Arıcılık maalesef tedavisi olmayan bir hastalıktır ve bulaşıcıdır.

Arıcılık ile amatörce veya profesyonelce uğraşan , merak eden veya uğraşmak isteyen herkesi ; bildiklerini paylaşmaya davet ediyoruz. Sizin uyguladığınız ve size normal gelen bir uygulama başkaları için gerçekten çok ilginç ve bilinmeyen olabilir. Konseptimiz çok basit... Bildiğini saklama ve Türk arıcılığına dolayısı ile vatanına hizmet et... E-mail & Msn : halilbilen2@hotmail.com

Yayınlanmak üzere arılık / arıcılık fotoğraflarınızı gönderebilirsiniz.

free html hit counter
View My Stats

31 Aralık 2007

Yeni yıl, Yeni Umutlar...

2007 yılını geride bırakmak üzere olduğumuz anlarda, geçmiş yıl değerlendirmesi yapmak gerekse de genel olarak baktığımızda yaşanan negatif durumlara rağmen pozitif yanların daha çok olduğunu söyleyebiliriz. Herkesin hayallerine bir gün erişmesi dileklerimizi yineliyoruz.

Geçmişimizin, geleceğimize ışık tutması ve geleceğimizin daha parlak olması için, yeni yılda hep birlikte daha çok çalışacağız. Bu vesile ile yeni yılınızı kutluyoruz.


Etiketler:

30 Aralık 2007

Özlemişiz...

Bayram tatili ve ardından bir hafta çalışma sonrası bugün şöyle bir dolaşalım dedik....

Arkadaşların hepsinin önce ıslanmışlar mı, nemlenmişler mi diye üst kapaklarını açıp baktık. Hiç bir ıslanma yok. Derken uzun zamandır görüşemedik ve havada soğuk olmasına rağmen güneş olunca kenarından örtü tahtasını kaldırıp baktık.

Besleme kutularında katı ballar olduğu gibi duruyor. Doğal olarak salkımı bozup çıkamamışlar.

Salkımda kolonilerin tamamı. Gece hava sıcaklıkları negatif değerlerde seyrediyor uzun süredir.

Rahatsız olanlar hemen hafifçe hareketlenir gibi oluyor , hopppp kapatıyoruz.


Kovanların önü arı ölüleri ile dolu. Bu durumu hiç yadırgamıyoruz. Çünkü hava soğukluğu sebebiyle uçuş yok ve hemen kapı önüne atıyorlar. Cenaze işlerinde aksamalar mevcut. Bu ölümler hemen her gün gerçekleşiyor ama uçuş olunca alıp, götürüyorlar uzaklara. Ve üstüne üstlük karınca vb. faaliyetler durunca bu görüntü ortaya çıkıyor.

Balkondaki arıdan atılanları topluyorum. Yani balkondakinden atılanı görünce koskoca kolonilerden atılan hiçbir şey değil.


Körüğü yakmadan olur mu hiç? Ne olursa olsun arılığa girildiği zaman körük mutlaka yakılmalıdır. Bugün havada sakin olunca püfür püfür ne güzel yandı. Acaba bu körük kokusu da etkili mi acaba bu arıcılık hastalığı ile...

Bugün bu halde görünce arkadaşımızı acaip zevkli oldu. Dedim "Ne oldu kardeş üşüdün mü?"

Koloni uçuş deliğine yakın bir yerde sizlere ömür olmuş ve gece ayazında güzelce buz tutmuş. Bugün öğle vakti bile buzları üzerinde idi.

Etiketler:

Kapalı Arılık Vardı da Biz mi Arıları Koymadık.

Arılığı gezerken etraflıca baktık.



İşte eternit deniyor herhalde bu çatı örtülerine...

Ben arıların sarılıp sarmalanmasına en fazla şerh koyan biri olarak, kendi kovanlarımın üzerlerine bu yıl hiç bir şey örtmedim. Gerçi dayım hep ört ört diyor ama.

Bu tür örtülerin faydası sadece kovanların uzun ömürlü olması ile alakalı. Ayrıca kovanlar hasarlı ise, içerisine su alarak koloniye de negatif etki verebilir.

Yukarıdaki çatı kaplamasında kullanılan malzemenin fiyatını bilmiyorum ama, kovanlar sıkıştırılırsa 6 kovanı örtecek ebatta.

Kapalı arılık mevzusuna hiç gerek kalmaz.

İyi korunursa çok uzun yıllar kullanılabilir.

Yerden yüksek ve üzerleri de böyle örtülürse olay tamamdır...

Etiketler:

29 Aralık 2007

Kırağı

Sabah uyandığımızda her taraf bembeyazdı...

Selvilerden buzlar fışkırıyordu.


Ve çamlar...

İğde ağacında çocukların erişemediği yerlerde kalan iğdeler


İğde ve buz tanecikleri...

İç Anadolu Bölgesinin tipik karasal ikliminin getirdiği gece düşen sıcaklıklar ile karşılaşılan manzaralar.

Etiketler:

28 Aralık 2007

Çiftlikte Kış Ortasında Arı Kontrolü...

Kış ortasında da olsak, hava güneşli olunca üstelik körükçüsü yanında iken dayım hemen bakalım diye açtı...




Bu koloni 10 çerçeve ile bırakılmış. Kenarlardaki ballı petekleri almaya kıyamaması ve arı mevcudunun çokluğu sebebiyle 10 çerçeve olarak bırakılmış.


Hazır açmışken kenardaki balı iyice azalmış 2 peteği aldık.



Peteğin bir tanesini getirdiğim gözlem kovanı ile İç Anadolu'ya naklettik.



Diğeri ise doğru depoya hava nasılsa soğuk...



Arıların olduğu bir çerçeveye de baktık.



Arıların bu havalarda uçuş yapması içerideki salkımı tamamen bozdukları anlamına gelmiyor.



Çünkü çekilen çerçevede salkım pozisyonunda bir çok arı mevcuttu.



Dışarıda uçanlar koloninin şımarık çocukları. Hava soğukta olsa dışarıya oynamak için fırlayan çocuklardan hiç farkları yok.




İşte standardizasyon çalışması. Kenardan 2 çerçeveyi çekince bölme tahtasını koymak gerekti haliyle.


Haydaaa.. Yüksek geldi. Arılıkta bir kaç çeşit kovan ve değişik standartta malzeme olması bu tür sorunlar çıkarıyor.



Ancak hiç ama hiç sorun değil.



İtina ile standardizasyon sağlanır.



Kısa gelirse de altına ince bir çıta çakılabilir.



Çok fazla büyütüyoruz bu standart işlerini. Kes veya ekle bu kadar basit.





Bu koloni kayıt ise, yandaki koloninin notu.


Ana yaşı tahminen genç...




Bu tulumda çiftliğin sonradan satın alınarak eklenen bölümünde yer alıyor.


Çok eskiden bu tulumbaya takılan pancar motorla, bu bölüm sulanırdı.



Şimdilerde ise, kanaletten sulama yapılıyor. Bu tulumbanın bulunduğu yerden su çıkar mı çıkmaz mı bilmiyorum ama kullanılmıyor işte.



Dayım bu tulumbayı sadece yeri belli olsun borunun diye sökmüyor anladığım kadarıyla.



Ben fotoğrafı çekerken kendisi de kavakların kesilmiş olduğu araziyi geziyordu.



Kesik kavak ağacı köklerinin etrafında çıkan mantarlar ile ilgili araştırma yapıyordu.



İşte o bölümü niye çekmedim bilmiyorum.




Çiftliğin diğer yerlerini de sürmüş dayım, bakalım ne ekecek. İçimden bir ses kesin boş tutmaz diyor ama göreceğiz baharda...

Etiketler: ,

İşte Promosyon Hediyesi

Sadık usta arka planda kovan imalatına devam ediyor.


Promosyon olarak vereceği hediyeyi de hazırlamış.



50 kovan imalat ettirme sınırını dolduran müşterilere promosyon olarak hediye edecekmiş.




Bana resimleri yayınlamak düşer ama hatırlatayım yine de, kovan yapacak marangoz kadar özellikle bu hediyeyi verecek marangoz da lazım.


Kovan herkese lazım olmaz ama...


Ustanın telefonu ben de var ama kefil olamam kovanları ne zaman teslim edeceğine. Hediyeden isteseniz hemen hazırlar ama.


Bu arada şunuda belirtmeden geçemeyeceğim dayımın ifadesidir.


"Sadık usta gibi bu ülkede kovan yaparken titiz işçilik yapan başka bir usta yoktur."


Titiz ama teslimat tarihi belli değil burası da başka bir sıkıntı.


Unutmadan hediyenin ölçüleri standart TSE ölçülerinde. Kitaba uygun imal edilmiş.

(İmamların arada tıklatıp kurudunuz iyice dedikleri acaba doğru mu?)

Etiketler:

27 Aralık 2007

Promosyonlu Kovan İmalatı

Dayım yeni kovanlar yaptırdı. Artan malzemelerden de polenli dipliklerin üzerine monte edilmek üzere ilaveler yaptırdı.
Fakat konu başlayan promosyonlu kovan imalatı ile ilgili.
Marangozumuz belli bir kovan sayısını yakalayan müşterisine hediye veriyor.
Siz bu sayıyı yakalamak istersiniz ama bizim marangozumuz Sadık usta bu sayıda kovanı size ne kadar sürede teslim eder hiç garanti veremem.
Fakat promosyon olarak hediye vereceği olsa, anında teslim eder bence...
Promosyon hediye görüntüleri yarın yayınlanacak...

Etiketler:

Evin Arka Bahçesindekiler...

Hastalık işte... Bize de bulaştırdı sonunda...


Evin arka bahçesinde hemen her zaman farklı amaçlarla koloni bulmak mümkün...


En büyük zevklerinden birisi hele kış günü olmasına rağmen sıcacık güneş vuruyorsa kolonileri seyretmek karşılarına oturup...


Hasır oturak almış özellikle oturup seyrediyor...


Tespihi de şıkır şıkır çeker...

Ah dayı ah... İyi de bizi niye bulaştırdın ki...




Kışın mutlaka örtü tahtası üzerine gazete örter. Hatta baharda 3-4 kat gazete mutlaka örter...

Yine koloni kayıt sistemi...


Fakat gelişme var.


Üstelik "ana damgalı"...


Yani anayı işaretlemiş ana arı boyası ile...


Öldüre öldüre öğrendi sonunda işaretlemeyi. Gerçi anayı göremedik nasıl boyanmış.


Bana arıları obez yapacaksın der ama...


Arılar bizim arılardan çok özenmişte...


İşte obez adayı arılar...


Gerçi salkım yapmayı da pek bilmez bu arılar... Soğuk gördükleri mi var?

Etiketler:

Karşı Kıyıdan Sepet Arıcılığı

Bir çok arkadaşımızın takip ettiği blogu Theo Katsaros olan Karşı Kıyı Arıcısı Kokkini-Melissas bir mail atarak ülkesindeki sepet arıları ile ilgili resimler göndereceğinden ve yayınlanabilmesi konusundan bahsetmişti.
Biz de memnun olacağımızdan bahsettik bir ortak dil bularak. Zaten arıcılık bir ortak dil yaratıyor.
Bugün fotoğrafları göndermiş. Ayrıca mailinde ülkemizdeki sepet arıcılığı ile ilgili uygulanan teknikler hakkında bilgi ve fotoğraf talep etmiş.
Dayımın arılığı gördü herhalde.

Kullandığı sepetin boş iken iç görünüşü... Peteklerin düzgün tutturulması için araya çapraz parçalar atılmış.


Bu çapraz bağlantılar peteklerin sağlam olması açısından çok önemli...


Sanırım geçtiğimiz günlerdeki bölgelerinde yapılan kongrede çekilmiş bu fotoğraf.


İşte bu halde arı kendi insiyatifini kullanıyor ve çok çabuk gelişiyor.


Güzel kadrolu bir koloni.


Sepetten sepete arıların naklini tıklama yöntemi ile hallediyorlar.


Modern kovanlara tarlacı arı desteği yapmak üzere yanına konuluyor.

Bir müddet çalıştıktan sonra sepet modern kovanın yanından kaldırılıyor.



Güzelce örülmüş bir sepet ama gerçekten ustasını bulmak lazım.

Başlarına çuval geçirilmiş sepetler...
Şimdi bu hikayelerin hepsini uydurdum çünkü hiç bir açıklama gelmemişti karşı kıyıdan.
İşte en son gelen maili aşağıda...

I would also if you can to send me photo with bees in baskets of your country in order to see technical the manner which you make the baskets!

Thanks

Theo Katsaros

Kokkini-Melissa

Etiketler: ,

26 Aralık 2007

Kontrollü Saklamak Lazım...



Eski malzemeleri saklamaktan ziyade kullanım dışı kaldıklarında arılıklarda veya evde uygun alanlara bırakılması sonucu bir hayli yıpranıyorlar.




Dilleri olsa da konuşsalar...



Sıktıkları dumanla ne kadar çok arı sakinleştirmişlerdir.



Bizlerde bugünlerde nedense hep bu tür malzemelere ilgi duyuyoruz.



Geçmişimizi unutmadan, son teknolojik gelişmeleri de takip edebilmek gerçekten çok güzel.



Bu tür eski körükleri görünce bu körüklerin imalatında nerede hatalar veya eksiklikler yapıldığını görmek çok basit.



Bağlantı elemanlarının zayıflığı ile hem hava basan körük kısmı kopmuş, hem de üst kapağın bağlantısı kopmuş.



Demek ki bu bağlantılara biraz daha dikkat edilse çok uzun süre kullanılabilecek körükler.



Ancak dayım çiftlikte ne kadar atılmış eski körük varsa hepsini toplayıp fotoğraf çekeceğim dedi.



Bende merak ediyorum kimbilir neler vardır içlerinde.

Etiketler:

Güneşli Bir Kış Günü



video



Güneşli bir kış günü çekilmiş arılık görüntüsü...

23 Aralık 2007 Pazar Bursa / Mustafakemalpaşa

Etiketler:

25 Aralık 2007

Ayrıntılara Dikkat Etmek Gerekir...

Kabran olarak ifade edilen ve içersine çerçeve konulmadan arıların kendi insiyatifleri ile petek ördükleri uzun ve köşeli bir kovan biçimi.


Çok basitçe ve ölçülerinin önemli olmadığı uzunca 4 kalastan ve ön-arkalarına kapak ile çok basitçe oluşturulabilir.


