17 Kasım 2008

Bilimsel Araştırmalara Bakışımız

15 Kasım 2008 Cumartesi günü 1 hafta gecikme ile de olsa; Zonguldak ili Arı Yetiştiricileri Birlik Başkanı nam-ı diğer Ballıbaba Sn. Selahattin Güney, daha önce Zonguldak Karaelmas Üniversitesinde görev yapan ancak, 30 Mayıs 2008 tarihinde Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümünde yeni görevine başlayan öğretim üyesi Sn. Doç. Dr. İrfan Kandemir ve Biohayat firması yetkilileri misafirlerimizdi.
Güzel bir gün geçirmeyi planlamıştık, ancak hava şartları biraz zorladı.

Tipik bir İç Anadolu kırsalı kış başlangıcı...

Arılarımız tamamen salkımda idi.


Salkımdaki koloni açıldığında sergiledikleri bir arı davranışı.

Görülmeye değer hareketlerdi...

Önce genel bir giriş yapma ihtiyacı var...
Bilimsel çalışmalara ve bilim adamlarına karşı sütten ağzı yanmış, yoğurdu üfleyenler modunda olduğumuzu inkar edemeyiz.

Yaşadığımız kötü tecrübeler, bizleri kontrollü yaklaşımlara zorluyor ve bazen uzak durmaya bile çalışıyoruz.

Yapılacak ziyaretin planlama aşamasında kafamızda bir sürü soru işaretleri de oluşmadı değil doğal olarak...

Bilim ve akademik dünyasında biz arıcıların istediklerini gerçekleştirmenin ne kadar zor olduğunu ise zaman zaman dile getiriyoruz.

Ancak bilim adamları tarafından bir araştırma için materyal veya destek istendiğinde ise arıcıların takındıkları tavrı ise hiç bir zaman dile getirmeyiz.

Bilim adamları ne yapıyor ki deyip, kesip atmak olayın en kolay tarafı…

Ayrıca arıcılar ellerinde bulundurdukları arı ırklarını sorulduğunda elbette görüş bildirirler ve hatta bazı arıcılar ellerinde ülkemizin en iyi arıları olduğunu da iddia ederler.

Bu anlamda hocamızın ziyaret esnasında arı örnekleri alacağı konusuna nasıl bakacaktık?

Neden arı örneği alınacak sorusuna cevap bulmak amaçlı olarak araştırma yapmak gerektiğinde, hocamızın yurtdışı ve yurtiçi yayınlarını, yurtdışı ve yurtiçi tebliğlerini, 1994 yılındaki yüksek lisans tezi ve 1999 yılındaki doktora tezini incelediğimizde kullandığı metotlarla ve yöntemlerle , dünyadaki ve ülkemizdeki bal arısı dağılımlarını ve etkileşimleri konusunda sahip oldukları tecrübesinin tartışılmaz bir gerçek olduğunu görmekte zorlanmadık.

Zaten ellerindeki mevcut veritabanı ile ülkemiz bal arısı dağılımının ayrıntılarına hâkim olduklarını anlamak hiç zor değil.

Bu anlamda bizlerde arılıklarımızı örnek almak üzere açmakta ekip olarak tereddüt yaşamadık.
Ve misafir oldukları ilk andan itibaren, yaydıkları pozitif enerji ile bundan sonra yapacakları her türlü çalışmaya talep ettiklerinde destek vermekten onur duyacağımızı belirtmeden de geçemeyeceğiz.

Gelelim olayın magazin boyutlarına...


Misafirlerimizi karşılama noktamızı Sn. Yusuf Gürbüz'ün arılığının giriş yolu olarak belirledik.

İlk önce liderin arılığı ziyaret edildi ve 10 adet özel koloniden numune işçi arılar alındı.

Bu özel kolonilerin hangileri olduğu konusu ise, bir çok arkadaşımız tarafından tahmin edilebilir.


Maskesiz arı kolonisi açma başarısını nihayet koloniler salkımda iken yakalayan liderimiz...


Gerçi hocamın donanımı numune aldığı için bu şekilde olmak zorunda ama lider salkımda da olsa maskesiz nihayet.



Nasıl nasıl edip körüğü tutuşturmak lazım derken...

Bir elde körük bir elde fotoğraf makinesi...



Yusuf abinin 2 katlı kışlayacak koloninin önünde kapı önüne atılmış erkekleri gören hocamız o kadar sevindi ki...

Yahu hala erkek mi var? diye mırıldanıyordu.

Ne yapacaksa erkek ölülerini topluyordu...

Asıl materyal bence de erkekler...

Çiftleştirme kutuları, ana yedekleme tekniği kullanılmak üzere kışlatılmaya hazır bir biçimde görüşlerinize hazırdır hocam...

Arılık olayı bitince bir çay molası ve liderin evinin arka bahçesinde bulunan strafor çiftleştirme kutuları incelendi.


Bizim arılığa doğru yol alırken, Eskişehir Sarısungur göleti önü hatıra fotoğrafı da çektirildi.

