Arıcılık maalesef tedavisi olmayan bir hastalıktır ve bulaşıcıdır.

Arıcılık ile amatörce veya profesyonelce uğraşan , merak eden veya uğraşmak isteyen herkesi ; bildiklerini paylaşmaya davet ediyoruz. Sizin uyguladığınız ve size normal gelen bir uygulama başkaları için gerçekten çok ilginç ve bilinmeyen olabilir. Konseptimiz çok basit... Bildiğini saklama ve Türk arıcılığına dolayısı ile vatanına hizmet et... E-mail & Msn : halilbilen2@hotmail.com

Yayınlanmak üzere arılık / arıcılık fotoğraflarınızı gönderebilirsiniz.

free html hit counter
View My Stats

31 Mart 2008

Bilecik ve Yine Yağmur

Bilecik'te ilk operasyonda yağmura yakalanıp, bir hayli ıslanıp macera hanelerimize birer çentik atmıştık.
Pazar günü planlaması yapıldı ve kalan malzemeleri almak üzere aynı ekip ile yine Bilecik macerasına çıkıldı.

Bozüyük sonrası yolda hava kapalı olmasına rağmen güzel görüntüler vardı.

Arılar uçamıyor ama çiçekler açmış öylece bekliyor.

Bilecik'te bizi bekleyen Arif abi... Yine Red Kit gibi...

Hava sisli ve hafif hafif çiseliyor.

Biz Arif abinin arabayla daha önce geldik arılığa ve ekibi bekliyoruz.

Yerler çamur yine...

İnsanın hafızasına nasıl da kazınıyor.

Bilecik ve Yağmur.

Yusuf abi ve Birol abi düğün konvoyu gibi selektör yapa yapa geliyorlar.

Birazdan çamura batıp, bu güzelliği atlamayalım diye..

Orman içinde bu çiçekten bol bol gördük. Yerden 20-25 cm. yükseklikte...

Operasyon başladı.

Yusuf abi ekip şefi olarak operasyonu başlatan kişi.

Ancak benim atladığım bir konu olmuş.

Birol abi dedi ki;

"Haberi kaçırıyoruz."

"Hayırdır abi."

"Baksana sadece 750 gr. tutan straforları almış gidiyor."

"Abi bir adama boşuna Uyanık Arıcı demezler."

Yine de yetiştirdik fotoyu kaliteli bir foto olmadı ama belge belgedir.

Bin nasihattan bir musibet iyidir.

Herkes yağmurluklarını almış.

Büyük sehpaların bazıları arabaya sığmadı.

Arabayı uzatacak halimiz yok ya, Arif abi sehpalara ayar çekiyor.

Birol abi avcı olduğundan onunda tedariği yerinde bu sefer.
Biz yine sadece yedek giysi aldık o kadar.
Şeker miyiz ki eriyelim.


Hacı abi fırçayı atıyor haydiiii diye ama Red Kit taklidi yapmadan olmaz...

Olayın en zor bölümü arabayı yerleştirmekte... Yükte bir standart olmadığından gerçekten ustalık gerektiriyor. Ayrıca Yusuf abi bir de çerçeve nakli yapıyor ilavelerden kapaklı kovanlara.

" Özür dileriz" dediler...

"Gerçekten çok ağırmış Yusuf abinin taşıdıkları. 2 kişi zor kaldırıyoruz."

Bu strafor kovanlarda ilk macerada arılı kolonileri taşıdığımızda büyük şok yaşamıştık. Sanki hiç arı yok, çerçeveler bomboş gibi gelmişti. Ancak öyle değilmiş.

Ahşap kovanların malzemesinden ise 1'er kovan daha çıkar.

Arıları aldığımız Cevdet amca rahatsızlığı sebebiyle bu strafor kovanları yapmış. Üstelik hepsine ilave de yapmış. Yeni proje belki de bu ilavelerde ana yetiştiriciliği yapılacak.

Kaynağımız bulundu ya.

Helga helgadır ama yine de. Ben Helga yavrusu "Steffi" istiyorum ona göre.

Ne kadar "Steffi" o kadar "Daha ismini bulamadık."

Ankara taraflarına duyurulur.

Gürbüz abi aramızda arabadaki yer probleminden yoktu. Gerçi bu ekip yorulmak bilmiyor. Birol abi dönüşte diyor abi aman antrenmanı kesmeyelim de bu yaz...

Alıştı Birol abi her hafta elinde kovan taşıma görüntülerine.

Gürbüz abiye de haftaya görev verildi.

Mangal yakma eğitimi yapacak bakalım becerebilecek mi?

Daha yeni yeni açmaya çalışan ağaçlar ve arka planda Arif Uysal.

Bir hayli kolayladık işi, ipler çekiliyor.


Sırtımıza SAT tişörtü giydik ama taarruz yapacak su altı bulamadık.

Yağmurda yeterli gelmedi.

Artık çıkıyoruz arılığın bulunduğu köyden...

Çakırpınar'dan - Akpınar'a

Yükleme esnasında yaşanan sıkıntılar yeni yerimizde hiç sorun teşkil etmedi.

Zaten ekip şefi kurallar koydu durduk yerde.

Bu saatten sonra ekipten kimse atılmayacak...

Araba ile girilemeyen yerlere arılık yapılmayacak...

Yapan olursa...

İşte burası belli değil...

Etiketler: , , , ,

29 Mart 2008

Vadiye Vadiye...Kimse Kalmasın.

Bu önde giden arabanın kime ait olduğunu söylemek lazım. Artık konvoy yapıyoruz. Toplanma bölgesi Birol abinin evinin önü. Ama Mahmudiye'den gelen arı dostları bile zamanında geliyor biz zamanında gelemiyoruz. Börekçi de sıra çoktu dedik ama ekip şefi hiç yemedi sanki.
Geçtiğimiz günlerde kar derken, bu sabahta sis etkiliydi tırmanışta.

Vadiye iniyoruz. Artık iyice bahar kendisini hissettiriyor, hava kapalı da olsa.



Mayıslar köyündeki her zaman geliş ve gidişlerde uğradığımız kahvemiz. Kahvaltıyı güzelce yaptık ve sohbete koyulduk.

Ekipte bu hafta Mahmudiyeli Sn. Bünyamin Yiğit ve ağabeyi de var.

Eyvah Yusuf abi kalemi eline aldı.

Bünyamin abi yapma abi. Sorma abi sakın sorma hiç birşey.

Şimdi doktora tezini yazar o kağıda...

Sordun artık...


Doktora tezi bitti, sıra lastik değişiminde. Vadiye inişte heyecanlanan Alfa Romeo sürpriz yaptı.

Ama Yusuf abi lastiğe değil de, strafor ve kaplama olarak yapılmış, Bünyamin abiye ait
kovanı inceliyor.

Beğenmez kesin beğenmez. Notu çok kıt çok.

Yusuf abinin çiftleştirme kutularından en baştaki, rüzgardan kaplumbağa gibi ters çevrilmiş.

Üstelik çıkmak üzere olan bir ana memesi vardı. Eğer çıkmadı ise ölmüştür söylemleri arasında kontrolleri yapıldı. Ana çıkmış ve geziyor.

Koloninin hoşuna gitmiş olmalı ki bu durum, umursamadan çalışmaya devam...

Yusuf abi geçen hafta eve erik ağacının döllenmesi için götürdüğü kutuyu bu hafta geri getirdi. Nasılsa anaç koloni hikayesi sona erdi ya. Kaçırmaya gerek yok eve kutuları.

Bünyamin abi, denetlemelerine başladı.

Hava kapalı ve arada sırada yağmurluydu. Sıvı besleme yaparken bir ara iyice hızlandı ama, Birol abiye seslendim.

"Birol abi ne yağıyor?"

Dedi ki; "Yağmur"

Ben dedim; "Bal yağıyor abi bal."

O arada Hacı abiye seslendim. Hacı abi ne yağıyor.

Cevap güzel. "Ahmak Islatan."

Denetlemeler, hava şartlarının kötü olması sebebiyle erken bitirildi.

Uğurladık misafirlerimizi.

Onlarında arıları yakın sayılır bize.

Murat akın hocamız, geçtiğimiz hafta bizlere yediğimiz köftelerin kalite kontrollerinin yapılması gerektiğinden bahsetmişti. Hatta geleceğim kalite kontrolüne demişti.

Yusuf abi mantı yaptırmış ve ne diyelim kalite kontrol mü ne gerek var.

Hücuuuuuum......

Derken Kasım amca dedi ki;

"Murat akın hocam, sen rahat ol. İşlem tamamdır."

Hava şartları kötü olduğundan sadece durumlarının takip edilmesi gereken kolonilere bakıldı.

Yoğun bir vadi günlüğü daha sona erdi.

Yarın yine Bilecik operasyonu var ama yağmur sanki biliyor yine Bilecik operasyonu olduğunu. Ama bu sefer yedek elbise alacağız.

Etiketler: , , ,

Aynası İştir Kişinin Lafa Bakılmaz.

Hangi arı ırkı ile çalışmalı?
Bir sürü özelliği olan balarılarının artık günümüzde en önemli özelliklerinden olan kış şartlarına dayanıklılık ön plana çıkar oldu.
O halde yapılması gereken bölgenin yerli ırkı ile çalışmak...
O zaman ilk hedefimiz saf yerli ırk bulmak, ileri!

Planlamalar çok önceden yapılmıştı. Bugün hava şartlarınında bozuk olması bir avantaj oldu. Arılarımıza fazla işlem yapamayacağımızdan ekip komple saf yerli arı safarisine çıktık.

Başladık Sakarya nehir seviyesinden. Yani rakım "O" sayılır...

Hedef rakım "1200m."

Dağlarda sis başladı...

Zirveye ulaştığımızda da yağmur kendisini gösterdi. Tipik Anadolu köylerini seyrede seyrede safariye devam ediyoruz.

Birol abi arabayı kullanıyor, biz seyrediyoruz.

Saf yerli ırkın alınacağı köye çok yaklaştık. Orman içinden geçişler görülmeye değerdi.


Sonunda köy göründü hem de ormanın hemen içi sayılır.


Kütük kovan köy evinin girişinde hemen solda yerde yatıyor.
Evdeki nine dedi ki;
"Siz bilmezsiniz, zamanında onun içinde arı vardı."

Evin arka bahçesine geçildi. Bir kovan mezarlığı diyebiliriz.

Ancak bir koloni bağırıyor ben buradayım diye.

O kadar yüksekte, havanın soğuk olduğu ve üstelik sis olduğu halde çalışan koloniye ne demeli!

Nine diyor ki;

"Ne yapacaksınız ki onu? En çok çalışanı neden alıyorsunuz?"

Kasım Adıgüzel,Gürbüz abi,Birol abi ve ben...

Kasım amcanın ağabeyinin kolonileri bunlar.

Safari öncesi planlamalar Kasım amca ve Gürbüz abi tarafından yapıldı. Kasım amca aynı zamanda, bu dağlarda ağaç ve kaya oyuklarında yaşayan arıların nerelerde olduğunu da bilen bir bilge kişi.

Ancak 2006 yılında dağdaki arılar öldü diyor. Ancak yine de bildiği arılar var. Bir safari planı daha var ama, Yusuf abi bu arıyı gördükten sonra gerek yok diyor.

Arılıkta diğer kovanalrın durumu çok kötü. Ağ kurdu iyice aktif halde...

İşte belirlediğimiz ve emanaten alıp, vadiye indireceğimiz ve anaç koloni olarak kullanacağımız koloninin hali... Bu görüntü çok güzel ama vadide karşımıza çıkacak olan sürprizlerden bihaber oh oh oh süper diye iç geçirenleri biliyorum.

Zevkli bir operasyon öncesi sisli havada arılık.. Ülkemiz gerçekten çok güzel... Yeter ki güzellikleri görmeye çalışalım.

Aynı arılıkta kullanılmayan dağ tipi kovan...


Arıyı kapatmak şerefine ben nail oldum ama kevgirle su taşıyacağız gibi.

Nineye dedik gel hele seni Dünya bir seyretsin.

Arkadaki maskeli Gürbüz abi. Adı veya soyadı Gürbüz ise, maskeyi hemen takarlar bizim ekipte. Arılarda biliyorlar kime ne yapacaklarını.

Birol abi diyor ki;

"Abi farkında mısın? Bu yıl ikimiz hep kovan taşıyoruz."

"En zevklisi de sanki bu kovan ne dersin?"

Ve ekip liderinden şanına yakışır bir poz. Kapalı arının önünde hem de maskesiz.

Kasım amca da çuvalları almış eline ama ileride hiç faydası olmayacak onların.

Hemen evin yanındaki caminin önüne getirdik kovanı. Kevgir su kaçırmaya başladı.

Anadolu insanı denir ya hep. Bunu görmek çok basit aslında.

Hava yağışlı olduğundan çamur bulmak kolaydı aslında ama.

Arıyı aldığımız yerin karşısındaki evden bir nine de hemen çapayı alıp, yeri güzelce kazdı.

"Gelin burdan alın çamuru burası daha iyi."

Güzel poz verdik ama arka planda neler oluyor derseniz?

Kevgiri tıkamaya çalışıyorlar. Biz Birol abi ile arabanın önündeyiz ya. Şansa bak arkadaki ekip komple arıdan korkan ekip.

Ancak o kadar su kaçırmasına rağmen, kaçan sular kimseye bir şey yapmadı.


Vadiye inişe geçtik. Sarıcakaya'daki seralar hemen belli oluyor.

Vardık... Ancak arı arabanın içine oğul verip, salkıma geçti ve petek örüyordu neredeyse.

Yusuf abi ile Gürbüz abi hemen arıyı indirdiler. Yeri önceden hazırdı. En mevki yeri seçmiştik.

Koloninin ağzını Yusuf abi açtı ve hemen ben bu pozda yer almak istemiyorum dercesine başladı uzaklaşmaya.

Asıl macera yeni başlıyor.

Koloninin bakımını yapmak ve larva transferine uygun hale getirmek üzere yeni bir kovana aktarmalıydık. Hem de koloninin durumunu da merak etmiyoruz diyemeyeceğiz.

Ancak geçen yıl bizim muhtarın arılarında başımıza gelen olayla tekrar karşılaştık.

Sadece çerçeveler konulan bir kolonide arıların yaptığı doğal bir davranış olarak nitelendirebileceğimiz olayla karşılaştık.

Hiç kılavuz petek ve tel olmayınca arılar "Z" biçiminde 1. çerçeveyi 2. çerçeveye, 2. çerçeveyi 3. çerçeveye derken tüm çerçeveler birbirine çapraz şekilde petekler bağlanmıştı.

Kovanın dibini çıkarttık önce. Ancak yeterli olmadı.

Parçala...


Aman dikkat. Ana arıya bir şey olmasın.

Çıkartılan peteklerde ana arı arnaıyor ve aynı zamanda nasıl yeni kovana koyabiliriz hesapları yapılıyor.

Çerçeveler Türkiye standardında olduğu için sorun olmadı tabi.

5 cm. daha kısa olsa uyacak ama. Yusuf abinin kovan biraz küçük herhalde.

Son çerçeveyi de aldık mı tamamdır.

Çerçevelerdeki durumları çok kötü olanlar, kesilerek pamuk ipliği ile güzelce bağlandı ve koloniye verildi.

Ana arıyı aradık ama bulamadık. Arı kadrosu gerçekten inanılmaz kalabalıktı.

Hayırlısı bakalım. Bu koloniden daha çok haber çıkar çok.

Şimdi geçtiğimiz günlerde Gürbüz abinin favori kolonileri vardı larva transferi yapmak için. Bugün günün sorusu Gürbüz abiye soruldu. Hangi kovandan larva transferi yapmak istersin?

Cevap, sadece bir gülücüktü.

Ya nereden haberi oluyorsa, cep çalıyor hemen... Arayan taaa Ankara'dan.

Nedir durumlar diye. Helga yavrularından verecek ya, bende o yerliden isterim diye tutturuyor.

Kimler istemiyor ki?

Etiketler: , ,

26 Mart 2008

Türkiye Arı Dostlarından

Dün akşam MSN adresine çevrimdışı olan bir arkadaşımızdan bazı linkler düştü ve baktığımda güzel resimler vardı. Ancak resimler resim programları ile daha güzel hale getirilmişti. Bu şekilde hiç bir resim yayınlamadığımızı ve orijinal olması gerektiği notunu yine çevrimdışı olan arkadaşımıza bıraktım. Bugün sağolsun resimlerin orijinallerini bizlerle tekrar çevrimdışı olarak paylaştı.

Gürpınar Kasabası Çivril / Denizli'den Sn. Ramazan Caran'a ait silindirik ama çerçeveli kovan.

Bir çok arkadaşımıza ilham olacağından eminim. Hem karakovan hem de beyazkovan...

Aynı kovanın arılıktaki görüntüsü... Bu şekilde yeşillenmiş arılıklar için çok az zaman kaldı.


Yavrulu bir halka çerçeveli petek.

Bu kovan tipinde çerçevelerin bazıları arasında mutlaka ana arı ızgarası için bir tedbir alınarak çok güzel doğal petekler elde edilebilir.

Bu da silindirik örgü sepet..

Muğla yöresinden ve Sn. M. Selim Dutar'a ait...


Bu sepet daha önce kullanılmış ancak şu anda arı kolonisi mevcut değil.

Bu yıl hedeflerinde tabi ki içerisine koloni koymak var.

Yarma kütük kovan.
Bu kovanda Alaşehir / Manisa yöresinden ve yine Sn. M. Selim Dutar'a ait...


Bu kütük kovanda kısa bir süreliğine kullanılmış ama şu anda arşive kaldırılmış.

Sanal Arıcılık Müzesinde yerlerini aldılar, artık kullanıma girecekleri günleri bizler de dört gözle bekliyoruz.

Ve bir evin arka bahçesindeki arılık.

Burası Seraserli Köyü Çivril / Denizli'de ve Sn. Cemil Cengiz’e ait...

Ancak burada ilginç olan, arı barınağı olarak adlandırdıkları evin çatısında bulunan bir bölge...

Resimde işaretleyerek gönderdikleri bölgede anladığımız kadarı ile arı kolonisi yaşamış daha önceki yıllarda.

Ancak şu anda boş imiş.

Çıkan oğullardan girmesi bekleniyormuş.

Bu resimleri bizlerle paylaşan Sn. Murat Soydan'a ve şahsında resimlerde bahsi geçen diğer arı dostlarına çok teşekkkürler ediyoruz.

Etiketler: , ,

25 Mart 2008

Vadi Yolculuk Seminerleri

Haftasonu vadiye gidiş dönüşlerde ekip olarak yapılan sohbetleri zaman zaman haber arasında buralara da taşıyoruz.
Geçtiğimiz hafta konularından bir tanesi, ana arının erkeklerden aldığı spermi karıştırıyor mu yoksa sıradan mı kullanıyor idi.

Bu yazıyı yazdıktan sonra Rize'den Ahmet abi yine dedi ki;

"Halil bey gene birşeydedın benum kafamı karışturdun acap yanlişmi biliyorum diye düşünmeye başladım.Yumurtaya sperm karışması konusunu."
Bende dedim ki;
"Ahmet abi;Hele bildiğini deyiver de doğru mu değil mi , bilimsel açıklama yapacak birileri çıkar."

Ahmet abi dedi bildiğini;
"Benim bildiğim erkek spermleri ayrı bir kesede birikiyor ana arı yumurta ederken petek gözüne kiçini soktuğu zaman petek gözünün darolmasi neticesinde sperm kesesine baskı olması neticesinde yumurtaya ordan sperm bulaşıyor,göz genioldumu baskı olmadığından sperm bulaşmiyor ve erkek arı oluyor.Benim kulaktan dolma bildiğim bu"
Derken Yusuf abi devreye girdi;
" Selamlar Bizim tartıştığımız erkek arıların spermini kullanırken erkek arılardan aldığı spermi tek ( erkek arı bazında) tek mi kullanıyor veya karıştırarak karışık mı kullanıyor. Saygılarımla. "
Ve Yusuf abi aşağıdaki linki verdi bizlere...

Ahmet abi tıkla burayı ve bir oku hele...

Çok önceleri ana arının yumurtalarının döllü veya dölsüz olmasının petek gözü ile alakalı olduğuna dair bir yazı yazmıştım ama bilim çevrelerinden bunun alakası olmadığı söylenmişti.
En sonunda Ahmet abi iyice kızdı;
"Teşekkürler ,ne fark ettiki şimdide onu kafama takacağım ve her arıdan çerçeve çıkarınca içinde değişik arı varmı diye bakacağim.olurya ana arı çifleşirken hep aynı ırkla çifleşmiyorki.spermlerbirbirine karışarak tek cins olmazlar deyilmi?"
Ahmet abi ana arı ırka değil, yakışıklılığa bakar.

Etiketler:

23 Mart 2008

Tebdili Mekanda Ferahlık Vardır.

Dün bahar görüntülerinden sonra hiç çekilmiyor ama ne yapalım. Bugün köydeki malzemeleri bir kontrol edeyim dedim. Bir proje vardı ve belki gerçekleştiririm diye planda yapmıştım ama hiç niyetimde yoktu.
Arılığa gittiğimde kırpılmış kağıtları olduğu poşetler uçmuş ve ağaçlarda salkım saçak uçuşuyorlar. Onları toplamaktan fotoğraf bile çekemedim.

Operasyon başladı ve dağılmış zaten ortalık ve ne var ne yok toparlandı. Elveda su deposu...

Uygun bir zamanda tel örgü nakilleri de gerçekleştirilecek.

İstikamet dere kenarı ve daha kuytu bir yer...


Hiç hesapta yokken bugün akşamüstü iyi idman oldu. Boş sandıkları da dizdik. Arılar iyi ki vadide. Burada daha ilaçlık çiçek bile bulmak güç.

Malzemeleri koymak üzere yer burada daha uygun. Vadide bir sürü boş kovan ve malzeme var ve üstelik Bilecik'te de bir hayli malzeme var. İdman bitmeyecek anlaşılan bu yıl.

Yeni sezon görüntüleri artık buradan yayına verilecek.


Çiftleştirme kutuları için çerçeve imal etmek isteyen arkadaşlar için güzel bir çalışma gördüm...

Çıtalar ince olduğu için tutturma elemanı olarak ara bağlantıları kullanılmış. Aksi halde çatlayarak dayanıksız hale gelirler.

Bu arada göz nuru döküp, emek verdiğiniz bloglarınıza sahip çıkın.

Etiketler: , ,

22 Mart 2008

Vadiden Seçmeler

Mayıslar köyündeki her zamanki kahvemizde kahvaltımız yaptıktan sonra yola düştük.
Sabah yoklamasına mazereti dolayısı ile Mahmudiyeli Sn. Bünyamin Yiğit gelemedi. Çiğböreklerini Yusuf abi yedi...
Tam bizim arıların bulunduğu yerin arka güney kısmı burası... Sabah sabah papatya kokusuna büründük.



Yusuf abinin çiftleştirme kutusundaki karniyol...

Her hafta oğul vermesin diye diğerlerine çerçeve aktarmaktan biz bıktık ama...

Bu ana yumurtlamaya bıkmadı.

Birol abi ile Yusuf abi kutuların sabah kontrollerinde.


Kutunun bir tanesinde günlüklerin etrafını polenle çevirmiş ve kekten tedarik ettiği gözlerdeki açık bal...


Polen gelişi bir hayli hızlandı. Sabah saat 09:00 gibi arıların başındaydık ve görüntü süperdi.



Ekrem abi arıları koyduğumuz yerlerin sahibi ve resimlerde arka planda çıkan evinde sahibi.
Çayı demlemiş yine semaverde..
Haydi bakalım gelin dedi. Hayır denir mi hiç...

Bizim arılardaki problemlileri kontrol ettikten sonra geçen hafta Gürbüz abinin aldığı ve gece taşıdığımız arıları dün akşam geri kendi yerlerine getirdi. Onların kontrollerini yapmak üzere yola düştük.

Benim araba traktörün geçtiği her yerden geçer diyordum ama bu sefer denemeye gerek yok.

Çünkü dün gece yağan yağmur dolayısı ile dağlardan inen suyun biriktiği bir set varmış köyün üstünde.. Ve o su kontrollu olarak Sakarya nehrine bırakılıyormuş. Geçen günlerde rahatça girdiğimiz yerden su akıyor şimdi.

Ve görüntü çok ilginç maskeli adamlar dereciğin üstünde...


Gürbüz abinin arıların yanına geldiğimizde marullar dikkatimiz çekti.
İlerleyen resimlerde sizlere ulaşacak marulları da göreceksiniz.

Artık yavaş yavaş resimler güzelleşmeye başlıyor.

Birol abi ve arka planda her zaman maskeli görmeye alıştığımız Yusuf abi..





Gürbüz abinin arılarından bir tanesi...


Gürbüz abi, Birol abi ve ekip şefi Yusuf abi arıların genel kontrollerini yapıyorlar.


Bende hem körükçülük hem de foto işlerini hallediyorum. Yusuf abi anayı bulun anayı diye bağırdı mı iş başına...

Ana bulunacak bul...
Arkadaki arılara kapalı yavru takviyesi veriliyor. Eşitlik ilkesini çalıştırmaya başlıyoruz yavaş yavaş.
Haftaya tamamen devrede olacak eşitlik ilkesi.
Zayıflara kapalı yavru arısız, zayıflardan güçlüye az ve açık yavrulu...


Arayın arayın bulursunuz...


İşte burada...


Gürbüz abinin arılarının bakımı bittikten sonra solda görünen kolonilerin sahiplerinin misafiri olduk. Bu bölgede arı dostu çok. Boşuna mı diyoruz Anarto vadisi diye...

Hemen öğle vakti olunca hızlandırılmış bir atıştırma yaptık. Daha kontrol edilecek bir sürü koloni var ve ayrıca köftelerde kaldı aklım benim. Yusuf abi köfteleri yaptırmış ama biz burada doyurduk karnımızı...

Ve geldik kolonilerimizi kontrole.. Polenleri duvar çerçevesi dediğimiz en dış ve en içteki çerçevelerin yavrulara bakan bölümlerine stoklamışlar.
Bu görüntüleri özlemişiz.



Dün akşam yayınladığımız numaraları yapıştırdık bakalım. Ne kadar dayanacaklar. Ancak küçük vidalarla da tutturacağız.

Akşamüstü Yusuf abi işlerini erken bitirince haydiiii dedik kendisine başla bakalım kızartmaya.

Hazır salata ve domateslerle ekmek arası 20 köfte.. Evet 20 köfte.. Ancak keser bizleri o güzel havada.

Daha sonra öğle yemeğini yediğimiz arı dostları da geldiler. Onlara da yine ekmek arası.

Şimdi Ekrem amca tam biz yemek yerken yanımızdan almış alet edavatı gidiyordu aldığı nar fidanlarını ekmeye. Hemen bizde ekmeden olmaz. Bu fidanları 50 Ykr. vererek almış. Geçen yıl 3.50 Ytl verip aldıkları tutmamış. Biz bir elleyelimde tutar onlar Ekrem amca merak etme sen.

Derken hep beraber yine dönüş çayını içmek üzere Mayıslar köyüne geldik. Çeşmede elimizi yüzümüz yıkadık ve bal gibi tatlı suyundan içtik.

Ve marullar sizlere ulaşmak üzere hazırlanıyor.

Kahvede çay içerken ana arının erkeklerden aldığı spermi karıştırıyor mu yoksa sıradan mı kullanıyor sohbet konusu idi. Bu konu geçtiğimiz hafta tartışılmıştı ama bu hafta bilimsel bir dergiden ilgili bir paragrafı okuduk hep beraber. İyi ki bu bilimsel çalışmalar yapılıyor. Tartışma sonlandırılmadı tabi ki bizlerde gözlemlemeye devam edeceğiz.

Haftaya yine macera planları yapıldı. Dağ köylerinin bir tanesinden tamamen selekte olmuş bir arı kolonisi indirilecek ve Bilecik macerasının yarım kalan bölümü tamamlanacak. Bilecik deyince hemen aklıma yağmur geliyor nedense...

Etiketler: , ,

15 Mart 2008

Arıcılık

Dün akşam Eskişehir'e kar yağdığını söylediğimiz arı dostları " Hadi ordan" demişlerdi.
Bugün sabah erkenden yola düştüğümüzde yoldaki manzara bu şekilde idi.
Bir ara zincir bile takmayı düşündük. Ama yavaş yavaş indik vadiye doğru...

Vadiye inişte bile kar devam ediyordu...

İşte arıların bulunduğu yer.. Buraya da güzel yağmur yağmış..


Çiftleştirme kutularına bölme işlemleri yapıldı bugün..
Yoksa oğul vereceklerdi. Çıkan anayı yakaladık ve daha çıkacak kapalı memeler var...
Larva transferi öncesi çiftleştirme kutularının hazır hale getirilmesi için yumurtlayan bir ana elde etmek ilk etapta çok önemli...

Öncelikle bu mevsimde meme transferi yapılır. Ama nerede?

Eskişehir sınırları içinde ama...

İşte çiftleştirme kutularının yavrulu çerçeveleri...

Ana arı yetiştirmeyi bir öğrensem artık iyi olacak.

Soracak birilerini bulurum inşallah.

Öğrenirsem sizlere de anlatırım.

Ya bu ana nasıl yetiştiriliyor acaba? Ama azmettim öğreneceğim...

