27 Ekim 2008

Kışa Doğru...

Gün gelir bu yasak biter. Dolayısı ile paylaşıma devam ki sadece Türkiye'den arıcılar izlemiyorlardır.




Aslında daha erken bir tarihte edinebilseydim çok iyi olacaktı. Olsun gelecek yıl artık kışlama da bu modeli de kullanabileceğiz. Eğer haftasonu hava şartları iyi olursa deneme amaçlı aktarabiliriz.





Depoda yerlerini aldılar. İçlerine kabarmış peteklerimi dizdim pırıl pırıl. Biraz daha edineceğim bakalım şartlar uygun olursa.





Büyükşef Murat Çakır internet arama motorlarında arıcılık yazıldığında bizim blogların en ön sıralarda geldiğini, ancak bal yazıldığında ise esamesinin okunmadığından bahsediyor. Bu yüzden buyurun bakalım sizlere...

Bal.. Arıların ölümüne savundukları harika besin. Küçük resimli poşetleri de yeni edindim. Ayrı bir güzellik veriyorlar...




Haftasonu arıların yanında iken izleme esnasında özellikle öğle saatlerinde polen gelişi güzeldi. Bu yavru durumunun devam ettiğini dışarıdan gösteren bir etken.




Bazı kolonilerde yapılan kontrollerde yavru alanı ile bal kemerinin durumu güzel görünüyordu. Kadrolarda aslında beklenen düzeyden daha yukarıda ve bu durumu birazda biz sağladık.

Baharda yaptığımız eşitlemelerin benzerini yine sonbaharda yaptık. Ortalama bir güç oluşturduk. Bölgemiz için güçlü sayılabilecek bir durumu yakaladık ve bunun keyfini baharda sürmeyi planlıyoruz.






Kışlamaya hazırlanmış kolonilerin tamamında ( Anaç koloniler hariç ) 2008 yılı üretilen analar mevcut. Bu durum sonbahar yavrulama faaliyetinin iyi durumda olmasını sağlıyor. Genç ana ile kışa giren koloni baharda dağın tepesinden çığ olmak üzere bırakılmış bir kartopuna benziyor. Yaşlı ana ise hele bir kar yağsın diye bekleyip duruyor.

Bu arada bizim ekibe bir bilgi vereyim ki gelecek yıl kullanacağımız yeşil boya olayını haftasonu sanayiden hallettim.





Dengelemeler esnasında bazı kolonilere hiç dokunmadık. Fazla çerçevelerini alıp, bölme tahtasını koyduk. Bu koloni bizlere baharda hediye edilen koloni idi. Bu Pazar günü açtım, bölme tahtası açılmış ve büyük bir salkım petek örmeye başlamış.




Bu koloni 7 çerçeveye sıkıştırılmıştı. Haliyle 1 ballı çerçeve vererek koloniyi 8 çerçeveye çıkardık.

20 Ekim 2008

Ya Ensedeki Numara Olmasaydı...

Kışlatmaya hazırlıklar hafta sonu tamamlandı.
Bundan sonra yapılacaklar sadece küçük rütuşlar..

Polen gelişi devam ediyor ve kolonilerin bir çoğu tekrar yavruya girmişler. Ancak az da olsa bazıları yavruyu kesmişler. Irk olarak belirli bir yığılma yok.

Muğla ve Dağ güzellerinden kesenler var iken, beklenenin aksine Kafkaslar devam ediyordu..

Kapalı yavruları yeter gerçi...

Önümüzdeki hafta sonundan itibaren gece sıcaklıklarında negatif değerlerle tanışacağız ki bu durumda yavru faaliyetlerini sürdüren koloniler için aşırı tüketim anlamına geliyor.


Geçtiğimiz günlerde haber programlarında Eskişehir'deki bir üreticinin ürettiği kiloluk domates haberleri yer almıştı.

Geçen hafta bizim Hacı abi'de bana bir poşet getirmişti, içinde sebze ve meyveler vardı.

Poşetin dibinde de iri iri domatesler çıkmıştı.

Tadına gelince tarif edilecek gibi değil ki hele kahvaltıda.

Bu hafta da Hacı abinin bahçeden ıspanak toplamaya gittik.

Bu esnada toplanmasına rağmen kalanlardan birkaç domates daha aldık.

Televizyona çıkan adam domates tohumlarını kimden almış dersiniz...

Tohum bizden ama televizyona o çıktı dedi.

Hacı abi merak etme, sıra sende..

