2 Mart 2008

Arıcılık Maalesef Tedavisi Olmayan Bir Deliliktir.

Arı dostları ile sohbetlerimizde zaman zaman niyetlerimizi paylaşıyoruz. Bu paylaşımlar zamanı geldiğinde karşımıza çıkıyor. Geçtiğimiz hafta sessiz sedasız bir Bilecik gezisi yaptım.
Çok az arı dostunun bildiği bu gezi sonunda niyetimizi gerçeğe dönüştürdük.

Bilecik Çakırpınar köyünde bir arılık...

Arılığın sahibi Cevdet amcamız sağlık sorunları nedeniyle arıları ihmal ettiği düşüncesi ile, yine bir arı dostu olan ve bir çoğumuzun tanıdığı Arif Uysal'a konuyu açar.

Arif abi uygun bir zamanda gel bakarız demişti.

Geçtiğimiz hafta gittik. Arılara baktık ve daha sonra hep birlikte yediğimiz yemek esnasında Cevdet amcanın emekli olduğu mesleğin bizlere hiç yabancı olmadığını da öğrenmiş olduk.

Buraya kadar her şey normal seyrinde geçti.

Macera mı desek çamur safari mi?

Dün Birol abinin arıları vadiye indirirken yaşadığımız arabanın batmasını bile unutturan çamur safari başlıyor.

Sabah erkenden Bileciğe doğru yola çıktık.

Meteorolojinin tutturacağı tuttu ya yolda yağmur çiselemeye başladı.

Bileciğe yaklaştığımızda bir hayli hızlandı.

Öncelikle Cevdet amcanın evindeki boş kovanları sardık ve arılığa geçtik ama yağmurda bir hayli hızlandı.

Arabayı bir gün önce batıran ekip arabayı nereye koyar?

Tabi ki en asfalt olan yere...

Ama arıların bulunduğu yer ile arası bir hayli var ve ancak boş gezinirken bile ayakkabıların kilolarca çamuru topladığını hesaba katarsak olayın zorluğu daha da anlaşılır. Haydi zorluğu aşacağız ama son 3 aydır hiç yağmayan yağmurun ilk yağacağı gün bugün mü olmalıydı?

Ekip lideri Yusuf abi ben bu ekipten çıkıyorum arkadaş demeye başladı ama bulduğu çuval ile kostümünü tamamlayınca olaya kaptırdı kendini de ekipten çıkmayı unuttu.

Zaten bu kadar ıslanınca insanın beyin hücreleri kısa devre yapıyor.

Bir ara ben patinajı yapınca bırakalım gidelim demeye başladım. Ama Arif abi hem ıslanıyor hem bir taraftan gazı veriyor "Madem başladık hiç olmazsa arılıları götürün."


Cevdet amcanın bu kovanlara ve arılara verdiği emekler için çok teşekkür ediyoruz. İnşallah arılar bu emekleri boşa çıkarmazlar.

Gerçi bizlerin verdiği emekler ise bugün zaten fazlasıyla başladı. Tel örgü üzerinden kovan aktarmak idmanların en büyüğü.

Zaten 2012 olimpiyatlarında bir dal olarak; yağmurlu bir havada 1 araba kovanın çamurlu bir tarladan çıkarılması ve arabanın sarılması şeklinde olacağına dair duyumlar alıyoruz.


Arif Uysal...

Dün biz Birol abinin arılarını taşırken onlarda abisi ile Yenipazar'dan kendi arılarını yine vadiye indirdiler. Acaip yorgun olduğu uyku kostümleri ile gelmesinden belli olmuştu.

Gerçi bir uyku nasıl açılır derseniz işte böyle açılır.

Verdiği emekler ve bizlere gösterdiği misafirperverlik için çok teşekkürler ediyoruz.

Bugün aradığımızda telefonu hep kapalıydı. Ancak akşam uyanmış yakaladık. Sesi hala çok yorgun geliyordu.


Birol abi tulumunu çıkardı ve montunu giydi ama üzerimizde kuru olarak hiç bir giysi kalmadı. Araba kaloriferinde ve dikiz aynalarında kurutulmaya çalışılan malzemeler çamur safarinin tuzu biberi idi. Yusuf abi kostümünü defile sonunda çıkarıp attı. Arabanın son iplerini bağlıyor. Zaten bizlerde o ipi bağlayacak takat yoktu ki...


Yola çıktık... Yağmur derken, Söğüt civarında dağlarda kar yağışı başladı...
Bu arada vadiden haberleri alıyoruz. Orada da yağış başlamış...


İşte gideceğiniz hedef ilçe İnhisar ama...

Karşınıza 2 yol çıkıyor ve tabelalarda İnhisar yazmıyor.

Bir traktörlü geldi bu tenha yolda. O kadar ıslanmamızın yüzü suyu hürmetine.

Bu yolu geçtikten sonra da bir yere geldik ve yine İnhisar yazmıyor. Bu sefer yapılacak en güzel işi Birol abi yaptı.

Birol abi avcı aynı zamanda. Hemen bölgeyi iyi tanıyan avcılara bir telefon.

Avcı mısın yoksa GPRS mi?

Bir tarif yolu tekrar bulduk.

Nihayet inişe geçebildik.

Ülkemiz gerçekten çok büyük ve o kadar çok boş yer var ki...


İşte İnhisar...

Nehire inmek anlamına gelen ilçe ile buluştuk nihayet.

Bu arada bizim gittiğimiz yerde de yağmur dinmiş bu iyi haber.

Ne yapmak lazım?

Gürbüz abi, bizim arıların olduğu ve aynı zamanda kendi köyü olan köye önceden gelmişti.

Ne olur ne olmaz bir traktörle birlikte arılığa geçti ve çayı demledi...

Yüklerken taşıdığımız yeri gördükten sonra böyle indirmeye ne var...




Tabi bu konuyu Gürbüz abiye anlatmak lazım... İç çamaşırları kuru olan bir kişi, iyi bir dinleyici oluyor. Anlatanların kuruluğu önemli değil.

İndirdik yeni yerlerine... Hemen ilk beslemeleri yapılarak olduğu gibi bırakıldı. Zaten hemen öpüyorlar her tarafımızı açmaya gelmiyor.

Birol abinin arılarını dün indirdikten sonra hiç bir işlem yapılmamıştı. Ben yeni kovanlara beslemeleri yaparken ekip Birol abinin arıların varroa mücadelesi ile teşvik besleme
işlerini hallettiler.

Olay bitince arıların su ihtiyacını karşılaması için planlanan yerin keşfi son bir kez yapıldı ve onay verildikten sonra hindi sulukları geri getirildi.


Birol abiyi evine bıraktığımızda bir arkadaş karşıladı bizleri.

İsmini 2 kez sordum ama ıslaklık hala geçmediğinden beyinde kısa devreler devam ediyordu.

Ancak aklımda kalan bir özelliği şu.

Tarım Bakanlığı tarafından verilen damızlık av köpeği sertifikasına sahip ender av köpeklerinden olduğu idi.

Final olarak, bugün yapılan çamur safarisini normal IQ düzeyinde insanların yapmayacağı ve hatta aklına bile getiremeyeceği düşüncesiyle, bu çamur safariye katılan tüm arı dostlarına teşekkürler ediyoruz.

Artık arılıktaki tüm arılar yerlerini buldular. Bundan sonra arıcılık odaklı yazılarla buluşmak dileğiyle...

2 yorum:

muratakın dedi ki...

Sayın Halil Bilen.

Bir yere tarihini yaz notunu al deyecektim ama bu arıcılığı hiç unutmazsın artık yazmana gerek kalmaz.
Yardıma çağırsan belki gelebilirdik.
neyse
Çok zor iş bu arıcılık be
yılda iki kere katlanmaya değer gibi geliyor bana.
Saygılar.

MUHTEŞEM TURUNÇ dedi ki...

Halil abi yağmurdan beyinde kısa devre oluşmuyor. Bende bu hafta ve geçen hafta 10 metreye 1.5 metre ebatında bayır bir araziyi ortalama 50 cm derinlikte düzeltmek amaçlı kazdım. Kazarken ya niye düz bir yer bulmadım diye kendime söylenirken 500 metre ilerimde çalışan kepçe operatörü ya niye söylemiyon gelir iki dakikada yapardım demezmi:)Bizim orda yağmurda yoktu