Açmışlar....

Hem de çok güzeller...


Biraz atıştıralım...
Etli yaprak sarması, közlenmiş patlıcan ve kırmızı biber...
Yanında ne isterseniz... Yolu düşen buyursun gelsin.
Arılıktaki tüm arıların kontrolleri yapılarak kayıtları alındı.
Bir hayli yorulmuşuz.. Ama yorgunluk geçer gider.
Ah bir de şu ana yetiştirmeyi öğrensem...

Sağlıklı bir sebze olarak son yıllarda sofralarımıza giren brokoli...

Bugün tarlasına düştük. Poşeti alın doldurun dediler ama derin dondurucu geçen hafta getirdiklerimizle doldu taştı...

Evet macera başlıyor... Traktörle Gürbüz abi nereye gidiyor?

Bugünkü akşamüstü maceramız Gürbüz abinin bulunduğumuz köyden Hacı amcadan aldığı arıların taşınması işi...
Birol abi ile arılıkta incelemelerde bulunuyoruz. Bilimsel değil tabi ki incelemelerimiz...

Hacı amcanın arıları ip gibi yolun kenarında dizili..

Bir grupta diğer tarafta mevcut...

Adam olacak çocuk...

Hacı amcanın torunu.. Sohbet ettik biraz ürkek tavrı vardı gerçi sonra açıldı.

Babası diğer marul tarlasında çalışıyordu.

Dedim senin oğlan arıcı olacak..

Cevap... "İnşallah"

Döğen...

Çok dikkat çekici bir yerde idi.

Arıların yanındaki tuvaletin duvarı olmuşlar. Emeğe saygı yok maalesef.

Gürbüz abi ile Birol abi arıları kapatıyorlar.

Hacı amcaya bu zayıfmış diye takılıyorlar..

Hacı amca... "Güçlü olsa size niye vereyim ki!"



İşte döğenlerin duvarı olduğu tuvalet ve bugünlerde çok fazla objektiflere takılan görüntü..

Taşınan kovanlar ve biz...

Torunda buğday tarlasında arıların arkasında maskesiz...


Arkadaki sıra ve öndeki hayal arılık...

Hava kararmaya başladı artık.. Son bir asker kalmayana kadar bekledi Gürbüz abi arıların girmesini. Arıları traktöre yükledi ve karşıdaki Düzköy'e götürdük. Vadideki tüm köylerin anahtarı Gürbüz abide var. Hangisine girse köyün kapısını açıp giriyor.

Bu akşamki köyde bir de yemekler hazırlanmış davetler yapıldı ama evdekilerde elinde sopa bekliyor düşüncesi ağır basıyor...


Allahtan bu sefer yerler çamurlu değil ve yağış yok. Sayı da eşofmanları giymeyi gerektirecek kadar değil . Ön ısınma bile olmadı.

Sonuç olarak;

"Aynası iştir kişinin lafa bakılmaz."

Etiketler: ,

12 Mart 2008

Bu Toprağın Sesi


Yapımcılığını aynı zamanda Ziraat Yüksek Mühendisi olan Selim Peksarı'nın yaptığı "Bu Toprağın Sesi" programı;


Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo – TV ve Sinema bölümü mezunu olan ve sabahın erken saatinde seyircisine gülümseyen yüzü ise Umut Özdil,


Jeoloji Mühendisi olan ve ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümünde yüksek lisansına devam eden Nilgün Şandır,


Anadolu Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunu olan Nesli Güler Aşık,


Yapım sorumlusu olarak Abdurrahman Karahan,


Ziraat Yüksek Mühendisi olan Gamze Başer,


Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi’nde Gazetecilik eğitimi gören Sadun Gürkan Sözen,


Ziraat Mühendisi Serkan Avcı,


Esin Çağlar,


Mehmet Efe


ve isimlerine ulaşamadığımız bir çok emek veren arkadaşımız tarafından hazırlanarak Türkiye'nin tarımsal kalkınması için çabalanıyor.


Bu çabanın benzerini gerçekleştirmeye çalışan biz arı dostlarının gerçekleştirdiği ilginç paylaşımlar, zaman içerisinde "Bu Toprağın Sesi" ekibinin de dikkatini çekmiş ve amatör arıcılara yönelik program 10 Mart 2008 Pazartesi günü gerçekleştirilmiştir.


Programı izleyenlerden aldığımız olumlu tepkiler bizleri daha da çok çalışmaya sevk edecektir.


Bu programa katılarak bizleri en iyi şekilde temsil etmeye çabalayan Sn. Yusuf Gürbüz ve Sn. Mehmet Nevşehir'e çok teşekkürler ediyoruz.


Bir kaç gün içerisinde ulaşacağımız programın tamamının görüntüleri için yayınlamak üzere bir çare arayacağız. Yayınlayabilirsek izleyemeyen arı dostlarının izleme fırsatı olur.


Bu bağlamda arı dostlarını TV programına davet eden tüm arkadaşlarımıza da şükranlarımızı sunuyoruz.





Bu arada biraz zorlarsak Umut Özdil'de sanki arıcılığa başlayacak potansiyel var gibi...


Belki bir gün karşılaşırız da aşıyı yaparız...

Etiketler:

Şansa Bak...

video

Kuyucak/Aydın'dan arı kovanı imalatı yapan İlhan Yıldız ve oğlu Gökhan Yıldız'ı daha önceki yaptığımız haberlerden tanıyoruz.

Bursa'da kongrede dükkanlarında babasının kovanlarından birine giren oğuldan bahsetmişti, ancak bir türlü filmi gönderememişti boyutu sebebiyle...

Nihayet kargo ile CD halinde geldi film.

Gerçekten yüklenemeyecek kadar büyük olan boyut kırp/kes sıkıştır derken yüklenebilecek hale getirildi.

Paylaşımından dolayı Gökhan Yıldız'a teşekkürler...

Etiketler: ,

08 Mart 2008

Bu Toprağın Sesi

2 yılı aşkın bir süredir internet ortamında arı dostlarının buluşması ile yaşanan ve gittikçe büyüyen yapı ile sanal âlemde başlayan arı odaklı dostluklar, gerçek hayatta da paylaşımların devamı ile güzel birlikteliklere ve dolayısı ile verimli çalışmalara imzalar atılmasına vesile olmuştur.

Gebze ilçesinde seminer ile başlayan ve III. Marmara Arıcılık Kongresine kadar uzanan, zaman içerisinde yapılan arılık ziyaretleri ve TV program katılımcılıkları ile süren çalışmalar hep pozitif değerler olarak söylenebilir.

Bu çalışmaların izlenip izlenmediğini merak eder dururdum. Ancak bu son gelişme bu şüphelerimi ortadan iyice kaldırdı.

Edirne’den Sn. Mehmet Nevşehir’in yaptığı cam gözlem kovanından canlı yayın haberi sonrası bu konu hepimizin ilgisini çekmişti ve birçok arı dostunun bildiği gibi haber olarak Beyazkovan’da yayınlanmıştı. TRT Ankara Televizyonu TRT Gap kanalında hafta içi her sabah yayınlanan “Bu Toprağın Sesi” programı yapımcıları tarafından, hem Mehmet Nevşehir’in hem de diğer başka bir katılımcının katılımıyla, yeni başlayan arıcılara yönelik bir program teklifi geldi.

Bu program 10 Mart 2008 Pazartesi günü sabah saat 08.00’da başlayacak ve canlı yayınla verilecek. Programa Sn. Mehmet Nevşehir ile bir sürpriz arkadaşımız katılacaktır.

