Arıcılık maalesef tedavisi olmayan bir hastalıktır ve bulaşıcıdır.

Arıcılık ile amatörce veya profesyonelce uğraşan , merak eden veya uğraşmak isteyen herkesi ; bildiklerini paylaşmaya davet ediyoruz. Sizin uyguladığınız ve size normal gelen bir uygulama başkaları için gerçekten çok ilginç ve bilinmeyen olabilir. Konseptimiz çok basit... Bildiğini saklama ve Türk arıcılığına dolayısı ile vatanına hizmet et... E-mail & Msn : halilbilen2@hotmail.com

Yayınlanmak üzere arılık / arıcılık fotoğraflarınızı gönderebilirsiniz.

free html hit counter
View My Stats

23 Ağustos 2008

Gelenekselde Zor

Geçtiğimiz Mayıs ayında dayımın blogunda Oğul Görüntüleri yayınlanan ve müzeye de resmini koyduğumuz kütük çakma kovanda uçuş faaliyetlerinin azlığı dikkatimizi çekmişti.

Bugün kontrol etme imkanını yakaladık.

Ön ve arka kapak açıldığında olay belli oldu.

Oğul verdikten sonra içeride kalan genç analara bir şeyler olmuş.

Kontrol şansı hiç yok...




Mum güvesi faaliyetleri o kadar hızlanmış ki; mum güvesinin tüm evrelerini görmek mümkün.




Petekleri uzunlamasına yapmış.

Kovanı iptal etmek için dağıttık ve içerisi süper....

Kızgın güneşin altında bıraktık üzülerek...

Arıları örnek almak gerekiyor.

Arılar gibi kışlama faaliyetlerine hız veriyoruz.


Salçalık biberlerden topladık...


Akşama kaynamış mısır partisi yapılacak.


Akşam üstü sepetleri de çekme ihtiyacı duydum. Yavaş yavaş bitiyorlar bakalım.

Hava sıcaklığı sepetleri de çok etkiliyor. Kapıda klima faaliyetleri had safhada...


Bu tür geleneksel metotlarda negatif etkiler ile başa çıkmak gerçekten çok zor.


Etiketler: , , ,

22 Ağustos 2008

Ziyaretler

Dün akşam üstü Mustafakemalpaşa'da bulunan çiftliğinde Şenol Zihni hocamızı ziyarete gittik.
Arka plandaki "Haydut" yine her zamanki gibi çiftliğe hakim.

Kardelen ilk kez geliyor ve çok beğendiğini deklere ediyor.


Hocamın 4 bölmeli ve 4 uçuş bölümlü kovanı...


Egehan tatilin azalması dolayısı ile biraz sıkıntılı...



Şenol hocam değişik tip meyve ve sebzelere de ilgi gösteriyor.

Bu kabak çeşidi inanılmaz büyüyor ve ihtiyaç kadar altından kesiliyor. Kalan kısım büyümeye devam ediyormuş.

Bazı kabaklar Egehan'ın boyundan bile uzun...


Eski bir buzdolabına yapmayı planladığı mum eritme düzeneğini demo olarak yapmış.

Eğer verim alınırsa düzenek son halini alacak.


Küçük 2 bölmeli ruşet kovan. Gazoz kapağı ise, şaşırmayı önlemeyi amaçlı...


Bugün ise tekrar göl kenarına kontrollere gittik.

Geçtiğimiz günlerde süzdüğümüz çerçevelere doğada heba olmasın diye, yine nektarları getirmişler.


Evet... Damızlık ağ kurdu...

Ayiçeğinde bal süzümü esnasında yavru faaliyeti konusunda şüphelendiğimiz koloniye işaret koymuştuk.

Geçtiğimiz günlerde yalancı ana yaptığı kesinleşince, arılıkta kovan gezdirilerek tarlacıların dağılması sağlanmış.

Ancak bu esnada kadro düşünce ve içeride polenli çerçeveler çok olunca faaliyet hemen gerçekleşiyor. En önemli bir konu da çerçevelerden birisinin duvara değmesi ile arılar bu bölgeyi temizlemekte sıkıntı yaşamışlar...


Ağ bozulduğunda damızlıklar ortaya çıkıyor.

Arılar bu kovana komple silkelendi ve bu kovanda hiç petek bırakılmadı. Temizlenerek tekrar yerinden kaldırıldı. Petekler güçlü kolonilere dağıtıldı.


Haydi diyelim göl kenarındayız. Bu arkadaşların da oralarda olması doğal.

Ancak bu arkadaşlar nasıl oluyorda kovan kapakları içerisine girebiliyor.

Arıların girip çıkamadığı kapaklardan bunlar nasıl geçiyorlar.

Birkaç tane bu şekilde kapak içinde görünce sebebini düşünmeden de olmuyor.

Etiketler: , , ,

20 Ağustos 2008

Arılar ne kadar kızsalar da...