Buyur internettesin işte ve üstelik tüm Dünya'ya açılarak...

Ispanak konusuna gelince...

Hacı abi tohumluk ıspanak ekti bu yıl.

Biçerdöver ile bir türlü anlaşamayınca hasadı 10 gün geç yapmak zorunda kaldı ve haliyle tohumlar dökülmeye başladı.

Hasadı yaptıktan sonra da yağan yağmurlardan çıkan ıspanaklar için az bir yeri sürmeden bırakmış...

Kuzu kuzu ıspanaklar o kadar güzel ki...


İkmalleri yapılan arkadaşlar işi bitirmek üzere iken, belki de son ikmalleri yapıldı.


Evet çıkan kapalı yavruların yerine az bir alanda da olsa günlük yumurtaya başlamış bir koloni.

Gerçi bal stoğu o kadar güçlü ki hava şartlarından etkilenmezler gibi duruyor.

Sırtındaki numara olmasa...

Evet sevgili 33...

Sana ne desem ki...

Görmüyor musun, bak arkandan neler çeviriyorlar...


Tarih: 19 Ekim 2008 Pazar

Yedeklemeyi anlarım ama bu tarihte de pes yani...

Üstelik yumurtlaması da devam ediyor.

Bu anayı değiştirmek için yaptıkları teşebbüslerin artık herhalde bu sonuncusudur.

Memeyi bozup, bu şekilde kışlayacaksınız talimatını verdik eğer dinlerlerse...

Eğer bu ana arının özel bir durumu olmasa, bu hafta sonu çoktan kafası sıkılır, koloni parçalanır ve diğer koloniler güçlendirilirdi.

Ama sırtındaki numaraya dua etsin...

19 Ekim 2008

Sn. Hasan Gültekin'den Balmumu Eritme

Gezginci arıcılıkla uğraşan arkadaşlarımız artık evlerine döndüler.
Dolayısı ile kışa girerken yapılması gereken işlemlerde sırasıyla yapılmaya başlanıyor.
Daha önceki günlerde yine Nevşehir'den Hasan Gültekin tarafından gönderilmiş balmumu eritme malzemelerinin resimlerini yayınlamıştık.

Bu kez uygulamalı resimler gönderildi ve yayınlamakta bize düştü.

Büyükçe kazanda su ısıtılıyor ve bu işlem için eskimiş çerçeveler yakacak olarak kullanılıyor.

Büyük bahçeli evlerde bu işlemler çok kolaylıkla yapılabiliyor.

Isıtılan kazana kesilen eski petekler atılıyor.

Erimeleri sağlanıyor.


Daha sonra eriyikler uygun bir kap ile alınarak sıkma aparatına boşaltılıyor.

Sıkma esnasında delikli soğan çuvalları kullanılıyor.

Doldurulduktan sonra zaten öncelikle kendi ağırlığı ile mumlar süzülmeye başlıyor.

Sıkma aparatı altında bulunan tenekeye mum dökülüyor.



Vidalı bir kol ile sıkıştırma işlemi yapılıyor ve bu işlem çok hızlı bir biçimde yapılabiliyor.



İş bitimi tenekedeki eriyik mum uygun kalıplara, ayrıca arta kalan cüruflar ise kurutularak yine yakacak olarak kullanılıyor.

Paylaşımı için Sn. Hasan Gültekin'e teşekkürler ediyoruz.

17 Ekim 2008

Eskişehir'de AKS (Arıcılık Kayıt Sistemi) Tespitleri

31 Temmuz 2008 itibari ile sonra eren Arıcılık Kayıt Sistemi başvurularını yapan Eskişehir'li birlik üyesi arıcıların koloni tespitleri yapılıyor.
Bu tespitler 31 Ekim 2008 tarihinde sona erecek ve süreç çalışmaya devam edecek.


Bizim arılığımızdaki tespitlerde 16 Ekim 2008 Perşembe günü icra edildi.

Eskişehir'de tespitler 4 kişi tarafından oluşturulan Tespit Komisyonu ile icra ediliyor.

Magazin boyutunu ihmal etmedik ve günü ölümsüzleştirdik.

Soldan Sağa.....

