24 Aralık 2008

Eskişehir Eğitimin Başkenti

Eğitimle bir çoğumuz gerek kendimiz, gerek aile efradımız için ilgileniyoruz.
Eskişehir ili ise eğitim açısından çok üst düzeyde.
Bunu yıllardır çocuklarımızın ve yakınlarımızın eğitiminde takip edebiliyoruz.
2 üniversite ile yoğun bir yükseköğretim potansiyeli de şehre ayrı bir hava katıyor.
Hatta eğitim seviyesinin yüksekliği sebebiyle bireysel planlamalarımızdan vazgeçerek, çocuklarımızı düşünmek zorunda kalıyoruz.

Bu durum arıcılık alanında da kendisini gösteriyor.

Arıcılık potansiyelinin azlığı ile arıcılık eğitiminin fazlalığı çok orantısız.

Geçtiğimiz günlerde yapılan kursun ardından, bu hafta başlayan kursa talep yine çok yüksek.

Ayrıca bu kursiyer sayısı kadar kişi daha sırada bekliyor.

Bizlerde Yusuf ve Birol abi ile birlikte ekip olarak, açılan kurslardaki tanıdığımız arkadaşlarımızı ve Bahri hocamızı ziyaret etmek üzere dün akşam devam eden kursu izledik.

Anlaşılan o ki eğitim şart.

19 Aralık 2008

Vatandaş Kenan'da Kışlamış...

Eskişehir şartlarında arılar çoktan salkıma girdiler.
Vatandaş Kenan bizim arıcı arkadaşımız ve sezonun en önemli yerlerinde devreye girer.

Kışlama fotoları var ister misin?

Geçen yıl olduğu gibi yine apartman uygulaması yapmış.

Yarı kapalı bir arılıkta kışlamanın faydasını İç Anadolu'da her zaman görüyor.


Ancak elinde artık boş kovanı kalmadı.

Yakında abi boş kovan var mı demeye başlar...

Haydi Polene Kim Der ki?

Polen yani çiçektozu, çiçeklerin erkek hücreleri tarafından üretilen çiçeklerin üreme materyallerinden...
Stamen denilen bölümler bizim arılarımızın polen topladıkları bölüm...

Arı ailelerini yönetirken direk müdahale edemediğimiz olaylar mevcut ki bunlardan birisi de arı ailesinin polen toplama davranışı olsa gerek.

Toplamasına engel olmak veya aşırı toplamasını sağlamak için kullanılan teknikler yok denecek kadar az.



Polen, bal arılarının ihtiyaçlar listesinin en başında yer alan proteinin ana kaynağını oluşturuyor. Ayrıca yağ, vitamin ve mineral madde ihtiyaçlarının büyük bölümü de polen ile karşılanıyor.




Peki, poleni arı ailesinde kimler kullanıyor?

Poleni 1 - 14 günlük ergin işçi arılar kullanıyorlar, 15. günden sonra azalarak 18. gün poleni bırakarak sadece bal ve balözü ile besleniyorlar.

İşçi arılar doğumdan 2 saat sonra polen tüketimine başlıyorlar ve en yüksek tüketim 5. günlerde gerçekleşiyor.

İşçi arılar gelişimleri esnasında gereği kadar polenle beslenemezlerse, arı sütü salgılama kapasitelerinde düşüşler yaşanıyor ve dolayısı ile bakıcılık görevlerinde performans düşüşleri ile karşılaşıyorlar.

18 günlükten daha yaşlı arılar ise polen yemiyorlar ve polen yemeden yavru besleyebiliyorlar. Bunu yaparken kendi vücudundaki besinlerden harcıyorlar ama bunun sonucunda kaçınılmaz olarak verim düşüklüğü gerçekleşiyor.


Neden yaşlı arılar polen yemezler ki?

Bu konuda net bir bilgiye ulaşamadık. Ancak erken baharda belki de yeni arılar çıkana kadar ki gelişmenin yavaşlığı bu yüzdendir.

Poleni tüketen genç arılar öncelikle ana arının ve kurtçukların beslemesinde kullanıyorlar.

İlginçtir ama 8 güne kadar erkek arıları da polen, bal ve salgıların karışımı ile besliyorlar.

Delikanlılar beslenmeden olmuyor demek ki!




Bu arada arı sütünün de ana kaynağını polen oluşturuyor.

Polen yoksa arı ailesi yok.

Aktif dönemde gelişimini sürdüren arı ailelerinde gelen polenin büyük bölümü bakıcı işçiler tarafından tüketiliyor ve stoklama davranışının sebebi henüz bilinmese de 1 kg. kadar polenin stoklandığı gözlemleniyor.

Stoklanan polen miktarının artışı, polen toplama davranışını azaltırken, kuluçkanın artışı polen toplama davranışını hızlandırıyor. Polen toplama davranışını arttırıcı bir etken de arı ailesinin şeker şurubu veya balla beslenmesinde görülüyor.


Arıcılar tarafından polenler tuzaklarla toplandığında ise, ihtiyaç artması sebebiyle polen toplayan işçi arı sayısı arttırılıyor. Bu arı ailesinin ihtiyacının karşılanamaması anlamına gelmiyor.

Yılda bir arı ailesinin topladığı polen miktarı bulunduğu bölgeye göre ve 15 - 75 kg. arasındadır. Bunun sadece 1 kg. kadarı stokta kullanılarak, geri kalanı tüketiliyor.

Yoğun bir günde ise bir arı ailesinin 2 kg. kadar polen toplayabiliyor.

Gerçekten çok büyük bir miktar değil mi?

Bir işçi arı azami olarak ağırlığının 1/3 kadar polen taşıyabilmekte olup; bu polen derlenen bitki ile de alakalıdır.

İşçi arı polen sepetini 10 dakika kadar bir sürede doldurabilmektedir. Polen toplama uçuşu yarım saat kadar sürebilmektedir. Bir günde yapacağı sefer sayısı ise azami 20 kadardır. Ayrıca her uçuşta topladığı 2 adet poleni aynı bitkilerden toplamaya özen gösteriyorlar. Çok istisnai olarak iki ayakta farklı polenler görülebiliyor.

Polen toplanması gerektiği işçi arı tarafından nasıl biliniyor?

Polenli ayaklarıyla kovana gelen işçi arıları seyretmeyi sevmeyen hiçbir arıcı yoktur ki, gerçekten çok güzel bir görüntüdür.

Ama haydi polene diyen olgu nedir?

Bu konuda bazı faktörler etkili oluyor. Bunlardan bir tanesi, peteklerdeki polen stoku…

Diğeri ise, bakıcı arılar tarafından polen toplayıcılara verilen arı sütündeki protein miktarı…

Bir diğeri de ana arının yumurtlama faaliyetindeki feromonların değişikliği…

Aslında bu faktörlerden çok daha fazla faktör, poleni etkiliyor olmalı ki, genel sonuç ihtiyaç…

Polene ihtiyaç varsa, polen toplanıyor.

Peki, polene ihtiyaç var ama doğada bulunamıyorsa…

İşte sendrom burada başlıyor. Öncelikle polen ihtiyacı düşürülüyor. Bunun için yapılacak işlem belli. En çok nerede kullanılıyorsa, oradan başlanıyor. Yavru faaliyeti minimuma düşürülüyor.

Geçtiğimiz yakın yıllarda kuraklık etkisi ile sonbaharda birçok arkadaşımızdan arı ailelerine polen gelmediği ve yavrulama faaliyetinin azlığından bahsedilmişti. Ülkemizde polen takviyesi ise yöntem olarak pek kullanılmıyor.

Ayrıca polen toplayan arıların bulunması, ilgili arı ailesinin ana arısının olduğu yönünde bir gösterge olarak kabul ediliyor ki bu her zaman doğru sonucu vermiyor.

Özellikle genç işçi arılar kendi beslenmelerinde de kullandıklarından ana arı kaybı yaşanan arı ailelerinde polen toplama davranışı az da olsa devam ediyor.

Ancak bir gözlem olarak şunu da söylemeliyiz ki, sağlıklı bir arı ailesine gelen polen topu büyüklüğü daha büyük oluyor.

Kovana giren polen genellikle ihtiyaç alanına yakın yerlere konuluyor. Polenli arı, bu poleni kendi başına petek gözüne bırakıyor. Bunu olayı canlı izleyebilme şansını bu yıl gözlem kovanında yakaladım ve işçi arının vücudunun aldığı hal görülmeye değerdi.

Polenli arka ayaklarını petek gözünün içerisine sokup, orta ayaklarını ters çevirip gözün içerisine sıyırıyor.

Eğer bu polen stoklanacaksa, kovan içi işlerde çalışan işçi arılar tarafından petek gözünün dibine doğru bastırılıp, üzerini bal ve salgılarla kapatıp konserve türü bir çalışma yapıyorlar.


Ne kadar polenle ne kadar arı yetişir ki?

1,5 kg. kadar polenle yaklaşık 10.000 işçi arı yetiştirilebilmektedir.


Arılar bu polenleri toplarken çiçekleri nasıl seçiyorlar?

Bu konuda özellikle zehirli denilebilecek polenlerinde kovanlara arılar tarafından getirildiği biliniyor. Ancak arılar bu tür etkilerden en az etkilenmek için polen tüketiminde karıştırma gibi bir davranış sergiliyorlar.


Bursa Mustafakemalpaşa’da Nisan – Mayıs – Haziran 2005 yılında yapılan bir çalışmada 51 farklı tür polen tespit edilmiş ve 18 tanesinde yoğunlaştığı görülmüştür. Anılan bölgedeki bitki çeşitliliğine rağmen bazı bitki polenlerine yönelmeleri arıların seçiciliğini de gösteriyor.

Ayrıca farklı arı ırklarının aynı arılıkta bile farklı polen tercihlerini gözlemliyoruz. Bu konuda numuneler alarak uygun bir zamanda çalışma grubuna sunacağız.


Bu yazı Uludağ Arıcılık Dergisi eski sayılarındaki bilimsel çalışmalardan kendi görüşlerimizde katılarak derlenmiştir.

15 Aralık 2008

Arı Ailesi

Arıcılığa ilgi duyulmasının sebeplerinden birisinin de çok fazla fonksiyonlar içermesi olabilir. Bu kadar çok fonksiyonun hepsine hâkim olmak gerçekten çok zor.

Bunun için fırsat ve kaynak buldukça okuyarak kendimizi geliştirmeliyiz.

Dikkatimi çeken ancak birçoğumuzun, biliyoruz biz bunların hepsini dediğimiz bir konu…

Erkek arılar…

Erkek arıların hiç babası olmadığını elbette biliyoruz.

Erkek arılar özelliklerini, ana arı vasıtasıyla dedelerinden alıyorlar.

Bunlar özellikle arı biyolojisinde çok önemli veriler.

Ana arı saf bir ırk özellikleri taşıyorsa, erkek çocukları da kesinlikle saf ırk özellikleri taşıyorlar. Çünkü erkek arılar ana arıdan sperma almıyorlar.





Bir örnekleme yapalım.

Saf Kafkas bir ana arı ile Karniyol bir erkeğin çiftleşmesi sonucunda; erkekler anaları gibi saf Kafkas olurlar. İşçi arılar ise melez…

Gelelim ana arı üretiminde söylenenlere ve uygulananlara…

Ana arı üretimi öncesi erkeklerin hazırlanması gerekliliğini de biliyoruz.

Hatta erkek arı üretimi yapıldığına dair bir sürü etkinlik görüyoruz.

Ancak hangi kıstasa göre yapıldığını biliyor muyuz?

Hangi arı ailesinde erkek arı üretilecek?

Bu arı ailesi çok güzel ve erkekleri bundan üretiyorum diyenlere aferin demek gerekiyor.