Dün ada bahçede bulunan arılar bizi bezdirince bal alımını bırakıp, evde süzüme geçmiştik.
Bu sabah çarpışmaya devam kararı çıktı...

Sabah arılar sakinlemişlerdi.

Ancak ortam yine gerilecek gibi...


Dayım ve Egehan her ne kadar körükçülükten arı doktorluğuna terfi ettin deseler de şimdi tüh be diyorlar...

Sebebi ise, dün benim kovan kapağını son bir hamle ile kapatıp kavaklık içinde kaçışımı fotoğraf çekememişler...

Kısa başlık ve sadece ince bir gömlekte olunca omuzlarımda kırmızı noktalı yer sayısı bir hayli fazla idi...

Arılar ölmeseler sorun değil de, arılara yazık oluyor. Bu yüzden bir arkadaşımın hediyesi olan önlüğü giydim bugün.

Zamanında körükçü yetiştirirseniz, gün gelir körükçü işi öğrenmeye başlar ve körük işi size kalır. Aklınızın bir yerinde bulunsun...

İlavelerdeki ballar alındıktan sonra yavrulu alandan bir günlük yumurtalı çerçeve görmek hasatta yeterli oluyor kolonideki ana arı varlığı açısından.

Kavaklıkta güneş yüzünü tam gösteremediğinden serin bir biçimde hasadı yapabiliyoruz.

Ancak yine dünden kalan bir problem var gibi...

2 koloni açıp, yağmalama eğilimi gösterdiklerinden mola veriyoruz.

Mola yeri ise sakin kolonilerin önündeki tek katlı bir kovan...

İlavesi yarım ballıklı olan bir koloniyi dün ön sıradan almadan bugüne bırakmıştık.

Kısa boş ilaveyi bugün götürdük ve onu da hallettik.

Ben çıkarıyorum, dayım ballı petekleri götürüyor ve Egehan ise bal konulan ilavelerdeki örtme işlerini yapıyor.

Ortam çok etkili bu tür hasatlarda.

Nektar akımı kesildiğinden açılan koloniye dışarıdan yağmacı arılar hücum ediyorlar.

Kolonide savunmasını arttırınca iş karışıyor.

Bugüne az koloni kaldığından arada molalar vererek hasadı tamamladık.

Ballı petekler yine çok yakın olan eve götürüldü.

En güzel bal hangi baldır?

Bence en güzel bal, sır kesimi esnasında bıçaktan yenilen baldır.

Sebebi ise, sırlanmış bal tam olgunlaştığından sırın altından çıkan bal daha güzel geliyor bizlere...

Yenir, güzel olur ama nereye kadar...

İşleri erken bitirince, geçtiğimiz günden kalan çıkardığımız mumların son işlemleri vardı.

Kazana konulmuş mumlara bir miktar su konulduktan sonra ateşin üzerine konulan kazanı karıştırmak Egehan'a düşüyor.

Kazanda eriyen mumlar ateşin üzerinden indiriliyor.

Eğer uzun süre ateşin üzerinde bırakılırsa köpüren mum dışarı ateşin üzerine akarak emniyetsiz durumlar oluşturabilir.


Kalıp...

Yıllardır bu iş için dayım bir el arabasını kullanıyor.

Kazandan mum el arabasına dökülüyor.

Belli bir müddet sonra donan mum, el arabasından kolayca çıkarılarak, alt kısımda biriken curufları temizlenip; depoya kaldırılacak.





Akşam üzeri süzülmüş petekler esmer ve beyaz olmak üzere ayrılmış biçimde doğru arabaya...


Kuluçkalıklardan bal alınmış olanlar petek bekliyorlar...


Esmer petekler kuluçkalığa...

Daha sonra beyaz petekler yalatılmak üzere hava kararmak üzere iken üstlerine sürülüp tiz bahçeden kaçıla...


Yorgun savaşçı Egehan...

Yine iyi iş çıkardı...

Etiketler: , , ,

19 Ağustos 2008

Bitmeyen Rüya

Şubat ayı başlarında bu sezona start verdiğimizde görmek istediğimiz hep bal hasadı günlerini yaşamaktı.
Ancak bu kadar da değil.
Bal süzme rüyasından uyanmak istiyorum artık.

Dün öğle üzeri dayımın Uluabat gölü kenarına götürdüğü arılarını genel bir kontrole gittik.

Yol üzerinde bu bölgede görmeye çok alışkın olduğumuz görüntülerle karşılaştık.

Salça fabrikalarının yoğun olarak konuşlandığı bölgemizde yavaş yavaş domates hasadı zamanı da gelmiş ve olgunlaşmış domatesler "Rampa" denilen yerlerde fabrikalarca alınıyor.


Yine en büyük merakımız geçtiğimiz yıl yetiştirilen Muğlalara bakmaktı.