Şimdiden kendilerine başarılar diliyoruz… Ben katılacak arkadaşımızı çok iyi biliyorum ama siz Pazartesi sabahı geçin TV’nin karşısına…

Etiketler: , ,

Cumartesi Yine Beyköy...

Hafta sonları haricinde bölgeye gidemediğimizden, hafta sonlarını iple çekiyoruz. Acaba badem ağaçları açtı mı? Polen geliyor mu? Daha bir çok soru ...

Badem ağaçlarında gözler patlamak üzere ve hafta içi artık olay tamamdır.

Polen sabah saatlerinde gittiğimizde güzel geliyordu ama daha sonra rüzgarın çıkması ile bitti.


Bugün ekibin yeni üyesi Sn. Erol Muslu'nun arabası ile geldik Beyköy'e... Sabah çayı demlemesini Gürbüz abi ile yaparlarken, Yusuf abi ile Birol abi de Yusuf abinin çiftleştirme kutularını kontrol ettiler.

Hızlandırılmış kontroller devam ediyor. Ballı ve yavrulu çerçeve aktarımları, kek takviyeleri...


Bahar temizliği...
Çok basit bir sistemle kovanların değişiklikleri esnasında piknik tüpüne takılmış pürmüzle kovan içleri ısıya tabi tutuluyor.
Benim Bilecik'ten aldığım kovanları aktarmak üzere boş kovanlar hazırlanıyor.
Birol abi gereğini yapıyor.

Boş kovanlar çok olunca, aktarılacak her kovana tertemiz yedek kovanlar hazırlandı.

Bu şekilde hazırlık yapıldıktan sonra kovanları aktarmak daha kolaylaşıyor. Aldığımız arıların bazıları strafor kovanlarda kışlamışlar. Genel görüntünün daha iyi kışladığı yönünde ama yaz aylarında sıcaklık büyük handikap gibi duruyor. Bu yüzden tüm arıları ahşap yeni kovanlara aktardık.

Yusuf abinin çiftleştirme kutularının kek bölümlerine ördükleri petekler temizlendi bugün. Bu petekler diğer boş çerçevelere bağlanmak üzere Gürbüz abi tarafından alındı. Milli servet boşa atılmıyor böylelikle...

Hey yavrum hey... O kadar kovanı hazırla ve diğer kovanları düzenle ve hava sıcaklığı 20 C derecenin üzerinde olunca yorgunlukta bir hayli fazla ve bir ses...
"Haydi gelin çay hazır."
Arıları koyduğumuz yerin ve resimlerde gördüğünüz evin sahibi de bugün oradaydı. Bahar hazırlıkları için gelmişler ve semaverde çayı kendisi demledi bugün bize öğleden önce molasında...


Birol abinin arıları aktarılıyor. Ben fotoğraf çektiğime göre bu kalabalık nedir?

Yusuf abi, Erol abi, Birol abi, Gürbüz abi etti 4 kişi ama 5. kişi?

5. kişi Nevzat abi.. Kendisi Beyköy'de ikamet ediyor. Geçtiğimiz hafta sulanan marul tarlasınında sahibi...

Geçtiğimiz hafta içi Erol abinin yeni satın aldığı arılarını Birol abi ile gece bırakmaya gittiklerinde, Nevzat abi de köy kahvesinden bizim arıların olduğu yerden gelen ışığı görünce....

Hemen Es-es'i aramış. Gürbüz ya sizin arılarda kimse var mı?

Gürbüz abi yok demiş.

Tamam deyip, delikli demir çubuğu alıp doğru arılığa traktörle...

Daha sonra Gürbüz abi, Yusuf abiyi arıyor diyor abi arılıkta birileri varmış...

Yok canım.. Dur bakalım arayalım ekibi...

Birol abiyi arıyor. Nerdesin?

Arılıktayım abi..

Saklanın oğlum sizi hırsız sanmışlar geliyorlar...

Sonradan ulaşılmış tekrar ya tamam bizim adamlar diye.. Olay tatlıya bağlandı.

Ancak Nevzat abi'de hastalık bulaşacaklardan ve bugün görev başı eğitime tabi tutuldu...

Birol abinin arıların aktarılması görüntüleri..

Hem kovanların temizliği, hem ana arı varlığı kontrolleri ile sıkıştırılmalar yapılıyor.

Varroa mücadelesi için Perizin veriliyor ve ilk kez denediğimiz ve bir çok yerde görülen, plastik şeritlerden birer tane asılıyor şimdilik.

Ben öncelikle Oksalik verdim ve her koloniye şimdilik 1 şerit astım..

Birol abinin arılarının aktarımı esnasında Gürbüz abi boşalan kovanları pürmüzleyerek tekrar kullanıma hazırlıyor...

Ancak arada Birol yine borçlandım sana diyor...

Hayırdır abi?

Ya bu polen plastiği de yandı yine...

Yusuf abi de hemen " Ya Gürbüz tutma şunlara be kardeşim..."

Birol abinin arıları kontrol ederken rastladığımız bir anayı artık resimleme zamanı geldi diyerek aldık bakalım.

Sezonu açtık ve ana fotoğrafları ile artık bol bol karşılaşırız.

Bu da başka bir ana ama burada farklı bir özellik daha var... Erkek arı gözleri dikkatinizi çekmiştir.
Bugün Yusuf abi bir ara bağırıyordu çiftleştirme kutularının başından..
"Koş Halil bak bak erkek arı var koş."
Abi ne var ya sonuçta erkek arı...
Az gaz versek hemen larva transferini yapacak...

Ve öğleden sonra benim Bilecik'ten aldığımız arıları Birol abi ile birlikte aktardık.

Strafor kovanlarda kadrolar güzeldi. Bu fotoğrafta yer alan koloni bir hayli dikkatimizi çektiğinden resimledik.

Bu arılar hiç sonbahar bakımı görmemişler ve kışı kendi başlarına üstelik hiç sıkıştırılmadan ve beslenmeden çıkmışlar. Hem bal hem de polen stokları ve ayrıca yumurtlama performansları bizleri şaşırttı.

Kendi başlarına daha güzel kışlıyorlar herhalde...

Bu da yine Bilecik'ten alınan arıların ana arılarından...

Aktarma işlemi bitip, boş kovanlarda yerlerini bulunca biraz toparlandı ortalık. Bir ara farenin biri yavrusunu kaybetmiş geldi bize sordu gördünüz mü? diye.


Ve dönüş yolunda istenmeyen bir olay yaşadık. Birden yola fırladı ve çarptık haliyle ...

Bugünlerde çiftleşme zamanları imiş. Ekipte avcı çok olunca hemen her ayrıntıyı biliyorlar. Hemen kontrol etti Birol abi ve dedi..

"Dişi"

Az ileride bir tane daha araba ile ezilmiş gördük.

Doğal hayatın bu şekilde devam ediyor olması çok güzel, olay üzücü olsa da...

Bu gece bölgedeki tilkilere ziyafet var...

Etiketler: ,

07 Mart 2008

Süper Görüntüler...

Geçtiğimiz gün badem ağaçlarının polanizasyonu konusunda yazdığımız yazıda bahsedilen koloni başı ücretin daha yüksek olduğunu ve 150 $ fiyatlara kadar kolonilerin kiralandığını, bizlere bugüne kadar tüm bildiklerini aktarmaktan hiç çekinmeyen arı dostlarından öğrendik.
Bugünkü görüntüler ise havadan çekilmiş ve ilgi çekici...


Bu görüntü de gerçekten çok güzel değil mi?

