29 Ekim 2007

Son Olması Dileğiyle...

Kongre dolayısı ile 10 günlük bir ara sonrası yapılan daraltma uygulaması esnasında kapalı gözlerden çıkan ergin varroaların işçi arıların üzerinden bize dil çıkarmasına seyirci kalamazdık.
Yumurtlama faaliyeti de devam ettiğine göre arıların üzerindekileri temizleyelim hiç olmazsa...
Bulunduğunuz bölge çok önemli bu anlamda. Karşı çiftlikten Hacı amca ile sohbet ettik dün biraz...
"4 tane kaldı beyaaa dedi... Bu sarıca arılarda çok girip çıkarlar be benim kuvanlara... Seninkiler bak sokmiyular içeri.... "
İlaçlama yapmış bu sonbaharda hem de 2 defa...
"Kanatsızlar geziyoruuu hala kovanın önünde beyaaa.. Atıyular onları dışarı."
Ayrıca Hacı amca ayçekirdeklerini satamamış. Söz veren bir alıcı şimdi alamam demiş... Çok kızmış o da dün karşıdaki depoya indiriyordu çuval çuval... Yağlık ekseydik daha iyiydi diyor. Ya Hacı amca ek yeter ki ... Peyman'a gitmiş onlarda tatminkar fiyat vermemişler.
Dedim verim nasıldı arıların faydası oldu mu?
"Yok beyaaa ayçiçeği hiç nektar vermedi ki.. Hayvancıklar polen aldı işte biraz"

Bu sohbetten anladık ki bizimkilerde mutlaka ziyarete gidiyorlar oradaki kovanları... Tüm ülkeyi kontrol edemeyeceğimize göre kendi kapımızın önünü süpürelim bari...
Dün sıkıştırdığımız kolonilerde durumlar daha da güzelleşmiş...

Şefin arısını ilaçlamamak olmaz tabi ki...


Bu sezon son oksalik uygulama filmi olur inşallah...

28 Ekim 2007

Son Daraltmalar Yapıldı.

Yavru faaliyetlerinin azalması ve yaz kadrosunun aramızdan ayrılması ile azalan koloni mevcutlarının basabildiği kadar çerçeve bırakma uygulamasını bugün gerçekleştirdik. Ortalama 6 çerçeveli koloniler haline getirilerek bölme tahtaları yanaştırıldı.


Peki hangi çerçeveleri aldık?

En dıştan , polensiz ve mümkün olduğu kadar sırlı çerçeveleri aldık. Sonuçta alınan çerçeveleri şeffaf poşetlere koyarak serin yere aldık.

Bu petekleri yavru faaliyeti hızlandığında baharda tekrar kolonilere vereceğiz. İşte o zaman tamamen İskender Döner muamelesi görüyor bu çerçeveler...

Süzme makinesi olanlar için başka bir uygulama olarak; bu çerçevelerdeki bal süzülüp , kek yapılıp tekrar arılara verilebilir. Bu durumda süzülen petekleri yine ballarını yalatmadan poşetleyerek serin yerde saklar isek hiç bir problem ile karşılaşmayız....

27 Ekim 2007

Bu Yılın Son Anası...

Erkek arıların iyice azalmasıyla iptal ettiğimiz ruşetlerin arılarını topladığımız 2 adet ruşette çıkan anaların çiftleşme şansları az olmasına rağmen beklemeye almıştık... Sonuçta her 2 ana çiftleşti ve yumurtlamaya başladı. diğer anayı kolonilerin birinde kullandık ve bu ruşeti de balkona aldık.
Bugün kontrolde yumurtaların kapandığını gözlemledik.

Bu arkadaşta antrenman yapıyor petek örmek için ama geç kaldı.


Kongrede açılan standlardan hediye edilen Konya Şeker üretimi olan fondan şekerinin denemesi amaçlı balkondaki ruşete verdik. Ruşet kadrosu az olmasına rağmen kemirmeye devam ediyor. Polen getirmiş olan bile çalışıyor.

Üretim aşamalarını sorduğumuzda ayrıntılı bilgi alamadık ama tarif aynen şöyle ...

Makineye sıvı giriyor diğer taraftan katı çıkıyor.

Bu malzeme bir çok şekerleme ürününün hammaddesi...

İleri ki günlerde bu fondan şekerinin kek yerine geçip geçmeyeceği çok tartışmalara sebebiyet vereceği kesin ancak yurtdışında bu uygulamalardan vazgeçildiği de sohbetlerde yer aldı...

