31 Temmuz 2008

Giden Gidene...

Yusuf abi tatilini tamamlayıp, arılarıyla buluşunca planladığı arıları süzme işini askıya alarak yeni bir yolculuğa hazırlık başladı.



Hafta sonu hiçbir problem olmadan süzme yapılan arılarımızda hafta arası yoğun bir yağmalama eğilimi başladı.
Doğru dürüst koloni eşitlemelerini bile yapmaya müsaade etmiyorlar.




Biz Yusuf abinin arılarını ayçiçeğine götürmek üzere yüklemeye ekibin katılmasını beklemeden başladık.
Peki, ekip nerede?
Ekip kavanoz operasyonunu gerçekleştirmek üzere öğle saatlerinde Bursa’ya gitmişlerdi.
Arıların yüklemesi yarı olduğunda kavanozlarda depoda yerlerini aldılar.



Yusuf abinin en önem verdiği işlerden birisi de arıları sardıktan sonra bağlama işlemleri.
En iyi gırgırı artık hepimiz öğrendik.



100 kiloluk Karniyol’da sohbetin yönü değişti.

Yusuf abi diyor ki;
“Ben o anayı kötü diye değil, deneme yapmak için verdim.”

28 Temmuz 2008

Bundan Sonrası Arılara...

Bu hafta sonu için planlamamız haftanın ilk günlerinde Ankara’ya Hayyam abinin mekana giderek güzel bir etkinlik icra etmek idi. Yusuf abinin izinde olmasını fırsat bilip, güzel sürpriz yapacaktık. Ancak Çarşamba akşamı Birol abi planı değiştirdi.






Ayçiçeğine götürdükleri arıların balı çaktığını görünce, hemen Tandır’daki arılar süzülerek ayçiçeği macerası başlayacaktı.
Güzel bir Cumartesi sabahı hemen Erol abinin küçük çadırı hızla kuruldu.





Bu tür çadırlarda iç hacim fazla hareket imkânı vermese de küçük kapasiteli hasatlar için çok ideal.




Çadır arılara biraz uzak kurulduğundan arıların sabah sakinliğinden faydalanarak elbirliği ile bal dolu petekler ilavelere alınarak, daha sonra çadıra taşındı.






Akşamüstü bal süzümü tamamlandığında ise, balları süzülmeyen daha önce bölme yapılmış arılar arabaya ve doğru ayçiçeğine…



Arıları götürdüğümüz yerde ayçiçeği tarlalarının bazıları daha yeni açıyor. Bölgeyi gündüz gözüyle görmedim ama binlerce dönümden bahsediliyor. Bende bölgeye arı götürdüm ama gündüz gözüyle göremeden belki de sezonu kapatacağız. Bu kadar arı taşıdıktan sonra tatili hak etmedik mi diye sorsam hiç olmaz çünkü tatilin ilk hafta sonu yine arı ve bal içinde yüzeceğiz gibi.






Yusuf abinin öldürmeyi planladığı analara bizim ekipte talipler çıkıyor.
İşte son gündem maddemiz Yusuf abiye göre yaramaz bir Karniyol ana…

Ayçiçeğine ilk arıları indirdiğimiz gece Gürbüz abi tutup kolumdan gel gel gel.
Bir önceki sağımda 26 full çerçeve bal alınmış ve yaklaşık 60 kg. bal vermiş.
Şimdi de ayçiçeğinde.
Cumartesi gecesi nazar değmesin diye tartmadık ama Pazar günü akşamı telefonla talimatlar yağıyordu.
“Halil o kovana baksın bakalım. Kaç kg. bal vardır?
Sonra tatilde olan Yusuf abiyi arasın.”
Pazar gecesi Birol abi ile tarttık.
“Ya arı balı yemiş, ya da arıyı süzmüşler.”

4 katlı arının en üst katını şöyle kıyıdan açıp baktık ki kılavuz petek verilen çerçeveleri bile kabartıp, balı basıyorlar.

Konu Yusuf abiye iletilince; “ Bahara çıkarsın bakalım da görelim.”
Gürbüz abi ise 100 kg.dan fazla bal veren bir anayı kışın misafir odasında oturturum diyor ama…




Şimdi Cumartesi günü Birol abinin arılarını süzünce aslında izin dönüşü planladığımız bizim arılarında ballarını 2. kez süzmeye niyetlendik.
Birol abi “Kovanda duracağına tenekede dursun abi.” deyince ekip Akpınar köyünde bu kez.
Yine güzel bir Pazar sabahı ve ekip iş başında.
Bizim ekipte bal süzmek oyuncak gibi artık bir de şu kovan taşıma olmasa…



Tüm ekibimizdeki arıların kadroları ve sağlıkları maşallah dedirtiyor. Bal ortalaması en düşük kalan ekipte ben olacağım. En düşük bu olduğuna göre ben razıyım çoktan.
Bal için arıları gezdirmeye, bu yıl diğer sebeplerden yetişemediğimizden arada bir büyük bal akımını kaçırdık.




Bu süzümde ekibimizde Ahmet şefte bulundu. Her türlü işlemi görme fırsatı buldu bu kez.



Benim arıların bulunduğu yerdeki oda bal süzümlerinde süper iş görüyor. Birol abinin tam istediği gibi çay hep kaynıyor. Her türlü servis imkânı var. Peki, içeride hiç arı yok iken maske takmak nereden çıktı derseniz.
Maske takan Erol abiyi geçtiğimiz bal süzümünde komple kapanmış göz ile hatırlarsınız ki arıcılık dünyasından fotoğraflarının kullanılma talepleri bile gelmişti.
Bizim arılar Erol abinin gözüne endeksli olarak çalışıyorlarmış o yüzden maske takması gerekiyormuş.





Bu bal akışı için çekilen zevkli meşakkatı anlatmak imkânsız. Ancak bu şekilde tenekelere dolmaya başlayınca değmeyin keyfe…






Öğlene kadar benim arıların işi bitince aynı köyde bulunan Erol abinin yazlığına geçtik.
Hep bal mı süzülecek, biraz da mangal yakılacak.
Tost yemek ya da mangal.
Karar sizin.
Ve üstelik yaratılmış küçük bir cennette.





Haydaaaaa… Birol abi çatıda.
Dayımın çatı olaylarından sonra bir vaka da Akpınar köyünde Erol abinin yazlıkta.




Erol abinin arıları da geçtiğimiz günlerde ayçiçeğine üstelik gece vakti götürülmüş olmasına rağmen muhtemelen bir avuç tarlacı arı çatıda toplanmışlar.
Hemen benim arılıktan bir ana kafese ve operasyon başlıyor.




Mangalın yanında yapılacak salata için taze taze salatalıklar Erol abinin ellerinde…




Arıları kafesteki ananın üzerine topladıktan sonra hemen strafor bir kutuda yerlerini aldılar.




Ve hafta sonu finali yine ayçiçeğine arı götürerek tamamlandı. Ahmet şefte ilk kez arı naklinde yer aldı.
Benim 5 koloni ve Birol abinin Cumartesi süzülen arıları götürüldü.
Buradan gelecek ballar arıların hakkı artık. Götürdüğümüz 5 koloni diğer kardeşleri için orada bol bol ayçiçeği balını toplasınlar.
Ekip olmanın avantajını bilmeyenler için bir hatırlatma.
Bu 5 koloni ekibe teslim. Ben tatilde, arılar ayçiçeğinde.
Balları olursa balı süzülür ve geri nakilleri olur.

Bende hafta içi kalan arıların eşitlemelerini yapıp, tatile çıkıp biraz dinleneyim demek isterdim.
Önümüzdeki hafta sonu Mustafakemalpaşa’da 100 koloni bizi bekliyor.
Uygun bir zamanda kovan ve arı olmayan tuzlu sulara kendini bir an önce atmak istiyorum.

21 Temmuz 2008

Haftasonu Mustafakemalpaşa

Haftasonu yine Mustafakemalpaşa maceraları yaşadık...


İlk önce dayımın yeni çerçeveleri ile başlıyoruz.

Sadık Usta'nın yeni yaptığı çerçeveler...


Üst çıtaları önce kılavuz açıyor ve tek vida ile tutturuyor.


Bu durum özellikle bal hasadında kopan üst çerçevelerin daha sağlam olması açısından çok faydalı olacağa benziyor.



Cumartesi günü geçen haftadan kalan arıların düzenlemelerine devam edildi ve sırlanmış ballar toplandı.

Süzülerek, tekrar geri verildi.


Ve bir çok çerçeve ise petekli bal olarak poşetlendi.



Diğer Muğla'da döktürmüş.

Gerçi diğer arılarda da durum hemen hemen aynı ama Muğla yine bir başka.


Üstelik bu kovandan Nisan ayı başında arısı ile birlikte tam 6 çerçeve arı diğer kolonileri güçlendirmek için alınmış.



Çerçevelerin bir çoğu petekli bal olarak ayrılması gerekirken süzülmeye bile gitti.


Henüz çadırı kurmadığımızdan önce balları ilavelere toplayıp, üzerlerini örtüyoruz ve iş bitimi arabaya doğru evin yolu tutuluyor.

