24 Mayıs 2009

Cennet Gibi...Gittik ve Döndük.

Bahar aylarında dayımları ziyaret etmek gerçekten süper oluyor ki bu haftasonu da bu şekilde oldu.
Çok uzun soluklu bir haber olacak sanırım.
Arıcılık tabi ki olacak ama diğer görüntülerde çok güzeldi bizler için.
Bir bölümünü paylaşacağız ama yaşamak lazım...

Dayım, arıların bulunduğu çiftlikte boş kalan araziye bu yıl arı otu ekmişti.

Zaman zaman görüntülerini de gönderiyordu.

Bu kez arı otu ekilmiş bir sahayı yakından inceleme fırsatı buldum.

Eğer ekilse de olur ekilmese de dediğiniz arazilere arı otu ekilebilir diyebiliriz artık rahatlıkla.

Çünkü müthiş bir arı ziyaretine sahne oluyor...

Verimli olan topraklarda da arı otu neredeyse bir adam boyu yükseliyor.

İlk çiçekler tohum tutmaya başlasalar da alt dallardan yeni sürgünler sürmeye başlamış.

Dayım arı otundan polen toplamadıklarını takip etmiş ilk zamanlarda.

Benimde dikkatimi çeken az da olsa polen topladıkları yönünde idi.

Polen kutularını kontrol ettiğimizde ise, mor mor az da olsa polenlere rastladık.

Arı otlarının arasında kapan kovanlar.

Ayrıca güzel iş yapıyorlarmış.


Evet.

Papazın işi gücü yok bir de erik ıslah etmiş olmalı ki PAPAZ Eriği diyorlar.

Hiç merak etmeyin hepimizin adına ben bol bol yedim.

Zaten fazla da yenmiyor...


Kirazlar için 1 hafta erken gitmişiz.

Ama erikler için tam zamanı.


Göbekli marullar.

Tam göbeğe ulaşmak için bir hayli uğraşmak gerekiyor.

Enginarlar.

Şifalı sebzelerden...

Biz daha çok, körpe iken toplarız ki dolmasını yaparız.

Biraz daha büyüdüklerinde ise alt tablasından zeytinyağlı güzel hafif yemekleri oluyor ama körpesinin dolması...

Bir de hünerli eller yaparsa..

Allahım bu ne güzellik.


Hormonsuz ve mükemmel bir kokusu var.



Baklaların sonuna yetiştik diyebiliriz ama yine tadımlık bulabildik.

Biraz arada arılar olmalı.

Hemen hemen tüm kolonilere katları atmış dayım.

Ancak ana arısı değişmesi gerekenlerde mevcut.

Bizde elimizden geldiğinde ana arı getiriyoruz.

Üstelik çok güzel ana arı takibi yapabildiğimiz bir farklı bölge arılığı diyebiliriz burası için.

Bir örnek olarak geçtiğimiz yıl Muğla arısından süzdüğümüz balların haberlerini yapmıştık.

Bu yıl ise Muğla garibanım daha hala kuluçkalıkta sürünüyor.

Ancak kovanın üzerindeki not kağıdını dayım cebine aldı.

7 kapalı yavrusunu arısıyla almış ve 7 çerçeve de arı silkelemiş diğer zayıflara...

Muğla biraz kızgın diyor.

Nasıl kızmasın ki?

Biraz da arıcılık yapalım değil mi?

3 adet Kafkas Melezi denemeye tabi tutulacak.

Batı bölgelerinde başarısız denilen kafkasları test etme imkanı bulacağız.

Kafkas ile ilgili yanlış ve eksik bilgilendirmeler olduğunu belki de Kafkas arı üreticileri de farkında.

Bu yüzden bir çok ilde bilgilendirme toplantıları yaptılar.

Kafkası kışlatmak için gereken takviyeleri veremeyen arıcıların aşırı kış kayıpları Kafkas arısının büyük bal toplayıcılığını gölgeliyor.

Ana arısını yenilemeye tabi tuttuğumuz kolonideki not.

Muhtemelen oğula niyetlenen bir koloni imiş ve dörde dölünmüş.

Sadece 1 ana kalmış.

2006.

Dayımın deyimiyle genç ana.

Yeni kayıtlar.

Bu kayıtlara artık sıkça rastlanıyor bu arılıkta.

Halil getirdi. Kafkas. Ana Yeşil. 2009 (Genç ana)

Yine genç ana yazılıyor ki 2012'de ne kadar güleriz yine.

Al bakalım boyayı ele.

Boya bakalım boya.

Bir sürü 2009 anası boyadık.

Geleneksel ana arı yetiştiriciliği ile devam eden süreçte yine bir sürü ana arı yetiştirilmiş ve onları güzelce boyadık.

Bir ara Kardelen'de arılıkta idi.

Uzaktan izledi.

Dayım genellikle ana arı değişimini şöyle yapıyor.

Eski analı kovandan ön tarafa bölme yapıyor ve yeni ana arıyı bu öndekine takıyor.

Ana arı kabul edildikten sonra, arkadan öne takviye ve eşitlendiğinde kolonileri yer değiştiriyor.

