmaya elverişli değildir.Sadece bez veya ince diğer malzemeleri kullanmayı gerektirir. Bir sebepte örtü tahtası olarak kullanılacak malzemenin bez veya diğer malzemelere göre temininin daha güç ve pahalı oluşudur.

Tüm uygulama yapan arıcıların yaptığı uygulama ile söyleyeceği olumlu bir çok şey elbette vardır. Ancak hiç bir zaman diğer seçenekleri göz ardı edemeyiz ve o uygulamaları kötüleyemeyiz.Çünkü yurdumuz o kadar değişik iklim kuşaklarına sahiptir ki , bu doğal olarak farklı bir çok uygulamayı beraberinde getirir.



Yıl:2004 Susurluk Göbel Umuteli Köyü Ağustos Ayı

Üst örtü olarak soğan çuvalı ve üzerine 4 parçalı örtü tahtasının birlikte kullanımı..


Yıl:2005 Susurluk Göbel Umuteli Köyü Ağustos Ayı(Hacı Abi'nin Arılar)
Üst örtü olarak tek parçalı örtü tahtasının kullanımı...


Yıl:2006 Eskişehir Akpınar Köyü Eylül Ayı
Üst örtü olarak pamuklu bez kullanımı...

Etekler yağmur öncesi kısa etek haline getirildi.


Yıl:2006 Eskişehir Akpınar Köyü Eylül Ayı

Üst örtü olarak pamuklu bezin kış öncesi çok katlı olarak kullanımı...


Yıl:2006 Bursa MustafaKemalPaşa Temmuz Ayı
Üst örtü olarak 4 parçalı örtü tahtası kullanımı...



Yıl:2006 Eskişehir Merkez Eylül Ayı (Sn.Yusuf GÜRBÜZ Metodu)

Üst örtü olarak 2 parçalı örtü tahtası kullanımı...


Yıl:2006 Susurluk Göbel Umuteli Köyü Ağustos Ayı
Üst örtü olarak hasat öncesi soğan çuvalı kullanımı...



Yıl:2006 Susurluk Göbel Umuteli Köyü Ağustos Ayı

Soğan çuvalı kullanımı sonrası aşırı propolis toplamış bir kovan...


Ne ile örterseniz örtün finalinizde bu yoksa yaptığınız yanlış demektir.

Üst örtünüz ne olursa olsun finaliniz böyle olsun...

30 Ocak 2007

FAQ

Yabancı dil bilmememiz hepimiz için aslında sıkıntılı bir durum. Bu durumu aşmak için en çok ziyaret ettiğimiz yabancı siteler resimleriyle konunun anlatıldığı sitelerdir.

Fakat hemen hemen bütün yabancı sitelerde gördüğümüz bir kısaltma çoğumuzun ilgisini çekmiş ve oralara girmişizdir. Fakat hep yazı , hep yazı...

Bu kısaltma "Frequently Asked Questions" cümlesinin kısaltmasıdır.

Yani Türkçe sitelerde de bolca gördüğümüz "Sıkça Sorulan Sorular" bölümüdür.

Not: Yeni blog açan arkadaşlar bloglarını yeni versiyon ile çok daha rahat farklılaştırabilirler. Bizim sistem antika oldu. Ben de basacağım bu gidişle "Delete This Blog" yazan yere. Basma dediler ama basacağım.

29 Ocak 2007

Arıcı Irkları

Hep arı ırkları muhabbetidir gidiyor ama arıcı ırkları denen bir olguda var.
Aslında 2 çeşit arıcı ırkı var.
ilk ırk , sadece kendisinin arıcılığı bildiğini zannettiği , başkalarının yaptığı herşeyi kötüleyen ve bildiği aslında bildiğini zannettiği herşeyi kendine saklayan arıcıların ırkıdır. Bu ırk arıcıya rastlamak o kadar kolaydır ki tüm ülkeye yayılmış populasyondadırlar.

Diğer bir ırk ise , şaşılacak derecede paylaşımcı , yaptığı ve yapacağı herşeyi sorgulayan ve araştıran , bilgiye saygı gösteren , bulduğu bir yeniliği tüm arkadaşlarına ulaştıran arıcılardır ki bu arıcı ırkı koruma altına alınmıştır.
Bu ırk diğer ırk tarafından da hiç sevilmezler.



Bir fotoğraf yayınlayacağız neler yazdık Allahım...
Bizim ırktan Adige Fatih işi gücü bıraktı. Kayseri'den bize bu aleti gönderiyor.



Alet elimize ulaştığında kullanımını ve sonuçlarını paylaşmak üzere , diğer ırk arıcılara da saygılarımızı sunuyoruz.

28 Ocak 2007

Kış Başlayacağını Biliyorlar...


Havaların yüksek sıcaklıklarda seyretmesi kolonilerde günlük yumurta başlaması ve havaların aniden soğuması ile yaşanacak problemlerin endişesi özellikle Ege , Batı Marmara ve Akdeniz Bölgesindeki arı dostlarında mevcut iken , İç Anadolu ve Doğu bölgelerde bu endişe henüz yok..