Ağaçların aralarındaki koloniler görülmekte ve geçtiğimiz gün buna benzer fotoğrafları yayınladığımızda Tuncay Kaptan değil para almak ben üzerine para veririm demişti.

Yani ne polen gelir bir düşünsenize...

Thanks for sharing this photos too Flyer Jim...

Etiketler: , ,

06 Mart 2008

Çatı Olayı Tamamlanmış...

Gizli şehir arıcısı Kenan, arılarını yeni yaptığı çatının altına yerleştirmiş nihayet...



Resimleri attığında benim daha önce şerh koyduğum koloniler arkadan kontrol edilebilmeli ifademe karşılık yazmış.
"Koloniler artık arkadan kontrol edilebilecek."
Haydi bakalım hayırlı olsun.
Bir ara bu arılıkta yine matematiksel işlemler yapılacak gibi duruyor...

Etiketler: ,

05 Mart 2008

Badem Ağaçları ve Arılar

Badem ağaçlarının açmasını dört gözle bekleyen tüm arı dostlarına bir güzel ziyafet olur düşüncesiyle...

Fotoğraflar takip ettiğimiz yabancı bir arıcılık forum sitesinden. Ucu bucağı gözükmeyen badem ağacı çiftlikleri...

Tabi ki dikkat çekici olan altlarında bulunan koloniler...

Bu forumda takip ettiğimize göre; bu badem ağacı çiftlikleri bölgelerinde bulunan arı işletmeleri ile anlaşmalar yapıyorlar ve zamanı geldiğinde koloniler buralara getiriliyor.

Badem ağacının çiçeklenme dönemi süresince en az 2 hafta olmak kaydıyla 1 koloninin burada bulundurulması için arı kolonisi sahiplerine 30$ üzerinde ödemeler yapılıyor.

Bizim ülkemizdeki en büyük badem ağacı işletmesi herhalde, bu resimde görülen çiftliğin maketi kadardır.

Bu yüzden çok çalışmak lazım çok.

Thanks for photos to Jeff Gratton.

Etiketler: , ,

03 Mart 2008

Vadi Tarafını Örtelim Dedik.

Gizli şehir arıcısı Kenan'ı artık bir çoğumuz tanıyoruz. Kışlatmak üzere arılarını apartman usülü üstüste dizmişti.

Ancak arı uçuşlarının başlaması ile arıların özellikle Sakarya vadisinin bulunduğu bölgeye uçarak iç geçirdiklerini görünce önlem almaya karar vermiş.

Ayrıca duvarın arkasında anti-arıdostu bir komşuda olunca böyle tedbirler gerekiyor.

Eskişehir'in çetin kış koşullarından kovanların daha az etkilenmesi için bu tür sundurmaların faydası anlatılmaz.

Bir hayli mesafe kaydedilmiş ama yine kolonileri arkalarından kontrol etme şansı yok.

Koloniler indirilmeye hazırlanıyor.

Tüm kış boyunca bu şekilde kışlayan koloniler artık tek katlı geniş mahalle sistemine geçerek verimli bir bahar çalışması gerçekleştirecekler.


02 Mart 2008

Arıcılık Maalesef Tedavisi Olmayan Bir Deliliktir.

Arı dostları ile sohbetlerimizde zaman zaman niyetlerimizi paylaşıyoruz. Bu paylaşımlar zamanı geldiğinde karşımıza çıkıyor. Geçtiğimiz hafta sessiz sedasız bir Bilecik gezisi yaptım.
Çok az arı dostunun bildiği bu gezi sonunda niyetimizi gerçeğe dönüştürdük.

Bilecik Çakırpınar köyünde bir arılık...

Arılığın sahibi Cevdet amcamız sağlık sorunları nedeniyle arıları ihmal ettiği düşüncesi ile, yine bir arı dostu olan ve bir çoğumuzun tanıdığı Arif Uysal'a konuyu açar.

Arif abi uygun bir zamanda gel bakarız demişti.

Geçtiğimiz hafta gittik. Arılara baktık ve daha sonra hep birlikte yediğimiz yemek esnasında Cevdet amcanın emekli olduğu mesleğin bizlere hiç yabancı olmadığını da öğrenmiş olduk.

Buraya kadar her şey normal seyrinde geçti.

Macera mı desek çamur safari mi?

Dün Birol abinin arıları vadiye indirirken yaşadığımız arabanın batmasını bile unutturan çamur safari başlıyor.

Sabah erkenden Bileciğe doğru yola çıktık.

Meteorolojinin tutturacağı tuttu ya yolda yağmur çiselemeye başladı.

Bileciğe yaklaştığımızda bir hayli hızlandı.

Öncelikle Cevdet amcanın evindeki boş kovanları sardık ve arılığa geçtik ama yağmurda bir hayli hızlandı.

Arabayı bir gün önce batıran ekip arabayı nereye koyar?

Tabi ki en asfalt olan yere...

Ama arıların bulunduğu yer ile arası bir hayli var ve ancak boş gezinirken bile ayakkabıların kilolarca çamuru topladığını hesaba katarsak olayın zorluğu daha da anlaşılır. Haydi zorluğu aşacağız ama son 3 aydır hiç yağmayan yağmurun ilk yağacağı gün bugün mü olmalıydı?

Ekip lideri Yusuf abi ben bu ekipten çıkıyorum arkadaş demeye başladı ama bulduğu çuval ile kostümünü tamamlayınca olaya kaptırdı kendini de ekipten çıkmayı unuttu.

Zaten bu kadar ıslanınca insanın beyin hücreleri kısa devre yapıyor.

Bir ara ben patinajı yapınca bırakalım gidelim demeye başladım. Ama Arif abi hem ıslanıyor hem bir taraftan gazı veriyor "Madem başladık hiç olmazsa arılıları götürün."


Cevdet amcanın bu kovanlara ve arılara verdiği emekler için çok teşekkür ediyoruz. İnşallah arılar bu emekleri boşa çıkarmazlar.

Gerçi bizlerin verdiği emekler ise bugün zaten fazlasıyla başladı. Tel örgü üzerinden kovan aktarmak idmanların en büyüğü.

Zaten 2012 olimpiyatlarında bir dal olarak; yağmurlu bir havada 1 araba kovanın çamurlu bir tarladan çıkarılması ve arabanın sarılması şeklinde olacağına dair duyumlar alıyoruz.


Arif Uysal...

Dün biz Birol abinin arılarını taşırken onlarda abisi ile Yenipazar'dan kendi arılarını yine vadiye indirdiler. Acaip yorgun olduğu uyku kostümleri ile gelmesinden belli olmuştu.

Gerçi bir uyku nasıl açılır derseniz işte böyle açılır.

Verdiği emekler ve bizlere gösterdiği misafirperverlik için çok teşekkürler ediyoruz.

Bugün aradığımızda telefonu hep kapalıydı. Ancak akşam uyanmış yakaladık. Sesi hala çok yorgun geliyordu.


Birol abi tulumunu çıkardı ve montunu giydi ama üzerimizde kuru olarak hiç bir giysi kalmadı. Araba kaloriferinde ve dikiz aynalarında kurutulmaya çalışılan malzemeler çamur safarinin tuzu biberi idi. Yusuf abi kostümünü defile sonunda çıkarıp attı. Arabanın son iplerini bağlıyor. Zaten bizlerde o ipi bağlayacak takat yoktu ki...


Yola çıktık... Yağmur derken, Söğüt civarında dağlarda kar yağışı başladı...
Bu arada vadiden haberleri alıyoruz. Orada da yağış başlamış...