Çok yerde duyduğumuz ama bal içeriği olarak diğer teknik üretim ballarından hiç bir farklı özelliği olmayan karakovan balını üretmek için rahatlıkla kullanılabilir.


Sadece kılavuz peteğin kullanılmamış olması sebebiyle tercih edilen karakovan balının diğer ballardan hiç bir farkı olmadığını tüketiciye anlatmak gerçekten çok zor.


Aslında modern arılıklarda karakovan balı olarak tabir edilen doğal petekli balı bu tür kovan türleri yerine standart kovanlarda da rahatlıkla arılara yaptırabiliriz.


Ancak bir çok modern arılıkta bu tür eski kovanlara rastlamak mümkün.


Bu kabran daha önceleri nedense hiç dikkatimi çekmiyordu dayımın arılıkta olmasına rağmen.


Bu tür kovanlar, arı mevcudunu arttırmak isteyen arıcılar tarafından da kullanılmaktadır.


Çünkü hacimi genişletme şansı olmadığından iyi gelişme gösteren kolonilerin oğul faaliyetleri çok yükseliyor.


Oğul denildiğinde aklıma yine bir çok yerde rastladığımız oğul balı terimi geliyor. Gerçekten çok merak ediyorum bu "Oğul Balı" nasıl bir şeydir.


Bizler oğul görmediğimizden herhalde oğul balı da görmüyoruz. Bu yıl özellikle oğul balı almak için 1 koloniyi oğul vermesine müsaade etmeliyim.


Kabranın daha önce bir çok kez fotoğrafını çekmiştim. Bu bayramda yine ilk işim o kabranın yanına gitmek oldu.


Havada güzel olunca tek tük uçuş vardı.


Fakat kovan girişine bu kadar dikkatli bakmamıştım.


Giriş deliğinde çakılmış çivileri farkettim. Bu uygulama girişi deliğinden kovana başka bir zararlının girmesini önlemek için yapılmış.


Acaba bizlerde kovanlarımızda bu tür giriş kontrolü için uygulamalar yapsak daha mı iyi olur.


Etiketler:

24 Aralık 2007

Bayram Bereketi (BBG Kovanı)

Bayram ziyaretleri esnasında havanın güzelliğinden de faydalanarak, çiftliğe gittiğimizden bahsetmiştik.
Uzun yıllardır depoda rafta duran fakat bir türlü kullanılmamış bir gözlem kovanı artık arıcılığın hizmetine girecek.
Dayım bu gözlem kovanını çok uzun yıllar önce kitapta verilen ölçülere göre 1 standart çerçevelik yapmış.
Kitap ölçüleri dediğimizde bir konudan da bahsedeyim.
Çerçeveleri düzenlemeye gittik ya bayrama...
Düzenlenmişti çerçeveler biz gitmeden ve hemen ölçmek lazımdı ölçülerini kovan ve malzemelerin...
Bu konu ile ayrıntılı bilgi ve resimler var onları paylaşacağız ama bir konu özellikle çok önemli...
Standart olarak bir çerçevenin üst çıta uzunluğunu bizler 472 mm. olarak kabul etmiyor muyuz?
Yeni yapılan çerçeveler 475 mm. üzerinden yapılmış, gerçi dayım diğer kovanlara uysun diye biraz kısalttırmış ama...
Dedim bunlar uzun olmuş.
Değilmiş...
Çünkü kitaba göre 475 mm. olacakmış.
Hangi kitapta yazıyor 475 mm. derken kitap geldi karşımıza.. Haydaaaa 475 mm. yazıyor aynen.
Hangi kitap olduğunu yazmama gerek yok. Siz elinizdeki kitaplara bakarsınız...
Neyse gözlem kovanına devam edelim.

Bahsettiğim kitabın babası sayılacak bir kitaptan alınmış ölçüler ve gözlem kovanı yapılmış.

Ancak o kadar arı içersinden 1 çerçeve arı bölünüp içerisine konulmamış yıllardır.

O zaman bu malzeme aynen yer değiştirir. Öncelikle camlar camsil ile pırıl pırıl yapılacak.

Daha sonra bir kaç eksikliği giderilerek bembeyaz boyanacak.

Ve içerisine 1 çerçeve arı konulacak.

Ne haber çıkar bu gözlem evinden ama...

BBG kovanı...

(Müzeye de koymalıyım bu gözlem kovanını. Çünkü 25 yıllıkmış en az...)

Etiketler:

23 Aralık 2007

Bayram Sonrası Haber Çok...

Bayramın son günü hava çok güzel olunca çiftliğe şöyle bir göz attık.

Tüm kolonilerde uçuş mevcuttu.


Yol yorgunluğu olunca ayrıntılı haberler bayram sonrasına kalacak haliyle...

Çok güzel haber konuları mevcut elimizde. Bazıları tam flaş haberler...

Biraz dinlenelim ve çalışma temposuna alışalım arkası gelir nasılsa...

Etiketler:

19 Aralık 2007

Bayram Öncesi Gezintiler

Asırlık Çınarlar

Deniz Kokusu


Yağmur Yağsa da...

Balık muhabbeti yok.


Sadece bakmadım tabi ki...

Yeni yapılan balık hali...

Martılar...

Martılar ve arka planda eski gar binası...

Haydar Çavuş cami...


Tadilattaki tarihi sembolik bina...

Öndeki ana arı çiftleştirme kutusu

Genel görünüm...

Bayram tatili dolayısı ile ailemizi ziyarete geldiğimiz Bandırma'dan görüntüler....

Balık yemeden olmaz tabi ki gereğini yaptık ama bayram öncesi canınız çekmesin...

Etiketler:

18 Aralık 2007

Çerçeveleri Düzenlemeye Gitmek Zorundayım.

Dayım yeni yaptırdığı kovanların yeni çakılmış çerçevelerini eve getirmiş.
Tabi ki bu çerçeveleri düzenlemek gerekiyor.

Şimdilik depoya yığılmışlar. Bayram vesilesiyle ben şu çerçeveleri bir düzenleyip geleyim bari.

Et yemeden çalışmakta biraz zor ama...

Kurban eti yedikten sonra çerçeve düzenlemek nasıl bir duygu, kısmetse onu da paylaşırız.

Dayım gerçi önce çerçeveleri düzenleyelim der ama bakacağız artık.

Kovanları yaptırdığı marangozun işçiliği konusunda referans olması açısından; çerçevelerin tamamı zımparalı ve yan çıtalarda tamamen aynı ölçülerde 3 delik delinmiş durumda.

Hazır çakılmış, zımparalanmış ve delikleri delinmiş çerçeveyi kullanmak baharda gerçekten çok büyük kolaylıklar sağlayacaktır.

Aslında polen tuzaklı kovanları bende merak ediyorum. Kısmet olursa bayramda sizlere ayrıntılı resimleri paylaşacağız.

Bu vesile ile tüm arı dostlarının Kurban bayramını en içten dileklerimizle kutluyoruz.

Etiketler:

13 Aralık 2007

Kışın Koloniler Rahatsız Edilmemelidir.

video

12 Aralık 2007 günü kapaktan sızan su ile ıslanan gazetesi ve örtü tahtasını değiştirdiğim koloni...

Etiketler:

12 Aralık 2007

Trakyalı'ya

Bloglarla İlgili Yardımcı Filmler

İstanbul'da Target diye tutturan Sn. Trakyalı Şenol'a ihtaf olunur...



