31 Ocak 2008

Buraya Kadar Değilmiş.

Dün akşam kış sezonu boyunca ilk kez kontrol edemedim. Akşamüstü hissedilen sıcaklık -18ºC olunca ümidimi kesmiştim kendilerinden.

Bu akşam ölü toplama operasyonu yapmak üzere balkona çıktık. Yine bir hayli vardı.

Dedim olay bitti artık buraya kadar.

Yavaşça açıp kenarından baktım. Umurlarında bile değil habire götürüyorlar.

Bu küçücük koloniden eğer devam ederse çıkarılacak ders çok.

Krem bala dillerini dayadılar mı işlem tamamdır.

30 Ocak 2008

Bu Kadar Dememiştik Ama...

Haftabaşından beri tüm yurtta etkili olan Karadeniz üzerinden gelen soğuk ve yağışlı hava sisteminin Nevşehir'e etkilerini öğrenmek üzere Sn. Hasan Gültekin'e bağlanıyoruz.


" Sn. Gültekin hava durumu nasıl şu anda ve ne arıyorsunuz orada elinizde kürekle?"

"Buralarda bir yerlerde birkaç kovan vardı onları arıyorum..."


"Neredeydi bunlar yahu!"


Zafer işareti ile mutlu son.


Hava soğuk, her yerde kar olsa da bu tür çalışmalarda acaip ter atılır.



Evin bahçeside çok güzel bir kar örtüsüne bürünmüş. Ancak daha önceden hatırladığım bir görüntü de vardı. Bir gariplik var ama...

Daha önce görüntü bu olduğuna göre kovanlar kar altında...

Antrenman kuvvetli olmuş Hasan ağabeye bugün.


İç Anadolu'da arıcılık yapmak demir leblebi yutmaktır diyen arı dostu Sn. Hasan Gültekin'e paylaşımları için teşekkürler ediyoruz.

Kar yağması çok güzelde ertesi gün ah bir de bizim burası gibi -15 olmasa...

The snow & Beehive from Nevşehir/Türkiye.

The photos are from Mr. Hasan Gültekin's Apiary.

28 Ocak 2008

Bir Demet Kardelen ve Arılar

Maillerime baktığımda yine Trakya haber kaynağından gelen ilginç resimler gördüm.

Ocak ayında açmış Kardelenler...

Kar belki de şu anda üzerlerine yağmıştır ama kar öncesi fotoğraflar gerçekten çok güzel.

İş başında bir güzel...

Ocak ayında polenin değerini nasıl anlatabiliriz ki?

Şimdi koloniye gidince nasıl anlatacak acaba?

"Ya cidden söylüyorum vallah açmış çiçek var bahçenin köşesinde.."

Cevap geliyor...

"Yok canım inandık."

Gelen mailin metin kısmı da ders alınacak tarzda...

Ocak ayındayız. Hava soğuk. Ortalıkta bir tane çiçek yok. Biri hariç “Kardelenler”.

Kardelen soğanları bizim elimize geçtiğinde sadece 4 taneydiler. Şu an 100 taneden fazla kardelen soğanımız var.

Bence, doğal ortamda sayıları azalan türlere ekerek destek vermeliyiz. Yetiştirmesi hiç zor değil. Soğanını toprağa ekersin o kadar, onlar kendine bakar. Sonbahar yağmurlarıyla sürgün verirler ve ocak ayında açmaya başlarlar. Normalde bu ayda yerde kar olur , ve tomurcuklar karın içinden kafalarını çıkarırlar. Soğuk havada kandil şeklinde kapalı dururlar, sıcak havada iyice açılırlar.

Geçen gün asla göremem dediğim bir şey oldu. Hava birazcık ısınmıştı. Bir baktım; bir arı kardelenlere gelmiş. Çarçabuk polenleri dolduruyor, gidiyor. Biraz sonra yine geliyor. Aslında kardelenlerin içinde oldukça polen var.

Ama arılara faydalı olabilmesi için hem geniş alanda ekili olması gerekiyor, hem de en önemlisi “Ocak ayında arının uçuş yapabilmesi gerekiyor”

Bizim bölgemiz için biraz imkânsız bir durum. Yine de bu havada bir arının polen taşıdığını görmek gerçekten çok güzeldi.

The snowdrops & collecting polen bee from Edirne/Turkey

Not:O kardelen soğanlarından Kardelen istiyor bilgilerinize...

27 Ocak 2008

Hele Dursunlar Bakalım...

Arıcılık ile algıdaseçicilik başlayınca ve özellikle yeni başlayınca tüm malzemeler ilginizi çekmeye başlıyor.

Kurban bayramında dayımın depoya daldık. Baktığım yerde balmumları var. Ne kadar var diye soracak olursanız bilen pek yok. Ama at depoya lazım olduğu kadar petek değişimi yap. Tabi ki birikir.

Biriksin bakalım nasılsa lazım olur ileride...

Çerçeve mezarlığı... Çiftliğin yan sundurmasında yıllardır duranlar var.

Standart olmayan kovanlardan çıkanlar burada biriktiriliyor. Ama bazen işe de yarıyorlar. Küçük operasyonlarla iş görebilirler.


Tabi ki bu görünen çerçeveler buzdağının üst kısmı...

En kötü ihtimal küçük ruşetlere konulabilirler.

Hele onlarda dursunlar bakalım...

25 Ocak 2008

Arada Gökyüzüne El Sallayın...

Arıcılığın faydalı yönlerinden bir tanesi de açık havada çalışma gerektiren bir uğraş olmasıdır. Açık havada çalışma durumunda olduğumuz özellikle bahar aylarında arada bir gökyüzüne el sallamak lazım...

Dayım bayramda çiftliğe gittiğimizde yapmış olduğu varroa mücadelesi sonrası polen kutularını kontrol ederken hiç te gökyüzüne bakmıyor arada sırada...

İşte arada bakmak ve el sallamak neden gerekiyor?

Mavi çizgi ile çevrilmiş alan dayımın arılarının bulunduğu çiftlik.

Sarı ok ile gösterilen bölüm ise arıların ve çiftlik evinin bulunduğu alan.

Gerçi bu görüntüler yaklaşık 3 yıl öncesine ait gibi..

Çünkü alt bölümdeki alanda görülen kavaklar çoktan kibrit oldular.

Arada sırada el sallayın bakarsınız çekim anına denk gelirsiniz...

(Baharda bir bakıyoruz arıcılar gökyüzüne el sallıyormuş.)

22 Ocak 2008

İnşallah Faydalı Olur.

Bloglarla tanışmadan önceki durumu çok iyi bilen birisi olarak, bloglarımızın Türk arıcılığı için kattığı değerleri burada anlatmaya gerek yok.
Hızlı bir çoğalma süreci gösteren bloglarla paylaşımların arttığı göz ardı edilemez bir gerçek.
Ancak zaman zaman bu blogların kullanımında veya kullanım amacında sıkıntıya düşen arkadaşlarımızın olması çok doğal ki aynı sorunları zamanında bizlerde yaşadık.
Bunun için aynaya bakmak yeterli olur herhalde.
Çok hızlı tükettiğimiz konusuna daha önce değinmiştik ve bu hızlı tüketim sonucunda da araştırmadan hazır bilgiye sahip olma alışkanlığımızda artarak yükselen bir trend gösteriyor.
Bir nebze faydası olabilir düşüncesiyle;
Gündeme taşınan, toplum faydasına olacak ve bildiğimiz konuları paylaşmaktan ve bu paylaşımlar için vakit ayırmaktan hiç bir zaman çekinmedik ve fırsat buldukça paylaşmaya devam edeceğiz.
Jan-Jan'lı blogum olsun diyen arı dostları için.

Neden Bitmiyorlar?

Şimdi balkondaki hala devam edince bazı sorgulamalar yapmak gerekiyor. Küçücük 3 çerçeve arı idi. Büyük bir çerçeve arı bile yapmaz...

Bu mezarlıkta olanlar ise küçücük koloniden dışarı atılanlar. Ölüm sebeplerini de çok sorgulamaya gerek yok. Ne olursa olsun sebepleri sonuçta bu kadar arı koloni açısından 1 çerçeve arı yapar.

Ölüm sebepleri eğer katı yem ile beslendiklerinden dolayı dışarı çıkmaları ise, yaşayanlar o zaman katı yemden yemediler. Ama bal gibi de yiyorlar işte buyurun kanıtı.


Bir de koloniye baktım bu akşam 2 gün önce taş gibi salkımda olan koloni dalmış bala...

Kadro hep aynı. Demek ki arkadan gelen genç nüfus var. Ve bulundukları yer çok soğuk olmasına rağmen koloni iyice daraltılmış durumda.

İçimden bir his yumurta başlamış diyor ama açıp bakmaya da kıyamıyorum.

Diğer büyük kovanlarda kış aylarında kovan önüne atılan arıları gördüğümüzde hep bir endişe duyarız.

İşte küçücük bir koloniden atılan ölü arıyı görünce ona göre karşılaştırırsınız.

20 Ocak 2008

Buz Gibi Bir Pazar Hikayesi

Hava şartları çetin ama biz de o kadar kararlıyız.


Arabamızın yaşı da onu iyice olgunlaştırdığından kayacak diye korkumuz yok.


Çok uzun süredir bu çetin şartlarda mücadele etmeye alıştı.





Köyün çıkışı ve arılığa gidiş yolunun hali.. Yerler tamamen buz...


Şef bazen arabadan inerek idman yapmak istedi. Ya zincir takacaktık ya da şef yürüyecekti.

Sonuçta zincir takmadık. Ama araba ivme kazandıktan sonra durmak olmayınca biraz spor iyi gitmiştir.




Koyunlar geçtiğinde takılan yünleri toplamadık ki kışın yağan yağmur ve kar ile yıkansınlar güzelce ama bu sefer acaip bir şey olmuş...

Kristalleşmiş kırağı süper bir görüntü yaratmış.



Bir arı dostunun teorisine göre İç Anadolu'da yıllık yağan kar yüksekliği ile koloni başı verimi arasında eşitlik varmış.


Örnek olarak 30 cm. kar yağdı ise, koloni başı 30 kg. bal.


Bu yıl ortalama bir hayli düşük. Önümüzdeki hafta beklenen kar yağışına bakacağız artık.




Görüntü güzel ama çok soğuk. Uzun süredir süren donan sisli bir hava dolayısı ile bu bembeyaz görüntü. Aslında yağan karın pek etkisi yok.


Bu da yukarıdan görüntüler.



Yağan kar miktarı bir hayli az ama yine de temizlemek lazım.

Şefin koloniden bir görüntü. Öldüğü yetmiyormuş gibi bir de başına kırağı yağmış.



Kovanların arka kısımları biraz yükseltilmiş olduğundan buz kütlesi aşağıya doğru hareketlenmiş. Gerçi iyice donmuş ilerlemesi durmuş ama hava yumuşadığında uçuş deliğinin tam üstüne lüpppppp diye bir düşerse ne salkım kalır ne arı...


Buz gibi havada kontrol amacıyla bazı emin olduğumuz kolonilerde dıştan tık tık yöntemi ile, şüphelileri de hafifçe yandan üst kapağı kaldırarak yaptık.


Bir kolonimiz de kışın arı kaybımız olmadı demeyelim diye gereğini yaptı.

Bu Sezonun Hakkını Kullandım.

Geçtiğimiz hafta kolonilere bal takviyesi yaparken en zayıf koloni olarak dikkatimizi çeken bir arımızı bu kış kayıp istihkakımız olarak kullandık.
Bugün karlı bir görüntü de kolonileri dıştan kontrol ederken şef bir ara bir tane problemli vardı o hangisiydi diye sordu.
2 nolu koloni işte bakacağız demeye kalmadı ve tık tık ama ses yok.

2 çerçeve arısında çok az miktarda kalmış arılar ve ana da yanlarında. Salkımın üzerinde kemerde bal tükenmiş.


Salkımı dağıttığımızda kafa üstü petek gözlerine dalarak mezarlığa dönüşen peteğin görüntüsü.

Sol tarafta salkımın hemen dışında kemerde bal olmasına rağmen iyice zayıflamış koloni ulaşamamış.


Anayı salkımdan ayırıp son bir kez daha görüntüledik.


Kemerdeki balın salkımın olduğu bölgedeki tükettiği bölüm çok net görülebilmekte. Ancak bir miktar dışta olmasına rağmen salkım çok soğuk havalarda bala ulaşamıyor.


Bu tür ölümler sonrası kovanlar mutlaka temizlenmelidir.


Kovanın içersini güzelce temizledik. Bu kovanın sabıkası artmaya başladı. Bu kovanda dayımdan geçtiğimiz yıl koloni getirmiştim ve o koloni kışa bile girememişti. Bu koloni ise kıştan çıkamadı. Artık kısmetse bir sonraki yıl ne olacak göreceğiz.


Hava soğuk olmasına rağmen biraz mezarlık temizliği yaptık ama bitecek gibi değil. Bahara bir yolunu buluruz temizlemenin.



Peki sebepler nedir diye sorgulamak gerektiğinde kayıtlara baktık ve aslında pek merak edilecek bir durum yok.
En son kayda değer 3 kayıt ve bugünkü kayıt şöyle...
04 Kasım 2007'de varroa hasarlı arılar var, kontrol edilecek.
18 Kasım 2007'de kovan içinde çok fazla nem var, üst örtü tahtası değişti.
13 Ocak 2008'de tüm koloniler içinde en zayıf koloni.
20 Ocak 2008'de sizlere ömür.
Varroa hasarını gördükten sonra pek yapacak bir şey yok. Dolayısı ile varroa hasarlı genç işçiler koloniden uzaklaştırıldı.
Kovan içi nem sonrası örtü tahtası değiştirilerek giderilmeye çalışıldı. Kovan içi nemi oluşturan unsurlar hala kolonide idi. (Bunun bir çok sebebi olabilir.)
Kışa girişte genç nüfusundan zafiyet yaşayan kolonide normal süreç içersinde yaşanan ölümler kadroyu iyice azalttı ve aşırı soğuk sonrası bu durum gerçekleşti.
Aslında geçtiğimiz hafta bir küçük operasyon yapılarak bu koloniyi iyice sıkıştırabilseydik belki de bu koloniyi kurtarabilirdik. Ancak kurtarsak bile bu kadro ile verimli bir sezon geçirmesi zor gibi gözüküyordu.
6 çerçeveli olarak kışa sokulan koloni mevcudu 2 çerçeve bile kalmamasına rağmen hala 6 çerçevenin varlığı olayı tetikleyen en büyük unsur olarak gözüküyor.
Çerçeveleri kovana tekrar doldurup, uçuş deliğini güzelce kapattık. Baharda bir çaresine bakarız artık.
Bir dip not olarak, verdiğimiz donmuş bal hemen tepelerinde olmasına rağmen hiç tüketilememiş.

18 Ocak 2008

Fransız Kalmayalım!


Dışarıda acaip bir sis ve ağaçlarda oluşan buzların etkisiyle en güzeli internette surf yapmak herhalde. Dolanırken Fransız bir güzel site buldum. İlginç bir teknikle ana arı çiftleştirme kutusuna işçi arı naklini görünce sizlerle paylaşayım dedim.




Öncelikle işçi arıların alınacağı koloninin uçuş deliği kapatılıyor.

Ana arı ızgarası olan bölümün üzerine ön bölümü telli ve altı tamamen açık ve ön kapağı açılabilir bir kutu konuluyor.


Kovanın kenarlarından tıklanıyor.
(Yukarı çıkarlar mı acaba?)


Yukarı çıkan arıların bulunduğu kutunun ön kapağı açılıyor.


Arılar maşrapa ile su doldurur gibi dolduruluyor.

(Maşrapa=Büyükçe bardak veya kap / Muhacirler iyi bilirler.)

Daha sonra bardaktaki arılar çiftleştirme kutusuna boşaltılıyor.


Sanki blogu var da güncellenecek oraya resim yetiştiriyor.

Vay be... Tripot ve makine süper görünüyor. O makine bende olacak var ya...


Yazı yazmakta en zorlandığım resim.

Fransa'da uygulamalı arıcılık kursu diye yazacaktım sonradan vazgeçtim.

Fransız Arıcılık Sitesi

17 Ocak 2008

Arılar İşlerini Bilirler.

Kış ortasında besin kontrolu yapılıp veya yapılmayıp, çeşitli katı yemler verilmesi hepimizde şüpheler oluşturuyor.


Bu verilen katı yemleri tüketerek uçuş yapmaları veya erken uyanmaları ve benzeri bir sürü endişe...


Dışarıda yerde artık buzlaşan bir kar tabakası ve göz gözü görmeyen bir sis var.


Küçücük bir koloniden bize dersler..


Haftasonu kremleşmiş bal verdiğimiz balkondaki...


Haftabaşı acaip bir uçuş yaparak ortalığı bir güzel kirletmişti.


Baldan da tüketimi devam ediyordu.


Bu akşam kontrolde hiç bir tane arı balda işlem yapmıyordu. Adeta taş gibi bir salkım vardı. Hemen tepelerindeki kremleşmiş baldan yemek için en ufak bir eylem yok. Çünkü bu soğuk havada salkım dışında olanın yaşama şansı yok ve arılar bunu çok iyi biliyorlar.


Ne zaman yemeleri gerektiği konusunu onlar bizden çok daha iyi biliyorlar.





Yavaş yavaş açlık sonucu koloni ölümleri haberleri de geliyor. Şimdi o açlıktan ölen koloniler için selekte oldular diyebilir miyiz?


Sonbahar beslemeleri ve stok tamamlamaları konusunda bir çok kez bahsedilmişti.


Ancak şunu da rahatlıkla gözlemliyoruz ki açlıktan ölen kolonilerde dış çerçevelerde hala bal mevcut.


Demek ki doğru yerde stoklama yok.


Arıları mevcutlarından daha az çerçeveye sıkıştırmak modelini çok ince bir konu yüzünden kaçırıyoruz.


Arıların kışa girerken kaç çerçeve sorusuna cevap verirken ne kadar yüksek çerçeve söylenirse o kadar iyiymiş gibi algılanıyor.


Salkıma girdiğinde arının küçülen hacmini hiç hesaba katmıyoruz.


5-6 çerçeve arı 2 çerçeve arasında salkım yapıyor. Bu salkım çerçevelerindeki bal miktarı ise genellikle yavru çıkışı sonrası az oluyor. Kemerdeki bal miktarı yetersiz kalıyor.


Arının daha çalışabildiği geç sonbaharda kovanın en dışlarında bulunan peteklerdeki balı süzerek arıya tekrar versek ve arı bunları salkım yapacağı kemere stoklasa acaba nasıl olur?




Üzerinde kek & bal ve benzeri katı besleme ürünleri vardı ama yine de öldüler konusuna bu görüntü belki de cevap verir nitelikte.


Çünkü salkım yakınında soğuk havalarda stok yoksa iş çok ama çok zor.


Sonuçta açlıktan ölmektense kolonilere yapabileceğimiz yardımları esirgemezsek milli servetlerin kaybolmasına engel oluruz.

16 Ocak 2008

Nereden Bileceğiz?

Hepimiz duymuşuzdur TKV ifadesini...

TKV nedir?

Türkiye Kalkınma Vakfı
Devletle alakaları var mıdır yoksa sivil bir oluşum mudur bunu da öğrenemedim. Çok fazla ayrıntılı bilgi edinemedim. Araştırma yapmaya kalksanız, internet sitelerini gezerseniz alacağınız bilgiler çok kısıtlı...

TKV İnternet Sitesi



Ve bende oluşan ilk intibaları ise....




Gilles Ratia sitesi için tıklayınız.


Bir çok arı dostunun bahsettiği tecritli strafor kovanlar ilgili ne zaman konu geçse, bu fotoğraf hep aklıma gelir.

TKV yapımı bu tür kovanları kullanan arıcıların TKV ile olan iletişimlerinin nasıl olduğunu da hep merak ediyordum.

Nevşehir'den Sn. Hasan Gültekin'in bu kovanlarla çalıştığını öğrendik paylaşımlarımızdan.

Pozitif ve negatif yanlarını kendi deneyimlerinden faydalanarak aktardı.

Ancak bu konularda bilgi almak isteyen arıcıların özellikle internette TKV üretimi malzemeler hakkında bilgi alması gerçekten çok zor.

Bu kovanları uzun süredir kullanan Sn. Hasan Gültekin tarafından gönderilen genel arılık fotoğrafları içersinde çiftleştirme kutuları ilgimi çekmişti.

Kendisi bu çiftleştirme kutularının da TKV ürünü olduğundan bahsetmesi ilgimi daha da arttırdı.

Acaba kullanımı nasıl diye düşünürken ayrıntılı fotoğraflar gelmeye başladı.
Gerçekten tam çözebildiğimi söyleyemem. Sistemi çalışırken görmem lazım.

Kutunun ilk görüntüsü bu şekilde.

Bir çok çiftleştirme kutusuna benzer bir tasarım.


Hayda bu teneke parçası nereden çıktı şimdi?

İşte başlıyor bir sürü soru yumağı...

Üstten görünüş bu şekilde.

Burada biraz ayrıntılardan bahsedelim.

Çerçevesiz satılıyormuş bu kutular. Çerçeveden ziyade sadece üst çıta kullanılıyor. Bu anlamda bir sıkıntı var. Çünkü hazır kabarmış petekleri keserek bu çıtalara tutturmak zor.

Çerçevelerin üst çıtası olarak, standart çerçevelerin alt çıta boyutları yeterli oluyormuş.

Bu kutuda sadece 1 koloninin yaşaması mümkün.

Kek bölümü kışlama pozisyonunda iptal edilerek o bölgeye yapılan ilave ile kutu 6 çerçeveden 8 çerçeveli konuma geçirilebiliyor.

Çok fonksiyonlu metal altlıkta bulunan havalandırma delikleri sayesinde havalandırma rahatça sağlanabiliyor.

Ancak giriş deliği yüksekliği ile metal bölümü arasındaki yükseklik farkı da negatif bir durum olarak gözüküyor. Yani kutunun dip bölümünde yükseklik farkları mevcut.

Orta kısımda tamamen kabartılmış peteklerin ön bölümde kullanılmaları problem yaratabilir.

Bu kutularda alışageldiğimiz uçuş deliği ve uçuş bölümü yok.

Bu kutunun arkadan görünüşü.



Bu kutunun önden görünüşü.

Arılar kutunun altına doğru giriyorlarmış kutuya giriş yapmak için.

Alttan geliyorlar ve metal parçanın önünden kutuya çıkıyorlar.

Bu pozisyonda ana arı çiftleşmeye gidiyor ve dönüyor. Yumurtlamaya başladıktan sonra....


Metal bölme sürülerek ana arının bir daha dışarı çıkması önleniyor.

2 uzunca delikten işçi arılar çalışabiliyorlarmış.

İşte metal ızgaranın görüntüsü.

Arıların kutuya girişleri için yanlarda ve arka bölümde de geçiş yerleri mevcut. Dolayısı ile koloni 4 yöne birden çalışabiliyor.

Koloni nakledileceği zaman aynı metal ızgara ile giriş deliği kapatılabiliyormuş.

Şimdi ben anladım desem yalan söylemiş olurum. İlkbaharda ayrıntılı tekrar fotolar talep edeceğiz.

TKV'nin yapamadığı tanıtımı yapalım bakalım. Belki de almak isteyen arkadaşlar olursa bir referans olur.

Bir bilgi olarak bu kutular çerçevesiz olarak satılıyormuş.

Büyük kovanlar ile ilgili ayrıntıları önümüzdeki günlerde Sn. Hasan Gültekin'in katkılarıyla aktarmaya çalışacağız.

Bu yazımıza yapılan katkılar...

Hayyam dedi ki!

Ben bahsettiğiniz hem normasl kovanı hemde çiftleştirme kutusu nu kullanıyorum.Kovan hakkında söyleyeceklerim şu eğer kışın oluşacak nemi bertaraf edebilirseniz kullanışlı.Özellikle erken ilkbaharda arının hızlı gelişimi artı puan.En kötü yanı ise çıtalarının standarttan küçük olması.Çiftleştirme kutusuna gelince:kullanışlı değil alta doğru daralmasından dolayı çerçeveli çıta konulamıyor:dolayısyla arılar çıtlara ördükleri petekleri birbirine bağlıyorlar.Helede sizin gibi sürekli arı ile oynamak isteyen arıcılara hiç uygun değil :)TKV konusuda az karışık istersen özel olarak anlatırım sana

Ali Türk dedi ki!

Kutuyu eline bir alırsan anlarsın,o aşağıdaki ızğarayı kaydırmana göre delikler farlı oluyor.Kutuyu nakildede tekrar biraz daha itinmi arı hava alyor ama çıkamıyor.

Hüsamettin dedi ki!

Hey TKV sen nelere kadirsin.

Muhteşem Turunç dedi ki!

Biz bu türden kutuları KEDİ yuvası olarak kullanıyoruz nasıl siliyorlar bilemezsiniz.Temiz yaratıklar ne de olsa:)))))

Tüm katkı yapan arı dostlarına teşekkürler ediyoruz.