Arıcılık maalesef tedavisi olmayan bir hastalıktır ve bulaşıcıdır.

Arıcılık ile amatörce veya profesyonelce uğraşan , merak eden veya uğraşmak isteyen herkesi ; bildiklerini paylaşmaya davet ediyoruz. Sizin uyguladığınız ve size normal gelen bir uygulama başkaları için gerçekten çok ilginç ve bilinmeyen olabilir. Konseptimiz çok basit... Bildiğini saklama ve Türk arıcılığına dolayısı ile vatanına hizmet et... E-mail & Msn : halilbilen2@hotmail.com

Yayınlanmak üzere arılık / arıcılık fotoğraflarınızı gönderebilirsiniz.

free html hit counter
View My Stats

31 Mayıs 2008

Arıcılık

Bugün akşamüstü elimizde hiç kalmayan kılavuz petek stoğunu arttırmak ve çıkması bugüne planlı anaların kontrolu vardı.


Kışın yediğimiz hurmalar, Mayıs ayının son günlerinde tırmalar misali; arılar bağırıyor kılavuz petek diye...


Bende onları üzmeyeyim diye, panayıra kasnak atmaya götüreceğim onları...



Bu akü ile kılavuz petek yapma işini kim akıl ettiyse, helal olsun beee.

Petekleri sıcak döküm olanlardan kullanıyoruz. Sıcak döküm petekler daha kırılgan ve daha kalın olduğundan ağır çekiyorlar ama koloniye verildiğinde hemen fark ediyor kabartılması.

Soğuk peteklerin avantajı kırılgan olmadıklarından çerçeveye takılma esnasında daha rahat oluyor ama koloni pek iştahlı kabartmıyor.


Ayrıca petekleri aldığımız firma ile ilgili pozitif düşünceler var ama ben gözümle görmeden bir şey söyleyemem.


Bu firmadan petekleri bize Muğla'dan gelen arıcılar getiriyorlar.


Tamamen kendi balmumları kullanılıyormuş.


Derken bugün ekip ile şöyle biraz telefonlaştık..


Birol abi aradı hem de çok yakın bir yerde imiş.


Kilis'ten...


Erol abi ile birlikte görevdeler ve Erol abinin arılar benim köyde ya, oğul var mı yok mu ve durumlar nasıl sohbeti..


Bende Yusuf abiyi aradım ki onlarda Gürbüz abi ile Gürbüz abinin arılarda imiş.


Sonra geç vakit arılarını almaya geldi.


Demez mi bunlara niye takviye yapmadın diye..


"Kapalı yavrusu olsa ben alacaktım ama..."


Artık kovan taşıma görüntüleri istemiyorum ki bu saatten sonra kovanlar zaten yerinden kıpırdamaz. Dün attığımız yarım ballığa bal koymaya başlamışlar bile.

Bakalım bu gidişat nereye varacak.


El demiri olmadan asla...

İyi kötü hepimizde bulunur ki hiç bir şey bulamasak bile tornavida bile çok güzel iş görür.


Ancak değişik opsiyonlu el demirlerini bir arıcı arkadaşımızda görmek mümkün.


Yusuf abiye gelecek yıl boynuna bağlanabilen bir el demiri ayarlayacağız. Vadide işi gücü bırakıp, el demiri aramaya bıktık.


Özel olarak üniversitede boyattık ama yine kayboluyordu..


Yok yok en güzeli boyuna asılan el demirleri.


Not: Geçtiğimiz günlerde arkadaşımızın gönderdiği koloni numaralarındaki sır, yayını yaptıktan sonra çözüldü.


Ancak gülmek lazım tabi ki...


Sayı grubunu hepimiz biliriz ama harf grubu tam gülünecek tarzda...


"S1" Sarı etiketli 1 nolu kovan


"M1" Mavi etiketli 1 nolu kovan


"K1" Kırmızı etiketli 1 nolu kovan


"""Etiketlerin rengi kaybolduğunda karışmasın değil mi?"""

Etiketler: , ,

30 Mayıs 2008

Arıcılık

Dün akşam yayınladığımız tripleks kovanları görünce, sezon olarak 1 ay geriden gelmemize rağmen tahminim 2. ilaveyi isteyecek koloniler olacağı kayıtlardan belliydi.
Ayrıntıyı en son fotoğrafta anlatırım ki, bu yıl teğet geçtiğimiz bir konudan kısaca bahsedeyim.
Varroa...
Sebebini bilemediğimiz bir varroa azlığı dikkat çekiyor.
Bu konu, bir arıcı grubunun bulunduğu Eskişehir'de arıcılık malzemesi satılan dükkanda gündeme geldi.
Murat Akın hocamızın da aramızda olduğu esnada, uzun saçlı abimiz (Gerçi şu anda saçlar kısalmış.) Hüseyin Kamil Ünlüer olayı vadide bulunan tüm arıcıların bilinçli ve aynı zamanda yapılan mücadeleye bağladı.
Bizim ekibin yapmış olduğu mücadelede dikkat çeken en önemli konu entegre mücadeleydi.
Erken ilkbaharda 2 farklı metotla mücadele yapıldı.
İlk olarak Perizin veya Oksalik kullanıldı ve daha sonra arılar daha zayıf iken 1 adet Bayvarol şeritler asıldı.
Arılar güçlenince 3 hafta sonra 1 şerit ilavesi daha yapıldı.
Şeritler yaklaşık 5. haftalarının sonunda kolonilerden alındı ve vadiden çıkıldı.

Ancak vadiden çıkılmasına rağmen büyük bal akımına daha en az 1 ay var.

Mücadeleye Formik asit ile devam ediyoruz.

Bunun için bu yıl değişik bir uygulama yaptık.

Arılara şeker zarar veriyor diye tatlandırıcı kullandık demek isterdim......

Kullandığım tatlandırıcıların kutularını atmamıştım bu iş için.

Bu kutuların içine full pamukla doldurdum. Daha sonra 30 cc. %85'lik asiti emniyet kurallarını göz ardı etmeden şırınga ile basıp, kapağını kapadık.

Aşağıda tatlandırıcının çıktığı bölümden ve kapağın bulunduğu bölgeden buharlaşma sağlanıyor.

Ve arıların Formik ile olan klasik mücadelesini hemen gözlemliyoruz. Formik buharlaşan yerleri hemen propolisle kapatıyorlar.

1 hafta arayla 2 kez 30 cc. Formik verip, mücadeleyi sonlandıracağız.

Elimde bulunan kutular tüm kolonilere yetmiyor ayrıca ve kutuları plan dahilinde kolonilerde gezdiriyoruz.

Tahminimce 2. katı bir hayli doldurmuş olduğunu tahmin ettiğim koloniye baktım.

İlavedeki tüm çerçeveler karbeyaz olmuş...

Hemen malzeme mezarlığına girdim ki, Edirne'ye nispet yapacaktık 2. ilaveyi koyarak...

O arada gözüme yarım ballık ilavesi ve üstelik kabarmış çerçeveleri çarptı.

Hemen lübürt tekniği kullanılarak, 2. ilave atıldı.

Yarım olsun bizim olsun ne yapalım...

Kuluçkalığı kontrol edemedik Pazar günüden bu yana...

Ama bu akşamda bakamadım ki her şey yolunda gözüküyor.

Lübürt tekniği bayağı faydalı bir teknik imiş.

Ben dayımı eleştirirdim hep, kontrollu ver ilaveye çerçeveleri diye ama lübürt gibisi yokmuş.

Geçen sene ürettiğimiz Muğla koloniler bunlar.

Muğla ırkı bal yapmaz diyenlere cevap verecek sanırım bu koloniler bu yıl...

Bu arada kılavuz petek dayanmıyor. Hemen bitiveriyor.

Haftasonu kılavuz petekli çerçeve hazırlanacak.

Ayrıca mezarlıkta bir hazine buldum. Geçtiğimiz yıldan kalan kabarmış 1 ilave petek...

Düzeni tam oturtamadık yeni yerde. Oturmadığı daha iyi gerçi bu sürprizler çok hoş oluyor.

