26 Nisan 2008

Dağ Güzelleri Görücüye Çıkıyor.

Şimdide dağ macerası...

Sohbet süper... Hala nasıl düştüğünü anlatıyor.


Sarıcakaya'ya daha yakın bir yerde arıları olan ve dağ yoluna giderken yakınından geçtiğimiz ve bizim ekipten olan Bünyamin abiyi yolda otostop yaparken gördük. Mecburen aldık artık...

Abi dağda ana arı memesi yok ona göre dedim ama yine de geldi...

Ekip tam oldu şimdi...

Ormanın içini katederek köye ulaştık.


Hazırlıklar yapılıyor. Aşağıda vadide hava kapalı iken bu sefer dağda günlük güneşlik...

Yusuf abi kayıt aldığı klasörünü aşağıda unutmuş. Ortalığı dağıtıyor.

İllaki kayıt sistemi olacak.

Kağıt havluya yaz ne olacak.

Evet bahçeye girdik.

Magazinci arıcılar ve arka planda kutular.


Mustafa dedenin ardıç ağacının talaşları ile körük yakmak bir zevk...


Evet anayı bulalım, çiftleşmiş ve yumurtlamış.

"İşte burada"

Yaz kağıt havluya...

Eğer kutunun 2 gözündeki ana da yumurtladı ise, kutu aşağıya indiriliyor. Eğer bir gözdeki yumurtladı ise, ana anaarı nakil kafeslerine alınıyor.

Çünkü analar yola çıkacaklar.

Elma ağacı yeni açmış.

2. tur götürdüğümüz kutuları da kontrol ettik.


İşte dağ güzeli ana...

Bilimsel araştırma yapan ekipler bile bu kadar kadro ile çalışamazken, magazincilerin maşallahı var.
Mustafa Dedeye de bir türlü maske giydiremiyoruz.

İşinize bakın siz diyor.

Yusuf abi ne oldu?

"Arı mı soktu?"

Hemde sol gözden...

Hani sakindi bu arı derseniz.

Dedenin arıları değil, kutuda bakıcılık yapan işçiler buraya uyum sağlayamamışlar, ya da ekip liderini çok özlemişler.

İşte dağ macerası ekibi...

Bu fotoğrafları en çok nine merak ediyor.

Bakalım bir formül bulacağız seyrettirmek için.

Bünyamin abi usul usul arkamdan konuşarak geliyor.

"Memeyi ne yapacam kutuyu komple götürüyorum."

Ayrılış öncesi ekip ve Mustafa Dede.

Haftaya dededen alınan koloni yerine, 2 adet bu yeni analarla hazırlanmış koloni verilecek. Koloniler vadide hazırlanmıştı daha önceden ve analar verildi.


Gülmek için bu hafta Yusuf abi iyi performans gösteriyor.

Arıdan acaip korkan birini sol gözden arı sokunca nasıl muhabbet olmaz ki...

Köyden çıkışta platonun en zirve bölümünde mola verildi.

Bünyamin abi ve Egehan...


Tekrar Mayıslar kahvede mola...

Dağ güzeli ana arılarını bir çok arkadaşımız yetiştirdi. Bir çoğu çıktı ve ilk partiler yumurtlayama başladı. Genel görüntülerini incelediğimizde çok rahat görüntü olarak ayırt edilebiliyor.

Ancak bundan sonra performansları analizlerle takip edilecek.

Yapılan çalışmaların karşılığının alacağı düşüncesiyle, magazincileri izlemeye devam edin diyoruz.

Magazinciler Vadide Buluşuyor.

Bu hafta vadide çok özel bir gündü.

Çok özel misafirlerimiz olduğundan, güzel bir macera olacak gibi duruyordu.


Yakın geçmişte internette aktif olarak yer aldığımızın ilk zamanlarında Büyükşef'e zaman zaman yaptığımız bu paylaşımların sonucunun ne olacağını soruyordum.

Büyükşef ise her zaman sağduyusu ile merak etme diye başlayıp, bir çok konudan bahsederdi ve bu bahsettiği şeyler birer birer gerçekleştiğini görmek gerçekten çok sevindirici.


Gelelim vadi günlüğüne...

Biz bugün gelecek özel misafir ile birlikte biraz uzaktaki arı dostlarına da olta atmıştık.

Hatta gelirlerse kuzu bile kesileceğini söylemiştik.

Mangal zaten bizim için nefes almak kadar doğal bir olgu...

Kuzu keseriz dedik mi keseriz.

İleri de kesilen kuzu görüntülerini izleyebilirsiniz.

Tost isteyene tost bulmak gerçekten çok zor ama kuzu en kolay iş...


Yeter bu kadar giriş gelelim hikayeye...


Bugün ekip kalabalık olduğundan ve projenin dağ bölümüde gerçekleşeceğinden Erol abinin minibüsü devrede...


Sabah yine aynı saate maceraya başlıyoruz. Misafirleri duyan Egehan bu sefer atladı nihayet.


"Ben de vadi ekibine girmek istiyorum."


Gürbüz abi kayıt kabul işlemlerini yaptı ve vadi ekibine kabul edildi.



Birol abinin Tandır köyünde bulunan ve karlı arı taşıma maceralarının geçtiği arılığından malzeme almak üzere uğradık. Sis ve acaip nemli bir sabah...


Ama bu kadar güleceğimizi bilseydik...


Az kabarmış peteklerin vadiye inmesi gerekiyor artık. O yüzden daha önce hazırladığı ilaveler ekibimiz tarafından arabaya bir hayli mesafaden taşınacak. Zaten bomboş ilaveler ne var ki taşımaya...



İlk önce ben ve Gürbüz abi hemen 1 ilave kapıp sisin derinliklerine doğru yola çıktık.




Ancak biz tam arabanın yanına ulaştığımızda arka tarafta bir gürültü koptu, ardından kahkahalar ve Egehan biraz geç te olsa çekimde...

Arada idman yapmak gerekiyor, Birol abi ile ben habire kovan taşıdığımızdan idmanlıyız ama hep ben ekip lideriyim diyenler bir boş ilaveyi taşıyamıyor.


Eğer düşüş 5 metre daha aşağıda gerçekleşse kuyu kebabı...



Haydi yeter bu kadar gülmek ve vadiye inelim.


Biz Eskişehir'den, Bünyamin abi Mahmudiye'den vadiye doğru iniyoruz.


Hava kapalı sabah saatlerinde...



Biz Tandır'a girdiğimizden Bünyamin abi bizi geçti ve Mayıslar kahvede beklerken birisi ile tanışmış.


Sanki biz de bir yerden tanıyoruz ama bu kadar çabuk gelmiş olamaz.


Biz Eskişehir'den gelemedik, Ankara'dan gelmiş vadiye...


Evet Hayyam abi vadide...


Kuzu kesmezseniz gelmeyiz diyenler, Mayıslarda kahvede çay içmenin ve sohbet etmenin güzelliğini hiç bir şeye değişmeyiz.


Hele dostların sohbeti olunca...



Hayyam abi ve Yusuf Gürbüz...




Biz ana arı üretmeyi öğrenmek istiyoruz demiştik...

Bunun için gerekli olan malzemelerin listesini araştırıp duruyorduk.

Ancak dostlar dedi ki ne listesi size malzemelerin tamamı feda olsun.

Arabanın her tarafında ana arı üretme malzemeleri dolu halde vadiye gelinmiş.

"Ürettiğiniz analar Türk arıcılığına hizmet etsin yeter..."


Ana arı üretme malzemeleri gelmesi yetmezmiş.

"Buyurun size saf anaç koloni anaları..."

Yusuf abi bu anaları görünce nasıl da gülüyor.


Kahvedeki sohbet süper de daha işimiz çok.

Sabah arılığa gittiğimizde beklediğimiz bir manzara...

Arı kuşları vadiye gelmiş.

İnternetten takip ediyorlar muhtemel.

Biz dedik yanlış yerdesiniz biraz aşağıda Bünyamin abinin arılar var oraya gidiniz.

Zaten sonradan öğrendik bize de köyün aşağısında arıları olan Muhterem ve Metin abiler göndermiş.

Misafire nehir kuzusu da kesmeden olmaz.

Bakalım fazla balıkçılık macerasına dalmadan geçebilirsek.

Arıcılık öncesi en büyük tutkularımızdan olan balıkçılık küllendi ama eski göz ağrısı yine...


Nehirde Erol abi ile yapılan nehir kuzusu kesme işlemleri sonrası arılığa dönüyoruz.

Hayyam abinin getirdiği saf anaların yeni kolonilere verilme ve dağa gitme öncesi hazırlıklar geri planda yapılıyor.


Vadi iyice yeşillendi ama hava sabah yine kapalı...


Şimdi bu renklere arılar daha çok ilgi gösteriyorlar.

Kutular dolacak, analar yetişecek..



Ustamın yanına gelmişim, körüğü kimseye bırakmam diyen Hayyam abi yine tam teçhizatlı...


Egehan nehir kuzularının ilgiye muhtaç olduklarını iyi biliyor...

Derken artık diğer kuzu işini halletmek lazım.

Sürüden kuzu almak haaaaa...

Ya kardeşim sürü sahibi verdikten sonra sana ne oluyor!

Hem biz kuzuyu bilimsel inceleme amaçlı aldık.

Öğlen yemeği Metin ve Muhterem abinin arılığında icra edilecekti.

Onlarında nehir kuzusu projesi tamamlanmış...

Daha ne olsun.....

Bambu kulübede arı dostları ve sohbet...

Ekibin bir bölümü yeni çiftleşip, yumurtlayan dağ güzelinin kızlarını kontrol ediyor, bir bölümü sohbet ediyor ve tabi ki yemek hazırlıkları yapılıyor. Ancak bu evsahipliği işini çok güzel icra eden Metin ve Muhterem abi ile arkadaşlarına teşekkürler ediyoruz.

Kesilmiş nehir kuzuları...

Önce ben bir tadayım bana bir şey olmazsa siz yersiniz...

Metin abinin yaptığı sepetin dik mi yatık mı duracağı konusunda ayaküstü konulu bir Msn toplantısı yapılıyor.

Metin abi Artvinli bu arada...

Özet olarak Birol abi noktayı koyuyor.

"Metin abi, bu sepet Samsun'a kadar dik durur ama sizin oralara yaklaştıkça yan yatar."

Diğer kuzu işlemleri için mangal yakılıyor ve öncelikle aparatifler pişiriliyor.

Bambu restorant ve tüm dostlar yemekte..

Bir bu kadar ekipte hazırlıklarla ilgileniyor.

Bu kadar yedikten sonra arılara bakım yapmak nasıl olacak acaba?

Mecbur yapacağız artık...

İşte benim ahşap çiftleştirme kutusunda yeni çıkmış bir dağ güzeli kızı.

Çay molası.. Sanki çok çalıştık bir de mola veriyoruz.

Birol abinin çiftleştirme kutularına verilmek üzere yeni çıkmış dağ güzelleri kafeslerde bekliyordu. Bu yüzden hemen çerçevelere eski kabarmış peteklerden takıldı.

Erol abi ile Birol abi güzelce hazırladılar petekleri...

Köşede oturan arkadaş haydi yeter gel bakalım körük sıkmaya...


İşte yavru düzeni güzel bir çerçeve. Ama kemerdeki balı tüketip buraya da yavruyu döşemiş.

Gerçekten artık zevk vermeye başlıyor koloni kontrolleri...

Misafirimizi o kadar çok çalıştırdı ki ustası, dedi ben kaçıyorum...

Sabah bizden erken geldi, akşam bizi arıyor..

"Ben vardım."

Biz hala yoldayız...

Birol abinin çiftleştirme kutuları da arılıkta yerini aldı.