31 Mayıs 2008

Arıcılık

Bugün akşamüstü elimizde hiç kalmayan kılavuz petek stoğunu arttırmak ve çıkması bugüne planlı anaların kontrolu vardı.


Kışın yediğimiz hurmalar, Mayıs ayının son günlerinde tırmalar misali; arılar bağırıyor kılavuz petek diye...


Bende onları üzmeyeyim diye, panayıra kasnak atmaya götüreceğim onları...



Bu akü ile kılavuz petek yapma işini kim akıl ettiyse, helal olsun beee.

Petekleri sıcak döküm olanlardan kullanıyoruz. Sıcak döküm petekler daha kırılgan ve daha kalın olduğundan ağır çekiyorlar ama koloniye verildiğinde hemen fark ediyor kabartılması.

Soğuk peteklerin avantajı kırılgan olmadıklarından çerçeveye takılma esnasında daha rahat oluyor ama koloni pek iştahlı kabartmıyor.


Ayrıca petekleri aldığımız firma ile ilgili pozitif düşünceler var ama ben gözümle görmeden bir şey söyleyemem.


Bu firmadan petekleri bize Muğla'dan gelen arıcılar getiriyorlar.


Tamamen kendi balmumları kullanılıyormuş.


Derken bugün ekip ile şöyle biraz telefonlaştık..


Birol abi aradı hem de çok yakın bir yerde imiş.


Kilis'ten...


Erol abi ile birlikte görevdeler ve Erol abinin arılar benim köyde ya, oğul var mı yok mu ve durumlar nasıl sohbeti..


Bende Yusuf abiyi aradım ki onlarda Gürbüz abi ile Gürbüz abinin arılarda imiş.


Sonra geç vakit arılarını almaya geldi.


Demez mi bunlara niye takviye yapmadın diye..


"Kapalı yavrusu olsa ben alacaktım ama..."


Artık kovan taşıma görüntüleri istemiyorum ki bu saatten sonra kovanlar zaten yerinden kıpırdamaz. Dün attığımız yarım ballığa bal koymaya başlamışlar bile.

Bakalım bu gidişat nereye varacak.


El demiri olmadan asla...

İyi kötü hepimizde bulunur ki hiç bir şey bulamasak bile tornavida bile çok güzel iş görür.


Ancak değişik opsiyonlu el demirlerini bir arıcı arkadaşımızda görmek mümkün.


Yusuf abiye gelecek yıl boynuna bağlanabilen bir el demiri ayarlayacağız. Vadide işi gücü bırakıp, el demiri aramaya bıktık.


Özel olarak üniversitede boyattık ama yine kayboluyordu..


Yok yok en güzeli boyuna asılan el demirleri.


Not: Geçtiğimiz günlerde arkadaşımızın gönderdiği koloni numaralarındaki sır, yayını yaptıktan sonra çözüldü.


Ancak gülmek lazım tabi ki...


Sayı grubunu hepimiz biliriz ama harf grubu tam gülünecek tarzda...


"S1" Sarı etiketli 1 nolu kovan


"M1" Mavi etiketli 1 nolu kovan


"K1" Kırmızı etiketli 1 nolu kovan


"""Etiketlerin rengi kaybolduğunda karışmasın değil mi?"""

30 Mayıs 2008

Arıcılık

Dün akşam yayınladığımız tripleks kovanları görünce, sezon olarak 1 ay geriden gelmemize rağmen tahminim 2. ilaveyi isteyecek koloniler olacağı kayıtlardan belliydi.
Ayrıntıyı en son fotoğrafta anlatırım ki, bu yıl teğet geçtiğimiz bir konudan kısaca bahsedeyim.
Varroa...
Sebebini bilemediğimiz bir varroa azlığı dikkat çekiyor.
Bu konu, bir arıcı grubunun bulunduğu Eskişehir'de arıcılık malzemesi satılan dükkanda gündeme geldi.
Murat Akın hocamızın da aramızda olduğu esnada, uzun saçlı abimiz (Gerçi şu anda saçlar kısalmış.) Hüseyin Kamil Ünlüer olayı vadide bulunan tüm arıcıların bilinçli ve aynı zamanda yapılan mücadeleye bağladı.
Bizim ekibin yapmış olduğu mücadelede dikkat çeken en önemli konu entegre mücadeleydi.
Erken ilkbaharda 2 farklı metotla mücadele yapıldı.
İlk olarak Perizin veya Oksalik kullanıldı ve daha sonra arılar daha zayıf iken 1 adet Bayvarol şeritler asıldı.
Arılar güçlenince 3 hafta sonra 1 şerit ilavesi daha yapıldı.
Şeritler yaklaşık 5. haftalarının sonunda kolonilerden alındı ve vadiden çıkıldı.

Ancak vadiden çıkılmasına rağmen büyük bal akımına daha en az 1 ay var.

Mücadeleye Formik asit ile devam ediyoruz.

Bunun için bu yıl değişik bir uygulama yaptık.

Arılara şeker zarar veriyor diye tatlandırıcı kullandık demek isterdim......

Kullandığım tatlandırıcıların kutularını atmamıştım bu iş için.

Bu kutuların içine full pamukla doldurdum. Daha sonra 30 cc. %85'lik asiti emniyet kurallarını göz ardı etmeden şırınga ile basıp, kapağını kapadık.

Aşağıda tatlandırıcının çıktığı bölümden ve kapağın bulunduğu bölgeden buharlaşma sağlanıyor.

Ve arıların Formik ile olan klasik mücadelesini hemen gözlemliyoruz. Formik buharlaşan yerleri hemen propolisle kapatıyorlar.

1 hafta arayla 2 kez 30 cc. Formik verip, mücadeleyi sonlandıracağız.

Elimde bulunan kutular tüm kolonilere yetmiyor ayrıca ve kutuları plan dahilinde kolonilerde gezdiriyoruz.

Tahminimce 2. katı bir hayli doldurmuş olduğunu tahmin ettiğim koloniye baktım.

İlavedeki tüm çerçeveler karbeyaz olmuş...

Hemen malzeme mezarlığına girdim ki, Edirne'ye nispet yapacaktık 2. ilaveyi koyarak...

O arada gözüme yarım ballık ilavesi ve üstelik kabarmış çerçeveleri çarptı.

Hemen lübürt tekniği kullanılarak, 2. ilave atıldı.

Yarım olsun bizim olsun ne yapalım...

Kuluçkalığı kontrol edemedik Pazar günüden bu yana...

Ama bu akşamda bakamadım ki her şey yolunda gözüküyor.

Lübürt tekniği bayağı faydalı bir teknik imiş.

Ben dayımı eleştirirdim hep, kontrollu ver ilaveye çerçeveleri diye ama lübürt gibisi yokmuş.

Geçen sene ürettiğimiz Muğla koloniler bunlar.

Muğla ırkı bal yapmaz diyenlere cevap verecek sanırım bu koloniler bu yıl...

Bu arada kılavuz petek dayanmıyor. Hemen bitiveriyor.

Haftasonu kılavuz petekli çerçeve hazırlanacak.

Ayrıca mezarlıkta bir hazine buldum. Geçtiğimiz yıldan kalan kabarmış 1 ilave petek...

Düzeni tam oturtamadık yeni yerde. Oturmadığı daha iyi gerçi bu sürprizler çok hoş oluyor.

29 Mayıs 2008

Tripleks Kovanlar

Tripleks yani 3 katlı kovanların İç Anadolu bölgesinden görüntülerinin gelmesine az bir zaman kala, ilk görüntüler Trakya bölgesinden geldi.
Gelen mailin giriş kısmı belki de bu kovanların sahibi hakkında bilgiler verebilir sizlere.
Selamlar;
Uydurma kata karşı olduğunuzu biliyorum; ama ne yapalım? İmkân verdiler de biz mi kullanmadık. Asıl maharet kısıtlı imkanlarla bir şeyler yapabilmek!!!
Bende size kendi imalim kovanların resimlerini göndereyim. Dış görüntüleri güzel olmayabilir ama içleri standarda yakın.

Bu normal kovan ve 3. katı atılmış ve uydurma durumu bu kovanda mevcut değil.

İşte uydurma kat...

Bu kovanda mukavva kutuda duran koloni için acilen çakılmış ve geleceği düşündüğünden çift uçuş delikli yapılmış.

Şimdilik tek kapıdan çalışıyor ama...

Bu kovanda da 2 koloni barınıyormuş. Ellerinde saç kalmadığından kapak yapılamamış ve ambalaj naylonu ile idare ediyormuş.

Halbuki saçı uzundu...


Bu kovanımsı kutularda da küçük koloniler yaşıyormuş.

Şimdi dikkatimi çeken kayıt sisteminde kullanılan rakamlar tamam da harf karakterler ne anlama geliyor acaba?

Gerçekten iç ölçüleri tamam olduktan sonra hiç sorun yok ve çok başarılı duruyorlar. Mukavvadan daha iyidirler...

28 Mayıs 2008

Arıcılık

Artık arılar yakında olunca arılığa gitmek daha kolay. Bu akşamüstü tekrar şöyle bir dolaştık.

Akasyalar güzelce açtı sonunda.

Bazı bölgelerde esamesi bile okunmaz gerçi...

Ancak arılar yine de kıpkırmızı. Fırsat bulup bir çevreyi dolanamadım bu ballıbaba tarlası nerede diye.

Ekip ruhu kapsamında Yusuf abinin bizim arılıkta kalan 3 arı talimat üzerine kontrolleri yapıldı.

Yusuf abi buyur abi.. Hayırlı olsun.

Diğerleri de bu durumda. Kafeslerdeki analar çıkmış ve yumurtluyor ama kafesleri nereye koyduğumu unuttum bak şimdi...

Memeler kapanıyor.

Ahmet şef uzun süredir gelemiyordu ve bu akşam nihayet buluştu arısıyla...

Kaç kere maşallah maşallah dediğini sayamadım.

İşte zayıf arılardan bir şey olmaz deyip 2-3 gündür bakmadığımız koloninin hali...

Hepsi 6 çerçeve arı ama dalağı sallayıvermiş. Gerçi kapalı yavrulu 4 çerçeve ve dışlarında 2 ballı çerçeve vardı. Kılavuz petek koymak gerekiyordu ama atlamışız.

Olsun sonuçta bize dalak lazım oluyor... Çiftleştirme kutularındaki çerçevelere güzel bir kaynak oluyorlar.

Şef diyor ki;

"Acemi arıcı ne olacak..."


27 Mayıs 2008

Arıcılık

Birlikten verilen koloninin ilk kez kontrolünü yapma şansı bulabildim.
Arıları satan kim ise, kendilerini tebrik ederim.
Kapalı yavrulu çerçeveler alınıp, kılavuz petekler verilmiş. Ancak arı güçlü olduğundan hepsini kabartıp, yumurtayı basmış.
Arının kadrosu şu anda iyi ama, alınan kapalı yavrular sebebiyle bir müddet döngü kırılacak.
Genel kontrolde kat atılması gerekiyor ama bir müddet sıkıştıracağım. Bu koloniyi zamanı gelince ana üretiminde kullanacağım ve sonra bölüp yeni koloniler oluşturacağım.
Nasılsa hazır bir sürü ana olacak...
Fazla yavruluları da diğer katlılara takviye atarız.

Çerçeveler yeni kovanlara aktarılmış ve ölçü problemi mevcut.

Eski çerçeveler biraz küçük geliyor.

Şimdi bulmuşuz da bunuyoruz...

Bu deyim zaman zaman kullanılır ama bu olayın üstüne tam denk gelir.

Kaç para verdin kardeşim...

Bu tür olayları çok normal karşılamak gerekiyor.

Çünkü bu yıl arı kolonisi bulabilmek gerçekten zor.

Hazır anayı bulmuşken boyamak lazım..

Genel görüntüsü çok güzel ve ayrıca yumurtası çok düzgün görünüyor yeni çerçevelerde.

Tipik bir Muğla işte...

Acaip süt üretir bu koloni...

Vatandaş Kenan...

Arılarının sayısını çoğalttı ve malzemeleri bitti..

Bizim mezarlık tabir edilen depoya davet ettik. Çerçeve ikmali yaptı biraz...

Vatandaş Kenan ile bir yeni yumurtlamış anayı boyamaya kalktık ama 2 defa düşürdük.

Sonunda bulduk ama ana pek hoşuma gitmedi ki zaten diğerlerinden bir hayli geç yumurtladı.

Şu memeler yetişmek üzere...

Memelerden verip o anayı iptal ederiz olur biter...

Vatandaş Kenan ve larva transferi yapılmış memeler...


25 Mayıs 2008

Arıcılık

Bölgesel farklılıklardan hep bahsediyoruz ama bu olguya en güzel örnekler ise, bulunduğumuz bölgede çekilen flora resimleri oluyor.
Birçok bölgemizde gelincikler geçeli ne kadar zaman olmuştur...
Akasyalarda güzel açtılar bulunduğumuz köyde.


Baharın tadını iyice hissetmeye başladık uzun vadi yolculukları sonrası...

Kat istiyorum diye bağırıyor ama beklemeye devam edecek biraz daha...

9. çerçeve (Soldan 2.) kabartılıyor ama henüz yumurta yok.

Yumurtayı görelim 9. çerçevede atarız katı...

Gece sıcaklıkları düşük olan İç Anadolu bölgesinde arıyı gevşek bırakmaya gelmiyor.

Üstelik bugünlerde nektar akımı da güzel olduğundan kemerleri de dolduruyorlar.

Öğle üzeri Ballıbaba ziyaretinden dönenler yine anaarıları bulunmaz hale getiriyorlar.

Her taraf kırmızı kafa dolu...


Radyoa Meteoroloji FM açık genellikle...

Hava tahmin raporu veriyor sık sık.

Saat 15:00 raporunda yerel sağanak ve dolu yağışları görüleceğinden bahsetti.

Saat 15:30...

Arabanın içine zor attık kendimizi... Acaip bir yağmur ve dolu. Ayrıca gökgürültüsü cabası...

Şehirde ise hiç yağmur yokmuş.

Bu durum açmış olan akasyalar için kötü oldu ama açacaklar için ise süper.

Yağmur olsun da bir şekilde faydası görülür.

Arılıkta bugünlerde yağmura yakalanınca yapılacak en güzel iş arabada çerçevelere tel germek...

Hem mola verilmiş oluyor, hem de iş üretiliyor.


Kat verilenlerde yeni düzenlemeler yapıldı.

Dün larva transferi yapmıştım, sayısı da bir hayli fazla.

Çünkü kutularda düzeni kurmak gerekiyor. Farklı dönemlerde doldurulan gözler, dolayısı ile farklı zamanlarda çıkan ve yumurtlayan analar...

Bu turdan sonra tüm kutulara aynı anda meme verilecek.

Larva transferinde en önemli konulardan birisi güçlü bir koloniye kıymaktan geçiyor..

Çerçevenin üst çıtasında bile yanlışlıkla larva düşmüş olsa onu da çevirecekler.


Yağmur sonrası bir sessizlik çöktü...


Yağmurdan sonra koloni kontrolu elektrik yüklü hava dolayısı ile imkansız hale geldi.

Yapılacak iş buluruz hemen...

Geçtiğimiz günlerde sadece ilavesini alabildiğim kovanı Yusuf abinin arılıktan gidip aldım.

Gürbüz abi ile birlikte Yusuf abi arılıkta işlerini bitirmek üzereyken vardım yanlarına...

Resimde gördüğünüz mavi renkli kovanı attık arabaya...

Eskişehir İli Arı Yetiştirici Birliğinin girişimleri sonucu geçtiğimiz yılda yaşanan arı ölümlerine merhem olması amacıyla yapılan çalışmadan bize düşen 1 koloni artık arılıkta.

Biz bunu geçtiğimiz yıl çalınan 3 arımızın merhemi olarak kabul ettik artık.

Geçen yıl 1 tane kaçak oğul gelmişti...

Alacağımız 1 kaldı.

Ayrıca Yusuf abi dayım için; dağda çiftleşip, yumurtlayan saf Dağ güzelini kafeslemiş.

Telefonda önce bu anayı almamı söylemişti sabah.

Hem kovan hem ana ikisini bir kerede hallettik.

Dayımın bu saf anayı kargoda göndermeye kıyamadım. Kendi ellerimle teslim edeyim diyorum...

Kutulardan birinde misafir ediliyor...

Fotoğraflar nerede????

Şarjı bitmiş tam 6 pil çantada dolanıyormuş. Vadiye giderken dolduruyorduk ama arılar yakında olunca umursamıyoruz...

21 Mayıs 2008

Arıcılık

Arıları yakına getirince, mesai sonrası ulaşmakta kolay oluyor. Akşamüstü hummalı bir çalışma esnasında telefon çaldı.
"Ben Eskişehir'den bir arıcıyım. Arılarınıza bakıcı ister misiniz?"
Ses yabancı gelmiyor ama...

Bizim lider Yusuf abi misafiri aldı ve arılığa getirdi.

Murat Akın hocam aslında vadide mangala gelecekti ama bugüne kısmetmiş.

Bendeki dağda çiftleşen ve gelecekte performansı izlenerek, anaç koloni olarak kullanacağımız Dağ güzelini inceleyen Murat hocam çok beğendi.

Pek görücüye çıkarmamak lazım...

Sonra sonu güzelle biten bir sürü ana görüyoruz her yerde...

Hocam kısa bir süre sonra ayrıldı ve çalışmaya devam ettik.



Derken yeni misafirler geldi.

Geçtiğimiz günlerde katıldıkları kursun uygulama bölümünü halletmeye geldiler.

Aslında birer tane arı sokmalık canları var.

Küçük kutulardaki anaların yumurtlamaları gerekiyordu. Kontrolde yumurtlamaya başlamış hem de canlı yayınla gösteriyordu.


Misafirler için her zaman arı sütü bulunduruyoruz.


Bu kasnakların hikayesi aslında biraz komik ama anlatırsam karizması sarsılır Kayseri ahalisinden bir arkadaşımızın.

Sağolsun bize başka bir malzeme gönderirken, bu kasnaklarda karışmış kargonun içine...

Sonra diyor ki!

"Abi emanetin yanında kasnaklar çıkabilir. Kendime almıştım ama galiba sana geliyor."

Buyur bakalım taktık kasnakları...

Akşamüstü güzel yağmur yağıyor.

Arı uçuşu da kesilince kursiyerler artist artist dolanıyorlar arıların önünde.

Ballıbaba'dan nektar gelişi devam ediyor ki arılar komple kırmızı ve ayrıca köyün içindeki akasyalar çiçek göstermeye başlamışlar.

Güçlü kolonilerde durumlar çok güzel.

Meraklı... Kumaş iyi bakalım aşı tutacak mı?


Ahmet şefin koloniye katı attım bu akşam...

Arkadaşlarda polen kutusunu temizliyorlar...

Arısütünü ye, poleni ye...

Ne var böyle kurs görmeye...

19 Mayıs 2008

Rüyamızda Bile Kovan Taşıyoruz...Ama bitti...

Cumartesi gecesi arılarımızı getirdikten sonra, Pazar sabahı arıların yanına gitmeden olmaz haliyle...

Vadiden tek katlı çıkma planlarının karşılığını hemen göstermiş arılar...


Sabah sabah arılar salkımı yapmışlar kapı önünde.

Ballıbabaya çalışan arılar, nektarda getiriyorlar.

Ancak kötü tarafı, kafaları kırmızıya boyanıyor ve anaları bulamıyoruz kovanlarda...

Galiba arılarda Es-es'in şampiyonluğunu kutluyorlar.


Kat atarken kapalı yavrulu 2 çerçeve ilaveye 3. ve 4. çerçeve olarak...

Arılar yeni yerlerini buldular ama ben daha ezberleyemedim yerlerini...

Pazar günü kontrolleri erken kesmek zorunda kaldık.

Çünkü tekrar son kez vadiye gidip, Birol abi ile Yusuf abinin kovanları çıkartılacak...

Birol abi de Tandır köyünde yerleri hazırlıyordu. Önce gidip Birol abiyi aldık.

Magazinci değilim ben diyenlere ithaf olunur...

Sonra yavaş yavaş vadiye...

Ekip lideri dediğin, ekibine iyi bakmalı..

Dağküplü kirazından tatmadan olmaz...


Geldik vadiye...

Nevzat abiye 1 koloni hediye edilmişti.

Ancak ben arıları çıkarttım ya nasılsa...

"Nevzat abi, arıları gündüz gözüyle sarsak olur mu?"

"Ah be anında bir sürü adam bulurum köyden sarmak için..."

Kalan tarlacılar hediye kovana....


Yine kovan başı eğitime tabi tutuluyor Nevzat abi...

Benim arıların yerinde Birol abi geziyor.

Akrep baktık ama bulamadık.



Gece başladı yine...

Vadiden son çıkış...


Birol abinin arıları indirdik ve Yusuf abinin arılar tekrar bağlanıyor.

Son ayarlar yapılır Birol abi tarafından...

Kutular tel örgü dışına konuldu.

Ayı kardeş kolayca kucaklayıp götürsün diye...

Birol abinin arılıkta ayı riski mevcut ama Birol abi bir hayli teknolojiyi kullanıyor.

Yusuf abinin arılarıda indirdik...

2 gece üstüste uykusuzluk iyice yordu ama esas hikaye yeni başlıyor.

Daha rüyada bir sürü sarılacak kovan var iken telefon çaldı.

"Yusuf Gürbüz arıyor.

Cevapla"

Telefonda sabahın köründe böyle bir yazı...


Muğla'dan Katip abiler geliyorlarmış.

Kırka'yı geçmişler...

Ahanda yarım saat sonra gelirler...

Bastır doğru Derbent köyüne doğru..

Benim arıların bulunduğu yere yakın sayılır.


İndir indir bitmiyor.

Geçen yıl ana arıları öldüren ana arı katili Katip abinin oğlu Ferdi'de gelmiş.

Bütün kamyonu tek başına indirdi. İş kolaylaşınca ve patlayıp arı kaçıran kovan indirilince kamyona çıkanlar çoğaldı..


Ekip kalabalıktı ama arı kovanı da...


Hemen baraka kurulacak ve yaşam başlayacak.

Ben kurulmasını beklemeden ayrıldım, çünkü yapılacak bir sürü iş var. Arılara kat attık attık, yoksa adımız acemi arıcıya çıkacak.

Vadide oğul verdirmek yasaktı ama bırakında burada çıksın be...

Yok oğul çıkmayacakmış...


Barakayı kurduktan sonra Yusuf abi ve Birol abi benim arıların bulunduğu yere geldiler.

Yusuf abi benim arıları getirdiğimizde belirlediği 3 kovanını bizim oraya bıraktı.

Bölme yapacağı zaman gelip, alıyor...

"Tarlacı olayı..."


Oh be rahat rahat zaman mefhumu olmadan arı kontrolleri...

Analar metalik boyalı. Aslında iyi tutması için, fırınlamak lazım ama...

Dağ güzeli F-1'ler iyi gidiyor bakalım... Analarına çok benziyorlar.


2 gündür her şey yolunda.

Hele birde akasyalar açsın...

Sıcak bölgelerde olanlar derler şimdi ne akasyası...

Bildiğiniz akasya işte... Daha 1 haftası var akasyanın açmasına...



Kutularda rayına girdi...

Bu arkadaşlara da kek yetişmiyor...

Arılar elimizdeki tüm envanteri bitirdiler.

Elimizde bulunan ve Bilecik'ten gelen kabarmış petek ve kılavuz petek stokları tamtakır...

Vadiden çıkana kadar idare ettiler ya şükürler olsun.

Katlarda atıldı. Allahım bir sürü iş...

Bu akü işi iyi oldu.

Hem arıları izle, hem petek bağla...