19 Aralık 2008

Haydi Polene Kim Der ki?

Polen yani çiçektozu, çiçeklerin erkek hücreleri tarafından üretilen çiçeklerin üreme materyallerinden...
Stamen denilen bölümler bizim arılarımızın polen topladıkları bölüm...

Arı ailelerini yönetirken direk müdahale edemediğimiz olaylar mevcut ki bunlardan birisi de arı ailesinin polen toplama davranışı olsa gerek.

Toplamasına engel olmak veya aşırı toplamasını sağlamak için kullanılan teknikler yok denecek kadar az.



Polen, bal arılarının ihtiyaçlar listesinin en başında yer alan proteinin ana kaynağını oluşturuyor. Ayrıca yağ, vitamin ve mineral madde ihtiyaçlarının büyük bölümü de polen ile karşılanıyor.




Peki, poleni arı ailesinde kimler kullanıyor?

Poleni 1 - 14 günlük ergin işçi arılar kullanıyorlar, 15. günden sonra azalarak 18. gün poleni bırakarak sadece bal ve balözü ile besleniyorlar.

İşçi arılar doğumdan 2 saat sonra polen tüketimine başlıyorlar ve en yüksek tüketim 5. günlerde gerçekleşiyor.

İşçi arılar gelişimleri esnasında gereği kadar polenle beslenemezlerse, arı sütü salgılama kapasitelerinde düşüşler yaşanıyor ve dolayısı ile bakıcılık görevlerinde performans düşüşleri ile karşılaşıyorlar.

18 günlükten daha yaşlı arılar ise polen yemiyorlar ve polen yemeden yavru besleyebiliyorlar. Bunu yaparken kendi vücudundaki besinlerden harcıyorlar ama bunun sonucunda kaçınılmaz olarak verim düşüklüğü gerçekleşiyor.


Neden yaşlı arılar polen yemezler ki?

Bu konuda net bir bilgiye ulaşamadık. Ancak erken baharda belki de yeni arılar çıkana kadar ki gelişmenin yavaşlığı bu yüzdendir.

Poleni tüketen genç arılar öncelikle ana arının ve kurtçukların beslemesinde kullanıyorlar.

İlginçtir ama 8 güne kadar erkek arıları da polen, bal ve salgıların karışımı ile besliyorlar.

Delikanlılar beslenmeden olmuyor demek ki!




Bu arada arı sütünün de ana kaynağını polen oluşturuyor.

Polen yoksa arı ailesi yok.

Aktif dönemde gelişimini sürdüren arı ailelerinde gelen polenin büyük bölümü bakıcı işçiler tarafından tüketiliyor ve stoklama davranışının sebebi henüz bilinmese de 1 kg. kadar polenin stoklandığı gözlemleniyor.

Stoklanan polen miktarının artışı, polen toplama davranışını azaltırken, kuluçkanın artışı polen toplama davranışını hızlandırıyor. Polen toplama davranışını arttırıcı bir etken de arı ailesinin şeker şurubu veya balla beslenmesinde görülüyor.


Arıcılar tarafından polenler tuzaklarla toplandığında ise, ihtiyaç artması sebebiyle polen toplayan işçi arı sayısı arttırılıyor. Bu arı ailesinin ihtiyacının karşılanamaması anlamına gelmiyor.

Yılda bir arı ailesinin topladığı polen miktarı bulunduğu bölgeye göre ve 15 - 75 kg. arasındadır. Bunun sadece 1 kg. kadarı stokta kullanılarak, geri kalanı tüketiliyor.

Yoğun bir günde ise bir arı ailesinin 2 kg. kadar polen toplayabiliyor.

Gerçekten çok büyük bir miktar değil mi?

Bir işçi arı azami olarak ağırlığının 1/3 kadar polen taşıyabilmekte olup; bu polen derlenen bitki ile de alakalıdır.

İşçi arı polen sepetini 10 dakika kadar bir sürede doldurabilmektedir. Polen toplama uçuşu yarım saat kadar sürebilmektedir. Bir günde yapacağı sefer sayısı ise azami 20 kadardır. Ayrıca her uçuşta topladığı 2 adet poleni aynı bitkilerden toplamaya özen gösteriyorlar. Çok istisnai olarak iki ayakta farklı polenler görülebiliyor.

Polen toplanması gerektiği işçi arı tarafından nasıl biliniyor?

Polenli ayaklarıyla kovana gelen işçi arıları seyretmeyi sevmeyen hiçbir arıcı yoktur ki, gerçekten çok güzel bir görüntüdür.

Ama haydi polene diyen olgu nedir?

Bu konuda bazı faktörler etkili oluyor. Bunlardan bir tanesi, peteklerdeki polen stoku…

Diğeri ise, bakıcı arılar tarafından polen toplayıcılara verilen arı sütündeki protein miktarı…

Bir diğeri de ana arının yumurtlama faaliyetindeki feromonların değişikliği…

Aslında bu faktörlerden çok daha fazla faktör, poleni etkiliyor olmalı ki, genel sonuç ihtiyaç…

Polene ihtiyaç varsa, polen toplanıyor.

Peki, polene ihtiyaç var ama doğada bulunamıyorsa…

İşte sendrom burada başlıyor. Öncelikle polen ihtiyacı düşürülüyor. Bunun için yapılacak işlem belli. En çok nerede kullanılıyorsa, oradan başlanıyor. Yavru faaliyeti minimuma düşürülüyor.

Geçtiğimiz yakın yıllarda kuraklık etkisi ile sonbaharda birçok arkadaşımızdan arı ailelerine polen gelmediği ve yavrulama faaliyetinin azlığından bahsedilmişti. Ülkemizde polen takviyesi ise yöntem olarak pek kullanılmıyor.

Ayrıca polen toplayan arıların bulunması, ilgili arı ailesinin ana arısının olduğu yönünde bir gösterge olarak kabul ediliyor ki bu her zaman doğru sonucu vermiyor.

Özellikle genç işçi arılar kendi beslenmelerinde de kullandıklarından ana arı kaybı yaşanan arı ailelerinde polen toplama davranışı az da olsa devam ediyor.

Ancak bir gözlem olarak şunu da söylemeliyiz ki, sağlıklı bir arı ailesine gelen polen topu büyüklüğü daha büyük oluyor.

Kovana giren polen genellikle ihtiyaç alanına yakın yerlere konuluyor. Polenli arı, bu poleni kendi başına petek gözüne bırakıyor. Bunu olayı canlı izleyebilme şansını bu yıl gözlem kovanında yakaladım ve işçi arının vücudunun aldığı hal görülmeye değerdi.

Polenli arka ayaklarını petek gözünün içerisine sokup, orta ayaklarını ters çevirip gözün içerisine sıyırıyor.

Eğer bu polen stoklanacaksa, kovan içi işlerde çalışan işçi arılar tarafından petek gözünün dibine doğru bastırılıp, üzerini bal ve salgılarla kapatıp konserve türü bir çalışma yapıyorlar.


Ne kadar polenle ne kadar arı yetişir ki?

1,5 kg. kadar polenle yaklaşık 10.000 işçi arı yetiştirilebilmektedir.


Arılar bu polenleri toplarken çiçekleri nasıl seçiyorlar?

Bu konuda özellikle zehirli denilebilecek polenlerinde kovanlara arılar tarafından getirildiği biliniyor. Ancak arılar bu tür etkilerden en az etkilenmek için polen tüketiminde karıştırma gibi bir davranış sergiliyorlar.


Bursa Mustafakemalpaşa’da Nisan – Mayıs – Haziran 2005 yılında yapılan bir çalışmada 51 farklı tür polen tespit edilmiş ve 18 tanesinde yoğunlaştığı görülmüştür. Anılan bölgedeki bitki çeşitliliğine rağmen bazı bitki polenlerine yönelmeleri arıların seçiciliğini de gösteriyor.

Ayrıca farklı arı ırklarının aynı arılıkta bile farklı polen tercihlerini gözlemliyoruz. Bu konuda numuneler alarak uygun bir zamanda çalışma grubuna sunacağız.


Bu yazı Uludağ Arıcılık Dergisi eski sayılarındaki bilimsel çalışmalardan kendi görüşlerimizde katılarak derlenmiştir.

10 yorum:

Ardahan Çıldırlı Arıcı dedi ki...

Gerçekten faydanılması gereken bilgiler ellerine ve emeğine sağlık

Hayyam dedi ki...

Ne yazsam "abi gaz verme" diyeceksin ama çalışman çok güzel olmuş tebrik ederim .

muratakın dedi ki...

Sayın Halil Bilen:
Bilgi eksikliğimizi gideren bu yazınız için teşekkürler.

Gürbüzarıcılık dedi ki...

Selamlar
İnsanlar polen toplasınlar diye de arılar polen topluyor olmalı.
Şimdi biz 70 adet polen tuzaklı altlığı boşuna mı yaptırıyoruz?
Saygılarımla.

ARIDOSTLARI dedi ki...

Bu bilgiler eksik ve yanlis !!!
Polen toplamayi arttiran yada azaltan faktor kolonide bulunan larva sayisidir. larvalarin salgiladigi kulucka feromonu arttikca tarlaci arilar nektar yerine polen toplamaya baslarlar.Bu yuzden koloniye gelen polen miktari artar. Konu hakkindaki yanlis ve eksik bilgileri aricilar ile paylasiyorsunuz.
Devrim Oskay

HB dedi ki...

Uyarılarınız için teşekkürler.

Ballı Baba dedi ki...

Devrim hocam iyiki varsın, doğrusu ne bu işin onuda yazsaydın:)
Ayrıntılar polen toplamaya engel değil,yılda 300 kg civarında topluyorum :)

ARIDOSTLARI dedi ki...

Bilimin ve uretim tekniklerinin gelismesi ayrintilarda yatar. Yukarida bahsetigim ayrinti bilgi ile polen uretmesini istediginiz kolonilerin normal kolonilerden iki kati fazla polen uretmesini saglayabilirsiniz. Nektar ve polen akimi doneminde 17 cercevelik kovanlara ilk hafta iki diger uc hafta birer cerceveli larvali cerceveleri ekledik. Bu koloniler nektar ve polen akimi suresince normal kolonilerin iki kati fazla polen topladi. Bunun nedeni ise, koloniye verdigimiz larvali cerceveler sayesinde kulucka feromonu arttirmamizdi. Larvalarin salgiladigi kulucka feromonu, Kolonide bulunan arilarin kovana daha fazla polen getirmesini sagladi.

Ayrintilar polen toplamaya engel degil, ama nekadar topladigini degistirebilir. Yaptigimiz bu arastirma daha ayrintili bir sekilde yakinda yayinlanacaktir.Bilim insanlariniza daha fazla saygili ve sahip cikmaniz umuduyla, Hadi kalin saglicakla

Hayyam dedi ki...

Bilim adamı olmak diploma sahibi olmak bu olsa gerek:Bu bilgiler eksik ve yanlış!!!
Zatı muhterem nedenini yazmış "Polen toplamayi arttiran yada azaltan faktor kolonide bulunan larva sayisidir. larvalarin salgiladigi kulucka feromonu arttikca tarlaci arilar nektar yerine polen toplamaya baslarlar" peki
blok sahibi ne yazmış "Bir diğeri de ana arının yumurtlama faaliyetindeki feromonların değişikliği…

Aslında bu faktörlerden çok daha fazla faktör, poleni etkiliyor olmalı ki, genel sonuç ihtiyaç…

Polene ihtiyaç varsa, polen toplanıyor."

arkasından devam ediyor "Konu hakkindaki yanlis ve eksik bilgileri aricilar ile paylasiyorsunuz"
doğrusu ne????
Blok sahibi kaynak belirtmiş yazısına:"Bu yazı Uludağ Arıcılık Dergisi eski sayılarındaki bilimsel çalışmalardan kendi görüşlerimizde katılarak derlenmiştir"
sanırım şimdi hatayı bulduk:Kendi görüşünü katmak.Sen bilim adamımısın kendi görüşünü nasıl katarsınnn.Ben bu eleştiriden bunu çıkarıyorum.Böyle yapmak yerine uzman bilim adamı gibi birebir kitaptan kopyalama gerekirdi demeye getiriyor.
Peki bu eleştiriyi yapan diplamalı zat; anarto.com un sahibi;
site son güncellemesi haziran 2008
Taktir okuyucuların ama benim şahsi düşündüğüm şu:GÖLGE ETMEYİN İHSANINIZ SİZİN OLSUN

ARIDOSTLARI dedi ki...

Halil beyin nazik yaklasimindan dolayi tesekkur ediyorum. Amacim bagciyi dovmek degil, aricilarin daha dogru ve kullanabilecekleri bilgilerin verilmesini saglamak. Bu yuzden bu konuda bilgi vermeye devam ediyorum.
Yapilan calismalar sonucunda bu bahsetigim kulucka feromonu yapay olarak elde edildi.Feromonun bulundugu plakalar kovanlara ozellikle ilk baharda veriliyor. Bu feromon su anda amerika'da uretilip satiliyor. Umarim bu tip calismalar Turkiye'dede gelecekte yapilarak, polen ureticilerimiz ayrintilara kacmadan kolonilerinden daha fazla polen hasadi yapabilirler.
Gelecek nesillerin dogru bilgilere ulasmalari icin cesitli yerlere hazirladigim makale calismalarima devam ediyorum.
Herkese saygilar ve sevgiler
Devrim Oskay