İşte gideceğiniz hedef ilçe İnhisar ama...

Karşınıza 2 yol çıkıyor ve tabelalarda İnhisar yazmıyor.

Bir traktörlü geldi bu tenha yolda. O kadar ıslanmamızın yüzü suyu hürmetine.

Bu yolu geçtikten sonra da bir yere geldik ve yine İnhisar yazmıyor. Bu sefer yapılacak en güzel işi Birol abi yaptı.

Birol abi avcı aynı zamanda. Hemen bölgeyi iyi tanıyan avcılara bir telefon.

Avcı mısın yoksa GPRS mi?

Bir tarif yolu tekrar bulduk.

Nihayet inişe geçebildik.

Ülkemiz gerçekten çok büyük ve o kadar çok boş yer var ki...


İşte İnhisar...

Nehire inmek anlamına gelen ilçe ile buluştuk nihayet.

Bu arada bizim gittiğimiz yerde de yağmur dinmiş bu iyi haber.

Ne yapmak lazım?

Gürbüz abi, bizim arıların olduğu ve aynı zamanda kendi köyü olan köye önceden gelmişti.

Ne olur ne olmaz bir traktörle birlikte arılığa geçti ve çayı demledi...

Yüklerken taşıdığımız yeri gördükten sonra böyle indirmeye ne var...




Tabi bu konuyu Gürbüz abiye anlatmak lazım... İç çamaşırları kuru olan bir kişi, iyi bir dinleyici oluyor. Anlatanların kuruluğu önemli değil.

İndirdik yeni yerlerine... Hemen ilk beslemeleri yapılarak olduğu gibi bırakıldı. Zaten hemen öpüyorlar her tarafımızı açmaya gelmiyor.

Birol abinin arılarını dün indirdikten sonra hiç bir işlem yapılmamıştı. Ben yeni kovanlara beslemeleri yaparken ekip Birol abinin arıların varroa mücadelesi ile teşvik besleme
işlerini hallettiler.

Olay bitince arıların su ihtiyacını karşılaması için planlanan yerin keşfi son bir kez yapıldı ve onay verildikten sonra hindi sulukları geri getirildi.


Birol abiyi evine bıraktığımızda bir arkadaş karşıladı bizleri.

İsmini 2 kez sordum ama ıslaklık hala geçmediğinden beyinde kısa devreler devam ediyordu.

Ancak aklımda kalan bir özelliği şu.

Tarım Bakanlığı tarafından verilen damızlık av köpeği sertifikasına sahip ender av köpeklerinden olduğu idi.

Final olarak, bugün yapılan çamur safarisini normal IQ düzeyinde insanların yapmayacağı ve hatta aklına bile getiremeyeceği düşüncesiyle, bu çamur safariye katılan tüm arı dostlarına teşekkürler ediyoruz.

Artık arılıktaki tüm arılar yerlerini buldular. Bundan sonra arıcılık odaklı yazılarla buluşmak dileğiyle...

Etiketler: , , ,

01 Mart 2008

Cumartesi Eylemleri

Birol abinin arıları götürme planımızdan bahsetmiştik geçen hafta..
Bu sabah erkenden arıların yanında idik. Yerler buz iken seri biçimde sarmalıydık.
Ama irtifa yüksek olunca nefeslerimiz kesildi zaman zaman.

Geçen haftaya nazaran kar azalmış ve Birol abi temizlemiş arıların çıkarılacağı yerleri ve yolu...

Araba yüklendi... Güzelce bağlayalım. Az sonra güzel maceralar var.. Koltuğunuza yaslanın ve seyredin..


Geçen hafta yerlerin karlı olduğundan bahsetmiştik.

Murat Akın hocamda aman kar erimesin yoksa çıkamazsınız demişti.

Sabahın köründe ne gerek var kulaklarını çınlatmaya...

Traktör batmış yan köyden gelirken. Yusuf abi arılar yüklü iken onu da kurtarıverdi.
Ama o traktörde ne işi var orada. 1 metre kar erimiş ve toprak suya doymuş iken girilir mi oraya..
Neyse traktörü de kurtardık işte.

Vadiye inerken Küplü deresi var ve az da olsa devamlı akıyor.

Ancak burada dikkatinizi arka plana yoğunlaştırmalısınız.

Ayıcıklar için önlem alınmış ve kovanlar yükseğe konulmuş.


Aynı yerde durmuş iken suları da dolduruyoruz.

Kovanlar temizlenecek su lazım su...

Evet geldik arıların yanına...

Arabadan indik yaya olarak geldik. Oooooo arılar çok güzel uçuyorlar.

Birol abinin arıları indirdikten sonra, Birol abi çay demlerken bizde Yusuf abi ile çiftleştirme kutularını kontrol edip, keklerini verdik.
İlginç enstantaneler yakalandı tabi ki.
Petek indiren kutular..
Ana arıda o bölgede yumurtlamaya hazırlanıyor.

Bu arkadaş sarı kafalı..

Özellikle boyatıyorlar... Cazibeli oluyorlar herhalde...

Koleston 10.0

Yusuf abi kayıtları tutuyor . Birol abi kontrol ediyor.

Ben de seyrediyorum işte...


Polenli arıların çerçeve aralarında gezindiğini görmek gerçekten zevk veriyor.

İleri ki günlerde daha da artarak devam edeceğini düşünüyoruz. Çünkü çevreyi kontrol ettiğimizde hiç görünürde dikkat çekici bir çiçeklenme mevcut değil. Ancak arılar buluyorlar...

Birol abinin arıları indirdikten sonra uçuş kontrollerini yapıyoruz.

Uçuş yoksa indir sehpadan... Hopppp arı mezarlığına...

Polen...

Bugünlerde çok önemli... Birol abinin arıları öğle saatlerinde indirdik, akşam polen taşımaya başladılar.


Sehpaları Yusuf abinin sehpalarından kullanmıştık. Bugün daha arılığa girer girmez...

"Abi bakarmısın biraz" dediler.

Buyurun bakalım.

"Abi şimdi bak şu yandaki abinin kovanları gibi kovan yok mu?"

Hayırdır kızlar...

"Bizde o kovanlara aktarılamaz mıyız?"

Siz çok oluyorsunuz artık ama bakarız belki olur.

Derken kandırdılar bizi.

Yusuf abinin boş kovanlara aktararak temizliklerini yaptık ve sıkıştırdık.

Teşvik beslemeleri ile oksalik ilaçlamalarını yaptık.


Ve arka planda Birol abi yarın onun kovanları aktarıp temizleyeceğimizden hazırlıklarını yapıyor.

Ön planda bizim mutlu kızlar... Yeni kovanlarda bir müddet kalacaklar bakalım.

İşte arıların genel profil görüntüsü bu şekilde oldu.

Su teşkilatı hazırlıkları da sürüyor.

Ancak arılar yeni bir keşfetmişler. Sulama kanaletlerinin kullanılmayan bölümünde birikmiş sudan götürüyorlardı. Düşüp ölen arılar olduğundan o bölümü samanla doldurduk. Kalan suları da oraya doldurduk. Belki de diğer teşkilata gerek bile kalmayacak.

İşte gittiğimiz bölgeyi tarif edebilir düşüncesiyle.

Akşamüstü arıların hemen yanındaki marul ekilmiş bir tarla, yağmurlama sistemi ile sulanıyordu.

Bu günlük maceralar bu kadar. Belki yarın yeni sürprizlerimiz olabilir.

Etiketler: , , ,