3 Mayıs 2008

Dağ Macerasının Sonu

Bahara hazırlıklar kapsamında vadiye inişimiz ile birlikte başlayan, dağ güzeli macerasının bugün finaline geldik.

Sabah erken saatlerde vadiye iniş yine kış günlerini aratmadı.


Günboyu çok değişken hava şartlarına maruz kaldık.

Bazen sağanak yağmur, bazen ise güneşli ve kızdıran güneş.



Sabah ilk işimiz Mustafa Dede'den alınan damızlık yerine hazırlanan 2 koloninin hazırlıkları oldu.

Biraz ayarı kaçmış ve dalağı örmüş.



Kovanları arabaya atıp, doğru dağa yola çıkıldı. Dağların arasında seyreden bulut kümeleri görsel bir şölen sunuyordu.



Köyün girişindeki ağaçlarda açmışlar. Dedeye getirdiğimiz arılar coşarlar burada...


Bahçede dizili çiftleştirme kutuları...




Dedeye götürülen kovanların son kontrolleri yapılıyor.

Dedenin çok mutlu olduğu belli oluyordu.

Acaip muhabbet etti bugün kovanları görünce...

Bizde kutularda yumurtlamaya başlayanları alıyoruz.


Eğer yumurta yoksa ve çiftleşmişse kutuda kalıyorlar.


Hava şartlarının soğuk olması sebebiyle, yumurtlayan ana sayısı yüksek bir oranda olmamış.


Yumurta varsa süper...


Dedenin dağda kalan diğer kolonilerinin bakımlarını yapmıştık.

Dede boşluk kalan bölüme kendi tekniğini uygulamış hemen.

Boş çerçeve sal gitsin. Arılar yapıyorlar nasılsa.



İşte yeni 2 koloni...



İşler bitirilip, sohbet ile birlikte dağda çay çok güzel gider.

Şimdi solumda Çerkez, sağımda Emirdağlı, karşımda Yörük...


Vay be mozaiğe bak.





Dağdan dönüşte, Bünyamin abiye uğradık.

Çay hazırlamış, hemen ayaküstü çektik çayları.


Bu kısa sürede hemen kutularına ait çıtaları inceledik.



Arabada çiftleştirme kutularının içinde dağ güzelleri dolu olunca...

Her seferinde bana ana veya meme alıyor muamelesi yapmayın diyor.

Peki bir elinde fotoğraf makinesi var buraya kadar tamam da...

Diğer elindeki sarı kutuda ne var?



Bu arılıkta Bünyamin abinin arılığının çok yakınında Sezai beyin arılığı. Koloni sayısı bir hayli fazla ve düzenli görünüyor.



Aslında yemek hazırlığımız vardı ama telefon geldi.

Yemek hazırlanıyor buraya gelin...


İyi alıştık bizde Bambu çardağa...


Peki selamı aldık ama nereye gidiyor dersiniz?


Tiz göbekli marul kesile...


Ya yine mi balık...


Her hafta, her hafta olmuyor ki...


Yemeği yedi ve arılığa uğramadan geldiğimiz için, kutular arabada...

Muhterem abi ve Gürbüz abi de alıyor dağ güzellerini...



Oh be nihayet geldik arılığa...

Şimdi daha gün başlamadan kayışı attılar.

Biz yarın geleceğiz demeye başladılar.


Ben ise işi bitirmeliydim.

Nefes almadan belki yetişir ama sonunda bitirdim.



Birol abinin tasarımı çiftleştirme kutusu altlığı.

Geçen yıl Yusuf abinin kutulardaki karınca istilasından sonra bazı tedbirler baştan alınıyor.


Ya tam kovanı açıyoruz, telefon çalıyor.

Ankara rapor istiyor... Arılar bir taraftan ya kardeşim bu yağmurda bizi niye açıyorsun diyor, diğer taraftan Hayyam abi...

Sonunda raporu Yusuf abi veriyor.


Arılığın son hali..

Gittikçe büyüyor gibime geliyor ama hayırlısı...



Cancanlı işlerde de üzerimize yok.



Ya bugün lay lay yapanlar, yarında bu işler nasıl yetişir diye böyle kara kara düşünür.

Artık özellikle yeni başlayanlara yönelik uygulamalar ve ilginç deneyimler paylaşmak gerekiyor ama yaşasın magazin diyoruz hep.



Geçen yıl üretilen bir ananın bulunduğu bana ait koloni acaip sert idi. Arılığa girenleri şöyle bir tarıyordu önce...

X-ray cihazı mübarek.

Bende anasını yeni çiftleştirme kutusuna verip, çaktım memeleri...

Dengesiz olunca koloni böyle oluyor işte...

Memeler bile gözükmüyor...

Neyse bol sütlü olsunlar...

Çünkü dağ güzeli F-1 olacaklar....

1 yorum:

mahmudiyearicilik dedi ki...

Sayın BİLEN bir elimde fotoğraf makinası diğer elimde dağ güzelinin kızlarından döllenmiş yumurtlayan hazır kovan var. TEŞEKKÜRLER ARKADAŞLAR HEPİNİZE