Arıcılık maalesef tedavisi olmayan bir hastalıktır ve bulaşıcıdır.

Arıcılık ile amatörce veya profesyonelce uğraşan , merak eden veya uğraşmak isteyen herkesi ; bildiklerini paylaşmaya davet ediyoruz. Sizin uyguladığınız ve size normal gelen bir uygulama başkaları için gerçekten çok ilginç ve bilinmeyen olabilir. Konseptimiz çok basit... Bildiğini saklama ve Türk arıcılığına dolayısı ile vatanına hizmet et... E-mail & Msn : halilbilen2@hotmail.com

Yayınlanmak üzere arılık / arıcılık fotoğraflarınızı gönderebilirsiniz.

free html hit counter
View My Stats

23 Şubat 2008

Bahar Bize Gelmiyorsa, Biz Bahara Gideriz.

Ekip lideri Yusuf abi sabah 8'de arılıkta buluşalım demişti. Tabi ki yapılacak hazırlıklar vardı ve ben daha erken gittim ve arıları hazırladım.

Bir tane dayımdan getirdiğim elek tipi bir kovan vardı biraz uğraştırdı. Orasını tıkasan, diğer taraftan kafalarını çıkarıp " Nereye gidiyoruz abi biz! " diye soruyorlardı.

En ilginci bu işler için çamur çok güzel iş görüyor. Ancak hava sıcaklığı gece -4 olunca toprak donmuş ve çamur bulamıyoruz koskoca arazide...


Tam arılıktan bizim arıları sardık Yusuf abi bağırıyor. "Problem var Halil."
Yani öyle bir söylüyor ki tamam yollar kapalı hiç gidemeyeceğiz. Problem başka imiş, ekibin diğer elemanları Sn. Birol Doğantemur ve Sn. Gürbüz Mozak birlikte Yusuf abinin arılığa gelecekti. Birol abi arabasını sanayiye bırakmış ve dolayısı ile Gürbüz abiyi ben alacakmışım. Probleme bak. Eskişehir'de ilk kez gezginci arıcılığa gidiyoruz bismillah problem mi olurmuş.


Hemen yolumuzun üzerinden Gürbüz abiyi alıp doğru Yusuf abinin arılığa. Biz gelene kadar Yusuf abi ile Birol abi evden Çiftleştirme kutularını da sarmışlar arabaya.



Başladık arıları arabaya vermeye. 4 kişi olunca tıkır tıkır oluyor işler. Bu seferde meraklı ruşetin birisinden arılar kafalarını çıkarıp " Abi nereye gidiyoruz nolur söyleyin! " demezler mi. Arabanın üzerindekilerde hiç arıdan korkmuyor ya.. Dans etmek lazım ama yerleri dar. Zaten ekibin arı dansını en iyi yapanlarını biliyorlar arılar. Birol abi ile biz hiç dans etmiyoruz nedense. Gerçi öğleden sonra biraz dans ettirdiler bana ama.




İşte yükleme tamamlanınca final fotoğrafı. Haydi bakalım hayırlı yolculuklar.


Ya biz nereye gidiyoruz. Eskişehir soğuk diye vadiye kaçıyoruz ama her yerde kar var...



Vadiye inişe geçiyoruz.... Ama kar hala devam ediyor. Ormanlar başladı artık. Bu bölge Eskişehir'e çok yakın olmasına rağmen, çok uzun yıllar burada yaşamış insanlardan burayı görmemiş olanlarından getir buraya bırak burası Eskişehir diyemezler.


Sarıcakaya'ya 10 km. kalınca artık kar bitti. Güneş sıcaklığını arabada daha da hissettiriyor.


Bir çok kişi bahçelerde, çiftliklerde çalışmaya başlamış bile.


Ağaçlandırmak lazım her yeri ama her yeri. Başka yolu yok bu işin. İşte orman içinde yol katedişler bile huzur verici.


Mayıslar köyüne çok yaklaştığımızda çok büyük bir arılık.


Halil hocanın arılık diyorlar ama kendisi ile yakında tanışmayı planlıyoruz. Dönüşte arılıktaydılar ama vakit kalmadı uğramaya. Esas ilginç bir ayrıntı. Yine birlikte uzun yıllar çalıştığımız ve emekli olan ve geçtiğimiz yıl arılığımızı da ziyaret etmiş olan Hüseyin Kamil Ünlüer' e ait arılarda bu arılıkta. Uzun saçlı genç emekli arıcı abimi merak ediyorum.


Mayıslar köyüne ulaşıldığı zaman olay bitiyor. Vadiye iniş tamamlanmış oluyor. Sakarya nehri seviyesine inildiğinde iklim direk Antalya gibi.



Beyköy'e Sakarya nehri üzerinden geçiş köprüsü. Sadece bir araçlık o bile kıl payı.




Bu nehrin üzerinde Yenice Barajı ve Hidroelektrik Santralı olduğundan elektrik üretimi yapılmadığında, nehir suyu bu şekilde az oluyor. Bir zamanlar bu nehirde avladığımız balıkların dili olsa da konuşsa... Ah sarı sazanlar, ah dargınlar ve ah azman sarıkanatlar. Arılara bulaştık balık işi askıya alındı. Başka sebepleri de var tabi ki can dostlar başka şehirlere bizi bırakıp gittiler ekip bozuldu.


Varış anı. Biz daha önceden girdik bölgeye ve gelişlerini resimledik.


Burda da olayın bittiği an. Koloniler indirildi. Alana yerleştirildi. Malzemeler toplanıyor. Birazdan kahvaltı yapılacak.

Şefin koloni en başta ve diğer bölümde Yusuf abinin arılar ve tam karşıda Çiftleştirme kutuları.


Haftaya Birol abinin kovanlarına da yer ayarlandı. Bir kaç formül var. Bizim arıların yanına devam edilecek. Ya da kullanılmayan su kanaletleri var. Onun üzerine konulacak. Bu şekilde sehpa olayı da olmayacak ama bu seçenek pek uygulanabilir durmuyor.


Bu çiçek ise bize özellikle gönderilen çiçek resimlerine nispet olsun diye çekilmiştir.


Sonuç olarak, bulunduğumuz yere bahar gelmiyorsa ki gelmiyor o zaman biz bahara gideriz.


Hem de çok güzel bir ekip ile.


Bu ekibin içerisinde bulunmaktan gerçekten çok mutluyum.


Bu bahar çok güzel haberlerle sizlerle olacağımız içinde ayrıca sevinçliyiz.


Kışın ortasında bizlerden haber isteyen arı dostları buyurun işte sizlere haber. Ancak hemen tüketmeyin sindire sindire okuyun ve seyredin. Haftaya kadar hiç bir şey yok.

Etiketler: , , ,

Çevre Tanıma Uçuşları

Arıları indirdikten sonra dumanlarını verip; kapaklarını açtıktan sonra köye kahvaltıya gittik. Saat 12:00'da yapılana kahvaltı denirse. Brunch yaptık brunch.

Hemde süper bir yerde...



Brunch sonrası bizim çevre tanıma uçuşumuz tamamlanıp, arıları kontrole geldiğimizde ortalık şenlenmiş bile. Arılar hemen temizlik ve çevre tanıma uçuşuna başlamışlar.


Bir de polen getirirler mi? Değmeyin keyiflerine.


Bizim çevre tanıma başlarken, Gürbüz abi arılıktan çıkarken bir telefon etti köydeki akrabalarına... Kocaman demliği demleyin geliyoruz diye.


Bu kanaldaki su, Sakarya nehrinden alınıyor ve Beyköy Hidro Elektrik Santralına yönlendiriliyor.


Derken Brunch alanımıza vardık. Sağolsunlar masada kendi zeytinlerinden yapılmış bol limonlu zeytinler, kabaklı ekmekler ve bizimde götürdüğümüz börek / çörek ve üzerine odun ocağında demlenmiş çay...


İlk atıştırmanın ardından, Gürbüz abinin Beyköy'de bulunan arılarını kontrole başladık.


Yusuf abi ile Gürbüz abinin polen verir mi vermez mi tartışması yaptığı bir ağaç.


Püskülleri var ama üzerinde arı göremedik.


Bu arada badem ağaçları patlamak üzere. Gözler belirmiş.



Gürbüz abinin, kendi köyü olan Beyköy'de kışlattığı kolonileri.



Özlediğimiz kapalı yavru ve ana arı görüntüleri.


Bizim arılar geceleri titremekten yavru yapmak akıllarına mı gelecek! Vadide sıcaklık büyük avantaj erken yavrulama faaliyeti için.


Ankara'dan almış olduğu Kafkas melezlerinden.



İşte bu kolonide kendisi gelip, bu kovana girerek iltica edenlerden.


Ancak bugün aşılanma işlemine bu koloni ile başladım. Zaten açıldığı ile kapandığı bir oldu koloninin. Evet bir hayli başarılı bir savunmacı.



Kuzine veya maşınga denilen fırınlı sobaların üst kısmı ile oluşturulmuş bir odun ocağı.


Üzerinde çay cızırdıyor.



İşte ekip arıları kontrol ettikten sonra 2. çay sohbetinde.


Buradaki çiftliğin sahipleri ile sohbet imkanı da bulduk. Nar ve zeytin yetiştiriciliği yapıyorlar. Seracılık yaygınlaşmasına rağmen bu bölgede, yatırımlarını bu alana riskin büyüklüğü sebebiyle yönlendiremiyorlar.


Bu çiftliğin hemen karşısındaki çiftliğe de, uzun süre birlikte çalıştığımız ve geçtiğimiz yıl emekli olan Mehmet Bahadır abimiz nar fidanları ekerek çiftlik hayatına geçmiş.


Sakarya nehri kıyısında çok güzel bir bölge.



Ve bizim kovanların ayakları yerden kesildi. Tabi ki korktuğum bir şey var.


Şimdi Yusuf abinin sehpaları kullanıyoruz ya, geri döndüğümüzde tuttururlarsa sehpa da sehpa diye.


Kırmızı çuval olayını Onursal Büyüğümüz dayımdan öğrenmiştim. Koy örtü tahtası veya bezinin üzerine kapat kapağı ve bir de çakılırsa kapak olay tamamdır.


Bizimkilerin kapaklarını açıp, uçuş deliklerini ayarlarken; bize en yakın olan ve en son kontrol ettiğimiz kovanda Yusuf abi haydi bir tane de buradan bakalım dedi yavru var mı diye...


Açtık haliyle, yavru başlamış ve yavruyu kapatmış bile. Ama o ne saldırganlık öyle...


Bu yıl ki kış aylarına ait boş olan aşı kartımdaki bütün sütunları doldurdular. Saymayı unuttum ama yavru var ya ne yapalım.


Birol abi diyor ki, bu kovan tam hediyelik.


Kolonilerin ayrıntılı kontrolleri ile, kovanların aktarılıp temizlenme işlemleri haftaya yapılacak olsa da bazı kritik koloniler kontrol edildi.


