23 Ağustos 2008

Gelenekselde Zor

Geçtiğimiz Mayıs ayında dayımın blogunda Oğul Görüntüleri yayınlanan ve müzeye de resmini koyduğumuz kütük çakma kovanda uçuş faaliyetlerinin azlığı dikkatimizi çekmişti.

Bugün kontrol etme imkanını yakaladık.

Ön ve arka kapak açıldığında olay belli oldu.

Oğul verdikten sonra içeride kalan genç analara bir şeyler olmuş.

Kontrol şansı hiç yok...




Mum güvesi faaliyetleri o kadar hızlanmış ki; mum güvesinin tüm evrelerini görmek mümkün.




Petekleri uzunlamasına yapmış.

Kovanı iptal etmek için dağıttık ve içerisi süper....

Kızgın güneşin altında bıraktık üzülerek...

Arıları örnek almak gerekiyor.

Arılar gibi kışlama faaliyetlerine hız veriyoruz.


Salçalık biberlerden topladık...


Akşama kaynamış mısır partisi yapılacak.


Akşam üstü sepetleri de çekme ihtiyacı duydum. Yavaş yavaş bitiyorlar bakalım.

Hava sıcaklığı sepetleri de çok etkiliyor. Kapıda klima faaliyetleri had safhada...


Bu tür geleneksel metotlarda negatif etkiler ile başa çıkmak gerçekten çok zor.


22 Ağustos 2008

Ziyaretler

Dün akşam üstü Mustafakemalpaşa'da bulunan çiftliğinde Şenol Zihni hocamızı ziyarete gittik.
Arka plandaki "Haydut" yine her zamanki gibi çiftliğe hakim.

Kardelen ilk kez geliyor ve çok beğendiğini deklere ediyor.


Hocamın 4 bölmeli ve 4 uçuş bölümlü kovanı...


Egehan tatilin azalması dolayısı ile biraz sıkıntılı...



Şenol hocam değişik tip meyve ve sebzelere de ilgi gösteriyor.

Bu kabak çeşidi inanılmaz büyüyor ve ihtiyaç kadar altından kesiliyor. Kalan kısım büyümeye devam ediyormuş.

Bazı kabaklar Egehan'ın boyundan bile uzun...


Eski bir buzdolabına yapmayı planladığı mum eritme düzeneğini demo olarak yapmış.

Eğer verim alınırsa düzenek son halini alacak.


Küçük 2 bölmeli ruşet kovan. Gazoz kapağı ise, şaşırmayı önlemeyi amaçlı...


Bugün ise tekrar göl kenarına kontrollere gittik.

Geçtiğimiz günlerde süzdüğümüz çerçevelere doğada heba olmasın diye, yine nektarları getirmişler.


Evet... Damızlık ağ kurdu...

Ayiçeğinde bal süzümü esnasında yavru faaliyeti konusunda şüphelendiğimiz koloniye işaret koymuştuk.

Geçtiğimiz günlerde yalancı ana yaptığı kesinleşince, arılıkta kovan gezdirilerek tarlacıların dağılması sağlanmış.

Ancak bu esnada kadro düşünce ve içeride polenli çerçeveler çok olunca faaliyet hemen gerçekleşiyor. En önemli bir konu da çerçevelerden birisinin duvara değmesi ile arılar bu bölgeyi temizlemekte sıkıntı yaşamışlar...


Ağ bozulduğunda damızlıklar ortaya çıkıyor.

Arılar bu kovana komple silkelendi ve bu kovanda hiç petek bırakılmadı. Temizlenerek tekrar yerinden kaldırıldı. Petekler güçlü kolonilere dağıtıldı.


Haydi diyelim göl kenarındayız. Bu arkadaşların da oralarda olması doğal.

Ancak bu arkadaşlar nasıl oluyorda kovan kapakları içerisine girebiliyor.

Arıların girip çıkamadığı kapaklardan bunlar nasıl geçiyorlar.

Birkaç tane bu şekilde kapak içinde görünce sebebini düşünmeden de olmuyor.

