19 Mayıs 2008

Rüyamızda Bile Kovan Taşıyoruz...Ama bitti...

Cumartesi gecesi arılarımızı getirdikten sonra, Pazar sabahı arıların yanına gitmeden olmaz haliyle...

Vadiden tek katlı çıkma planlarının karşılığını hemen göstermiş arılar...


Sabah sabah arılar salkımı yapmışlar kapı önünde.

Ballıbabaya çalışan arılar, nektarda getiriyorlar.

Ancak kötü tarafı, kafaları kırmızıya boyanıyor ve anaları bulamıyoruz kovanlarda...

Galiba arılarda Es-es'in şampiyonluğunu kutluyorlar.


Kat atarken kapalı yavrulu 2 çerçeve ilaveye 3. ve 4. çerçeve olarak...

Arılar yeni yerlerini buldular ama ben daha ezberleyemedim yerlerini...

Pazar günü kontrolleri erken kesmek zorunda kaldık.

Çünkü tekrar son kez vadiye gidip, Birol abi ile Yusuf abinin kovanları çıkartılacak...

Birol abi de Tandır köyünde yerleri hazırlıyordu. Önce gidip Birol abiyi aldık.

Magazinci değilim ben diyenlere ithaf olunur...

Sonra yavaş yavaş vadiye...

Ekip lideri dediğin, ekibine iyi bakmalı..

Dağküplü kirazından tatmadan olmaz...


Geldik vadiye...

Nevzat abiye 1 koloni hediye edilmişti.

Ancak ben arıları çıkarttım ya nasılsa...

"Nevzat abi, arıları gündüz gözüyle sarsak olur mu?"

"Ah be anında bir sürü adam bulurum köyden sarmak için..."

Kalan tarlacılar hediye kovana....


Yine kovan başı eğitime tabi tutuluyor Nevzat abi...

Benim arıların yerinde Birol abi geziyor.

Akrep baktık ama bulamadık.



Gece başladı yine...

Vadiden son çıkış...


Birol abinin arıları indirdik ve Yusuf abinin arılar tekrar bağlanıyor.

Son ayarlar yapılır Birol abi tarafından...

Kutular tel örgü dışına konuldu.

Ayı kardeş kolayca kucaklayıp götürsün diye...

Birol abinin arılıkta ayı riski mevcut ama Birol abi bir hayli teknolojiyi kullanıyor.

Yusuf abinin arılarıda indirdik...

2 gece üstüste uykusuzluk iyice yordu ama esas hikaye yeni başlıyor.

Daha rüyada bir sürü sarılacak kovan var iken telefon çaldı.

"Yusuf Gürbüz arıyor.

Cevapla"

Telefonda sabahın köründe böyle bir yazı...


Muğla'dan Katip abiler geliyorlarmış.

Kırka'yı geçmişler...

Ahanda yarım saat sonra gelirler...

Bastır doğru Derbent köyüne doğru..

Benim arıların bulunduğu yere yakın sayılır.


İndir indir bitmiyor.

Geçen yıl ana arıları öldüren ana arı katili Katip abinin oğlu Ferdi'de gelmiş.

Bütün kamyonu tek başına indirdi. İş kolaylaşınca ve patlayıp arı kaçıran kovan indirilince kamyona çıkanlar çoğaldı..


Ekip kalabalıktı ama arı kovanı da...


Hemen baraka kurulacak ve yaşam başlayacak.

Ben kurulmasını beklemeden ayrıldım, çünkü yapılacak bir sürü iş var. Arılara kat attık attık, yoksa adımız acemi arıcıya çıkacak.

Vadide oğul verdirmek yasaktı ama bırakında burada çıksın be...

Yok oğul çıkmayacakmış...


Barakayı kurduktan sonra Yusuf abi ve Birol abi benim arıların bulunduğu yere geldiler.

Yusuf abi benim arıları getirdiğimizde belirlediği 3 kovanını bizim oraya bıraktı.

Bölme yapacağı zaman gelip, alıyor...

"Tarlacı olayı..."


Oh be rahat rahat zaman mefhumu olmadan arı kontrolleri...

Analar metalik boyalı. Aslında iyi tutması için, fırınlamak lazım ama...

Dağ güzeli F-1'ler iyi gidiyor bakalım... Analarına çok benziyorlar.


2 gündür her şey yolunda.

Hele birde akasyalar açsın...

Sıcak bölgelerde olanlar derler şimdi ne akasyası...

Bildiğiniz akasya işte... Daha 1 haftası var akasyanın açmasına...



Kutularda rayına girdi...

Bu arkadaşlara da kek yetişmiyor...

Arılar elimizdeki tüm envanteri bitirdiler.

Elimizde bulunan ve Bilecik'ten gelen kabarmış petek ve kılavuz petek stokları tamtakır...

Vadiden çıkana kadar idare ettiler ya şükürler olsun.

Katlarda atıldı. Allahım bir sürü iş...

Bu akü işi iyi oldu.

Hem arıları izle, hem petek bağla...

2 yorum:

UĞUR KIRAN dedi ki...

Muğlada çiçekmi bitmişte oraya gelmişler,resimlerden görüldüğü kadarıyla etrafta bişey görünmüyo çiçek namına ama akasyalar var diyorsunuz.Bizim buralarda akasyalar kuruyalı bir ay oldu,bizdemi gelsek acaba oralara?
:)

HB dedi ki...

Görünen balık tutulmaz misali, İç Anadolu'da görünen çiçek nektar vermez...

Muğla'da çiçek mi bitmiş diyorsunuz ya, sizin bölgelerden tam 45 gün geriden geliyoruz bizler...

Sizde kuruyan akasyalar bizde daha açacak...

Buyurun gelin desem, sizin arılar bizim çiçekleri yerler...