Bulmak çok kolay oldu. İlavede bir güzel yumurtluyor.

Ensedeki boyası da çıkmamış. Alt tarafı maşınga boyası...

Diğer arılarda da bal gelişi var ama Muğla yine gerekeni yapmış...

Genel olarak bugünlerde ana arılar esmer peteklere yumurta atma eğilimi gösterselerde Muğla ilavede beyaz peteklere de yumurtlamaya başlamış.

Ben artık bunların ömrü doldu desem de dayıma göre daha yeni başlamışlar.

Durduk yere ne oluyorsa...



Tüm kolonileri kontrol edince böyle çok özel notlarda görülüyor.

İlginç olan ise tüm analara genç yazılmış olması...

"Genç ana 2006"


Akşam üzeri tüm kontroller bitince, dayım artık arıcılığa soyunman gerek dedi.

Biz de arıcılığa soyunduk.

Göl boyundaki çiçek çeşitliliği arıların bugünlerde arayıpta bulamayacağı özellikte.

Yusuf abi gölde yer hazır. Ama çok bal yaparlarsa ki yapıyorlar, süzmek sorun olur.

En iyisi siz arıları beslemeye başlayın...

Burada besleme göl kenarında otomatik oluyor...

Ah be İç Anadolu işin çok zor çok.

İlhan ve Mehmet arkadaşımızın da arıları aynı yerde olunca genel bir kontrol ettik ve her şey yolunda...

Ballar henüz musluklardan akmıyor.

Ya gerçekten artık uyanmak istiyorum bu rüyadan.

Dayımın Ada bahçelerinde bulunan ve hiç gezgine çıkartılmayan zayıf arıları burada bulunuyor yaz aylarında...

Ancak zayıflar ya (nasıl zayıflarsa) biraz bal yapmışlar.

Bunları da süzmezsek ayıp olur düşüncesiyle işe giriştik.

Körük yandı mı gerisi kolay...


Bunlar çok zayıfmış gerçekten. Al al bitmiyor.


Egehan, dayım ve ben

1 ilave bal yapabilmişler. Bizde aldık artık ne yapalım.

Egehan'da bu yıl iyice hasada daldı.

Yakında bal hasadı konusunda atıp tutmaya başlarsa hiç şaşırmamak gerekir.

Ah bir de aman beeee... Ne yapacağız bu kadar balı demese...


Bende terlemişim zaten. Her şey yolunda giderken bir koloni bugünlük bu kadar yetti dedi ve kavaklıkta bir hayli idman yaptık.

Terli gömleğe de ne yapışıyorlar ama...


Balları ilavelerle eve getirdik ve yine evde kolay bir süzüm yaptık.



Murat Akın hocam bu sefer daha iyi görüntü yakalamaya çalıştık ama magazin işi bal ile uğraşırken zor oluyor.

Yarın kalan 7-8 koloniyi de bir hırpalayıp, bu yıl ki bal hasadını tamamlayacağız diyemiyorum.

Çünkü içimden bir ses bayramda göl kenarındakilere bir idman var diyor...

Biz süzüyoruz onlar dolduruyor. Bakalım kim pes edecek.

Etiketler: , , ,

17 Ağustos 2008

Geleneksele devam.

Tatilin son bölümüne geldiğimizde yine Mustafakemalpaşa'dayız.
Sabah yine hazırlıklar yapıldı ve doğru çiftliğe çıkılacak.
Ancak daha bahçede ilgimi çeken bir bitki ve sebzesi...

Çok iri bir kabak. Ancak finalde olacağı ise Doğal Kabak Lifi imiş.

Geçtiğimiz yıl Şenol Zihni hocamız, çiftliğine ziyaretimizde konuyu gündeme tohumunu aradığı şeklinde getirmişti. Tohumundan edinilmiş ve üretilmiş.

Kuruduğunda doğal bir banyo lifi oluşacakmış.

Evet Adige Fatih...

Kabaklar olmuş.


Ancak çok nüfuslu aileler için çok daha uygun gibi gözüküyor kabaklar...


Salçalık biberlerde olmuşlar.


Geçtiğimiz günlerde süzülen balların sırlarının eritilme zamanı geldi.

Ancak diğer eski peteklerin eritilmesine rağmen çok daha kolay oluyor.


"Boş durma çuval ağzı aç" deyimine uygun olarak sırlar keten çuvala dolduruluyor.


Kazandaki suyun ısıtılması esnasında oluşan korlarda ne yapılabilir ki...


Sıcak suyun içerisine keten çuval daldırıldığında mumlar eriyerek suya karışıyor.

Uygun bir kap ile suyun içerisinden alınan eriyik mum soğuk suya dökülüyor.


Üzerine soğuk su dökülmeye devam ediliyor.

Arada çuvalı karıştırmak mumun suya daha iyi çıkması açısından faydalı oluyor.

Birazda koloni kontrolü yapmak gerekir.

Yeni anaların bulunduğu kolonileri kontrol ettik.

Bal gelişi devam ediyor ve durumları çok güzel gidiyor.


En son verilen kırmızı kafalardan...

Salına salına geziyor.

Etiketler: , ,

16 Ağustos 2008

İznik Ziyareti

Tatilimizin bir bölümünü geçirdiğimiz Gemlik'ten ayrılarak daha önceleri planladığımız bir İznik gezisi gerçekleştirdik.
Bizlere göstermiş oldukları misafirperverlikten dolayı kendilerine çok teşekkürler ediyoruz.

Sıcağın etkisi ile Kardelen ve Egehan perişan halde...

Gemlik'ten ayrıldıktan kısa bir süre sonra İznik gölü ile karşılaşıyorsunuz.

Diğer bir hastalık olan balıkçılık ile ilgili etkinlikleri de kaçırmak üstelik tatilde hiç olmaz.

Göllüce köyünün sahilinde karadan göle doğru atılmış bir balık ağı...


İlk önceleri motorlu çarklarla sarılarak toplanan ağlar, daha sonra insangücü ile kıyıya alınıyor.

Biz de ilgiyle izliyor ve ağdan çıkacak iri iri balıkları bekliyoruz.


Biz magazinciyiz derken, bir araba daha durdu ve direk suya daldı elinde filmli bir Nikon olan entel arkadaş.

Bu balığın hikayesi yine onlardan geldi. Balıkçılar soğutmalı kamyonu bekler iken...

Bu fotoğraf çekenin yanında bir arkadaşı daha vardı o olaya tam hakim.

Arabalarının üzerinde http://www.uykutulumu.com.tr/ yazıyordu.

Yeni baktım sitelerine anladım olayı nispeten...

Bu balığın ismi bir çok yerde duyduğumuz "Gümüş Balığı"

Ancak Türkler yiyemezlermiş.

Nesini yiyeceksek. Hamsinin çeyreğinden bile küçük...

Eleman diyor ki;

"Bunu una bulayacaksın ve kızartacaksın. B.... Kebap şeklinde.

Dünyada böyle bir tat görmemişsindir. Çıtır Çıtır çerez gibi yiyeceksin."

Peki kimler yer bu balığı?

"Direk Fransa'ya gidiyor şimdi bu balıklar. Fransızların çok özel tükettikleri bir balık türü imiş."

O ekip aldı büyük bir torba ve ayrıldı. Biz ise almaya teşebbüs bile etmedik, çünkü gerçekten neresini yiyecektik bu balığın...


İznik'te bizi Nihat Çakmak karşıladı.

Ve ikamet ettikleri neredeyse İznik ile birleşmiş Çamdibi köyüne geçtik birlikte...

Daha sonra Hacı abi de geldi ve hep birlikte çok güzide bir yemek yenildi.

Masadaki her şey kendi üretimlerinden hazırlanmış ve lezzetleri inanılmaz...


Kardelen ise olayın iyice eğlencesinde.

Yoldaki üf püfler yerini yihhhuuuu seslerine bıraktı.


Yemek sonrası Nihat ve Egehan ile tura başladık.

Elma fidanlarının yoğun olduğu çiftlikten başlıyoruz.

Elmalar artık olgunlaşmaya başlamışlar.


Diğer bir çiftlik ve burada ise gerçekten süper bakımlı bir zeytinlik.

Yapılan araştırmalara göre en güzel zeytinin İznik bölgesinde üretildiği söyleniyor.

Geçtiğimiz yıl özel hazırlanmış zeytinlerin tadına baktığımızdan bu tezin doğru olduğunu söyleyebiliriz.

Bu yılda ürünler şu an itibarıyla gerçekten çok güzel duruyorlar.

Zeytincilik işi bambaşka bir uğraş dalı ve incelikleri çok.

Bu ifadeleri evdeki teşkilatları gördükten sonra söylememek olmaz ki alt tarafı zeytin diyenler bir kaç kez düşünmeliler sofraya geliş hikayesini...


Nihayet arılıktayız. Hacı abi bizden önce arılığa gitti ve bizleri orada bekliyordu.

Bana daha önce atılan resimlerden daha farklı bir yer gördüm.

Çünkü büyük bir dere yatağında setler açılarak yapılmış bir arılıktaki el emeğini görmeden geçemezdik.


120'den fazla arı kovanının olduğu bölgeye Egehan hafif hazırlık yaparak girdi ama her şey yolunda gözüküyordu, ilerleyen saatlerde başlık olayını iptal etti...

Yine arka planda Hacı abinin sarayı..

İçerisinde ne ararsa bulabileceği şekilde organize etmiş.


Her arılıkta görmeye alıştığımız görüntülerden kütük kovan.

