Arıcılık maalesef tedavisi olmayan bir hastalıktır ve bulaşıcıdır.
Arıcılık ile amatörce veya profesyonelce uğraşan , merak eden veya uğraşmak isteyen herkesi ; bildiklerini paylaşmaya davet ediyoruz.
Sizin uyguladığınız ve size normal gelen bir uygulama başkaları için gerçekten çok ilginç ve bilinmeyen olabilir.
Konseptimiz çok basit... Bildiğini saklama ve Türk arıcılığına dolayısı ile vatanına hizmet et...
E-mail & Msn : halilbilen2@hotmail.com
Yayınlanmak üzere arılık / arıcılık fotoğraflarınızı gönderebilirsiniz.
Sarıcakaya'ya daha yakın bir yerde arıları olan ve dağ yoluna giderken yakınından geçtiğimiz ve bizim ekipten olan Bünyamin abiyi yolda otostop yaparken gördük. Mecburen aldık artık...
Abi dağda ana arı memesi yok ona göre dedim ama yine de geldi...
Ekip tam oldu şimdi...
Ormanın içini katederek köye ulaştık.
Hazırlıklar yapılıyor. Aşağıda vadide hava kapalı iken bu sefer dağda günlük güneşlik...
Yusuf abi kayıt aldığı klasörünü aşağıda unutmuş. Ortalığı dağıtıyor.
İllaki kayıt sistemi olacak.
Kağıt havluya yaz ne olacak.
Evet bahçeye girdik.
Magazinci arıcılar ve arka planda kutular.
Mustafa dedenin ardıç ağacının talaşları ile körük yakmak bir zevk...
Evet anayı bulalım, çiftleşmiş ve yumurtlamış.
"İşte burada"
Yaz kağıt havluya...
Eğer kutunun 2 gözündeki ana da yumurtladı ise, kutu aşağıya indiriliyor. Eğer bir gözdeki yumurtladı ise, ana anaarı nakil kafeslerine alınıyor.
Çünkü analar yola çıkacaklar.
Elma ağacı yeni açmış. 2. tur götürdüğümüz kutuları da kontrol ettik.
İşte dağ güzeli ana...
Bilimsel araştırma yapan ekipler bile bu kadar kadro ile çalışamazken, magazincilerin maşallahı var. Mustafa Dedeye de bir türlü maske giydiremiyoruz.
İşinize bakın siz diyor.
Yusuf abi ne oldu?
"Arı mı soktu?"
Hemde sol gözden...
Hani sakindi bu arı derseniz.
Dedenin arıları değil, kutuda bakıcılık yapan işçiler buraya uyum sağlayamamışlar, ya da ekip liderini çok özlemişler.
İşte dağ macerası ekibi...
Bu fotoğrafları en çok nine merak ediyor.
Bakalım bir formül bulacağız seyrettirmek için.
Bünyamin abi usul usul arkamdan konuşarak geliyor.
"Memeyi ne yapacam kutuyu komple götürüyorum."
Ayrılış öncesi ekip ve Mustafa Dede.
Haftaya dededen alınan koloni yerine, 2 adet bu yeni analarla hazırlanmış koloni verilecek. Koloniler vadide hazırlanmıştı daha önceden ve analar verildi.
Gülmek için bu hafta Yusuf abi iyi performans gösteriyor.
Arıdan acaip korkan birini sol gözden arı sokunca nasıl muhabbet olmaz ki...
Köyden çıkışta platonun en zirve bölümünde mola verildi.
Bünyamin abi ve Egehan...
Tekrar Mayıslar kahvede mola...
Dağ güzeli ana arılarını bir çok arkadaşımız yetiştirdi. Bir çoğu çıktı ve ilk partiler yumurtlayama başladı. Genel görüntülerini incelediğimizde çok rahat görüntü olarak ayırt edilebiliyor.
Ancak bundan sonra performansları analizlerle takip edilecek.
Yapılan çalışmaların karşılığının alacağı düşüncesiyle, magazincileri izlemeye devam edin diyoruz.
Çok özel misafirlerimiz olduğundan, güzel bir macera olacak gibi duruyordu.
Yakın geçmişte internette aktif olarak yer aldığımızın ilk zamanlarında Büyükşef'e zaman zaman yaptığımız bu paylaşımların sonucunun ne olacağını soruyordum.
Büyükşef ise her zaman sağduyusu ile merak etme diye başlayıp, bir çok konudan bahsederdi ve bu bahsettiği şeyler birer birer gerçekleştiğini görmek gerçekten çok sevindirici.
Gelelim vadi günlüğüne...
Biz bugün gelecek özel misafir ile birlikte biraz uzaktaki arı dostlarına da olta atmıştık.
Hatta gelirlerse kuzu bile kesileceğini söylemiştik.
Mangal zaten bizim için nefes almak kadar doğal bir olgu...
Kuzu keseriz dedik mi keseriz.
İleri de kesilen kuzu görüntülerini izleyebilirsiniz.
Tost isteyene tost bulmak gerçekten çok zor ama kuzu en kolay iş...
Yeter bu kadar giriş gelelim hikayeye...
Bugün ekip kalabalık olduğundan ve projenin dağ bölümüde gerçekleşeceğinden Erol abinin minibüsü devrede...
Sabah yine aynı saate maceraya başlıyoruz. Misafirleri duyan Egehan bu sefer atladı nihayet.
"Ben de vadi ekibine girmek istiyorum."
Gürbüz abi kayıt kabul işlemlerini yaptı ve vadi ekibine kabul edildi.
Birol abinin Tandır köyünde bulunan ve karlı arı taşıma maceralarının geçtiği arılığından malzeme almak üzere uğradık. Sis ve acaip nemli bir sabah...
Ama bu kadar güleceğimizi bilseydik...
