21 Kasım 2009

İsrail'de Arıcılık

İsrail'de arı merasının eksikliği ve su sıkıntısına rağmen…

Nektar kaynağı olarak portakal ağaçları ve yol kenarı okaliptüs ağaçları…

İsrail arıcıları mekanizasyonda gelişmiş, verimli arıcılık yöntemleri uyguluyorlar ve yıllık ortalama bal verimini artırmak için ıslah yapmışlar.

Kovan başına yıllık 40 kg. üretim…

Tarımda arıcılığın önemi büyük değil, fakat tozlaşma daha öncelikli…

İsrail’de yaklaşık 450 arıcı olup; toplam 84.000 Langstroth arı kovanı bulunmaktadır.

İşletmelerin %73’lük bölümü 150 kovana kadar…

%17‘lik bölüm ise 150-500 kovan arası…

%10’luk bölüm ise 500 kovan üzeri…

Bal üretimi her yıl değişen kovan başına bal verimi ile yaklaşık 3.200 ton gerçekleşiyor.

Büyük ticari arılıklarda koloni başı yıllık 50-60 kg iken, küçük ölçekli arılıklar için 20-30 kg. olarak gerçekleşmektedir.

İsrail balının yaklaşık% 55’i narenciye çiçeklerinden yüksek kaliteli olarak üretilir.
Kalan %45’lik bölümü ise genellikle yabani çiçekler, otlar, okaliptüs ağaçları, meyve bahçeleri ve baklagiller oluşturmaktadır.

Yerel yıllık bal tüketimi 3.600 ton ve bu sektörün yıllık cirosu ise yaklaşık 10 milyon dolardır. Tüketimlerinin üretimlerinden fazla olması ise dikkat çekici değil mi?

http://www.export.gov.il/Eng/_Uploads/555agri1.pdf

Sayfa 24’te İsrail arıcılığı ile ilgili ayrıntılı bilgileri bulabilirsiniz.



Bu fotoğrafı da Sn. M. Cahit Sümer bey gönderdiler.

Aynen kendi ifadeleriyle...

"1985 yılında basılmış olan The Illustrated Encyclopedia of Beekeeping'in 252. sayfasından aldım.
Bu alete ne zaman ihtiyaç duyuldu, ne zaman üretilip ne zaman fotoğrafı çekildi de kitaba alındıysa... "




Kızıldeniz'e sadece küçücük bir yerleşim birimlerinin kıyısı var ama bunu çok etkin kullanıyorlar.


Kızıldeniz kıyısına, denizin alt bölümünün izlenebileceği sistemler kurmuşlar ve belli ücret karşılığında Kızıldeniz canlılığı karşınıza çıkıyor.



Ve dev akvaryumlar ile gösteri alanları yaratmışlar çölün kıyısında...


Bazen göz görse de 2 kez bakmak gerekiyor.
Çölde sera...

İçerisinde razakı üzümler yetiştiriliyor...

Evet razakı üzüm.


Ve Lut gölü.

Diğer adıyla Ölüdeniz.

Yoğun magnezyum dolayısı ile yüzme bilmeye gerek yok.

Bu gölün hemen karşısında ise Ürdün var.

Ancak en çok bu gölden teknolojik olarak İsrail faydalanıyor.

Müthiş bir kozmetik sektörü bu gölün çamurunu kullanıyor.

Bu bölgede kullanma suyu gölden damıtılarak karşılanıyor.

Kızıldeniz kıyılarında ise, denizsuyu damıtılıyor.




500 km. yol gidip, sadece 2 benzinlik görmenin duygusunu ise nasıl anlatır bir Türk acaba?




Her seranın yanında ise mutlaka hurma ağaçları.


Hurma ağaçlarının gölgesinden faydalanarak ortaya çıkan nemden su üretip, seralarda kullanıyorlar.



Ve dünyanın düğümünün bulunduğu yer Kudüs.



3 dininde kutsal mekanları o kadar içiçe girmiş ki...


Alt taraf ağlama duvarı, üstte görülen yer ise Kubbetül-sahra.


İçerisinde muallak taşı mevcut.


Peygamberimizin miraca çıktığı yer.



Kudüs'te alışverişler çarşıları.


Birçoğunun Türkçe biliyor olması şaşırtıcı.


Buradaki esnaf genellikle Müslüman ve bu bölge Ürdün askerleri tarafından korunuyor.




Kubbet-ül sahra.


İsrail içinde Kudüs'ün bizler için simgesi.


Gerçi onlar Jerusalem diyorlar buraya.


Diğer adı ise Kutsal Yer.


Genellikle hediyelik eşyalarda bu ifade kullanılıyor.


Muallak taşı ve Peygamberimizin miraca çıktığı bölüm.




İşte Mescid-i Aksa.


Burası da 2 bölüm.


Üstte görülen bölüm yeni yapılmış olan cami...



Ve yerin altındaki gerçek Mescid-i Aksa.




Burası da görkemli cami içi...



Hz. İsa'nın çarmığa gerildikten sonra 1 gece bekletildiği taşın bulunduğu yere kurulan Yeniden Doğuş Kilisesi...


Bu kutsal mekanlar arası 500 metre kadar...


Bize rehberlik eden arkadaşımıza göre dünyanın göbeği burada bağlıymış.

İsrail hurması da çok rağbet görüyor ve yüksek ücretlerle pazarlıyorlar.


Arıcılık konusunda da ballarını değerlendirebilme başarısını çok iyi göstermişler.


Arıcılık yaptıkları bölgelere gidebilme şansını yakalayabileceğimiz günleri hayal ederek çöl ortasındaki bir ülkenin arıcılık konusundaki başarısı ise inanılmaz olsa gerek.


Öyle bir ülkedir ki İsrail, ülkenin çok büyük bir bölümü tamamen çöl… Çok küçük bir bölümü yani başkentlerinin olduğu yerlerde uygun alanlar var. Buna rağmen koloni başı verimlerini görüyoruz işte…


Akdeniz'e kıyısının olduğu bölgelerde tarıma nispeten uygun alanları en etkin biçimde kullanarak yaptıkları çalışmaları birçok alanda görüyoruz.

Bizlerin sahip olduğu imkânlara sahip olsa o arıcılar kim bilir nasıl başarılı olurlardı?

Dünyadaki arıcılık modellerini fırsat buldukça değerlendirmek sanırım bizleri daha da motive edecektir.

10 yorum:

Foris Mouratidis dedi ki...

nice photos.nice trip.

zeynuğu dedi ki...

Merhaba,
Günlüğünüzü okudum.İzlenimlerinizi bizlerle paylaştığın için size teşekkür ederim.

mcsumer dedi ki...

Halil Bey, Merhaba !

Fizikteki “bileşik kaplar prensibi” sadece fizikte değil sosyal hayatta da geçerli.
Bu prensip, bir hafta kadar önce, Eskişehirli arıcıların nasıl organize olduklarını görünce de aklıma gelmişti; fakat, İsrailliler'inki daha bir başka.

O “çorak” topraklarda ürettikleri tohumları ithal edenlerden biri de bizler değil miyiz?
İsrail tavukçuluğunun Dünya'ya örnek gösterildiğini taa çocukluğumdan yani elli yıl öncelerden anımsarım.

İsrail'de yıllar önce kullanılan arıcılık ekipmanlarına bir örnek olsun diye e-mail adresinize bir fotoğraf gönderdim.

Bir ülkede siyaset neyse, bilim neyse, sanat neyse; eğitim de odur, ekonomi de, sağlık da, tarım da, sanayi de ve doğal olarak arıcılık da...
Çok özel bir nedenle Ağrı'lı gençlerimiz ya da Etiyopya'lı gençler iyi koşucu oluyorlarsa bunlar genel kuralı değiştirmeye yetmeyecek istisnalardır.

İsrail'e imrenmek, gıpta etmek de mümkün; kıskanıp haset etmek de...
Onlar çölü vaha haline getirirken biz de yurdumuzu çölleştiriyor muyuz ne?

Sağlık ve Mutluluklar Dilerim.

ÇELİK ARICILIK dedi ki...

halil bey; HZ İSA, çarmıha gerilmedi. bu sadece uydurmadır.

yusuf şimşak dedi ki...

SLM...

Halil Bey.

Arılarla ilgili verdiğiniz bilgiler heyecan verici.zamanınız müsaade eder de oradaki arıcılarla bir araya gelme imkanınız olursa,onların kullandıkları kovan tipleri,arı ırkı ve aletleri hakkında bilgi aktarımında bulunursanız memnun kalacağız.

Ballı Baba dedi ki...

Halil bey, bunca yorucu işin arasında bu güzel bilgileri paylaşman süperdi, emeğine sağlık. Hani bir söz vardır "can çıkar huy çıkmaz" Arıcılık ruha işlemişse nerde olursan ol gözler arıyı arıyor demekki.

Kemal Demirci dedi ki...

Paylaşım ve bilgileriniz için teşekkür ederiz.
Cahit Bey'in belirttiği gibi, onlar çölü cennete çevirmeye uğraşıyorlar,biraz da buna mecburlar, biz ise elimizdeki cennenti nasıl yağmalarız, nasıl çöle çeviririz diye çaba içerisindeyiz.

HB dedi ki...

Tüm yorumlar için teşekkür ediyoruz öncelikle. Okuyup değerli zamanlarınızı ayırmışsınız.

Cahit bey, Eskişehir arıcılarının organize olması konusunda sezinlediğim takdir duygunuz için söyleyeceğim ise iletişim gücü diyelim geçelim çünkü bu konu üzerine otursam kitap yazarım. Gönderdiğiniz resim için ayrıca teşekkürler.

Haydar bey, Hz.İsa'nın çarmığa gerildiği konusunda fikir benim değil ama ölmeden görülmesi gereken 100 yer içerisine bu bölgeyi katın derim. Her 3 dinin kutsal mekanlarını gezip, birçok konuyu tekrar sorgulamak çok kötü duygu... Siz o kadar kesin konuşmuşsunuz ki elinizde bu konuda kesin kanıtlar olmalı...

Yusuf bey, bu hassas günlerde oralara gitmek artık çok zor.
Zamanında bir vesile ile gitme imkanı bulmuştuk ama arıcılık yapılan bölgeye gidememiştik.
Türkçeyi benden iyi konuşan İsrail vatandaşı rehbere iki de bir de arıcılık ile ilgili bilgiler sormuştum. Çok büyük arılıklar var dediğinde ise gülüyordum bu çölde büyük arılık deyip deyip... Ama öyle imiş. Bizler ise çölde gezdik durduk. Ama o çölde ortaya çıkardıkları arıcılık verilerine şapka çıkartmak gerekiyor değil mi?

Bakış açımızı değiştirmek ve genişletmek adına güzel bir örnek sergiliyorlar. Yoğun olarak Ligustica yani İtalyan kullanıyorlar.

Θεοδόσης Κατσαρός dedi ki...

Thanks for the beuatiful photos and the briefing!

emin benli dedi ki...

Çok güzel bilgilendirmeler ve sayende bizlerde gezmiş gibi olmasakta bir şeyler öğrendik.Bu yzaıda ki yorumları okuyunca - sen ne kadar iyi anlatırsan anlat kişi sadece anlamak istediğini anlar- sözünün doğruluğu bir kez daha tasdiklendiğini gördüm.
Sen adamların çölde mucize yarattığını anlatıyorsun o aradan cımbızla bir laf buluyor üstelik konuylada en ufak alakası yok.Yorum yazıyor.
Sonrada herkeste - ne olacak bu memleketin hali- geyik muhabbeti.
Ne olacağı belli zaten.
Adamlar üç metrekare yerde susuz tarım yapıyor.Bizler su ve toprak bolluğunda Ülkemizi nasıl çöle çeviririz diye uğraşıyoruz.
Bu sorunu anlayıp çözmeye çalışmak
yerine İsa çarmıha gerildimi gerilmedimi sorusunu cevaplamaya uğraşalım bakalım.