Etiketler: , ,

29 Mayıs 2008

Tripleks Kovanlar

Tripleks yani 3 katlı kovanların İç Anadolu bölgesinden görüntülerinin gelmesine az bir zaman kala, ilk görüntüler Trakya bölgesinden geldi.
Gelen mailin giriş kısmı belki de bu kovanların sahibi hakkında bilgiler verebilir sizlere.
Selamlar;
Uydurma kata karşı olduğunuzu biliyorum; ama ne yapalım? İmkân verdiler de biz mi kullanmadık. Asıl maharet kısıtlı imkanlarla bir şeyler yapabilmek!!!
Bende size kendi imalim kovanların resimlerini göndereyim. Dış görüntüleri güzel olmayabilir ama içleri standarda yakın.

Bu normal kovan ve 3. katı atılmış ve uydurma durumu bu kovanda mevcut değil.

İşte uydurma kat...

Bu kovanda mukavva kutuda duran koloni için acilen çakılmış ve geleceği düşündüğünden çift uçuş delikli yapılmış.

Şimdilik tek kapıdan çalışıyor ama...

Bu kovanda da 2 koloni barınıyormuş. Ellerinde saç kalmadığından kapak yapılamamış ve ambalaj naylonu ile idare ediyormuş.

Halbuki saçı uzundu...


Bu kovanımsı kutularda da küçük koloniler yaşıyormuş.

Şimdi dikkatimi çeken kayıt sisteminde kullanılan rakamlar tamam da harf karakterler ne anlama geliyor acaba?

Gerçekten iç ölçüleri tamam olduktan sonra hiç sorun yok ve çok başarılı duruyorlar. Mukavvadan daha iyidirler...

Etiketler: , ,

28 Mayıs 2008

Arıcılık

Artık arılar yakında olunca arılığa gitmek daha kolay. Bu akşamüstü tekrar şöyle bir dolaştık.

Akasyalar güzelce açtı sonunda.

Bazı bölgelerde esamesi bile okunmaz gerçi...

Ancak arılar yine de kıpkırmızı. Fırsat bulup bir çevreyi dolanamadım bu ballıbaba tarlası nerede diye.

Ekip ruhu kapsamında Yusuf abinin bizim arılıkta kalan 3 arı talimat üzerine kontrolleri yapıldı.

Yusuf abi buyur abi.. Hayırlı olsun.

Diğerleri de bu durumda. Kafeslerdeki analar çıkmış ve yumurtluyor ama kafesleri nereye koyduğumu unuttum bak şimdi...

Memeler kapanıyor.

Ahmet şef uzun süredir gelemiyordu ve bu akşam nihayet buluştu arısıyla...

Kaç kere maşallah maşallah dediğini sayamadım.

İşte zayıf arılardan bir şey olmaz deyip 2-3 gündür bakmadığımız koloninin hali...

Hepsi 6 çerçeve arı ama dalağı sallayıvermiş. Gerçi kapalı yavrulu 4 çerçeve ve dışlarında 2 ballı çerçeve vardı. Kılavuz petek koymak gerekiyordu ama atlamışız.

Olsun sonuçta bize dalak lazım oluyor... Çiftleştirme kutularındaki çerçevelere güzel bir kaynak oluyorlar.

Şef diyor ki;

"Acemi arıcı ne olacak..."


Etiketler: ,

27 Mayıs 2008

Arıcılık

Birlikten verilen koloninin ilk kez kontrolünü yapma şansı bulabildim.
Arıları satan kim ise, kendilerini tebrik ederim.
Kapalı yavrulu çerçeveler alınıp, kılavuz petekler verilmiş. Ancak arı güçlü olduğundan hepsini kabartıp, yumurtayı basmış.
Arının kadrosu şu anda iyi ama, alınan kapalı yavrular sebebiyle bir müddet döngü kırılacak.
Genel kontrolde kat atılması gerekiyor ama bir müddet sıkıştıracağım. Bu koloniyi zamanı gelince ana üretiminde kullanacağım ve sonra bölüp yeni koloniler oluşturacağım.
Nasılsa hazır bir sürü ana olacak...
Fazla yavruluları da diğer katlılara takviye atarız.

Çerçeveler yeni kovanlara aktarılmış ve ölçü problemi mevcut.

Eski çerçeveler biraz küçük geliyor.

Şimdi bulmuşuz da bunuyoruz...

Bu deyim zaman zaman kullanılır ama bu olayın üstüne tam denk gelir.

Kaç para verdin kardeşim...

Bu tür olayları çok normal karşılamak gerekiyor.

Çünkü bu yıl arı kolonisi bulabilmek gerçekten zor.

Hazır anayı bulmuşken boyamak lazım..

Genel görüntüsü çok güzel ve ayrıca yumurtası çok düzgün görünüyor yeni çerçevelerde.

Tipik bir Muğla işte...

Acaip süt üretir bu koloni...

Vatandaş Kenan...

Arılarının sayısını çoğalttı ve malzemeleri bitti..

Bizim mezarlık tabir edilen depoya davet ettik. Çerçeve ikmali yaptı biraz...

Vatandaş Kenan ile bir yeni yumurtlamış anayı boyamaya kalktık ama 2 defa düşürdük.

Sonunda bulduk ama ana pek hoşuma gitmedi ki zaten diğerlerinden bir hayli geç yumurtladı.

Şu memeler yetişmek üzere...

Memelerden verip o anayı iptal ederiz olur biter...

Vatandaş Kenan ve larva transferi yapılmış memeler...


Etiketler: , ,

25 Mayıs 2008

Arıcılık

Bölgesel farklılıklardan hep bahsediyoruz ama bu olguya en güzel örnekler ise, bulunduğumuz bölgede çekilen flora resimleri oluyor.
Birçok bölgemizde gelincikler geçeli ne kadar zaman olmuştur...
Akasyalarda güzel açtılar bulunduğumuz köyde.


Baharın tadını iyice hissetmeye başladık uzun vadi yolculukları sonrası...

Kat istiyorum diye bağırıyor ama beklemeye devam edecek biraz daha...

9. çerçeve (Soldan 2.) kabartılıyor ama henüz yumurta yok.

Yumurtayı görelim 9. çerçevede atarız katı...

Gece sıcaklıkları düşük olan İç Anadolu bölgesinde arıyı gevşek bırakmaya gelmiyor.

Üstelik bugünlerde nektar akımı da güzel olduğundan kemerleri de dolduruyorlar.

Öğle üzeri Ballıbaba ziyaretinden dönenler yine anaarıları bulunmaz hale getiriyorlar.

Her taraf kırmızı kafa dolu...


Radyoa Meteoroloji FM açık genellikle...

Hava tahmin raporu veriyor sık sık.

Saat 15:00 raporunda yerel sağanak ve dolu yağışları görüleceğinden bahsetti.

Saat 15:30...

Arabanın içine zor attık kendimizi... Acaip bir yağmur ve dolu. Ayrıca gökgürültüsü cabası...

Şehirde ise hiç yağmur yokmuş.

Bu durum açmış olan akasyalar için kötü oldu ama açacaklar için ise süper.

Yağmur olsun da bir şekilde faydası görülür.

Arılıkta bugünlerde yağmura yakalanınca yapılacak en güzel iş arabada çerçevelere tel germek...

Hem mola verilmiş oluyor, hem de iş üretiliyor.


Kat verilenlerde yeni düzenlemeler yapıldı.

Dün larva transferi yapmıştım, sayısı da bir hayli fazla.

Çünkü kutularda düzeni kurmak gerekiyor. Farklı dönemlerde doldurulan gözler, dolayısı ile farklı zamanlarda çıkan ve yumurtlayan analar...

Bu turdan sonra tüm kutulara aynı anda meme verilecek.

Larva transferinde en önemli konulardan birisi güçlü bir koloniye kıymaktan geçiyor..

Çerçevenin üst çıtasında bile yanlışlıkla larva düşmüş olsa onu da çevirecekler.


Yağmur sonrası bir sessizlik çöktü...


Yağmurdan sonra koloni kontrolu elektrik yüklü hava dolayısı ile imkansız hale geldi.

Yapılacak iş buluruz hemen...

Geçtiğimiz günlerde sadece ilavesini alabildiğim kovanı Yusuf abinin arılıktan gidip aldım.