  • Eskişehir İli Arı Yetiştiricileri Birlik Başkanı Sn. Yusuf Çengel
  • Eskişehir Tarım İl Müdürlüğü Veteriner Hekim Sn. Fuat Kuru
  • Eskişehir Destekleme Şubesinde görevli arkadaşımız
  • Eskişehir Tarım İl Müdürlüğü Çiftçi Eğitim ve Yayım Şubesi (Arıcılık Bölümü ) Tarım Teknikeri Sn. Bahri Sertçelik



Plakalarımızı almış ve çakmıştık. Bir çok arkadaşımıza da sisteme katılmaları yönünde tavsiyelerde bulunmuştuk. Bu başlangıcın ileri ki yıllarda daha güzel gelişmeleri getireceği düşüncesini taşıyor ve sisteme tüm arıcıların girmesini öneriyoruz.

Çiftleştirme kutuları yavaş yavaş eve getiriliyor. Bir müddet sonra yine arılıkta daha kuytu bir yere alınacaklar.


Arı bölmeleri esnasında önemsemediğimiz işleri artık görmemezlikten gelemiyoruz.

Kış yavaş yavaş geldiğine dair işaretleri veriyor. Bu yüzden yerde olan kovanları sehpa üzerine alıyoruz.

Yerde bulunan kolonilerin yerleri ise, sehpaların üzerine alındığında güzel bir referans veriyor.

Evet bayrama giderken karşılaştığımız bir sürü meme sonrası yaptığımız kontrolde de göremediğimiz 33 Karniyol anayı bayram dönüşü görmüştük.

Ancak dün yaptığımız kontrolde biraz hırpalandığını gösteriyor.

Bazı koloniler sebebini çözemediğimiz bu tür ana sıkıştırmaları yapıyorlar.

Geçtiğimiz yıl maruz kaldığımız arı kuşları saldırıları bu yıl o kadar da etkili değildi.

Ancak 33'ün yaşadığını görmemiz, İç Anadolu'da hem kışlama hem de İlkbahar'daki performansı görmemiz açısından referans vereceğinden sevindirici...


Polen gelişi devam ediyor.
Ancak dikkatimi çeken bir konu ise;
Kovana girişlerde zaman zaman ayaklarından düşürdükleri polenleri hiç bir arı almıyor.
Bir tane poleni toplamak için o kadar çiçeği dolaşıp, kovanın girişine kadar getiriyorlar ama düştüğünde kimse dönüp bakmıyor.
Bu polenleri gözlere nasıl koyduklarına dair gözlem yapma imkanı bulmuştum ilkbaharda tek çerçevelik gözlem kovanı ile...
Kimseden yardım almadan tek başına bu polenleri göze koyuyorlar. Arka ayaklarını göze sokuyorlar ve acaip bir şekilde diğer ayaklarını çevirip göze doğru sıyırıyor.



Çiftleştirme kutularında bazen anaları değiştirmek gerekiyor.

Bu esnada yine plastik kafesleri kullanıyoruz.

Kutulara anaları verdiğimizde 1 gün sonra hemen salıyoruz.

Üstelik bugünlerde yumurtlayan anayı bulan kutular bayram yapıyorlar.

Bursa'da Ekim 2007'de yapılan III. Marmara Arıcılık kongresi katılımımızda, Uludağ Arıcılık Dergisinin arıcı bölümü için yazı sıkıntısı çekildiği konusunda dergi yöneticilerinin ifadelerine tanık olmuştuk.

Bu kapsamda arı kuşları ile ilgili bir yazıyı dilimiz döndüğünce dergiye yayınlanması için göndermiştik.

Arı Kuşları ile ilgili yazıyı blogta da yayınlamıştık.



Ancak yine de basılı halde dergide görmek güzel...

Gönderdiğimiz yazı Ağustos 2008 sayısında yayınlandı.

Üstelik zamanlama açısından da çok uygun bir dönemde...

Ancak arı kuşları bu yıl geçtiğimiz yıl kadar tacizde bulunmadılar.



Kimlere ulaşıyor bu dergi bilmiyoruz ama bence bu tür dergilerin çoğalması, Türk arıcılığının gelişime ışık tutacağı tartışılmaz bir olgu.



Bizim gönderdiğimiz yazıyı yayınlanmaya değer gören Uludağ Arıcılık Dergisi yöneticilerine teşekkürlerimizi iletiyoruz.

Olayın güzel bir tarafı da yazınızın çıktığı derginin sayısı sizin adresinize ücretsiz ulaştırılıyor olması...

12 Ekim 2008

Polen Üzerine

Soru: Arıcılık kursunda hocamız polen tuzağını 1-2 saatten fazla kovan önünde tutamazsınız dedi. Benimde aklımda polen fazla etkilemiyor kalmış aklımda... Bu konudaki görüşleriniz nelerdir?

