29 Eylül 2008

Perizin ve Arı Kuşları

Varroa mücadelesi kapsamında, entegre olarak ilaç kullanımı için geçtiğimiz hafta ekip olarak Perizin alınma planı yapıldı. Yusuf abi, Perizinleri aldı ve teker teker düştük yanına ilaçları almaya...
Benim planım bayram sonrası 2 tur şeklinde ilaçlama yapmaktı.

Ancak Yusuf abi, ben yanına vardığımda çoktan hazırlanmıştı.

Haydi gidip ilaçlayıp gelelim deyince kaymaklı ekmek kadayıfı...

Bayram sonrası da 1 tur veririz çok güzel olurdu.

Yusuf abinin arılıktaki, Birol abinin damızlık dağ güzeli önünde bir hatıra fotoğrafı çektirdik.

Yusuf abi uzun süredir arılarımızı kontrol etmediğinden, biraz da kontrol anlamında iyi olacaktı birlikte gitmek...


Arılarımızın ilaçlaması esnasında özel takip edilen kolonilerin kontrolleri de yapıldı...

Yusuf abi, kendi blogunda arılarımızla ilgili notu kıt olmasına rağmen olumlu görüşlerini belirtince, bayram öncesi bir kez daha sevindik...

Gerçekten büyük emek verdik Ramazan ayı boyunca zaman kıtlığına ve yağmalama çılgınlığına rağmen...

Artık 33 yok desem...

Evet bu koloniyi en son 21 Eylül'de kontrol etmiştim ve her şey yolunda idi...

Ancak Yusuf abi ile kontrol ettiğimizde bir sürü meme ile karşılaştık.

Ana arıyı aramamıza rağmen bulamadık. Kovan önünde de bulamadık ki sarıca arılar numaralı anayı ne güzel taşımışlardır...

Hiç bir işlem yapmadan bir sürü meme ile kendi haline bıraktık...

Bayram sonrası artık bakarız ne oldu ise...

Bu arada ilginç bir olay daha oldu. Diğer kolonilerde hiç bir sıkıntı yok iken, Hayyam abiden gelen Helga'ya da baktık ve bir memede o kolonide...

Ancak ana bu kolonide geziyor. Üstelik Eylül ayı sonunda...

Diğer kolonilerde sıkıntı yok iken neden Karniyollar?

Buna cevap vermemiz şu anda çok zor...

Magazin çalışmaları yapan Yusuf abi arıza yapan fotoğraf makinesine kavuşmanın sevinci ile panoramik fotoğraflar çekiyor...

Biz de artık yağmurlarda zarar görmemeleri için, çatıları taktık...

Bayram ziyareti için Mustafakemalpaşa'ya gelince, dayımın plakalarının takılma işlemlerine başlandı...


video

Arı kuşlarına tüfekle ateş etmektense, değişik bir yöntemin deneme çalışmalarını gözlemledik...



video

Aynı yöntemi bizim arılıkta da deneme fırsatı bulduk...

Bu vesile ile Ramazan bayramınızı en içten dileklerimizle kutlarız...


23 Eylül 2008

2008 Yılı Analizi ve Kazanımlar


23 Şubat 2008...

Yusuf abi, yükledi kovanlarımızı ve bir maceraya başladık. Doğru vadiye. Takvimleri bir anda 1 ay ileri aldık.






01 Mart 2008...

Bizim arıları vadiye götürdüğümüzden bir hafta sonra ise Tandır Köyünde kar içerisinden Birol abinin arılarını da vadiye indirdik.







02 Mart 2008...

Yağmurun ıslaklığını hala hissettiğim Bilecik maceramız...


Rahmetli Cevdet amcadan aldığımız arıları almaya gitmiştik...


O kadar yağmur ki sadece arılı kovanları alıp dönmüştük.





08 Mart 2008...

Kovanlarımızın temizlikleri yapılarak arılar, yeni kovanlara aktarıldılar.


Aynı gün içerisinde önemli bir etkinlik olarak;


Öncelikle yavru faaliyeti hızlanmadığından, arıların üzerinde bulunan varroa kardeşlerimizle mücadele etmeliydik.


Yusuf ve Birol abi ilk önce Perizin uyguladılar. Ben ise Oksalik yaptım. Ancak oksalik tariflerini vermek değil, uygulamak önemli...


Hava sıcaklığına da güvenerek biraz miktarı kaçırdık ama sonunda toparlandılar.


Bu ilk uygulama sonrası aynı gün her kovana 1 şerit Bayvarol astık...





10 Mart 2008...

Bu Toprağın Sesi...


(Şimdi katılsalar daha farklı olurdu herhalde ki bir çok kazanımlar olduğu kesin.)




15 Mart 2008...

Gürbüz abinin, Hacı amcadan aldığı kovanları alarak, diğer köye taşıdık.



Çiçeklenme hızlanıyor ama tabi ki vadide...





22 Mart 2008...

Yusuf abinin kutu kontrolleri ile başlayan bir haftasonu daha...


Aynı günde Gürbüz abinin arılarının kontrolleri...

Bizim kolonilere de 2. şerit Bayvarolları astık. Dolayısı ile kolonilerde toplam 2 şerit oldu.





29 Mart 2008...

Artık vadide sayımız ve dostlarımız artıyordu.


Bünyamin abinin ziyareti sonrası, büyük bir maceraya atılacağız...



(İsmini ben koyduğum için bana ait olan...)

Dağ Güzeli operasyonu...


İsmini koyduğun oluşuma benim demek adetten sayılır da...


Uzun sürecek bir maceranın ilk parçalanışı...

Aslında uykusuz gecelerin başlangıcı idi...


"Ana" ne oldu acaba ?







30 Mart 2008...

Bilecik'te yağmurdan alamadığımız diğer malzemeleri yine yağmur altında nakletmek nasipmiş.





01 Nisan 2008...

Dağ güzeli ana huzurlarımızda idi...


Haftasonu parçalanarak çıkarılan kovanda anayı görmek mümkün olmamıştı.


Salı günü anayı görmek ve yayınlamak ile rahatlamıştık...


01 Nisan 2008...


Dağ güzelinden ilk transferlerin yapıldığı hafta...


Artık dalak görüntüleri de güçlü kolonilerden gelmeye başladı.


09 Nisan 2008...


Takvimin yaprakları ilerledikçe haftasonları yetmemeye başladığından mesai sonraları da vadiye yolculuklar başladı.





12 Nisan 2008...

İlk larva transferi yapılan Dağ güzeli yavrularının çiftleşmeleri için tekrar dağa çıkıldı.


Bahçeye dizilen çiftleştirme kutuları...


Aynı gün misafirimiz Bilecik'ten Arif abi idi.

Birol abi meme dağıtımında...


Bünyamin abi de aynı gün misafirlerimizdendi...

2 çerçeve arı getirip, dağ güzeli memesi takmıştı...





13 Nisan 2008...

Köyde yeni arılığın düzenlemesi için ekibi toparladık.


Hem piknik hem de düzenleme...





16 Nisan 2008...

2. tur anaların kutuları da tekrar dağa götürüldü.


Bu esnada Mustafa dedenin diğer kolonilerinin bakımları yapıldı.



Vadideki marul kaynağımızın bulunduğu çiftliklerin sahibi Kasım amcanın kovanı ikiye bölündü.





19 Nisan 2008...

Mayıslar köyü kahvesi sohbetleri...


Yine misafirlerimiz...

Bünyamin abi , Muhterem abi ve Metin abi...


Bilecik'ten ilk turdan getirdiğimiz fazla malzemeler Eskişehir'e döndürülüyor.




23 Nisan 2008...

Gürbüz abinin çiftleştirme kutuları bidon tekniğiyle arılandırılıyor.


Geçtiğimiz hafta bölünen Kasım amcanın arılarından meme yapanı tekrar bölünüyor.



Metin ve Muhterem abilerin arılıklarını ziyaret ettik. Sazanların tadı damağımızda...






26 Nisan 2008...

Çiftleştirme kutularımıza kavuştuk. Üstelik hepsi boyanmış biçimde...


Hayyam abi bu haftamızın önemli konuğuydu.

Şimdi takvimleri geri sarmak mümkün olsa, biraz daha kutu alırdık.



Misafir ağır olunca Bambu restoranda yine sazan ziyafeti...


Aynı gün tekrar dağa.. Maceranın aktörleri toplu halde...


Hayyam abi kafesle Ankara'ya götüreceklerini paketliyordu...



03 Mayıs 2008...

Dağdaki kutuların aşağıya alınması ile dağ macerası sona eriyordu.




Vadideki arılarımın durumları. Artık çiftleştirme kutuları da devreye girmişlerdi.





10 Mayıs 2008...

Arıların kadrolarını arttırmasıyla Birol abinin ilavelerinden bir miktar vadiye götürülüyor.





Erol abinin güçlü kolonileri bal stoklamasına vadide başladılar...




15 Mayıs 2008...

Bizde eşitleme ile kat atmama planımızı bozmak zorunda kalıp, ilk katları atmıştık.




Öğleden sonra gelen Birol ve Gürbüz abi bidon tekniği ile Birol abinin kutuları doldurdular.




18 Mayıs 2008..

Gündüz Birol abinin fazla malzemelerini Tandır köyüne bırakıp tekrar vadiye döndük.


Gece benim ve Yusuf abinin arılarının bir bölümü sarılarak vadiye elveda denildi.


Gece yarısı kovanlar köyde yeni yerlerinde...



21 Mayıs 2008...

Arılarımız köye indikten sonra hiç vakit bulamadan bal ile tanıştı.


Öncelikle ballıbabadan yoğun nektar akışı gözlemledik.


Bunu arıların kıpkırmızı olarak gelmelerinden anlamak hiç zor değildi.


Bu dönemde Murat Akın hocamda ziyaretimize gelip, dağda çiftleşen bendeki Dağ güzelini incelemişti.



Arılar yakında olunca kursa devam edenlerde meraklarını gideriyorlardı.





25 Mayıs 2008...


Ballıbaba iyice yoğunlaştı ve bu esnada akasyalarda açtı...



27 Mayıs 2008...


Birlik tarafından dağıtılan kolonimiz arılığımızda. Yusuf abi sabahın köründe dağıtımda tüm ekibin arılarını almıştı.





Vatandaş Kenan ve hız verilmiş olan ana yetiştirme çalışmaları kapsamında ana arı memeleri...





28 Mayıs 2008...

Nektar akışı hızlanınca Ahmet Şefin koloni dalağı sallamıştı.


Ortamda yemyeşil bir örtüye büründü...





30 Mayıs 2008...

Bayvarol şeritleri kademeli olarak konulduğundan son şeritler Mayıs ortasında alınıp, büyük bal akımı öncesi Formik asit uygulanmıştı.



Panayır ve kasnak olayına girmeye başladık.






Akü ile kılavuz petek yapma işleri esnasında diğer sıkıntılarımız dolayısı ile çok zorlandık zaman ayırma konusunda.. Kaptı kaçtı tarzında petekler bağlandı ama bu acele işler daha güzel oluyor sanki...


Yusuf abi arıları ilk indirdiğimiz gece 3 koloniyi bölme yapmak için bırakmıştı. Onları kendi yerlerine götürdü. Belki de şimdi olsa hiç götürmezdi. Çünkü bu dönemde en iyi bölge benim arıların bulunduğu yer imiş. Bunu şimdi daha rahat söyleyebiliyoruz.




01 Haziran 2008...

Gelincikler ortamı daha güzelleştirdiler.


Siyah polenlerin kaynağı olarak bir süre görevlerini yaptılar.


Kasnakları çok seri biçimde doldurdular.


Yavrulama faaliyeti de zirveye ulaştı.

Arıcılığın en zevkli bölümü Haziran ayının girmesi ile kendini iyice hissettirdi.


Bizim arıların olduğu yerdeki bu güzel gelişme çok uzak mesafeler olmamasına rağmen, Eskişehir içerisinde ve yüksek bölgelerde bu şekilde değildi.





06 Haziran 2008...

Tandır köyüne indirdiğimiz Birol abinin arıları kuluçkalıkta öylece beklediklerinden, bizim ekip için en kolay olan işi yaptık ve bir gecede arılar bizim köyde...


Birol abinin bu geliş ve gidiş zamanlamasının çok doğru olduğunu da şimdi sohbetlerde konuşuyoruz.





13 Haziran 2008...

Artık 2. katların yetmediği dönemdeyiz.



15 Haziran 2008...


Toplam 10 gün kaldıktan sonra Birol abi, Tandır köyünde başlayan nektara tekrar geri benim olamadığım bir gecede dönüş yapıyordu.


17 Haziran 2008...

Stokların hızla arttığı dönemdeyiz.



22 Haziran 2008...

Artık stoklarda tam zirvedeyiz.

Bugünlerde gelişen diğer problemler sebebiyle yapmamız gereken arı naklini yapamamıştık.

Tam bugünlerde arının balını süzüp, Birol abinin köyüne götürmek için aldığım teklifleri gerçekleştirememiştim.

Bazen hayatın diğer sıkıntıları, yapılması gerekenleri engelliyor ve bu durumlarda hayırlısı olsun demekten başka çare kalmıyor.

Aynı gün Muğlalı arıcılarımız ziyaretimize gelmişlerdi.

Katip abi ve Devrim ile nescafe sohbetindeyiz.



Aynı gün akşamüstü bir telefon ve Yusuf abinin arıları, doğru Tandır köyüne Birol abinin arılarının yanına...

Aynı gece 01:00'da otogardan Carnica alındı.

Şimdi Carnica ne alemde?

Carnica 3 çerçeveli 1 arıya kabul ettirildi ve diğer kolonilere yaptığımız dengelemeyi yapmadan, yani takviye almadan şu anda 6 çerçeveli bir koloni...

Bu 6 çerçevenin 3 çerçevesi yavrulu ve ana ile genel koloni sağlık durumu güzel.

Bir negatif durum ise, Eskişehir gece düşük sıcaklığını pek hesaba katmıyor ve yumurta hızını kontrol etmiyor olması...

Ancak çok yakında aklı başına gelir.





24 Haziran 2008...

Ana yetiştirme faaliyetlerinde Kafkasında rol alması için gerekli girişimi yaparak Macahel'den Saf Kafkas ana alındı.

Şu andaki durumu ise, sonbahar teşviğine en geç cevap veren koloni diyebilirim.

Ancak şu anda yavru alanı ile diğer kolonilerden farkı kalmadı. Diğer koloniler yavruları çıkartacaklar ama daha bu koloni yeni kapatıyor.

Takviye verilecek ama yine de durumu şu an itibarı ile güzel.




02 Temmuz 2008...

Yusuf abinin arıları Tandır'dan tekrar geriye kendi yerlerine...




04 Temmuz 2008...

Bal hasadımızın ilk bölümü.

İlk sağımda toplam 13 bala çalışan koloniden, petekli 10 çerçeve ile birlikte 7 teneke bal aldık.

Akasya ağırlıklı olan ilk hasadımızın en güzel anları...


05 Temmuz 2008...

Ertesi gün, Birol abinin arılarının Tandır'da sağımını yaptık.

Üstelik arıları sağılırken Birol abi yanımızda olamadı.

Düşünün arılarınızın ilk sağımı yapılıyor ve siz yoksunuz.

Bu ancak çok büyük güven duygusu ile sağlanabilen ekip duygusu ve birlikteliğidir.


27 Temmuz 2008...

Birol abinin arılarının 2. sağımı için Tandır'dayız.

Yusuf abi ise, denizde tatilde...

Birol abinin arıları sağım sonrası, doğru ayçiçeği için Harmandalı köyüne...


28 Temmuz 2008...

Ertesi gün ise benim arıların 2. ve son sağımı...

4 teneke daha bal aldık.

Aynı gece benim 5 kolonimi de ayçiçeğine gönderdim.

Bende artık izine çıkmalıydım.


Bal tutan parmağını yalar...

Ayçiçeğine gönderdiğim 5 koloni ilavelerde 30 petek doldurmuşlar.

Bunları süzme şansımız olmadığından, bölme yapılan kolonilere dağıtılıp; bayram sevinci yaşatıldı...


31 Temmuz 2008...


Ekibin Bursa'dan alıp geldiği kavanozlar...



Aynı gece Yusuf abinin arıları da ayçiçeğine gönderildi.

Ağustos ayındaki aktiviteler ise, iznimizi kullandığımızdan arılarımızdan uzaktı. Ancak bu esnada dayımın, bol ballı hasat görüntüleri art arda geldi.





Eylül...

İzin dönüşü koloni eşitlemelerinde çok zorlandık. Yağmalama zirve seviyesinde idi.

Ancak yavaş yavaş gerçekleştirilen eşitleme sonrası sonbahar teşviğine başlandı ve sonlandırılmak üzere...

Varroa için ise, izin dönüşü dayımdan getirdiğim amitraz içerikli kartonlardan 2 tur duman verildi.

Ayrıca Bayvarol şeritlerinden 1'er adet asılı durumda...

Toplam 12 adet olan formik asitli kutular ise 1'er hafta arayla kolonilerde gezdiriliyor.

Varroa konusunda dilimizi ısırarak söyleyelim ki, göremiyoruz.

Ekibin tüm arılarının aynı durumda olması, doğru işlerin hep birlikte yapıldığını gösteriyor.

Evet 2008 arıcılık açısından çok ama çok güzel bir yıldı.

Yusuf abinin deyimi ise şöyle...

"Bizim bölgemizde 2008'de bal alamayıp, arılarını çoğaltamayanlar ben arıcıyım demesinler."

2008'de neler oldu neler aslında. Ancak bir çoğundan söz bile etmedik.

Artık zamanı...

O günlerde olayın finalini çizmiştik ama ego denen şerbet içildikçe susatan bir şey olduğundan, anlayamamışlardı.

Bakınız "ANARTO" diye bir oluşum vardı.

Nerede şimdi dersiniz?

"Anarto'nun ismini ben koydum ve bu oluşum benim. Bu oluşumu dernekleştireceğim, belki de vakıflaştıracağım diyenlerin yaptığı çalışmalar ortada."

Hatırlayabildiniz mi?

Anarto'yu...

Krallık, ben kralım demekle kurulmuyor...

Bu uğurda çaba sarfedeceksin, savaşacaksın, egonu kontrol altında tutacaksın ve sonunda birileri sana kralım demeye başlayacaklar.

Bu Anarto ağacının altına bir damla bile olsa, o kadar çok su döken kişi var iken, bu ağaç benim derseniz...

Artık o ağacın dibine kimse su dökmez , şimdi olduğu gibi kurur ve yok olur.

Haydi buyurun bakalım. Diriltin Anarto ağacını, ağacın sahipleri...

Bu yılın en büyük kaybı olarak " Anarto " kayıtlara geçmiştir.

Gelelim 2008 kazanımlarımıza...

  • Vadiye giderek ilk kez kendi arılarımızla gezginci arıcılık yapma zevkini tattık.
  • Dağ güzeli operasyonunda bulunarak, damızlık kolonilere ulaşabilme yollarını öğrendik.
  • Ana arı yetiştirme ilgili bir çok püf noktasını uygulayarak öğrendik.
  • Ekip şeklinde hareket etmeyi ve asgari müştereklerde buluşmayı öğrendik.
  • Tüm resmi gelişmeleri takip etmeyi sürdürdük.
  • Arı dostları sayımızı arttırmayı sürdürdük.
  • Güçlü koloni oluşturmayı ve yüksek verim alma tekniklerini öğrenmeyi sürdürdük.
  • Hedefimiz olan emeklilikteki arıcılık faaliyetlerimize bir çok referans elde ettik.
  • En önemlisi egomuzu kontrol etmeyi öğrendik.

Aslında belki de yıllar arasında farklar olsa da, biz insanlar elimizden gelenin en iyisini yapmak için çaba sarf edeceğiz ve yaradana duamızı ederek bekleyeceğiz.

Ben bu yıl içerisinde bulunduğum aktivitilerimi tek başıma yapmam kesinlikle mümkün değildi.

Ekip oluşumunu başlatan ve bizlerin her türlü problemini çözmeye çabalayan Yusuf abiye ve onun şahsında tüm ekipte bulunan arkadaşlarımıza teşekkürler ediyorum.

Bu süreçte paylaşımlarımızı izleyen tüm arkadaşlarımızın da böyle birliktelikler kurmaları için özverili olmaları gerektiğini hatırlatarak, tüm günlerinizin bayram sevinci içinde geçmesini diliyorum.

Geleceğimizin, geçmişimizden daha parlak olması dileklerimle....