20 Ağustos 2008

Arılar ne kadar kızsalar da...



Dün ada bahçede bulunan arılar bizi bezdirince bal alımını bırakıp, evde süzüme geçmiştik.
Bu sabah çarpışmaya devam kararı çıktı...

Sabah arılar sakinlemişlerdi.

Ancak ortam yine gerilecek gibi...


Dayım ve Egehan her ne kadar körükçülükten arı doktorluğuna terfi ettin deseler de şimdi tüh be diyorlar...

Sebebi ise, dün benim kovan kapağını son bir hamle ile kapatıp kavaklık içinde kaçışımı fotoğraf çekememişler...

Kısa başlık ve sadece ince bir gömlekte olunca omuzlarımda kırmızı noktalı yer sayısı bir hayli fazla idi...

Arılar ölmeseler sorun değil de, arılara yazık oluyor. Bu yüzden bir arkadaşımın hediyesi olan önlüğü giydim bugün.

Zamanında körükçü yetiştirirseniz, gün gelir körükçü işi öğrenmeye başlar ve körük işi size kalır. Aklınızın bir yerinde bulunsun...

İlavelerdeki ballar alındıktan sonra yavrulu alandan bir günlük yumurtalı çerçeve görmek hasatta yeterli oluyor kolonideki ana arı varlığı açısından.

Kavaklıkta güneş yüzünü tam gösteremediğinden serin bir biçimde hasadı yapabiliyoruz.

Ancak yine dünden kalan bir problem var gibi...

2 koloni açıp, yağmalama eğilimi gösterdiklerinden mola veriyoruz.

Mola yeri ise sakin kolonilerin önündeki tek katlı bir kovan...

İlavesi yarım ballıklı olan bir koloniyi dün ön sıradan almadan bugüne bırakmıştık.

Kısa boş ilaveyi bugün götürdük ve onu da hallettik.

Ben çıkarıyorum, dayım ballı petekleri götürüyor ve Egehan ise bal konulan ilavelerdeki örtme işlerini yapıyor.

Ortam çok etkili bu tür hasatlarda.

Nektar akımı kesildiğinden açılan koloniye dışarıdan yağmacı arılar hücum ediyorlar.

Kolonide savunmasını arttırınca iş karışıyor.

Bugüne az koloni kaldığından arada molalar vererek hasadı tamamladık.

Ballı petekler yine çok yakın olan eve götürüldü.

En güzel bal hangi baldır?

Bence en güzel bal, sır kesimi esnasında bıçaktan yenilen baldır.

Sebebi ise, sırlanmış bal tam olgunlaştığından sırın altından çıkan bal daha güzel geliyor bizlere...

Yenir, güzel olur ama nereye kadar...

İşleri erken bitirince, geçtiğimiz günden kalan çıkardığımız mumların son işlemleri vardı.

Kazana konulmuş mumlara bir miktar su konulduktan sonra ateşin üzerine konulan kazanı karıştırmak Egehan'a düşüyor.

Kazanda eriyen mumlar ateşin üzerinden indiriliyor.

Eğer uzun süre ateşin üzerinde bırakılırsa köpüren mum dışarı ateşin üzerine akarak emniyetsiz durumlar oluşturabilir.


Kalıp...

Yıllardır bu iş için dayım bir el arabasını kullanıyor.

Kazandan mum el arabasına dökülüyor.

Belli bir müddet sonra donan mum, el arabasından kolayca çıkarılarak, alt kısımda biriken curufları temizlenip; depoya kaldırılacak.





Akşam üzeri süzülmüş petekler esmer ve beyaz olmak üzere ayrılmış biçimde doğru arabaya...


Kuluçkalıklardan bal alınmış olanlar petek bekliyorlar...


Esmer petekler kuluçkalığa...

Daha sonra beyaz petekler yalatılmak üzere hava kararmak üzere iken üstlerine sürülüp tiz bahçeden kaçıla...


Yorgun savaşçı Egehan...

Yine iyi iş çıkardı...

19 Ağustos 2008

Bitmeyen Rüya

Şubat ayı başlarında bu sezona start verdiğimizde görmek istediğimiz hep bal hasadı günlerini yaşamaktı.
Ancak bu kadar da değil.
Bal süzme rüyasından uyanmak istiyorum artık.

Dün öğle üzeri dayımın Uluabat gölü kenarına götürdüğü arılarını genel bir kontrole gittik.

Yol üzerinde bu bölgede görmeye çok alışkın olduğumuz görüntülerle karşılaştık.

Salça fabrikalarının yoğun olarak konuşlandığı bölgemizde yavaş yavaş domates hasadı zamanı da gelmiş ve olgunlaşmış domatesler "Rampa" denilen yerlerde fabrikalarca alınıyor.


Yine en büyük merakımız geçtiğimiz yıl yetiştirilen Muğlalara bakmaktı.

Bulmak çok kolay oldu. İlavede bir güzel yumurtluyor.

Ensedeki boyası da çıkmamış. Alt tarafı maşınga boyası...

Diğer arılarda da bal gelişi var ama Muğla yine gerekeni yapmış...

Genel olarak bugünlerde ana arılar esmer peteklere yumurta atma eğilimi gösterselerde Muğla ilavede beyaz peteklere de yumurtlamaya başlamış.

Ben artık bunların ömrü doldu desem de dayıma göre daha yeni başlamışlar.

Durduk yere ne oluyorsa...



Tüm kolonileri kontrol edince böyle çok özel notlarda görülüyor.

İlginç olan ise tüm analara genç yazılmış olması...

"Genç ana 2006"


Akşam üzeri tüm kontroller bitince, dayım artık arıcılığa soyunman gerek dedi.

Biz de arıcılığa soyunduk.

Göl boyundaki çiçek çeşitliliği arıların bugünlerde arayıpta bulamayacağı özellikte.

Yusuf abi gölde yer hazır. Ama çok bal yaparlarsa ki yapıyorlar, süzmek sorun olur.

En iyisi siz arıları beslemeye başlayın...

Burada besleme göl kenarında otomatik oluyor...

Ah be İç Anadolu işin çok zor çok.

İlhan ve Mehmet arkadaşımızın da arıları aynı yerde olunca genel bir kontrol ettik ve her şey yolunda...

Ballar henüz musluklardan akmıyor.

Ya gerçekten artık uyanmak istiyorum bu rüyadan.

Dayımın Ada bahçelerinde bulunan ve hiç gezgine çıkartılmayan zayıf arıları burada bulunuyor yaz aylarında...

Ancak zayıflar ya (nasıl zayıflarsa) biraz bal yapmışlar.

Bunları da süzmezsek ayıp olur düşüncesiyle işe giriştik.

Körük yandı mı gerisi kolay...


Bunlar çok zayıfmış gerçekten. Al al bitmiyor.


Egehan, dayım ve ben

1 ilave bal yapabilmişler. Bizde aldık artık ne yapalım.

Egehan'da bu yıl iyice hasada daldı.

Yakında bal hasadı konusunda atıp tutmaya başlarsa hiç şaşırmamak gerekir.

Ah bir de aman beeee... Ne yapacağız bu kadar balı demese...


Bende terlemişim zaten. Her şey yolunda giderken bir koloni bugünlük bu kadar yetti dedi ve kavaklıkta bir hayli idman yaptık.

Terli gömleğe de ne yapışıyorlar ama...


Balları ilavelerle eve getirdik ve yine evde kolay bir süzüm yaptık.



Murat Akın hocam bu sefer daha iyi görüntü yakalamaya çalıştık ama magazin işi bal ile uğraşırken zor oluyor.

Yarın kalan 7-8 koloniyi de bir hırpalayıp, bu yıl ki bal hasadını tamamlayacağız diyemiyorum.

Çünkü içimden bir ses bayramda göl kenarındakilere bir idman var diyor...

Biz süzüyoruz onlar dolduruyor. Bakalım kim pes edecek.