28 Temmuz 2008

Bundan Sonrası Arılara...

Bu hafta sonu için planlamamız haftanın ilk günlerinde Ankara’ya Hayyam abinin mekana giderek güzel bir etkinlik icra etmek idi. Yusuf abinin izinde olmasını fırsat bilip, güzel sürpriz yapacaktık. Ancak Çarşamba akşamı Birol abi planı değiştirdi.






Ayçiçeğine götürdükleri arıların balı çaktığını görünce, hemen Tandır’daki arılar süzülerek ayçiçeği macerası başlayacaktı.
Güzel bir Cumartesi sabahı hemen Erol abinin küçük çadırı hızla kuruldu.





Bu tür çadırlarda iç hacim fazla hareket imkânı vermese de küçük kapasiteli hasatlar için çok ideal.




Çadır arılara biraz uzak kurulduğundan arıların sabah sakinliğinden faydalanarak elbirliği ile bal dolu petekler ilavelere alınarak, daha sonra çadıra taşındı.






Akşamüstü bal süzümü tamamlandığında ise, balları süzülmeyen daha önce bölme yapılmış arılar arabaya ve doğru ayçiçeğine…



Arıları götürdüğümüz yerde ayçiçeği tarlalarının bazıları daha yeni açıyor. Bölgeyi gündüz gözüyle görmedim ama binlerce dönümden bahsediliyor. Bende bölgeye arı götürdüm ama gündüz gözüyle göremeden belki de sezonu kapatacağız. Bu kadar arı taşıdıktan sonra tatili hak etmedik mi diye sorsam hiç olmaz çünkü tatilin ilk hafta sonu yine arı ve bal içinde yüzeceğiz gibi.






Yusuf abinin öldürmeyi planladığı analara bizim ekipte talipler çıkıyor.
İşte son gündem maddemiz Yusuf abiye göre yaramaz bir Karniyol ana…

Ayçiçeğine ilk arıları indirdiğimiz gece Gürbüz abi tutup kolumdan gel gel gel.
Bir önceki sağımda 26 full çerçeve bal alınmış ve yaklaşık 60 kg. bal vermiş.
Şimdi de ayçiçeğinde.
Cumartesi gecesi nazar değmesin diye tartmadık ama Pazar günü akşamı telefonla talimatlar yağıyordu.
“Halil o kovana baksın bakalım. Kaç kg. bal vardır?
Sonra tatilde olan Yusuf abiyi arasın.”
Pazar gecesi Birol abi ile tarttık.
“Ya arı balı yemiş, ya da arıyı süzmüşler.”

4 katlı arının en üst katını şöyle kıyıdan açıp baktık ki kılavuz petek verilen çerçeveleri bile kabartıp, balı basıyorlar.

Konu Yusuf abiye iletilince; “ Bahara çıkarsın bakalım da görelim.”
Gürbüz abi ise 100 kg.dan fazla bal veren bir anayı kışın misafir odasında oturturum diyor ama…




Şimdi Cumartesi günü Birol abinin arılarını süzünce aslında izin dönüşü planladığımız bizim arılarında ballarını 2. kez süzmeye niyetlendik.
Birol abi “Kovanda duracağına tenekede dursun abi.” deyince ekip Akpınar köyünde bu kez.
Yine güzel bir Pazar sabahı ve ekip iş başında.
Bizim ekipte bal süzmek oyuncak gibi artık bir de şu kovan taşıma olmasa…



Tüm ekibimizdeki arıların kadroları ve sağlıkları maşallah dedirtiyor. Bal ortalaması en düşük kalan ekipte ben olacağım. En düşük bu olduğuna göre ben razıyım çoktan.
Bal için arıları gezdirmeye, bu yıl diğer sebeplerden yetişemediğimizden arada bir büyük bal akımını kaçırdık.




Bu süzümde ekibimizde Ahmet şefte bulundu. Her türlü işlemi görme fırsatı buldu bu kez.



Benim arıların bulunduğu yerdeki oda bal süzümlerinde süper iş görüyor. Birol abinin tam istediği gibi çay hep kaynıyor. Her türlü servis imkânı var. Peki, içeride hiç arı yok iken maske takmak nereden çıktı derseniz.
Maske takan Erol abiyi geçtiğimiz bal süzümünde komple kapanmış göz ile hatırlarsınız ki arıcılık dünyasından fotoğraflarının kullanılma talepleri bile gelmişti.
Bizim arılar Erol abinin gözüne endeksli olarak çalışıyorlarmış o yüzden maske takması gerekiyormuş.





Bu bal akışı için çekilen zevkli meşakkatı anlatmak imkânsız. Ancak bu şekilde tenekelere dolmaya başlayınca değmeyin keyfe…






Öğlene kadar benim arıların işi bitince aynı köyde bulunan Erol abinin yazlığına geçtik.
Hep bal mı süzülecek, biraz da mangal yakılacak.
Tost yemek ya da mangal.
Karar sizin.
Ve üstelik yaratılmış küçük bir cennette.





Haydaaaaa… Birol abi çatıda.
Dayımın çatı olaylarından sonra bir vaka da Akpınar köyünde Erol abinin yazlıkta.




Erol abinin arıları da geçtiğimiz günlerde ayçiçeğine üstelik gece vakti götürülmüş olmasına rağmen muhtemelen bir avuç tarlacı arı çatıda toplanmışlar.
Hemen benim arılıktan bir ana kafese ve operasyon başlıyor.




Mangalın yanında yapılacak salata için taze taze salatalıklar Erol abinin ellerinde…




Arıları kafesteki ananın üzerine topladıktan sonra hemen strafor bir kutuda yerlerini aldılar.




Ve hafta sonu finali yine ayçiçeğine arı götürerek tamamlandı. Ahmet şefte ilk kez arı naklinde yer aldı.
Benim 5 koloni ve Birol abinin Cumartesi süzülen arıları götürüldü.
Buradan gelecek ballar arıların hakkı artık. Götürdüğümüz 5 koloni diğer kardeşleri için orada bol bol ayçiçeği balını toplasınlar.
Ekip olmanın avantajını bilmeyenler için bir hatırlatma.
Bu 5 koloni ekibe teslim. Ben tatilde, arılar ayçiçeğinde.
Balları olursa balı süzülür ve geri nakilleri olur.

Bende hafta içi kalan arıların eşitlemelerini yapıp, tatile çıkıp biraz dinleneyim demek isterdim.
Önümüzdeki hafta sonu Mustafakemalpaşa’da 100 koloni bizi bekliyor.
Uygun bir zamanda kovan ve arı olmayan tuzlu sulara kendini bir an önce atmak istiyorum.

3 yorum:

adige2206 dedi ki...

Çok güzel..

Κώστας Ελευθεριου dedi ki...

dear friend , i see many good thinks in your Blog every week.

What about with the big forest fire in your country, is near to your town ,is it in forest with beekeeping interest ?

mahmudiyearicilik dedi ki...

O yalancı cennette olmak vardı. SELAMLAR