Adı Üstünde...

Fotoğraflar için tıklayınız...

26 Ekim 2007

Algıdaseçicilik



Arıcılık hastalığının bulaşma seviyesine göre artık her yerde dikkatinizi arı ile ilgili objeler çekmeye başlar. Kongrede de belirttiğimiz üzere Bursa'ya girişte akşamın ilk saatlerinde arı kovanlarını nakleden bir arıcı... Bursa'da kongre olduğundan bile haberi olduğunu sanmıyorum o arılarını naklediyor. Haydi onu anladık ta bize ne oluyor ki olayı filme alıyoruz...

Kestane Kebap


Hangilerinin Beykoz , hangilerinin Zonguldak olduğu belli değil... Hele bir yedikten sonra belli olur..

Nasıl yaptığıma gelince... Klasik olarak etraflarını çiziyorum. Sonra güzelce yıkayıp , bu ıslaklığı ile bir tepsiye koyup doğru önceden 180 Cº ısıtılmış fırına atıyorum. Canınız mı çekti...Hiç avucunuzu yalamayın aynı tadı vermiyor.

Ballı Baba'ya

Sn. Selahattin Güney'in Es-es ziyaretleri esnasında sohbetlerde geçen çiğbörek ile bu akşam tekrar tanışma fırsatı bulunca konu aklımıza geldi.


Yok nasıl yapılıyordu yok sağlığa zararlı idi tutmayın beni ...

İnşallah bir daha ki ziyarette siz de tadarsınız.

25 Ekim 2007

Açık Polen Beslemesi

Polen sıkıntısı olan bölgelerde polen ile besleme konusunda zaman zaman karşılaşılan sorulara cevap olabilecek bir resim gördüm ve sizlerle paylaşıyoruz. Olayın ayrıntıları daha da önem taşısa da ilk bakışta şu sonuca varmak mümkün demek ki dışarıdan arıya polen verilebiliyor.

Nasıl yapıldığını belki ilerleyen günlerde öğrenebiliriz. Bu bağlamda yurtdışı kaynaklı bir forum olan Beesource sitesini takip etmenizi öneririm.

Thanks to BjornBee for this photo...

24 Ekim 2007

Misafirler

23 Ekim 2007 Salı günü akşamı ilimize gelen misafirlerimizle tanışma fırsatını yakaladık.
Türkiye Muharip Gaziler Derneği Kdz.Ereğli Temsilciliği saygıdeğer üyeleri ile birlikte Zonguldak İli Arı Yetiştiricileri Birlik Başkanı Sn. Selahattin Güney; en yaşlı gazimizi ziyaret etmek üzere şehrimize geldiler. Kendileri ile akşam oturup sohbet etme imkanı bulduk...
Sohbete Eskişehir İli Arı Yetiştirici Birliği Başkanı Sn. Gürbüz Turhan ile birlikte Dalaman'dan kısa süreli görev ile aramızda bulunan Sn. Mustafa Soydan katıldılar.
Gazilerimizin hikayesini Ballı Baba'dan bilahare ayrıntılı dinleriz. Çünkü gezi sonrası çok güçlü bir arşive sahip olacak gibi duruyor.


Resimde bulunanların bir çoğunu tanıyorsunuz... Ancak bazılarını okuyunca şaşıracaksınız...

Şimdi en soldan...

Sn. Yasim Güreşen (Benim emekliliğine sayılı günler kalan şefim)

Arıcılığa başlayacağını söylediğinde Ballı Baba'dan maske ve körük benden sözünü aldı...

Sn. Mustafa Soydan (Dalaman'dan gelen arkadaşımız)

Bu masada devamlı oturdu ve üstelik sabah ekip ile kahvaltıda tekrar görüşmüş. Kesin bulaşmıştır ona da arıcılık... Zaten bir başlarsa işimiz harap geçer bizleri...

Ballı Baba'yı , beni ve Gürbüz Başkanı tanıyorsunuz...

Gürbüz hocanın yanında oturan Sn. Murat Akın...

Beyazkovan forumda işler karıştığında olayı toparlayan hocamız da bizlerle birlikte oldu ilerleyen saatlerde.. Zaman o kadar çabuk geçti ki görevliler neredeyse kovalayacaklardı bizleri...

En sağda ise Sn. Yalçın Toker...