Sayın Hüseyin Cengiz tarafından bırakılan yoruma cevap niteliğinde olabileceği düşüncesiyle...

Polen...

Bir koloni için olmaz ise olmazlardan...

Biz arıcılar tarafından bile bala göre ikamesi çok zor bir ürün...

Polen koloninin protein ve "B" vitamini kaynağı...

Toplanması esnasında doğaya yapılan katkı ise henüz ülkemizde esamesi bile okunmayan polinizasyon etkisi...

Koloninin işleyiş düzeni içerisinde mevsimsel olarak özellikle erken baharda yoğun biçimde koloniye gelen poleni derlemek koloni düzenine olumsuz etki yapmadığı yönünde bilimsel araştırmaları da okuyoruz.

Ancak bu poleni derlemek için kullanılan çok fazla bilinen yöntem yok ve kullanılan yöntemlerin olumsuz yönlerini iyi bilerek koloniye zararı en aza indirmeliyiz...

Peki kurs hocanız haklı mı?

Evet haklı. Ancak ayrıntısını bilmiyorum ama bahsettiği yöntemi de söylemiştir.

Bahsettiği yöntem ile tabi ki mümkün olan en kısa sürelerde kullanılmalıdır.



      Nedir bu yöntem?

      Bu polen kapanları koloni girişlerine konularak tüm girişi kapatıp, polenler derlenir...

      Evet bu yöntemde süre 1-2 saati belki biraz daha fazla bir zamanı geçmemelidir.

      Neden?

      Tüm giriş kapandığında dolayısı ile çıkışta kapanıyor. Polenin yoğun olduğu dönemde erkek arı da bol oluyor. Bu kapan ile erkek arılarda içeride veya dışarıda kalıyorlar. Eğer koloni kontrollerini aksatıyorsanız ana arının çiftleşme uçuşuna bile engel oluyorsunuz.

      Bir uç örnek ama eğer ana arı çiftleşme uçuşuna çıktı ise, nasıl kovana gireceğini de düşünmek gerekir.

      Bu yöntem gerçekten sakıncalı bir yöntem...

      Diğer bir yöntem ise polenli tuzaklı kovanlar...

      Aslında çok uygun resimler mevcut olmasına rağmen kişisel bilgisayarıma ulaşım güçlüğüm sebebiyle arşivi kullandım.

      Bu kovanlardan bende de mevcut ve kurs hocanız sanırım bu yöntemden bahsetmedi.

      Kovan girişleri 2 bölüm halinde oluyor ve polen derlenmeyeceği zaman alt bölüm uygun bir malzeme ile kapatılıyor. Benim kovanlarımda uygun bir ahşap malzeme ile kapatılıyor. Üst bölüm zaten her zaman açık.

      Polen derleyeceğim zaman bile üst bölümü kapatmadığımdan giriş-çıkış sıkıntısı olmuyor ve sürekli olarak polen kısmı açık bırakılabiliyor.



      Zaman zaman biriken polenlerde, alt kutulardan toplanabilir.

      Kutularda toplanan polenlerde mümkünse gün sonlarında toplanmalıdır. Aksi halde havaların ısınması ile polenlere ağ kurdu saldırısı başlar...

      Bir tavsiye olarak, eğer yeni kovan edinecekseniz veya kovan satın alacaksanız mutlaka kendinden polen tuzaklı kovanları tercih ediniz.

      Başka avantajları nelerdir?

      Varroa mücadelesinde gözlem yapma avantajı verir.

      Sıcak havalardaki nakillerde havalandırma imkanı verir.

      Polen gibi bir değerli ürünü sorunsuz derleme imkanı verir.

    4 Ekim 2008

    Arıcılık Doğa ile Mücadele Etmektir.

    Bu akşam göl boyunda kalan dayımın arılarını almaya gittik.
    Dün gece boyu yağan yağmur dolayısı ile yerler tamamen çamur...
    Peki pes etmek var mı?
    Hemen arada sırada da olsa kullanılan traktör ve römork devrede...

    Bu akşam taşıma ekibine yerel ekipten katılımlar oldu.

    İlhan Kesendere ve Mehmet Demir hocalar ile birlikte ekip tamamlandı.

    Havanın kararmasını beklemenin en güzel yolu, atıştırmaktır...

    Arıcılığın güzel yanlarından biri de bu piknik durumları...

    İlhan ve Mehmet hocalar hazırlandılar...

    Römorka arıları sarmak daha kolay.

    Çünkü diğer pikaplara göre ebat olarak büyük olduğundan tek sıra 28 kovan alıyor...

    Yol fazla uzak olmadığından, güvenlik amaçlı bizim arabayla yaptığımız eskort ile arılığa ulaştık.


    Haydi bakalım...

    Kafa lambaları gerçekten süper iş görüyor.

    Arıları yerleştirdikten sonra yer problemi ortaya çıkınca sepetlerden boşalan yerlere kovanlar konulmaya başladı.

    Ancak dayım sepetsiz arıcılığı düşünemiyor...

    İlavelerini indiremediğimiz kovanlar katlı olarak getirildi.

    Arılar artık yerlerinde...


    Haydi bakalım geçmiş olsun...

    3 Ekim 2008

    En İdmanlı Olduğumuz İş Zaten Bu...

    Bayram tatili bitti artık nasılsa uzatmalardayız.
    En alışık olduğumuz konu zaten arı kovanı taşımak değil mi?
    Haydi alıp gelelim...
    Ancak geceboyu yağan yağmur bir sürü soru işareti yarattı...
    Çünkü arılar göl havzasında ve nemli bir bölgede...
    Gece yağan yağmurda gölcükler oluşmuş olabilir...

    Bir gece önce süzülen ballı çerçeveleri arıların temizlemesi için açık bir biçimde yalatılmak üzere, çiftliğe geçerken bırakıverdik.

    Yeteri kadar arı zaten çiftlikte mevcut...

    Gece iş bitimi yağmurda başlayınca, hepsi temizlenmişler nasılsa, depoya alıverdik...


    Bursa İli Arı Yetiştiricileri Birlik Başkanı Sn. Selami Sezgin ve arkadaşlarına ait arılar...

    Bu arılar bizim arıların bulunduğu yerin daha ilçeye yakın bölümünde.

    Toplam 3 kişiye ait arılar, bir hayli mevcut ile sıra sıra dizilmişler.

    Ancak bulundukları bölge bu yağmurlar sonrası hemen girilemeyecek durumda...

    Püren planlarını ertelemek zorunda kalacaklar gibi duruyor...


    Gece yağan yağmur sonrası birazda zorlanarak arılarımızın yanına ulaştık.

    Dünden kalan katları indirme işlemlerine yağmalamanın yoğunluğunda devam etmeye çalıştık...

    Katları almak aslında çok basit ama arıların yağmalama tacizleri işleri içinden çıkılmaz hale sokuyor.

    Çok sıkı tedbirler ve arılıkta farklı bölümlerde çalışarak uygulanan şaşırtmaya rağmen hepsini bitiremedik.


    Dünden artan boş ilaveleri hemen arka kısımda bırakmıştık.

    Arıların derdi şu sıralar propolis...

    Çok yoğun şekilde hazır propolisi taşıyorlar.

    Sanki kış geliyor...

    Aldığımız ballı çerçeveleri o kadar sıkı sıkıya sarıp sarmaladık ki Hırka-i Şerif ile aynı kategoride...

    Havanın kararmasını bekleyemeyiz çünkü gündüz gözü ile buradan çıkmalıyız...

    "Bir boş bir dolu" dediğimiz taktikle birer atlayarak kapatıp almaya başlıyoruz.

    Bazı kovanların uçuş deliklerinin kapatılması klasik usullerle yapılıyor.

    Bu işlem için ise, yumuşak bulaşık teli kullanılıyor.

    Arıların yaklaşık yarısını sardık ve hava kararmay başladı..

    Arıları götüreceğimiz yer aslında çok yakın sayılır.

    15 km. sonra kışlama yeri olarak kullanılacak çiftliğe varacağız.

    Aralardan alınan kovanlar sonrası görüntüde simetri bir hayli bozuldu.

    Yarın eğer hava şartları müsait olursa, 1 kerede çıkabiliriz.

    Arılar kışlık yerlerine kavuşmaya başladılar...

    Tam indirme işimiz bitmek üzere iken, yağmur tekrar başladı...

    Arılar "Ihlamur-Kestane için Boğaz'da" - "Ayçiçeği için Susurluk civarında" - "Sonbahar döneminde Göl boyunda" olmak üzere kat ettikleri 3 bal merası sonrası yılın yorgunluğunu burada dinlenerek geçirecekler...