1 Kasım 2009

Kasım Ayı Geldi, İşimiz Yeni Bitti...

Balkanlar'dan gelen soğuk hava dalgası ilk olarak Edirne'ye giriyor ya, orada bir türlü rahat ettiremiyorlar soğuğu ve o da bizim buralara kadar geliyor.
Ya yolda çok yoruluyor ya da biz iyi bakıyoruz olsa gerek çöreklenip kalıyor buralarda.
Sonbahar bakımları ile beraber bize verilen gazla giriştiğimiz temizlik ve boyama işlemlerini 5 hafta sonunda nihayet bugün tamamladık.
Demek ki yalnız olsam 20 haftada bitecekti.
Çünkü hep 4 kişi çalıştık.
Bu vesile ile bize bu gazı veren ve gazı verdikten sonra benden çok çalışan ekip arkadaşlarımıza tek tek teşekkür etmeliyiz. Ben genelde arılarda bakılması gerekenlere bakmaya, yok şu yok bu şeklinde kıyı kıyı çok kez kaytardım.
Bu yaptığımız işlerin önemini baharda daha iyi göreceğiz.
Kursiyerlerin artık kovanlarda sonbahar bakımları, malzeme temizliği ve boyaması konusunda öğrenecekleri bir şey kalmadı...

Zonguldak'tan geçtiğimiz günlerde emekliye ayrılmış olan tek hücreli ana yetiştirme kutularından 12 adet gönderilmişti.

Bizim eski ekipmanları tedavüle sokmak konusunda olan tecrübemizi bildiklerinden olsa gerek, gerçekten başarılı bir iş çıktı ortaya.

Bugün işler bu anlamda da gevşekti ki odanın toparlanması, sehpa ayakları boyanması gibi kıytırıkımsı işler vardı.

Birol abinin arılarının kontrolüne giden ekip, dönüşte uzun süredir yiyemediğimiz menemen kokusunu almış sanırım.

Havanın soğukluğuna ve köye girişteki cıvık çamura aldırmadan bizleri ziyarete geldiler.

Hoşgeldiniz, buyurunuz tava ve diğerleri...
Birol abiye kaldı pişirme işleri...
Özlemişiz baharda vadide çadırda yediğimiz menemenleri...
Odada sohbetleri kışın yapacağız demiştik ama daha erken devreye girdi.

Misafirleri gönderdikten sonra, ortalığı iyice toparladık.
Emekli kutularda şıkır şıkır devreye girdiler artık.
Sehpalar ise opsiyonelliğini yine konuşturdu.
Hepsi içiçe girmiş şekilde toplam 23 adet alıyor.
Zaten hepsi 24 olunca...
Diğer malzemelerde tekrar derlendi toparlandı ve bilgi notları ile dizayn edildi.
Arama derdine son.


Geçtiğimiz Mart ayında TEMA ekibinin Eskişehir'de verdikleri seminerde erken geldiğimiz için müsait olan Sayın Ahmet İNCİ ile yaptığımız sohbette çiftleştirme kutularının bazı özellikleri hakkında konuşmuş ve bilgi alışverişinde bulunmuştuk.
AR-GE çalışmaları günümüzde artık kaynak aktarılan bir bölüm.
Bu konuyu arıcılıktan uzak tutmak mümkün değil ki belki de en çok arıcılık için gerekiyor.
Bu kutuların orjinalinde üst örtü olarak ince kontraplaklar kullanılıyor.
Hem arıların genel durumunun kontrolünde hem de beslemelerde açılmaları gerekiyor.
Ekip olarak geçtiğimiz kış duyduğumuz ihtiyaç üzerine bu örtü tahtalarını 3 mm. şeffaf Flexiglass ile değiştirmiştik.
Bu kontrollerin bir çoğuna kolaylık sağlamıştı.
Ancak bu da yetmedi ve bu flexiglass'lara 4 mm. çapında delikler deldik besleme bölümü üzerine.
Bu delikle 60 cc. lik şırınga ile sıvı beslemeyi hiç arı ile temas etmeden yapmak mümkün.
Tabi ki bu kutunun orjinalinde bunu yapmaları maliyeti yükselteceğinden olaya sıcak bakılmıyor.

Bu kutuların besleme bölümlerinin içerisine strafor bardaklar koyuyoruz ki arılar sadece strafor bardaklara rahatça tutunuyorlar.
Kekleri de bu bardaklarda veriyoruz.
Aksi halde besleme bölümünden sızan sıvı besleme ürünleri karıncalara ve diğer sarıca arılara davetiye çıkarıyor.
Bu kutularda geçtiğimiz yıl yaptığımız kışlamalarda tamamı olmasa bile, bahara çıkanlarla vadide erken ana üretimi gerçekleştirebiliyoruz.
Tamamının kışlaması için gerekli arı yoğunluğunun ne olduğunu biliyoruz ama bu kadroya ulaşabilmek sıkıntılı...
Hep oynamak lazım...
Her yıl yeniden ana arı çiftleştirme kutusu doldurmak çok büyük külfet oluyor.
Çiftleştirme kutularında arı kadrosunu istenilen düzeyde tutabilmekte çok iyi takip gerektiriyor.
Bu tür kutularda ana arı üretimi yapılacak ise, yakında olmalılar ve özellikle stoklama beslemesinde sık sık verilerek seri biçimde stoklama yaptırılması gerekiyor.
Emekli işi bu ana arı işi...
Bizimki tecrübe kazanmak...
İlk ana arı üretiminde kullandığımız malzeme, ekipmanlar ve bilgi altyapımız ile bugünkü ulaştığımız altyapı arasında büyük farklar olduğu rahatlıkla söylenebilir.
O yüzden şartlar ne olursa olsun, ana arı üretimi için şartları zorlamak gerekir.
Hiçbir zaman kendi yetiştirdiğiniz anadan daha değerli ana arı satın alamazsınız.

5 yorum:

MURAT AKIN - ARICI dedi ki...

Bize de aynı yerden geliyor havayı beğenmezsem sizin o tarafları adres gösteriyorum

İSMAİL KOCA dedi ki...

İyi akşamlar.
Kovanlar tamamı beyaz,kovan önlerine vurduğun HB de aynı.en az iki renk olsa arı şaşırmaları daha az olmazmıydı.
Ben iki renge boyadım.silikonlu boya kovanlardan birkac ay olmasına rağmen yaprak yaprak ayrılmış.silikonsuz yeşil boyada bu olay yok.senin kovanlarında olmaz inşallah.
Hoşcakal

HB dedi ki...

İsmail abi, kovanların birbirine benzediği tespitiniz çok yerinde.

Ama şaşırmasınlar onlarda...

Boya atması konusu ise tamamen şans.

Emeklere yazık olur sonuçta...

İlhami Uyar dedi ki...

Sayın Bilen,hangi işte olursanız olun ,sorun bitmiyorki,değişen düşünce ,şartlar ve çevre hep insanları yeni arayışlara ,düzenli olmaya zorluyor,bu yüzden imamın kayığına bininceye kadar duruş yok insanlara.Kolay gelsin,iyi çalışmalar.

Scuba dedi ki...

Güzel çalışma.Tebrik ederim Halil bey.