Hocamız da tam hasta yani bizden... Bursa'ya kongreye gelememiş çok üzgün... Sebebi ise nasıl gidilir , kim gider derken olay geçmiş... Bu arada internetten evde olduğu halde uzak duruyormuş ama bu gidişle bulaşır çünkü Murat hocam ısrar ediyordu. Dedik boşverin kongreyi gelin her akşam kongre var...

Bu arada belki kongrede verdiğimiz sunuyu Es-es'te tekrarlama durumumuz olabilir bakalım kısmet olursa...

Tekrar edersek Sn. Ali Türk'ün yaptığı erkek larva transferi ile Sn. Fatih Mutlu'nun kışın kovanların üstüne örttüğü battaniyeyi ekleyeceğiz... Aslında eklenecek çok şey vardı ama... Zaman kısıtı ile ilgili problem yaşayacağımızı zannederken çok şeyler ekleyebilirdik. İnşallah bir daha ki sefere diğer arkadaşlarımızın vereceği sunumlara ekleme fırsatımız olur. Bu kura hep bize çıkacak değil ya...

Diğer Fotoğraflar

21 Ekim 2007

III.Marmara Arıcılık Kongresi

Henüz kongreden yeni döndüğümüz için ayrıntıları bekliyorsunuzdur. Anlatacak o kadar çok şey var ki...
Fakat anlatmayacağız.. Gelseydiniz...
Sadece nacizane kongreden benim çıkardığım sonuç...
Daha çok çalışmamız lazım...

18 Ekim 2007

Kovan İçi Nem

Bu akşam arıları kongre öncesi bir ziyaret edeyim dedim... Genel durumları iyi duruyordu. Zamanımız az olduğundan sadece kek kontrolu yapabildik.



Kontrol esnasında gördüğümüz bu nemli görüntü ilgimi çekti..




Yazın seyir zevki açısından flex mikadan yapmış olduğum üst örtünün bölme tahtasının dışında kalan bölümündeki nem bizlere çok şey söylüyor... Tabi ki gereği yapılacak ama seyirlik için hiç kusura bakmasın 2 hafta daha bu şekilde mücadele edecekler.

Bu da keklerin son durumu 2 haftada bir hayli götürmüşler...


Dayım yine diyecek arıları obez yaptın diye ama yesinler uyumasınlar daha kış çok uzun...


Ayrıntılı olarak kovan içi nem ile ilgili yazılacak o kadar çok şey var ki kongre hazırlıkları sebebiyle folluk arıyoruz... Yumurta yere düşmeden inşallah yumurtlayabiliriz...





Bu resmi Kayseri'den Sn. Fatih MUTLU gönderdi... Murat ağabey için folluk var müsait buyursun gelsin dedi.

14 Ekim 2007

Yol Boyunca Yağmur Olunca...


Eskiden yolculuk esnasında yağmur yağmasın diye serzenişte bulunurken , bayram dönüşü yol boyunca devamlı yağmur altında seyahat etmemize rağmen hiç sızlanan olmadı...
Çünkü bayrama giderken Bursa Gölbaşı göletindeki bu manzarayı resimleme imkanı bulduk.
Çok değil geçtiğimiz yıl bu gölet aşağıda görülen yola yaklaşır ve kavaklıkları basardı...
Eskiden Kınalı Kar dizisindeki "Kamber" karakterinin derme çatma evi bahsettiğimiz kavaklıktaydı. Orayı da su basardı...
Demek ki neymiş her zamanki gibi kaybetmeden değerini anlamayacak mışız...

11 Ekim 2007

Arife Gecesi Güzel Bir Haber Aldık...

Geçtiğimiz günlerde Şenol hocamızın ana kaybeden kolonisine kafeste verilen ana dün itibarıyla çıkartılmış ve kolonide geziniyordu...



Ana arılarla ilgili son günlerde yaşanan sıkıntılar dolayısı ile çok değerli hale gelen ana arı kabul olayını daha dikkatli takip etmekte idik.



Ve sonunda bu akşam güzel haberi aldık.. Ana arı yumurtlamaya başlamış. Arife gecesi güzel bir haber almış olduk.. Arılar da bayram yapacaklar bizler gibi....

Bayram Öncesi Bir Demet Çiçek ve Arılar


















Bayramlık olarak Trakya'dan İç Anadolu'ya gönderilen fotoğraflar ile teknoloji işte Marmara'da buluştuk..