Süzme sonrası akşam tekrar süzülmüş petekler veriliyor.


Şu anda arıların bulunduğu bölgede ayçiçeğinin hakimiyeti kadar, dikenlerin yoğunluğu da dikkat çekici.

İki farklı diken türünden yeşil renkli olana daha fazla rağbet göstermesine rağmen, mor dikende çok güzel çiçek açıyor.



Pazar günü ise daha yavaş tempo ile biraz piknik, biraz arı kontrolü ile geçti...

Kardelen hanım tulumbadan küresel ısınmaya rağmen su çıkartma derdinde.


Bazıları işi daha da ileri götürüp suyu motorla yerin altından çıkaracaklar.

Üstelik motor çalıştırma eğitimleri kapsamında kol çevirme dersi alınıyor


2 gündür çalıştıramadığı motoru bizim yanımızda çalıştırınca ne yapacağını şaşırıyor.

Rüyasına girmiş Pancar motoru çalıştırmak...


Sadece bu kadar yeter herhalde...




Akşamüstü yine damda macera vardı.

Küçük oğulların beslemeleri esnasında şu damdaki ne olacak diye sorunca...

Klasik cevap...

"Damda arı yok ki!"

Var mı yok mu?

3 çerçeve olarak konularak bırakılmış kapan kovana gelmiş büyük bir misafir.

Daha sonra hemen apar topar hazırlanan 2 yeni çerçeve kılavuz petek ile 1 çerçeve kabarmış verilerek kapatıldı, üstelik hava kararmak üzereyken...

Arılar ezanı damda dinletiyorlar bazen...

17 Temmuz 2008

Arıcılık





Bal hasadı sonrası 2 kata indirilen kolonilerden güçlü olanlar, hava sıcaklığının artışı ve nektar akışı ile birlikte kapı önünde birikiyorlar. Özellikle kuluçkalık ile ballık arasında yapılacak çerçeve değişiklikleri bu birikmeyi sonlandırıyor.
Ballıkta yavru atılmaya müsait ve az bal depolanmış 1 çerçeve, kuluçkalıkta bulunan özellikle bal dolmuş duvar çerçevesi ile değiştirildiğinde bu rahatlık koloniye verilebilir.

Ayrıca ilk bal hasadı sonrası geri verilen süzülmüş peteklerden arılar, hem bal koymak için hem de yavru faaliyeti için esmer petekleri tercih ediyorlar. Bu yüzden bal hasadı sonrası 2 kata düşürülen kolonilerde beyaz petekler alınarak, daha çok esmer petekler kolonilere verilmelidir.




Balın ve nektarın yoğun geldiği dönemlerde azalan yavru faaliyetleri sonrası kuluçkalıktaki bazı peteklerde düzen bozuluyor.

Bal, polen ve yavru iç içe geçiyor. Önümüzdeki günlerde nektar akımının azalması ve yavru faaliyeti artmasıyla bu çerçevelerde yavru alanındaki bal-polen boşaltılacak ve yavru düzeni daha düzgün bir hal alacaktır.




En uygun ana arı değiştirme zamanına girdiğimizi rahatlıkla söyleyebiliriz.
Bu yüzden elimizde zaten mevcut olan iyi analarla devam edeceğiz ve değişmesi gereken analar için başka kolonilerde ana verme işlemleri hızla devam ediyor. Bir müddet 2 ana yumurtlayacak ve en zayıf halka kabul ettiğimiz yaşlı analara elveda edilecek.
Bu anlamda anayı kabul ettirmek için plastik kafesleri tercih ediyoruz. Hem kek bölümünün küçük olması hem de anaarının dışarı çıkamayıp, işçilerin içeriye girmesine izin veren bir mantığı olması sebebiyle daha etkin olduğunu söyleyebiliriz. Nakiller için ise hiç uygun olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Çünkü 2 parçadan oluşuyor ve parçaların kilit sistemi bile yok. Bazı plastik kafeslerde bu kilit sistemi mevcut ancak bu modellerde yok.
Ancak kafesten daha ziyade ana verilecek koloniyi hazırlamak işin püf noktası…




Arıcılık sohbetlerini yaptığımız ortamlarda olaya ilgi duyan arkadaşlarımızın, arılıkları merak etmeleri aslında çok doğal.
Bu kapsamda imkânımız ölçüsünde arkadaşlarımız ile birlikte arıların yanına gidiyoruz. Bu sefer konuğumuz Sn. Nihat Aktekin idi.



Diğer ziyaret eden arkadaşlarımız gibi benzer duygular yaşadığını söyleyebilirim. Çünkü arılar hakkında oluşan “Sokan yaratıklar” düşüncesi, onların çalışma düzenini görünce tamamen değişiyor.

13 Temmuz 2008

Ne Kadar Ayıp!

Dün aldığımız ballı çerçevelerin yerlerini ancak bu akşamüstü tamamlayabildik.

Ancak ne kadar ayıp!

Bir gecede bu yapılır mı?

Nektar akışı güzel ve kadrolarda yerinde olunca, bu durum kaçınılmaz.

Bugünde operasyona devam edildi.

Evdeki bal süzme odasında rahatça geç saatlere kadar süzme yapılabiliyor.

Ertesi gün süzülmüş petekler tekrar geriye verilecekler.

Benden bu kadar...

Tatil bitti.

Egehan'da tüm işlemleri öğreniyor.

En ince ayrıntıyı bile öğrenmek gerekiyor.

Bu haftasonu tatilini deyim tam yerindeyse balın içinde geçirdik.

Gelecek haftasonu kalanların durumlarını da rahatlatırsak, büyük hasada kadar çok faydası olacak.

12 Temmuz 2008

Muğla Bal Yapmaz Diyenlere İthaf Olunur.

Haftasonu tatilini değerlendirmek üzere Mustafakemalpaşa'ya gelince, şöyle bir dayımın arılarını dolaşmadan olmaz.
Ihlamur ve kestaneden sonra arıları Susurluk civarlarına ayçiçeğin bol olduğu bölgeye nakletmişlerdi, üstelik ballarını hiç süzmeden...
Dağda arıları süzme fırsatını bulamadıklarından, bu riske girilmiş.

Kahvaltı sonrası kısa bir hazırlık yapıldı. Sırlanan ballardan azar azar alınıp, kolonileri rahatlatılacak ve ayçiçeği ile karışmadan bir miktar değişik bal hasadı yapılacaktı.

Güzel bal gelişi devam ediyordu ve güzel istediğimiz gibi düzenlemeler yaptık.

Sırlanmış ballardan alındı ve kuluçkalıklar biraz rahatlatıldı.

Kolonilerde yavru faaliyeti çok ama çok düşmüş.

Sonbaharda işleri biraz zor gibi.

Belki de dayımın kaydı en güzel tutulmuş kolonilerinden.

Geçtiğimiz yıl ürettiğimiz Muğla analardan verilmiş 2 koloni vardı. Sorunsuz kışı çıkmışlar ve hatta bir tanesinden erken baharda bol miktarda yavrulu çerçeve diğer kolonilere destek olarak verilmişti.

Buna rağmen "Muğla bal yapmaz." söylemlerini boşa çıkartacak performans gösterdiklerini rahatça söyleyebilirim.

Tam bu koloninin kontrolleri yapılırken Es-Es'te bal hasadı yapılan Yusuf abi aradı ve durumları karşılıklı teyit ettik.

Gerçi Yusuf abiye göre bu ana yaramaz bir ana imiş.

Gerçi kullandığı terim daha değişik ama uygun bir zamanda paylaşırız bu bilgiyi de.


3 katlı duruşu bile heybetli...

Bakalım içinden neler çıkacak?


Daha en üst kattan başladık teker teker almaya...

2 katını boşalttık neredeyse ve yavru olan 2 çerçeve haricinde hepsini aldık. Kuluçkalığını kurcalayamadan kapattık. Güya diğer kolonilerin sadece kapalı çerçevelerini aldık. Ama Muğlanın neredeyse tamamını...

Ancak Muğla olayı tamamdır.

Artık dayıma 1 tur Muğla ana yetiştirmek lazım...

Bugünlerde çok fazla bal ile oynamaya başladık bakalım hayırlısı.

Bu sırlı peteklerden bir miktar ilavelere alarak, doğru evin yolu tutuluyor.

Yaklaşık 30 koloniyi elden geçirdik.

Arılar eve o kadar uzak olmayınca bu tür küçük hasatlar rahatlıkla yapılabiliyor.

Egehan ve dayım ilavedeki balları süzme odasına taşıyorlar.

Artık Egehan benim yerimi alıyor. Bu ayrıca sevindirici bir durum benim için.

Ballar çok sırlı olunca Egehan makineyi çevirdi ve dayımla ikimiz zor yetiştirdik sır almayı...

Yarın yine bu tür operasyona devam edeceğiz. Çünkü bu tür rahatlatmalar büyük bal hasadına kolaylık sağlıyor.

Üstelik şu anda arının ihtiyaç duyduğu kabarmış boş petek ihtiyacı karşılanıyor.

Yarın akşamüstü bu akşam süzdüklerimizi vereceğiz ve bu faaliyeti bu haftalık bitireceğiz.