Çünkü erkek arıların üretileceği arı ailesi özelliklerini, bu erkek arılara vermiyorlar.

Ne yapılmalı?

Arı ailesindeki üretilecek erkeklerin teyzelerinin özellikleri esas alınmalı ki bu birazda Hayat Bilgisi konularına hâkim olmayı gerektiriyor.

Teyze, yani anasının işçi arı olan kız kardeşlerinin özelliklerini bilmeliyiz.

Bu da ancak Arı Ailesi Kayıt Sistemi ile sağlanabilir.

Öncelikle erkek arı üretilecek olan arı ailesinin ana arısının nereden geldiğini bilmek lazım.

Bu bizlerin takip edebileceği gibi gözükmese de; hiç kullanmayı sevmediğim bir kelime ama “Islah” diyorsak, erkek arılara şu soruyu sormalıyız.

Affedersiniz teyzengiller nasıllar?

Öncelikle erkek arıları üretirim ben diyenlere, sorun bakalım bu erkeklerin teyzeleri nerede diye?

Teyze mi ne teyzesi anlamadım.

14 Aralık 2008

Bu Resimleri Kaçırmışım.

Bayramda dayımın bilgisayarında arşivi biraz kurcalayınca daha önce görmediğim resimlerle karşılaştım. Bu resimleri genelde yaz tatilinde büyükbabası ile çiftlikte takılan Egehan çekmiş ve haftasonları gitmeme rağmen görememişim.

Bu olaydan hep bahsedip durdular. Furkan hiç korkmuyor diye.

Ancak olayın fotoğrafları olduğunu bilmiyordum.

Furkan dayımın çiftliğinin bir bölümünde bu yıl karpuz eken Hüseyin Bey'in oğlu.

Ancak çiftliğe geldiğinde arkadaşını hemen bulmuş.

Dayım nereye o oraya.

Arılarla o kadar haşır neşir oluyormuş ki inanılmaz diyorlar.

Gerçi dayımı örnek alıyorsa bu normal.

Buldukları küçük bir oğul için hazırlık yapıyorlar ve bir de yapılanı anlattırıyormuş.

Meraklı çocuklardan...

Neden öyle yaptın? diye başladığı zaman yandınız.

Bu olay ilk iğneye kadar böyle sürer gider.

Egehan'ın ada bahçesindeki kavak maceraları...

Kuruyan fidanlar kökleniyor.


Gerektiğinde kesiliyor.

15 günde bir ise sulama faaliyeti.


Ayrıca budama işleri...


Kaçırdığım patates hasat görüntüleri.

Kardelen için bir oyun haline gelmiş.

Kendi ihtiyaçlarını yetiştirmenin dayıma verdiği hazzı zaman zaman anlattığında dinliyoruz.

Ancak her sonbaharda artık bu yıl son ve artık hiç bir şey ekilmeyecek masalını da dinlemek güzel oluyor.

Sonunu bildiğimiz masalı dinlemek çok hoş.

Bahar geldiğinde yine aynı hikaye. Tekrar ekilmiş her çeşitten bol bol.

Egehan ve Kardelen erik hasadında.


Birazda çocuklarla birlikte bu hasatları yapmanın verdiği haz, üretme hırsı veriyor olabilir.

Zamanı geçse de kavun mükemmel bir ürün.


Bu da Egehan'ın fotoğrafçılık başarısı.

Çekildiği yer pek uygun olmasa da çok başarılı bir çekim olmuş.

Gelelim biraz da arıcılık olaylarına...

Bayramda 1 arıcılık kitabı ile tüm Uludağ Arıcılık Dergisi sayılarını okuma fırsatı buldum.

Bir önceki yayında belirttiğim gibi Uludağ Dergisinin Şubat 2008 sayısında Arıcılık Terimleri Sözlüğü çalışması dikkatimizi çekti.

İlk olarak Arı Kolonisi / Arı Ailesi olayını belirtmiştik.

Şimdi ise;

  • Balarısı / Bal Arısı
  • Larva / Kurtçuk
  • Nektar / Balözü
  • Ruşet Kovan / Küçük kovan
  • Strafor / Köpük

Aslında daha bir kaç örnek var ama en dikkat çekenleri bunlar.

Peki, bayramda kitapları ve dergileri okuduk ve sonuçta ne oldu?

Okumak ve anlamak lazım ...

12 Aralık 2008

Bayram Sonu Antrenman

Bayram tatili sebebiyle Mustafakemalpaşa civarındayız.
Kolestrol tavan değerleri vurunca bugün havanında güzelliğini fırsat bilerek kendimizi dayımın çiftliğe attık.

Kışlatmaları yapılmış arılar.

Gerçi dış görünüşleri olarak güzel hazırlanmışlar ama sonbahar bakımları yağma sebebiyle ayrıntılı yapılamamış.


Gece kırağı düşünce güneşte parçalı olunca çiğ günboyu devam etti.

Mahmudiyeli Bünyamin abi'ye önerdiğimiz kovan modeli bu.

Bayram sonrası içerisindeki arı ailesi ile birlikte dayım tarafından Eskişehir'e getirilecek.

Uludağ Arıcılık dergisinin son bölümünde arıcılık terimleri ile ilgili bir çalışma yapılmış.

Arı kolonisi = Arı ailesi

Bundan sonra arı ailesi demeye özen göstereceğiz.

Kardelen ve büyükbabası arıların az uçması sebebiyle arılıkta rahatça dolaşıyorlar.

Arılıkta geçtiğimiz günlerde esen lodos sonrası arka kargıdan duvar yıkılmış.

Bayram öncesi bu duvar yeniden yapılırken ele geçen eski körükler toplanmış ve körük hatırası...

Eskidikçe sağda solda kalmış sadece bu arılıktaki körükler bile güzel bir envanter oluşturuyor.

Güneş açınca uçuşlar başladı.

Salkımlar göstermelik zaten burada.

O esnada Yusuf ve Birol abiler aradılar.

Eskişehir'de ayaz var ne uçuşu dediler.

Demek ki arıcılık bölgeden bölgeye çok değişkenlik gösteriyor.

Bayram öncesi gelen bir mailde 1 adet boş sepet kovan talebi ve sepet kovanlar hakkında bilgi istenmişti.

Dilimiz döndüğünce anlattık ve bugünde dayımın arılıkta yer alan sepetleri görüntüledik.

Bazen hiç önemsemediğimiz ayrıntılar, bir konuyu anlatmak için çok gerekli oluyor.


Günümüzde değeri yavaş yavaş anlaşılmaya başlayan propolis...

Depoya konulmuş çerçevelerden mevsim sebebiyle sertleşen propolislerin toplanma zamanı.

Ayrıca kolestrolü düşürmek için iyi bir antrenman...

Çerçevelerin üzerinden uygun bir kazıyıcı ile ahşap parçacıklar ve balmumu parçaları karıştırılmadan dikkatlice kazınıyor.

Propolisler de artık bir gıda maddesi statüsünde değerlendirilmeli ve derlenmesinde azami dikkat edilmelidir.

Arıcıların yaz aylarında üzerlerine yapışan ve hiç sevmedikleri propolisi değerlendirilmesi çalışmaları yapılıyor.

Çerçevelerin üzerine yaz aylarında delikli çuvallar örtüldüğünden çerçeve üzerleri çok fazla propolis barındırıyordu.

Ayrıca çerçeve kulaklarının yan kesimleri de güzel propolis barındırıyor.

Hem propolisler toplanıyor hem de çerçeveler temizleniyor.

Çerçevelerin tamamen temizlenmesi gerekiyorsa, balmumu parçaçıklarını da başka bir bölümde temizlemek gerekiyor.


Yine de karışan ahşap parçacıklar ve diğer olabilecek artıklar temizlenerek temiz poşetlere doldurulur.

Burada dikkat edilmesi gereken en önemli konu, propolislerin kazındığı biçimde sıkıştırılmadan bırakılmasıdır.

Peki propolisleri topladık nasıl değerlendireceğiz?

Vereceksin kargoya göndereceksin bu kadar basit.

Bundan sonrasını kargodan alacak kişi düşünsün.

Kardelen hemen salıncağını kurdurdu büyükbabasına...

Arka planda görülen arazi de arı otu ekilmek üzere hazırlanmış.

Bayram sonrası arı otu havalar müsaade ederse ekilecek.

Artık tarlalar yaşlandığından nasılsa işlenemeyecek. Bu yüzden boş duracağına arı otu ekelim teklifi dayımdam geldi. Deneme olarak bu yıl ekilsin bakalım...

Kardelen salıncağı kurdurdu ama sallanan genellikle Egehan...

Büyükbaba ise kurban kolestrolünü dengeliyor.


Çiftlikteki tulumbanın aktığı havuz boşaltılmış. Ancak asmadan dökülen yapraklar doldurmuş. Temizlik yapmak Egehan'a düştü. Yaz tatilinde su motoru çalıştırma idmanı için şimdiden hazırlık yapıyor.

5 Aralık 2008

Unutulmamış.

Daha önceki yıllarda ana arı desteklemeleri kapsamında açıklanan bambus arısı kullanma teşviği, arıcılık kayıt sistemi ile yapılacak koloni teşvik kapsamında hiç bahsi geçmemişti.
Ancak bu konu unutulmamış ki bugün resmi gazetede yayınlandı...
BAKANLAR KURULU KARARI
Karar Sayısı : 2008/14353
Ekli "Organik Tarım ve İyi Tarım Uygulamaları ile Toprak Analizi Yaptırılmasına ve
Bambus Arısı Kullanımına Destekleme Ödemesi Yapılmasına Dair Karar’ın yürürlüğe konulması; Tarım ve Köyişleri Bakanlığının 21/10/2008 tarihli ve 505 sayılı yazısı üzerine, 5488 sayılı Tarım Kanununun 19'uncu maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 4/11/2008 tarihinde kararlaştırılmıştır.



ORGANİK TARIM VE İYİ TARIM UYGULAMALARI İLE TOPRAK ANALİZİ YAPTIRILMASINA VE BAMBUS ARISI KULLANIMINA DESTEKLEME ÖDEMESİ YAPILMASINA DAİR KARAR

Amaç ve kapsam

MADDE 1 – (1) Bu Kararın amacı; çevre, insan ve hayvan sağlığına zarar vermeyen bir tarımsal üretimin yapılması, doğal kaynakların korunması, tarımda sürdürülebilirlik, izlenebilirlik ve gıda güvenliğinin sağlanması amacıyla, organik tarım ve iyi tarım uygulamaları gerçekleştiren çiftçiler, toprak analizi yaptıran çiftçiler ile doğal polinasyonu sağlamak üzere bambus arısı kullanan üreticilere destekleme ödemesi yapılmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.

Ödeme miktarı

MADDE 2 – (l) Organik tarım uygulamaları gerçekleştiren Çiftçi Kayıt Sistemine ve Organik Tarım Bilgi Sistemine kayıtlı çiftçiler ile iyi tarım uygulamaları gerçekleştiren Çiftçi Kayıt Sistemine kayıtlı çiftçilere dekar başına 20 YTL, toprak analizi yaptıran Çiftçi Kayıt Sistemine kayıtlı çiftçilere ise dekar başına 2,5 YTL destekleme ödemesi yapılır.

(2) Organik tarım ve iyi tarım uygulamaları ile toprak analizine ilişkin destekleme ödemeleri, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı il ve ilçe müdürlüklerince Çiftçi Kayıt Sisteminde oluşturulacak icmaller üzerinden yapılır.

(3) Seralarda doğal polinasyonu sağlamak amacıyla bambus arısı kullanan üreticilere, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı il ve ilçe müdürlüklerince düzenlenecek hakediş belgeleri üzerinden koloni başına 50 YTL destekleme ödemesi yapılır.

1 Aralık 2008

Etkinlik İçin İnegöl'e...

Haftasonu etkinlik planımız önceden belli idi.
Yusuf abi projesini hazırlamıştı.
İlaveler ve yeni ruşetler yapılacak, karakovan için kütükler alınacak...
Hesap, hesap, hesap...
Sonuçta alt tarafı 8m³ kereste alınacaktı.
Cumartesi günü Yusuf abi, Birol abi ve ben yollara düştük.
Hedefimiz İnegöl...
Ancak Bozüyük yakınlarına geldiğimizde, geçtiğimiz etkinliklere katılma isteğini bildiren Sn. Saadettin Engin'i aradık ve 10 dakika sonra gelirim dedi.
Biraz mola verdik ki 5 dakikada bize Bozüyük'ten katıldılar.
Yolda süper sohbetler oldu ki en güzeli;
Katıklı hapis uygulamasının bana ait olduğunu sanarak, hapis nasıl gidiyor diye sormasıydı.

İnegöl'e vardık.

Kaplama işleri yapan bir firmanın kaplamadan sonra çıkma malzemelerini görmek üzere uğradık. Ancak denizdeki yatçılar olayı çözmüşler ki onlar alıyorlarmış.

Saadettin abi ve Yusuf abi 1'er tane karakovan yapmak üzere arka plandaki kütüklerden aldılar.

Daha sonra referans ile gönderildiğimiz işletmeye vardık.

Bürodaki hesap kitap işleri sonrası incelemelerde bulunuldu.

15 günlük süre içerisinde yapılan biçimlerden bizim istediğimiz özelliklerde kereste geldiğinde ayrılacak.

Bu işi kim yapacak sorusu sonrası hedef kişileri bulduk.

Kütük biçimi esnasında içerisinden 1 şişe bal çıkmış.

Daha sonra patronda, içerisinden 1 şişe bal çıkan kütüğü incelemek üzere yanımıza geldi.

Bir süre çalışmaları izledik.

Gidiyor güzelim çamlar.

Ancak arı kovanı yapımında kullanılan ağaçlar belki de çok daha güzel işlere vesile olacaklar.


Sohbet arı üzerine ve güzide bir ortam.

Saadettin abinin arıları Bilecik yolunda olduğundan, belki de kısmet olursa baharda ziyaret imkanı bulabiliriz.

Dönüşte kendilerini Bozüyük'te bıraktık ve havayı karartmadan evlerimize vardık.

Tabi şimdi aynı mantıkla bu keresteleri ben aldım sanılacak.

Bu keresteler benim değil Yusuf abinin...


Pazar günü dışarıdan fiziki kontroller için arılıktayız.

Ancak arılığa vardığımızda bugünlerde pek göremediğimiz güneşi gören arılar fırladılar uçuşa.

Sadece 1 kolonide hiç ama hiç tık yok.

Dışarıdan sarstık ama yine tık yok.

Açtık, baktık ki salkım ki hem de nasıl...

Hava güzel olunca strafor çiftleştirme kutularının besin durumları kontrol edildi.

Buyurun işte size kış erkekleri...

Yavru faaliyeti devam ediyor ve erkeklerde hissedilir sayıda kışlıyorlar.

26 numaralı ana, kontrollerde bizim görmek istediğimiz bir olgu oldu.

Ancak dikkat çekici bir şey daha var.

Hemen alt kısımdaki arı polen getirmiş.

Bu durum ülkemizin bir çok yerinde normal karşılanırken, sabahları kar yağmış gibi kırağı düşen bir bölgede enterasan bir durum olarak gözlemleniyor.

İlkbaharda, daha önceden arılarını kaybeden Hacı abimize oluşturulan koloni yaklaşık 10 metre bizim arılardan uzakta duruyordu.

Haftaiçi yerinden kaldırılıp, sıraya dizilmiş.

Altına yaptığı inşaattan getirdiği taşları koymuş.

En ilginci ise, dış kısmına mantolama yapmış.

Keresteler geldikten sonra esas muhabbetler o zaman aslında...