8 Mart 2008

Cumartesi Yine Beyköy...

Hafta sonları haricinde bölgeye gidemediğimizden, hafta sonlarını iple çekiyoruz. Acaba badem ağaçları açtı mı? Polen geliyor mu? Daha bir çok soru ...

Badem ağaçlarında gözler patlamak üzere ve hafta içi artık olay tamamdır.

Polen sabah saatlerinde gittiğimizde güzel geliyordu ama daha sonra rüzgarın çıkması ile bitti.


Bugün ekibin yeni üyesi Sn. Erol Muslu'nun arabası ile geldik Beyköy'e... Sabah çayı demlemesini Gürbüz abi ile yaparlarken, Yusuf abi ile Birol abi de Yusuf abinin çiftleştirme kutularını kontrol ettiler.

Hızlandırılmış kontroller devam ediyor. Ballı ve yavrulu çerçeve aktarımları, kek takviyeleri...


Bahar temizliği...
Çok basit bir sistemle kovanların değişiklikleri esnasında piknik tüpüne takılmış pürmüzle kovan içleri ısıya tabi tutuluyor.
Benim Bilecik'ten aldığım kovanları aktarmak üzere boş kovanlar hazırlanıyor.
Birol abi gereğini yapıyor.

Boş kovanlar çok olunca, aktarılacak her kovana tertemiz yedek kovanlar hazırlandı.

Bu şekilde hazırlık yapıldıktan sonra kovanları aktarmak daha kolaylaşıyor. Aldığımız arıların bazıları strafor kovanlarda kışlamışlar. Genel görüntünün daha iyi kışladığı yönünde ama yaz aylarında sıcaklık büyük handikap gibi duruyor. Bu yüzden tüm arıları ahşap yeni kovanlara aktardık.

Yusuf abinin çiftleştirme kutularının kek bölümlerine ördükleri petekler temizlendi bugün. Bu petekler diğer boş çerçevelere bağlanmak üzere Gürbüz abi tarafından alındı. Milli servet boşa atılmıyor böylelikle...

Hey yavrum hey... O kadar kovanı hazırla ve diğer kovanları düzenle ve hava sıcaklığı 20 C derecenin üzerinde olunca yorgunlukta bir hayli fazla ve bir ses...
"Haydi gelin çay hazır."
Arıları koyduğumuz yerin ve resimlerde gördüğünüz evin sahibi de bugün oradaydı. Bahar hazırlıkları için gelmişler ve semaverde çayı kendisi demledi bugün bize öğleden önce molasında...


Birol abinin arıları aktarılıyor. Ben fotoğraf çektiğime göre bu kalabalık nedir?

Yusuf abi, Erol abi, Birol abi, Gürbüz abi etti 4 kişi ama 5. kişi?

5. kişi Nevzat abi.. Kendisi Beyköy'de ikamet ediyor. Geçtiğimiz hafta sulanan marul tarlasınında sahibi...

Geçtiğimiz hafta içi Erol abinin yeni satın aldığı arılarını Birol abi ile gece bırakmaya gittiklerinde, Nevzat abi de köy kahvesinden bizim arıların olduğu yerden gelen ışığı görünce....

Hemen Es-es'i aramış. Gürbüz ya sizin arılarda kimse var mı?

Gürbüz abi yok demiş.

Tamam deyip, delikli demir çubuğu alıp doğru arılığa traktörle...

Daha sonra Gürbüz abi, Yusuf abiyi arıyor diyor abi arılıkta birileri varmış...

Yok canım.. Dur bakalım arayalım ekibi...

Birol abiyi arıyor. Nerdesin?

Arılıktayım abi..

Saklanın oğlum sizi hırsız sanmışlar geliyorlar...

Sonradan ulaşılmış tekrar ya tamam bizim adamlar diye.. Olay tatlıya bağlandı.

Ancak Nevzat abi'de hastalık bulaşacaklardan ve bugün görev başı eğitime tabi tutuldu...

Birol abinin arıların aktarılması görüntüleri..

Hem kovanların temizliği, hem ana arı varlığı kontrolleri ile sıkıştırılmalar yapılıyor.

Varroa mücadelesi için Perizin veriliyor ve ilk kez denediğimiz ve bir çok yerde görülen, plastik şeritlerden birer tane asılıyor şimdilik.

Ben öncelikle Oksalik verdim ve her koloniye şimdilik 1 şerit astım..

Birol abinin arılarının aktarımı esnasında Gürbüz abi boşalan kovanları pürmüzleyerek tekrar kullanıma hazırlıyor...

Ancak arada Birol yine borçlandım sana diyor...

Hayırdır abi?

Ya bu polen plastiği de yandı yine...

Yusuf abi de hemen " Ya Gürbüz tutma şunlara be kardeşim..."

Birol abinin arıları kontrol ederken rastladığımız bir anayı artık resimleme zamanı geldi diyerek aldık bakalım.

Sezonu açtık ve ana fotoğrafları ile artık bol bol karşılaşırız.

Bu da başka bir ana ama burada farklı bir özellik daha var... Erkek arı gözleri dikkatinizi çekmiştir.
Bugün Yusuf abi bir ara bağırıyordu çiftleştirme kutularının başından..
"Koş Halil bak bak erkek arı var koş."
Abi ne var ya sonuçta erkek arı...
Az gaz versek hemen larva transferini yapacak...

Ve öğleden sonra benim Bilecik'ten aldığımız arıları Birol abi ile birlikte aktardık.

Strafor kovanlarda kadrolar güzeldi. Bu fotoğrafta yer alan koloni bir hayli dikkatimizi çektiğinden resimledik.

Bu arılar hiç sonbahar bakımı görmemişler ve kışı kendi başlarına üstelik hiç sıkıştırılmadan ve beslenmeden çıkmışlar. Hem bal hem de polen stokları ve ayrıca yumurtlama performansları bizleri şaşırttı.

Kendi başlarına daha güzel kışlıyorlar herhalde...

Bu da yine Bilecik'ten alınan arıların ana arılarından...

Aktarma işlemi bitip, boş kovanlarda yerlerini bulunca biraz toparlandı ortalık. Bir ara farenin biri yavrusunu kaybetmiş geldi bize sordu gördünüz mü? diye.


Ve dönüş yolunda istenmeyen bir olay yaşadık. Birden yola fırladı ve çarptık haliyle ...

Bugünlerde çiftleşme zamanları imiş. Ekipte avcı çok olunca hemen her ayrıntıyı biliyorlar. Hemen kontrol etti Birol abi ve dedi..

"Dişi"

Az ileride bir tane daha araba ile ezilmiş gördük.

Doğal hayatın bu şekilde devam ediyor olması çok güzel, olay üzücü olsa da...

Bu gece bölgedeki tilkilere ziyafet var...

2 yorum:

Hayyam dedi ki...

Halilciğim sende artık arı tüccarı oldun hobici değilsin :)

TUNCAY ERDEM dedi ki...

Halil abi bayagi verimli ve guzel bir hafta sonu olmus. Oksalit sonucunu aktarabilirsen sevinirim. Ben benim bir zayif kovana yaptim, baktim durum kotu digerlerine duman verdim. oksalit yaptigim kovan arisi azdi, ve disari cikan ari ucamiyordu....