20 Ağustos 2008

Arılar ne kadar kızsalar da...



Dün ada bahçede bulunan arılar bizi bezdirince bal alımını bırakıp, evde süzüme geçmiştik.
Bu sabah çarpışmaya devam kararı çıktı...

Sabah arılar sakinlemişlerdi.

Ancak ortam yine gerilecek gibi...


Dayım ve Egehan her ne kadar körükçülükten arı doktorluğuna terfi ettin deseler de şimdi tüh be diyorlar...

Sebebi ise, dün benim kovan kapağını son bir hamle ile kapatıp kavaklık içinde kaçışımı fotoğraf çekememişler...

Kısa başlık ve sadece ince bir gömlekte olunca omuzlarımda kırmızı noktalı yer sayısı bir hayli fazla idi...

Arılar ölmeseler sorun değil de, arılara yazık oluyor. Bu yüzden bir arkadaşımın hediyesi olan önlüğü giydim bugün.

Zamanında körükçü yetiştirirseniz, gün gelir körükçü işi öğrenmeye başlar ve körük işi size kalır. Aklınızın bir yerinde bulunsun...

İlavelerdeki ballar alındıktan sonra yavrulu alandan bir günlük yumurtalı çerçeve görmek hasatta yeterli oluyor kolonideki ana arı varlığı açısından.

Kavaklıkta güneş yüzünü tam gösteremediğinden serin bir biçimde hasadı yapabiliyoruz.

Ancak yine dünden kalan bir problem var gibi...

2 koloni açıp, yağmalama eğilimi gösterdiklerinden mola veriyoruz.

Mola yeri ise sakin kolonilerin önündeki tek katlı bir kovan...

İlavesi yarım ballıklı olan bir koloniyi dün ön sıradan almadan bugüne bırakmıştık.

Kısa boş ilaveyi bugün götürdük ve onu da hallettik.

Ben çıkarıyorum, dayım ballı petekleri götürüyor ve Egehan ise bal konulan ilavelerdeki örtme işlerini yapıyor.

Ortam çok etkili bu tür hasatlarda.

Nektar akımı kesildiğinden açılan koloniye dışarıdan yağmacı arılar hücum ediyorlar.

Kolonide savunmasını arttırınca iş karışıyor.

Bugüne az koloni kaldığından arada molalar vererek hasadı tamamladık.

Ballı petekler yine çok yakın olan eve götürüldü.

En güzel bal hangi baldır?

Bence en güzel bal, sır kesimi esnasında bıçaktan yenilen baldır.

Sebebi ise, sırlanmış bal tam olgunlaştığından sırın altından çıkan bal daha güzel geliyor bizlere...

Yenir, güzel olur ama nereye kadar...

İşleri erken bitirince, geçtiğimiz günden kalan çıkardığımız mumların son işlemleri vardı.

Kazana konulmuş mumlara bir miktar su konulduktan sonra ateşin üzerine konulan kazanı karıştırmak Egehan'a düşüyor.

Kazanda eriyen mumlar ateşin üzerinden indiriliyor.

Eğer uzun süre ateşin üzerinde bırakılırsa köpüren mum dışarı ateşin üzerine akarak emniyetsiz durumlar oluşturabilir.


Kalıp...

Yıllardır bu iş için dayım bir el arabasını kullanıyor.

Kazandan mum el arabasına dökülüyor.

Belli bir müddet sonra donan mum, el arabasından kolayca çıkarılarak, alt kısımda biriken curufları temizlenip; depoya kaldırılacak.





Akşam üzeri süzülmüş petekler esmer ve beyaz olmak üzere ayrılmış biçimde doğru arabaya...


Kuluçkalıklardan bal alınmış olanlar petek bekliyorlar...


Esmer petekler kuluçkalığa...

Daha sonra beyaz petekler yalatılmak üzere hava kararmak üzere iken üstlerine sürülüp tiz bahçeden kaçıla...


Yorgun savaşçı Egehan...

Yine iyi iş çıkardı...

3 yorum:

ALİ TÜRK dedi ki...

Önlük yakışmışta,sanki tayini yeni çıkmış doktor gibi duruyorsun.Ürkek durma biraz sal kendini.O saldıranlar dündü bu gün bir şey olmaz::)))

Artık şu bal hasadınıda bitirin be.Yılan hikayesine döndü::))

Acaba 500-600 kovan arım var diyenler nasıl hasat yaparlarki....?

MUHTEŞEM TURUNÇ dedi ki...

Bir kere o .....netçi önlüğü dr değil yakasından belli.

salih arıcı dedi ki...

Halil bey herşey güzel yalnız senin msn bana virüs gönderiyor sanırım ele geçirmişler sen şifreni hemen değiştirmen gerekiyor .işlerinde kolaylıklar dileklerimle.