Ancak en ilgi çeken tarafı benim için üzerindeki kayıt sistemi..

" 6 Mayıs "


Kovanların tamamı kendileri tarafından imal edilmiş. Gezginci arıcılığa müsait değil, ancak işimizi çok güzel görüyor diyorlar.

Gelecek yıl bir miktar gezgine çıkabilecek kovan imalatı daha yapacakları sinyalini de aldık.

Arıların alt bölümünde ise, çok çeşitli sebzeler ve meyveler yetiştirilmiş.


Arılığın hemen üst kısmındaki diğer bir çiftlikte ise inanılmaz görüntüler vardı.

Bana birileri bu üzümleri getirse ve İznik'ten bunlar dese hayatta inanmazdım.

İznik'te zeytin çiftliklerinden belki daha çok üzüm çiftlikleri var.

Bölgenin üzümünün en büyük özelliği ise geç vakte kadar dalında dayanabilmesi imiş.

Ancak arıcı başlığı her zaman arılardan korumaz ve üzümleri taşımaya da yarar.

"Huzur duyduğum yer benim burası"

Hacı abinin emeklerini görmemek mümkün değil.

Tanışmasalarda dayımla telefonda sohbetleri...

Hacı abinin enerjisinin çeyreğine sahip olsam, dünyayı şöyle yerinden kıpırdatırdım.


Plastik kovayı kafasına takke yapmış bir sepet kovan...

Üstelik çam ağacının üzerinde çakılı bir tahtanın üzerinde duruyor.


Tüm kovanların üzerindeki örtüler ise kovanları çok güzel koruyorlar.

Arılardan ayrıldıktan sonra diğer bir çiftliğe daha uğradık ve yine meyveler...

İznik ziyareti gerçekten çok verimli geçti.

Bu gezi esnasında İznik'te bir kahvede arı dostları toplandılar ve çok güzel sohbetler yapıldı.

Fotoğraf çekemedik ancak bölge ile ilgili çok güzel ayrıntılar dinleme fırsatı da bulduk.

Etiketler: , ,

08 Ağustos 2008

Arı Kuşları

Geçtiğimiz sonbahar aylarında yapılan Bursa'daki kongrede gündeme gelen; Uludağ Arıcılık Dergisi'ne arıcılar tarafından yazılar gönderilmediği serzenişlerine o günlerde gündemde olan bir konuyu dilimiz döndüğünce hazırlayıp göndermiştik.
Ancak henüz yayınlamadığı ve içerdiği konu itibariyle tekrar aynı döneme yaklaştığımızdan bilgilendirme amacıyla yazı metnini sizlerle paylaşıyoruz.
Arı Kuşları Sendromu
Yurdumuzun bir çok yerindeki arı dostları ile yaptığımız görüşmelerde Ağustos 2007 ayı ortalarından,Eylül 2007 ayı sonlarına kadar arı kuşlarının kolonilere saldırı haberlerini bölgesel ve iklimsel farklılıklara rağmen eşzamanlı olarak almaktaydık.
Geçtiğimiz yıllara göre uzun denilebilecek bir süre kolonilere yaptıkları durdurulamaz tacizler hep gündemimizde kalmıştı. Arı kuşlarının yurdumuzu terk edişlerinin Ekim 2007 ayı başlarında yine eşzamanlı olarak gerçekleştiği haberlerini aldık.
Yaptığımız sohbetlerde uzun yıllar boyunca arıcılık ile uğraşan, bu kuşların davranışlarını izleme şansı belki de şanssızlığını yaşamış olan ve geçmiş yıllar yazılı kayıtlarını inceleyerek paylaşımda bulunan deneyimli arı dostlarının ifadelerine göre bir önceki yıllara nazaran 2007 yılı sonbahar aylarında bölgelerimizde daha uzun süre ile kaldıklarını doğrulamaktadır.
Peki, ilkbahar aylarına göre özellikle sonbaharda niçin arı kolonilerini daha fazla taciz ediyorlar?

Ülkemiz Doğu Avrupa’yı Afrika’ya bağlayan güzergâh üzerinde bulunması ve etrafının denizlerle çevrili olması nedeniyle kara üzerinde süzülerek göç eden kuş türleri için ana göç güzergâhlarından birini oluşturmaktadır.
İlkbaharda arı kuşları bölgelerimize geldiklerinde, göç yolları mesafelerinin uzun bölümünü tamamladıklarından sadece günlük gıda ihtiyaçlarını karşılamak üzere arıları, arılıklardan uzaklarda avlıyorlar ve kolonilere sadece kapalı havalarda uçuşun az olduğu dönemlerde saldırıya geçiyorlar. Ancak sonbahar aylarında göç öncesi, yağlanarak göç enerjisi elde etmek için daha fazla tüketim yapmaları gerektiğinden; kolonilere daha saldırgan oluyorlar.