Az kabarmış peteklerin vadiye inmesi gerekiyor artık. O yüzden daha önce hazırladığı ilaveler ekibimiz tarafından arabaya bir hayli mesafaden taşınacak. Zaten bomboş ilaveler ne var ki taşımaya...
İlk önce ben ve Gürbüz abi hemen 1 ilave kapıp sisin derinliklerine doğru yola çıktık.
Ancak biz tam arabanın yanına ulaştığımızda arka tarafta bir gürültü koptu, ardından kahkahalar ve Egehan biraz geç te olsa çekimde...
Arada idman yapmak gerekiyor, Birol abi ile ben habire kovan taşıdığımızdan idmanlıyız ama hep ben ekip lideriyim diyenler bir boş ilaveyi taşıyamıyor.
Eğer düşüş 5 metre daha aşağıda gerçekleşse kuyu kebabı... Haydi yeter bu kadar gülmek ve vadiye inelim.
Biz Eskişehir'den, Bünyamin abi Mahmudiye'den vadiye doğru iniyoruz.
Hava kapalı sabah saatlerinde...
Biz Tandır'a girdiğimizden Bünyamin abi bizi geçti ve Mayıslar kahvede beklerken birisi ile tanışmış.
Sanki biz de bir yerden tanıyoruz ama bu kadar çabuk gelmiş olamaz.
Biz Eskişehir'den gelemedik, Ankara'dan gelmiş vadiye...
Evet Hayyam abi vadide...
Kuzu kesmezseniz gelmeyiz diyenler, Mayıslarda kahvede çay içmenin ve sohbet etmenin güzelliğini hiç bir şeye değişmeyiz.
Hele dostların sohbeti olunca...
Hayyam abi ve Yusuf Gürbüz...
Biz ana arı üretmeyi öğrenmek istiyoruz demiştik...
Bunun için gerekli olan malzemelerin listesini araştırıp duruyorduk.
Ancak dostlar dedi ki ne listesi size malzemelerin tamamı feda olsun.
Arabanın her tarafında ana arı üretme malzemeleri dolu halde vadiye gelinmiş.
"Ürettiğiniz analar Türk arıcılığına hizmet etsin yeter..."
Ana arı üretme malzemeleri gelmesi yetmezmiş.
"Buyurun size saf anaç koloni anaları..."
Yusuf abi bu anaları görünce nasıl da gülüyor.
Kahvedeki sohbet süper de daha işimiz çok.
Sabah arılığa gittiğimizde beklediğimiz bir manzara...
Arı kuşları vadiye gelmiş.
İnternetten takip ediyorlar muhtemel.
Biz dedik yanlış yerdesiniz biraz aşağıda Bünyamin abinin arılar var oraya gidiniz.
Zaten sonradan öğrendik bize de köyün aşağısında arıları olan Muhterem ve Metin abiler göndermiş.
Misafire nehir kuzusu da kesmeden olmaz.
Bakalım fazla balıkçılık macerasına dalmadan geçebilirsek.
Arıcılık öncesi en büyük tutkularımızdan olan balıkçılık küllendi ama eski göz ağrısı yine...
Nehirde Erol abi ile yapılan nehir kuzusu kesme işlemleri sonrası arılığa dönüyoruz.
Hayyam abinin getirdiği saf anaların yeni kolonilere verilme ve dağa gitme öncesi hazırlıklar geri planda yapılıyor.
Vadi iyice yeşillendi ama hava sabah yine kapalı...
Şimdi bu renklere arılar daha çok ilgi gösteriyorlar.
Kutular dolacak, analar yetişecek..
Ustamın yanına gelmişim, körüğü kimseye bırakmam diyen Hayyam abi yine tam teçhizatlı...
Egehan nehir kuzularının ilgiye muhtaç olduklarını iyi biliyor...
Derken artık diğer kuzu işini halletmek lazım.
Sürüden kuzu almak haaaaa...
Ya kardeşim sürü sahibi verdikten sonra sana ne oluyor!
Hem biz kuzuyu bilimsel inceleme amaçlı aldık.
Öğlen yemeği Metin ve Muhterem abinin arılığında icra edilecekti.
Onlarında nehir kuzusu projesi tamamlanmış...
Daha ne olsun.....
Bambu kulübede arı dostları ve sohbet...
Ekibin bir bölümü yeni çiftleşip, yumurtlayan dağ güzelinin kızlarını kontrol ediyor, bir bölümü sohbet ediyor ve tabi ki yemek hazırlıkları yapılıyor. Ancak bu evsahipliği işini çok güzel icra eden Metin ve Muhterem abi ile arkadaşlarına teşekkürler ediyoruz.
Kesilmiş nehir kuzuları...
Önce ben bir tadayım bana bir şey olmazsa siz yersiniz...
Metin abinin yaptığı sepetin dik mi yatık mı duracağı konusunda ayaküstü konulu bir Msn toplantısı yapılıyor.
Metin abi Artvinli bu arada...
Özet olarak Birol abi noktayı koyuyor.
"Metin abi, bu sepet Samsun'a kadar dik durur ama sizin oralara yaklaştıkça yan yatar."
Diğer kuzu işlemleri için mangal yakılıyor ve öncelikle aparatifler pişiriliyor.Bambu restorant ve tüm dostlar yemekte..
Bir bu kadar ekipte hazırlıklarla ilgileniyor.
Bu kadar yedikten sonra arılara bakım yapmak nasıl olacak acaba?
Mecbur yapacağız artık...
İşte benim ahşap çiftleştirme kutusunda yeni çıkmış bir dağ güzeli kızı.
Çay molası.. Sanki çok çalıştık bir de mola veriyoruz.
Birol abinin çiftleştirme kutularına verilmek üzere yeni çıkmış dağ güzelleri kafeslerde bekliyordu. Bu yüzden hemen çerçevelere eski kabarmış peteklerden takıldı.
Erol abi ile Birol abi güzelce hazırladılar petekleri...
Köşede oturan arkadaş haydi yeter gel bakalım körük sıkmaya...
İşte yavru düzeni güzel bir çerçeve. Ama kemerdeki balı tüketip buraya da yavruyu döşemiş.
Gerçekten artık zevk vermeye başlıyor koloni kontrolleri...
Misafirimizi o kadar çok çalıştırdı ki ustası, dedi ben kaçıyorum...
Sabah bizden erken geldi, akşam bizi arıyor..
"Ben vardım."
Biz hala yoldayız...
Birol abinin çiftleştirme kutuları da arılıkta yerini aldı.
Vadi özetinin bugün sadece öğleden sonraki bölümü ile karşınızdayız.
23 Nisan şenlikleri dolayısı ile Kardelen Hanımın gösterilerini izledikten sonra vadiye gittik.
Ekip sabah aynı saatte vadiye gittiler ve ben otobüslerle gitmeyi planlar iken 2 otostop ile arıların bulunduğu bölgede çok yakın bir yere ulaştım.
Bizim ekipte beni almak üzere Mayıslar kahveye doğru yola çıkmışlar ve yolda karşılaştık.
Kardelen hanım için bu tür danslar, 3 yıllık bale eğitimi sonrası kolay geliyor. Vadiye vardığımızda hemen öğle yemeği faslı başladı. Macera uzun olunca, özeti de uzun oluyor.
Yemeğin üstüne cila olarak genellikle bal yeniliyor.
Ancak bazen ayarı kaçıranlarda oluyor.
Hüsnü abi yeni vadi aktörlerinden...
Dağ güzelinden larva transferi yapıldı getirdiği kovana geçtiğimiz günlerde.. Bir hayli de tutmuştu. Ancak bana 10 tane yeter deyince fazlalar yerlerini hemen buluyor.
Memeleri götürme öncesi hazırlıklar yapılıyor.
Çerçevedeki tutucularda olduğundan memeler nakilleri de çok kolay.
Daha sonra Gürbüz abinin arılığına gittik. Hüsnü abi de Gürbüz abinin fazla kovanlarından meme vereceği arıları bölmek üzere aldı. Toros her derde deva...Gürbüz abinin arılarının olduğu yer iyice kamufle olmuş.
Birol abinin de elinde her zaman taşıyacak bir şeyler oluyor. Şimdi de Gürbüz abinin çiftleştirme kutularını depodan çıkardık.
Önceki yıllara ait çiftleştirme kutularının çerçeveleri, güçlü kolonilere verilerek ana arıların yumurtlanması sağlanmış.
Saf Kafkas bir ana kutulama işlemi...
Eldivensiz olanlar anayı yakalar bizim ekipte...
Anayı yakalamakla kalmaz bir de cepte gezdirilir...
Kısa bir süre sonra koloniye verilecek olmasına rağmen yine de Sıfırcı Mahmut hoca işçi arılardan da kafese koyuyor.
Gürbüz abinin çiftleştirme kutularına kekleri dolduruldu. Daha sonra meşhur bidonla arılar silkelendi. Bidon tekniği gerçekten iyi iş görüyor. Diğer bir koloni...
Arılardan az farklı bir yerde.
Bu koloniye bir meme verilmiş daha önce...
Henüz çıkmamış memeden yeni ana arı. Daha sonra Kasım amcanın arılığına geçildi. Bu yazıları yazarken, Kasım amcanın göbekli marullarından tuzlayıp yemeden olmuyor. Zihin açıyor vallah süper.
Allah razı olsun... (Çerkez parası)
Kasım amcanın arısını 2'ye bölmüştük geçen hafta.
Kovanların başına geldik ve dışarıdan memeliyi tahmin etmeye çalıştık, çünkü anayı geçen hafta görememiştik.
Karar verildi ve açıldı ilk koloni...
Tam isabet...
Buraya gelmekte ki amacımız, memeli koloniyi bir kez daha bölmekti.
Bunu da başardık.
Anayı da diğer kolonide bulduk. Zaten bulmak zorundaydık, çünkü yeni oluşturduğumuz koloniye takviyeyi bu koloniden verecektik.Yeni koloni oluşturuldu. Diğer analı koloniden arı silkelendi ve işlem tamam... Yeni oluşturulan koloninin son hali...
Uzun zamandır takip ettiğimiz ve özenle yayınlamaktan çekindiğimiz şeritler artık zaman zaman resimlerde gözüküyor.
Etkisi konusunda şu an bir şey söyleyemeyiz, ancak ergin varroaya ve varroa hasarlı arıya rastlamıyoruz. Kasım amcanın olay bitti. Artık 3 kolonisi var.
Bir denetlemeye daha gittik bugün.
"Metin ve Muhterem abilerin arılığı emir ve görüşlerinize hazırdır."
Kulubenin arkasında yerde duran bir sepet görülüyor. Bu sepetin doldurulma talimatını verdik bakalım takip edeceğiz.
Bambu çubuklar bu arılıkta dikkat çekici düzeyde. Kulübeleri de bambu çubuklarından yapılmış.
Bu resimdeki çubukta ise bir ip bağlanmış ve diğer uçtaki çubuğa kadar uzatılmış.
Sebebi ise yeni koyulan kovanların sırada düzgün durmaları için.
Bende de simetri hastalığı vardır ama buna şapka çıkartılır.
Yusuf abinin notunun kıt yani Mahmut hoca olduğunu bile bile yeni çıkan Karniyol ve Dağ güzeli kızlarını kontrol ettiriyorlar.
Yusuf abi kapağı altına alıp, oturduğu zaman korkacaksın...
Çiftleşmiş genç bir ana...
Henüz yumurtlamamışlar.
Bizim dağdakiler noldu acaba?
Cumartesiye ne kaldı şurada.
Cumartesi şenlik var şenlik...
Nihayet saat 15:00 oldu ve arılarımıza bakacağız.
Geçtiğimiz hafta bir kolonimizde yalancı ana şüphesi oluşmuştu bizlerde.
Hemen müdahale timi devreye girdi.
Ancak müdahaleyi gören koloni hemen şımarmış ve dalakları sallamış.
4 çerçeve sımsıkı arısı olan bu kolonideki bozuk düzenli yavrulu çerçeveler, diğer güçlü kolonilerden düzgün yavrulu 2 çerçeve ile değiştirildi.
Dolayısı ile 2 düzgün yavrulu çerçeve ve 2 ballı duvarlı oldu.
Arıların tamamını kovanın önüne silkeledik. Evet hemen önüne...
Daha sonra yumurtlayan bir anayı kafeste verdik ve hafifçe şerbet püskürtüp kapamıştık.
Bu durum karşısında bugün ilk iş bu koloniye bakmak oldu.
Anayı çıkarmışlar...
Kafesin altına bile dalak sallamışlar. Ana arı yumurta düzenini sağlamış ve her şey yolunda... Bünyamin abi bugün yine bizi ziyarete geldi.
Bende uzaktan seslendim abi günün esprisini istermisin diye...
Neymiş demeye kalmadan...
"Abi yine meme mi lazım?"
Bugün misafir de getirdi yanında. Bizde misafiri çalıştırmak farz. Çayı misafir demledi biz içtik.
Bu arada Bünyamin abi göbekliler nasılmış?
Unutmadan, arılıktan ayrılırken elinde yine bir meme görüldüğü rivayetleri dolanıyor ama ben uzaktan tam göremedim.
Öğlen beni karşıladıklarında Mayıslarda çayları ben söyleyecektim.
Ancak burayı pas geçip, yolda karşılaşınca planları bozuldu.
Haydi bakalım çek cezanı akşam çayları senden dediler.
Öğlen yırttık ya önemli değil.
Bu kadar yazı yazmaya uğraşacağıma aslında daha kolay bir yol vardı aklıma yeni geldi.
Yusuf abi nasılsa bir sürü fotoğraf çekti ve haberlerini yayınlayacak. Bende onun yayınladığının özetini alıverirdim.
Ama magazincilik ruhu bu işte... Özet derken tamamını anlatıveriyoruz.
Aslında bugüne kadar arıcılık dendiğinde akla gelmeyen ve arıcılık imkanları gerçekten çok kısıtlı güzel bir İç Anadolu şehri...
Ancak artık Eskişehir dendiğinde konu ile ilgili bir çok kişinin aklında bir yer ediniyor.
Sabah saat 08:15
Toplantı yeri: Sarıcakaya İlçesi Mayıslar Köyü ünlü bir kahve... Ahmet'in yeri...
Her geçen gün toplantıya katılım artıyor.
Kısacası sabah sabah herkes MSN'yi açıyor. Magazin konuları konuşulduğundan çok katılımcı toplanıyor.
Sabah kahvaltımızı bu kahvede yapıyoruz. Cumartesi sabahı ancak 7 kişi toplayabildik.
2 kişide daha önceden arılığa gittiler.
Yine bir sürü malzeme götürdük. Yusuf abi getirdiklerinin listesini yapmış...
69 kılavuz petek, 70 tane az kabartılmış petek,80 tane kemeri ballı,55 tane ölen arıların petekleri...
İşte böyle. Her türlü envanter kayıt altında...
Geçtiğimiz günlerde dağa çıktığımızda Mustafa dedenin bir çuvalındaki talaş dikkatimizi çekmişti.
Talaş, ardıç ağacının talaşı idi.
Hemen çuvaldaki talaşlar yeni çuvala aktarılmıştı. Vadide işe yarıyor. Arılar sakinleştiler iyice bu dumanı yiyince...
Tutuşturma işi ise, kırpılmış kağıtlardan...
Geçtiğimiz hafta dağa çiftleşmeye götürdüğümüz dağ güzelinin kızlarının bulunduğu kutuları ayarladıktan sonra, kalan kutulardaki durumları iyice toparlayamamıştık. Bugün güzelce ayarlamaları yaptık.
Çiçekler bile hangi renk açacaklarını biliyorlar...
Bu arada Muhterem ve Metin abiler larva transferi yapmışlardı geçtiğimiz günlerde ve analar çıkmış. Muhterem abi yeni çıkan ana arılar için bir sıfat bulmuş;
"Abaza kızları gibi incecik belli..."
Ama Birol abi aman abi yapma iş çıkarma bize diyor...
Yine kapalı meme taşıma işi Birol ağabeye düştü...
Her iki bölmeye birer dağ güzeli memesi.. Bunlar Dağ Güzeli Vadi F-1 olacak...
İş bugün az nasılsa bakarız arılara deyip, içtik nescafeleri hep lay lay lom...
Ancak gece eve geldiğimizde saat 23:50 idi...
Yerli arı davranışlarından Yusuf abi hep bahsederdi..
Kafaya devekuşu gibi gömüyor gözün içine, o yüzden kolay kolay göremiyoruz diye..
Dün bu enstantane gerçekleşti.
Normal gözü kontrol etme davranışından çok farklı neredeyse gömülüyor gözün içine...
İşçilerde tepesine çıkıyor. Bul bulabilirsen...
Misafirlerimiz yine Yusuf abiyi dinlerken biz Birol abi ile arılara bakıyorduk.
Bana usulca seslendi .
"Abi bak bak magazine bak. Toplamış ekibi yine"
Evet buyurun larva transferine...
Birol abi daha önceden hazırladığımız çerçeveyi alıp geliyor...
Yaptığımız dağ güzeli anaç koloninin yumurta performansı grafiklerinde 4 kat atamayacağız gibi duruyor. Ancak 3 kat gerekiyor.
Bu arada Yusuf abinin katları yetmiyor...
Bu arada unutmadan ekibin magazin sorumluluğunu üzerimden atıyorum. Çünkü artık ekipte bir de "Sony" marka profesyonel bir makine var...
Ayarlarını bir becerebilse çekecek te...
Bakalım nasıl olmuş göreceğiz çekimleri...
İşte dağ güzeli larva transferine hazırlanan çerçevenin durumu...
Artık hava şartları düzeldiğinden daha kolay oluyor açık havada... Ama öğrenemiyoruz işte bir türlü...
Bilimsel olarak anlatmadan olmuyor. Yusuf abi bilimsel olarak yapmıyor ve geleneksel ana arı yetiştiricisi olduğundan ondan öğrenmek istemiyoruz...
Bu dağ güzelinde gözlemlediğimiz bir davranışta, bal kemerini çerçevenin yanlarından aşağıya kadar uzatması... Ay biçiminde kemer yapma davranışı var... İleriki günlerde daha da ayrıntılı gözlemleyebileceğiz.
Birol abilerin yaptığı transferler 23 Nisan günü çıkacak şekilde görülüyor. Ancak ne olur ne olmaz kafesleme işlemi yapıldı. Bu arada 2. turdan kalan 3 tane ağzı açık memeyi de bir güzel kafeslemiştik. Çabuk uyandık ve hemen çıkardık...
Bünyamin abi diyor ki!
"Her seferinde bir şey götürürken resmim var benim.."
Şimdi abi elindeki nedir senin?
Yine bir dağ güzeli kapalı memesi...
Bir arısı artık böl beni nolur böl diye yalvarmaya başlamış ve meme lazımmış...
Kapalı meme nakil aracı...
Boş bir bardak içerisine, peçetelerden yuva yapılıyor ve içerisine meme dik olarak konuluyor.
Hiç bir zaman unutmayınız. Kapalı memeler yan veya ters olarak taşınmamalıdır.
Fazlalıkları toplamak ve geri getirme zamanıdır.
Bir hayli toparlandık... Ancak gündüz yediğimiz hurmalar, akşam üstü bizleri tırmalar...
Sadece arılarımız ve yedek kovanlarımız kaldı vadide...Gece benim depoya attık malzemeleri ama dibimiz çıktı...
Pazar günü bunların toparlanması işleri var...
Vadiden aktaracaklarımız şimdilik bu kadar..
Bu arada Ankara bölgesinden gelen haberlere göre, çiftleştirme kutularımız alınmış...
Bu strafor çiftleştirme kutularının boyanması uzun ömürlü olmalarını sağlıyormuş.
Dün talimatı verdik Ankara'ya...
"Tiz o çiftleştirme kutuları boyana....."
Haftaya çekeriz cezamızı ne yapalım...
Haftaya Ankara'nın yıllık denetleme ve kontrollerine tabi tutulacağız....
"Arılar geliştikçe basın işleri aksıyor. İstediğimiz fotoları bulamıyoruz"
"Her anı nasıl fotoğraflayalım ki."
Pillerin evde kaldığını söyleyemem ki!
Yusuf abinin çiftleştirme kutularından geçtiğimiz yıla ait analar toparlanarak, yerlerine yeni memeler verilmişti. Bu toplanan anaları, yıllık arıcılık zekatı olarak bizlere dağıtıyor. Ben de hazır yumurtlayana anayı bulunca, kendimde bulunan ahşap küçük kutulara 2 çerçeve arı silkeleyip kafeste anayı vermiştim.
Anayı çıkarmışlar ama işi abartmışlar. Küçük çıtalarda kabarmış petekler olduğundan, keki yiyen hemen dalağı asmış kafesin altına. Ana da bir güzel yumurtlamış.
Çiçeklenme her geçen gün değişiyor.
Arılarımızda güçleniyor.
Birol abi istediği kadar memeyi görünce sevinmiş görünüyor. Tutmayanlara tekrar işlem yapıldı.Geçtiğimiz hafta memeleri fazla fazla çiftleştirme kutularına dağıtmıştık.
Ancak ana çıkış tarihleri itibarıyla kritik bir durum vardı. Biz arıların başına gidemeden analar çıkacaktı. Bu durumda bu kafesler gerçekten çok güzel iş yapıyorlar.
2 memeden bir tanesi kutu içersine doğmuş, diğeri kafeste bizi bekliyor. O anayı da hemen uygun bir kutuya veriliyor.
Yine nereye?
Abi dağa dağa?
2. tur çıkan anaları da doğal ortamında çiftleştirmek için yine dağa yolculuk vardı.
Yolumuzun üzerinde arılığı bulunan Mahmudiyeli Bünyamin abinin arılığını kontrol ettik.
Kendisi rahat rahat uyusun biz bakarız.
Kutuları Mustafa dedenin bahçeye dağıttık. Geçen hafta götürdüğümüz 1. tur anaları kontrol ettik. Her şey yolunda.
Mustafa dede 3 kişi arayıpta bulamadığımız ana için bu gördüğünüz mesafeden dedi ki!
"Arkaya geçiyor."
Bu yaşta ne diyelim.
Mustafa dedenin kendi arılarının ilk aktarımları ile bakımlarını geçen hafta yapmıştık. Bu hafta ise, kolonilerin bal stoklarını tamamlamak gerekiyordu.
Doğal peteklerden faydalandık ve basınçlı püskürtmelerle işlem halledildi.
Bu kutuların herbirinde 2 adet dağ güzeli kızı var ve ormandaki arıların genç yağız delikanlıları ile buluşmayı bekliyorlar.
Bu aana arıların tüm tahsisleri yapılmış olup; hiç iç geçirmeyiniz.
Ana arı tahsisleri bilimsel olarak yapılmıştır.
Dağdan inerken, telefon çaldı. Bünyamin abi arıyor.
Siz buradan geçmişsiniz. Dönüşte uğrayın bakalım.
Nerden anladıysa.
Geçtiğimiz hafta kucağında taşıdığı ruşetteki memeyi görmek gerekiyormuş.
"Aç bakalım abi nasıl duruyor."
Bu arada akıllandık hepimiz maskeliyiz.
Güçlü sayılabilecek ruşette bir dağ güzeli doğmayı bekliyor.
Çadırın önünde kısa süren bir sohbet ve ayrıldık. Yapılacak bir sürü iş var ve bulutlar Sarıcakaya üzerinden geliyor..
Yine bizim arıların olduğu yerde bulunan ve dağdaki Mustafa dedenin kardeşi Kasım amcanın arılarından bir tanesinin bölme işi vardı.
Ama gece eve gelince göbekli marulları güzelce yıkayıp, tuzla tuzla ye...
Kasım amca sağolsun, çok güzel yetiştirmiş.
Bölünen kovanın görüntüsü.
Birol abi diyor ki!
"Abi biz bu kovanaları fazla düzeltmesek iyi olur. Çünkü bu tür kovanlarda vadide çok erken erkekler oluyor."
Orası da doğru ama zaten bu kovana fazla müdahale edemedik.
Arıları düzenlerken bizler en dışlara duvar dediğimiz ballı polenli çerçeveleri veriyoruz. Ancak bu koloni otomatik yapmış bu duvarı..
Tabi ki diğer tüm çerçeveler diğer tarafa doğru şişmiş.
Bunun sebebi ise, kovan yana yatık duruyordu.
Yeni ördüğü petekleri düzenlemeye çalıştık ama ne kadar olursa...
Yerli arılar bu şekilde kadroyu arttırıyorlar. Engebeli yerde çalışmak zor olduğundan, kolonileri aşağıda böldük. Anayı bulamadık ki kadrosu süperdi koloninin, bu yüzden denk gelmedi.
Her iki koloni yeni yerlerine ortalanarak konuldu.
Marul var marul buyurun.
Akşamüstü hala transfer dedikoduları devam ediyordu. Bana ana arı üretmeyi başkaları öğrettiği için beni arabaya almıyorlar.
Kimden öğrendiysen, git o anlatsın diyorlar.
Öğreneceğim görün bakın öğreneceğim bende...
Bu arada yakında vadide çok özel misafirler olacak. Çok güzel etkinlikler olacak.
Arılar şu anda vadide ama yakında döndüğümüzde yerlerinin hazır olması gerekiyor.
Yerlerini de değiştireceğimizden bugün planladığımız bir hayli iş vardı.
Ancak geçtiğimiz hafta arıcılık kursunu bitiren kursiyerlerden bazıları, arılık yeri hazırlama uygulamasını görmek istediler.
Öncelikle Bilecik'ten gelen sehpaların ayaklarının boyutları ayarlanacak. Çünkü orada meyilli bir arazide olduklarından, farklılıklar mevcuttu. Bu durumda uzun ayaklar kesilmeliydi.
Öncelikle bunları halletmek gerekmesine rağmen, kursiyerler tutturdu. Arılara sehpalardan önce, oturmaya ahşap koltuk ve masa yapılmalıymış.
Buyurun yapın bakalım.
Diğer bir iş ise, aldığımız soğan, maydanoz ve roka tohumlarının toprakla buluşması için, bir miktar yer bellenmeliydi. Zaten bu arıcılıkta olmazsa olmaz işlerden.
Diğer kursiyere de bu uygulamada şans verildi.
Bu işlere alışkın olmadıklarından, bel ağrısı söylemleri hiç çekilmiyor.
Bu gece yattıkları yerleri beğenirler.
Biraz da istirahat etmeliler tabi ki.
Mangalsız olmaz haliyle.
Biz de hazırlanan ahşap koltuklarda ve masada güzelce karnımızı doyurduk.
Ben arkadaşlara nasıl yapıldığını göstermekten sadece, tel örgünün işini ancak bitirebildim.
Ancak ilk sınavı geçtiler. Bir de gece vakti arı indirmeyi öğrenmek istiyorlarmış.
Yakında bekleyin, o uygulamayı da görürsünüz.
Yorulduk ama arılığın işi bitti. İstediğimiz gibi oldu.
Gerçi bu kez biz yükleyip, boşaltmayacağız ama artık yeter demekten kendimizi alamıyoruz.
Hava ısınınca su ihtiyacımız arttığından bidonlar yerlerini aldılar.
Dağa gidecek kutulardaki erkek arılar temizleniyor ve kontrolleri yapılıyor. Yusuf abiden bir ana hazırlandı. Dağa giderken yolumuzun üzerinde olan Mahmudiyeli Bünyamin abiye götürülecek.
Karniyolun biri daha yollara düştü.
Ve vardık Bünyamin abinin arılığına...
Birol abi ile ben maskeleri arabada bıraktık.
Ancak bu arakadaşı açınca, bize müsaade demekten başka çaremiz kalmadı. Gülüyor tabi ki... Kafadan yediklerimiz sayılmaz ama yüzümüz bir hayli şifa aldı.
Dağdan dönüşte Sarıcakaya'da bir cafede çay molası verildi. Zaten Bünyamin abi çevrimiçiydi onu da aldık hemen MSN salkımına...
Birisi daha çevrimiçi oldu. Bilecik'ten Arif Uysal'da salkımda.
Dağ güzelinden üretilen anaların yine aynı bölgede çiftleşmesi için çiftleştirme kutuları dağa çıkarıldı.
1. tur anaların çok özel sahipleri var. Hatta bazıları kendilerini bilmiyor bile...
Bu kutuları bahçeye dizerken, yan komşularda bakıyorlardı. Çok ilginç bir konuşmaya da şahit oldum.
"Ziraatçiler gelmiş, bak küçük şeyleri diziyorlar."
Gitmemizin diğer bir sebebi de orada kalan arıların bakımlarını yapmaktı. Standart olmayanlara işlemler yapılarak standart sağlanılmaya çalışıldı. Batı Karadeniz bölgesinden gelen talimatla, petek bağlama yöntemini geliştirdik. Peteğin altına çıta koyarak, o çıtayla birlikte ip ile bağladık.Daha sonra kek takviyesi yapıldı. İşte diğer dağ anası. Ancak bizim alıp geldiğimiz anaya ait çok özel bir hikaye dinledik. Daha da sevindik. Uygun bir zamanda yayınlarız o konuşmaya ait filmi. Gençler......
Mustafa dede ve ninemiz.
Ninemiz tecrübeli resim çekinmek konusunda, hemen dedeye de ikazlarda bulundu.
Kapının girişinde, kütük kovan vardı hatırlarsanız. Artık bizim envantere girdi.Dede haftaya yine geleceğiz diğer kutuları getirmek için, haydi bakalım bizlere müsaade...
Eskişehir'de açılan arıcılık kursunun son gecesinde yine kurstaki arkadaşları ziyarete gittik. Ayrıca bu akşam görevlendirildik. Finalde bir sunum görevi verildi.
Dolayısı ile ekibi topladık oraya. Yusuf abi hemen bilgisayara yarın vadide yapılacak işlerin planının attı ve onları incelemeye başladık.
Yarın yine dağa çıkacağız kısmetse. Bakalım haber çıkacak mı bölgeden? Eskişehir'deki kursların finalinde artık geleneksel olarak yapılan Bal/Kaymak festivali...
Afyonkarahisar yakın olunca kaymak ve kursta arıcılık olunca bal zaten var.
Ancak bal/kaymağı yemeyi bilen arkadaşlara ihtiyaç var. Ellerine yüzlerine bulaştırdılar.
Yusuf abi hemen, sohbet ortamını kurdu. Egehan'da bugün kursa katıldı.Bal/kaymak yenildikten sonra, Bursa kongredeki sunuma yaptığımız ilavelerle, arkadaşlarımıza bir başka bakış açısı yaratmaya çalıştık.İlgiyi toplayabilmek amaçlı yapılan bol fotoğraf içerikli sunumların her zaman ilgi gördüğünü artık rahatlıkla söyleyebiliriz.
Tam 2 saat süren ve zamanın nasıl geçtiğini anlamadığımız sunumda zaman zaman kahkahalara da kaptırdık kendimizi.Haftaya yeni bir ekibimiz daha var şimdiden hazırlanan. Bakalım haftaya kısmetse yine kurs maceraları devam edecek.
Eskişehir'de açılan arıcılık kursuna bizim şefte katılıyor. Ancak bugün kendisine kurstan izin aldık.
Gerçi şartlı izin sayılır. Çünkü uygulamalı arıcılık kursuna devam etti kendisi..
Kurstaki ekipten şu anda şefin yerinde olmak isteyen o kadar çok kişi var ama kendisi kadrolu sayılır. Dolayısı ile bu akşam üstü bizimle birlikte üstelik ilk kez vadiye geldi.
Akşam mesai çıkışı arılığa gelindiğinden, kostümler çok uygun. Zaten ekip şefi yeni kurallar koydu. Arılığa kravatsız gelinmeyecek. Kravatsız gelenlere ne yapılacak belli değil.
Gürbüz abi yine her zamanki gibi şıklığını koruyordu.
Yeni sezona başlıyoruz ya genel bir tekrar yapmak gerekir.
"Körük yakılacak, yak."
Dağ güzelinden yapılan transferleri kontrol ettik. Olay tamamdır. Benimde 1 koloniye verdiğim memelerin tamamı tutmuş diyemeyeceğim ama sebebini bulmak için zamanımız yoktu. Sonuçta çanaklar arı yüzü görmüş oldu. Ahmet şefin işi zor. Benim gibi birisiyle çalışmak kolaydı tabi.
Buyur notu kıt Mahmut hocaya teslim ediyorum seni.
"Bak şef, teşvik beslemesinde en önemli husus...." diye başlarsa görürsün.
Bu arada bizim vadideki arıları gören eldivenleri takıyor. Şefte nereden bulduysa hemen o da takmış.
Ne olacak yanında Mahmut hoca takınca, şefte mecburen takmış. Benim yanımda iken takmazdı.
Bu akşam yaşanan vadi macerasıda bitti.
Hafta sonuna planlar çok, ancak eğer günler 24 değil de 48 saat falan olursa işler ancak yetişir.
Arıcılık kurslarına katılan kişilerin en azından arıcılık ufuklarının açıldığına inanıyoruz ve ne kadar çok kişiye ulaşabilirsek o kadar faydalı olabileceğimize inanıyoruz. Bu kapsamda arıcılığı bulaştırmak istediğimiz arkadaşlarımızdan bir grubumuz bu hafta arıcılık kursuna başladılar.
Bu kursun verilmesi için bizlere değerli zamanından fedakarlık eden Eskişehir İli Arı Yetiştiricileri Birlik Başkanı Sn. Gürbüz Turhan'a tüm arkadaşlarımız adına şükranlarımızı sunuyoruz.
Kursiyer profilleri gereği, ileride ülkemizin her köşesine dağılacaklar ve ülkemizdeki havaya uçan nektarın toplanması için arı kolonilerini yönetecekler umudunu taşıyoruz.
Ve ekibin toplu fotoğrafı...
Ekip koordinatörü ve basın sorumlusu olmak zor iş, dolayısı ile karede bile yer alamıyoruz.
Yakın zamanda hepsini bizim arılıklarda uygulamalı eğitime tabi tutacağız. Bir sürü çırağımız olacak yakında....
Hafta içi yağmurlu olarak devam edince, Cumartesi için pek umudumuz olmasa da planlamamızı yaptık yine vadi için.
Dağ güzelinden larva tansferi hazırlıkları yapıldı ve larva transferi için misafirlerimiz vardı.
Yine aynı vadide arıları olan Muhterem ve Metin abi sabah arılarımızın olduğu yere geldiler.
Yusuf abinin gerekli olabilecek malzemelerinin bir çoğunu onlar getirdiler.
Malzemeler arabadan indiriliyor.
İşler gerçekten hızlanıyor, yapılacak planlı işlere yetişmek zorlaşıyor ve haliyle olayın magazin boyutu önemini yitiriyor.
Yusuf abinin çiftleştirme kutularını kontrol ettik ve bazı kutularda ana kayıplarına rast geldik. Ancak bu durumda yapılacak işlem zaten planlanmıştı.
Dağ güzelinden Salı günü anasız bir kovana verilen larvalı çerçevede bir sürü meme oluşmuştu.
Ana kaybeden kutulardaki memeler iptal edilerek bu kutulara dağ güzeli memeleri verildi.
Çiftleştirmeleri için yine bir dağ macerası gözüküyor bizlere...
Ancak bir memeli kovana, bir kutuya koşuşturan 2 kişiye ait görüntüler iyi ki yok. Çünkü ben ve Yusuf abi bir oraya, bir buraya koşturmaktan kilo verdik. Fotoğraf makinesi kontrol altında olunca magazine haber çıkmadı. Zaten fırsatta olmadı...
Larva transferi görüntüsü de hiç çekemedik. Çünkü habire aktarım yaptık. Haftaya salkım saçak meme üzeri arı görüntülerine hazır olmalıyız. Hem öğrenelim de güzelce sizlere de anlatırız.
Yusuf abi bir kovanını kontrol ederken bağırıyor.
"Halil gel bak gel"
"Abi hayırlı olsun dalağın olmuş!!!"
Arıların uçuş sayıları azalınca kadrolarda kayıp olmuyor ve güçlü koloniler gereğini yapıyor. Buna rağmen koloniler bu hafta da sıkışık halde bırakıldı. Haftaya bol dalaklı görüntülerle karşılaşacağımız kesin gibi...
Önümüzdeki haftanın ortalarında güneşli havanın hakim olmasıyla bahar iyice kendini hissettirecek ve inanılmaz güzel görüntülerle karşılacağız.
Çünkü bulunduğumuz bölgede toprak iyiden iyiye yağmura doydu ki hala devam ediyor yağmur.
Yusuf abi kayıtlarında geçmişe yönelik yaptığı analizlerde bu yılın verilerinin, bol ballı geçen 2002 sezonunu hatırlattığını söylüyor.
Bir taraftan mangal yakılıyor, diğer taraftan cep telefonuyla Ankara ile bilgi alışverişinde bulunuluyor.
"Helga mı dediniz duyamadım?"
Yusuf usta'dan çiftleştirme kutularına arı doldurulması dersi verildi misafirlerimize.
Haftaya dağda yine macera var bakalım maceranın ayrıntılarından neler çıkacak?
Hafta sonu emanet olarak alıp, arılığa getirdiğimiz "Dağ Güzeli" koloninin anasını görememiştik.
Ekip tarafından görevlendirme yapıldı ve bize yine vadi yolu gözüktü.
Hava kapalı sayılırdı Eskişehir'de ama vadiye giderken her zamanki sürprizler karşımıza çıktı.
Gece yağan kar ve kırağının etkisiyle çamlardan buzlar öğle saatinde bile erimemişti.
Vadiye inişe geçince de yine bulut arasına daldık. Aşağısı iyidir herhalde diyerek vadiye uzanıyoruz.
İlk yapılacak iş, koloninin anasını aramaktı. Ama ne mümkün...
Kapağı aç zırt telefon..
"Gördün mü anayı?"
Körüğü sık zırt telefon.
"Gördün mü gördün mü?"
Bir rahat verseler bakacağız da...
İşçiler üst örtü tahtasında toplandılar.
İşte merak edilen ana. Sapasağlam görevini sürdürüyor.
Peki bu ana neden merak ediliyor?
İşte dağdan getirildikten sonra bu hale getirilen kovandan çıkıp, yeni kovana aktarılınca şüpheler oluyor tabi ki...
Toplam 9 çerçeveli olarak aktarabilmiştik. Dışa verdiğimiz kemeri ballı düzgün 7. çerçevede yakaladık. Sıvamış önlü arkalı günlük yumurta ile...
Arada sırada açan güneşi gören koloniler fırlıyorlar hemen ve 10 dakika sonra polen gelişleri başlıyor.
Birol abinin koloniler güzel uçuyorlardı.
Kapatırken dağ güzelinin üst kapağını bir daha işçi arı resimlerini çektik belki bir referans verebilir diye...
Bu da Bilecik'ten gelen kolonimizin bir tanesinin anası kapı önünde bulunmuştu mevta olarak. Memeleri çevirmişlerdi ve bugün çıkmış... 2 tane düzgün çıkan meme var ama diğer anayı bulamadım. Her gün arılıkta olmak lazım bu dönemlerde...
İşte genç ana geziyor. Bakalım haftaya yumurtlamaya başlar...
Dağ güzeli aktarması bittiğinde peteklerde kalan yumurtalı ve larvalı küçük parçalardan Yusuf abinin çiftleştirme kutularında ana problemi olanların anaları öldürülüp, bu parçalar takılmıştı. İşte sonuç.