Sen otur, biz sen link ekleyesin diye film çevirelim...

Etiketler:

Koloni Kontrol Etmem Geldi...

Öğle saatleri balkondaki bile uçuşa başlayınca dedim hele bir gidip bakayım...

Zaten İstanbul'da kovan mı gördük...

Öncelikle besleme kutularında durum nedir?

Maşallah... Götürün götürün...



Bir bakalım ne yapıyorlar... Üzerindeki gazete ıslanmış onu da değiştirdim. Bir de bakmadan olur mu?

Örtü tahtasını da değiştirdim.

Salkım falan hak getire...


Fistanları giyip oturuyorlar...

Bir tane de çerçeve çekelim bakalım..

Kemer güzel , arılar beklemede... Yavru uçuşu yaptılar sırayla tüm koloniler...


Aralık ayında onları izlemek zevkti tabi ki...

Mazotları bitenler vardı... Mazot tankları bu yıl kolonilerin üstünde...

Çerçevelerin üzerinde verilen katı yemleri devamlı tüketiyorlar ama örtü tahtası üzerinde olduğunda sadece uçuş yapacak düzeye geldiğinde yukarıya çıkıyorlar bugünkü gibi...


Donmuş bal takviyesi yapıldı, bitirenlere...


Şimdi bal stokları iyi durumda... Ancak bu yavru uçuşu dahi olsa uçuş için gerekli yakıtı stoklardan değil, verdiğimiz donmuş baldan karşılıyorlar...


Zaten uçuş yapabilecek durum yoksa , mazot tankına girmiyorlar...


Koloninin birisinin mazot tankına baktım..

Uçuşu da azdı.. Salkımı bozmamış.. Ancak birileri çalışmaya devam ediyor.

Hem kek , hem fondan şekeri denemesi yapılan kolonideki görüntü bu...

Keke bir tek balarıları öncelik vermiyor yani...

video

Aralık ayı ortaları geldi ve yavru uçuşu görüntüleri...

Etiketler:

11 Aralık 2007

İstanbul Organizasyonu (Kütük Kovanlar)

Karadeniz bölgesine gitmek nasip olmadı ama ileride mutlaka görmek isterim bölgeyi...
Ne zaman Karadeniz ve arıcılık aynı yerde buluşsa karşımıza mutlaka kütük kovanlar çıkar...
İstanbul'dan Sn. Mustafa Kabaoğlu'nun arılığında ne alakaysa (-: kütük kovanlar vardı...

Ben ne diyeyim size ... Allah akıl fikir ihsan eylesin...

Ne oldu gördünüz de...

Dayanamayacağım bende çekeceğim...

Bu ne beee... Süper.. Bala bakın bala...

Bir elinle resim çekmeye çalışıyor , bir eliyle korkudan sakınıyor...

Hocam kapatın bence de .. Bıraksanız akşama kadar otururlar başında...


Önde karalahanalar , arkada kütük kovanlar..
Ben trenden Haydarpaşa'da indim , otobüse Esenler'den bindim.. Burası Karadeniz değildir inşallah... İstanbul falan dediler bir ara ama... Köprülerde vardı ama neyse önemli değil artık...


Sıralanmış kütük kovanlar. Mustafa hoca diyor ki; bu kovanlar yıllarca yüksek ağaçların tepesinde durdu , artık buradalar...

Ne olursa olsun yakışıyorlar arılıklara...


Bir kaç uçuş deliği mevcut... Bakımları arkadan yapılıyor...

İlkbaharda çalışmasını izlemek lazım...

Finalde söylenecek çok söz var iken şahsım ve Türk arıcılığı adına böyle bir organizasyonda emeği geçen herkese tekrar çok teşekkürler ediyoruz...

Etiketler:

İstanbul Organizasyonu (Koloni Kontrolleri)


09 Aralık 2007

Güzel bir sonbahar Pazar günü... Yer İstanbul / Ayazağa ...

Sn. Mustafa Kabaoğlu arılığı

Çok değişik özelliklerde kovanlarla dolu büyük bir arılık...


Trakyalı Şenol... İşi gücü bırakmış kendi blogunda linklere tıklandığında başka pencerede nasıl açılacağını araştırıyor... Hani diyor target marget var ya onu öğretmedin bir türlü..

Bir tek blogunun şifresini alamadığım zaten Şenol abi kaldı o da oltaya takılmak üzere...

Geri plandaki sohbetlere şimdilik önem vermeyin. Çünkü ileride daha ne sohbetler var...



Koloni kayıt sistemi...

Bölme , toplama , çıkarma ve çarpma.. Aritmetik tüm işlemleri arılıklarda bulabilirsiniz.

Algıdaseçicilik...

Koskoca bir arılığın hemen yanıbaşında başka bir arılık... Hemen gidip oraya da bakmak lazım...

Arılar otlardan içeri giremiyormuş ta , böyle arı bakılırmıymış ta..

Buldu 2 parça tahta arıların uçuş deliğinin önündeki otların üzerine koydu.. Yeşili sevmiyor ne yapalım...

Sn. Mustafa Kabaoğlu bir ara E-arıcılık ekibi dedi bizlere...

Haksız sayılmaz... E-arıcıları arılığa davet edersen , hele bir de arıların arasında dolaşmalarına izin verirsen yağmalanmış arıyı hemen bulurlar...

Şimdi açmasan olmaz.. İllaki görecekler...

Doğru tespit... Yağmalanmış bir koloni..


Bakın bakın birazdan kuş çıkacak içinden...


Açılmış bir kovan olacak ve arıcılar bakmayacak olacak iş değil tabi ki...

Gitmiş bu kovan artık.. Üstelik ağ kurdu da başlamış...


Buldum buldum ağ kurdu buldum...

Bu kurtların sebebini ben biliyorum ama.. Gebze civarında bir ara çoktu bunlardan...


Asım abi hemen kurdu çekiyor...


Biz de çekmeden olur mu?





Magazin arıcıları .. Hiç arılık , hiç kovan görmemişler hurrraaaa.. Çekin çekin...


Bak doktor sen bunlara uyma akıllı adama benziyorsun dedi gibime geldi...



Ben ikaz ettim seni doktor... İyi bir düşün hele...

Arılıkta ayaküstü bir seminer başlayıverdi... Konu varroa ve mücadele uygulamaları..

Varroadan biz sorumlu değiliz... Bahtiyar abi diyor ki bende hiç ama hiç yok...

Bu kadar kovan boş bekliyor...

Ah bu ruşetlere ne demeli...


Sanki bu kovanda da yağma var demeye kalmadan açın gitsin hemen....

Evet ana yok... Hepsi kuyrukları kaldırmış kanat çırpıyor...


Bahtiyar abi bak bakalım durum nedir?


Ana gitmiş... Yağma başlamış gibi... Balı da güzel şimdilik...


Baharı bekliyorlar ama ana yok ne zor bir durum koloni için...

Hep problemli mi açılacak. Aç bakalım güzel bir tane... İşte bu...

Duman veren alete bizim buralarda pipo diyorlar...

Sn. Sait Işık piposunu habire körükledi... Captain Black acaip güzel kokuyor be...

İçimden bir ses fazla kurcalamayın diyor...

Ben size demiştim... Sait abi hiç korkmuyor...

Bizi sakinleştiriyor... Murat abi Esenler civarına dönmüş kaçmak üzere hazır...

İnek mi bakıyoruz arı bakıyoruz sokacaklar tabi ki...


Kurcalayanlar kaçtı , kapatması Sn. Adem Erdem'e kaldı...

Biz sohbete devam ederken Sait abi paltoyla kafa saklama oyunu oynamaya devam ediyor.

Kovan imalatçı olma yolunda ilerleyen Trakyalı kovanları inceliyor...


Assolistler sahneye geliyorlar geçte olsa...

Etiketler:

İstanbul Organizasyonu (Ana Arılar)

Bizim ekibe yeni bir şey göstermeye gelmez... Hemen yaparlar aynısını...
Bu buluş Sn. Adem Erdem'e ait...
2 parça halindeki çerçeve birleştirilerek standart bir çerçeve haline getiriliyor.

Üst bölümü birbirine geçmeli şekilde ve ortada çıta aralarında boşluk kalmıyor...

Sn. Adem Erdem Boşnak göçmeni olduğundan bahsetti...

Aslında haklı olarak kızıyor...

Oradayken Türk'tük... Ülkemize geldik Boşnak olduk diyor...

Su kontrasından yapılmış çiftleştirme kutusu...

Nasıl yapıldığını öğrendik... Kış daha uzun belli olmaz...


2 bölmeli şekilde imal edilmiş... Yapılması çok basit gibi görünüyor...


Bu da kapak bölümü.. İçersine starfor ilave edilmiş...

Arılıkta akşamüstü ateş yakıldı... Ya kesin mahsus yapıyorlar.. Şimdi de kovan yakıyorlar...
Yine içim gitti be..


İşte en önemli an...

Sn. Adem Erdem sordu.. Anlat bakalım ana yetiştirmeyi...

Bu kadar da kazık sorulur mu şimdi...

Bir taraftan nasıl anlatsam falan derken finali tahmin ettim kesin olarak bildiği birşeyler var farklı olarak...

Anlattık bildiğimiz kadarıyla...

Bir taraftan gözümüz yanan kovanda , bir taraftan kulağımız Adem ağabeyde...

Vay beeee... Tecrübe işte...

Öğrendiklerimizi paylaşamayacağız şimdilik o kadar yol kat edip dinleyip , hemencecik anlatalım değil mi?

Yok canım bekleyin biraz... Amatör ana arı yetiştirme yazı dizisi içersinde anlatılacaktır Sn. Adem Erdem ağabeyimizin püf noktaları...

Bana neden sordu ise... Yanında erkek arı larvası nakledenler dururken anlamadım gitti...

Etiketler:

İstanbul Organizasyonu (Yemek)


İşte Sn. Mustafa Kabaoğlu arılığında bulunan ocak...
Ocakbaşında bulunan arkadaşımızın adını unuttum ama öğrenince yazacağım tabi ki...
Bütün gün ocak başı işleri , çay işleri vb. her türlü işte emeği geçti bizlere.. Kendisine çok teşekkürler ediyoruz.. Ellerine sağlık...

Ocak , mangal vb. alet çok olunca sahneye çıkacak aktör sayısının çok olması gerekiyor haliyle..

Ve huzurlarınızda Sn. Osman Ünal...


Hamsiler pişiyor.. Üstte pişenler beklemede...


Ocakta beklemede olan balıklar kadar sofra başında bekleyenlerde var... Erken oturunca sanki bir şey olacak... Doktorda mecburen oturuyor hasta oturunca...



Şimdi benim iştahım yoktu haliyle çifte kahvaltı yaptık... Ama mecburen misafiriz tadacağız ucundan...

Murat abi ekmeği garantiye almış, aynı zamanda arkayı kolluyor gelen var mı diye...

Bahtiyar abi, buyur gel otur abi.. Boşver çekip durma hafızada yer kalmamış...

Hücummmmmmm.....



Uzağa düşmüşüz.. Çok zor oldu...

Şimdi Sn. Selahattin Güney hemen der...

Balığa limon mu sıkılır... Ağzınız sulansın diye sıkar gibi yaptım...

Asım abi kılçıkla uğraşmayacaksın at gitsin at gitsin...

Biz yavaş yavaş tatlıya geçiyoruz , bazıları hala yutuyor.. Doktora; bak bak oğul çıkıyor deyip gönderdi...

Murat abi aslında çok zor durumda... İki eli de dolu nasıl yesin ya.. Ağzındaki helvayı mı çevirsin kutuları mı tutsun... Asım abi de götürüyor bu arada...

Murat abi tıkandı birisi su getirsin... Gidiyor adam be.. Doktor yok mu?

Kutuları da bırakmıyor elinden... Kutunun üstünde Halil yazıyor ama benimle alakası yok.

"Dondurmacı Halil" den alınmış cezeryeler...

Bahtiyar abi , abi koy oraya birazdan ben götürürüm onları.. Yol uzun bütün gece yol gidilecek...

Enver abi , kılçıkla uğraşıyor. Yanındakine baksa öğrenecek nasıl yenileceğini ama..

Önlerindekiler yetmiyor ikisinde , uzanın uzanın çekinmeyin...

Acelesi var sanki.. Hem geç geldi , hem daha sofraya oturmadan ayakta doydu...

Bir daha beni de geç alın Haydarpaşa'dan... Baksanıza ohhhhh...

Tuncay Kaptan.. Çocuk bakma görevini üstlenince iştahı kesilmiş.

Muhabbet bile ediyorlar.. Biz ne mümkün.. Muhabbet etmeye kalksak hemen tabağımızdaki gidiyor...

Sn. Murat Akın'da uzaktan gelenlerden... Diğerleri hemen karşıdan ama Brunch yapmışlar da o yüzden geç kalmışlar...

O ne be "Brunch" ne demek...

Zaten sabah aynı anda telefonlarını çaldırdık Oktay abinin.. Uykudan uyandırdık..

Allah allah telefonun ikisi de çalıyor birinde , Ali Türk diğerinde Halil...

Sonra aradı Ali Türk'ün telefonunu hocası ya..

Ben çıktım telefona hepten karıştı devreler sabah sabah...

O yüzden geç kaldı herhalde...

Etiketler:

İstanbul Organizasyonu (Kestane Kebap)

Öğlen yemeği aktivitesi sebebiyle orada kenarda mahsun mahsun bekliyorlardı...


Derken... Yeni bir soba , maşınga adı her neyse ortaya çıktı...
Başakşehirli Salih , Mustafa Kabaoğlu ve Adem Erdem tuttukları gibi getirdiler ortaya...


Başakşehirli hemen başladı hazırlıklara. Zaten kızgınım kendisine... Biz Bauhaus'ta kahvaltı yapmaya başladık daha sonra geldiler ve haydi kahvaltıya gidiyoruz...

Biz kahvaltı yaptık be abi... Baştan söylesene... Ama gittik hep beraber ... O ne yaaa... Gerçi yolu uzattılar şaşırmış olsalarda ben biraz daha acıkıvermişim bu sürede...

Haydi ben acıktım doktora ne oluyorsa o da benden çok yedi...

