16 Ağustos 2008

İznik Ziyareti

Tatilimizin bir bölümünü geçirdiğimiz Gemlik'ten ayrılarak daha önceleri planladığımız bir İznik gezisi gerçekleştirdik.
Bizlere göstermiş oldukları misafirperverlikten dolayı kendilerine çok teşekkürler ediyoruz.

Sıcağın etkisi ile Kardelen ve Egehan perişan halde...

Gemlik'ten ayrıldıktan kısa bir süre sonra İznik gölü ile karşılaşıyorsunuz.

Diğer bir hastalık olan balıkçılık ile ilgili etkinlikleri de kaçırmak üstelik tatilde hiç olmaz.

Göllüce köyünün sahilinde karadan göle doğru atılmış bir balık ağı...


İlk önceleri motorlu çarklarla sarılarak toplanan ağlar, daha sonra insangücü ile kıyıya alınıyor.

Biz de ilgiyle izliyor ve ağdan çıkacak iri iri balıkları bekliyoruz.


Biz magazinciyiz derken, bir araba daha durdu ve direk suya daldı elinde filmli bir Nikon olan entel arkadaş.

Bu balığın hikayesi yine onlardan geldi. Balıkçılar soğutmalı kamyonu bekler iken...

Bu fotoğraf çekenin yanında bir arkadaşı daha vardı o olaya tam hakim.

Arabalarının üzerinde http://www.uykutulumu.com.tr/ yazıyordu.

Yeni baktım sitelerine anladım olayı nispeten...

Bu balığın ismi bir çok yerde duyduğumuz "Gümüş Balığı"

Ancak Türkler yiyemezlermiş.

Nesini yiyeceksek. Hamsinin çeyreğinden bile küçük...

Eleman diyor ki;

"Bunu una bulayacaksın ve kızartacaksın. B.... Kebap şeklinde.

Dünyada böyle bir tat görmemişsindir. Çıtır Çıtır çerez gibi yiyeceksin."

Peki kimler yer bu balığı?

"Direk Fransa'ya gidiyor şimdi bu balıklar. Fransızların çok özel tükettikleri bir balık türü imiş."

O ekip aldı büyük bir torba ve ayrıldı. Biz ise almaya teşebbüs bile etmedik, çünkü gerçekten neresini yiyecektik bu balığın...


İznik'te bizi Nihat Çakmak karşıladı.

Ve ikamet ettikleri neredeyse İznik ile birleşmiş Çamdibi köyüne geçtik birlikte...

Daha sonra Hacı abi de geldi ve hep birlikte çok güzide bir yemek yenildi.

Masadaki her şey kendi üretimlerinden hazırlanmış ve lezzetleri inanılmaz...


Kardelen ise olayın iyice eğlencesinde.

Yoldaki üf püfler yerini yihhhuuuu seslerine bıraktı.


Yemek sonrası Nihat ve Egehan ile tura başladık.

Elma fidanlarının yoğun olduğu çiftlikten başlıyoruz.

Elmalar artık olgunlaşmaya başlamışlar.


Diğer bir çiftlik ve burada ise gerçekten süper bakımlı bir zeytinlik.

Yapılan araştırmalara göre en güzel zeytinin İznik bölgesinde üretildiği söyleniyor.

Geçtiğimiz yıl özel hazırlanmış zeytinlerin tadına baktığımızdan bu tezin doğru olduğunu söyleyebiliriz.

Bu yılda ürünler şu an itibarıyla gerçekten çok güzel duruyorlar.

Zeytincilik işi bambaşka bir uğraş dalı ve incelikleri çok.

Bu ifadeleri evdeki teşkilatları gördükten sonra söylememek olmaz ki alt tarafı zeytin diyenler bir kaç kez düşünmeliler sofraya geliş hikayesini...


Nihayet arılıktayız. Hacı abi bizden önce arılığa gitti ve bizleri orada bekliyordu.

Bana daha önce atılan resimlerden daha farklı bir yer gördüm.

Çünkü büyük bir dere yatağında setler açılarak yapılmış bir arılıktaki el emeğini görmeden geçemezdik.


120'den fazla arı kovanının olduğu bölgeye Egehan hafif hazırlık yaparak girdi ama her şey yolunda gözüküyordu, ilerleyen saatlerde başlık olayını iptal etti...

Yine arka planda Hacı abinin sarayı..

İçerisinde ne ararsa bulabileceği şekilde organize etmiş.


Her arılıkta görmeye alıştığımız görüntülerden kütük kovan.

Ancak en ilgi çeken tarafı benim için üzerindeki kayıt sistemi..

" 6 Mayıs "


Kovanların tamamı kendileri tarafından imal edilmiş. Gezginci arıcılığa müsait değil, ancak işimizi çok güzel görüyor diyorlar.

Gelecek yıl bir miktar gezgine çıkabilecek kovan imalatı daha yapacakları sinyalini de aldık.

Arıların alt bölümünde ise, çok çeşitli sebzeler ve meyveler yetiştirilmiş.


Arılığın hemen üst kısmındaki diğer bir çiftlikte ise inanılmaz görüntüler vardı.

Bana birileri bu üzümleri getirse ve İznik'ten bunlar dese hayatta inanmazdım.

İznik'te zeytin çiftliklerinden belki daha çok üzüm çiftlikleri var.

Bölgenin üzümünün en büyük özelliği ise geç vakte kadar dalında dayanabilmesi imiş.

Ancak arıcı başlığı her zaman arılardan korumaz ve üzümleri taşımaya da yarar.

"Huzur duyduğum yer benim burası"

Hacı abinin emeklerini görmemek mümkün değil.

Tanışmasalarda dayımla telefonda sohbetleri...

Hacı abinin enerjisinin çeyreğine sahip olsam, dünyayı şöyle yerinden kıpırdatırdım.


Plastik kovayı kafasına takke yapmış bir sepet kovan...

Üstelik çam ağacının üzerinde çakılı bir tahtanın üzerinde duruyor.


Tüm kovanların üzerindeki örtüler ise kovanları çok güzel koruyorlar.

Arılardan ayrıldıktan sonra diğer bir çiftliğe daha uğradık ve yine meyveler...

İznik ziyareti gerçekten çok verimli geçti.

Bu gezi esnasında İznik'te bir kahvede arı dostları toplandılar ve çok güzel sohbetler yapıldı.

Fotoğraf çekemedik ancak bölge ile ilgili çok güzel ayrıntılar dinleme fırsatı da bulduk.

Hiç yorum yok: