23 Ağustos 2007

Bandırma Maceraları

İşte Bandırma ... Benim doğum yerim ve memleketim...


Bu asırlık çınar ağacı Bandırma'nın karşı kıyısı Aşağı Yapıcı köyünde sahilde hemen kumsalın dibinde. Ancak birileri çınarın kovuğunda ateş yakmışlar ve içerisi simsiyah olmuş... Diyeceğimi ben orada dedim dolayısı ile buradan bir şey demeye gerek kalmadı...


İşte sahil kıyısı olan yerlerdeki en büyük zevklerden birisi daha... Akşamüstü gün batımı teknede çapari ile kıraça istavrit avlamak... Şimdilik uzaktayız ama aralarına karışmaya saatler kaldı...

Mevki: Tatlısu Bakraç Liman Kampı açıkları....


Öylesine çekmiştim ama resimlere bakarken hoşuma gittiğinden yükleyelim dedik...

Tatlısu balıkçı barınağının çınarın arkasından görüntüsü...

22 Ağustos 2007

Esinlenme

Sabah şöyle bir siteleri gezinirken Sn. Mehmet Nevşehir'in blogta bu çiçeğin ve arıların resimlerini gördüm... Ben de izin başlangıcında çekip Flash belleğe atmıştım..
Bu arı dalışa geçmiş baksanıza...


Hemen esinlenme usulüyle taktık belleği ve en güzellerinden bu fotoğrafları atıverdim...

Saat ilerleyip polenler kuruyunca arılar pasaklı bir görünüme bürünüyorlar.


Bu çiçeğin her bölgeye göre çok değişik isimleri olduğunu tahmin ediyorum. Çünkü kime sorsam farklı bir şey söylüyor...

Tohumlanması da çok fazla olduğundan bu dönemlerde polen sıkıntısı çekmemek için bence her yere serpiştirmek lazım...

21 Ağustos 2007

Arılık Ziyareti

Dayımın yanına çiftliğe giderken bir misafirimiz vardı..

Geçen gün kendisini ziyarete gittiğimiz Sn. Şenol Zihni hoca ile birlikte gittiğimiz dayının arılıkta sohbetler ettik.



Polenli kovan yapmak isteyen Şenol hoca'ya referans olması açısından dayımın polenlikli değiştirilebilir diplik hakkında dayımdan brifing aldık..



Tamamen organik Williams cinsi armutlar... Organik ötesi hatta çünkü arılık içinde olduğundan hiç bir ilaçlamaya tabi tutulamıyor. Dayım topladı biz seyrettik.



Bahçedeki sebzeleri sulama yapan dayı ile ana memeleri verdiğimiz küçük kovanlar önünde sohbet ettik.. Ayrıca arka plandaki fındık ile ilgili Şenol hoca bilgi verdi. Ve fındığın cinsi Enişte fındığı imiş. Karadeniz'de damatlara bu fındıktan verilirmiş. Hem ince kabuklu hem de erken olgunlaşıyor.. Bizim çocuklar talan ettiğinden üzerinde numune bile zor bulduk.. Egehan onu görememiş herhalde..



İşte çay ve sohbet zamanı.. Dayım yakın geçmişe yönelik arıcılık anılarından bahsetti. 40 yıl önceyi dün gibi anlatması ise çok hoştu ..... Tabi yakın zamanda yaptığı bir hatayı da paylaştı bizlerle. Hatta kalıntılarını karıncalar taşıya taşıya bitirememiş. Diyor ki öyle hatalar yapılır en acemi arıcı bile yapsa deriz hiç düşünmedin mi ama biz kendimiz yaparız...

Yakaladığı oğulu bölüp 2 kovana koymuş ve arılar dağılmasın diye ağızlarını kapatmış. Yaklaşık2 saat sonra elveda bir kovan yeni oğula . Diğerini de yoğun bakıma alarak kurtarabilmiş.

Şenol hoca benim ağaçlar da bu kadar büyüyecek mi diye soruyor. Göz açıp kapayana kadar..

Üstelik gölge yapan asma ise herkesin edinmesi gereken cinsten. Zaten Şenol hoca da varmış yeni ekmiş..

Geleneksel Balmumu Ayrıştırması

Bal hasadında sır alma işlemi sonrası ortaya çıkan sır mumları , balları iyice süzüldükten sonra arılıktan bir hayli uzak yerde biraz riskli olsa da bölgede bal akımı devam ettiğinden gölgede bir yerde arılara iyice temizlenmeleri için sunulmuştur.

Arılar yoğun olarak ziyaret etmekte ve gerekli temizliği yapmaktalar..

İyice temizlenen sır mumları artık balmumu ayrıştırması için hazır hale gelmiş durumdadır.
Kararmış ve bozulmuş siyah peteklerin ayrıştırma işlemi de aynı yöntemlerle yapılmakta olup; sır mumlarına nazaran daha fazla atık malzeme olması sebebiyle daha büyük bir su havuzuna sağılma durumu gerektirmektedir.

Bu iş için en uygun çuval olarak keten pamuk çuvalı veya bu yıl kullandığımız gibi tane kahve çuvalı olabilir. Çuvalın içersine ayrıştırılacak mumlar doldurulur. Büyük bir kazan içersine su konarak kaynaması sonrası çuval kazan içersine salınır..

Bu konu ile Şenol hocanın dayının arılığa yaptığı ziyaretteki sohbette aldığımız ikaz üzerine çuvalı kazana oturtmadan önce alt kısma bir tuğla konması gerekiyor yapışmaması için. Olur da birileri bu tekniği kullanmaya kalkar yapışmasın çuval..

Dikkat edilmesi gereken konu hem çuvalın hem de ortaya çıkacak ürün olan balmumunun çok yanıcı malzeme olması sebebiyle kontrolün elden bırakılmamasıdır.


Su iyice ısındıktan sonra zaman zaman çuval karıştırılarak balmumunun çıkması sağlanır. Su üzerindeki sarı renkte görünen sıvı balmumunun ta kendisidir. Peki nasıl dönüştüreceğiz bunu balmumu haline..



Uygun bir uzun saplı metal kap ile su üzerindeki sarı renkli sıvı alınır.


Yakınınızda bulunduracağınız içerisi soğuk su ile doldurulmuş başka bir kaba boşaltılır. İşin en zevkli anlarından biri olduğunu söyleyebilirim. Sarı sıvı altın gibi muma dönüşmeye burada başlıyor...

Bir kaç işlem sonrası içersine atılan sıvı balmumu ile karışan sıcak su dolayısı ile kovadaki su ısınır ve balmumunu donduramaz hale geldiğinden içerisine soğuk su ilavesi yapılmalıdır... Bu bölümde de zevk vardır. Nasıl güzel donarlar ... Bu kovadaki mumlar alındıktan sonra su boşaltılarak tekrar soğuk su doldurularak işleme devam edilir.

Daha sonra kovadaki biriken balmumları el ile alınarak suları sıkılır ve uygun bir yere sularının süzülmesi için konulur.

Bu işlem sonrası tüm mumlar ayrıldıktan sonra büyük kazana az miktarda su konulur ve az ateşte bu elde edilen mumlar kazana atılır... Tüm mumlar eridikten sonra uygun büyük kaplara bu mumlar dökülür ve soğumaya bırakılır.. İyice donan kalıp mumların altına varsa yine çökmüş olan kirli malzemeler kazınarak depoya alınır.. Balmumu depolanmasında dikkat edilmesi gereken en önemli husus balmumunun çevresinde emici özelliği sebebiyle koku yayıcı malzemeler bulundurulmamalıdır.

Aslında en can alıcı nokta şudur ki ;

Elde edilen balmumları derhal sisteme sokulmalı ve Türk arılığının hizmetine kılavuz petek yapılmak üzere petek üreticilerine ulaştırılmaldır. Yurtdışından kesin olarak bilmiyorum ama eğer geliyorsa balmumu ithali yapılıyorsa çok yazık derim..

Çünkü bu ülkede tüm arıcıların stoklarındaki balmumlarını sisteme soksak hiç ihtiyaç kalmaz diye düşünüyorum. Bu kanıya nerden vardım derseniz dayımın stoklarını görünce başka ne düşünebilirim ki...

Bunları niye vermedin diye sorduğumda ne zararı var ki burada durmasında bedava mı vereyim cevabını aldığımda haksız da sayılmaz..

Petek üreticilerinden eğer kılavuz petek alır iseniz verdiğiniz mumun ücreti ile sadece balmumu verir ve kılavuz petek almazsanız mumun ücreti arasındaki farkı anlatacak bir tane petek üreticisi çıkabilse bu ülkede bir yerlere geliriz. Stok yapan arıcılara nasıl hak vermeyelim şimdi. Kılavuz petek ne kadar lazım ise o kadar sisteme balmumu vermenin mantığı çok doğru .. Olması gereken bu mu konusu bizim konumuz değil elbette ... Yurtdışından balmumu almaya devam edin sizler.. Ben iddia ediyorum 5 yıl bu ülkeyi idare edecek balmumu stoğu arıcıların depolarında hem de uygunsuz koşullarda bekliyor.. Ben boşluğa sesleneyim de duyması gerekenler belki duyarlar..

Meyveleri Toplamaya Başladık...

Dayımın arıları kontrol ederken bir kolonide kuluçkalıkta 1 adet ana memesi vardı... Bu koloni ana değiştirecek derken aradık aradık anayı bulamadık. İlaveyi yerine koyduktan sonra , ilavede olmasın bu ana deyip ilaveyi aramaya başladık... Hayda ana ilavede geziyor...
Biz de hemen dedik nasılsa ana burada bölelim kararı ile böldük. Sadece 1 meme vardı. Matemetiksel olarak koloniyi 2'ye böldük.


Ve dün kontrolde ananın çıkmış olduğunu gördük... Ama ilginç olan bir gelişme daha vardı.. Bu memeyi böldüğümüzde 1 adet iken bu ana bundan çıkmıştı. Bölüm sonrası 3 adet daha meme yapılmıştı.. Ana diğer tarafta kaldığından garanti kapsamında ihtiyati tedbirler alınmıştı.

Madem öyle bizde bu anayı hemen yanına 2 çerçeve ile aldık.. Bakalım diğerleri de çıksın da en güzeline karar veririz arkada kalan eski ana ile birleştiririz..



Bugünlerde moda maske giymeden arı kontrolü yapmak ya.. Modaya uygunluk açısından biz de öyle yaptık... Aslında daha güzel fotolar var ama gizemli olmakta fayda var... Dayının çektiği bu fotoğrafı da yayınlamadan olmaz ki . Tabi ki onun için 1. öncelik arılar, biz gözüksek ne olur gözükmesek ne olur...

20 Ağustos 2007

Maceraya Devam....

Dayımın arılıkta arka köşede duran kütük kovan hep bana bakıyordu ama teklif bile edemedim nedir ne değildir...
Bugün cesaretimi topladım bu ne dedim.. Meğer cezalıymış.. Hiç oğul vermemiş te..


Açalım hele bakalım..


Arka kapağı açtık balı doldurmuş ama almadık.. Bol bol propolis basmış..


Arı mevcudu aslında fena değildi ama oğul vermemiş işte...

Yavrulu alanları göremedik ama balını da alamadık.. Hemen kapattık tılsımı kaçmasın ..

19 Ağustos 2007

Erkek Larvası Üzerinde Varroalar

Bu başlangıç.. Daha elimizde ne fotoğraflar var. Bekleyin. Çok yakında...

Sn. Enver Öner - Mustafakemalpaşa/BURSA

İşte sizlere dayımın arılığından bir kaç kesit... Çok uzun yıllardır arıcılık ile merak odaklı devam eden ve geleneksel yönü hala çok ağır basan bir sistem ile kendisine ait meyvelik ağırlıklı çiftliğindeki arılığı.


Çiftlik alanı çok büyük olmasına rağmen arıları çiftlik evine çok yakın bir yerde ve çok sıkı bir düzende dizilmiş halde bulunuyor. Arıların etrafı kargılarla çevrilmiş durumda.



Bu arıları da şehir merkezine çok yakın olan ve Ada bahçeleri adı ile anılan bölgedeki kavaklığında bulunuyor. Buradaki arılar genellikle yer değişikliği durumlarında ve tarım ilaçlamasından uzaklaşılması gerektiğinde buraya getiriliyorlar. Tabi daha sonra bir miktar burada kalıyorlar. Üst üste olan kovanlar ise dayımın kullandığı bir tekniğin ürünü... Çok küçük oğulları bu şekilde yanyana ve üstüste koyarak daha sonradan genç anaları alarak kalan işçileri birleştirmek için bu tekniği kullanıyor.


Egehan başlığı takmış büyükbabasının (Çocuklar dayıma bu şekilde hitap ediyorlar) körük yakmasını izliyor. Zamanında bizde böyle bakmıştık. Bu arada dayımın maskeli halini görmek biraz zor.


Polen kutuları hala mevcut. Bulunduğumuz bölge ülkemizin en çok polen veren bölgelerinin başında geldiğinden polen derleme sezonu bir hayli uzun.

İşte bir türlü vazgeçiremediğimiz geleneksel sepetleri.. Şampiyonluk ödülü alan sepeti de gördüm. Tam 4 kez oğul vermiş.


Beraberce yaptığımız genel kontrollerden bir görüntü. Bu kontroller esnasında gördüğümüz varroa cumhuriyeti haberlerini daha sonra uygun bir zamanda yazarız.. Çünkü filmler mevcut ve yüklemek şu an için çok uğraşı gerektiriyoır.


İşte tam Mustafakemalpaşa yerlisi verimli bir anaarı..




Bu ırkın dikkat çekici bir özelliği sakin oluşu. Bu yüzden olsa gerek dayım maske kullanmıyor. İşçi arıların abdomenleri siyah yoğunlukta ve benim gözlemime göre normalden çok fazla , ancak dayıma göre kovanların uygun ölçülerde olmaması ile alakalı olarak propolisi çok topluyor.



Genç bir anaya ait yavrulu çerçeve görüntüsü.

Tabi ki geleneksele bağlılık dolayısı ile genç ana tedariği sadece ve sadece oğulların analarını kullanmaktan öteye geçmiyor. İzine gelirken alet edavat yanımızda idi. Bir ana arı memesi yetiştirme ruşeti hazırlaması konusunu izine çıkmadan arayarak bildirdim. Nasıl olacak o iş şimdi deyip , sen gelince yaparsın dedi. Geldik ama bir türlü kıyamadı güçlü bir kovana..


Bende çatıya gelen anayı 1 çerçeve arı ile bırakıp diğer arıları kullanarak Sn. Ali Türk tarafından Türk arıcılığının hizmetine sunulan janter malzemelerini kullanarak 10 adet larva transferi yaptım.


Şans ya bu 9/10 oranında memeler tuttu. Şimdi son durumu söyleyeyim. Elimdeki Çin kaşığı ve bir sürü çanağı kaybetmiş durumdayım.

Dayım ne yapıyor bugünlerde derseniz kapanan ve 23 Ağustos'ta çıkacak anaları eşleştirmek için 2 büyük çerçevelik kovanlar hazırlıyor anası değişecek kovanların önüne... Erkek arı şüphesi olabilir düşüncesiyle daha kapalı gözde erkekler mevcut o yönden de rahatım.


İlk günlerde gerek yok diyen ve memeleri gördükten sonra dayımla son icraatımız ise Ada bahçedeki kapı önüne taşan çok güçlü arıyı bölerek yeni çanaklara larva transferini yapmamız oldu.

Bu ana yetiştirme konusuyla ilgili çok fazla fotoğraf mevcut bunları bilahare paylaşmak dileğiyle şimdilik bu kadar yeter herhalde...

Yaklaşık 30 yıl önce sadece seyreden ve körük sıkan birinin şimdi ana yetiştirmesi tabi ki kabul edilemez ama ne yapalım...

From Enver Öner Apiary. He is my maternal uncle.

18 Ağustos 2007

Arılık Ziyareti

İznimizi geçirdiğimiz bölgede Mustafakemalpaşa ' da bulunan Sn. Şenol Zihni hocamızın arılığını dayım ile birlikte ziyaret ettik.
Emekli öğretmen olan arı dostu ağabeyimiz aslında emeklilik hayallerimizin bir çoğunu şimdiden yakalamış. Kendisine çok güzel bir yerde bir arazi alarak içerisini çeşitli meyve ve sebzelerle donatmış ve tabi ki arılarını da en mevki yere yerleştirmiş. Çiftlik evi biçimindeki evini de kendisi yapmış ve akşamları da orada kalıyorlarmış. Ayrıca yeni eklentilerin yapımı da devam ediyordu. Hanımefendi tarafından hazırlanan üçü bir aradalar ve çalışan su tabancaları eşliğinde sohbet görülmeye değerdi.
Hocamız aslen Trabzon'lu olduğundan bahçede mısır ve kara lahana egemenliği göze çarpıyordu.

Diğer fotoğrafları sohbet ederken çekemedik ama bir daha ki sefere inşallah. Bu arılığının görünümü. Arazinin çevresi kendisi tarafından yapılmış tel örgü ile çevrili olduğundan çok güvenli bir ortam sağlanmış.

Bu da hocamızın sulama tekniği.. Su önce suluğa oradan ise bir tahta parçasına damlıyor.


İlk önce hocamız kıyafetinin uygun olmadığını belirterek çekindi ama bizi çalışırken bir görse.. Kafamıza kadar toprağa gömülüyoruz. İnsan toprağı artık kolay göremiyor tabi ki.


Ve hocamız ile birlikte olan kişi benim dayım Sn. Enver Öner..

Çok ama çok zor beğenen biri olduğunu ben rahatlıkla söyleyebilirim. Sonuçta Şenol hocamın sistemini çok beğendi ve bir kaç kez sohbet konusu bile yaptı... Zaten az konuşur ama hayretler içersinde kaldım. Şenol hocam bizim dayıdan geçer notu aldın mı olay tamamdır. Biz beklemedeyiz hala geçer not için yıllardır.

From Şenol Zihni's Apiary .

He's beginner beekeeper from Mustafakemalpaşa / Bursa / Türkiye

15 Ağustos 2007

İzinde Çatıda Ne İşimiz Var İse....

İzine çıkıp, Bursa/Mustafakemalpaşa'daki dayımın çiftliğindeki arılığa gittiğimiz daha ilk gün gözlerimiz ilginç olan şeyleri ararken , çatıdaki boş kovanlar dikkatimizi çekti. Kaçan oğullar için tertibat alınmış..

Yakından şöyle bir bakayım dedim de haydaaa polen taşıyan arılar giriyor ve çalışma güzel..

Dedim bu kovana arı gelmiş. Yok dedi dayı.. Sonra dedim ben bakacağım doğru çatıya..

Tam 3 çerçeve arı ve ana yumurtlamaya bile başlamış. Arı çok olunca umursanmıyor işte.. Bakmıyor bile koyduğu kovanlara..


Tabi alet edavat yanımızda ya hemen anayı boyamak lazım.

9 Ağustos 2007

Çekilin Polen Lazım... Ana Yumurtlamış...

Akşamüstü kaçak kolonideki ananın yumurtladığını gördükten sonra mutlu olduk tabi ki..

Biraz seyretme zamanıydı şimdi girişi çıkışı..




Diğer kolonilere nazaran daha yoğun bir polen akışı olduğunu rahatlıkla söylebiliriz. Çünkü diğer kolonilere nazaran polen stoku yok denecek kadar az ve üstelik yumurtalar çatlamasına 2 gün var... Ellerini çabuk tutmaları lazım...

Kaçak Yumurtladı...

Kaçarak yeni bir yuva edinen misafirlerimiz yeni villalarında huzurlu bir yaşam için bugün bir aşama daha kaydettiler. Anaarı yumurtlamaya başladı... Artık izin dönüşü yeni yavruların çıkışını görebileceğiz.

8 Ağustos 2007

2007-2008 Sezonu Başladı.

Arıcılık sezonunun ürünlerin hasat edilmesi ile bittiği düşüncesi genel olarak hakim olmakla beraber , nacizane fikrim aslında ürünler alındıktan sonra yeni sezon başlamış demektir.


Bu bağlamda 2007-2008 sezonunu açmış bulunmaktayız...

İzin hazırlıkları kapsamında tadımlık olarak hazırlanmış ve götürülmeyi bekleyen şişelenmiş ballar... (İnsanın emeği ile birleşince gerçekten çok güzel oluyor.)

Tüm meşakkat ve emeğin karşılığının alınması tabi ki çok hoş ...

Ambalaj konusunda ise ; ballar aynı olmasına rağmen küçük Gebze şişesi (Seminer hatırası) daha açık renkli gözüküyor..

Ve geçmiş sezon değerlendirmesini eğrisiyle doğrusuyla yapmak zamanı artık..

Bir müddet dinlenme fırsatı bulacağız. Tabi ki eylemlerimiz teknolojiyi yakaladığımız yerde ve üstelik gideceğimiz bölgeyi de yansıtacak şekilde devam edecektir.

Çok uzun bir geçmiş sezon değerlendirmesini bilahare yaparız düşüncesiyle , önümüzdeki günlerde yapılması gerekenlerin neler olduğunu sıralamaktan ziyade, kendi yaptığım izin öncesi son uygulama arılıktaki tüm kolonileri eşitlemek oldu. Hem arı mevcudu , hem yavrulu ve ballı çerçeve sayısı bakımından 3 farklı günde kolonileri eşitledim. Çünkü aynı gün 2-3 çerçeve arılı takviye vermektense gün aşırı 1 çerçeve vermek daha doğru oldu. Çünkü üstelik ne koku veya benzeri bir metot kullanmadan vermemize rağmen hiç bir negatif durum ile karşılaşılmadı..

Son olarak koloni uçuş delikleri daraltıldı.. Önümüzdeki günler daha yoğun yağma eğilimi göstereceği kesin...

2 şişe bal resmi sonrası neler yazdık yahu...