15 Mart 2008

Arıcılık

Dün akşam Eskişehir'e kar yağdığını söylediğimiz arı dostları " Hadi ordan" demişlerdi.
Bugün sabah erkenden yola düştüğümüzde yoldaki manzara bu şekilde idi.
Bir ara zincir bile takmayı düşündük. Ama yavaş yavaş indik vadiye doğru...

Vadiye inişte bile kar devam ediyordu...

İşte arıların bulunduğu yer.. Buraya da güzel yağmur yağmış..


Çiftleştirme kutularına bölme işlemleri yapıldı bugün..
Yoksa oğul vereceklerdi. Çıkan anayı yakaladık ve daha çıkacak kapalı memeler var...
Larva transferi öncesi çiftleştirme kutularının hazır hale getirilmesi için yumurtlayan bir ana elde etmek ilk etapta çok önemli...

Öncelikle bu mevsimde meme transferi yapılır. Ama nerede?

Eskişehir sınırları içinde ama...

İşte çiftleştirme kutularının yavrulu çerçeveleri...

Ana arı yetiştirmeyi bir öğrensem artık iyi olacak.

Soracak birilerini bulurum inşallah.

Öğrenirsem sizlere de anlatırım.

Ya bu ana nasıl yetiştiriliyor acaba? Ama azmettim öğreneceğim...

Açmışlar....

Hem de çok güzeller...


Biraz atıştıralım...
Etli yaprak sarması, közlenmiş patlıcan ve kırmızı biber...
Yanında ne isterseniz... Yolu düşen buyursun gelsin.
Arılıktaki tüm arıların kontrolleri yapılarak kayıtları alındı.
Bir hayli yorulmuşuz.. Ama yorgunluk geçer gider.
Ah bir de şu ana yetiştirmeyi öğrensem...

Sağlıklı bir sebze olarak son yıllarda sofralarımıza giren brokoli...

Bugün tarlasına düştük. Poşeti alın doldurun dediler ama derin dondurucu geçen hafta getirdiklerimizle doldu taştı...

Evet macera başlıyor... Traktörle Gürbüz abi nereye gidiyor?

Bugünkü akşamüstü maceramız Gürbüz abinin bulunduğumuz köyden Hacı amcadan aldığı arıların taşınması işi...
Birol abi ile arılıkta incelemelerde bulunuyoruz. Bilimsel değil tabi ki incelemelerimiz...

Hacı amcanın arıları ip gibi yolun kenarında dizili..

Bir grupta diğer tarafta mevcut...

Adam olacak çocuk...

Hacı amcanın torunu.. Sohbet ettik biraz ürkek tavrı vardı gerçi sonra açıldı.

Babası diğer marul tarlasında çalışıyordu.

Dedim senin oğlan arıcı olacak..

Cevap... "İnşallah"

Döğen...

Çok dikkat çekici bir yerde idi.

Arıların yanındaki tuvaletin duvarı olmuşlar. Emeğe saygı yok maalesef.

Gürbüz abi ile Birol abi arıları kapatıyorlar.

Hacı amcaya bu zayıfmış diye takılıyorlar..

Hacı amca... "Güçlü olsa size niye vereyim ki!"



İşte döğenlerin duvarı olduğu tuvalet ve bugünlerde çok fazla objektiflere takılan görüntü..

Taşınan kovanlar ve biz...

Torunda buğday tarlasında arıların arkasında maskesiz...


Arkadaki sıra ve öndeki hayal arılık...

Hava kararmaya başladı artık.. Son bir asker kalmayana kadar bekledi Gürbüz abi arıların girmesini. Arıları traktöre yükledi ve karşıdaki Düzköy'e götürdük. Vadideki tüm köylerin anahtarı Gürbüz abide var. Hangisine girse köyün kapısını açıp giriyor.

Bu akşamki köyde bir de yemekler hazırlanmış davetler yapıldı ama evdekilerde elinde sopa bekliyor düşüncesi ağır basıyor...


Allahtan bu sefer yerler çamurlu değil ve yağış yok. Sayı da eşofmanları giymeyi gerektirecek kadar değil . Ön ısınma bile olmadı.

Sonuç olarak;

"Aynası iştir kişinin lafa bakılmaz."

1 yorum:

MUHTEŞEM TURUNÇ dedi ki...

Abi ana arı yetiştirme konusunda takıldığın bir şey varsa haberim olsun:)