11 Ocak 2009

Kışın Kovanı Terk Etmek Zorunda Kaldık.

Uzun bir süre internetle olan bağımız, kovan değişikliği sebebiyle kopuk olduğundan, tekrar internete bağlandığımızda geçmişe şöyle bir göz atmaya kalktım da bir hayli mesafeler kat etmişiz.
Gerçi internetten uzak kalmak kötü mü derseniz, arada bir internet orucu iyi geliyor.

Derken, ekip lideri Yusuf abi dedi ki;
Kovanın yeri değişti, çevre tanıma uçuşu yapmalısın. Cumartesi sabahı 07:15
Sen çevreyi tanımadığından Birol tarafından alınacaksın.

Çevre tanıma uçuşu pek yakın bir yere olmayacak gibi istihbaratlarda alıyordum.
Buluşma yerine gidildiğinde çok alışık olduğumuz bir görüntü...
50 adet 5 çerçevelik ruşet kovanlar yüklenmiş.
Haydi Bismillah diyen liderin pek yakınlara gitmeyeceği belli oluyordu.

Tam 286 km. sonra duran arabadan indik, ruşetleri indirdik ve biz diğer taraftan indik arabadan.

Ancak içimizde av köpekleri ile anlaşma konusunda sıkıntı çekmeyen Birol ile Şimşek arasındaki bakışmalar bir hayli uzun sürdü.

Şimşek normal bir köpek konseptinde değil ama genel bir tanımlama olarak köpek diyorlarmış.

Evet Hayyam arı uygulama çiftliklerindeyiz...

İlk çiftliğe gidip, ruşetler indirildikten sonra, haydi bakalım yeni aldığım vadiye gidiyoruz komutu aldık ve doğru vadiye.

Bizim baharda vadi muhabbetlerini duydukça her zaman gözü vadi gibi bir yer aramakta imiş ve bu yeri bulmuş.

Diğer çiftliğine 12 km. mesafede ve bayağı bir rakım farkı var her iki çiftlik arasında.


İçerisinde meyve ağaçları da olan ve kenarından derecik akan güzel bir yer ki diğer çiftliğe göre dümdüz...


Döndük asıl çiftliğe ve ruşetlerin aldığı yer çok önemli ki bir çok malzeme ortalıkta iken, ruşetler baş köşede.

Ayrıca hava sıcaklığı Elmadağ'da bir hayli düşük olduğundan ki gece bir ara -7 gördük ve soba için hazırlıklar yapılıyor.

Soba hazırlana dursun ki soba 1 gece önceden yakılıp ortam zaten hamam konseptinde idi.

Profil resim çalışmaları yapmak için biraz yükseğe çıktık.

Engebeli bir arazi ama arıcılık için çok uygun bir bölge olduğunu söyleyebiliriz.

Hava şartlarının ağırlığına rağmen burada alınan verimlerin marjinal egosu daha yüksek.

Bu profilde üst bölümden genel görünüm.

Arıların kışlatılmaları konusunda yapılan çalışmalar çok güzel.


Ancak meçhul kuşun yaptığı sürprizleri incelemek gülümsetiyor bizleri.

Olmamış bu plakalar dercesine tam da yanlarından havalandırma deliği açılmış ve arılar salkımda görünüyorlar.

Bir gülümseme de bu bölümden...

Nitelikli arı ailesi tanımındaki tarife uymasalarda kütük kovanlarda plakalar...

Hayyam abi diyor ki, en nitelikli bunlar gerisi hikaye.

Yusuf abi daha önceden buraya geldiğinden bir çok bölümü biliyor ve magazinciyi bulunca her yeri gezdirmeye başlıyor.

Burası yeni yapılmış bir bölüm, bal sağımı burada yapılıyor ve ayrıca petekli ballar burada barındırılıyor.

Diğer bir oda da süzülmüş peteklerin saklandığı bölüm.

Burası da çiftleştirme kutularının bir bölümünün bulunduğu bölüm.

İçimden bir ses burayı göstermesen iyi olacaktı diyor ama.

Bir çok arıcımızın arılık envanterlerini arttırma tutkusu bazen öyle bir kaçıyor ki, ben bir araştırma yapsam bu bölgede, bir büyük arılık kurulabilir.

Bir çok arkadaşımızın hayallerini süsleyen malzemeler depoda bekliyor.

Diğer karakovanda da plaka var ve bu diğerlerinden daha hacimli.

Vallahi biz geliriz de karakovan açılmaz mı?

Muhabbet, sohbet derken misafirlerde yerlerini aldılar ve kadro 7 kişi oldu.

Gelen arkadaşlardan yeni başlayan Celal bey bir soru sordu ve...

Allahım keşke sormasaydı.

Üstelik bir ara dur dedi.

Siz arıcılar, blogcular hep böylesiniz.

Haydaaaaa...

Siz biliyorsunuz her şeyi diye, bizleri de biliyor zannediyorsunuz.

Anlat şimdi derken ellerinde 5 çerçevelik bir ruşet ile odaya giriliyor ve ilkbaharda çerçeve hareketleri başlıklı konu.

Allah....

Yusuf usta aldı sazı eline ve ben bu konuları en az bin kere dinleyip, yüzlerce kez uyguladığımdan konuyla ilgilenemiyorum bile ki aklım künefede..

O kadar doyduktan sonra künefe de nerden çıktı.

Ancak Celal bey, demiş ki madem geliyorlar künefede benden...

Geceyarısı künefe macerası başlayacak.

Aslında pek kullanmayı sevmediğim görüntüler ama ne desem ki...

Ayrıca Hacı / Hacı'yı Hayyam'ın çiftlikte bulurmuş atasözü doğru çıktı.

2 hacı ilkbaharda çerçeve hareketlerini bitirip, katları bile attılar.

Sabah camdan atıştıran kar değildir derken, oh oh oh.

Hayyam abi de Elmadağ'dan kahvaltılık gözleme operasyonundan dönüyordu.


Az da olsa yağış devam ediyordu ve tertemiz dağ havasında kovanları kontrole çıktık.


Kovanda biriken nem dışarıya akmış ve gece de donmuş.

Nemin dışarıya akması için kovanların arkasının bir miktar kaldırılması bu anlamda güzel bir çalışma.

Nem neden olmuş ki sorusuna cevap için, gece Elmadağ'da burnu dışarı çıkarmak yeterli...

Gece sohbetin koyu zamanında birileri kurtarın beni bu çiftleştirme kutularından mı dedi yoksa ben mi yanlış anladım.

Birol abi doğru anlamış sanırım ki başlamış bazı çalışmalara sabahın köründe hayırlısı bakalım.


Yok canım... Daha neler.

Boyanmış, çerçeveleri kabartılmış ve kek gözleri dolu.

Yok abi kurtaramayız seni.

5 çerçeveli ruşeti gören, konsepti değiştiriyor.

Tabi ki ana çiftleştirmek için değil.

Dönüş yolunda da Çifteler bölgesindeki durumlara bir bakalım diye kestirme yola girdik ve Mahmudiye'ye yolumuz düştü ve kaybolduk.

Derken daha bir çok özelliklerimizi kaybetmedik şükürler olsun.

Yolda amcanın birine yolu sorduk ve o da tarif etti ki koskoca İç Anadolu sonuçta.

Mahmudiye'de karakovanın anayurdundan olan Ömer Faruk bey ile Yusuf abi arasında karakovan projesi ile ilgili bilgi alışverişinde bulunuldu ve yeni kovanımıza kaybolmadan tekrar döndük.

2 yorum:

muratakın dedi ki...

Kışın soğukta kovan terk edilmez.

Ballı Baba dedi ki...

Ey büyük Allah'ım arılar işini bilir kışın salkıma girerler, sen bu arıcılara akıl ver...
Hadi anladık kovanı terk ettiniz bari yükseklere soğuk yerlere değilde sahile gelseneniz güllük güneşlik yerler, hemde o tepsiyi önce bir güzel hamsi dolursaydık fırına koysaydık sonrada künefe....
Allah ıslah eylesin :)