Arıcılık maalesef tedavisi olmayan bir hastalıktır ve bulaşıcıdır.

Arıcılık ile amatörce veya profesyonelce uğraşan , merak eden veya uğraşmak isteyen herkesi ; bildiklerini paylaşmaya davet ediyoruz. Sizin uyguladığınız ve size normal gelen bir uygulama başkaları için gerçekten çok ilginç ve bilinmeyen olabilir. Konseptimiz çok basit... Bildiğini saklama ve Türk arıcılığına dolayısı ile vatanına hizmet et... E-mail & Msn : halilbilen2@hotmail.com

Yayınlanmak üzere arılık / arıcılık fotoğraflarınızı gönderebilirsiniz.

free html hit counter
View My Stats

28 Şubat 2007

Gel de Kıskanma !!!


Tarih: 27 Şubat 2007 Yer:Akdeniz Şimdi gel de kıskanma yani. Bırakın arıları kendimi zor tuttum çiçeklerin arasında koşmamak için.

25 Şubat 2007

Ninni Söylemeden Uyumazlar.


Kayseri'den Adige Fatih Mutlu sitesinde yayınladığı fotoğraf ile ilgili hikayeyi hemen yazmak lazım gelir düşüncesiyle ;
Fatih hoca arada sırada bahsederdi arıları kapalı yerde kışlattığından. Haydi neyse hava soğuk falan ama bu son fotoğraf tuzu biberi oldu. Bari bir de başlarında oturup ninni söyleseydin be Fatih hocam...
Esas korktuğum bizim arılar bir görürlerse halimiz harap. Bizimkilerin alt tarafları açık hava girip çıkıyor ama seninkiler battaniye altında. Ah bir de bu arılar uzun süre hayatta kalsada sana çok çalışsalar sadece ana bilecek battaniyeli kışlattığını.

Kabarmış Peteklerin Saklanması

Daha önceki aylarda bahsi geçmesine rağmen bugün yani 25 Şubat 2007 Pazar günü boş kovanlarımı arılığa götürdüğümde resimlemek imkanı bulduğumu için daha yeni sizlerle paylaşabiliyorum.

Genel iklim rejiminin soğuk seyrettiği bölgede olma avantajı ile ve her bir kabarmış peteği tek tek şeffaf poşet ile poşetlemiş olmam dolayısı ile hiç bir petekte negatif bir durum gözlemlenmemiştir.



Yeni kovanlar arılıkta yerlerini aldılar haydi bakalım hayırlısı.

Notlarınızı Kontrol Ediniz.

Son günlerde karşılaşılan arı koloni kayıpları sonrası çok fazla gündeme gelen sonbahar bakımlarından olan sonbahar teşvik beslemesi ile notlarıma bakarken yaptığım analizi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bulunduğumuz yöre ve arılarımızın o andaki durumları hatta aynı arılıktaki 2 koloni arasında bile benzerlik bulunmaması bu küçücük canlının muhabbetinin çok olmasını ve kesin kurallar konulamamasını ortaya çıkarır.

Genelleme yapmak kolaydır. “Sonbahar bakımı yapılacak / yap” . Fakat son 5 yılın sonbahar bakım verilerini ver bakalım dediğinde verebilecek kaç arı dostu mevcut olduğunu da çok merak ediyorum..

Son günlerde gittikçe çoğalan internet kullanıcısı ile , arı dostu sahiplerinin site ve bloglarında paylaşılan tecrübeler genel olarak ülke arıcılığına çok faydalı olacağı inancıyla ;
2006 yılında uyguladığım sonbahar teşvik beslemesi analizini ve sonuçlarının negatif / pozitif etkilerini sunacağım.

Uygulamanın yapıldığı bölge: Eskişehir
Uygulama koloni adedi: 13

Tüm kolonilerin mevcut durumlarına bakılmaksızın hepsi aynı uygulamaya tabi tutulmuşlar ve koloni yoğunluğu oranında teşvik beslemesi yapılmıştır.

İlk teşvik beslemesi tarihi : 22 Ağustos 2006
Son teşvik beslemesi tarihi:27 Eylül 2006
Teşvik beslemesi toplam süresi : 35 Gün
Teşvik beslemesi sayısı : 13 kez
Teşvik beslemesi sıklığı: Ortalama 3 Günde bir kez
Teşvik beslemesi oranı : Genellikle 1 Birim su / 2 Birim Şeker

2006 Yılı Sonbaharda Yapılan Teşvik Beslemesi Grafiği


Sonuç olarak tüm kolonilerde görülen yavru atma hızındaki artış ve buna bağlı olarak, özellikle bu yılın getirmiş olduğu iklimsel olumsuzlukları çok daha rahat göğüsleyebilecek çok güçlü kadro ile kolonilerin kışa girmesi sağlanmıştır.

Ders alınması gereken bir konuyu sizlerle kendi aldığım dersten örnekle bahsedeceğim.
Yukarıda bahsettiğim sonbahar teşvik beslemesi bittiğinde her şey yolunda gibi gözükmesine rağmen eksik yaptığım bir şey olduğunu tam 1 ay sonra anlamıştım.

Yapılan sonbahar teşvik beslemesi ile yavru hızındaki artış ile koloninin nektar ihtiyacı artmış özellikle son dönemlerde nektar akışının tamamen bitmesi ve sonbahar teşvik beslemesinin kesilmesiyle yavru bakımı için bal stokları kullanılmış ve bal stokları kritik düzeylere inmiştir.

Bu bölümde tavsiye niteliğinde yapılması gerekenin ne olduğu paylaşmak istiyorum. Sonbahar teşvik beslemesi sonlandırma kararı verildikten sonra kolonilere daha öncekilerden çok daha bol miktarda ve her gün olmak üzere 3 gün daha sonbahar teşvik beslemesine devam edilmelidir. Bu sonlandırma beslemesi ile koloni stoklarına indireceği bu beslemeyi yavru bakımında kullanacak ve bal stoklarını harcamayacaktır.



2006 Yılı Sonbaharda Yapılmış Olması Gereken Teşvik Beslemesi Grafiği



Bu handikabı aşmak üzere tüm koloniler geç sonbaharda ve kış boyunca tedbir olarak katı beslemeye tabi tutulmuşlardır.

Bir tez olarak , eğer sonbaharda koloninin içersinde yeteri kadar bal olduğunu ve bu balı kullanarak yavru yapmasını bekliyorsak , baharda neden öldü bu arılar sorusunu soracak kişiler aramaktan başka yapacak bir şey kalmadığını düşünüyorum. Çünkü balarıları doğada ihtiyatlı davranan canlıların en başında gelmektedir.Sonbaharda içerideki bal miktarı ne olursa olsun eğer koloniye dışarıdan gelen nektar veya sonbahar teşvik beslemesi yoksa yumurtlama ivmesi giderek azalmakta ve bitmektedir.

Son günlerde sonbahar teşvik beslemesi yapılmayan kolonilerin istemesek te kayıp haberlerini duyarsak , o kişilerin ellerindeki sonbahar teşvik beslemesi kayıtlarına da bakmalarını tavsiye edebiliriz.

“Bir musibet , bin nasihatten iyidir.”

24 Şubat 2007

Ömer Çavuş

Ömer ÖNER ... Aramızdan 14 Eylül 1985'te ayrıldı. İzleri hala sürüyor. Gençliğinden aramızdan ayrılana kadar hep toprak ile haşır neşir bir yaşam sürdü. Üretimde yeniliklere o kadar açıktı ki bölgesinde öncü bahçıvanlardandı. Ömer çavuş lakabı ile anılır , tüm bahçıvanların ve arkadaşlarının danışmanı gibiydi. Bahçıvan komşuları ile çiftlikte kahve içip sohbet ederler ve sohbet konusu genelde üretim ve toprak işleme ile ilgili idi. Yazmaya başlasam aslında kitap yazmam lazım hakkında.Sigara ile ilgili söylemeden geçemeyeceğim. Günde 3 paket "Birinci" içer ve pek kibrit kullanmazdı. Son yıllarında filtreli sigaraya başladığını hatırlıyorum ama yokluk yıllarında tütün kurutulan sergilerden tütünleri kıyarak kendi yaptıkları sarma sigaraları da dün gibi hatırlarım.

Resimdeki domateslerin şekilsizliği dikkatinizi çekmelidir. Son yıllarda unutmuş olduğumuz domates kokusunu duyar gibi oluyoruz. Çünkü hemen hemen bugünkü organik tarımın tüm gerekleri o yıllarda kendi çiftliklerinde yapılıyordu. Mustafakemalpaşa pazarında ilk turfanda patlıcan,domates ve biberi çıkaran kişi olmanın gururunu yaşadığını hiç unutamam ki pazarda dalga dalga yayılan Ömer çavuş turfandayı çıkarmış fısıltılarını tekrar duyar gibiyim.Çok küçük yaşlardan beri yaz tatillerinde yanlarında bulunmam dolayısı ile o yıllarda yaptıklarını bugünlerde düşününce ne büyük değerler yitirdiğimizi şimdi daha iyi anlıyorum.

Onun çalıştığının yarısını bugün bizler çalışsak , hedeflerimiz ne olursa olsun çok kısa sürede ulaşabileceğimiz düşüncesiyle , Dedeciğimi bir kez daha rahmetle anıyor ve mekanın cennet olsun diyorum.

Sizlere layık olabilmek için vargücümüzle çalışma sözünü bir kez daha yineliyorum.

22 Şubat 2007

Arıcılar

Bal sağımı esnasında laboratuvar hizmetleri Sn. Ormancı Halil tarafından verilmektedir.


Uygulamalı sır tarağı kullanma dersi itina ile verilir. (Her ikisi de bu konuda üstad ama illaki anlatacaklar her seferinde. İlginç olan ne güzel anlatıp , ne güzel dinlerler her seferinde)



Ormancı Halil abi'nin kovanının üstten görünüşü


Yıl 2005 Manyas gölü yakınlarında Ergili köyündeki arılıktan kontrol manzaraları


Pamuk tarlası yanındaki arılıkta yapılan kontrol
Enver Öner ve Ormancı Halil (Herkes Ormancı dediği için soyadını unuttum kusura bakmaz inşallah.)

Bu arada dikkatinizden kaçmaması gereken maskesiz çalışmaları olmalı bence.
Zaten kolay kolay maske giymezler. Eldiven taktıklarını da pek hatırlamam.

21 Şubat 2007

Süzülmüş Petek Temizliği

Bizler bu blog çalışmalarında paylaşım içersinde olduğumuz uygulamalarda genellikle olması gereken uygulamalardan bahsetmeye özen göstermişizdir. Fakat her zaman olması gerekenlerden daha ziyade olmaması gereken konuları paylaşmak , yapılanlardan ders alınıp tekrar edilmemesi için paylaşımlarda çok önemli bir yer tutmalıdır.

Aşağıdaki video 2004 yılında bal hasadı sonrası süzülen peteklerin ilaveler içerisinde çiftlik evinin bir bölümüne yığılması sonucunda , kapı ve pencerelerin açılarak arıların bu petekleri temizlemesinin görüntülerinden bir bölümdür. Ancak bu uygulama tüm kolonilerin uyarılması sonucunu ve yağmalama eğilimini arttırma riski taşımaktadır. Ayrıca arılar bu temizleme esnasında petek kırıntıları çok fazla şekilde yerlere dökmektedirler. Bu temizleme işleminin kovanlara akşam üstü verilerek kovan içerisinde temizletilme işleminin yapılması ve havalar soğuyuncaya kadar bu peteklerin kovan içersinde kalması petek güvesi oluşumunu da kontrol altına almak açısından faydalı olur düşüncesindeyiz.









Temizleme işlemi bittikten sonra bir allahın kulu uğramaz olur artık.

20 Şubat 2007

Arıcılar

Sn. Recep SUNTUR Bursa / Mustafakemalpaşa
Emekli / Arı ve sigara hastası


Sn. Enver ÖNER ve Sn. Recep SUNTUR Bursa / Mustafakemalpaşa Kirmastı Deresi

(Ben ve Egehan olmasa balık tutacakları yok. Zaten akılları arılarda. )



Propolis cenneti olmuş bir kovandan bal hasadı.



Sabahın ilk saatlerinde hasat başlangıcı

Süpürgeler devrede...



Egehan bence fazla durma yanlarında bulaştırıyorlar ona göre.

Ben durdum bak görüyorsun işte.

Çevir Recep abi..

(Benim kendisi ile uzun yıllar bal hasadında çalışmışlığım olup , çok deneyimler edindik yanlarında. Sonra da bulaştı işte hastalık...)


19 Şubat 2007

Çanakkale'de bir arılık (Diğer fotoğraflar için tıklayınız.)

Bu arılığı 2004 yılında Çanakkale gezisi sırasında fotoğraflamıştım. Bigalı köyündeki Atatürk Evi ziyareti sonrası Eceabat'a inişte bulunan bu arılık ilgimi bir hayli çekmişti. Acemilik o zamandan mevcut olduğundan sadece tek fotoğraf çekmişim. Fakat çok güzel bir arıevi mevcut olduğunu da hatırlamamak imkansız. Arı dostunu orada görememiştim. İnşallah bize bir şekilde ulaşır da sohbet etme imkanı buluruz.

18 Şubat 2007

Kovan Değişikliği

Hava şartlarının uygun olmamamasına rağmen alt havalandırması bulunmayan bir kovan , yeni boyanarak bakımı yapılmış , alt havalandırması polenlik vasıtasıyla gerçekleşen kovana aktarım yapıldı.



Aktarım esnasında yavru ve genel kontrol yapıldı.


Çerçeveler sıra ile aktarıldı. Polenlik kısmında ızgara takılı halde ve alt kutusunun içerisinde gazete mevcut.


İtina ile çerçeveler sarsılmadan aktarım tamamlandı.


Aktarım sonrası eski kovanın içinde nemli kalıntılar ve ölü arılar mevcuttu. Bu kovanın bakımı yapılarak diğer kovanların aktarımında görev yapabilecek hale getirildi.

Son günlerdeki örtü bezi tartışmalarına rağmen örtü bezimiz yeni kovana aktarıldı.


Bugün arılığımızı ziyarete gelen bir arı dostumuz vardı. Misafirimiz Eskişehir'de yeni açılan Arıcılık kursunu bitirerek , İnternette arıcılık ile ilgili araştırmalar yaparken bizim amatör blogu bulup ve bir şekilde telefonla bize ulaşan H. Kamil ÜNLÜER ' di. Olayın en ilginç bölümü ise aslında daha önce uzun yıllar birlikte çalışmış olmamızdı. Telefon görüşmesi ise tam görülmeye değerdi. Böyle rastlantılar dünya gerçekten çok küçük dedirtiyor. Fakat böyle bir etkinlik içersinde olduğumuz ve kendisinin bundan bihaber olduğu konusundaki şaşkınlığı yine görülmeye değerdi.

Kısacası aramıza hoşgeldiniz diyoruz.

Kar eriyince bugün yerde bu tomurcuklar mevcuttu. Üstelik bir hayli fazlaca. Acaba bahar mı geliyor? Bu ifadeler sadece bizim bölgeye ait olup , İzmir ve civarı konumuz dışındadır.



17 Şubat 2007

Pek Zamanı Değil Şimdi Ama!!!

Kuzu tekbir ile yatırılır.


Sır tarağı ile dikkatlice sırları açılır.


Sır bıçağı kullanmak biraz maharet ister. Fazla derine kaçmamak lazım.


Güzelce sır , sır teknesi içersine sıyrılır. Bence en güzel bal , bu esnada sır parçalarından alınarak yenilen baldır.


Son rütuşlar yapılarak çerçeveler süzme makinesinde süzülmek üzere hazır hale getirilir. Afiyet olsun...

16 Şubat 2007

Gülmek mi Yoksa Ağlamak mı Lazım ?

Öyle güzel bir ülkeye sahibiz ki anlatmak yetmez. Şöyle ki İzmir Mordoğan'da arıların bal getirdiğini Emin BENLİ Hocamın yazılarından okuduğumda vay be demiştim. Daha sonra resimlerime bakarken gördüm ve güldüm.

Bizimkilerde bal getirecek eminim ama şu buz parçaları çatıdan kafaya düşmesin diye çıkmıyorlar.

13 Şubat 2007

Yurdumuzdan Arılık ve Arıcılık Manzaraları


Gebze’ye seminere trenle giderken ortamın sonbahar olması sebebiyle ve gözlerimizin tren yolu güzergahında kovan taraması sonucunda , aslında bu ülke kovan envanterinin bahsedildiğinden belki de en az 2 katı olduğu düşüncesinin ben de iyice olgunlaştığını söyleyebilirim. Bu kapsamda bizlere bir şekilde ulaşabilen arı dostlarının arılık ve uygulama fotoğraflarını yayınlamakta ve yorumlarımızı katmakta en küçük bir tereddüt yaşamayacağımızı belirtmek isterim.

Bu bağlamda bizlere bir yakını vasıtasıyla ulaşan Sn. Şaban TURHAL’ın arılık ve uygulama fotoğraflarını yorumlarıyla birlikte sizlere sunuyoruz. Kendisiyle en kısa zamanda tanışmak umuduyla kendilerine saygılarımızı sunuyoruz.



Yurdumuzun tarihi ve güzel köylerinden olduğu anlaşılan Gökçeli Köyü (Bozüyük)
Şaban Ağabeyimizin Modern kovanları
(Kendileri bu yıl tekrar Hac farizasını yerine getirdiklerinden kendilerine bundan sonra affına sığınarak "Hacı Ağabey" diyeceğiz.)
Kovanların üzerindeki otlar yaz sıcağının etkilerini azaltması açısından güzel bir uygulama olarak göze çarpmaktadır.

Hacı Ağabey'in bir çerçevesinden görüntü. Yavruların maşallahı var.


Hacı Ağabey'in arılarını kontrolundan görüntüler.. Modern kovanların yanındaki küçük kovan ilginç bir görüntü sergiliyor. Özellikle çatısı çok güzel duruyor. Ayrıca kovanların önündeki kiremitler iniş pistini daha da güvenli hale getirmiş.

Hacı Ağabey'in arı kontrol görüntülerinden diğer bir enstantane... Unutmadan bu arada hurmalar çok güzeldi.



Bu şekilde kovan dışından verilen amacı ne olursa olsun arının yiyeceği kapsamındaki her türlü madde yağmacılık eğilimini arttırmaktadır. Hacı Ağabey'in bu konuda daha kontrollu olması gerektiği uyarılarımızla tekrar kendilerine saygılar sunuyoruz.

11 Şubat 2007

Sezon Başlangıcı


Tarih: 11 Şubat 2007 Pazar Genel Görüntü

Arılık görüntüsü . Yerlerde hala kar mevcut.



Arkadaşlar salkım diye bir şey oluyormuş nasıl bir şey bilen var mı?




Baksanıza diyorlar ki salkım yaparsak üşümez mişiz?
Üşümüyoruz ki.. Nemde yok. Alttan polen ızgaralarından nem çıkıp gidiyor.


Arkadaşlar erken mi davrandık acaba. Az önce dışarı çıktım yerde kar vardı hala. Kim dedi bu anaya yumurtla diye. Şimdi ısıtmaya çalışın bakalım yavruları.. Acelemiz ne idi bilmem ki?

10 Şubat 2007

Balarısı Kış Olimpiyatları


Kayaklarım kovanda kaldı bak tüh.. Soğukmuş üstelik. İmdat batıyorum......

Propolis Hikayeleri

Propolis kelimesi nereden gelmektedir?

Propolis ilk olarak Yunanlılar tarafından keşfedilmiş olup ,doğal bir antibiyotik olarak uzun yıllar kullanmışlardır.

Savunma ve şehir anlamına gelen Pro ve polis kelimelerinden meydana gelmiştir.

Şehrin savunulması anlamı ile propolis kullanım alanları örtüşmekte olup , bizler için propolisin anlamı ise hala arılıklarımızda bakım yaparken üzerimize başımıza bulaşan ve hiçbir şekilde değerlendiremediğimiz bir ürün olmasıdır.



Koloni iş bölümü içersinde en zor bölüm , propolis toplanması ve kovana getirilen propolisin , getiren arıdan alınarak gerekli yerlere konmasıdır. Bu yüzden propolis toplanmasını gerektirecek işlemlere meydan vermeden , standart çerçeve ve kovanları kullanarak, kovan içersindeki hasarlı bölgeler onarılarak , yetişkin işçilerin gereksiz yere bu zor göreve gitmelerini engellemiş oluruz.

Zaman içerisinde aşırı propolis toplayan ki bazı ırkların aşırı eğimli olduğu da bir gerçektir , yedekte bulunan kovan içleri kış bakımlarında pürmüz yardımıyla iyice temizlenmelidir. Eğer temizlenmeyen kovanlar tekrar kullanıldığında , gerekli arı boşlukları kaybolacağından , aşırı biçimde propolis ihtiyacı doğacak ve kolonide işgücü kaybı oluşacaktır. Çünkü propolisi derleyerek pazarlayabilme yetisi kazanamamış bir arıcılık sektörünün yapacak başka bir seçeneği yoktur. Şimdilik amaç gereksiz propolis derlenmesini engellemektir.



İşte sizlere bakımı yapılmamış bir kovanda , sezon sonunda sağım esnasında görülen aşırı propolis derlemiş bir koloni görüntüsü. Bal ve yavru görüntüsü ise , söze gerek bırakmıyor. Gerçi Dayım inşallah okumaz bu yazıyı , çünkü der ki "Sen ayrıntılara bakma finalde elde ettiğin ürüne bak"....

07 Şubat 2007

Çerçeve Standardizasyonda Final



Kesilen çıtalar toplandığında karşımıza tüm ölçüleri karşılayan standart kovan çerçevesi çıkar. Çakılması çivilerle veya tel zımbalarla yapılabilir. Bir tavsiye olarak üst çıta ile yan çıtaların birleştiği yere tutkal sürülmesi çok daha sağlam bir çerçeveye sahip olmamızı sağlar.

Çerçeveleriniz hazır olsun artık. Bahar geliyor...

Varroa ve Organik Asitler































































































































































































































06 Şubat 2007

Standardizasyona Devam

Eğer üst çıtalarınızı kesti iseniz , alt ve yan çıtalarda bu ölçülerde olacak. Ne olur biraz dikkat.. Sonra girmiyor kovanlara , girse bile arılar basıyor aralara propolisi. Tam ölçülerde olmasından ziyade verilen hata payları içerisinde kalması bile yeterli....
Marangozların en büyük zevki ellerindeki malzemeye göre ölçüleri standardize etmektir. Hatırlatalım dedik..




Bunları kestikten sonra bakalım yarın belki birleştiririz.
Bir büyük üstat , alt çıtanın genişliği ile , yan çıtanın alt bölümünün 20 mm. yerine 25 mm. yapılmasının çerçeveyi daha da sağlamlaştırdığını ve dolgun gösterdiğini bildirdi.
Şöyle ki TSE standardında da bu ölçüler arasında çelişki olduğunu belirterek öncelikle eğer sipariş üzerine yaptırıyorsanız , 25 mm. yaptırmanızda fayda var gibi görünüyor. Bilgilerinize arz olunur.

05 Şubat 2007

Standardizasyon

Dünya arıcılık tarihinde isminizin bir yeniliğe verilmesi kuşkusuz çok güzel bir duygu olmalı düşüncesinden hareketle , fenni kovan tarihine ismini altın harflerle yazdıran "Langstroth" ifadesini düzgün telaffuz edebilen Türk arıcı sayısını çok merak ediyorum. Çevremdeki telaffuzları duyunca benim kendilerine nacizane kullandığım bir ifadeyi sizlerle paylaşarak , bundan sonraki paylaşımlarımızda "Standart Kovan " ifadesini kullanacağım. Peki diğer "Dadant" veya "Kişiye Özel" kovanlar standart değil mi? Standart sağlanmasının gerekçesi hepimizce bilinir. Kısacası Eskişehir'den , herhangi bir yere gönderilecek çerçeve tık diye orada kovanlara uymuyorsa kovanlara verilecek ismin pek önemi olmadığını düşünüyorum. Ve ülkedeki kolonilerin barındıkları kovanların büyük bir çoğunluğunun"Langstroth" kovan ölçülerine benzetilmeye çalışıldığını da hesaba katarak "Standart Kovan " ifadesi anlaşılabilir bir ifade olabilir diye düşünüyorum.

Öncelikle çerçeve ölçülendirmesi günlük hayatta çok sık karşılaştığımız olgulardandır. TSE'nin bu konuda yayınladığı ölçülere ulaşma güçlüğü çeken dostlar için bugünlük sadece üst çıta ölçüleri verilmiş olup , bu konudaki eylemlere devam edilecektir. Marangozlar ve arıcıların dikkatine!

Siz bu gece sadece üst çıtayı kesin , hazırlayın. Yarın ola hayır ola...

04 Şubat 2007

Arılıktan Kış Manzarası - 1

Tarih: 04 Şubat 2007 Pazar Kar yağışı sonrası kovanlarımız




Kar üzerinde kovanların önünde gezmek zevkini tattık. Baharda bu kar taneleri çiçek olarak dönecek kısmetse...

Ölüm Çukuru

Yerde kar var iken koloni tarafından atılan ölü arılar


Büyük handikaplardan bir tanesi , hava güneşli olduğunda dışarı çıkan arıların kar üzerine konması ve sıcaklıkları ile karın erimesi sonucu çukur oluşması ve arının gitgide çukurun dibine gömülmesi.


Kar bataklığı gibi bir şey çırpındıkça batıyorsun....

03 Şubat 2007

Arıcılık Kursları

Nereden başlayacağım konusunda çok zorlandığımı söyleyerek , Arıcılık kursları uygulamaları hakkında gördüğümüz , duyduğumuz ve yurtdışı örnekleri ile karşılaştırmalı paylaşımlarda bulunacağız.

Arıcılık kursları ülkemizde hem Tarım İl / İlçe müdürlükleri hem de Halk Eğitim Merkezleri tarafından verilmektedir.

Her iki birimde kendilerinin verdiği kursun gerçek arıcılık kursu olduğunu savunmaktadırlar.

Böyle bir kursun veriliyor olmasının güzel bir tarafı , arıcılığın eğitim gerektiren bir uğraş dalı olduğunu göstermesidir. Siz hiç inekçilik kursu verildiğini duydunuz mu ?

Bu kursu kimler veriyorlar?

Her iki birimde doğal olarak , bölgelerindeki Arı yetiştirici / Bal üretici birlikleri ve Tarım İl / İlçe eğitim dairesi ekiplerinden faydalanıyorlar. Çünkü arıcılık öğretmeni formasyonu alan eğitimciler bulunmamaktadır. Bu durumda bulunulacak en güzel ifade “uzman” ifadesidir ki , genelde bu kurs öğretmenlerinin sıfatlarında uzman ifadesine rastlarsınız. Arıcılık Meslek Yüksek Okul mezunları da formasyon almadıklarından Arıcılık öğretmeni olarak görev yapamamaktadırlar. Kısacası bu kurslar uzman arı eğitmenleri tarafından verilmektedir.




Görsel arıcılık malzemeleri ile donatılmış bir salon...



Arıcılığı öğrenmek için kurs yeterli midir?

Arıcılığı öğrenmek diye bir olgu aslında yoktur. Arıcılık sürekli eğitim gerektiren bir uğraşı olup , bu kurslar sadece kısa ön bilgilendirmeler içermektedir.

Bu kurslara gerek olup olmadığı konusunu ise , kendi katıldığım kurstaki bir diyalogdan örnek vererek açıklayayım.

Ana arı çiftleşmesi ile yüzeysel bilgi verilmesi sonrası “Hocam” diyerek bir kursiyer el kaldırdı. Sonradan öğrendiğime göre de aslında ana arı çiftleşmesinin kovan içerisinde ve sürekli olan bir eylem olduğu bilgisine sahip iken karşılaştığı bilgi karşısında soru aynen şöyleydi.

“ Hocam ; yani ana arı ömrü boyunca sadece 1 kez ve üstelik kovan dışında mı çiftleşiyor?”

Bu kurslara gerek var mı diye düşünürken bütün fikirlerim değişmişti. Evet bu kurslara kesinlikle gerek vardır.


Birlikler ne işe yarar diye soranlara cevap ...
İşte bu işe yarar...



Bizim kurslarda biraz zor görülecek sahnelerden....


Bu kursların içeriği yeterli mi sorusuna ise vereceğim cevap kesinlikle hayır olacaktır. Çünkü kurslar görsel arıcılık malzemelerinden mahrum , sadece internette her yerde bulabileceğiniz bilgilerin yazıldığı ve klasik 1-2 fotoğraf ile desteklenmiş sunular ile 30 – 40 saatlik eğitim şeklinde verilmektedir.

Paylaşımcı birkaç arı dostu sayesinde Türk arıcılığı yeni fotoğraflar ve kısa filmler ile tanıştığını da hatırlatmak isterim.

Arıcılık kurslarında genellikle arı ve kovan görme şansı bulunamamaktadır.


İlgi yüksekliği takdire değer...


Uygulama arılıkları birkaç üniversite hariç maalesef ülkemizde henüz kurulmamış ve desteklenmemiştir.

Kurs sonu alınan belgelerin zaten karmakarışık olan mevzuat içerisinde de yerine rastlamak çok zordur. Ehliyet aldığınızda araba kullanabilirsiniz ama , arıcılık kurs belgeniz arıcılık yapmak veya arı ürünlerinizi pazarlamak için yeterli değildir.

Her şeye rağmen arıcılığa merak duyan herkesin bu kurslara katılarak bu belgelerini almaları gerektiğini de bu kadar eleştiriden sonra söylemek gerekir.

Yurtdışı örneklerinde ise eğitim sürecinde , her bir aşama sonunda arıcıya verilen bir unvan ve belge ile eğitim finalinde bizdeki “Uzman Arıcı” ifadesine çok yakın bir ifade ile “Master Beekeeper” unvanı verilmekte ve tüm eğitimler uygulamalı olarak verilmektedir.



Kenya üst çubuklu kovan incelenmesi

KTBH(Kenya Top Bar Hive)


Eğitim bu işte...


Fazla söze gerek yok bence.....

Ülkemizde benzer örnekler yok mu ?
Yurtdışındaki örneklere benzer ülkemizdeki yapılan çalışmaları görmek isterseniz referans olarak aşağıdaki adresi verebilirim.
http://www.zaybir.com/index.php?id=228



Peki kurs yeterli değil ise arıcılık nasıl öğrenilecek?

Kurs öncesi veya sonrası , alınacak birkaç koloni ile uygulamaya geçmeden arıcılık öğrenme şansı yok denecek kadar azdır. Çünkü tecrübeniz , yaptığınız hataların toplamından ibarettir.


02 Şubat 2007

Ahh Çocukluk...



En büyük problemimiz kar yağması değil de , bu soğukta dışarıda oynamak isteyenleri evde tutabilmektir.

Aslında Kardelen hanımefendinin durumunu düşünmekle birlikte, kovanların halini merak ediyorum ama bakalım gidebilirsek....

Bol karlı arılık fotoları ile buluşmak üzere...