30 Mayıs 2008

Arıcılık

Dün akşam yayınladığımız tripleks kovanları görünce, sezon olarak 1 ay geriden gelmemize rağmen tahminim 2. ilaveyi isteyecek koloniler olacağı kayıtlardan belliydi.
Ayrıntıyı en son fotoğrafta anlatırım ki, bu yıl teğet geçtiğimiz bir konudan kısaca bahsedeyim.
Varroa...
Sebebini bilemediğimiz bir varroa azlığı dikkat çekiyor.
Bu konu, bir arıcı grubunun bulunduğu Eskişehir'de arıcılık malzemesi satılan dükkanda gündeme geldi.
Murat Akın hocamızın da aramızda olduğu esnada, uzun saçlı abimiz (Gerçi şu anda saçlar kısalmış.) Hüseyin Kamil Ünlüer olayı vadide bulunan tüm arıcıların bilinçli ve aynı zamanda yapılan mücadeleye bağladı.
Bizim ekibin yapmış olduğu mücadelede dikkat çeken en önemli konu entegre mücadeleydi.
Erken ilkbaharda 2 farklı metotla mücadele yapıldı.
İlk olarak Perizin veya Oksalik kullanıldı ve daha sonra arılar daha zayıf iken 1 adet Bayvarol şeritler asıldı.
Arılar güçlenince 3 hafta sonra 1 şerit ilavesi daha yapıldı.
Şeritler yaklaşık 5. haftalarının sonunda kolonilerden alındı ve vadiden çıkıldı.

Ancak vadiden çıkılmasına rağmen büyük bal akımına daha en az 1 ay var.

Mücadeleye Formik asit ile devam ediyoruz.

Bunun için bu yıl değişik bir uygulama yaptık.

Arılara şeker zarar veriyor diye tatlandırıcı kullandık demek isterdim......

Kullandığım tatlandırıcıların kutularını atmamıştım bu iş için.

Bu kutuların içine full pamukla doldurdum. Daha sonra 30 cc. %85'lik asiti emniyet kurallarını göz ardı etmeden şırınga ile basıp, kapağını kapadık.

Aşağıda tatlandırıcının çıktığı bölümden ve kapağın bulunduğu bölgeden buharlaşma sağlanıyor.

Ve arıların Formik ile olan klasik mücadelesini hemen gözlemliyoruz. Formik buharlaşan yerleri hemen propolisle kapatıyorlar.

1 hafta arayla 2 kez 30 cc. Formik verip, mücadeleyi sonlandıracağız.

Elimde bulunan kutular tüm kolonilere yetmiyor ayrıca ve kutuları plan dahilinde kolonilerde gezdiriyoruz.

Tahminimce 2. katı bir hayli doldurmuş olduğunu tahmin ettiğim koloniye baktım.

İlavedeki tüm çerçeveler karbeyaz olmuş...

Hemen malzeme mezarlığına girdim ki, Edirne'ye nispet yapacaktık 2. ilaveyi koyarak...

O arada gözüme yarım ballık ilavesi ve üstelik kabarmış çerçeveleri çarptı.

Hemen lübürt tekniği kullanılarak, 2. ilave atıldı.

Yarım olsun bizim olsun ne yapalım...

Kuluçkalığı kontrol edemedik Pazar günüden bu yana...

Ama bu akşamda bakamadım ki her şey yolunda gözüküyor.

Lübürt tekniği bayağı faydalı bir teknik imiş.

Ben dayımı eleştirirdim hep, kontrollu ver ilaveye çerçeveleri diye ama lübürt gibisi yokmuş.

Geçen sene ürettiğimiz Muğla koloniler bunlar.

Muğla ırkı bal yapmaz diyenlere cevap verecek sanırım bu koloniler bu yıl...

Bu arada kılavuz petek dayanmıyor. Hemen bitiveriyor.

Haftasonu kılavuz petekli çerçeve hazırlanacak.

Ayrıca mezarlıkta bir hazine buldum. Geçtiğimiz yıldan kalan kabarmış 1 ilave petek...

Düzeni tam oturtamadık yeni yerde. Oturmadığı daha iyi gerçi bu sürprizler çok hoş oluyor.

1 yorum:

onderharman dedi ki...

sayın halil abicim
lübürt tekniği nedir,hayatımda ilk defa duydum,yoksa herzaman kullandığımız da adını ifade edemediğimiz birşeymi.
meraktayım.aydınlatırsan sevinirim