Arı kuşları ile nasıl başa çıkabiliriz?
Arı kuşlarının, arı kolonilerine zarar vermeleri sebebiyle arı dostları tarafından özellikle sonbahar aylarında arılıklardan uzak tutulması amaçlı çok değişik yöntemler kullandığını ve bu yöntemlerin genellikle başarısızlıkla sonuçlandığını veya diğer bir yöntem olarak yoğun bir biçimde ateşli silahlarla avlandığını gözlemlemekteyiz.
Bu konu ile ilgili bilgilendirme amaçlı olarak mevzuata aşağıda yer verilmiştir.
2007-2008 AV DÖNEMİ MERKEZ AV KOMİSYONU KARARI
ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞINCA KORUMA ALTINA ALINAN YABAN HAYVANLARI LİSTESİNDEN ALINMIŞTIR.

Arıkuşugiller
Meropidae


Merops
superciliosus
Yeşil Arıkuşu

Merops
apiaster
Arıkuşu


Kararlara aykırı fiillerin cezalandırılması
MADDE 19-(1) Bu kararda yazılı yasaklara, kısıtlamalara ve düzenlemelere aykırı olarak işlenen fiil ya da fiillerin failleri hakkında öncelikle 4915 sayılı Kanuna ve çıkarılan yönetmeliklerine, bunlarda bulunmayan hususlarda 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanununa, 2872 sayılı Çevre Kanununa ve yürürlükteki ilgili diğer mevzuata göre yasal işlem yapılır.
Kaynak:http://rega.basbakanlik.gov.tr/eskiler/2007/07/20070706-4.htm
KARA AVCILIĞI KANUNU(4915 Sayılı)
İKİNCİ BÖLÜM
Cezalar
Yasaklara uymama
Madde 21 - 4 üncü maddenin birinci, ikinci ve altıncı fıkralarına aykırı hareket edenlere, 5 inci maddenin birinci ve ikinci fıkraları gereğince tespit edilen av miktarı ve avlanma süreleri dışında avlananlara, 12 nci maddenin üçüncü fıkrası gereğince Bakanlıkça getirilecek yasaklara uymayanlara, her bir suç için ayrı ayrı olmak üzere yüzellimilyon lira idarî para cezası verilir.
Kaynak:http://mevzuat.basbakanlik.gov.tr/mevzuat/metinx.asp?MevzuatKod=1.5.4915
Yukarıda açıklanan mevzuat gereği arı dostları, mağdur olmamaları için arı kuşları ile mücadele yöntemi olarak ateşli silahlar ile arı kuşu avlama metodunu terk etmelidirler.

Koloni düzensizliklerinde ne kadar etkili oldular?
Bütün bu arı kuşu baskılarına maruz kalan kolonilerin su, polen ve nektar toplama faaliyetleri dolayısı ile ana arı yumurtlama faaliyetleri uzun süreli olarak sekteye uğrayarak koloni düzenleri bozuldu.
Bu durumdaki kolonilerin ana arıyı sıkıştırdıkları ve ana arı değişikliğine gidilme emaresi olarak ana arı memeleri yaptıkları gözlemlendi.
Ayrıca ana değiştirmeye karar veren kolonilerde geç kalınmış kontroller sonrası çiftleşme uçuşu esnasında arı kuşları tarafından kapılan ana arıların koloniye dönememeleri ile birçok koloni ana arısız kaldı.
Bahsedilen ana arı sıkıştırma ve ana arı değiştirme ile gelişen koloni düzeni değişikliklerinde arı kuşlarının etkisinin olabileceği yüksek bir ihtimal olarak gözüküyor. Bunu doğrulayan bir gelişme olarak; arı kuşu saldırıları esnasında sıvı besleme yapılmayan kolonilerin tamamen yavru faaliyetlerini kesmesi gösterilebilir.
Ana arı sıkıştırma faaliyetlerinin de sıvı beslemeye tabi tutulmayan kolonilerde yaşanması bunun arı kuşlarının yarattığı koloni düzeni bozukluğundan kaynaklanan sendrom olarak nitelendirilebilir.Ana arısı sıkıştırılan kolonilerde, ana arıların 2-3 günlük süreyle kafese alınmaları ve sıvı beslemeye tabi tutulmaları ile bu durum atlatılabilmiştir.
Sıvı besleme takvimi ile arı kuşlarının saldırılarının çakışması ve polen stoklarının yeterli olduğu durumunda kolonilerimizde negatif gelişmeler gözlemlenmemiş, yavru faaliyetleri sürmüş ve kolonilerde minimum uçuş gözlemlenmiştir.
Eğer arı kuşlarının saldırıları sonrası yaşanan bu düzensizlikler, başka etkenler tarafından da tetiklenmiyorsa artık gündemimize yeni bir konu oturuyor.
“Arı Kuşları Sendromu ve Neler Yapmalıyız?“
Başa çıkabilir miyiz diye sorulacak soruya verilecek en güzel cevap şudur ki; yaşanan bu negatifliği atlatabilmek için gerekli olan müdahaleleri kolonilerimize yapabiliriz.
Özellikle sonbaharda arı kuşları ile mücadele edemediğimize göre, bu saldırılar esnasında ve sonrasında oluşan ana arı odaklı durumlara karşı arılıklarımızda yeterli miktarda yedek yumurtlayan ana bulundurmak üzere gelecek yıllarda tedbirler almalıyız.
Yakın çevremizde gözlemlediğimiz bir uygulama olarak arıların arı kuşu mevcudiyetinin az olduğu yakın vadilere nakledilerek zararların en aza indirilmesi gerçekleştirilmeye çalışılmıştır.
Bir diğer konu ise, arı kuşu saldırısına maruz kalınan dönemlerde ilkbahar ve sonbahar teşvik beslemesi için 1/1 ölçekli hazırlanmış sıvı besleme tarzı seçilmeli ve arının uçuş sayısı minimuma indirilmelidir.

Su ihtiyaçlarını uçuş yapmadan karşılayabilecek şekilde kovan içlerinde veya giriş/uçuş deliklerinde uygun sulama donanımları kullanabiliriz.Arı kuşu saldırıları esnasında, kek vb. katı besleme durumlarında arıların ortaya çıkan su ihtiyaçları sebebiyle uçuş yapmak durumunda olduklarından; tarlacı arı kayıpları yaşanmaması için katı besleme metodu kullanılmamalıdır.

Etiketler:

05 Ağustos 2008

Balları Koyacak Yer Bulduk ve Hasat Bitti...

Elimizde boş teneke kalmayınca, dinlendirme kabında balları bıraktık bir gece önce...


Sabah ilk işimiz tenekeleri almak üzere yolumuzun üzerinde bulunan teneke imalathanesine uğradık.

Bayezit teneke imalathanesi...

Bölge peynircilik yönünden de aktif olduğundan özellikle peynir tenekesi üzerine çalışıyorlar.

O kadar kolay imal ediliyor ki hayret içinde seyrediyoruz...

Egehan ise, bugün devam edilecek bal hasadını düşünüyor...

Kapak ve diplerin takıldığı makine...

Anında kıvırıyor...

O kadar bal konulduktan sonra nasıl dayanıyor çok ilginç.

Arka planda peynir tenekeleri...

Kapakların büyük veya küçük delikli olmasına siz karar veriyorsunuz...

Her 2 opsiyonda mevcut.

Derken hasada devam ediyoruz.

Dayım artık işin sonunu görünce, attı üzerindekileri...


Haydaaaaa....

Bir sürü malzeme oluyor olayın finalinde...

Çadırı topluyoruz nihayet.

Ben kurmadım ama toplamak nasip oldu işte...


Egehan Diyor ki:

"En iyi çadırı ben kurarım."

Ben izine gelmeden çadırı kurduklarından; kıstas hasat boyunca çadırın problem çıkarmaması olduğundan, zafer kazanmış bir arıcı edası da yok değil...

Ayrıca bu bal hasadını, Egehan'ın "bal hasadı yetki belgesini" aldığı yıl olarak kayda alıyoruz...

Etiketler: , , ,

04 Ağustos 2008

Bitecek Diye Ümitliyiz...

3. günde aramıza İlhan arkadaşımız katıldı.
Oyuncu değiştiriyoruz ama sahada diğer oyuncular hep aynı...

Yorgunluk en çok sabah hissediliyor.

Gün başladıktan sonra yorgunluk kayboluyor.


Artık bu tür görüntülere iyice alıştık.

Her koloniden 2-3 poşete gerisi ise süzüme..


Bazen karar vermekte zorlanılıyor poşete mi, süzmeye mi?


Arka planda da görülen arı kuşlarının gelişleri bu hasatta bizi en çok sevindiren olay diyebiliriz.

Uçuş ve bal kokusundan tedirginlik anında bitiyor...


Sıcakta o kadar çok su içiliyor ki bizim göbektank iyice dolmuş.

Bugünkü planlamada Egehan ve dayım çadırda, biz İlhan ile dışarıda çalıştık...

Egehan hep mızmızlanıyordu.

"Dışarıda oh ne güzel lay lay yapıyorlar."

Ne güzel işte..

Makine döndükçe serinlik veriyor.

Çadır içerisinde maske ve eldiven giyme gerekçesi ise ilginç...

"Artık bala dokunmak istemiyorum."


Sır bıçağı ile dayım günboyu sır açıyor...

Ve arada sırsız çerçeve çıkmıyor ki nefes alsın...


Maske günboyu takılı olunca akşamları da tel görüyormuş gözleri önünde...