Bu kez önden arkaya ve en sonunda öndeki eski anaya veda ediliyor.

Yapılacak bölmelerde kapalı yavruyu tarif ederken çıkanlı kapalı yavrudan bahsediyoruz.

Bu hafta sonu bu anlamda güzel bir örnek yakaladık.

İşte çıkanlı kapalı yavrulu bir çerçeve.

Bu tür bir çerçeve ile bölme yapılırsa tarlacı kaybı da yaşansa, kolonide doğumlar hızlandığı için kuluçka bir zarar görmez.

İşte bu görüntülerde dayımın içi gidiyordur.

Çünkü kapalı ve açık larvalı ayrıca bal kemerli bir çerçeveyi Muğla koloniden aldım.

Kesip doğrayacağım.

Eskişehir'de sömestr tatilinde geldiklerinde verdiğimiz çiftleştirme kutuları daha doldurulmamış.

Hiç dayanamam boş çiftleştirme kutusuna.


Dikkatlice kesip, birazdan arılandıracağız.

Toplam 3 kutu ama 4 göz.

Memeler nereden?

Bir koloni de ana arıya güle güle demiş arılar.

Ne de olsa genç ana. (2006)

Bu arada dikkatinizi çekti mi bilmiyorum ama. (Bidon... Delinmiş bir bal bidonu)

Haydaaa nerden çıktı şimdi bunlar.

Kardelen salıncağını kurdurdu yine.

Otomatik sallama sistemi de var.

Biz biraz da stok amaçlı erik toplayalım dedik ve ağacın tepesine çıktık ki bu arada yine magazin ruhu devrede.


Bu arada Maşallah diyemeden geçemeyeceğim.

Dayımın çıktığı dallara benim çıkmam mümkün değil.

Diyelim çıktım ama inmem mümkün değil.

Ama en güzel erikler de orada işte.

Bir miktar dolmalık toplandı ve diğerleri derin dondurucuya ya da konserve için ayrıldı.

Burada gelen kaçaklar var.

Ancak bir ana arının çok güzel olduğundan bahsederek başladık kontrole.

Kendi gelen bir ana arı.

Hemen yumurtlamaya başladığına göre genç değil ama görüntüsü süper.

Hemen kafese ve Eskişehir'e...

Geçtiğimiz yıl getirdiğimiz ana arıların bulundukları kolonilerden denk gelenlere de şöyle bir baktık.

Durumları güzel.

Akşam üstü Kardelen yerini almış.


Ve Pazar sabahı dönüş hazırlıkları...

Eve varır varmaz, doğru arılığa.

Çünkü Cuma günü doğması beklenen bir sürü ana arı vardı.

Tüm kutuları kontrol ettik, çok ilginç bir durum ve hepsi doğmuş ki ne olur ne olmaz diye tüplerde bekletilenler de doğmuşlar.

Analar arttı. Boş kutu ve bölme kalmadı.

Aradık Yusuf abi'yi.

6 adet anayı tüpte götürdük teslim ettik.

Perşembe akşamı kutular boşalsın diye yaptığımız bölmelere ana arıları kafeste vermiştik.

Bu akşam peteği örmüş halde bulduk.

Torba cepte toplayıp durduk ve temizlik için eve getirdik.

En güzel temizlik olarak...

Bir gece buzlukta bekletiyorum ve ertesi gün çok kolay temizleniyor.

Ballıbaba ziyaretleri o kadar çoğalmış ki artık polen stoğunu da kızartmışlar.

Arılarda da kızarma iyice artmış.

Geçtiğimiz yıl gibi kızarıklık gittikçe artıyor ve akasyalara kadar idare edecekler.

Bu akşam bazı kolonilere artık 3'üncü katları vermeye başladık.

Çünkü artık kabartacak kılavuz petekleri kalmadı.

Birkaç kez diğer kolonilerle kabarmış/kılavuz değişikliği yaptık ama artık bu iş zorlaşmaya başladı.

Sonuç itibarıyla çok yoğun bir haftasonu geçirdik.

Ancak meyvelerin tatları ve kokuları bu yorgunluğu aldılar ve hala da almaya devam ediyorlar.

Birazdan göbekli marulu hafif tuzlayıp, az da limon sıkıp yemek zorundayım gibi gözüküyor.

Onursal Büyüğümüzün ellerine ve emeğine sağlık.

1 yorum:

Ballı Baba dedi ki...

Ayıp, ayıp, hemde çoookkkk ayıp...
bunca topladıklartının karşılığında 2-3 kovanamı baktın sadece. Dallarda dolaşıp meyve topla, enginar, marul, çilek,erik... kışa kadar gitmeyecekmisin daha yoksa :)
Allah dayına sağlık sıhhat versin. Bir körükçü için bu kadar zahmete katlanıyor.
Şaka bir yana güzel iş yapmışsın eline gönlüne sağlık. Kovan temizlikleri kışta ve baharda yapılmıştı galiba, baktınmı 10-15 kilo kadar propolis çıkmıştır değilmi.
Birde merak ettim 3. ballıkmı koyduk dedin benmi anlamadım ???