En içimin gittiği bölüm ise gitti güzelim çerçeveler...

Eski çerçeveler bu tür işlerde çok faydalı... Acaip yanıyorlar...

Yukarıda çerçeveler yanarken aşağıdakiler ne yapsınlar mecburen açılıp, saçılıyorlar...


Sopayı eline aldı biraz korktuk ama meğer kestaneleri karıştıracakmış...


Adem abi karıştırmadan olmaz bence de...

Sn. Enver Sarıoğlu...

Yine gülme krizim tuttu benim.. Enver abi leğene döktü pişenleri..

Olmiştur ha getur bakayim...

Sıcak çok sıcak...


Doktor sağındakine dikkat et.. Kesin foto çekecek yine..


Sonra bu işlerle ilgilenip, ben hiç kestane yemedim demez mi!


Biraz soğudu da rahat rahat yiyebiliyoruz.


Bu arada assolistleri almaya giden Sn. Murat Çakır ve assolistler yok ya çabuk çabuk yiyelim bitsin...
Ama yetiştiler be sonuna...

Etiketler:

İstanbul Organizasyonu (İlginç Görüntüler)

Arılık çam ormanı kenarında olunca çeşmeler bile ağaçtan çıkmış...


Her arılıkta görülebilecek görüntüler... Bir de malzeme çok olunca böyle oluyor...

Ben malzeme görünce dayanamıyorum da... Sonuçta acıyorum... Milli servet heder oluyor...
Güneşte balmumu eriten sistemi göremedik belki de vardır.
Arı otunda hala açık çiçekler vardı... Sağ arkada siluet halinde Sn. Osman Ünal görünüyor...
Mangalın tavuk bölümü ile ilgileniyordu o esnada...

Kendi kendine yetişme konusunda kışı yumuşak geçen yerlerde sıkıntı olduğunu bildirdi Sn. Mustafa Kabaoğlu...

Zamansız patlıyormuş...
Yine arka planda siluet halinde Sn. Sait Işık...

Dediğim gibi malzeme çok olunca kovanların altında otların arasında kalmış bir besleme kutusu..


Her katta uçuş deliği olan Bulgar kovanını inceleme fırsatını bulduk...


Kovan 2 katlı kışlatılıyordu. Ancak üst katta kendileri otururken , alt katı başka koloniye kiraya vermişler.. 2 katta 2 farklı koloni yaşıyor...




Yine kovan altından bir görüntü...

İşte arıcılık müzesine aday .... arı kapanları...

Mecburen sansürlü yazdık...

Şimdi bu arılığa gidince çevreyi gezdim, hiç eşek arısına rastlamadım ve bu paslanmış eşek arı kapanlarını görünce uzun süre eşek arısı mücadeleside yapılmamış. Peki o zaman nereden çıktı bu eşekarısı resmi?

Cevabını aldık aslında ama bizde kalsın...Cevaba yorumum şu ki bu teknik başarılı oldu...

Bu da ziyaret ettiğimiz arı işletmesine ait işletme tanımlama numarası etiketi...

Sn. Mustafa Kabaoğlu işletme numarasına ilaveten alt tarafına koloni numarası da yazdırmış.

Bu tarz sökülebilir numaraların olması , kovan değişikliklerinde çok etkili oluyor ve kayıtlarda sıkıntı yaratmıyor...

Gerçi Sn. Yusuf Gürbüz'de gördükten sonra bende çok önceleri yapmıştım ama belki de daha opsiyonel bir şey görebiliriz ileri ki günlerde...

Etiketler:

İstanbul Organizasyonu (Profiller)


Şimdi nereden başlasak diye düşüne düşüne sonunda bir yazı dizisi şeklinde yayınlamak en güzeli olur diye düşündük...
Beni İstanbul'a davet ettiklerinde hiç ses seda yoktu önceden kimse hiç deklere etmiyordu...
Altından bir çapanoğlu çıkacak ama diyorduk, ama sağolsunlar herkese çok teşekkürler ediyorum...



Büyükşef gelirsen çok mutlu oluruz dedi.. Üstelik şehiriçi rehberlik hizmetlerin bedava klimalı araçlarla deyince atladık trene hemen...

Klimalı aracı ne yapacaksak kış vakti...

Daha önce İstanbul'a hiç gitmemiş biri olarak bu fırsatı değerlendirmem iyi de oldu. Çok kısa saatlerde olsa havasını soluduk...

Arı doktorumuz 1 iken 2 oldu... Doktor nezaretinde beni İstanbul'da gezdirdiler...

Hemen hava azıcık soğudu mu böyle küçük salkımlar yapılıyordu...

Sn. Adem Erdem ile ilgili diğer fotoğraflarda ayrıntılı bahsedeceğiz...

Sınavdan geçirdi bizi...

Sınavdan geçemesek ne olur acaip püf noktaları öğrendik... Zaten amatör ana arı üretme yazı dizisini hazırladığımız bugünlerde süper doping olacak verdiği bilgiler...

Sn.Mustafa Kabaoğlu... Hocama ne desem ki...

Hocam siz o sol elinizi dışa doğru savurursanız iyi olur, çünkü en başta ben özür dilerken gülenler daha sonra sitelerinde eski yazılarını yayınlamış... Mühim olan orada özür dilemekti. Ben size ne kadar uzaktan geldim özür dilemeye...

Bahtiyar abimiz.. Yine neşe kaynağımızdı...

Bu arada biz neden sigarayı bıraktık yahu...

Bahtiyar abi için blog yapacağız artık bu sefer çok sıkıştırdı...

Adamı köprüde indirttiler sonra beklettiler... Üst geçitten koşa koşa karşıya geçince bir hayli yoruldu...

Zaten geç geldi assolist gibi.. Bir nefes alınır önce... Gelir gelmez hamsi mi bunlar diye soruyor...

Kaptan... Yeni imajı bu işte...

Denizlerde trend bu demek ki..

Kilo almış biraz ama belli olmuyor bizim göbek hemen çıkıyor...

Geç gelen assolistlerden Sn. Murat akın hocamız...

Es-es'e beraber döndük Buzlu Seyahat ile...

Ormanda, dağbaşı kimse gitmek istemiyor derken yağmur imdada yetişti.. Bizde zamanında yetiştik daha doğrusu Sn. Adem Erdem tarafından yetiştirildik otogara...

Adem abi , diğer Erdemleri nerde benim akrabalar diye resim çekinecek ya bizde hurra daldık hemen...

Murat hocam ile dönüşte Adapazarı civarında dinlenme tesislerinde çay içip, sohbet ettik...

Etiketler:

10 Aralık 2007

İstanbul Organizasyonu Filmler

video

Sabah kahvaltıda yapılan sohbet...




video


Akşamüstü arılıkta yapılan sohbet...

Etiketler:

Hep Standardizasyon Derler Ama...

Arılıklarında her türlü malzemenin standart olmasını isteyen arıcıların , sahip oldukları dijital fotoğraf makinelerine bakınca marangozlara niye kızdıklarını anlamadım... Ya hiçbiri birbirine benzemiyor bu makinelerin... Üstelik benim makine ile çekildiğine göre o da benzemiyor...
Nasıl çerçeveler kovanlara uysun şimdi..

Ama garsonların halini hiç düşünemedim şuraya bas buraya bas...

Sn. Osman Ünal ise doktora tezi verir gibi bütün makineleri denedi...

Tuncay Kaptanın Blackberry aleti... (Acaip bir isim oldu be...)

Şimdi bu makineyle arılıktan bağlandık internete ve benim bloga...

Ama kaptan dedi ki , çok resim yükleme ,yavaş açıyor alet... Üstelik bedavaymış ne güzel. Bende tamam dedim. Rusya'da iken beleş diye girip; fatura gelince 3 arı sokmuş kadar olmuş...

Dolayısı ile İstanbul organizasyon fotoları bu kadar....

Kaptan dediğin gibi fazla fotoya gerekte yok...

Bahtiyar Ağabey bağlandı sabah MSN'ye fırçayı attı.. "Resimler nerede?"

Etiketler:

07 Aralık 2007

Arı Safariye Çıkacaklara...

Havalar soğuyup,açık havada çalışmayı özledikçe bahara yönelik planlar hep yapılır. Son günlerde bir arı safari muhabbetidir gidiyor.
Arı safari olarak nitelendirilen konu ise , doğada kendi başına yaşayabilen kolonilerin aranılıp, bulunması olarak tanımlanabilir.
Neden ilgi duyuluyor doğal ortamda yaşayan kolonilere?

İşte bu şekilde ağaç kovuklarını ve taş oyuklarını kendilerine yuva edinen koloniler , o bölgeye uyum sağlıyorlar ve hastalıklarla kendi başlarına mücadele edebiliyorlar.

Başaramayan gidiyor ve doğal olarak kötüler ayıklanıyor , iyiler yaşamaya devam ediyor.

Doğada bulunmaları için bir çok metoddan bahsediliyor ancak bir türlü birebir görme şansımızda olmadı.

O yüzden ilk arı safariyi Eskişehir'de düzenleyeceğiz.

Diyelim bulduk.. İşte gerekli ekipmanlar...


Dikkatlice yavrulu petekleri kesip alacağız...


Petekler , çerçevelere iki yanında kafes şeklindeki tellerin arasına geçirilerek sabitlenmelidir.



Çerçeveye takılan peteklere arıların çıkmaları sağlanır.

Elektrikli testere kesinlikle gerekli. Çünkü arıların hepsi biraz zor çıkar üstteki peteklere...

Önümüzdeki baharda yapılacak arı safari için rezervasyon kayıtları yapılmaktadır....
Thanks for photos to Tanya...

Etiketler:

05 Aralık 2007

Annelerimiz Haklıymış !!!

Bal öksürüğe iyi geliyor

4 Aralık, 2007 12:34:00 (TSİ)

ABD'de yapılan bir araştırma, çocuklara yatmadan önce verilecek bir tatlı kaşığı balın öksürüğü hafifletebileceğini ortaya koydu.

Araştırmayı yapan Pennsylvania Üniversitesi Tıp Fakültesi doktorlarından Ian Paul ve arkadaşları, balın, öksürük ilacı verilmesi ya da hiç tedavi yoluna gidilmemesiyle karşılaştırılınca, en iyi seçenek olduğunu belirtti.



Araştırmacılar, balın, tahriş olmuş boğazı kaplayarak yumuşatabileceğini kaydetti.

"Archives of Pediatrics and Adolescent Medicine" dergisinin bu ayki sayısında yayımlanacak araştırmayla ilgili Dr. Paul, birçok ailenin bu buluşlarına güveneceklerini ve "Annelerimiz haklıymış" diyeceklerini söyledi.

Doktorlar, araştırma sırasında aileleri aracılığıyla, üst solunum yolu enfeksiyonu bulunan 105 çocuğun bir bölümüne yaşlarına uygun dozda bal tadı verilmiş öksürük şurubu, diğerlerine yalnızca bal verdi.

Çalışmanın sonunda, bal verilen çocukların daha iyi uyuduğu ve öksürüklerinin azaldığı aileleri tarafından bildirildi.

Bununla birlikte doktorlar, bir yaşın altındaki çocuklara, botulizm (ender rastlanan besin zehirlemesi) riski oluşturabileceği gerekçesiyle kesinlikle bal verilmemesi uyarısında bulunuyor.


Haber İçin Tıklayınız.

Etiketler:

02 Aralık 2007

Pazar Hikayeleri

Hafta başı yağan kar ve hafta sonuna doğru yağan yağmur sonrası sabah kırağı olmasına rağmen öğle saatleri güneşli bir Pazar günü...

Toprak çok güzel kabarmış... Ayçiçeği tarlası olan yeri sürmüşler. Bakalım ne ekecekler bu yıl.

Sarıp sarmalanan kovan görüntülerinin aksine bu yıl bizimkiler hala transparan duruyorlar...

Gerçi dayım sadece kovanalrın uzun ömürlü olması için üzerlerinin örtülmesinin faydalı olacağını söyledi. Bakalım uygun bir malzeme bulursak kapatırız.
Dayımla yaptığımız kontrolde kapak altlarına koyduğumuz gazetelerden sadece 1 koloninin gazetesi ıslanmış onu da değiştirdim bugün.

Besleme kutularına daha önce keki bitirmek üzere olanlara donmuş bal vermiştik. Geçen hafta dönüp bakan hiç yoktu... Dönüp bakmak yetmiyordu tabi çıkmak gerekiyordu yukarıya. Soğukta zor iş...


Hava sıcaklığı , güneşin etkisiyle öğle saatlerinde yükselince kolonilerin tamanına yakınında kısa tur uçuşlar vardı.

Ancak sadece 3 koloni besleme kutusunda donmuş bala bakıyorlardı. Diğerlerinde çıkan yine yoktu.
Bu salkımsızları kayıt altına aldım.
Bal stokları yeterli olduğundan katı beslemeyi bu yıl besleme kutularından yapacağız.
Tabi buna besleme denirse... Maksat boş durmasınlar.
Eğer gerçekten stoğunda eksilme varsa katı beslemenin arıların salkım yaptıkları orta kısımda çerçevelerin üzerine vermek gerekir.
Bir de varroa mücadelesi konusunda acele ediyoruz mecburen havaların soğuması sebebiyle. Çünkü haftasonları istenen hava sıcaklığını yakalamak mümkün olmayabiliyor.
Bugün öğle saatleri yapılacak bir oksalik asit mücadelesi süper verimli olurdu.
Yavrunun bitmesiyle ergin varrolar hepsi arıların üzerinde...
Bas oksaliği böyle güzel bir havada süper olur.
Ancak erken ilkbaharda iyice yavruya başlamadan koloniler haftasonu güzel bir hava yakalarsak varroalara bir sürpriz yapabiliriz.

Etiketler:

Fişi Takmayı Unutmuş...

Yurtdışında takip ettiğimiz bir forumdan (Beesource) ilginç resimler bulduk. Fens tellerine fişi takmayı unuttuğundan bahsediyor...

Elektrik olmayınca fenste gereğini yapmış arkadaşlar..


Bizim buralarda bu arkadaşlara "Ayı" diyorlar...

Esas ilginç olan benzerlik ise ;

Arı ve ayı kelimeleri arasındaki benzerlik , İngilizcede de mevcut.

Arı /Ayı

Bee / Bear


Yurdumuzda bu tür görüntülere pek rastlanmasa da , diğer zararlıların pek geri kaldıkları yok...


Haberin Aslı İçin Tıklayınız.

Thanks for sharing to Mark.

Etiketler:

01 Aralık 2007

İznik / Bursa'dan Nihat Çakmak

Bursa İznik'ten bir arı dostu arkadaşımız ile tanışma fırsatı yakaladık.
Babası ile birlikte çiftçilik ağırlıklı uğraştıklarından ve arıcılığında bu uğraşlar arasında yer aldığı sohbetleri edildi.

Ağırlıklı olarak zeytincilik ve üzüm bağları varmış. Arıcılık kapasiteleri de hiç azımsanmayacak durumda..

85 koloni ile de arıcılık uğraş alanlarından... Güzel bir kapasite olduğunu söyleyebiliriz rahatlıkla...

İşte arılıklarından bir görünüm.

Zeytinlikler arkada ve arı evi olarak kullanılan kulübe de uzaktan da olsa güzel gözüküyor...

Arıların bulunduğu yerdeki çam ve kavak ağaçlarına dikkatinizi çekmek isterim çünkü ileride bu ağaçlardan oğul görüntüleri görebileceksiniz.



İşte arkadaşımız Sn. Nihat Çakmak ve yanındaki kendi deyimiyle ihtiyar delikanlı Sn. Muzaffer Sarı

Aslında arıcı olan hacı amcamız

Sn. Fahri Çakmak

Oturuşundan ve bakışlarından tecrübe ve bilgi birikimi belli oluyor.



Ve arılıkta Fahri amcanın çalışmaları


Muzaffer amca ve Fahri Amca


Yalova'dan Sn. Mürşit Korkut...

Bu ismi daha önce de duymuştum. Uludağ dergisinde yazısını okuduğumu hatırlıyorum yanılmıyorsam. Ayrıca sanki kongrede de vardı...



İşte zeytin ağacının dalında bir oğul...

Çam ağacının dalında bir oğul...

Ve kavak ağacının gövdesinde bir oğul.. Ne zevk ile o oğul oradan alınır.

Anayı bulmak ne kadar kolay olur ...


Oğulun kovana giriş görüntüleri.. Nasılda abdomen (kıç) kaldırıp çağırırlar gelin buraya diye...

Taze yumurta yemenin başka bir yolu yok... Sayın Nizamettin Kayral'ın Amatör tavukçuluk kitabını okuyunca ilgi de duymadım değil hani.. Kısmet bakalım ileride neden olmasın.


Kuş gribi furyasında köylerde pek kalmadı ama keneler doktorlara bile yapıştı...



Nihat arkadaşımızın asıl çiftçilik uğraş alanlarından olan zeytinlerin işlemden geçirildiği havuz görüntüsü..


Kahvaltıda sofralarımızda tükettiğimiz bu zeytinlerin de ne serüvenleri var ama şimdilik bu kadar...

Etiketler:

Hava Yağmura Dönüp Azıcık Isınınca.

Hava çok soğuk olunca kıyamıyoruz tabi ki. Ancak öğlen saatlerinde yağan yağmurun etkisi ile sıcaklık bir nebze yükselince uçuş bile yapmaya başladılar...
Dilin güzelliğine bakın...


Fondanın ortasından azıcık tırtıklamışlar. Gerçi besleme kutusunda bal var ama oraya gitmeye korkuyorlar sürüden ayrılanı soğuk kapar diye...


İlginç bir enstantane... Fondanın üzerindeki poşetin üstünde boşta bir arı iğnesi...

Herhalde yine bir kontrolde kapağı kapatınca bezin altında kalan arkadaşımız beze batırmış iğneyi ve...

Çünkü diğeri nasılda çıkarmış iğneyi sanki korkuyormuşuz gibi...

Tamam kızıyorsunuz ama hiç kusura bakmayın...

Gelecek yıl bakalım balkon muhabbetlerinden geçilecek mi ortalık...

Etiketler:

Melisa Otu Sinire İyi Geliyormuş...

Kış günlerinin başında oğul yakalama muhabbetleri olması arıcıların çözülememiş sohbet konularından...Zamanında konuşulmayan şeyler hiç olmadık zamanda karşımıza çıkıyor...

Haziran ayında da kışlatma ile ilgili o kadar çok sohbet vardı ki...

Özellikle bugünlerde Beyazkovan Forumda geçen bir konudan bahisle;oğul yakalamada ana arı kokusundan bahsedildi.

İşte bu konuya benim yazdığım cevap ve sonraki gelişmeler....

Ana arı kokusu dediğiniz zaman ilgi çekici oluyor gerçekten...Çünkü bu kokuyu (feromonu) kimyasal olarak elde etmek çok fazla karışım gerektirir dolayısı ile elde edilmesindeki maliyet yüksektir.Şimdi sizin dediğiniz Oğul otu'da denen Melissa bitkisinden elde edilen yağdan üretilen bir kokudur.Bu melisa yağı , oğul çeken ürünlerde değişik oranlarda kullanılır ve gerçekten oğulların ilgi gösterdiği bir kokudur ve o kadar keskindir ki bizler bile limoni bu kokuyu duyabiliriz.Bu oğul otunu çok eski yıllarda hatırlarım ki dayımlar arıların bulunduğu çiftlikte sınır boyuna ekerlerdi.




Oğul olayı olduğunda bu ottan bir tutam koparılır ve sepetlerin içine sürülerek oğulun bu sepetler içersine girilmesi sağlanırdı.Şimdi arı otu tohumu arayanlara bir de oğul otu tohumu arayanlar eklenirse hiç şaşmayalım.

Gelelim baştaki ana arı kokusuna ...Böyle bir kokuyu elde etme imkanımız olsa da; bal akım zamanından 1 hafta önce anayı koloniden alsak ve bu kokuyu koloninin uçuş deliğinden ana varmış gibi kokuyu yaymak üzere koloniye püskürtsek...Hem ana olmadığı için yavru bakımı sona ersin , hem yeni ana üretimi çabası olmasın ve bol bal koloniye aksın...İşte kış vakti boş boş oturandan başka nasıl bir öneri beklenirse....

İşte bu şekilde yazdıktan sonra forumda daha ilginç yazılarda oldu ama bana gelen mail ile ilgili bahsedeyim...

İşte gelen mail metini...

Selamlar;

Yazınız bir muhabbet olmuş. Bende melisa yağını duymuşum. Oğul yakalayacağız ya! Sazanlıkta var tabii.Hangi oğul, Nerede?

Kovanlara oğul izni yok ki. Aktara gitmişim 9 liraya melisa yağı almışım. Bir kere kullanmadım.İki kök’te oğul otu edinmişim. Ne olur ne olmaz. Geçen gün tohumları hasat ettim. 2 kökten 2 çorba kaşığı tohum.

Ooo bahara ekersem bir sürü oğul otum olur. Ben hiç kullanmadım ama, yapraklarından yapılan çayın sakinleştirici olduğunu söylediler.

Arılara olmasa bile, arıcılara melisa çayını tavsiye etsek mi ne yapsak! Baksanıza arıcılarda bir sinir bir sinir…



Melisa yağı ve stoklarda bol miktarda bulunan oğul otu tohumları



İsteyene melisa yani oğul otu tohumu temin edilir denmekte...


The melissa officinalis (Balm) seeds from Demet...

Etiketler: