22 Şubat 2009

Vadideyiz.

Bugün yine vadi yolunu test edeceğiz.

Dağda yine kar var gibi ama dün süt kovasını devirmedik, bugünde devirmeyiz inşallah.


Bugün ekipteki arı dostu sayısı 6'ya ulaştı.


Erol abi, Muhterem abi ve Gürbüz abi ekibe katıldılar.


Tabi ki bunda arabaların 2 adede yükseltilmesinin payı mevcut.


Şu anda geldiğimiz durum şudur ki vadiye minibüs kaldırmak gerekiyor.


Sabah içtima alındıktan sonra ilk önce Gökçekısık köyüne...


Birol abinin arılarını kapattık ama elekimsi durumlar mevcut haliyle.


Yusuf abi ise uzaktan olmaz böyle, olmaz böyle...


Hem arı kaçırıyor hem de kovanlar kulpsuz diye söyleniyor.


Türkçe'nin gözünü seveyim.


Birol abi de diyor 400 kulpum var.


Nedir bu kulp mevzu?


Ekip sinerjisi diyelim.


Arkadaşlar kulp isteyen var mı diye bir soru ve hemen toplam miktar belirlendi.


1000 adet kulp geldi.


Ben bile tüm kovanlarda kulp olmasına rağmen 200 adet alıp, stoğa attım.



Kulp yok ve bir de üstelik yol yok, iz yok.


Arılar kuytuda da haydi gidiyoruz dendiğinde büyük sıkıntı.


Liderin talimatları pek sevilmez ama bu talimatı gel de sevme.


Seneye buraya arı konulmaya. Arıların konulduğu yere araba ile girilebile....



Deve çöktü mü oynasak kolbastı mı?


Arada mola vermeden olmuyor ki çalışma şartları ağır.



Erol abinin kovanları da Birol abinin arılıkta kışladılar.


Haydi bakalım bitiyor burası...



Ben erkenden gırgır yaparak arabayı bağlamayı öğrendiğimden bu dersten bu yıl muafım ve yeni kursiyerler derste.



Muhterem abi de Frig vadisinde geçmiş yıllara ait arıcılık izlerini aramaya gidiyor.


Abicim gırgır dersi falan dedik ama dinlemedi.


Bizim köye doğru yol aldık ve öncelikle aynı köyde çiftliği bulunan Erol abinin yeni yaptırdığı sehpaları aldık.


Bizim köyde kar daha fazla imiş.

Bu durum arabanın batmaması için iyi.

Havanın ısınmasını istemiyoruz bu tür durumlarda.


Elekle su taşıma işinde usta olduğumuz için benim kovanlarda arabadaki yerlerini aldılar.


Hüzünlü bir durum şimdilik ama kısmetse baharda güzel görüntüler için çalışıyoruz şimdiden.

Konvoy oluşturuldu ve zorlu yola düşüldü.

Gece esen rüzgarla yola dolan karlar havanın yumuşak olması sebebiyle bir sorun teşkil etmedi.


Ancak bir ara Yusuf abilerle irtibatı koparınca kısa bir mola verdik.

Vadiye yaklaştığımızdan kar azalmaya başladı ve Yusuf abiler hızla ve yüksek sesle yanımızdan geçtiler.


İlk köyde de bize tekrar yol vermek için kenara çekildiler.

Arıları naklederken belgelerimizi tamamlamıştık ama bir eksik belge var sanki.

Eksozu kasada taşıma izin belgesi almış mı idik?


Sarıcakaya...

İç Anadolu'nun Akdeniz'i...


İlk önce Birol abinin arılar inmeye başladılar ve bizimkiler sıradalar.

Küçük bir ayrıntı olarak...

Nakillerde arılar inene kadar arabanın çalıştırılmasının faydaları var.

Arılar, araba çalıştıkları sürece kapıya yüklenmiyorlar ve nakil vaziyetlerini koruyorlar.




Erol abi, dün dinlenmenin acısını çıkarıyor.


Sehpalarımız yok ama planlamamız var. En güzeli ekipten artan sehpaları kullanmaktı ama bu yıl nedense bu kadar çok arıları oluverdi.

Ekip; tiz kendinize fazla fazla sehpa yaptırıla..

Ekip lideri genelde uç fikirleri ve titizlikleri ile ekibe yön verir ya.

Biz de bugün ince bir ayar çekelim dedik.

Son dakikaya kadar hiç bahsetmedim ama arılar indikten sonra, çerçeveler yapılırken çıkan tahta parçalarını toplamıştım ve su terazisini de yanıma almıştım.

Tam daha 2 kovanın seviyelenmesi bitmişti ki...

