9 Ağustos 2009

Sezonları Kapata Kapata İlerliyoruz Tatile.

Tatile çıktık ama öncelikle bitirilmesi gereken işler var.
Dayıma getirdiğimiz ayağı sakat, kanadı yamuk ana arıları vermek üzere arılıktayız.
O kadar da değil ki arada kendimize ayırdığımız analar bile getirildi.


Arılık tam bir harabe halinde bala çalışanlar olmayınca.

Çok sıkı bir temizlik istiyor ama bizim zamanımız mı var?


Körükçü Kardelen işin başında, önceden hazırlanmış bölmelere anaları veriyoruz.


Aynı gün öğleden sonra ise bal hasadı yapılacak arıların bulunduğu yere çadır kurma ve hazırlıkları tamamlamak üzere gidiyoruz.


Arılarda uçuş etkinliği neredeyse sıfır.
Ülke genelinde benzer durumları takip ettiğimizden artık kanıksadığımız bir durum.

Öncelikle çadırın çatıyı kuruyoruz.


Her yıl bu çadırı kurarken çatı ağaçları ve malzemeler sözde değiştiriliyor.


İş bitimi gelecek yıl aynı konuyu konuşmaya devam ediyoruz.



Çok kısa bir süre kullanılsa da arazide bal hasadında çadır olmazsa olmazlardan.



Geçtiğimiz yıl bal sağım çadırı yanına kurduğumuz küçük çadır yeme-içme işlerine güzel ev sahipliği yapmıştı ki bu yıl da aynı geleneği sürdürdük.



İş bitimi istirahate çekilmek lazım ki ertesi gün hava sıcak, memleket yolları çetin.




Ertesi gün sabah çorbalarımızı içip, arılıkta yerimizi alıyoruz.

Ekip 5 kişiden oluşuyor.



İlhan ve Mehmet hocalar ile Egehan / Dayım ve ben.



İlk etapta dayım başladı çıkartmaya ama kısa sürede Egehan ile çadıra gönderdik onları.
Artık çıkartma işi bana kaldı. Öğreneceğiz yavaş yavaş...


Egehan yine süzme makinesinin başında ki bu işte uzmanlaştı artık.



Mehmet Hocamızın, arıcılık merağı en üst düzeyde olduğunu söyleyebilirim.
Hayallerine ve hedeflerine en kısa sürede ulaşabileceğini sanıyorum.
Olay o kadar ilerlemiş ki artık kendisi için arıcılık değil, öğretmenlik hobi...


Arıların yarısı Ihlamur/Kestane'den diğer yarısı ise merkez arılıktan buraya getirilmiş.


Çok bariz bir biçimde Ihlamur/Kestane'den gelenler fark atmış diğerlerine.
Ancak bal ortalaması en çok veren koloniye göre söylenmez ki...
Bala çalışan koloni sayısı ve toplam teneke sayısı oranı bizlerin anladığı dildir.
Gerisi biraz afaki kalıyor.


İlhan hocam geçtiğimiz yıl da bizlerle beraber hasat esnasında bulunmuştu.


Çocukluk arkadaşlarımızın arıcılık yapması ne kadar ilginç değil mi?



Çadır içinde sıkışıklık olmasın diye ilaveler dışarıya atılıyor ki akşamüstü hepsi süzülen peteklerin geri verilmesi için gerekecek.



Şimdi bazı şeylerin değeri daha iyi anlaşılıyor.


Bel hakimiyeti bal hasadında kayboluyor.


Neden?


Bizim arılarımızın altında bulunan sehpaların işlevini anlamak için böyle sıcakta yerdeki kovanlardan bal hasadı yapmak gerekiyor.


Tiz dayıma da bizim Copyrigth Yusuf Gürbüz sehpalardan yaptırmak lazım anlaşılan.



Dağ başında arıcılar ki işleri gerçekten çok zor.



Çadır içinde çalışmalar çok hummalı ama çok sıcak.


Çadırdakiler dışarıda çalışanların yerinde olmak istiyor, dışarıdakiler de çadırdakilerin yerinde.


Yok içerisi çok sıcak, yok dışarısı.



Mehmet hocam kes vallahi artık çok sıcak...



Egehan nihayet dışarıda ve süzülmüş petekleri taşıyor.
Arazi şartlarında arabacık güzel iş görüyor.

İlk gün sonu yorgun ve tuz-mineral kaybı sonucu maksimum bir başağrısı...
2'nci gün ilk günün devamı niteliğinde sürdü, gitti...



3'üncü gün ise kalan işler toparlandı ve ilaveler ile katlar çakıldı.


Çadırlar - malzemeler toplandı tam arılıktan ayrılırken dedim ki Yusuf abi olsa bu arıyı bu akşam kaldırır buradan.


Dayım yok ya geç oldu falan...


Şimşekler de çakmıyor değil aslında.


Eve gittik malzemeleri indirdik, biraz atıştırıp ve tekrar arıların yanına hiç olmazsa 1 tur atalım göl boyuna.


Arabayı doldurmak üzere iken...


Ahanda bir tanesinin dibi çıkmaz mı.


Testi kırıldı yani.


Egehan en yakın ayçiçeği tarlasında.


Biz tutup attık hemen yerine.


Dip tahtası bir yerde, gövde bir yerde.



Araba hazırlandı nihayet biraz da iğnelenerek. ("Biraz" göreceli nasılsa)


Dibi çıkanı da son bir hamle ile dip tahtasının üzerine oturtup kaçççç hemen.


Göl kenarına indirdik rahatlıkla hemen tıkır tıkır.



Aşırı otlanma sebebiyle biraz düzenleme ve ayrıldık nihayet hem terli hem iğneli.


Ertesi gün Şenol Zihni hocamızı da ziyaret ettik.
Şenol hocam hem arıların sayısını arttırmış hem de kendi yaptığı eve eklentileri.




Bahçesindeki meyve-sebze çeşitliliği ise görülmeye değer.


Artık finale doğru gidiyoruz.

Şehre yakın yerde ada bahçelerde bulunan birkaç arıyı da halletmemiz lazım.

Burası gölge ama arılar burada daha saldırgan çünkü bal akımı hiç yok gibi.



Buraya hep kıytırık koloniler ya da oğula kalkanlar atılıyor ve finalde de ne var ne yok bakılıyor.



İş bitimi Egehan mutluluğu.

Balları traktörle eve getirip, evde süzüyoruz.


Akşamüstü de süzülenler en seri biçimde kolonilere veriliyor ve sezon kapatılıyor.
Bal durumu ise 2 koloniden 1 teneke düzeyinde sayılır. Ancak dayımda bir kovanda arı varsa o da sayıya dahil. 3-5 çerçeve farketmez.
Bizlerin yaptığı gelecek yılın arılarını erkenden oluşturma çalışmaları olmadığından, baldan çıkanlar gelecek yıla hazırlanacak...
Bundan sonrası artık gelecek yıl çalışmaları...
Artık tatil zamanı kısmetse...
Eskişehir ekibini de telefonla habire kontrol ediyoruz ki orada da herşey yolunda...

1 yorum:

Kemal Demirci dedi ki...

Yorucu ve de yoğun bir sezon sonrası tatil gibisi yoktur desem yanlış olmaz heralde.
Size iyi tatiller dileriz.