14 Mart 2009

Arıcılık ve Doğa İle Mücadele


İç Anadolu'da arıcılık yapmak, demir leblebi yutmaktır diyen bir arıcı büyüğümüz ne kadar da haklıymış.


Vadiye gitmek üzere hazırlandığımız bu sabah manzara daha şehirde iken böyle, kimbilir neler olacak?


Ne de olsa doğa ile mücadele değil midir yaşamımız?

Öyle ise, yola çıkmalı.



Vadiye gidişlerde genellikle genel içtima Birol abinin evde oluyor.

Araba sesini duyan DAFİ ve arkadaşları çıldırıyor.


Üstelik kar atıştırınca da ava gideceklerini sanıyorlar.


Arıcılığa bulaşan avcının köpeği olmaktansa...



Yine beklenen bir hava. Yağış devam ediyor ve olabilecek en kötü zemin.

Arılara gidiyoruz ama dağı aşmak zorundayız.


Dağı aşmadan vadiye gitmenin başka çaresi yok.



Bu bölgede Temmuz aylarında polen üretimine hız verilecek.

Polen yağıyor aslında.


Vadiye yaklaşınca ise, kötü görüntüler.

Kar değen çiçeğin tutma şansı maalesef yok denecek kadar az.


Bu ağacın şanssızlığı az yukarıda olması ki 1 km. sonra kar bitiyor.


Vadiye inerken Yusuf abinin cep telefonu çaldı ve bir yer tarif edildi.

Tarif edilen yer her hafta geçerken bu arılar kimin acaba dediğimiz yere aitti.


Yusuf abinin daha önce görüştüğü Eskişehirli arıcılardan Sn. Habil Talan geçerken uğrayın demiş, uğradık ve hacı yine uçuyor.


Geçtiğimiz günlerde yayınladığımız Küplü deresinin aşırı çoğalması sebebiyle küçük köprülerde hasara yol açmış.


Biz Habil beyi tanımıyorduk ama durun dedi isimlerinizi söyleyeyim.


Sizleri tanıyorum ben.


Halil, Erol ve Birol.


Bu tür ilk karşılaşmalar genelde bu enstantane ile olmaya başladı.


Uzaktan bakılınca kovanların imal edildiği maddenin ne olduğunu anlamakta zorlanılıyor.

Yakından bakınca öğrendik ki strafor imiş kovanlar ve Habil bey kendisi imal ediyormuş.



Yaptığı uygulamalar hakkında bilgi alışverişi yapılıyor.


Yusuf abiden yapılması gerekenler listesi naklen yayınlanıyor.


Ön havalandırması...



Kovanlar üstelik polenlikli.



Elektronik bilgisinin arıcılığa uyarlanışı...


Malum ayı güzergahında arıların bulunduğu yer.


Bunun için ise, lazer arılığın çevresinde dolaştırılıyor ve ayıcık geçip devreyi kestiğinde sisteme bağlı radyoda "Yurttan Sesler" programının o andaki şarkısı fonda çalmaya başlıyor.


Radyo haricindeki diğer ritmik sesler ayıcıklara fayda etmiyormuş.


Artık vadideyiz.

Nevzat abi arazisinde tarlalarını sürüyordu ki ilk önce ıspanak tarlasına girdi.


Ispanaklara yazık olmadan toplamak lazım.


Daha sonra diğer çok otlu olan bölgeyi sürdü. Geçen yıl çok güzel çiçek açmıştı orası...


Dağda kar olunca, olay vadiyi de etkiliyor. Hava bazen çok güzel oluyor, 15 dakika sonra atıştırıyor.

Ana arılara yardımcı olmak üzere yavrulu alanları çerçeve hareketleri ile düzenlememiz lazım ama bu sezon daha başlayamadık hiç bu çalışmaya.



Yavru alanları kemerler küçültülerek, büyütülüyor.


Çerçevenin alt çıtasında bu tür bekleşmeler pek hayra alamet değil ama...


Yavrulu çerçeve sayısı 5'e ulaştı.


Kadrolar idare eder.



Besleme kutuları devreye girdiğinden ve bu kovan 10 çerçeveli olduğundan keki koyacak yer yok. Çerçeve üzerine kek vermiyoruz. Eğer 10 çerçeveye ulaşmadı ise, kekleri bölme tahtası arkasına atıyoruz. Bende bu kovanda arka kısımdan bir hol açıvermiş, poşeti delip, keki ters çevirivermiştim.

Oyma işlemleri hafta içi devam etmiş.



Birol abi de terazi işlerini de kontrollerle birlikte sürdürüyor.


Bu terazi işlemi sıvı besleme yapıldığında büyük avantaj sağlıyor.



Erol abinin koloniler kontrol ediliyor ve hesaplar yapılıyor.


"Ya 5 kata ya dala."


Ancak ilginç bir görüntü var bu resimde.


Zaten fark ayrıntılarda saklıdır.


Benim arıların oğul vereceği konusu geçen hafta Nevzat abinin de bulunduğu köy kahvesindeki sohbette geçmiş ve Yusuf abi, kanaletin üstüne diz boş kovanları Nevzat abi demişti.


Kanalet üzerinde bir boş kovan yerini almış bile.




Sabah arabadaki oylama konusu hangi arıdan larva alınacağı idi.

Muğla/Kafkas/Dağ Güzeli/Eskişehir yerlisi


Bu ırkların anaç kolonileri elimizde mevcut.


Oylama sonucu Kafkasa karar verildi.


Ekipteki herkeste saf kafkas mevcut. Peki hangisinden alacağız?


Bunun için bir çok veri takip ediliyor.




  • İşçi arıların iriliği


  • İşçi arıların birbirlerine benzerliği(Karışık işçi olmaması)


  • Yavru alanı düzgünlüğü


  • Sakinliği


  • Daha önceki üretilmiş anaların performansları


  • Ana arının görüntüsü


  • Bal stok durumu


  • Kışa giriş ve kıştan çıkış kadrosu

Yusuf abi ve Erol abi larva aktarıyor ve Birol abi ile ben önceden hazırlanmış ana arı memesi üretim kolonilerine veriyoruz ana arı memesi olacak larvaları.



Klasik ve en kolay yöntemle yapıyoruz.

Ana arısını ve kapalı yavruları 2 çerçeve ile alıyoruz başka boş bir ruşete.


Diğer tüm yavruları arısız olarak güçlülere veriyoruz ve sadece 2-3 ballı çerçeve bırakıyoruz.


Larvaları verip, sıvı ve katı beslemeye tabi tutuyoruz.


Geçtiğimiz hafta Birol abinin kovanlarını aktarırken, 10 çerçeveli bir kovanda kek besleme kutusunda bırakılmıştı.

Dolayısı ile arının geçebilmesi için orta bölme de takılmamıştı.


Geçen hafta kek arkasından sıvı besleme de yapılmıştı.


Bu hafta yine kek üstü sıvı verildi.



Ana arı çiftleştirme kutularını da artık doldurma zamanı.

Fleksiglas ile rahatça izleme yapılabiliyor. Ayrıca sıvı besleme yapmak üzere arka bölümde delikler var ve şırınga ile dolum yapılabiliyor.





Artık dönüş yolundayız ama yine kar bastırdı.

Rampadan çıkan bir araç olduğundan biz zirvede bekledik rahatça çıksınlar diye.


Ama yardıma ihtiyacı var gibi.


Kontak kapatıp, beklemeye geçmişti ama.



Kendi yolunu kendin aç parolası ile karlı bir gecede yola devam ediyoruz.

Kar yağışı hala devam ediyor.


Demir leblebiyi, yemeninde bir yolu elbette vardır.

4 yorum:

Hayyam dedi ki...

Çalışmalarınızın karşılığını almanız dileğiyle,sizin gibi dostlarımın olmasından dolayı çok mutluyum saygılar başarılar

TUNCAY ERDEM dedi ki...

Halil abi calismalarinizi buyuk bir taktir ve hecan ile izliyorum.bu arada insallah ogula kacirmazsin arilari. Mevcutlar tam hayalimdeki gibi:)

Kemal Demirci dedi ki...

Size tamamıyla katılıyorum, İç Anadolu gerçekten zor bir iklim. Fakat siz bu zorlukları bilgi ve tecrübenizle aşıyorsunuz. Bir de iyi bir ekip olunca.
Başarılarınızın devamını dilerim.

Θεοδόσης Κατσαρός dedi ki...

Το 2009 μία μέρα κρύο μία μέρα ζέστα τα μελίσσια έγιναν ακορντεόν.
Ο καιρός τρελάθηκε.
Υπομονή και καλό βράδυ.