18 Mayıs 2008

Vadideki Akrep...

Erken ilkbaharı da içerisine alan yaklaşık 4 aylık bir süredir süren, belki de bıktığınız vadi söylemleri ve görüntülerine veda ediyoruz. Şurada ne kaldı 8 ay sonra yine vadiye gidiş ve kar manzaraları ile başlarız...

Mayıslar köyünde sabah çay içmeye durduğumuzda tam da yerinde durmuşuz.

Kara dutum, çatalkaram...

İlkbaharda arıkuşları davranışları ile ilgili olarak yeni bir şey daha öğrendik.

Arıkuşları ilkbaharda dut yemeden vadiden çıkmazlarmış.

Buyurun o zaman. Dutunuzu yediniz. Haydi haydi haydi..

Ancak illaki kalacaksanız, Tandır köyünde Birol abinin güzel arıları var orada kalabilirsiniz.

Sabah saatlerinde iki gün önce yağan yağmurun etkisiyle güzel nem vardı. Ancak öğle üzeri vadideki sıcaklık inanılmaz arttı.

Bu bölgeyi uzun yıllar tanıyan Murat Akın hocamın vermiş olduğu referanslara göre buradan çıkmamız gerekiyordu.

"Hocam Mayıslar girişi sararmaya başladı..."

Öğleden sonra arılar hararetten kapı önünde yattılar.

Doğal hayatın çiftçileri güzelce çalışmışlar. İyice kovanların önüne kadar sürmüşler merayı...

Domuzlar...

Ancak kovanlara hiç dokunmuyorlar. Nefesleri ile toprağı bu kadar kabarttıklarından bahsediliyor. Arıcılık ile uğraşanların bu tür doğal hayat izlenimlere şahit olması da dünyaya bakışımızı değiştirmesi açısından çok önemli...

Yusuf abinin yavrulu bir çerçevesi. Arının ırkını söylemek isterdim ama...

Dağ güzeli değil tabi ki... Dağ güzelinin bal kemeri bölgesine yumurta atmadığını şu ana kadar ki izlenimlerimizden söyleyebiliriz.


Bugün benim arılar ile Yusuf abinin arılarının bir bölümü vadiden çıkacak ve ertesi gün Birol abinin arılar ile Yusuf abinin kalan arıları çıkacak.

Ancak 19 Mayıs'tan geçerli olarak, bizim ekibe arılıkta sigara içmeyi yasaklayacağım.

Bu ne ya... İkide birde mola veriyorlar. Aslında sanki kaytarıyorlar gibime geliyor...


Yeni verilen anaların yumurta kontrolleri en heyecan verici anlardan...

Ana geziyorsa ve yumurtlamışsa operasyon tamamdır.

Öğlen üzeri Gürbüz abi de geldi. Sabah bizim kendisine getirdiğimiz ilavelerini kendi arılığına götürmek üzere gidiyor.


Benim arılar hazırlar artık.
Sadece ağızları kapatılıp, yüklenecek.

Gece naklinde vadinin sıcaklığından etkilenmemek için, Yusuf abi su spreyi yaptı bütün kovanlara ve daha sonra ağızlarını kapattık.

Öndeki kahverengi kovan, arıları koyduğumuz yerin hemen önünde çiftlikleri olan Nevzat abiye ait.

Bizim ekip tarafından kendisine hediye ediliyor.

Ancak ders vermeden olmaz. Yusuf abi almış sazı eline çok ince ayrıntılara giriyor.

Ayrıca Yusuf abi kötü örnekte oluyor. Bazen işlere bir kaptırıyor. Her taraf birbirine giriyor.


Benim işler bitince Birol abiye yardım ediyorum ve yeni çiftleşip, yumurtlayan anaları bölmeler yaparak yeni kolonilere veriyoruz.

Bu anlamda 5 çerçeveli küçük kovanlar çok kullanışlı oluyor.

Geri dönen tarlacıların durumunu muhafaza etmek için fazladan 1 çerçeve arı da ön tarafa silkeleniyor.


Ön tarafa silkelenen arılar oğul veren arı davranışları gösteriyorlar.

Akşamüstü Birol abinin fazla malzemelerini Tandır köyüne bırakmak üzere yükledik.

Yine mola vermiş arabanın önünde...

Bir ara Yusuf abi Kasım amcanın böldüğümüz arılarını kontrol etmeye gitti.

Dönüşte yine marul...

Vadide her yer marul zaten...

Göbekler bizim göbeğe yakın...

Gerçi bir hayli inceliyoruz bu aralar.

Tandır köyündeki arılıktayız.


4 ay önce karlar içersinde çıkardığımız arıların yerinde şimdi her taraf çiçek...



İşte vadideki sıcaklığın etkisi ile akrepler kol geziyor.

Birol abinin kovanların altına koyduğu tahtaları bir kucakladım.

Göz göze geldik.

Neeeeeeeee......

At yere hemen tahtaları...

Bu akreplerden her yerde çok ama bazıları kendi kendini sokuyorlar...

Bu saatten sonra tırsık karakterine bürünüyoruz.

Boş kovanlar indirildi ve tekrar vadiye...

Eldiven giymiş bazıları...

Bende zaten otomatik giymiştim.

Derken yine bir tane daha kovanın üstünde geziyor. Ama fotoğraf çekmeyi bile unuttuk iyice tırstık.

Dayım 3 sene önce 2 kovan getireyim sana, bakarsın nolcak diyordu.

Dayı bak işte bak gör yaptığına...

Bir araba kovan...

Gece çok geç saatlerde arıları yeni yerlerine indirdik...

Ahmet şefimizde gece bizi arılıkta bekliyordu.

Bizim arılarla birlikte Yusuf abinin de arılarından getirdik ve daha sonra onlarıda indirdik birlikte.

Gece saat ne kadar çabuk ilerliyor. sohbet, lay lay lom ve muhabbet derken saat ne zaman 02:00 oldu be....

Bu gece yeni maceralarda buluşmak üzere...

Eldivenlerimi kesin yanıma alacağım.

Ayrıca akrep görüntüleri bende ama magazincilerde keneli kaplumbağa fotoğrafları mevcut. Bakalım ne zaman yayınlayacaklar.

Siz siz olun gezginci arıcılığa bulaşmayın, böyle bir ekibiniz yoksa......

2 yorum:

Murat Çakır dedi ki...

Cuma gecesi ben de ilk defa gezginci arıcılığa başlangıç yapmış oldum. Epeyce de maceralı geçti ama maceranın büyüğü fotoğraf makinemi kaybetmemle başladı :)

O gece çok güzel fotolar çekmiştim ve yapacağım haberlerde kafamda çoktan yazılmıştı. Fakat tam şeytan aldı götürdü satamadan getirdi hesabı, makineyi kaybettim. Nasıl oldu hala anlamadım, henüz şeytan da geri getirmedi sanırım satmakla meşgul :)

Ama söylediğin çok doğru, sağlam ekip yoksa gezginci arıcılık çok zor.

muratakın dedi ki...

Havalar sıcak hele dere şimdi yanıyordur arıları boğmadan taşımışsınız sevindim.
Arılar ikinci bahar yaşıyacaklar artık sizi kimse tutamaz.

Akrep uyarısı yapmaya unutmuşum
biz yukarıya bir kaç akrep taşırdık sizde aynısını yapmışsınızdır.

Artık bundan sonra BOL BAL dileğimiz olacak.