30 Temmuz 2009

Balmumu ve Bölmelerin Geri Dönüşü

Sıcak geçen bir haftasonu sonrası düşen sıcaklıklarla biraz rahatladık sayılır.
Ufak ufak bazı yapılması gerekenleri de tatil öncesi kıvırmak lazım.
Bu kıvırma konusu zamanında atıp tuttuklarınız, bir türlü tutmayınca ve eleştirdiğinizi kendiniz yaptığınızda yapılan bir davranış anlamında değil...
Yapılması gereken işlerin kıvrılması anlamında...
Bu işi de kıvırdık bakalım demenin mutluluğu ile..

Çok basit bir sistemle oluşturulmuş güneş enerjisi ile balmumunu eritme malzemesini yapmıştık ki 3'üncü yıldır aynısını kullanıyoruz.

Elimize geçen petekler ile eski petekleri atıp, zaman içerisinde eritiyoruz.

Eriyen mumları da sezon boyunca biriktirip, stokluyoruz.

Zamanı gelince...

Bir tenekenin içerisine 2-3 litre su koyup, ateşin üzerine...


Erime hızlandığında kısık ateşte, taşma kontrolü de yapılarak eritiyoruz.

En uygun ve basit kalıp olarak plastik kutular önceden nemlendiriliyor ve eriyik içerisine boşaltılıyor.

Ilgıt ılgıt rüzgarda yavaş yavaş güzelce donuyorlar.

Fırtına eserse, sanırım daha hızlı donarlar.

Donma işlemi sonrası, alt kısımda biriken curüf temizleniyor.

Bu şekilde hazırlanan mum kütükleri ise zamanı geldiğinde değişime tabi tutuluyor.

Özellikle erken bahar ayında kolonilerin hızlı gelişmesi ve yurtdışı mum akışında yaşanan aksaklıklar elinde mum stoğu olmayan arıcıları bir hayli zorladı.


29 Temmuz 2009 Çarşamba akşamüstü...

09 Temmuz'da kendilerine biraz stok yapsınlar diyerek ayçiçeğine götürdüğümüz bölmeleri geri getirme zamanı. Bu bölmeleri de ekibe yük yapmamak gerekir değil mi?

Güçlenen bölmeler stoklarını arttırdı sayılır ki zayıflar adı üstünde zayıf.

Çadırda kurulu halde bekliyor bakalım.

Cumartesi günü tatilimiz öncesi son bir hasat edip, arıları ekibe teslim edeceğiz nasipse.

Sıcaklıkların düşüşü ile balözü akımı azalmış ve bu durum sırlamayı da hızlandırmış.

Biraz da geçtiğimiz hafta yaptığımız sıkıştırma etkisini göstermiş.

Tüm ülkemizde bal üretim miktarında yaşanan düşüşü üzülüyoruz.

Baharda hızla gelişen koloniler ve yağmurların bolluğu ama sonrası...

Bakalım göreceğiz durumumuzu...

Elimizden gelebilecek her türlü arıcılık tekniğini kullandık, fedakarlıklarla arılarımızı gezdirdik ve finalde ne olursa artık...

Çok bal olunca iyi arıcı, olmayınca kötü arıcı damgasının vurulduğu sanılsa da, aslında durum böyle değil.

Algı farklılığı var biz arıcılarda.

Herkeste gümbür gümbür bal var iken, sende hiç yoksa bu biraz düşündürmeli...

Genel trende uyan bir durum varsa sıkıntı yok zaten.

Önceden plansızca atıp tutanları ise bu kategoride değerlendirmeye bile gerek yok.

Daha sonra inmesi planlanan Birol abi'nin kovanlar ön tarafa ve devamında ise bizim kovanlar...

Bölme sayısı biraz da ana arıları sisteme sokabilmek amaçlı olarak arttırılıyor.

Baldan çıkan 20 koloninin hepsini iptal etsek bile bölme sayılarım, kışlamayı planladığım koloni sayısından fazla.

Artan anaları geçtiğimiz yıl çiftleştirme kutularına atmıştık ama geç kaldığımızdan idame sorunu yaşamışlardı.

Bu yıl ise, şu an itibarıyla ana arı çiftleştirme kutularında kışlayacak analar sabitlendi ama sadece oğul riski dışında problemi yok.

Bugünden itibaren arı kuşları tepemizde ve bu saatten sonra ana arı yetiştirme işi büyük riskler içeriyor.

Geçtiğimiz yıl edinilen tecrübe ile artık ana arı işini bitirip, kutuları sabitledik.

Baldan çıkan anaları iptal edip, artan ana arıları da sonbaharda gerekirse tepsiye diziveririz.

Bu bölmeler için en uygun kovan biçiminin 5 çerçevelik ruşetler olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Kaç koloni ile kışlanacaksa o kadar ruşet bölme hazırlanacak ve baldan çıkanlarla güçlendirilip, büyük kovanlara aktarılacaklar.

Çok basit bir konsept ve başarı anahtarı diyebiliriz.

Baldan çıkan kolonilerin bölünmesi ile yapılan koloni arttırma çabasından çok daha etkin bir uygulama.

Bende ise 10 tane ruşet var hepsi hepsi...

Bizim arılıkta ekip kalabalık olduğundan o kadar seri indirildi ki kovanlar ne oldu bitti anlayamadık ki foto bile alınamamış.

Birol abi ise yine dağa yasladı sırtını...

1 yorum:

ali yener dedi ki...

selamlar evet beklentilerimizin altında bir yıl oldu ama hayal kırıklığıda yaşamadık çünkü dediğin gibi atıp tutmadık en büyük eksiklüğimiz olan koloni yönetimini uygulamaya çalıştık ve gördükki başarılıda olmuşuz birde arı ırkımız kaliteli olsa hani kovan başı 70 80 kg verenlerden işte o zaman süper olurdu ama ne yapalım eldekilerle idare edeceğiz sağlıcakla kal