Gürbüz abi ile birlikte Yusuf abi arılıkta işlerini bitirmek üzereyken vardım yanlarına...

Resimde gördüğünüz mavi renkli kovanı attık arabaya...

Eskişehir İli Arı Yetiştirici Birliğinin girişimleri sonucu geçtiğimiz yılda yaşanan arı ölümlerine merhem olması amacıyla yapılan çalışmadan bize düşen 1 koloni artık arılıkta.

Biz bunu geçtiğimiz yıl çalınan 3 arımızın merhemi olarak kabul ettik artık.

Geçen yıl 1 tane kaçak oğul gelmişti...

Alacağımız 1 kaldı.

Ayrıca Yusuf abi dayım için; dağda çiftleşip, yumurtlayan saf Dağ güzelini kafeslemiş.

Telefonda önce bu anayı almamı söylemişti sabah.

Hem kovan hem ana ikisini bir kerede hallettik.

Dayımın bu saf anayı kargoda göndermeye kıyamadım. Kendi ellerimle teslim edeyim diyorum...

Kutulardan birinde misafir ediliyor...

Fotoğraflar nerede????

Şarjı bitmiş tam 6 pil çantada dolanıyormuş. Vadiye giderken dolduruyorduk ama arılar yakında olunca umursamıyoruz...

Etiketler: , ,

21 Mayıs 2008

Arıcılık

Arıları yakına getirince, mesai sonrası ulaşmakta kolay oluyor. Akşamüstü hummalı bir çalışma esnasında telefon çaldı.
"Ben Eskişehir'den bir arıcıyım. Arılarınıza bakıcı ister misiniz?"
Ses yabancı gelmiyor ama...

Bizim lider Yusuf abi misafiri aldı ve arılığa getirdi.

Murat Akın hocam aslında vadide mangala gelecekti ama bugüne kısmetmiş.

Bendeki dağda çiftleşen ve gelecekte performansı izlenerek, anaç koloni olarak kullanacağımız Dağ güzelini inceleyen Murat hocam çok beğendi.

Pek görücüye çıkarmamak lazım...

Sonra sonu güzelle biten bir sürü ana görüyoruz her yerde...

Hocam kısa bir süre sonra ayrıldı ve çalışmaya devam ettik.



Derken yeni misafirler geldi.

Geçtiğimiz günlerde katıldıkları kursun uygulama bölümünü halletmeye geldiler.

Aslında birer tane arı sokmalık canları var.

Küçük kutulardaki anaların yumurtlamaları gerekiyordu. Kontrolde yumurtlamaya başlamış hem de canlı yayınla gösteriyordu.


Misafirler için her zaman arı sütü bulunduruyoruz.


Bu kasnakların hikayesi aslında biraz komik ama anlatırsam karizması sarsılır Kayseri ahalisinden bir arkadaşımızın.

Sağolsun bize başka bir malzeme gönderirken, bu kasnaklarda karışmış kargonun içine...

Sonra diyor ki!

"Abi emanetin yanında kasnaklar çıkabilir. Kendime almıştım ama galiba sana geliyor."

Buyur bakalım taktık kasnakları...

Akşamüstü güzel yağmur yağıyor.

Arı uçuşu da kesilince kursiyerler artist artist dolanıyorlar arıların önünde.

Ballıbaba'dan nektar gelişi devam ediyor ki arılar komple kırmızı ve ayrıca köyün içindeki akasyalar çiçek göstermeye başlamışlar.

Güçlü kolonilerde durumlar çok güzel.

Meraklı... Kumaş iyi bakalım aşı tutacak mı?


Ahmet şefin koloniye katı attım bu akşam...

Arkadaşlarda polen kutusunu temizliyorlar...

Arısütünü ye, poleni ye...

Ne var böyle kurs görmeye...

Etiketler: , , ,

19 Mayıs 2008

Rüyamızda Bile Kovan Taşıyoruz...Ama bitti...

Cumartesi gecesi arılarımızı getirdikten sonra, Pazar sabahı arıların yanına gitmeden olmaz haliyle...

Vadiden tek katlı çıkma planlarının karşılığını hemen göstermiş arılar...


Sabah sabah arılar salkımı yapmışlar kapı önünde.

Ballıbabaya çalışan arılar, nektarda getiriyorlar.

Ancak kötü tarafı, kafaları kırmızıya boyanıyor ve anaları bulamıyoruz kovanlarda...

Galiba arılarda Es-es'in şampiyonluğunu kutluyorlar.


Kat atarken kapalı yavrulu 2 çerçeve ilaveye 3. ve 4. çerçeve olarak...

Arılar yeni yerlerini buldular ama ben daha ezberleyemedim yerlerini...

Pazar günü kontrolleri erken kesmek zorunda kaldık.

Çünkü tekrar son kez vadiye gidip, Birol abi ile Yusuf abinin kovanları çıkartılacak...

Birol abi de Tandır köyünde yerleri hazırlıyordu. Önce gidip Birol abiyi aldık.

Magazinci değilim ben diyenlere ithaf olunur...

Sonra yavaş yavaş vadiye...

Ekip lideri dediğin, ekibine iyi bakmalı..

Dağküplü kirazından tatmadan olmaz...


Geldik vadiye...

Nevzat abiye 1 koloni hediye edilmişti.

Ancak ben arıları çıkarttım ya nasılsa...

"Nevzat abi, arıları gündüz gözüyle sarsak olur mu?"

"Ah be anında bir sürü adam bulurum köyden sarmak için..."

Kalan tarlacılar hediye kovana....


Yine kovan başı eğitime tabi tutuluyor Nevzat abi...

Benim arıların yerinde Birol abi geziyor.

Akrep baktık ama bulamadık.



Gece başladı yine...

Vadiden son çıkış...


Birol abinin arıları indirdik ve Yusuf abinin arılar tekrar bağlanıyor.

Son ayarlar yapılır Birol abi tarafından...

Kutular tel örgü dışına konuldu.

Ayı kardeş kolayca kucaklayıp götürsün diye...

Birol abinin arılıkta ayı riski mevcut ama Birol abi bir hayli teknolojiyi kullanıyor.

Yusuf abinin arılarıda indirdik...

2 gece üstüste uykusuzluk iyice yordu ama esas hikaye yeni başlıyor.

Daha rüyada bir sürü sarılacak kovan var iken telefon çaldı.

"Yusuf Gürbüz arıyor.

Cevapla"

Telefonda sabahın köründe böyle bir yazı...


Muğla'dan Katip abiler geliyorlarmış.

Kırka'yı geçmişler...

Ahanda yarım saat sonra gelirler...

Bastır doğru Derbent köyüne doğru..

Benim arıların bulunduğu yere yakın sayılır.


İndir indir bitmiyor.

Geçen yıl ana arıları öldüren ana arı katili Katip abinin oğlu Ferdi'de gelmiş.

Bütün kamyonu tek başına indirdi. İş kolaylaşınca ve patlayıp arı kaçıran kovan indirilince kamyona çıkanlar çoğaldı..


Ekip kalabalıktı ama arı kovanı da...


Hemen baraka kurulacak ve yaşam başlayacak.

Ben kurulmasını beklemeden ayrıldım, çünkü yapılacak bir sürü iş var. Arılara kat attık attık, yoksa adımız acemi arıcıya çıkacak.

Vadide oğul verdirmek yasaktı ama bırakında burada çıksın be...

Yok oğul çıkmayacakmış...


Barakayı kurduktan sonra Yusuf abi ve Birol abi benim arıların bulunduğu yere geldiler.

Yusuf abi benim arıları getirdiğimizde belirlediği 3 kovanını bizim oraya bıraktı.

Bölme yapacağı zaman gelip, alıyor...

"Tarlacı olayı..."


Oh be rahat rahat zaman mefhumu olmadan arı kontrolleri...

Analar metalik boyalı. Aslında iyi tutması için, fırınlamak lazım ama...

Dağ güzeli F-1'ler iyi gidiyor bakalım... Analarına çok benziyorlar.


2 gündür her şey yolunda.

Hele birde akasyalar açsın...

Sıcak bölgelerde olanlar derler şimdi ne akasyası...

Bildiğiniz akasya işte... Daha 1 haftası var akasyanın açmasına...



Kutularda rayına girdi...

Bu arkadaşlara da kek yetişmiyor...

Arılar elimizdeki tüm envanteri bitirdiler.

Elimizde bulunan ve Bilecik'ten gelen kabarmış petek ve kılavuz petek stokları tamtakır...

Vadiden çıkana kadar idare ettiler ya şükürler olsun.

Katlarda atıldı. Allahım bir sürü iş...

Bu akü işi iyi oldu.

Hem arıları izle, hem petek bağla...

Etiketler: , , ,

18 Mayıs 2008

Vadideki Akrep...

Erken ilkbaharı da içerisine alan yaklaşık 4 aylık bir süredir süren, belki de bıktığınız vadi söylemleri ve görüntülerine veda ediyoruz. Şurada ne kaldı 8 ay sonra yine vadiye gidiş ve kar manzaraları ile başlarız...

Mayıslar köyünde sabah çay içmeye durduğumuzda tam da yerinde durmuşuz.

Kara dutum, çatalkaram...

İlkbaharda arıkuşları davranışları ile ilgili olarak yeni bir şey daha öğrendik.

Arıkuşları ilkbaharda dut yemeden vadiden çıkmazlarmış.

Buyurun o zaman. Dutunuzu yediniz. Haydi haydi haydi..

Ancak illaki kalacaksanız, Tandır köyünde Birol abinin güzel arıları var orada kalabilirsiniz.

Sabah saatlerinde iki gün önce yağan yağmurun etkisiyle güzel nem vardı. Ancak öğle üzeri vadideki sıcaklık inanılmaz arttı.

Bu bölgeyi uzun yıllar tanıyan Murat Akın hocamın vermiş olduğu referanslara göre buradan çıkmamız gerekiyordu.

"Hocam Mayıslar girişi sararmaya başladı..."

Öğleden sonra arılar hararetten kapı önünde yattılar.

Doğal hayatın çiftçileri güzelce çalışmışlar. İyice kovanların önüne kadar sürmüşler merayı...

Domuzlar...

Ancak kovanlara hiç dokunmuyorlar. Nefesleri ile toprağı bu kadar kabarttıklarından bahsediliyor. Arıcılık ile uğraşanların bu tür doğal hayat izlenimlere şahit olması da dünyaya bakışımızı değiştirmesi açısından çok önemli...

Yusuf abinin yavrulu bir çerçevesi. Arının ırkını söylemek isterdim ama...

Dağ güzeli değil tabi ki... Dağ güzelinin bal kemeri bölgesine yumurta atmadığını şu ana kadar ki izlenimlerimizden söyleyebiliriz.


Bugün benim arılar ile Yusuf abinin arılarının bir bölümü vadiden çıkacak ve ertesi gün Birol abinin arılar ile Yusuf abinin kalan arıları çıkacak.

Ancak 19 Mayıs'tan geçerli olarak, bizim ekibe arılıkta sigara içmeyi yasaklayacağım.

Bu ne ya... İkide birde mola veriyorlar. Aslında sanki kaytarıyorlar gibime geliyor...


Yeni verilen anaların yumurta kontrolleri en heyecan verici anlardan...

Ana geziyorsa ve yumurtlamışsa operasyon tamamdır.

Öğlen üzeri Gürbüz abi de geldi. Sabah bizim kendisine getirdiğimiz ilavelerini kendi arılığına götürmek üzere gidiyor.


Benim arılar hazırlar artık.
Sadece ağızları kapatılıp, yüklenecek.

Gece naklinde vadinin sıcaklığından etkilenmemek için, Yusuf abi su spreyi yaptı bütün kovanlara ve daha sonra ağızlarını kapattık.

Öndeki kahverengi kovan, arıları koyduğumuz yerin hemen önünde çiftlikleri olan Nevzat abiye ait.

Bizim ekip tarafından kendisine hediye ediliyor.

Ancak ders vermeden olmaz. Yusuf abi almış sazı eline çok ince ayrıntılara giriyor.

Ayrıca Yusuf abi kötü örnekte oluyor. Bazen işlere bir kaptırıyor. Her taraf birbirine giriyor.


Benim işler bitince Birol abiye yardım ediyorum ve yeni çiftleşip, yumurtlayan anaları bölmeler yaparak yeni kolonilere veriyoruz.

Bu anlamda 5 çerçeveli küçük kovanlar çok kullanışlı oluyor.

Geri dönen tarlacıların durumunu muhafaza etmek için fazladan 1 çerçeve arı da ön tarafa silkeleniyor.


Ön tarafa silkelenen arılar oğul veren arı davranışları gösteriyorlar.

Akşamüstü Birol abinin fazla malzemelerini Tandır köyüne bırakmak üzere yükledik.

Yine mola vermiş arabanın önünde...

Bir ara Yusuf abi Kasım amcanın böldüğümüz arılarını kontrol etmeye gitti.

Dönüşte yine marul...

Vadide her yer marul zaten...

Göbekler bizim göbeğe yakın...

Gerçi bir hayli inceliyoruz bu aralar.

Tandır köyündeki arılıktayız.


4 ay önce karlar içersinde çıkardığımız arıların yerinde şimdi her taraf çiçek...



İşte vadideki sıcaklığın etkisi ile akrepler kol geziyor.

Birol abinin kovanların altına koyduğu tahtaları bir kucakladım.

Göz göze geldik.

Neeeeeeeee......

At yere hemen tahtaları...

Bu akreplerden her yerde çok ama bazıları kendi kendini sokuyorlar...

Bu saatten sonra tırsık karakterine bürünüyoruz.

Boş kovanlar indirildi ve tekrar vadiye...

Eldiven giymiş bazıları...

Bende zaten otomatik giymiştim.

Derken yine bir tane daha kovanın üstünde geziyor. Ama fotoğraf çekmeyi bile unuttuk iyice tırstık.

Dayım 3 sene önce 2 kovan getireyim sana, bakarsın nolcak diyordu.

Dayı bak işte bak gör yaptığına...

Bir araba kovan...

Gece çok geç saatlerde arıları yeni yerlerine indirdik...

Ahmet şefimizde gece bizi arılıkta bekliyordu.

Bizim arılarla birlikte Yusuf abinin de arılarından getirdik ve daha sonra onlarıda indirdik birlikte.

Gece saat ne kadar çabuk ilerliyor. sohbet, lay lay lom ve muhabbet derken saat ne zaman 02:00 oldu be....

Bu gece yeni maceralarda buluşmak üzere...

Eldivenlerimi kesin yanıma alacağım.

Ayrıca akrep görüntüleri bende ama magazincilerde keneli kaplumbağa fotoğrafları mevcut. Bakalım ne zaman yayınlayacaklar.

Siz siz olun gezginci arıcılığa bulaşmayın, böyle bir ekibiniz yoksa......

Etiketler: , ,

16 Mayıs 2008

Oğullar

Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşımızdan gelen mailde, kolonideki oğul düzeninin nasıl işlediğine dair sorular vardı.

Birçok kez kitaplarda ve dergilerde okumuş olmamıza rağmen uygulamada işler pek öyle gelişmiyor.

Oğul……

Aslında koloniye nektar, polen ve su tek bir amaç için taşınır.

Çoğalma içgüdüsü…

Bu süreci kısaca anlatmaya çalışalım.

Koloni bahara çıktığında ivmelenen yumurta hızla çoğalır ve müdahale edilmediğinde oğul süreci başlar.

Koloniyi oğula sevk eden en önemli etken koloninin bulunduğu yere sığamayacağı düşüncesidir. Diğer sebeplerinde etkisi süreci hızlandırmaktadır, ancak normal süreçte en önemli etken yer darlığıdır. Bu fikri destekleyecek en önemli veri, çiftleştirme kutularındaki küçücük kolonilerin oğul vermesidir.

Oğul hazırlığı ana arı memelerinin yapılması ile başlar. Ana arı bu memelere günlük yumurta yumurtlar.(Ben hala bu konuda tereddütlüyüm ama gözümle görürsem inanırım herhalde.) O yumurtaların işçi arılar tarafından taşındığı düşüncesi kafamı kurcalayıp duruyor.

