5 Eylül 2009

Kitapta Yazmıyor Ama...

Arıcılık içerisinde o kadar çok teknik ve ayrıntı barındırıyor ki biraz da bu yüzden olsa gerek ne derseniz deyin doğrudur.
Veya kesinlikle olmaz dediğinizi ellerinizle tıpış tıpış yaparsınız.
Aslında bugünlerde yazmak mı yazmamak mı dediğimde hep yazmamak ağır basıyor.
En önemli arıcılık etkinliği olan sonbahar bakımlarını yaptığımız bugünlerde yağma temayülü medyavari işleri de zorluyor.
Arıcılık altyapısı zamanla daha da derinleşen bir olgu ama bu süreç bir hayli zaman alıyor.
Bugün öğleden sonraki saatlerde gerçekleşen olaylar bildiklerimizi unutturacak tarzdandı.
Ana arı çiftleştirme kutularından bugünlerde ayarı kaçanlar alıp başlarını gidiyorlar.
Ben izindeyken Birol abinin kutularda terkler vardı ve ben gitmeden boşaltmıştım biraz içlerini ki geldiğimizde sıkıntı yoktu.
Terk etmeler bugünlerde arttı ama çekip gitseler neyse...
Öğleden önce kısa bir kontrol yaptığımızda terk edenleri tespit ettik.
Haydi terk edenler tamam anladık.
En önemlisi olmaması gerekenler dikkat çekici...

Çiftleştirme kutusu çerçevelerine uyumlu diğer kutuları da rahatlamak adına kullanılan daha büyük kutuda boyalı kendi ana arılarını sıkıştırıyorlardı.

Kadro da biraz artmış.

Kutuyu biraz daha kontrol ve bir topak daha.

Hemen açtık ve ölü bir ana.

Boyasız ve öldürülmüş bir ana.

Bende boyasız ana yok, çiftleşme uçuşundan gelip yol şaşıran olması biraz zor ki yakınlarında böyle bir kutu yok.

Demek ki terk oğulun biri buraya yüklenmiş ve hem gelen ana hem de buradaki ana sıkıntı yaşamış ve gelen ana bir güzel ayar edilmiş.

Köyde böyle küçük zayıf arılar var mı diye düşünüyorum ama bilmiyoruz ki.

Kutunun ana arısını tüpe aldım 2 saat sonra saldım.

Her şey yolunda.

Öğleden sonra istirahat çekerken köy tarafından yine bir arı topluluğu uçuşu.

Arılığın üzerine geldi döndü döndü...

Egehan hemen dayımın uyguladığı tekniği hatırlattı.

Büyükbabam olsa şimdi su atardı ve sardırırdı bir yere.

Gelene su atacağız hele insin bakalım. Su gidenin arkasından atılır.

Derken geldiler yine aynı kovana yüklendiler.
Hemen eski anayı bulayım diye açtım ve eski anayı ararken yeni anayı kapı önünde yakalamışlar.
Yine boyasız bir ana ve tüpe aldım onu.
İşte kısa devre burada yapıyor.
Eski ana da orada...
Onu da tüpe aldım.
2 ana bir ipte oynamaz ya.
Bu kovana yüklenen yüklenene demek ki önce bu sorunu buradan alalım.
Anasını da taktım kafeste. Çünkü gelen oğuldan girenler oldu bir hayli.
Götürdüm başka bir yere...

Kutuyu kaldırmadan diğer anayı kapı önünde tüpte gelenlerin önüne koymuştuk.


Diğer kutuyu kaldırıp yerine boşalttığımız bir kutuyu getirdik.

Egehan işi çözmeye çalışıyor.

Hemen ver arkadan dumanı.


Hem üstten hem kapıdan girdiler güzelce.


Şimdi neden hep aynı kovana yükleniyorlar?
Bu kutu terkleri neden bu yıl bu kadar yoğunlaştı?
Cep telefonum 2 sim kartlı acaba ondan mı?
Bazı kutularda nefes alacak yer yok ama kıpraşmıyorlar bile.
Kısa sürede karar vermek zor bazen.
Elinde 2 tüpte ana...
Üst üste pişti olmuş koloniler.
Ama oğulun konuşu, kuyruk kaldırıp kanat çırpmaları; oğul beklemeyi tercih eden arıcıların ne kadar haklı olduğunu gösteriyor ki izlemesi çok hoş.
Bir başka düşülmesi gereken not ise...
Arılık sayısını çoğaltmak gerekiyor.
Büyük kovanlar ile çiftleştirme kutuları aynı arılıkta anlaşamıyorlar.
Özellikle sonbaharda çiftleştirme kutularından bu kışı çıkar notu düşülen hemen sakin bir yere atılmalı.
Bu saatten sonra kutularda ana yetiştirmek büyük riskler içeriyor.
Arı kuşları az ileri de bekleyip malı götürüyorlar.
Ve kışlatılamayan ana arı kutularının faturası baharda çok ağır çıkıyor.
Tekrar doldur, tekrar besle büyük sıkıntı.
Acaba diyorum, benden terk edenler nereye gittiler?
Demiyorum aslında...
Büyük kovanlarda da hem kendi anası devam ederken hem de topak yapılmış öldürülmeye çalışılan ana arılar denklemini artık daha rahat çözüyoruz.
Biz burada kışlayamayacağız galiba diyenler fırlıyor dışarı en uygun gördüğü yere dalıyorlar.
Kutuları da motor ısınmadan zorlamamak gerektiği konusunda artık çok fazla veriye sahibiz.
Grafikler gösteriyor ki Mayıs 10 - Temmuz 20 arasında kaç tur atılabilirse o kadar maksimum verim var.
Ne erken ne de geç zorlamanın anlamı yok.
Esas sorun ve yapılması gereken o anaları sonbahara taşımak için sistem geliştirmek.
Ve sonbaharda kullanılmayanı da bahara taşımak...
Bunların bir çoğunu çözmenin verdiği rahatlıkla.
Terk eden terk eder.
Kalanlar bize yeter de artar bile.

4 yorum:

Ballı Baba dedi ki...

Halil kardeşim, başından beri dediğim şeyi tekrarlamamda sakınca yok. Eğer ticari ana üretiyorsanız küçük kutular veya dar alanlı kovanlar bu iş için uygun, ama sonbaharda yedek olsun seneyede kullanırım diyorsanız kesinlikle 5 çerçeveli ruşet kovanlardan şaşmamak lazım. Ana arı yumurtlayacak yer bulamadımı işte böyle çeker gide. Uzun lafın kısası arılar arıcılığı bizden çok iyi biliyor.

Üzeyir Okkan dedi ki...

Halil bey,
Bu yıl ilk kez bende ana arı ürettim çok mükemmel sonuçlar aldım hemen hemen bütün kovanlarımın analarını kendi yetiştirdiğim analarla değiştirdim
yeni bölmeler yaptım fakat kışlatmak için bıraktığım kutularda bende aynı sorunu yaşıyorum,şimdiye kadar 8 adet ana arım kutuyu terk etti, hatta belki önlerim diye iki kutunun ana arısının kanatlarını kestim bu seferde bir süre sonunda ana arıları öldürdüler,denemek için daha büyük kovana aktardığım kutularda böyle bir sorun şimdilik yok,benim kullandığım kutularda sizin kullandıklarınızın hemen hemen aynısı,benim anladığım bu tip kutularda ana arı uzun süre barındırılamaz.

İSMAİL KOCA dedi ki...

Merhaba
Bloğunda geçen yılları tarıyordum ilgimi Egehan daki değişim çekti.Yerine geçip,senin arı hastalığını tedavi edecek sanırım.
hoşcakal
İ.KOCA

HB dedi ki...

Egehan ile birlikte bizde değişiyoruz ama gençlerde daha belirgin tabi ki gelişimler.

Esas sevindirici olan arılardan uzak durmuyor olması.

Süper bir yardımcı benim için.

İşin başka bir boyutu bilsinler ama yapmasınlar.

Hangi mesleği icra ederlerse etsinler uygun şartlar oluştuğunda arıcılığı da yapsalar gerçekten hoş olmaz mı?

O yüzden çevremizdeki gençlere bu konuda merakları var ise yardımcı olabilsek çok iyi iş başarmış oluruz.

Hele günümüz gençliğinin gidişatını görünce.