9 Şubat 2008

Doğruyu Doğru Yerde Söylemek...

Biz arı dostlarının bloglarda yazdığımız yazılar yanında, bilgi paylaştığımız forumların olduğunu bir çoğumuz biliyoruz.



Bugün kullandığım güncellenen sitelerin takip edildiği yere düşen bir haber sonrası hemen aklıma gelen bir konuyu sizlerle paylaşalım.


Trakya'da bulunan ve bölge haber kaynağımızda olan arı dostumuzun geçtiğimiz yıl, polenlerin döküldüğü kutuların altına koyduğumuz gazeteyi görmesi sonrası ikaz almış ve bu uygulamadan vazgeçerek, kağıt havlu kullanmaya başlamıştık.


Geçtiğimiz günlerde arıların kış aylarında beslenmesi ile ilgili forumda paylaşılan konuların arasında aynı arı dostunun bir ikazı daha vardı.


(Zaten en olmadık yerlerde başka bir bakış açısını yaratmayı bilerek, bir doğa savaşçısı hüviyeti iyice ağırlık kazanmaya başladı bugünlerde.)


Forumda yazdığı konu...


Arılarımız çok beslemekten obez olmadı, neredeyse sıfır bedenler!!! Sıfır beden dediysek sağlıkları yerinde çok şükür, kayıpsız bahara çıktık sanıyorum. Çerçevelerin üzerine poşetle krem bal vermiştim ; çoğunluğu yemişler. Ama ! Bazı noktalarda poşet zarf gibi yapışmış ve arının bala ulaşmasına engel olmuş. Sinirden poşeti adamakıllı tırtıklamışlar lakin zorlandıkları belli oluyor.Balın akacağını düşündüğümüz için poşete koymuştuk. Eğer krem balı yağlı kağıda sarıp koysaydık; istedikleri yerden bala rahatça ulaşabilirlerdi. (çünkü kağıdı çok daha rahat kemiriyorlar) Bu noktada; arıya bal, şeker veya kek verirken mümkünse gazete kağıdı ve siyah poşetleri kullanmayalım! Gazete boyaları zehirli biliyorsunuz. Yağlı kağıdımız yoksa bunun dışında ne kullanabiliriz? İçine yufka konulan veya pide sarılan kalın saman kağıtlar var. Kırtasiyeden alıp kenara koyarsak elimizin altında olur. Poşet kullanmamız gerekiyorsa şeffaf veya beyaz renkli olanlarını tercih edelim.




Şimdi bizler bu uyarıları dikkate alıyoruz. Çünkü doğrular doğru yerde söylendikten sonra...

Haydi buraya kadar tamam. Ancak bu resmi görünce sadece bizler dinlemiyoruz. Bakınız kuru şekeri koloniye verirken altına örttüğü kağıt, yağlı bir kağıt.


Demek ki neymiş!

Doğrular evrenseldir.

Jim’s Blog

2 yorum:

d.m.t dedi ki...

Bu dünyanın çivisi çıkmış; neye dokunsan elinde kalıyor.

Gazete kağıdı kullanmayalım,yağlı kağıt kullanalım; bulamazsak saman kağıt kullanalım dedik. Neden "beyaz" kağıt kullanalım demedik?Çünkü beyaz kağıtlarda da başka bir tehlike var. Yeri gelmiş söyleyelim;

“Kağıt fabrikalarında parlak "beyaz" kâğıt üretimi için klorla ağartma işlemi uygulanıyor. Bu işlem sonucunda dioksinler oluşuyor. Dioksinler kanser yapıcı,zehirli kimyasal maddelerden. (İşin kötüsü satın aldığımız tuvalet kağıtları, kağıt mendiller, peçeteler vs. eğer klorlu ağartma işleminden geçiyorsa; ortaya çıkan dioksinler bu ürünlerin herhangi birinden yiyeceklere veya vücudumuzun duyarlı kısımlarına geçebiliyor.)

Dioksinlerden, ağartılmamış veya klorla ağartılmamış kağıt ürünleri kullanarak kurtulabiliriz. Avrupa'da birçok kağıt fabrikasında, ağartma işlemlerinde klor yerine "oksijen", "peroksit" ve "sodyumhidroksit" kullanılıyor. Fakat teknoloji değişiminin maliyeti kağıt sanayini bu alternatiflerden uzak tutuyor. Diğer bir çözüm ise geri dönüşümlü kağıt kullanmak. Geri dönüşümlü kağıtlarda diğer ürünlere göre daha az ağartma yapılıyor. Düşük sıcaklıklarda çalışılıyor olması da geri dönüşümlü kağıtta dioksin oluşumunu azaltıyor.”

ilhamiuyar dedi ki...

Sayın Bilen,bloglar ve siteler sayesinde o kadar bilgi ve tecrübe sahibi oldukki,inkar edemeyiz,bana göre tartışılmayan,çoğunluğun onayını almayan bilgi geçerli değildir.Bu konuda başta siz bizim doğruları bulmamızda yardımcı olan herkese saygı ve şükranlarımı sunuyorum.Hata olmadan maalesef doğru bulunmuyor.Saygılarımla.