Bursa/Mustafakemalpaşa'dan yayınladık bakalım başka yerlerde izlenebilecek mi?

Bayram dolayısı ile dayımın yanına gelerek hem büyüklerin ellerini öpelim dedik hem de dayımın klavyesindeki eksik harfleri tamamlayalım dedik.

Fotoğrafları kimin gönderdiğini artık çözebilirsiniz...

Bu vesile ile tüm arı dostlarının Ramazan Bayramını en içten dileklerimizle kutluyor , ailelerimizle huzurlu ve sağlıklı nice bayramlara ulaşabilmeyi temenni ediyoruz.

10 Ekim 2007

Zamanında Teşhis Hayat Kurtarır...

Dün ayrıntılarından bahsettiğimiz olayda sıkıştırılan anayı kafese almıştık. Kek bölümünü de açık şekilde vermiştik.



Bu akşam ana arının kafesten çıkarıldığını ve daha önceki manzaradan farklı olarak ananın gezdiğini gözlemledik.



Gerçi biraz gazilik ünvanını hak edecek görüntü de ama şimdilik yapacak bir şey yok.. Yine de rahatlaması için diğer tarafa memeli olarak böldüğümüz çerçevelerle ana arının olduğu çerçeveleri yer değiştirdik.. En azından tarlacılardan anayı uzaklaştırmış olduk.. İlk başta yapmamız gerekeni bu akşam yaptık...



Ve memelerden en iyi görünümlü 2 adedini bırakarak diğerlerini temizledik. Bayram sonrası ne yapacağımıza duruma göre karar vereceğiz. En azından gazi de olsa ana arı şimdilik sistemi döndürebilir bir müddet.


Fatih Güneş arkadaşımız Oksalik uygulaması için zamanlamanın erken olduğu yönünde bir yorum atmış... Aşağıdaki resim bu yıl en fazla varroa dökülen kovanın bu akşam yaptığımız oksalik uygulama sonrası ilk kontrolde gördüğümüz dökülmüş varroalar...


Diyelim ki vakit erken ama bu döngülerini kıramaz isek arılardan daha fazla üreyen bir sistemi nasıl durduracağız...

Tabi ki iklimsel ve bölgesel farklılıklar bu zamanlamada etkili olsa da döngünün kırılması için tüm yavruların çıkmasını beklersek sonuç bu gidişle hüsran olabilir...

Oksalik ile Formik arasında ne fark var derseniz onu kısaca şöyle açıklayayım...

Formik çisil çisil yağan bir yağmur gibi iken , oksalik direk nehire atlamak gibi bir şey... Dolayısı ile oksalik sonrası arıların üzerindeki ergin varroalar çok fazla dökülüyor..

Formikte ise az ama uzun süreli bir etki mevcut...

Olayı dengelemek yine bizlere kalıyor...

9 Ekim 2007

Arı Kuşları Sendromu

Yurdumuzun bir çok yerindeki arı dostları ile geçtiğimiz günlerde yaptığımız görüşmelerde arı kuşlarının saldırı haberlerini almaktaydık. Geçtiğimiz yıllara rağmen uzun denilebilecek bir süre kolonilere yaptığı tacizler hep gündemimizde kalmıştı. Arı kuşları bugünlerde yine arı dostları ile yaptığımız sohbetlerden anlıyoruz ki tüm yurdu terk ettiler.


Peki ilkbahar aylarına göre özellikle sonbaharda niçin kolonileri daha fazla taciz ediyorlar?

Bu sorunun cevabını yıllar boyunca arıcılık ile uğraşan, bu kuşların davranışlarını izleme şansı belki de şanssızlığını yaşamış olan dayımdan; dün akşam yaptığımız sohbette öğrendim.

Baharda arı kuşları bölgelerimize geldiklerinde, göç yollarının mesafelerini uzun bölümünü tamamladıklarından sadece günlük gıda ihtiyaçlarını karşılamak üzere arıları avlıyorlar ve kolonilere ilkbahar aylarında sadece kapalı havalarda saldırıya geçiyorlar. Ancak sonbahar aylarında göç öncesi, yağlanarak göç enerjisi elde etmek için daha fazla tüketim yapmaları gerektiğinden; kolonilere daha saldırgan oluyorlar. Aynen dayımın ifadesine göre “İlkbaharda 1 arı yerse, sonbaharda 5 arı yer. Ve ilkbaharda kolonilere bu kadar yaklaşmaz.”

Bu yıla mahsus bir durum olarak ta arı kuşlarının daha fazla bölgelerimizde kalmaları; yeni arayışlar kapsamında birçok arı dostu, arılarını arı kuşu saldırılarının daha az olduğu bölgelere nakletmek durumunda kaldılar.

Bütün bu arı kuşu baskılarına maruz kalan arıların su, polen ve nektar toplama faaliyetleri dolayısı ile ana arı yumurtlama faaliyetleri kesinlikle sekteye uğradı. Ayrıca ana döllenme uçuşunda kapılan ana arıların koloniye dönememeleri ile birçok koloni ana arısız kaldı. Bu sendromlar yine arı dostları ile yapılan sohbetlerde söz edilen olgulardı.


Fakat son günlerde karşılaşılan değişik koloni düzensizlikleri konusunda yine arı kuşları mı etkili?

Nedir bu sendromlar?

Hafta sonu 1 kolonimde gözlemlediğim tabloyu kısaca arz edeyim. Koloni hikayesi basit... Anası genç ve 3 çerçeve yavrulu toplamda 7 çerçeveli bir koloni.. Belki de en son problem yaşaması gereken bir koloni ... 1 hafta önceki kontrollerde negatif bir durum gözlemlenmemiş ve normal düzenlerini sürdürüyorlardı. Planlamamızda sadece yavrulu 1’er çerçeve çekerek günlük yumurta kontrolü yapılacak ve varroa mücadelesi yapılarak kontroller sonlandırılacaktı... Tesadüf olarak ilk koloni kontrolümüzde ilk çerçeveyi çektik ve 4 adet açık ve kapalı memeler ile karşılaşıldı. Ana kaybetmiş olma ihtimaline karşı tüm yavrulu çerçeveler kontrol edildiğinde 2. yavrulu çerçevede de 2 kapalı meme görüldü. Toplamda 6 meme ve sadece kapalı yavrular....Çok az da olsa kapanmaya yakın larvalar... Ana varsa bile yumurtayı kesmiş olmalı ki günlük yumurta yok. Tüm çerçeveleri kontrol esnasında kovanın tabanında yumruk gibi bir arı topluluğu görüldü. Ana arı arılar tarafından sıkıştırılmıştı. Hemen ana arıyı kafese aldım.


Ne yapılabilirdi?
Ana arı bir hayli hırpalanmış vaziyette idi. Memeli ve yavrulu toplam 3 çerçeve arılarıyla birlikte koloniden başka bir yere alındı ve ana arı kafese alınarak diğer 4 çerçevenin arasına konuldu. Memelerden çıkacak ana arının döllenme şansı çok düşük olmasına rağmen deneme amaçlı bir ruşete alınacaktır. Eğer kafesteki ana arı devam edemeyecek durumda veya öldürülmüş ise elimizde yeni yumurtlamaya başlamış genç ana ile oyuncu değişikliğine gideceğiz ve yeni çıkan genç anayı döllenmek üzere bu boşalan ruşete vereceğiz.

Uygulamada küçük bir hata olarak gözüken ve arılıkta bir müddet sonra aklıma gelmesine rağmen zaman problemim sebebiyle uygulayamadığım konu ise ana arıyı ve ballı çerçeveleri diğer tarafa alarak, memeli ve yavrulu çerçeveleri yerinde bırakmalıydım ki tarlacılar ana arı olmayan yere gelsinler...

Son günlerde, bu şekilde meme yapan ve anayı sıkıştıran koloniler ile sadece anayı sıkıştıran koloniler ile ilgili bir hayli duyumlar almaktayız.

Sebeplerinin ne olduğu konusuna cevap verebilmek, ana arıların neden sıkıştırıldığı konusuna cevap bulabilmekten geçiyor...

Yumurtlaması için mi yoksa yumurtlamaması için mi sıkıştırılıyorlar?

Ancak arı kuşlarının aşırı tacizleri ile bozulan koloni düzenlerinin etkisinin olabileceği yüksek bir ihtimal olarak gözüküyor. Bunu doğrulayan bir gelişme olarak dayım tarafından da doğrulanan ve kendisi tarafından sıvı besleme yapılmayan kolonilerin arı kuşu saldırıları esnasında tamamen yavru faaliyetlerini kesmesi olarak gösterilebilir. Bugünlerde de ana arı sıkıştırma faaliyetlerinin de benzer kolonilerde yaşanması bunun arı kuşlarının yarattığı koloni düzeni bozukluğundan kaynaklanan sendrom olarak nitelendirilebilir.

Bu durumda ana arısı sıkıştırılan kolonilerde, ana arıların kafese alınmaları ve sıvı beslemeye tabi tutulmaları ile bu durum atlatılabilir.

Tüm arı dostlarına bir çağrı olarak, bölgenizde geçtiğimiz günlerde eğer kolonileriniz arı kuşu saldırılarına maruz kaldı ise bugünlerde kolonilerinizi mutlaka kontrol ediniz.

Yoksa hava sıcaklıklarının bu düzeyde devam edecek olması sebebiyle, ana kayıpları ile veya dallarda yeni çıkan oğullarla karşılaşabilirsiniz...

Bayram tatili dolayısı ile yaşanacak arayı da göz önünde bulundurarak en kısa sürede kolonilerinizi kontrol ediniz.

Eğer arı kuşlarının saldırıları sonrası yaşanan bu düzensizlikler, başka etkenler tarafından etkilenmiyorsa artık gündemimize yeni bir konu oturuyor.

“Arı Kuşları Sendromu “

Başa çıkabilir miyiz diye sorulacak soruya verilecek en güzel cevap şudur ki ; yaşanan bu negatifliği atlatabilmek için gerekli olan her zaman elimizde hazır ana bulundurma konusudur.

Sonbaharda arı kuşları ile mücadele edemediğimize göre, bu durumlara karşı çok miktarda yedek ana bulundurmak üzere gelecek yıllarda tedbirler almalıyız.

Bir diğer konu ise, arı kuşu saldırısına maruz kalınan dönemlerde sonbahar teşvik beslemesi için sıvı besleme tarzı seçilmeli ve arının uçuş sayısı minimuma indirilmelidir.

Kek vb. katı besleme durumlarında arılar su ihtiyaçları sebebiyle uçuş yapmakta ve tarlacı arı kayıpları yaşanmaktadır.

8 Ekim 2007

Koloni Kontrolü

Pazar günü kolonilerden birini kontrol ederken öylesine bir çekim yaptım.. Zaten yalnız zor oluyor.. Dün yayınladığımız filmden sonra konu dublaj yapmaya geldi.. Bu yüzden bu filmi de dublajlayarak attık.. Ayrıntılarla fazla ilgilenmeden bir izleyin eğer beğenirseniz bu tür filmleri çok rahatça çekerek dublajlayıp (Dışarıdan seslendirip) yayınlayabiliriz.

Arı Dostları

Şenol hoca ve dayımı artık tanıyorsunuz... Yaz tatilimizde tanışma fırsatı bulmuştuk.
Şenol hocanın bahçeyi anlatmakla bitiremeyiz ve aslında dayım için en önemli yanı bahçede tatlı su kaynağının olması...
Dün akşam bir mail aldım Şenol hocadan... Güzel bir hikaye gerçekleşmiş... Benden habersiz artık etkinlik gerçekleştirmeye bile başlamışlar... Hikayeyi sizlerle Şenol hocanın anlatımıyla paylaşacağız. Bahsedilen 2 bahçe arası mesafe de aslında bir hayli mesafe ama arı dostluğu böyle bir şey...
Tanıdığımız bir çok arı dostunun zaten gerçekleştirdiği bu tür yardımlaşmaların dalga dalga tüm yurda yayılması dileklerimizle...
Bu haberi yayınlayacağımdan dayımın haberi yok ve artık interneti hoplatıyor kesin okur hemen ... Ben de merak ediyorum tepkisi ne olacak. Çünkü Şenol hocam bana bu ana konusundan bahsetmiş ve ben koloniyi parçalamasını söylemiştim. Nereden bileyim dayımın elinde hazır ana olduğunu... Belki de İstanbul'dan kendilerine gönderilecek analara güveniyordur...
Merhaba,Akşam Msn’de dayınızla konuşmuştuk. İçme sularının bittiğini söyledi. Bende, yarın bahçeye gidince sizi ararım dedim.Bugün bahçeye gidince dayınızı aradım, bahçede olduğumu söyledim. Su bidonlarını doldururken sohbetimiz arılardı. Benim anasız kovanı anlattım. ”Su bidonlarını doldurunca bakarız” dedi. Ben, akşam sizinle konuştuklarımızı anlattım. Dayınız, sizin bana anlattıklarınızın doğru olduğunu, bundan sonra çıkan ananın işe yaramayacağını söyledi.Su doldurma işi bitince ben körüğü yaktım. Dayına maske verdim.”Ben maske giymem” dedi. Ben maskeyi giydim, dumanı verip kovanı açtım. Enver ağabey çerçeveleri kontrol ediyor. İlk eline aldığı çerçevede anayı gördü.”İşte ana” dedi. Diğer çerçevelere baktı. Ana memesi göremedik. Hemen 5 no’lu kovana dumanı verip kapağını açtım. Enver ağabey ”Bu kovan anasız “dedi. Çerçevelere bakmaya başladı. Ana memelerini gördü. Bütün çerçeveleri elden geçirdi günlük yumurta yok, ana yok ama kapalı yavru çok. Enver ağabey şaşırdı.”Bu kovan nasıl ana kaybeder” dedi. İki çıtanın ön ve arka yüzleri yarı yarıya kapalı yavru.
Enver ağabey “Ana memelerini temizle zayıf kovanlara dağıt” dedi.Enver ağabey tam arabaya binmek üzere “Şimdilik dağıtma benden telefon bekle, belki ana bulabilirim.”dedi ve gitti. Bir saat sonra telefon çaldı. Telefonu açtım Enver ağabey arıyor.”Ben bahçeye gidiyorum tekrar senin yanına geleceğim beni bekle” dedi. Aradan fazla bir zaman geçmeden geldi. Kafesle bir ana getirmiş. Hiç zaman geçirmeden anayı kafesle verdik. Anayı kabul ederlerse çok iyi olacak.Halil Bey, bu ana olayına çok sevindim, sevincimi anlatmam çok zor. Dayınız, bugün beni çok sevindirdi. Üşenmeyip bahçesine gidip, anayı alıp tekrar benim bahçeye gelip, anasız kovana vermesi çok hoşuma gitti.Sağlıcakla kalın.

7 Ekim 2007

2007 Sonbahar Varroa Mücadelesi

Yalnız başına film çekmek gerçekten çok zor oluyor... Ancak bu tür uygulamalarında görsel yardımcılara ihtiyacı olduğu açık...


Beğenmeniz dileğiyle ...

Güzel Polen Topluyorlar...

Başlıktan anlaşılacağı üzere polen toplayan arı fotoğrafını yayınlamak çok isterdik ama bu olayı resimlemek gerçekten çok zor!!!
Bu yüzden sizlere ayın fotoğrafına aday basit bir fotoğraf yayınlıyorum. Bu ruşeti 2 ruşeti birleştirerek oluşturdum.. Anası eşleşmiş normal yumurta yumurtlamaya başlamış... Ancak çok ilginç bir çerçevede az da olsa yalancı ana yumurtaları vardı... Bu arada hem yumurtaları hem de anayı kontrol ederken pırrrr güvercin uçtu kafesten...
Elbette yerini biliyor ve bir kaç tur sonrası inişe geçti...

III.Marmara Arıcılık Kongre Programı

20-21 Ekim 2007 tarihlerinde Bursa'da yapılacak olan III. Marmara Arıcılık Kongresi programı açıklandı...


Program İçin Tıklayınız...

6 Ekim 2007

Kışlama Öncesi Koloni Düzenleme

Sunu olarak hazırladığımız kışlama öncesi koloni düzenlemesi konusuna aşağıda linkten ulaşabilirsiniz.

Sunuyu İzlemek İçin Tıklayınız...

Sunu açıldıktan sonra diğer yansıya geçmek için yansının üzerini tıklamak veya sol altta bulunan oklar yardımıyla ileri geri yansıları görebilmek mümkündür.

Geçtiğimiz yıl yaşanan arı ölümleri konusunda konuşulan bir çok konu ve araştırmanın dayandırıldığı ana nokta iyi bir kışlatma hazırlığı yapılmamasından kaynaklandığı yönünde idi. Kolonilerin maruz kaldığı dış etkilere ve belki de virüslere karşı durabilmesi için iyi bir kışlatma düzeni kurulmalıdır.

4 Ekim 2007

İftar Öncesi Yapılanlar

Öncelikle güzel bir haber ile başlayayım.. Aslında benim için kötü haber ama yapacak bir şey yok. Hepinizin şefin arısı muhabbetinden tanıdığı şefimiz artık internet bağlattı... Fiziki imkansızlıklar dolayısı ile gecikmeli de olsa aramıza katılacak artık...
Peki benim için kötü yanı nedir bu durumun?
Sabah aramızda geçen diyalogu anlatayım da belki hak verirsiniz..
Msn'ye bağlanamıyorum problem var..
Dedim programı kaldır , yeniden indirerek kur problem kalmaz..
Olur dedi ... Tam yırttık derken nasıl gireceğiz Msn'ye adresi nasıl alacağız...
Yani olay anlaşıldı.. Temel bilgisayar ve internet eğitimine başlıyoruz.
E-Mail adresi nasıl alınacak?
Ayrıca dayımın klavyede de üretici firma bazı harfleri unutmuş... Bazen harfler kayboluyormuş.
Neyse mevzuya dönelim...
Bu akşam iftar öncesi şefin arısının da formik asit pedini aldık.. O ne beee...

Her taraf propolis..

Bu ilginç malzeme de propolis ile kaplanmış formik asit verilen ped...


Bir çok yerde belirttiğimiz yavrulu çerçevelerin içine dışına duvar olacak ballı polenli çerçeve verilmesi konularını hatırlarsınız..

İşte elinizde buna benzer 2 adet ballı ve polenli çerçeve varsa yavruluların dışlarına bu çerçeveleri koyarsanız ve boşluk kalan kısma da bölme tahtası ile bölünürse olay bir hayli kolaylaşır..

Geçtiğimiz yıl bölme tahtaları arkasındaki boşluklara doldurulan kırpılmış kağıt sarılı bezlerin arılara fistan giydirmek olarak yorumlanmasına rağmen bakalım bu yıl neler yapılacak?


Linda'nın kekinden sonra biz de kek yaptık.. Ancak biz arılara kek yaptık.. Plastik besleme kaplarının ara bölmelerini kaldırarak verdik...
Dayımın yorumu ise kısa ve öz idi.
Arıları obez yapacaksın...
Geçtiğimiz yıl bu konu ile ilgili yayınladığımız fotoğrafı tekrar yayınlamak gerekir ama isteyenler aşağıdaki linki tıklayabilirler.

Bizim Arılar da Böyle Olurlarsa

3 Ekim 2007

Linda Bize Kek Yapmış...

From Linda to us "Beehive Cake"
Algıda seçicilik olgusuna en güzel bir örnek olarak gösterilebilecek bir çalışma...
Dikkatlice bakıldığında sepet kovan görünümünde bir soslu kek..
Bunu kim yapar ki? Tabi ki arılarla bir bağlantısı olan birisi yapabilir.
Biz kek ile ilgilenirken gözden kaçırmamamız gereken bir şey daha var...
Arka planda masa örtüsünün desenlerine de bir göz atarsınız artık...


Linda's Blog.

2 Ekim 2007

Oğul Böyle İse Ana Koloni Nasıldır?

Bu yıl şöyle doya doya seyredeceğimiz oğul fotoğrafları ve filmleri seyredemedik. Küçük boyutlu oğul resimleri seyrettik ama bu fotoğraflar görülmeye değer...

Oğul resimleri görememek belki de iyi bir durumdur ki bizler oğul önleme çalışmalarında başarılı uygulamalar yapabilmişiz. İnsanın canı böyle bir oğul çekmiyor da değil.

Thanks to "legion©" for photos and videos.

Diğer Resim ve Filmler

1 Ekim 2007

Ardeşen Kaçkar Arıcılık Derneği Etkinliği



İnternet.... Dünyaya seslenmenin bir yolu ve aracı... Eğer iyi haykırırsanız birileri sesinizi duyar ama iyi haykıramaz iseniz birileri size güler...

Buyurun sizlere bir haykırış... Yazını başlığı bile ilginç. Öyle bir dernek var mıdır yoksa editör hatası mıdır diye düşünürken , yazının tamamını okuyunca editör hatası ötesinde editör faciası diyebiliriz.
Ayrıca dernek başkanımız da sağolsun yaptığı açıklama ile üyelerinden aidatlarını yatırmalarını istemiş sadece ama olsun.

Bu arada yeni bir hastalık ile daha karşılaştık.. "var olan" hastalığı...

Ne desem ki şimdi... Neyse...



İlgili haberin tamamı için tıklayınız...