İşte sarı boyası çıkmaya yüz tutmuş bir ana arı. Bu ana arı sanırım Yusuf abinin Karniyollardan.

Etiketler: , , ,

Haftaya Bir Macera Daha...

Yusuf abi ile bizim arıları bu hafta götürdük ama Birol abinin arılarının götürülmesi haftaya planlanıyor.


Birol abi buraya gelmeden kovanların olduğu yerde kar 1 metreden fazla demişti.




Nedense bu tür eski arabalara bir ilgimiz oluyor. Ne işler yapmıştır zamanında.


Karlar bir miktar erimiş. Ancak 50 cm. kadar kar var hala.


Burası Eskişehir merkeze 20 km. ve rakım 1200 m. civarı.


Bölge özellikle tipiye maruz kalıyor ve bazı bölgelerde çok aşırı kar yığıyor.


Birol abinin kovanların durumu. Sadece kapakları görülüyormuş geçen hafta.


Sizleri yanıltmasın kovanların altında 50 cm. yüksekliğinde sehpalar mevcut.



Aslında sırtüstü yatıp fotoğraf çekinmek vardı ama ayakkabılar zaten karla doldu ve ufak ufak soğutunca hiç gözümüz yemedi.


Yusuf abi delikanlı tabi ki. Tek ceketle karda safari yapıyor.



Gürbüz abi de kar safariye katılanlardan.


Birol abi ise, kar üstünde kara kara düşünüyor.


Bu kovanlar buradan nasıl çıkar diye.


Yerdeki kara rağmen arıların bazıları acaip uçuş yapıyorlardı. Tabi ki kar üzerine konupta hemen kalkamayanlar aşağıya doğru dehliz açarak kayboluyorlar.



Bazı uyanıklarda koloninin su ihtiyacını hemen kovanların önünden karşılıyorlar.



Kolonilerin bulunduğu yerden çıkış.


Tabi ki haftaya bu kar erimezse bu kolonileri nasıl yola kadar getireceğiz?


Çok çeşitli planlar var. Yusuf abi zincir takarız diyor, Gürbüz abi 2 kişi yürüyecek kadar yol açarız kürekle diyor, ben kilo vermeye zaten yer arıyorum ve en önemlisi Birol abi Allah diyor.


Bu kovanlar buradan nasılsa çıkar. Tabi bu hafta içi bir kar daha yağmazsa...


4 kişi olduktan sonra kolay oluyor işler.



Süper bir antika daha. (4 Wheel Driver)


Bugünlerde bile 4 çeker araçlar o kadar çok olmamasına rağmen, zamanında buralarda bu araçlar kullanılmış.


video




Sırt üstü dönerek kar üzerinde kayan ve fırıldak gibi dönen arıyı filme almaya niyetlenirken, arı normal pozisyonuna döndü.


Ancak çok uzun zamandan sonra film çekmiş olmak, güzel bir duygu idi.

Etiketler: , , ,

20 Şubat 2008

Mahsus mu Yapıyorsunuz!

Bir demet fotoğraf ve üstelik hepsi de bahar aylarını andıran tarzda.
Biz bu yıl, son 2 aydır hava sıcaklığı olarak pozitif değerleri gördüğümüz saatler sayılı iken, mahsus yaptıkları kesin.
Tamam güzel yurdumuz böyle ama biz de insanız.

İşte gelen mail diğer fotoğrafın altında.


Bütün Türkiye donuyormuş.

Yok canım! Bakınız bu fotoğraflar “bugün” çekildi.(20 Şubat 2008) Hava harikaydı. Birinci cemrede düştü zaten, artık önümüz düz.

Pembe çiçekler “kış ortancası”. Adı üstünde kışın açıyorlar.

Görüldüğü gibi birileri polenleri götürüyor, bir uğur böceği sallana sallana geziniyor, bir yaban arısı da ortancaya gelmiş.

Küçük yabani mavi çiçekler açmış ve bizimkiler kovanlara sığamamış havalanıyorlar.

O kadar soğuktan sonra bugünkü havanın güzelliğini anlatmaya kelimeler yetmiyor.

Biz baharı gördük ya siz!

Biz baharı gördük ya siz?

Sorunun güzelliğine bak.

Biz donuyoruz arılar ne yapıyor onu bile bilmiyoruz.



Yabani arılar bile iş başında...


Nazar boncuğu olunca böyle uçuyorlar işte. İlk iş bir boncukta biz alsak...
Eğer bahar buraya gelemiyorsa biz bahara gideceğiz.
Çok yakında........
Resimleri kimin gönderdiğini bilmeyen bir çok arı dostu zaman zaman soruyor.
Araştırıp bulmak lazım kim olduğunu...
Şahin ne oldu bu arada onu unuttuk.

Etiketler: ,

19 Şubat 2008

Şili'de Arıcılık

Dünya'da bir çok arı dostunu ve yaptıklarını izlediğimizde her defasında ilgimiz çeken bir şeyler buluyoruz.

İşte sizlere Şili’de yapılan arıcılık ile ilgili görüntülerin olduğu siteden alarak yayınladığımız fotoğraflar.

Bir ekip çalışması olduğu kadar giyimlerindeki standardizasyon dikkat çekici. İşletmeler genellikle bu standardizasyona önem veriyorlar. Belki de başka türden giyebilecekleri bir şey yoktur. Bu Şili neredeydi diye haritaya bakmaya üşendim.

Standart çerçeveli olduklarını düşündüğüm ruşet kovanlar.

Yerden yüksek olarak hazırlanmış kütüklerin üzerinde duruyorlar.

Hemen her kütükte 2 koloni ve sıralanma düzenleri ile ana arıların çiftleşme uçuşu sonrası şaşırma olasılığı iyice azaltılmış.

Bu mesafelerin korunmuş ve çok geniş bir alana yayılmasına rağmen ruşetler yine de farklı renk ve desenlerde boyanmış.

Mutlu insanlar grubu olduklarını anlamak çok kolay.

Yüzlerinden mutluluk çok rahat okunuyor.

Etiketler: , ,

17 Şubat 2008

Polen Varsa Yavru Olacak. Yoksa...

Kolonilerde erken ilkbaharda yavru faaliyetinin başlayabilmesinin, kolonideki polen varlığına bağlı olduğunu biliyoruz.


Peki şu anda kolonilerimizde polen mevcut mu?


Geçtiğimiz yıl yaz aylarında yaşanan kuraklık sebebiyle yaz sonu ve sonbaharda kolonilerin yavrulama faaliyetlerinde aksamalar yaşandı.


Sonbahar teşvik beslemesi ile stoklarda bulunan polenin büyük bir bölümü de kullanıldı.


Tahminim bir çok bölgedeki kolonilerde polen stoklarında eksiklikler var. Bu da demektir ki kolonilerin yavrulama faaliyetlerinde gecikmeler yaşanacak.



Marjinal fayda kavramını iktisat bilimi ile ilgilenenler bilir.

İşte erken ilkbaharda bu şekilde bir polenli çerçevenin marjinal faydasının hesabı zirve değerler taşır.


Peki yurtdışında durumlar nasıl?


Yurtdışındaki arıcılık ile ilgili site ve blogları taradığımızda bizlerin yaptığı gibi bal ve pudra karışımı kek ile besleme görüntülerine rastlamıyoruz.

Peki neler yapıyorlar?


İlk önce arıları beslemekte kullanmak üzere hazırladıkları şeker şuruplarını mutlaka invert şeker haline dönüştürüyorlar.


İnvert şeker
Şeker şurubunun içerisine asitli bir katkı yapmak üzere limon suyu veya krem tartar katıldığında şeker şurubu invert şeker haline dönüşmektedir. Bu durumda sakkaroz iki bileşenine, glikoz ve fruktoza indirgenir ve şeker kristallerinin boyutu da küçülmüş olur. Kristallerin küçülmesiyle topaklanma yani kriştalleşme daha az görülür.


Krem tartar
Fırın ürünlerinde kimyasal bir mayalama maddesi olarak kullanılır. Ayrıca hamur kabartma tozlarında da asit maddesi olarak kullanılır.


Cass Cohenour blogunda yapmış olduğu paylaşımlarda şeker şurubunun nasıl invert şeker haline dönüştürdüğünü anlatıyor.

4 litre şeker şurubuna 1 çay kaşığı krem tartar atıp karıştırarak işlemi tamamlıyor.

Biz bu işlemi yapmadan arıları sıvı teşvik beslemesine tabi tuttuğumuzda arılar kendi enzimlerini kullanarak bu işlemi yapıyorlar.

İnvert şeker haline dönüştürmenin faydası, arılar tarafından taşınamayan sıvının besleme kaplarında kristalleşmesini önler.

Bu işlemi limon suyu kullanarak yapmakta mümkün. Sonuçta limon suyundaki asitte, invert şeker haline dönüştürür.

Reçeller de invert şekerlerdir. Çünkü yapımları esnasında kullanılan meyvelerin asitleri yardımıyla invert şeker haline dönüşürler.

Sıvı beslemede kullandıkları maddelerin bizim kullandıklarımızdan hiç bir farkı yok. Çünkü bizler sıvı beslemede kolonilerin tüketiminden daha az beslemeye tabi tutuyoruz. Bu anlamda besleme kaplarında sıvı besinin kalıp kristalleşmesi pek görülmüyor.

Katı beslemeyi nasıl yapıyorlar?

Geçtiğimiz günlerde de konusu geçtiği gibi kuru şekerle besliyorlar.

Koloninin üzerine bir ilave koyarak kuru şekeri bu şekilde veriyorlar.

Diğer bir metod olarak BEE CANDY dedikleri ve özellikle kendi yaptıkları fondan şekerine benzer malzemeyi kullanıyorlar.

Bu arı besininin nasıl hazırlandığına dair görüntüleri City Bees Toni blogunda ayrıntılı anlatıyor.

Hazırladıkları 4:1 oranındaki koyu şerbeti, her yarım kg. için 1 çay kaşığı olacak şekilde beyaz sirke katarak yüksek ısıda kaynatıp, daha sonra soğutmaya alıp, mikserle çırpıyorlar.

Koyulaşan ve katılaşan malzemeyi alıp genellikle boş petek gözlerine dolduruyorlar. Bu şekilde koloniye veriyorlar.

Spatula yardımıyla petek gözüne yerleştirilme işlemini görüyorsunuz.

Ancak bizim kolonilerdeki açlık sorununu bu şekilde çözmek çok zor. Çünkü bu peteği salkımdaki koloniye nasıl vereceğiz? Çerçevelerin üzerinden vermek daha avantajlı.

Fondan şekeri de bu amaçla çok rahatlıkla kullanılabilir. Ancak bu tür beslemelerde arılar sadece hayatlarını idame ettirirler.

Peki erken ilkbaharda yavru faaliyetini polen veya polen ikameli ürün vererek desteklemek mümkün mü?

Kolonilerimizde polen azlığı sebebiyle yavru faaliyeti hızlanması, dışarıdan polen gelecek tarihlere sarkacaktır.


Polen Keki Hazırlama konusunu Cass Cohenour blogunda görüntülerle açıklamış.

Yurtdışında bu ürüne POLLEN PATTY diyorlar.

Biz ne diyeceğiz?

"Polen keki" uygun olur herhalde.

İlk önce invert şerbeti hazırlıyorlar.

Daha sonra polen ikame ürünü olan soya unu , bira mayası ve kuru süt tozundan elde edilmiş malzemeyi bu şerbete katarak karıştırıyorlar.

Bu işlem için güçlü bir matkap ve özel bir uç kullanmışlar. Aslında bizim kekte böyle karıştırılabilir.

Ayrıca polen ikame ürün yerine baharda toplanan polenler kurutulup bu şekilde öğütülse aynı işlemi görür mü?

Polen dışında bulunan kabuğun parçalanması için buhara tabi tutulma işlemi de kullanılabilir.

Güzelce karıştırılan polen keki spatula yardımıyla alınıyor.

Birilerinin kulakları çınlasın, yağlı kağıt üzerine konuluyor.

Daha sonra koloniye veriliyor. İşte bu besleme sonunda arıları yavru faaliyetine geçirecek malzeme koloniye verilmiş oluyor.

Peki neden beslemede bal katkılı ürün kullanmıyorlar?


Hastalık riski taşıması yanında en dikkat çekici olan bir özellik olarak, ikame edebildikleri ürünlerin yerine mutlaka ikame ürünleri kullanıyorlar. Zaten ikame ürünler daha az masraflı olarak elde edilebiliyorlar.


Ancak yine de ülkemizde bal, gerçek değerini bulmadığından; arıcıların arılarını bal ile beslemeye devam edeceğini düşünmekteyiz.

Bal veya bal katkılı katı besinle beslemek ile fondan şekeri veya benzeri ürünle beslemek arasında fark var mıdır?

Bal güvenilebilecek bir yerden temin edildikten sonra, içersindeki polen parçacıkları sayesinde yavru yetiştirmeye destek açısından daha avantajlı sayılabilir.

Etiketler: ,

Tel Çözme Aparatı

Bir karikatür dergisinde Zihni Sinir adı altında ilginç buluşlar yayınlanır yıllarca.
Arıcılarda da bu Zihni Sinir durumları çok fazla.
İşte çerçevelere tel geçirmekte kullandığımız tellerin burkulup ve dolaşma anlarını hatırlarsak bu basit işlem işimize yarayabilir.
Bir öneri daha ülkemizde çok büyük makaralar halinde tel satılan yer az olmasına rağmen uzun yıllar kullanılacağından, bulabildiğimizde bu şekilde büyük makaralardan almak her zaman ekonomik olacaktır.

Karşı Kıyı Arıcılarından Pankok tarafından yayınlanan yazıyı okuduğumda ilk önce pek bir şey anlamadım. Evet bazen bir fotoğraf her şeyi çok güzel anlatırken, bazen de kısa filmler olayın çözülmesine faydalı oluyor.

Bir plastik veya pet şişe ortadan kesiliyor.

5 litrelik su bidonları bu iş için uygun olabilir.

Kapağı da kullanılıyor bu işlem için.

Bilyeler kapağın içerisine konuluyor ve plastik kabın dibine yerleştiriliyor.

Büyük makara halinde tel bu bilyelerin üzerine oturtuluyor ve delinen küçük bir delikten telin ucu çıkartılıyor.

Tel çekildiğinde makara rahatlıkla dönüyor ve telin burkulmadan devamlılığı sağlanıyor.

Ayrıca plastik kap bulunduğu yere bir şekilde sabitlenirse daha da verimli sonuç alınabilir.

Bu konuda yayınlanan Film izlendiğinde daha iyi anlaşılabilmektedir.

Thanks for sharing to Pankok.

Etiketler: ,

16 Şubat 2008

Gerçekten Gurur Verici

İnternette arıcılık ile ilgili bilgilerin bulunduğu siteleri dolaştığımızda ilginç gelen malzemeler veya ürünleri bir çok kez karşılıklı paylaşımlarda bulunarak, bir sinerji ortamı yaratıldı. Bu sinerji ile bir çok arı dostu bizlere "İşte budur" dedirtecek uygulamalarla karşımıza çıkıyorlar.
Çok uzun denecek bir süre rahatsızlığının etkisi ile ara verdiği internetteki paylaşımlarına bir başladı ki hepimizin oraya odaklanmasını sağladı. Bu arada rahatsızlığı ile ilgili problemlerini atlattığını öğrenmek ayrıca sevindirici.

Mehmet Nevşehir - Murat Çakır - Enver Öner

Bursa Kongresinde bilgi ve kuru pasta / çay paylaşımı esnasında.



Mehmet Nevşehir yapmış olduğu gözlem kovanını, blogunda ilk yayınladığında beğenmiştik. Ancak eleştirel olarak bu tür dizaynlarda gözlemlerin sınırlı kalacağı sohbet konusu olmuştu.

Çünkü özellikle ana arının yumurtlama enstantanelerini yakalamak bu dizaynda biraz zor.

Derken boş gözlem kovanı görüntülerinden sonra, içerisine koloni aktarıldıktan sonra besleme ve salkım görüntüleri de seyre değerdi.

Ancak en önemli bomba daha sonra geliyordu.

Bu konuyu ben Montana Üniversitesi sitesinin canlı yayın kamerasından koloninin uçuşlarını seyredince hemen bu linki vererek 06 Eylül 2006 tarihinde blogta hedeflerim ile ilgili bir yazı yazmıştım.

Bir akşam bir link attı bak bakalım şu linke diye. Baktım ama link açılmamıştı.

Derken web kamera ile canlı yayınla bizi tanıştırdı.

Sessiz sedasız yapmış olduğu ve gerçekten takdire değer uygulamasını bizlerle paylaştığı için kendisine çok teşekkürler ediyoruz.

Esas sevincim şudur ki, Mehmet ağabeyin arıcılık ile ilgili tanışma takvimi çok kısa. Ama yaratıcılık ve pozitif düşünceye sahip olduktan sonra başarılamayacak hiç bir olay yoktur.

Çok uzun ve meşakkatli bir yolculuğa çıkan biz arı dostlarının böyle yol arkadaşları olması gerçekten gurur verici.

Etiketler: , , ,

14 Şubat 2008

Hasretimize Dayanamadılar.

Şöyle bir gezip gelelim dedik ve gidince Alaaddin tepesi etrafında gezmeden olmaz tabi ki.
Zaten başka yeri gezmeye soğuktan fırsat bulmak mümkün değil...

Selçuklular....

Acaba onların döneminde arıcılık durumu nasıldı?


Tabi biz gezerken birileri hasretimize dayanamadı. Bizleri 14 Şubat Sevgililer gününde nasıl yalnız bırakır diye hüzünlenip tam kendilerini bala vuracaklardı ki. Bal bitmiş.

Halbuki tam da tepelerinde bal da vardı.

Dersimizi aldık. Artık rahatladık.

Demek ki arıları baştan yedirmeye alıştırmayacaksın.

Dayım diyor ki;

"Onları sen öldürdün. Doktorları dinlemiyor musun. Obezlik kötü bir hastalık."

Tepelerinde besin bulunmasına rağmen gözlerde ilaçlık bile bal yok.

Küçük kolonilerde bu bal stoğu işi biraz soru işareti. Ne kadar stok yaparsa yapsın risk var.

Tabi en büyük risk biziz. Her akşam selamlaşıyorduk. Aç kapat aç kapat.

Artık ne yapacaksak?

Tam da web kamerayı bağlamıştım canlı yayın için. Gerçi iyi olurmuş.

Canlı yayında koloni ölümü. Türkiye'de bir ilk daha.

Etiketler: , ,

10 Şubat 2008

Uçmayınca Zevki Yok.


İç Anadolu bölgesinde soğukların etkisi devam ederken güneşli günlere iyice hasret kaldık.
Hiç arı uçuşu yok.


Şefin koloniyi kenarından bir baktık. Bayağı çalışmışlar hafta içi.

Geçtiğimiz hafta sonu güzelce sıkıştırıp, bölme tahtası dışından gazete ile örtmüştük.

Koloni gücü güzel.

Krem balı poşetle vermiştik. Çerçeve boşluklarına gelen yerin altlarını kesmiştik. Salkımın tam üstünden alt kısımdan rahatça girerek ihtiyaçlarını buradan karşılıyorlar.

Geçen hafta yavru vardı ama bu hafta bakamadık. Hava hala soğuktu.

Yurdumuzun bir çok bölgesinde polen getiren arı görüntüleri seyredip, daha sonra özellikle kuzey bölgelerde kalan karları görünce ne düşüneceğimizi bilemiyoruz.

Etiketler: , ,

09 Şubat 2008

Doğruyu Doğru Yerde Söylemek...

Biz arı dostlarının bloglarda yazdığımız yazılar yanında, bilgi paylaştığımız forumların olduğunu bir çoğumuz biliyoruz.



Bugün kullandığım güncellenen sitelerin takip edildiği yere düşen bir haber sonrası hemen aklıma gelen bir konuyu sizlerle paylaşalım.


Trakya'da bulunan ve bölge haber kaynağımızda olan arı dostumuzun geçtiğimiz yıl, polenlerin döküldüğü kutuların altına koyduğumuz gazeteyi görmesi sonrası ikaz almış ve bu uygulamadan vazgeçerek, kağıt havlu kullanmaya başlamıştık.


Geçtiğimiz günlerde arıların kış aylarında beslenmesi ile ilgili forumda paylaşılan konuların arasında aynı arı dostunun bir ikazı daha vardı.


(Zaten en olmadık yerlerde başka bir bakış açısını yaratmayı bilerek, bir doğa savaşçısı hüviyeti iyice ağırlık kazanmaya başladı bugünlerde.)


Forumda yazdığı konu...


Arılarımız çok beslemekten obez olmadı, neredeyse sıfır bedenler!!! Sıfır beden dediysek sağlıkları yerinde çok şükür, kayıpsız bahara çıktık sanıyorum. Çerçevelerin üzerine poşetle krem bal vermiştim ; çoğunluğu yemişler. Ama ! Bazı noktalarda poşet zarf gibi yapışmış ve arının bala ulaşmasına engel olmuş. Sinirden poşeti adamakıllı tırtıklamışlar lakin zorlandıkları belli oluyor.Balın akacağını düşündüğümüz için poşete koymuştuk. Eğer krem balı yağlı kağıda sarıp koysaydık; istedikleri yerden bala rahatça ulaşabilirlerdi. (çünkü kağıdı çok daha rahat kemiriyorlar) Bu noktada; arıya bal, şeker veya kek verirken mümkünse gazete kağıdı ve siyah poşetleri kullanmayalım! Gazete boyaları zehirli biliyorsunuz. Yağlı kağıdımız yoksa bunun dışında ne kullanabiliriz? İçine yufka konulan veya pide sarılan kalın saman kağıtlar var. Kırtasiyeden alıp kenara koyarsak elimizin altında olur. Poşet kullanmamız gerekiyorsa şeffaf veya beyaz renkli olanlarını tercih edelim.




Şimdi bizler bu uyarıları dikkate alıyoruz. Çünkü doğrular doğru yerde söylendikten sonra...

Haydi buraya kadar tamam. Ancak bu resmi görünce sadece bizler dinlemiyoruz. Bakınız kuru şekeri koloniye verirken altına örttüğü kağıt, yağlı bir kağıt.


Demek ki neymiş!

Doğrular evrenseldir.

Jim’s Blog

Etiketler: , , ,

04 Şubat 2008

Kovanlarda Standardizasyon

Karşı kıyıdan bir teknik olarak yayınladığımız ayrıntı ile ilgili, uygulanabilirliğinden çok ayrıntılara dikkat etmemiz gerektiğine dair ilginç bir görüntüydü.

Uygulama zorluğuna dair 2 arı dostundan gelen yorumlar açıklık getiriyor.
Aynı sitede diğer fotoğraflar incelendiğinde sabit bir ahşap malzeme yerine mastar şeklinde hareketli bir malzeme de gösterilmiş. Ancak ne kadar kullanışlı olur orası da tartışılır.



Tuncay Kaptan dedi ki!

Halil abi çok güzel bir uygulama ama; kenarlarda kalan 7,5 mm. boşluk bize çerçeveleri rahat çıkarmamıza yani sağa-sola oynatarak rahat çıkarma sağlıyor. Böyle olunca çerçeveler sıkı sıkıya birbirine geçmiş oluyor. Dolayısı ile çıkarması zor olmaz mı diye düşünüyorum...

Kenan Gişan dedi ki!

Yazmış olduğunuz ölçüler standart kovan ölçüleri olmakla beraber aklıma takılan bir şey var.
Bu verdiğiniz 7,5mm'lik ölçü çerçeve uzun kenarıyla (7,5+440+7,5=455mm) kovan duvarı arasındaki mesafe olarak biliyorum.
Benim gittiğim kursta, kurs hocalarının kovanlarında, şimdiye kadar dolaştığım bloglarda çerçeveler kovan yan duvarına bitişiktir. Çerçeve ile kovan yan duvarı arasında 7,5mm'lik boşluk bırakıldığında kovan duvarıyla balmumu arasında yaklaşık 13,5mm mesafe oluyor iki balmumu arasında veya petek kovan duvarı arasında mesafe fazla olduğunda bildiğim kadarıyla arılar balmumunu uzatıyorlar.
Benim kovan iç ölçülerine bir itirazım olamaz, komşu ülkedeki arıcının yapmış olduğu uygulama ben de soru işareti bıraktı.
Daha deneyimli arıcıların fikirlerine itibar ederim yorum yaparlarsa sevinirim.






Deneyimli arıcıların fikirlerine itibar edilmemesi gereken konulardan en önemlisi kovan ölçüleridir. Bu itibar yüzündendir ki ülkemizde binlerce değişik ölçüde kovanlarımız mevcuttur. Gerçi TSE ölçüleri bile hatalar içermektedir ancak bizler bu standardın sağlanması için elimizden geldiği kadar mücadele etmeliyiz.



Beyazkovan Sitede bu ölçülere referans olabilecek çok güzel çizimler bulunmaktadır.

Standart Kovan Açıklamalı Resimler

Etiketler:

Şaşardık Kontrol Etmesen...

Yine kontrol ettik her akşam olduğu gibi.
Bu akşam aşıyı yaptı bir tanesi. Oh be.
Demek ki bilemiş kendisini iyice .
"Eğer bu akşamda açarsa ben kafayı bozdum kesin aşılayacağım yeter be"
Olay bitince.
"Dedik sana ama dinlemedin ne oldu aşıladın da zaten hoşuna gidiyor baksana."
"Eee kardeş dinlemiyor bu gençler işte. Bak boşu boşuna gitti bir eleman daha."
"Bu arada sen niye dilinle emmiyorsun balı benim gibi. Bak böyle."
"Yok kardeş ben ısırarak seviyorum."
Bu görüntüyü iyice incelediğimde 2 yanyana arıdan bir tanesi diliyle emiyor ve diğeri güzel bir isim bulmaya çalıştığım ama bulmakta zorlandığım kıskaçları ile koparıyordu.
Arının bir çok organınında hala yabancı isimler kullanıyoruz. Bu kıskaçlara güzel bir isim bulsak iyi olur. Zaman zaman elimize konduklarında bu kıskaçları ile güzelce sıkıştırdıkları oluyor. Bir hayli güçlü bu kıskaçları. Petek gözlerindeki sırları da bu kıskaçlarla açıyorlardır muhtemel.
Bahar gelse de bu ıvır zıvır işlere bakmasak diyorum ama dayanamıyoruz işte.

Etiketler: ,

03 Şubat 2008

Karşı Kıyıdan Bir Teknik.

Kovan iç ölçülerinde her iki tarafta kalması gereken boşluğun 7,5 mm. olacağı konusunda artık tartışmaya gerek olmadığını hepimiz iyi biliyoruz.
Kovanlarda standart sağlandıkça 10 çerçeveli kovanlarda
7,5 mm. + 370 mm. + 7,5 mm. =385 mm.
iç genişlik olacağını bir kez daha hatırlayalım.
Ancak bu ölçüyü koloni kontrolünden sonra sağlamak her zaman mümkün olmayabilir.

Karşı kıyıdaki arı dostlarından Kokkini-Melissa bugün çok güzel fotoğraflar yayınladı.

En ilgimi çeken uygulama bu boşluğu sağlayacak 7,5 mm. kalınlığında bir ahşap parçanın çerçeve kulaklarına denk gelecek yere çakılmış olmasıydı.

Ne dersiniz çok kullanışlı olmaz mı?

Thanks to Kokkini-Melissa for sharing this photos.

Diğer Fotoğraflar / The Other Photos

Etiketler: ,

Pazar Hikayeleri

İç Anadolu Bölgesinde kar az yağmasına rağmen düşük gece sıcaklıkları dolayısı ile kolay erimiyor.

Yerde bazı bölgelerde kar mevcut. Geçtiğimiz 1-2 gün gündüz sıcaklıklar pozitif değerleri görünce temizlik uçuşu yapan kolonilerden bazıları bir hayli ortalığı batırmışlar. İnşallah problemi çabuk atlatırlar.

Şefin kolonisi.

Bölme tahtasının dışından çerçevelerin altına ve birazda üstüne gelecek şekilde gazete ile örttük. Fistanları tekrar yerine koyduk.

Tüketim hızlanıyor. Bu da kadro durumu iyi olan bir koloniden görüntüler.

Bize sığınan 10 nolu koloniyi geçen hafta açıp kontrol bile edememiştim. Besleme kabında acaip çalışıyorlardı. Azalmış krem bala takviye poşette bir miktar daha vermiştim.

Diğer balı bir hayli tüketmişler poşette çalışmaya devam ediyorlardı. Zaten besleme kutusunda sadece bu koloni çalışıyor.

Yurtdışı örneklerinde gördüğümüz bir uygulamayı denemek için bu koloniyi belirledik. Poşetteki balı poşetten çıkartarak besleme kabına açık biçimde koyarak üzerine doldurduk.

Geçtiğimiz günlerde Beyazkovan forumda tartışılan konuyu deneyerek görmek açısından bize referans olacak gibi duruyor.

Etiketler: , , ,

02 Şubat 2008

Pratik Tel Geçirme Aparatı

Gelecek sezona genellikle yapılabilecek hazırlıkları bir çok değişik sebepten yapamıyoruz. Belki de her şey zamanında güzel oluyor.


Bir aparata rastladım ve sizlerle paylaşarak belki de geliştirebiliriz diye düşündüm.

Tel geçirilirken makaraların kullanılması gerçekten pratik gözüküyor. Çünkü tel geçirilirken bir hayli zahmet çekilmekte ve çerçevedeki tel sayısı artıp, tel boyutu uzadıkça hatalar artmakta ve burkulmalar olmaktadır. Burkulmalar telin mukavemetini düşürüyor ve olmadık zamanda koparak hasara yol açıyor.

Bu aparata bir eklenti olarak kullanılan telin büyük bir makaraya sarılarak bu aparatın baş tarafına uygun bir yerine sabitlenirse daha iyi olur diye düşünüyoruz.

Thanks to Marie for this photo.

Marie's Photo Gallery

Murat Çakır Dedi ki!

Bu aparatın bir benzerini burada bir arıcı arkadaşta gördüm. Kullanılışını da çekim yapma sözü aldım. İlk fırsatta çekip yayınlarım.Dediğin doğru makaranın takıldığı bir yer işi kolaylaştırır.Benim gördüğüm modelin bir özelliği daha vardı.Civatadan yapılmış basit bir işkence sistemi ile yanlardan çerçeve çıtaları üzerine baskı yapılıyor ve çıtalar içe doğru esniyor.Bu pozisyonda tel takılıp bağlandıktan sonra çıta serbest bırakılınca, yan çıtalar eski normal haline döndüğü için, tel çok gergin oluyor.Belki anlatılmakla anlışılmamıştır ama videosunu çekip yayınlayınca daha iyi anlaşılır.

Etiketler:

01 Şubat 2008

Arı Dilini Öğreniyorum.


Dün akşam çektiğim balkondaki donmuş bal tüketen arıların fotoğraflarını iyice incelediğimde bala dayadıkları dillerinin sanki bir çatallı durumu var gibi gelmişti.

Hem donmuş balın üzerinde dolaşabiliyorlar hem de aynı yerde dillerini kullanarak besleniyorlar.
Fazla miktarı da petek gözlerine taşıyorlar.
Bu güzel bir duygu olsa gerek. Gerçi en kötü ölümün sıvı balın içerisine düşen arının ölümü olduğu konusu hep ilgimi çeker. Sen topla topla sonra düş içersine ve öl.
Konumuz arının dili olduğuna göre bu fotoğraflarda dillerin çatallı olduğu görülebiliyor.

Daha sonra internette dolaşırken bu elektron mikroskop resimlerine rastladım.

Evet çok net bir biçimde dilin ucunda bir çıkıntı görülüyor.

Ve dilin 90 kez büyütülmüş fotoğrafı.

Dil deyip geçmemek lazım, sahip olmak gerekiyor hem dile hem dilbilgisine.



Fotoğrafların Alındığı Site

Etiketler: