1 Şubat 2009

Nihayet Arılar...

Kış sezonunu bahara hazırlık için değerlendirmek için yaptığımız çalışmalar devam eder iken, bu
Pazar sabahını arıların durumlarını kontrol etmeye ayırdık.
Havanın güzelliği ise bir şanstı. Güneşli ama soğuk sayılabilecek bir hava.

Tüm arılarda uçuş veya kovan içi temizlik faaliyetlerinin başlamasına yetecek kadar güneş ısıtmış olmalı ki uçuşlar ve kapı önü hareketlilikler mevcuttu.

Bu havada arı açılır mı?

Arılığımızda genetik zenginliğin olduğunu zaman zaman bildiriyoruz.

Bu yüzden değişik ırklardan örneklemler yapmak genel durumu yansıtması açısından yeterli olacaktır.

Özellikle yumurtlama faaliyetinin başlama kontrolünü yapmalıydık.

3 örnekleme olarak, Karniyol, Dağ güzeli anaç kovanı ve tabi ki Muğla.

Bal stoklarına bakmaya bile gerek duymuyorum ki sonbaharda bugünlerde gerekecek stoku yaptırmıştık.

İlk önce Karniyol...

Çok dikkatlice çerçeveler aralanarak muhtemel ananın bulunduğu çerçeve alındı.

Tabi ki bingo.

Salkımın tam çözülmüş olduğu söylenemez ve henüz Karniyolda yumurta bile yok. Gözler hazırlanmış.

33...

Ancak sonbaharda birkaç kez değiştirilme davranışı yapıldığından ilkbaharda bu arılar bu operasyonu gerçekleştirirler.

Keşke teşebbüs etseler de supersedure ana elde etsek.

Nasıl elde edeceğiz supersedure anayı?

Anayı değiştirmek için yaptıkları genellikle tek bir memenin olduğu çerçeve ile bir miktar arıyı uygun bir kovana alıyoruz.

Ana değiştirmek üzere hazırlanmış olan memenin kalitesinin tartışılmaya bile gerek olmadığını düşünüyoruz.

Biz memeyi aldıktan sonra, tekrar yapıyorlar ve bizde işlemi devam ettiriyoruz.

Ve Dağ Güzeli anaç arısı...

Neredeyse kovanın alt tabanında salkım yapıyor. İlk açıldığında hiç arı gözükmüyor.

Burada da anayı görme imkanınını ilk çerçevede bulduk.

Bal olduğu gibi duruyor. Yavru faaliyeti başlamamış ama gözler hazırlanmış.

Ve Muğla.

Şanına yakışır bir biçimde yavruyu kapatmış bile. Çok az alanda da olsa yavru faaliyetini başlatmış. Ana arıyı bu sefer denk getiremedik.

Peki yumurta başlamış ve havalar soğursa?

Bu durumda kadrosu güçlü ve balı olan arılara sadece bir serinlik olur o kadar.

Bugünlerde korkulu rüya görmemek için sonbaharda kadroları bölmek yerine güçlendirmek ve öncelikle sıvı besleme yapılarak yavrulama faaliyetlerini arttırmak ve ilerleyen günlerde ise koyu sıvı besleme ile stokları tamamlatmak gerekiyor.

Sonbaharda önce sıvı besleme, daha sonra koyu sıvı besleme yaptık. Yavrulama faaliyetinin devam ettiği soğumaya yüz tutan günlerde de kovan üstü besleme kutularının içerisinden katı besleme yaptık.

Katı besleme, kovan üstü besleme kutularından yapıldığından sadece kovan hareketlendiğinde tüketebiliyor ve devam eden yavrulama faaliyetini destekliyordu.

Bir kez katı besleme için doldurulan kutular bitirildiğinde de kutular alındı ve besleme delikleri açık bırakıldı.

Velhasıl her şey zamanında.

Peki şimdi ne zaman besleyeceğiz?

Hele önce sonbaharda stokladıklarını bir tüketmeye başlasınlar.

Sonuç olarak kısa bir kontrol olmasına rağmen; tüm kontrol edilenlerde görülen ortak noktalar ise, geç sonbahardaki kadrolarını muhafaza ettikleri, bal stoklarının neredeyse hiç tüketilmediği ve farklılık olarak ise yumurtlama faaliyeti başlangıcı olarak söylenebilir.

Kısa bir arılık ziyareti sonrası dün yarım kalan çerçevelerimin çakılma işlemi öğlene kadar ekip çalışması ile tamamlandı. Telleme işlemlerini yapmak üzere depoya attık.

Uygun bir zaman aralığında tellerini de takacağız ama bir ucunu sadece tutturacağız. Zamanı geldiğinde güzelce gereriz.

Öğleden sonra ise Yusuf abinin çerçeve çakımları başladı. Ancak Yusuf abinin kovanlar bir günde çekmişler ve bazı üst çıtalar girmem diye direniyorlar.

Bu akşam küçük bir operasyonla kovanlara girebilecek hale geliyorlar.

Yatar testerede stop noktası olarak işkence ile sıkılan takoz zaman içerisinde milimetre milimetre kaymaya başlarsa, sonuç kovanların küçük gelmesi durumunu doğuruyor.

Milimetrik değil, mikromilimetrik çalışan birisinin başına gelince, bize de çalışma şevki geliyor.

En güzel sorularımızı hazırladık ve sorduk.

Yusuf abi çerçeve üst çıtası kaç mm. olacaktı?

4 yorum:

ALİ TÜRK dedi ki...

Abi kereste ne kadar kurursa kurusun mutlaka kovanda çekiyor.Daha şimdiki çekme bu, birde güneşin soguk ve yagışın altına çıksın daha neler olacak.

Bir sene marangozda beklemiş kereste çekti, ağaç enine çeker derler, boyunada çektiğini marangoz görünce şaşırmıştı.

HB dedi ki...

Çerçeveler büyük kesilmiş demek bize yakışmazdı. Kerestenin çektiği ve çekeceği yok.

Hayyam dedi ki...

halilim ekip liderine söyle ölüyü fazla yıkamamak lazım :)

Gürbüzarıcılık dedi ki...

Selamlar
Kovanlar eski olduğundan çekmeleri mümkün değil. Kovanlarımı biliyorsunuz, formika kaplama olduğundan çekmezler. Kovanlarımı ve malzemelerimi kendim yapıyorum. Doğramacıya değil, mobilyacıya malzeme yaptırıyorum. Kendim ölçüp biçiyorum. Çıtalarım en azından normal çıtadan 6 noktada farklılıkları vardır. Ekip çıta çakmaya devam etsin. Mesai başlangıcı sonrası en fazla 1 saat içinde çıtalar küçültülür.

Mikro metre ile ölçeceğim ama o kadar büyük mikro metre bulamıyorum.

Ölüyü fazla yıkamaya gelmez biliyorum.