Memelerdeki yumurtalar çatlayınca, yoğun bir arı sütü beslemesine tabi tutulur. Bir sürü mememiz vardır artık.

Bu memeler kapandığı gün hava şartları uygun ise, kolonideki yumurtlayan döllü eski ana ile beraber yaklaşık koloninin yarısı kovandan çıkarlar. Oğullar genellikle yakındaki bir ağaç dalına toplanırlar. İlk ana arı kovanı terk ederek işçi arıların onun peşinden gittiği bilgisinin doğru olmadığını bir gözlem kovanından oğul görüntülerinden çok rahatlıkla görmüştüm.
İşçi arılar terk etmeye başladıktan bir müddet sonra ana arı çıkarak hatta işçiler tarafından çıkartılarak bir ağaç dalına konar. Uçuş halinde bulunan oğuldaki işçi arılarda toplanarak oğul verme olayı tamamlanır.

İlk oğul anası döllü ana olup, daldan alınıp yeni kovana konulduğunda hemen yumurtlamaya başlar.

İlk oğulun çıkış zamanı olarak memelerin kapandığı gün söylense de birçok deneyim yaşadığımızda gördük ki memelerin hemen hepsi kapanmış ve ana arıda kolonide idi.
Ayrıca değil memenin kapanması, memeye yumurtayı koyar koymaz oğula çıkan kolonilerden bahsedildiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

İşte bu ilk oğul sonrası koloni bir sessizliğe gömülür, çalışması azalır ve bekleme sürecine girer. Aslında işler daha da karışacaktır kolonide.

Gelelim meşhur ana sesi olayına…
Memelerdeki çıkmak üzere olan analar koloniye hakim olmak üzere daha meme içerisinden bağırmaya başlarlar. Bu sesi ilk duyduğumda çok küçük yaşlarda olduğumu söyleyebilirim ama tam hatırlamıyorum kaç yaşlarımda olduğumu.

Dayım oğul vermiş bir sepete kafamızı dayatıp bu sesleri dinletirdi. İşte bu senfoniyi dinlersen bu şekilde bulaşır hastalık.

İlk analar çıkışa başlar ve dışarıya çıkan ana ile memedeki ananın sesi farklıdır ki bu ses farklılığı yeni anaların çıktığının bir işaretidir.

Yeni çıkan genç ana / analar ilk oğuldan 7 gün sonra yine bir miktar işçi arı ile koloniyi terk ederler. İlk oğul haricinde diğer oğullarda birden fazla genç ana oğul ile çıkabilir.

2. ve daha sonraki oğullar yeni kovanlarına alındıklarında çiftleşme uçuşu ve yumurtlama için en az 1 haftalık süre geçer. Ayrıca fazla sayıda ana arı çıktı ise oğullarda, bu analar arasında tek olma kavgası çıkar ve iyi takip edildiklerinde kovan önünde ölü analar bulunabilir. Koloniye hakim olan ana arı çiftleşir ve yeni koloni süreci başlar.

Peki, oğul neden istenmez?

Oğul veren kolonilerin zayıfladığı bir gerçektir. Ancak ek bir iş olarak yapılan arıcılıkta zaman problemi olduğundan, oğul istenmeyen bir olgu olarak hep vurgulanır.

Çok uzun yıllar takip ettiğim ve hala takip etmekte olduğum dayım, oğul almaktan hiçbir zaman imtina etmedi. Zamanının büyük bir bölümünü çiftlikte geçirdiğinden oğul kaçırma gibi bir negatif durum ile karşılaşmıyor. Ancak bizlerin kolonileri oğul verse, biz arılara gidene kadar çoktan yer değiştirir.

Bu anlamda bir bilgi daha vermek gerekirse; oğullar hiçbir zaman çıkar çıkmaz boş bir kovana girmezler. Mutlaka bir ağaç dalına toplanırlar ve alınmazlarsa 1-2 gece bekleyip, buldukları uygun bir kovan vb. objelere girerek düzenlerini kurarlar.

Daha önceleri de bahsetmiştik ki oğul krizini iyi yöneterek, geri toplama yöntemleri ile hem genç analar elde etmek hem de bal üretecek 1 koloni yapabilmek çok mümkündür.

Peki, bir koloni oğul vermeyi ne zaman keser?

Koloniden çıkan oğullar ile birlikte azalan işçi kadrosu, yaşamını sürdürebilecek minimum seviyeye ulaştığında kalan ana / analardan birisinin kabul edilmesiyle ve bu ananın çiftleşmeden dönmesiyle süreç sonlanır.

Hiçbir zaman unutmayalım ki yaptığımız suni oğul ve bölmelerde oğulda çıkan işçi kadrosu muhteviyatını tutturmamız olanaksızdır.

Oğula çıkan işçi kadrosu yaş itibarıyla bir koloninin devamını sağlayacak tüm unsurları içermektedir.

Ayrıca sepet vb. kovanlardan arıyı oğul olarak çıkartmaktan başka çare de yok. Eğer oğul krizini yönetmeyi biliyor ve arılıkta vakit geçirebiliyorsanız, oğula meyilli ırkların ne zararı olur ki….

Etiketler:

15 Mayıs 2008

Çıkışa Az Kaldı...

Kontrol edilecek ve yapılacak işler yoğunlaştıkça hafta içi vadi yolu tepmeye başladık.
Haftasonu vadiden çıkmayı planladığımızdan artık daha sık arılarla buluşma imkanı bulacağız.
Haftasonu bol bol yine taşınma görüntüleri görme ihtimalimiz var gibi.
Aslında dün akşam yazılması gereken yazılar olmasına rağmen, finalde bahsedeceğim konu yüzünden bu akşama kaldı yazmak gelişmeleri...

Dağ güzelinin F-1 anaları çiftleştirme kutularında yumurtlamaya başladıklarından büyük kolonilere bölme yapılarak verilmişlerdi.

Yapılan kontrolde kekler yenilmiş ve ana çıkartılmış...

Anayı bulmak ve akıbetini görmenin verdiği o an ki heyecanı anlatmak pek mümkün değil...

Dağ güzeli F-1'ler artık büyük kolonilerde...

Günlük yumurtayı da basmış...

Çok kısa sürede 1-2 takviye ile bala yetişecekler ve göreceğiz durumlarını...

Çiftleştirme kutularımız iyice devreye girdiler.

Kek bölümüne doldurduğumuz kekler bize aynı bölümde petek ve günlük yumurta olarak geri dönüyorlar...


Boşalan kek bölümleri tekrar doldurulup, anası alınanlara yeni memeler verildi.


Cumartesi günü kılavuz petek olarak verilen çerçeveler kabartılmış, keki gözlere sıvılaştırıp doldurmuşlar ve gelincik polenleri de stoklanmaya başlamış.

Yeni kabarmış peteklerde gelincik polenleri de çok sırıtıyor.

Vadiden çıkarken hiç kat atmama planımızı sonunda bozmak zorunda kaldık...

Böl, böl nereye kadar...

Zaten katlarda, diğer sıkışan kolonilerden alınan çerçeveler ile dolduruldu.

Döner dönmez hemen 1 kat daha atılıp, kaçak kat uygulamasına başlayacağız.

Bu yıl anaları Kırmızı boyuyoruz.

Bunu duyan bir kolonimizdeki bir çok erkekte bu fiziki uygunsuzluğu gördük.

Sarı gözlü erkekler ve kırmızı kafalı analar...

Anaları lacivert boyayacak değiliz ya...

Bu erkekleri yumurtlayan ana genç ve vadide çiftleşen bir ana...

İlk yumurta başladığında hemen hemen 2 çerçevedeki tüm yavrular erkek arıydı ve hiç işçi yavru gözükmüyordu.

Ancak yumurta düzeni o kadar güzeldi ki hatta Hayyam abi geldiğinde bakmış ve yumurtalar normal demişti. Israrla sabrettim ve 10 gün sonra yumurta düzeni normale döndü.

Bu çıkan erkeklerde o ilk yumurtalardan çıkanlardan...

Yalnız olduğumdan ayrıntılı foto çekemedim ama bu sarı kafalardan dikkat çekecek kadar çok mevcuttu kolonide...

Öğleden sonra yeni bir meraklı grubu vadiye düştü.

Mesai çıkışı Birol ve Gürbüz abi geldiler.


Birol abinin kutular kontrol ediliyor.

Kayıtlar tekrar tekrar gözden geçiriliyor.

Yumurtlayan analar hemen kafese konuluyor.

Yolculukları çok uzun...

Hemen aynı arılıkta büyük bir koloniye veriliyorlar.

Birol abinin yaptırdığı kutu altlıkları çok hoş duruyor.

Hem karınca vb. zararları görülmeyecek. Çok uzun ömürlü olacak kutular...

Hafta sonu ekip liderinin koştuğunu gören Gürbüz abi anası alınan kolonilere yeni meme vermek üzere Ana arı memesi üretim kolonisinden alıp ve koşarak geliyor.

Takalım abicim güzelce...

Cuma günü çıkacak bu analarda...

Çarşamba anasını al ve Cuma çıkacak memeyi ver...

Süper koordinasyon ve planlama...


Artık kesmiyor 3-5 kutu...

Tüm kutuları aktif hale getirmek gerekiyor.

Birol abinin son 2 kutusuda dolduruldu.

Teknik basit..

Yamultulmuş bidon tekniği...

1 çerçeve dolusu arı silkelendiğinde göz full doluyor. Ancak geri dönen tarlacılar sebebiyle yine de istenen mevcuttan fazla arı kalıyor kutularda.

Bu ilk etapta çok sıkıntılı bir durum.

10 kutu doldurmak için toplam 20 çerçeve arı lazım...

Ancak çark dönmeye başladığında, unutuluyor silkelenen arılar.

Kafese alınanlar, hemen bölme yapılan yeni kolonilere veriliyor.

Bu şekilde elde edilmiş anaların işletmeye kattığı ivme tartışılmaz bile...

Koloni sayısını arttırmak o kadar kolaylaşıyor...

Gelelim finalde kötü ama çok kötü bir habere...

Dün akşam vadiden dönüp, bilgisayarda takılırken Arif Uysal abi bir haber verdi.

Bilecik'te yaşadığımız maceraları takip eden bir çok arkadaşımız biliyordur.

Rahatsızlığı sebebiyle arılarına bakamadığından vesile olan arkadaşlarımız sayesinde bize satan Cevdet amca aramızdan dün ayrılmış....

Yaşadığım duyguları tarif etmek gerçekten çok zor.

Kısa süre tanımamıza rağmen etkilemişti bizleri...

Cevdet amcaya Allah'tan rahmet, yakınlarına ve dostlarına da başsağlığı diliyoruz.

Sözün bittiği yere gelmeden, her şeyi zaman zaman gözden geçirmek gerektiğini daha iyi anlıyoruz...


Etiketler: , ,

10 Mayıs 2008

Vadideki Gelişmeler

Cumartesi günü, yine vadiye gidiş ve vadideki gelişmeler.
Havaların soğuması ve yağışlı gitmesi ile planlar biraz değişti ve vadi çıkışı ertelendi...

Arıların önceki gelişme hızları göz önüne alındığından ilave isteme ihtimali olan arılar için malzemeler alınıyor.

Yine Birol abinin malzemeleri almak üzere Tandır köyündeyiz ve hava yine sabah buz gibi.

Birol abi, ilaveleri yüksek biçimde üstelik sehpaların üzerine dizince hepsi yer çekimine mağlup olmuşlar. Aynı köyde ikamet eden akrabası olay ile ilgili malumatlar veriyor...

Karda battığımız yerde yine araba...

Sohbet konusu yine aynı...



Ben hiç bir ilave atma teşebbüsüm olmadığından, bu kadar malzeme arabaya yüklenince malzeme mezarlığındaki ilavelerim hep aklıma geldi...

Birol abinin ilavelerinin ve çerçevelerinin başına gelen bu yıl artık pes dedirtecek cinsten...
Asıl olay vadiye girişte gerçekleşti...
Elbiselerimizi daha yeni değiştirirken Yusuf abi ilaveleri daha rahat indirmek için arabayla arıların başına kadar getirmek için hızlandı ve dönüşte en arkada gördüğünüz ilaveler bağlı olmasına rağmen arka kapakta açık olduğundan hepsi yere.....
Ah be gitti güzelim fotoğraflar... Koşturunca hemen toplamaya, makine diğer elbiselerde kaldı.


Geçtiğimiz yıl boyadığımız gri renkli analar,boyalar silinmeye yüz tutunca yılın rengine uyarlanmış hale getiriliyor.

Daha kolay bulunuyor bu renkle boyanmış analar...

Boyanın ne olduğu ise, yeni bir muamma..

Ekip lideri getiriyor, biz boyuyoruz.

Bizler anaların yaşını takip etmek amaçlı değil, anayı kolonide bulmamız gereken çok fazla uygulama yaptığımızdan kolay bulunabilir renkleri tercih ediyoruz.

Koloni eşitleme teknikleri veya çiftleştirme kutularına arı silkelemede ana arıyı bulmak gerektiğinden bu durum çok faydalı oluyor.


Yeni verilen Saf Dağ güzeli anasının kovanında değişiklikler yapmak gerektiğinden Yusuf abi iyice dağıtmış koloniyi..

Ayrıca yeni eldivenlerden de bir güzel gereğini yapıyorlar, çünkü işçiler eski koloniden kalan işçiler...

Çiftleştirme kutularının kontrolleri de çok zaman almaya başladı artık.

Gün yetmiyor ki akşamüstü bir ara iyice sıkıştık...


Dalağı indirip, yumurtayı hemen basıyor kek gözlerinde...



Arıların bulunduğu yerin sahibi Ekrem hoca seslendi bir ara çay molası diye...

O yorgunluğun üzerine odun ateşinde çayın zevki süper oluyor.


Yeni çiftleştirme kutularımız devreye girdiler iyice...

Bölme işlemlerine tabi tutulmayan kolonilerde bal toplama işleri hızlanmış görünüyor.

Güzelce petekler beyazlatılıyor.

Bu koloniler Erol abiye ait.

Erol abi ile dönüşte aynı köyde bulunduracağız arılarımızı...

Köyün üst bölümünü o toplayacak, alt bölümünü biz...


Yeni verilmiş kılavuz peteli çerçeve kabartılmış, kemerine nektar konulmuş ve günlük yumurtalar döşenmiş. Baharın güzellikleri iyice hissedilmeye başlandı.

Ekip liderinin hızına yetişmemizin imkanı yok.

Yerinde duramıyor arıların başında olunca, ayrıca vadi başka bir değiştiriyor Yusuf abiyi.

Koş be kim tutar seni...

Biz koşup, yetişene kadar kutudan anayı buluyor bile...


Ekibimizden Bünyamin abi, öğleden sonra yanımıza geldi.

Birol abi ile yemek öncesi biraz sohbet ediyorlar. Bende arıların bakımlarına devam ederken, magazincilik damarımız tutuyor işte...

Bünyamin abi, Birol abi ve ben; Birol abinin yeni oluşturduğu çiftleştirme kutularını kontrol ediyoruz.

Her şey pamuk ipliğine bağlı işte...

Yemek vakti...

Sohbet...

Yemeği yedikten sonra da spor aktivitelerine devam ediyor.

Biz göbek bağladık iyice, ama Yusuf abi maşallah delikanlı...

İşte kat atmamak için direndiğim kolonilerden 1 tanesi...

2 duvar ballı, 7 çerçeve yavrulu ve şu anda yerinde olmayan 9. çerçeve kılavuz petekli...

Bu hafta arıların gelişimi biraz el frenini çekmiş...

Arı kuşları arkadaşlarımız tarlacıları bir hayli toparlamış.

Arı kuşları biraz da İskender Döner olarak bizim analardan da götürmüşler.

Ya kardeşim Anneler günü arefesinde olur mu bu...

Pazar günü Anneler günü...

Biz de tüm annelerin ve tüm kolonideki anaların anneler/analar gününü kutluyoruz.

İyi ki varsınız...


Akşam üstü iyice dağıldık, her taraf her yerde...

Çiftleştirme kutularının tamamı devreye girdi...

Her taraf Sarı/Kırmızı oldu...

Aslında çok güzel bir sürpriz daha var. Balkonda tam bir sosyete var artık ama ayrıntılar daha sonra...

Etiketler: , , ,

08 Mayıs 2008

Analizler

Bir çoğumuz hatırlarız, bal satış ilanlarının yanında yazan küçük ibareleri...
Tüm tahlilleri yaptırılmış ballarımız..... şeklinde uzar gider.
Bir çok arkadaşımızın üye olduğu forumda "Hakiki bal nasıl anlaşılır?" şeklinde açılan konuda olay döndü dolaştı ve tahlil ücretlerine kadar geldi.
Bende 2006 yılına ait bir liste mevcuttu ve bunları yazdıktan sonra son fiyat listesine ulaştım.
Bilgilendirme maksatlı olarak foruma da yazdım ve ne olur ne olmaz burada da bulunsun dedim.
Fiyat listesi 2008 Nisan ayına ait bir liste olup; Ankara İl Kontrol Laboratuvarına aittir.

Kül tayini
Numune miktarı:20 gr. Ücret 22 YTL.

Refraktometrik rutubet tayini
Numune miktarı:25 gr. Ücret 17 YTL.

Suda çözünmeyen katı madde tayini
Numune miktarı:100 gr. Ücret 15 YTL.

Sülfanamid grubu veteriner ilaçları analizi
Numune miktarı:1000 gr. Ücret 250 YTL.

Naftalin tayini
Numune miktarı:500 gr. bal/200 gr. petek Ücret 250 YTL.

C-13 analizi
Numune miktarı:100 gr. Ücret 220 YTL.

Serbest asitlik
Numune miktarı:50 gr. Ücret 20 YTL.

Diastas sayısı tayini
Numune miktarı:50 gr. Ücret 50 YTL.

Fruktoz
Numune miktarı:200 gr. Ücret 85 YTL.

Glikoz
Numune miktarı:200 gr. Ücret 85 YTL.

Ticari Glikoz tayini
Numune miktarı:50 gr. Ücret 20 YTL.

Toplam şeker analizi
Numune miktarı:50 gr. Ücret 30 YTL.

Sakkaroz
Numune miktarı:50 gr. Ücret 30 YTL.

HMF
Numune miktarı:200 gr. Ücret 85 YTL.

İletkenlik
Numune miktarı:100 gr. Ücret 15 YTL.

İnvert şeker analizi
Numune miktarı:50 gr. Ücret 30 YTL.

Parafin testi
Numune miktarı:50 gr. Balmumu Ücret 30 YTL.

Saflık(Bulutlanma) testi
Numune miktarı:50 gr. Balmumu Ücret 30 YTL.

Şimdi hep birlikte aklımızın bir yerinde dursun... Tüm tahlilleri yapılmış diyenler için...


Etiketler:

06 Mayıs 2008

İlginç Olaylar

Okuduğumuz arıcılık kitapları ve belgelerinde bahsi geçen ama uç örnekler olduğu için belleğimizin derinliklerinde yer alan bazı olaylarla karşılaştıkça ve bunları paylaştıkça, bu verilen örneklerin olağan durumlar olduğunu pratik olarak arılarla daha fazla ilgilendikçe anlayabiliyoruz...

Dağ güzeli maceraları arasında değinmediğimiz ama olayın verdiği heyecan ve yapılması gereken işlerin planlaması dolayısı ile resimde çekmemiş olmamız, şimdi bu kaçar mı dedirtecek cinsten.
Gerçi bu enstantane yeniden oluşturulabilir ama bu yolu hiç bir zaman tercih etmiyoruz.
Konuya başlamadan bir açıklama yapmak gerekir aslında...
Bilecik'ten aldığımız kolonilerdeki ana arıların geçmiş kayıtları ve bilgileri elimizde mevcut değil. Sadece anaların fiziki görünümleri ve performanslarını biz aldıktan sonra takip edebiliyoruz. Gerçi bir hayli hakim olduk olaya ama başka yerden alınan kolonilerin bu anlamda takibi ve kontrol altına alınması zaman alabiliyor.
Tarih: 23 Nisan 2008 Çarşamba
Genel koloni kontrolleri...
Bir kolonide ana arı normal yumurta düzenine devam etmesine rağmen, ana değiştirme davranışı olan tek veya çok az meme sayısından çok daha fazla ve oğul davranışı sayılacak kadar çok meme yapmış durumda görüldü. Üstelik memelerin bazıları kapanmış durumda idi.
Hava şartları oğul vermeye müsait olsa belki de vadide ilk oğul diye başlayan ve ekibin her türlü kahkahalarını ve alaycı tavırlarını çekerek haber yapacaktık.
Kendimize güldürmektense, sağlıklı görülen anaarıyı hazır bulmuşken kırmızı renge boyadım ve tüm memeleri temizledim veya temizlediğimi zannettim.
Ayrıca kolonilere vadiden çıkana kadar kat atamadığımızdan, bu koloniden kapalı yavrulu ve arılı çerçeveler alınarak diğer kolonilere dengeleme faaliyeti de yapıldı, ayrıca ana arıya yumurtlama için kabarmış petek ve genç işçilere petek kabartmaları için kılavuz petek takviyesi yapıldı.
26 Nisan 2008 Cumartesi ve 01 Mayıs 2008 Perşembe günü yapılan kontrollerde başka meme yapma teşebbüsü görülmedi ve aynı zamanda çok güzel yumurtlama faaliyeti devam ediyordu...
03 Mayıs 2008 Cumartesi
Dağ güzellerini dağdan alıp, vadiye indik ve yemek sonrası koloni kontrollerine başladık. Bu kolonide her şey yolunda olmasına rağmen en başta olduğundan ilk sırada bu koloniyi kontrol ettik.
Daha önce icra edilen koloni içi çerçeve hareketleri kapsamında, 2 nolu çerçeveyi (arkadan bakıldığında soldan 2. çerçeve) yavruların kapanıp kapanmadığı kontrolu yapmak üzere çerçeveyi çektim.
Orta bölümde kapanan yavrular olduğu gibi çerçeve dışına doğru kapanmak üzere olan larvaların güzel görüntülerine bakıyordum.
Normal şartlarda ana arının nerede olduğunu çok iyi tahmin ediyorum ki 8. çerçeve olarak verdiğimiz kabarmış petek ve 9. çerçeve olarak verilen yeni kabartılan peteğin üzerinde olmalıydı.
Üstelik kırmızı boyalı anayı görmek ve bulmak çok kolaylaşıyor kolonide...
2 nolu çerçevenin kontrolü bitmek üzereyken hiç dikkat etmememe rağmen;
Gözlerimin önünden 1 adet genç ve muhtemel daha çiftleşmemiş gencecik bir ana geçti..
Haydaaaaaa.......
Hoplaya hoplaya oradan oraya geziyor...
Birol abiye seslendim...
"Abi galiba çift çift çalışacağız."
Ana arının bulunduğu çerçeveyi hemen başka boş bir kovana koyup, kapağını kapadım...
Şimdi koloni mevcudu hiç te oğul vermiş gibi gözükmüyordu...
Anayı bulmalıydım ve yerini tahmin ediyordum... 8. çerçeveyi çektim...
Hiç bir şey yokmuş gibi yumurtlamaya devam ediyor bizim kırmızı kafa...
Yani hem anası hem kızı aynı kovanda.
Yine bir koloni rahatlatması yapılarak eski anayla bir müddet daha devam kararı verildi.
Yeni genç ana kafeste uygun bir yere verildi. Çiftleşme uçuşuna yeni yerinde gider tabi ki daha önce tanıma uçuşu yapmış olup ta yine bu koloniye dönmezse...
Peki ben nerede hata yapmıştım?
Çok büyük bir ihtimal ile memelerin temizliği esnasında bir memeyi atlamışım...
Arıları silkeleyip, iyice kontrol etmemize rağmen gözden kaçan bir meme...
Genç anayı görmesek çözümü zor bir bilmeceye dönüşebilirdi...
Bazen şans işte, hiç olmadık bir anda görmemiz gereken gözümüzün içine giriyor.

Etiketler: , ,

04 Mayıs 2008

Yer Hazırlığı ve Kontroller

Vadiden yakın zamanda çıkmayı planladığımızdan, arılarımızı getireceğimiz yerlerin son kontrollerini yapmak gerekiyor.
2 haftadır uğramıyorduk ve bugün hem bazı malzemeleri götürmek hem de şöyle bir kontrol yapmak amacıyla köye gittik.

Ekilen soğanlar, rokalar çıkmışlar ve maydanozlarda yavaş yavaş çıkmaya başlamışlar.

Bu yeri hazırlayan arkadaşlarda merak edip, soruyorlardı.

Taze soğanı koparıp yemenin zevkini yakın zamanda yaşayacağız.

Kovanların konulacağı sehpalar hazır bekliyorlar.

Üstelik güzel yeşillenmiş yerler...

Ancak vadideki bahardan buralarda daha eser yok.

Vadide akasyalar artık geçmek üzere, ama köydekiler daha yeni yaprak çıkarıyorlar. Aynı zamanda yer çiçeklenmesi de daha tam hızlanmamış.

Bu durumda arılar yeni yerlerine geldiklerinde 2. baharı yaşayacaklar.

Etiketler: ,

03 Mayıs 2008

Dağ Macerasının Sonu

Bahara hazırlıklar kapsamında vadiye inişimiz ile birlikte başlayan, dağ güzeli macerasının bugün finaline geldik.

Sabah erken saatlerde vadiye iniş yine kış günlerini aratmadı.


Günboyu çok değişken hava şartlarına maruz kaldık.

Bazen sağanak yağmur, bazen ise güneşli ve kızdıran güneş.



Sabah ilk işimiz Mustafa Dede'den alınan damızlık yerine hazırlanan 2 koloninin hazırlıkları oldu.

Biraz ayarı kaçmış ve dalağı örmüş.



Kovanları arabaya atıp, doğru dağa yola çıkıldı. Dağların arasında seyreden bulut kümeleri görsel bir şölen sunuyordu.



Köyün girişindeki ağaçlarda açmışlar. Dedeye getirdiğimiz arılar coşarlar burada...


Bahçede dizili çiftleştirme kutuları...




Dedeye götürülen kovanların son kontrolleri yapılıyor.

Dedenin çok mutlu olduğu belli oluyordu.

Acaip muhabbet etti bugün kovanları görünce...

Bizde kutularda yumurtlamaya başlayanları alıyoruz.


Eğer yumurta yoksa ve çiftleşmişse kutuda kalıyorlar.


Hava şartlarının soğuk olması sebebiyle, yumurtlayan ana sayısı yüksek bir oranda olmamış.


Yumurta varsa süper...


Dedenin dağda kalan diğer kolonilerinin bakımlarını yapmıştık.

Dede boşluk kalan bölüme kendi tekniğini uygulamış hemen.

Boş çerçeve sal gitsin. Arılar yapıyorlar nasılsa.



İşte yeni 2 koloni...



İşler bitirilip, sohbet ile birlikte dağda çay çok güzel gider.

Şimdi solumda Çerkez, sağımda Emirdağlı, karşımda Yörük...


Vay be mozaiğe bak.





Dağdan dönüşte, Bünyamin abiye uğradık.

Çay hazırlamış, hemen ayaküstü çektik çayları.


Bu kısa sürede hemen kutularına ait çıtaları inceledik.



Arabada çiftleştirme kutularının içinde dağ güzelleri dolu olunca...

Her seferinde bana ana veya meme alıyor muamelesi yapmayın diyor.

Peki bir elinde fotoğraf makinesi var buraya kadar tamam da...

Diğer elindeki sarı kutuda ne var?



Bu arılıkta Bünyamin abinin arılığının çok yakınında Sezai beyin arılığı. Koloni sayısı bir hayli fazla ve düzenli görünüyor.



Aslında yemek hazırlığımız vardı ama telefon geldi.

Yemek hazırlanıyor buraya gelin...


İyi alıştık bizde Bambu çardağa...


Peki selamı aldık ama nereye gidiyor dersiniz?


Tiz göbekli marul kesile...


Ya yine mi balık...


Her hafta, her hafta olmuyor ki...


Yemeği yedi ve arılığa uğramadan geldiğimiz için, kutular arabada...

Muhterem abi ve Gürbüz abi de alıyor dağ güzellerini...



Oh be nihayet geldik arılığa...

Şimdi daha gün başlamadan kayışı attılar.

Biz yarın geleceğiz demeye başladılar.


Ben ise işi bitirmeliydim.

Nefes almadan belki yetişir ama sonunda bitirdim.



Birol abinin tasarımı çiftleştirme kutusu altlığı.

Geçen yıl Yusuf abinin kutulardaki karınca istilasından sonra bazı tedbirler baştan alınıyor.


Ya tam kovanı açıyoruz, telefon çalıyor.

Ankara rapor istiyor... Arılar bir taraftan ya kardeşim bu yağmurda bizi niye açıyorsun diyor, diğer taraftan Hayyam abi...

Sonunda raporu Yusuf abi veriyor.


Arılığın son hali..

Gittikçe büyüyor gibime geliyor ama hayırlısı...



Cancanlı işlerde de üzerimize yok.



Ya bugün lay lay yapanlar, yarında bu işler nasıl yetişir diye böyle kara kara düşünür.

Artık özellikle yeni başlayanlara yönelik uygulamalar ve ilginç deneyimler paylaşmak gerekiyor ama yaşasın magazin diyoruz hep.



Geçen yıl üretilen bir ananın bulunduğu bana ait koloni acaip sert idi. Arılığa girenleri şöyle bir tarıyordu önce...

X-ray cihazı mübarek.

Bende anasını yeni çiftleştirme kutusuna verip, çaktım memeleri...

Dengesiz olunca koloni böyle oluyor işte...

Memeler bile gözükmüyor...

Neyse bol sütlü olsunlar...

Çünkü dağ güzeli F-1 olacaklar....

Etiketler: , , ,

01 Mayıs 2008

Kısa Bir Vadi Günlüğü

Vadide bahar kendini iyice hissettiriyor.
Polen renklerinden çok bariz belli oluyor gelincik çiçeğinden derlendiği...

Yusuf abinin 3. tur dağ güzeli larva transferini yaptığı gün, hazır ana memesi üretim kolonisi oluşturuldu, birkaç tane de benim için larva transfer edilmiş memeyi vermiştik.

Bugün çıkışları bekleniyordu.

Bir çoğu çıkmış ve geziyorlardı.

Çiftleştirme kutularına meme verildikten sonra, çıkacağı gün tahmini yapmak çok kolay.

Meme kapandığı günün ertesi hafta aynı gün doğum gerçekleşiyor.

Çiftleştirme kutusunu açıp, memenin düzgün açılıp, ana arının çıktığı görülünce gerçekten çok seviniliyor.

Dah sonra hemen ana arı aranıyor ve bulunuyor.

İncelemeler, fiziki kontrollerden sonra beklemeye başlamaktan başka şu an için yapacak bir şey yok.

Ancak yakın gelecekte bir sürprizimiz olursa şaşırmamak gerekir.

Her canlının yavrusu sevimli oluyor. Bugün biraz ana arı yavrusu gezdirdik.

Sezeryan ile doğduğundan şefkata ihtiyacı var biraz...

Bugün Ankara'dan Hayyam abinin getirdiği kutuların bazılarının hazırlıkları yapıldı.

Küçük rütuşlar gerekiyor. Ayrıca petek bağladık ve giriş deliklerini kapamakta kullanılan aparatların strafor kalıbının çıkıntılarından arındırılması gerekiyor.

Gerçi hepsi bitmedi ama Cumartesi günü dağdan gelecek Saf Güzellere yer açmak gerekiyordu.

Dağ güzellerini vereceğimiz kolonileri hazırlarken işi şansa bırakmamalıyız.

Tamamen genç işçilerden oluşacak kolonicikler oluşturup, kafeste vereceğiz.

Ayrıca larva transferi yapıldı. Artık kutular devreye girdiğinde her zaman meme gerekiyor.

Etiketler: , ,