İnanılmaz bir performans gösterdiğini henüz yüzüne söylemedik ama hele şu hasat bitsin söyleriz.

Direk vitesi boşa atar yoksa...

" Petekten balı nasıl çıkarıyorsunuz? " sorusu ile zaman zaman karşılaşıyoruz.

İşte böyle...

Hızla dönüş ve merkezkaç ile ballar kazana...

Yarın bitirme azim ve kararlılığındayız.

Balları koyacak yer bulamıyoruz. Çünkü tenekeleri evde unutmuşuz...

Etiketler: ,

03 Ağustos 2008

Bal Süzerkene

Şenol hocam 2. günde bizlerle birlikte idi. Hafta sonunu, bizimle birlikte bal hasadına ayırdığı için kendisine teşekkürler ediyoruz.

Uzun yıllardır ballı ilaveleri taşımakta kullandığımız emektar el arabasında poz vermek artık hasadın vazgeçilmez görüntülerinden.

2 tekerlekli olduğundan denge ile ilgili olarak biraz tecrübe edinmek gerekiyor.


Öğleden sonra ekip olarak komple çadıra girildiğinde davetsiz misafir karşımıza çıktı.

Çok uzun yıllardır sıradan " kene " deyip geçtiğimiz canlılar son yıllarda çok fazla ilgi odağı oldular.

Bazı kenelerin KKKA ( Kırım Kongo Kanamalı ateşi) hastalığına sebep olan virüsün taşıyıcısı olması ve bu virüsü taşıyan keneler tarafından ısırılan kişilerin hayatlarını kaybetmesi ilgi odağı olmalarına ve tedbirler alınması gerektiği konusunda çalışmalara yöneltiyor bizleri...

Başka bir ayrıntı bu virüsü taşıyan keneler, hayvanları ısırdığında bu virüs hayvanlara zarar vermiyormuş.

Bu konu ile ilgili uzun bir brifing alma şansını bulduğumdan, ilgi çekici konuları paylaşmakta fayda var sanırım.

Arıcılar olarak, zaten arazide iken arı sokmasına karşı aldığımız tedbirler kene için yeterli olabilir.

Kene ısırırsa...

Keneyi çıkartma ile ilgili birkaç yapılması veya yapılmaması gereken konu var ancak, en uygunu keneyi çıkarmadan hastaneye başvurmak...

Makineyi çevirmeyen kalmadı bugün. Biraz dünden kalan petekler ve sabahtan çıkarılan petekler çadırdaki işyükünü bir hayli arttırdı.

Öğle üzeri arıların tedirgin olması ile çadırdaki işlere önem verildi.

Süzülmüş petekleri akşamüstü hava kararmak üzere iken, verip hemen kaçıyoruz.


Geçtiğimiz günlerde yaptığımız küçük bal hasatlarında az sırladığı için bıraktığımız petekleri güzelce sırlamışlar.


Ben yine sır tarağı ile, dayım sır bıçağı ile çalıştık.


Akşam üzeri iyice yorgunluk çöküyor.

Egehan'da piller bitmek üzere ikaz lambası yanmış.


Güzel ve yoğun bir çalışma günü sonrası...


Keneyi bir miktar balın içinde boğmaya çalışmıştım. Daha sonra plastik bardağa hapsettim.

Ve arkadaş yaşıyordu...

Etiketler: , , ,

02 Ağustos 2008

Mustafakemalpaşa Bal Hasadı

Tatilimiz başladı. Ancak sabah ilk iş 2. çadırı kurmak ile başladık.
Tatil derken, yine arıların ve balın içine düştük.

El arabası ve diğer malzemeler hazırlandı ve hasada başlıyoruz.

Hasatta misafirimiz var ayrıca.

Sn. Şenol Zihni hocamız büyük bal hasadında bizlerle...


2. çadır sosyal eklenti olarak kullanıyor. Yeme, içme ve istirahat için çok uygun...


Yaklaşık 15 gün önce bu kovanlardan bal hasadı yapmıştık ve arkadaşlar boş durmamışlar.

Sağlıklı ve güçlü koloniler uygun nektar alanını bulduğunda gereğini her zaman yapıyor.

Çay keyfindeyiz.

Zaten çok az istirahat kullanıyoruz ve bunu çay içerek atlatıyoruz.

Hasat esnasında çok seri çalışmalar yapıldığından olayın magazin bölümünde aksamalar yaşanıyor. Çok önemli gelişmeler olmadıkça sadece istirahat zamanında resim alabiliyoruz.

Tahminimiz 2-3 gün daha sürecek gibi duruyor. Artık başladık nasılsa elbette biter.


Şenol hocam ile körük bugün çok iyi anlaştılar.

Bu tür güzel geçen sezonlarda bal hasadının meşakkatı yanında, verdiği güzel zevkleri anlatmak biraz zor.

Etiketler: , ,