11 Ekim 2009

Haydi Bakalım Norveç Yiyenler...

Dayımın genelde anlattığı bir öykü var bizlere...
Öyküyü dinledikten sonra hayat boyu referans alırsınız bu öyküden...
Hikaye şöyle...
Büyük bir çiftlik sahibi çiftliğinde çalıştırdığı tarım işçilerine sabah aldığı simitleri, kimse kimseyi görmeden nasıl başarıyorsa hepsine tek tek veriyormuş.
Herkes kahvaltıda simit yiyor ama belli etmiyormuş kimse kimseye...
Öğleye doğru sıcak tepeden bastırınca işler yavaşlıyor ve çiftlik sahibi oturduğu gölgelikten hafifçe ayağa kalkarak işçilere doğru..
"Haydi bakalım simit yiyen.." dermiş.
Ahanda işler hızlanıverirmiş.
Bizimki de o hesap...

Polen vermiştik ya...

N'oldu polen diyenlere...

Besleme kutusunun sıvı ile temas eden bölümüne verilenleri bazı koloniler almamış ki polen şerbeti engellemiş ve eriyince bloke etmiş şerbeti...

Hamurumsu olan poleni alamayanlar vardı.

Ancak yine besleme kutusunun ön kısmına verildiğinde sıvı ile temas etmeyenleri almışlar.

Dolayısı ile kalan polenleri de verdik bu şekilde...

Sıvıya değdirmeden verdik gitti...


Bazı kolonilerde polen stoğu hızlanıyor ama bizim verdiklerimizden olduğunu sanmıyorum.

Sabah çiğleri düşmeye başladığından erken saatlerde polen gelişi gerçekleşiyor.

Bugün saat 12:00'da erkenden arılığa gittiğimizden polen getiren arılara rast geldik.

Ya boyadık tamam da yağmur yağarsa, kar yağarsa ne olacak?

Nasıl kıyacağız?

Çiftleştirme kutularını da elden geçirsek mi acaba?

Bugün Hacı abinin kolonileri elden geçirme vakti...

Yandaki boş tarlayı kat ediyoruz ve burada çürümüş söğütten, söğüt kurusu topladık.

Tarlada yerde serili olanlar pancar yaprağı...

Diğer köyde çıkarılan pancarların yaprakları buraya traktörlerle getirilip boşaltılıyor ve akşamüstü sürü burada otlatılıyor.

Hacı amcanın arılarının sıkıştırmalarını, gıda ikmallerini ve varroa mücadelesini yaptıktan sonra en önemli bölümdeyiz.

Bulgaristan domatesi...

Hacı amca da hala tohumları mevcut ki geçtiğimiz yıl da tatmıştık bu lezzetten.

Sağolsun her yıl tadıyoruz sayesinde.
Yaşı ise 78... Allah uzun ömürler versin...
Ben burada kıpırdamasam gittiydim çoktan diyor.
Bizde aşağıdaki gibi kıpırdamasak hiç olmaz...


Yine Fikri'den Norveç ziyafeti bizlere.
Bugün onur konuğu Yusuf abi...


Bugünde hafiften yedik bakalım.

Haydi bakalım Norveç yiyenler...

Bir hayli finale yaklaştık ama daha ilaveler var.
Fakat acaip dağılmışız...
Olsun arılığa baktıkça gurur duyuyoruz ya.
Zaten önemli olan da Garp kafasıyla arıcılık yaparken, Şark kafasıyla hata üstüne hata yapmamak değil mi?

1 yorum:

Scuba dedi ki...

Çalışmalarınızda başarılar dilerim.