Vay vay vay diye gelen birisinin sesiyle irkildik.

Tüm arılıktaki arılar seviyeye alınacakmış.

En engebeli arazide olan benim. Üstelik seviyenin düştüğü zamanlarda bu su terazisi çok iş görüyor.


Ve katı besleme başlangıç zamanı.

Vadiye inildiğine göre arının uçuşu konusunda sıkıntı olmaz.

Ayrıca yavru faaliyeti de hızlandığına göre, stokların tüketilmesine takviye olmasına yardımcı olması açısından katı beslemeye başlıyoruz.

Her bir aileye 0,5 kg. kadar kekler poşet içerisinde ve besleme kutularının arka bölümünde olmak üzere verildi.

Keklerimizi kendi balımızı vererek, yaptırıyoruz.

Özellikle kendi balımızı kullanıyoruz ve pudra şekerini hazır almıyoruz.

Nasıl yapıyoruz peki?

3-5 arı ailesi var iken, kola kuvvet olan işler işletme büyüdüğünde makineleşmeye ihtiyaç duyuyor.

Ancak bizler Eskişehir'de bu hizmeti alabileceğimiz yeri biliyoruz.

Bizlerin götürdüğü şekerler pudra haline dönüştürülüyor ve bizim kendi ballarımızla karılıyor.

İçerisine eğer elimizde mevcut ise polen katıyoruz ve başka hiç bir şey katmıyoruz.

1 çuval şekerin pudra haline getirilmesi, 17-18 kg. bal ile karılması ve 1 kg. lık poşetlere konulması işlemi için 40 Tl. veriyoruz.

Bu tür beslemelerde kolaylıkta mevcut ki hiç arı ezilmiyor.

Kovanlarımızda örtü tahtası olduğundan bu tür katı besleme ürünlerini vermek çok zor oluyor.

Arının polen toplama davranışı hızlandığında da koyu sıvı beslemeye de geçeceğiz.

Koyu sıvı beslemeye geçtiğimizde arka bölüme konulan kekler alınacak, ara bölme takılacak ve kekler kutunun ön bölümüne konulacak.

Arka bölümünden sıvı besin verilecek.

Haftada bir gidildiğinden sıvının erken bitmesi sonrası katı beslenme süreyi uzatacak.

Arıların nakil öncesi uçuş deliklerindeki straforlar sökülmüştü.

Tekrar uçuş delikleri sert straforlarla daraltıldı.

Ayrıca köydeki arılıkta çatı uygulaması olduğundan örtü tahtası üzerinde bulunan kırmızı fistanların dışarı sarkması engel teşkil etmiyordu.

Şimdi iş değişti ve fistanlar içeri toplandı.

Yağmurda ıslanarak içeriye nem almaması gerekiyor.

Sonuç olarak, arılar yerlerini aldı.

Seviyelendiler.

Katı beslemeye başlandı.

Fistanlar içeriye alındı.

Birol ve Erol abinin arılarda yerlerinde.

Dönüyoruz ve manzaralar güzel.


Vadiye gittiğimiz belli oldu.

Bu akşam köydeki dostlardan poşetlerimize Brüksel lahanası ve Brokoliler doldurulmuş.

Artık vadiden çok güzel, renkli arıcılık görüntüleri başlıyor.

Biz karınca misali başladık çalışmaya, Ağustosa çok var...

11 yorum:

Hayyam dedi ki...

Bu kadar arıya bir bekçi lazım değilmi?

Ballı Baba dedi ki...

Allah nazardan saklasın....
Gezginci arıcılıkta araba motoru durdurulmaz doğru da gece yolculuklarında da lamba altlarında ve dinlenme tesislerinin ya girişine 50 metre kala yada çıkışın 50 metre ilerisinde park etmek lazım. çünki tam kapanmayan kovanlardan arı çıkarsa ışığa gider....
Adamı delirtmeyin be, Brokoli ve Brüksel lahanasını hiç sevmem :)

UĞUR KIRAN dedi ki...

Bu mevsimde arı taşıyorsunuz iyi güzelde salkımdan düşen arılar yolda telef olmuyomu gidinceye kadar.Yaptıgınız ekip çalışması bir çok insanı imrendirecek türden dayanışma içinde olması gerçekten taktire layık.
İlgiyle izliyoruz sizleri,hafta sonlarında boş vakit kalmıyordur bundan böyle.

Hayati İnal dedi ki...

SİZİN BU VADİ DEDİĞİNİZ YER TAM OLARAK İSİM OLARAK NERESİ?GEÇEN YILDA VADİDEYDİNİZ BEN BİR ŞEY ANLAMADIM.VADİ DENİNCE BENİM ARILARIN BULUNDUĞU DÜZLERÇAMI GÜVER UÇURUMU GİBİ YERLERE DERİZ BİZ.BİZİM VADİLER ÇOK ZOR GEÇİT VERİR.İNSANIN İNMESİ MÜMKÜN DEĞİL ANCAK 2-3 YERİNDEN İNEBİLİRSİNİZ.SELAHATTİN GÜNEY BEYEDE ŞUNU SÖYLEMEK İSTERİM BROKOLİ BRÜKSEL VE YERLİ LAHANA SAĞLIĞIN DOSTU BAŞTA KANSER OLMAK ÜZERE HASTALIKLARIN BELALISIDIR.BUNLARI BOL TÜKETMEK GEREK.BU YORUM DEĞİL YAZI OLDU...ZATEN BENDE HÜSEYİN İSPİRLİ GİBİ YAZMAYI SEVERİM.O ŞİİR BEN MAKALE...

yusuf şimşak dedi ki...

SLM...

Halil Abi senin bu ekipi imrenerek izliyorum.Takdire şayan bir dayanışma ve ekip ruhu.Arı dostlarının da beni en memnun eden tarafı bu karşılıksız yardımlaşma duygusu.Allah nazardan saklasın.

d.m.t dedi ki...

Kasanın üstüne oturmuşsunuz ya; görüntü her şeyi anlatıyor. Yorgunluktan dağılmışsınız; ayrıca şapkanıza bayıldım; o da dağılmış :)

Bende aynı şeyi sorucam; arılar karga tulumba taşınıyor! Salkımda zarar görmedilermi. Hani bize salkımdaki arıyı rahatsız etmeyin demiştiniz?

Brokoli ve Brüksel lahanasını bende sevmiyorum. Sakın bana göndermeyin!:)

HB dedi ki...

* Hayyam abi, bu bekçi mevzusunu bilahare açıklamak lazım ki, Nevzat abi duymasın kendisine rakip çıktığını.

*Brokoli ve Brüksel lahanaları için özür diliyorum. Yedim, bitti.

*Hayati bey; bizim vadi geçit veriyor. Siz Antalya'dasınız ya, kliması ile sizin oralara benzerlikler gösteren bir yer diyelim. Sakarya nehri kıyısında rakımı çok düşük bir yer.

*Gelelim salkım meselesine.
Salkımdaki arıları rahatsız etmeyin diye ben mi söylemişim Demet hanım. Dün dündür bugün bugündür dermişim.
Arılarımızı bizler soğuktan sıcağa götürüyoruz. Üstelik götürdüğümüz saatler salkımın nispeten gevşediği zamanlar.
Ancak bir çok konuda ahkam kesmektense uygulama sonuçlarına bakmak lazım.
2 gün boyunca arıları vadiye taşıdık ve negatif bir durum olmadı. İlk açıldıklarında normal uçuş tavırlarını sergilediler.
Salkımdaki arıyı taşımanın negatif bir durumu fazla bal tüketmesi olabilir ki balları var ve yesinler feda olsun.

*Ekip çalışması...
Dünyanın en zor işidir aslında ekip çalışması. Başarana kadar...
Başardıktan sonra ise sinerjisi müthiş oluyor.
Bizler eğer örnek olabiliyorsak ne mutlu bizlere.

Θεοδόσης Κατσαρός dedi ki...

Ilgiyle izliyoruz sizleri !!!
1 cuval sekerim pudra haline getirilmesi = 50 kg;
=100kg;
Tartar:100kg+17-18kg ; ok .

Ballı Baba dedi ki...

Hayati bey, bizim marketlerde brokoli ve Brüksel lahanası minnacık kutularda satılıyor, Baksana bunlar tarlayı gösteriyor. Tarla vadıda bizmi yemedikkkk....
Haftada olmasada ayda bir fırsatı değerlendiririm :) Bir Karadenizli olarak lahana çeşitleri ve yeşilliğin her türlüsünü olmadığı sürece sevmeemmmm...

zeynuğu dedi ki...

Yağmur,kar demeden gece gündüz çalışmanıza hayranım.
Sizi ve ekibinizi kutlarım.

mustafa aksungur dedi ki...

arıcılık gibi bu meşakkatli iş ancak sizin gibi bir ekip ruhu ve gayretli çalışmalarla daha da eğlenceli ve zevkli hale gelebilir. başarılarınızı ve çalışmalarınızı takdirle izliyoruz.
arınızın bol,ürününüzün bereketli, birliğiniz ve dirliğinizin daim olmasını dilerim.
kolay gelsin derim...