Çünkü yaptığımız kontrolde günlük yumurtaya henüz rastlamamıştık ki , arılar işi biliyor dedirtecek hava şartları ile karşı karşıya kaldık.



28 Ocak 2007 Pazar sabahı görüntüsü...

23 Ocak 2007

Sığınaktaki Varroalar

Varroa aslında sorun değil biz başa çıkabiliriz demek için ; düşmanı tanımak çok önemlidir.

Diyelim ki kolonide sadece 1 adet üreyecek dişi varroa olsun.

Bu varroa 5 günlük larvanın olduğu göze yani sığınağına girer. Bu göze giren varroa için artık yapılabilecek bir şey kalmamıştır.

Bu varroayı ancak ne zaman görebiliriz?

İşçi arı gözü ise 16 gün sonra , erkek arı gözü ise 19 gün sonra tekrar ergin arı üzerinde çıktığında görebiliriz.

O kadar çok varroa bir günde göze girebilir ki; keşke 1 tane olsa da bal ile beslesek.

Buradan hareketle;

Uygulamanın ilk ilaçlaması yapılan gün göze giren varroa yoğunluğunu hepimiz tahmin edebiliriz. Bu varroaları yakalayabilmek için 19 gün gereklidir.




Uygulamada yapılan ilaçlama sayısı 3 ve daha fazla ise bir ilaçlamanın 19. güne denk getirilmesi , kaçırdığımız grubu yakalama fırsatı verir.

Baharda formik asit ile mücadele etme kararlılığımızı belirterek , bahara çıkabilecek kolonilere uzun ömürler , aramızdan ayrılan kolonilere rahmet , sahiplerine başsağlığı ve sabırlar diliyoruz.

21 Ocak 2007

Gebze Semineri

Gebze’de yapılan seminer çalışmaları için bizleri davet etme inceliği göstererek , Gebze’ye yola çıkışımızdan , geri dönüşte varışımıza kadar geçen süre içerisinde göstermiş oldukları misafirperverlik ve ilgi için başta Gebze Bal Üreticileri Birliği Başkanı Sn. Kadir GÜRKAN ve tüm çalışma arkadaşlarına teşekkür ederiz.

2 gün süren seminer çalışmaları iletişimin gücünü bir kez daha göstermiştir ki ; kısa bir süreye kadar yüzlerini dahi görmeyen ancak internet imkanlarını kullanarak sohbet edenlerin yüz yüze geldiklerindeki sıcak sohbetleri görülmeye değerdi.

Bu seminerde ; biz arı sevdalıların ulaşmakta güçlük çektiği akademisyenlerinde , aynı şekilde saha ve laboratuvar çalışmalarında arıcılara ulaşmalarında zorluk çektiğini kendilerinden duymak çok şaşırtıcıydı.

Yine bu seminer çalışmaları göstermiştir ki ; yenilikleri takip eden veya etmek isteyen arı sevdalıları , malzeme üretici firmalarından bir adım önde olup , bu seminerlere arı sevdalıları kadar , tüm malzeme üreticilerinin de katılması gerektiği gerçeğini gözler önüne sermiştir.

Türk arıcılığı için çaba sarf eden herkesi çok seviyor ve herkesi paylaşımcı olmaya davet ediyoruz.

21 Ocak 2007 Arılık Ziyareti



20 Ocak 2007 Cumartesi günü yağan kar az da olsa gölge kısımlarda yerlerde mevcut.




Çok sevindiler beni gördüklerine!!!



Ne olur yeşillensin artık doğa..

Salkım yapmayı unutmazlar inşallah !!! Havayı güzel görünce fırlamışlardı dışarıya...

Mirasyediler



Koşun kızlar koşun. Oktay abi İstanbul'dan bize kek göndermiş. Rahmetliler yemeden gittiler. Ne yapalım yemeyenin kekini yerler. Kime niyet kime kısmet işte. Eskiler boşuna söylememişler "Kimse kimsenin kısmetini yiyemez" diye. Hep beraber güzelce tüketelim de rahmetlilerin ruhları şad olsun.

7 Ocak 2007

Arılıktan Kış Manzarası



Bugün 07 Ocak 2007 Pazar. Bayramın son günü yağan kar hala arılıkta yerlerde mevcut. Yerde kar olmasına rağmen havanın güneşli olması sebebiyle az da olsa uçan arıların varlığı ve sesi mutlu olmamıza yetipte arttı bile.

6 Ocak 2007

Arılık Düzeni


Arılıktaki düzen konusu , kovanların birbirlerine olması gereken uzaklığın ne olması gerektiği sorularıyla ortaya çıkmaktadır.

Öncelikle sabit arılıklarda sağlanacak arılık düzeninde yanyana duracak 2 kovanın farklı renklerde boyanmış olması gerektiği konusu artık tartışılmaz bir gerçektir. Çünkü arılarda renge karşı duyarlılık bir çok araştırma ile kanıtlanmıştır.

2 kovan arası mesafe 1 metreden az olmamalı ve imkan var ise bu mesafe daha da fazla bırakılarak , ilerde uygulanacak teknikler gereği araya başka bir kovanın konulmasına müsaade edebilecek mesafede olmalıdır.

Tüm kovanların ağız tarafları güneye bakması istenilen bir durum olup , fiziki şartlar gereği göz ardı edilebilir.

Sıra sayısı fazla olacak ise , ön sıralardaki kovanlar , arka sıralardaki kovanların boşluklarına gelecek şekilde sıralanmalıdırlar.

İki sıra arası mesafe hem arıların , hem de arıcının rahat çalışabilmesi açısından mümkün olduğu kadar uzak olmalı ve bu mesafe 4 metreden az olmamalıdır. Yine bu 2 sıra arasına uygulanabilecek teknikler gereği bazen yeni bir kovan konabilecek şekilde tedbirler alınmalıdır.

Sabit arılıklarda emniyet açısından imkanlar ölçüsünde arılık çevresi fens telleri ile çevrilmeli , kontrollu giriş kapıları yapılmalıdır. Yine kovanların dış etkenlerden uzaklaşması açısından tüm kovanların en az 50 cm. yerden yüksekte olmaları için tedbirler alınmalıdır.

Sabit arılıklarda özellikle kış şartlarında rahat kullanım açısından zemin imkanlar ölçüsünde beton , çakıl vb. malzemelerle kaplanmalı , eğer bu gerçekleştirilemiyorsa toprak zemini sertleştirici tedbirler alınmalı ve yabani otlanma önlenmelidir.

İdealimdeki sabit arılık zemini olarak , çok iyi bir tesviye sonrası arı kovanları sabit sıralarının aralarında kalacak yerlerin kaliteli bir çim ekimi ile zemininin sağlamlaştırılması olup , zamanında sulama ve biçme ile tertemiz bir arılıkta çalışma düşünülmektedir.

(Ali Sami Yen stadı zemininde arıları düşünsenize...)

Herkesin hayallerinin gerçek olması düşüncesiyle...

5 Ocak 2007

Formik Asit Pedleri

Baharda kullanılmak üzere formik asit pedleri hazırlığı yapmak için malzeme temini çalışmaları devam etmektedir.

Pedlerin içersinde kullanılacak olan pamuklar alındı.


Ekonomik olması ve kullanıma uygunluğu düşüncesiyle kiloluk ambalajlarda satılan rulo pamuklar tercih edilmiştir.



Malzeme temini için en uygun yerler olarak tıbbi malzeme satışı yapılan merkezler önerilebilir.

Malzemeleri hazırlamakta fayda var derim...

Daha önce bahsetmiştik ancak tekrar etmekte fayda olduğu düşüncesiyle bu pamukları içersine koymak üzere kilitli buzdolabı poşetlerinin de temin edilmesi gerekmektedir.

Kolay gelsin...

3 Ocak 2007

Ana Memesi Hazırlama

Not:Larva transferi ile ana yetiştirme ilk olarak 1882 yılında keşfedilmiştir.

Geç kalmış sayılmayız!!!

Kendi ihtiyacımız olan anaları yetiştirmek için kullanacağımız ana memelerini hazırlama ve deneme çalışmalarından bahsedeceğiz.

Öncelikle gerekli malzemeler:
Bir miktar temiz balmumu
Bir su kabı
Bir balmumu kabı
Bir 8 mm. çapında kurumuş düzgün ağaç dalı
Bir bardak soğuk su
Bir yetenekli genç (Egehan)





Balmumu bir kabın içersine konur. Bu kap tekrar önceden su ile doldurulan kabın içersine oturtulur.Balmumu benmari usulü eritilmek üzere su dolu kap ateş üzerine konulur. Balmumu eridikten sonra çalışma rahatlığı açısından ateş iyice kısılır.

Öncelikle kullanılacak ağaç dalı pürüzsüz bir yüzeye sahip olmalıdır. Balmumu eridikten sonra ağaç öncelikle soğuk suya daldırılır. Daha sonra eriyen balmumu içersine daldırılır. Bir müddet sonra çıkarılarak tekrar soğuk suya daldırılır.



Bu işlem memenin kalınlığı oluşana kadar devam ettirilir. 3 kez tekrarlandığında gerekli kalınlık rahatlıkla temin edilmektedir.




Sonunda soğuk suya daldırılan meme kolaylıkla ağaç çubuktan çıkarılır. Soğumaya bırakılır. 2. meme hazırlığı öncesi ağaç çubuk kağıt havlu yardımıyla güzelce temizlenir.





Ağaç çubuktan memenin çıkarılması olayın en ilgi çekici anı olduğunu anlamak hiç te zor değil. Herkes denemek istiyor ve deneyen hep kendisi yapmak istiyor.



Tüm memeler tamamlandıktan ve soğuduktan sonra dip bölümleri ve ağız kısımları küçük bir çakı yardımıyla düzeltilir.

Memelerin çıtalara monte işlemleri çok yakında.....

Kolay gelsin...