24 Kasım 2008

Katıklı Hapis

Yaklaşık 10 gündür proje aşamasında olan bir uygulamadan bahsedeceğiz.


Olayın aslı "Katıklı Hapis"...


Yusuf abi, uzun zamandır bu denemeyi yapmalıyız, yapmalıyız, yapmalıyız diye sayıklıyordu.


Birçok arkadaştan görüş alındı, tüm literatür tarandı ve sonunda bu Cumartesi günü planlama, uygulamaya geçirildi.




Sabah kahvaltı sonrası haberleşildi ve operasyon başlıyor talimatıyla planlı diğer işlerimizi hallettikten sonra doğru Yusuf abinin arılığa yola çıkıldı.

Önceden belirlenen kolonilere işaretler konmuş, ağızlarındaki daraltma takozları çıkarılmış ve bol delikli nakil tenekeleri hazırlanmıştı.


Belirlenen kolonilerin ağızları kapatılarak, sarsılmadan arabaya konuldu ve hemen arılığın yan tarafında bulunan depoya önceden hazırlanmış sehpaların üzerine toplam 24 koloni taşındı.



4 sıralı bir biçimde ve karanlığın en yoğun olduğu duvara, uçuş deliği yönleri dönük biçimde yerleştirildi.

Literatür denildiğinde ise; sadece yazılı olarak yabancı bir kaynaktan ayrıntılı bilgi bulunabildi.

Şehrimizde ise, kapalı kışlama yapan arkadaşlarında tavsiyeleri ve tecrübeleri alındı.


Depo havalandırması ve karanlık bir ortam mevcut.



İş bitimi ise, klasik literatüre katkı fotoğrafı...


Uçuş delikleri bu şekilde bol delikli tenekeler ile kapalı...


İşte benim bu noktada aklımdaki en büyük soru işareti ise, arıların dışkılama faaliyetlerindeki aksamadır.


Balları mevcut ve dış ortamdan çok daha az ısı dalgalanması mevcut.


İç ortam ısısı takip edilecek. Ancak kesinlikle dışarıya göre daha stabil bir ısı ve nem olacaktır.

Şubat sonu vadiye gidileceğine göre yaklaşık 3 aylık katıklı hapis başladı.


Cumartesi günü hava şartları henüz kötüleşmeden, benim arılığa gitmeyeceğimi konuştuğumuzda, bu manzarayı tarif bile etmiştik. Çatılar kesin uçar demiştik ve öyle de olmuş.

Ancak kovan kapağı açılmadıktan sonra sıkıntı olmaz ki aslında kapak açılsa da sıkıntı olmaz.


Zamanında kolonilerimizi genç analarla analandırdık.


Zamanında tüm kolonileri eşitleyerek güçlendirdik.


Zamanında varroa ile gerekli mücadeleyi etkin bir biçimde yaptık..


Zamanında stoklarını tamamlattık.


Yani kaidelere göre yapılması gerekenleri yaptık ve gönül rahatlığı ile kışa girdik.


Kapak uçarsa...


Bir tek derdimiz o olsun...


Pazar sabahı misafirimiz Sn. Bünyamin Yiğit, Yusuf abi ile birlikte arılığımıza geldiler.

Bu arada Yusuf abinin bir kovan kapağı da uçmuş ki, kapalı depoda olsa bir şey olmazdı sohbeti güzeldi.



Derken Birol abi katıldı bizlere ve sohbetin koyusu başladı.

Geçen hafta gelen numune kovan çok lazım gibi bu hafta hemen götürüldü.

Bahara kalsa içini de dolduracaktık ama kış aylarında bu numune kovandan üretim yapılacakmış.



Arkadaki deponun varlığı ile kuytu olan arılıkta yine esebilecek lodosa karşı tedbir olarak taşlama yapıldı.



Mevcut çatıların ise, yağışlarda gerçekten çok faydalı iş gördükleri kesinleşti.


Ayrıca strafor ve ahşap çiftleştirme kutularının kontrolleri yapıldı. Ahşap kutulara mantolama işlemleri yapıldı.

10 yorum:

Hayyam dedi ki...

Halile bahara kemerleri bal dolu şişmiş çıta çıkacağı için çok mutlu :P

Θεοδόσης Κατσαρός dedi ki...

Have a nice winter!

cengizbahar dedi ki...

Haliil bey;
1986 yazında Kayseri/Sarıoğlan/Alamadın beldesine arı götürmüştük. Oralar çok soğuk olduğu için arıları hep bodrumda kışlatırlarmış. Bazen üzerine çul vs. örterler ve hava sıcaklığını göz kararı ile takip edip;örtüyü kalınlaştırır veya inceltirlermiş. Erken ilkbahardada tekrar bahçeye çıkarırlarmış.
O yıl kurak olmuştu ve hava aniden ısınmıştı. Kovanları bahçeye çıkarmaya fırsat kalmadan arılar uyanmış. Olayıda bu yıl arılar patladı diye tanımlamışlardı.
Bizde geç gittiğimizden (1 haziran) bal alamamıştık.
Kars'lı bir öğretmen arkadaş 1990 lı yılların başında anlatmıştı. "Babam arıları hep kapalı yerde kışlatırdı. Ama artık eskisi gibi kış olmadığından ben bahçede üzerlerine naylon çekip kışlatıyorum." demişti.
"Çukurovada kovana yağmur girmesin yeter" diyorlar(!)
Kolay gelsin.

ALİ TÜRK dedi ki...

Bu kovanlar dışarda kışlayanlardan daha güçlü bahara çıkarlar.Kışı çok sert geçen yerlerde,devamlı bu yöntem kullanılır.Niğde'de aynısını yapardık.Ne zaman Gebze deki arıcılarla tanıştık dşarda bırakın bir şey olmaz dediler.İlk sene arıları dışarda bıraktık ama gelin bize sorun.Çünkü bizim civarda o zamanlar dışarıda arı kışlatan yoktu.


arılar hava ısınmadıgı sürece dışkılama sorunu olacagını zannetmiyorum ,Erzurum ve Sivas yörelerinde daha uzun süre bu şekilde arılar baharı beklemektedirler.

Bu kışlatmanın en iyi yönü,arıları havalar ve ışık aldatamaz,dışarda olsa havaya ve ışıga aldanan arı dışarı gider ve geri döenemez kış arılarında bir tane arı bile çok önemlidir.

UĞUR KIRAN dedi ki...

Üstadım katıklı hapis konusunu bende merak ettim doğrusu,
Ne kadar süreyle hiç açmamayı düşünüyorsunuz kovanları,ne olup bittiğine dair kaçamak kontroller olacaktır sanırım.

muratakın dedi ki...

Dördüncü resimdeki işinizin bittiği gösteren tavırlı fotoğrafınız güzel bir poz olmuş.

TUNCAY HADİSE dedi ki...

Halil Abi,
Bu şekilde kapalı yerde ilk kez mi kışlatıyorsunuz.Yoksa daha önce tecrübe ettiniz mi?
Ben geçen yıl arılarımı kapalı alanda kışlattım ama sizin durum için endişeliyim.Çünkü her nekadar havalandırma deliği koysanızda girişi kapatmanızı sakıncalı görüyorum.O bölümü 1 avuç ölü arı tıkayacaktır.
Bunları söylemek bizim haddimiz değil ama taşıdığım endişe ağır basıyor.
Saygılar.

HB dedi ki...

Kapalı kışlatma konusunun ilgi çekeceği zaten belliydi ki bizde günlerce tartıştık. Tuncay Bey'in endişe taşıdığı uçuş deliğini arı ölülerinin kapatma olayı bilinen bir sendrom. Bunun için fasılalarla temizlik yapılacak ki bunun için aparat bile hazırlandı.

Hem endişelenecek bir durum benim açımdan hiç yok. Siz Sn. Yusuf Gürbüz için endişelenin. Ancak bu kışlatma kararını almadan gerekli ön çalışmayı yaptılar.

Biz zaten ölsün diye bakan akbaba rolündeyiz.

Gürbüzarıcılık dedi ki...

Selamlar;

Benim için endişelenmeyin arkadaşlar. Bu bir deneme çalışması sonunda. Bu konuda tecrübesi olan varsa yazabilir ki bizlerde yararlanırız bu tecrübelerden.

İçeri hapsedilen koloni sayısı toplam 24 adet.

Bu kolonilerin 1 adedi Karniyol F-1, 2 adedi Kafkas melezi, 1 adedi özel olarak bir arıcı arkadaşımız tarafından gönderilmiş damızlık ve geri kalan 20 adedi Dağ Güzeli F-1)

Hava durumunu göz önüne alarak, arılar 22 Kasım 2008 tarihinde 16 C° içeri alındı.

23 – 24 - 25 ve 26 Kasım 2008’de ölçümler yapıldı.

Bir ölçüm örneği vereyim. İçeride max-min özelliği olan termometre kullanıyoruz.

26 Kasım 2008 saat 07.30

İç Depo Sıcaklığı: Max: 13 C° Ölçüm anı: 9 C° Min: 9 C°

Dış Ortam Sıcaklığı: Max: 16 C° Ölçüm anı: 3 C° Min: 3 C°

26 Kasım 2008 saat 12.30

İç Depo Sıcaklığı: Max: 12 C° Ölçüm anı: 12 C° Min: 8 C°

Dış Ortam Sıcaklığı: Max: 12 C° Ölçüm anı: 12 C° Min: 6 C°

26 Kasım 2008 saat 17.15

İç Depo Sıcaklığı: Max: 15 C° Ölçüm anı: 13 C° Min: 8 C°

Dış Ortam Sıcaklığı: Max: 15 C° Ölçüm anı: 9 C° Min: 6 C°

Özel Bilgi: 64 – 29 – 3 ve 2 numaralı koloniler ışık tutulduğunda rahatsız oluyor.

Yüzlerce kilometre öteden kemerli ballı çıtanın kokusunu alanlar boşuna uçmasınlar. Ekip elemanlarına zaten feda olsun. Ballı çıtayı alırlar yavrulu çıtayı verirler. Yedek anada bol, ölen kolonileri 1 günde yerine koyarız.

Saygılarımla…

Kenbiloğlu dedi ki...

Merhabalar,

bu çalışmanın sonucunu bende merak ediyorum gerçekten ,gece gündüz sıcaklık farkının çok olduğu yerlerde çok faydalı olur

kolay gelsin,başarılar
İsmail