Bu göleti bizim arıların önünden akan 2 derecik besliyor.

Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan bu gölet bir zamanlar ulusal medyada Ağustos böceği/Çırçır böceği polemiğine bile sebep olmuştu.

Bizim arılığa vardıktan sonra işleri dolayısı ile haftasonunu İzmir'de geçiren Mahmudiye'li Sn. Bünyamin Yiğit için, Zonguldak'tan gönderilen numune kovan arabanın bagajından indirildi.

Yusuf abinin olduğu yerde yeni bir kovan açılmayacağını öğrenmişlerdir herhalde..

Ben ne konuşulduğunu bilmiyorum ama tahmin etmek hiç zor değil...

Numune kovan şu anda benim depoda...

Bünyamin abi gelince uygun bir zamanda alır.


Bizim arılıkta çiftleştirme kutuları incelemesi yapılırken, ahşap çiftleştirme kutularının bu kadar ilgi göreceğini hiç düşünemezdik.


Dağ güzelinin bendeki anaç kolonisinden örnekler alınırken koloni ayrıntılı biçimde tüm misafirler tarafından kontrol edildi.


Veteriner hekim olan ve bugünlerde arı sağlığı üzerine çalışmalar yapan bir ekipten tüm arılıklarımızda duyduğumuz "Pırıl pırıl arılar" ifadelerini işitmekten, mutluluk duymamak mümkün değildi.

Bizim arılıktan da toplam 7 koloniden örnekler alındı.

Magazin olmadan olmaz.

33 numaranın da işçileri alkollü tüpte yerlerini aldılar.


Bir numune için bir koloniden yaklaşık 20-25 işçi arı alınıyor.

Bu işlem pens yardımı ile hızlıca yapılıyor ve alınan işçi arılar içerisinde alkol bulunan tüplere konuluyor.

Biraz hayvanseverlik açısından bakıldığında negatif görünen durum, bilimsel araştırma boyutundan bakıldığında rahatsızlık vermiyor.

Sn. Birol Doğantemur'un arılığındayız.

Yusuf ve Birol abilerin arılıklarında düzenlemeler sehpalarında katkısıyla çok güzel duruyor.

Misafirlerimizden Biohayat firması yetkilileri ile de arı sağlığı ve firma stratejisi gereği olarak arı sağlığında kullanılan organik ilaçlar üzerinde konuşmalar gerçekleştirildi.

Ar-ge çalışmaları kapsamında arıcıların isteklerinin neler olduğunu yerinde görmek için ziyaretler gerçekleştiriyorlar. Bu kapsamda bizleri ziyaretlerinde de özellikle alternatif ürünler için karşılıklı bilgilendirmeler gerçekleştirildi.


Kekler yenmeye devam ediyor. Bu durumda numune toplamak daha kolay oluyor...

Ancak arılar arasında şöyle bir söylenti yayılırsa şaşırmamak gerekir.

"Salkımda iken kek yiyeni alkollü tüpe atıyorlar abicim."

Birol abi'ye gelene kadar bizim arılıklardaki benzer kolonilerden örnekler alındığından, Birol abinin arılıktan sadece 3 özel koloniden örnekler alındı.

Gençler oturacak değil ya...

Yorulanlar oturabilir.

Misafirlerimizi biraz hırpaladık gibi.

Baharda yapılacak projede daha uygun bir ortamda ağırlama şansını yakalarız inşallah.


Birol abinin arıları Frig vadisinde..

Zamanında insanların yaşadığı bu kaya oyukları şimdi arı kovanlarına kuytuluk yapıyor.

Aktif bir kaç koloni burada yaşamlarını sürdürüyorlar.



Koskoca Eskişehir'de başka gezilecek yer kalmadı da...


video


Mevsim geçmesine rağmen bir gösteri yapılmalı idi.


Arı kuşlarına karşı kullanılan ses enstrümanı olarak güzel iş yaptığını söyleyebiliriz.

3 yorum:

Harun Kuloglu dedi ki...

Halil bey ve arkadaşlarına; gösterdikleri misafirperverlikleri, bilime katkıları, yaptıkları bilimsel çalışmaları, tecrübelerini bizimle paylaştıkları ve yapacağımız ürün geliştirme çalışmalarında destekleri için teşekkür ederim.

Ballı Baba dedi ki...

Değerli dostum, yedirdiniz içirdiniz iyi güzelde arkamızdan top atmanın gereği yoktu be...
Dünya gördü yediğim bir tabak ÇİBÖREK nedir yani...
Allah sizin gibi değerli dostlarımızı eksik etmesin. İnanın yolda gelirken hocam ve Biohayat firması yetkilileri ile konuştuk. Biz olsak o havada kovan açmazdık diye. Eğer arılara bir şey olursa sebebi biz olacağız diye aramızda konuştuk. Ne desek boş inanın, Allah gönlünüzce versin...
Ama en kısa zamanda gelip yeniden görüşmek isteriz biline :)

HB dedi ki...

Tekrar mı gelecekler ?

İnanmıyorum.