21 Haziran 2009

Arıcılık

Arıcılık içerisinde o kadar çok ayrıntı barındırıyor ki.
Dün yaptığımız bir sürü işlem ne oldu merakı ise, arıcılığın ilgi görmesinin de sebeplerinden.
Dün polenlikli yeni kovanlara aktarılan kolonilerde kutularda ne var ne yok diye kontrol ettik.
Her iki girişte sonuna kadar açık olmasına rağmen sistem çalışıyor.

Bugünlerde gelincik poleni zirve yaptı.


Dün kontrol edemediğimiz bal kolonilerinden bugün ne olur ne olmaz kontrolleri yapıldı.
Ancak Egehan'dan günün esprisi...
"Tam sırlamışlar."

Bölme arıları da tekrar böle böle bugün tüm matematiksel işlemleri de bitirip, köyden alacağımız koyun ve inek sütü saatine de daha olduğundan iş buluruz anında.

Öncelikle kovanlarla gelen çerçeveler delinecek, del.

Oda, bal hasadına hazırlanacak ve temizlenecek, temizle.

Telli olan çerçeveler mumlanacak, mumla.

Hepsini bitirdik ama şarj bitti çerçeve deliklerinin az bir kısmı kurtuldu.



İşleri toparlarken yan köyden arıcılar geldiler ve 2 koloninin kontrol edilmesi gerekiyormuş ki arıcılıkta olabilecek ne kadar sendrom varsa hepsi mevcut.

Arı oğul vermiş, oğulu almışlar, ertesi gün kaçmış.

Oğul verende de memeleri temizlemişler.

Ancak yine de çıkmış bir sürü meme.

Fakat gel gelelim ana hiç yok.

Koloni bağırıp duruyor.

Arı 3 çerçeve, kovanda var 10 çerçeve.

Yalancılayamamış bile.

Hemen arıları sıkıştırdık, kafeste ana vermek üzere ayarladık.

Diğer koloni...

O yakalanan bir oğul yine.

Süper bir koloni düzeni.

Ham/Ham/Ham/Ballı/Yavru/Yavru/Yavru/Ballı/Ham/Ham

Onu da ayar edip, diğer koloniden aldığımız ballılardan duvar yaptık.

Arılığa tekrar gelip, 1 ana kafesledik ve gönderdik.

Ancak kışa yetişir o arılar...

Türkiye bal ortalamasına bu kolonilerde dahil ise bizim işimiz de zor.




Hiç yorum yok: