8 Kasım 2009

Kış artık gelmeli yoksa...

Güzel bir haftasonu olunca işleri bitirip, arılığa gitmek güzel fikir...
Güneş dün ve bugün yüzünü güzel gösterdi ve arı uçuşu her iki günde güzeldi.
Büyük kolonileri 2 haftadır kontrol etmiyordum ki hemen şöyle bir genel kontrol iyi olur diye başladım.
Bazı problemleri görüp çözme adına da iyi oldu.
Çifleştirme kutularının zayıfları yağma baskısı altında...
Geleceğe yönelik planlamalarda sadece bu kutuların sonbaharda götürüleceği ve başka büyük koloni olmayan bir yer ayarlamak gerekiyor.
Yedek ana görevlerini zayıf olanlar rahatlıkla yerine getiriyorlar.
Biraz güçlenenden anayı almaya da kıyılamıyor.
Ancak bu saatte büyük kovanlarda ana kaybı varsa, kutunun gözünün yaşına mı bakacağız.
Bugün olduğu gibi...

Öğle saatleri ve uçuş çok yoğun olmasa da devam ediyor.

Yakın gözlemlerde de polenli arıların geliyor olması sevindirici.

Polen anlamında çok ama çok kısır bir sonbahar geçirdik ve bu sorun belki de arı kadrolarını hızla kaybetmemize sebep olacak.

Ancak kontrollerde göze çarpan güzel durum ise, yavrunun devam edişi ile birlikte yavru alanının etrafına polen stoku yapılmış olması.

Besleme kutularında verilen katı yemleri de salkımın gevşemesi ve uçuşun olması sebebiyle rahatça çıkıp yiyorlar.

Soğuk havada burada kimsecikler yok.


Ve artık alıştığım tablo...
Genelde yavrunun olabileceği çerçeve belli.
Arılarım 6 çerçevede hepsi...
3'üncü çerçeveyi aralayıp aldığım zaman ana arı varlığı ve yavru durumu hakkında bilgi sahibi olunuyor.
Yine böyle bir çerçeve...
2 adet açık meme...
Bir tanesi en altta görülüyor ki diğeri de hafif sağ ortada.
Larva var, günlük yumurta var ve ilginçtir ana arı da var.
Bu davranışı yapan koloni sayısı sonbahardan bu yana 5 oldu.
Bunlardan 3 tanesi meme temizliği ile yoluna devam ederken, 2 tanesi memeyi temizledikten sonra tekrar meme yapıp, anayı kapı önüne koydu.
Anayı kapı önüne koymuşlara tüpte yeni analar verildi.
Kapı önüne atılan anaları bulmak kolay ki enselerde numara var.
Yedek anaları takmak bu anlamda da büyük avantaj sağlıyor.
Bu ırkın, şu ana kadar sebebini anlamadığımız bu davranışının yarattığı sıkıntıları çözebilmek bizim kutuları iptal etmemizle gerçekleşiyor ama ya böyle yedek anası olan yoksa...
Bu anlamda böyle güzel havalarda tüm kolonilerin ana varlığı açısından kontrol edilmesi problemli kolonileri rahatlatmak için iyi bir fırsat...

Gözlem yapabilme seçeneğimiz olsa da...
Bu memeler şimdi açık, ana arı da hiçbir şey olmamış gibi yumurtaya devam ediyor.
Acaba bıraksak bu memeleri ve gözlemlesek...
Ana arı bu memeleri keser mi yoksa ana arı yine kapı önüne mi?
Ya takvimden haberiniz mi yok sizin.
10 güne kalmaz tepenize kar yağar ama bu ne memesi...

Tüm kolonilerde (her şey yolunda olmasına rağmen 2 koloni hariç) güçleri oranında günlük yumurta olmasını bu polen gelişine bağlayabiliriz sanırım.
Yavru alanının hemen yanına polen stoklamaları da güzel bir kışlama hazırlığı yaptıklarını gösteriyor.
Bazı kolonilerde varroa hasarına maruz kalmış arıları gördüm ama bu saatte artık kusura bakmasınlar.
Bahara ne kaldı şurada...
Şu anda günlük yumurta olduğuna göre...
Bunlar Kasım sonu doğacaklar.
Geçen yıl 07 Şubat'ta yavrular çıkmaya başlamışlardı ve bu durumda Ocak ayı ortası başlamıştı yumurtaya...
Yine öyle olursa...
2 ay sıkacaklar dişlerini...

Elimizde envanter sıkıntısı hep yaşıyoruz ya...
Bunun sebebi ise işletme doygunluğuna ulaşamadığımızdan çok hissediyoruz.
Şimdi 6 çerçevede kışlama hazırlığını tamamlamış bir koloniyi...
5 çerçevelik elimizde boş ruşet olsa da aktarıversek...
Ayrıca zamanımız olacak, artan 1 çerçeveleri de süzüp ballarını besleme kutusundan versek...
Çünkü şu anda elimde 10 adet 5 çerçevelik ruşet var ve onların durumu çok güzel...
Geleceğe yönelik planlamada zaten kışlamalarda 5 çerçevelik ruşeti planlıyoruz ama şimdi yerimiz dar...
Eğer imkanım ve zamanım olsa 5 çerçeveli ruşeti değerlendirirdim kışlamada...
Ancak onunda bir zamanlaması olmalı...
Önce 6-7 çerçevelik kolonileri güzelce teşvik beslemesi, stok beslemesi ve güzel varroa mücadelesi...
Böyle bir pastırma yazı gününde sıkıştır....
Ana arıları yetiştirme konusunda da etkin bir yetiştiricilik için zamanı iyi kullanmak gerekiyor.
Bir yere geliyorsunuz, anaları verecek koloni kalmıyor.
İşte o ara gevşetiyoruz olayı hem de Haziran-Temmuz ayında...
Bu anaları stoklamak için düşünülen bir basit sistem üzerinde çalışıyoruz bakalım.
Belki de kışa girerken yakalanacak en güzel günlerden birinde genel kontrolleri yaptık.
Kar altında arılıkta mangal yakıp, sucuk partisi yapacağımız günlere şurada ne kaldı...

9 yorum:

{H.İ.KAVUN, Kütahya / Tunçbilek } dedi ki...

Sayın üstadım geçen ay başlarında üç arıyı ruşete aldım şu an durumları çok iyi.Şimdi üç kovanda tam altışar çıta arı var normal kovanda sıkıştırılmış, elimde boş iki ruşetim daha var iki gün önce açtım kıyamadım beşe sıkıştırmaya biraz daha nüfus düşsün sıkıştırırım deyip kapattım.Şimdi sizin yazıları okuyunca pişman oldum ruşetlere almadiğıma,bugün ise yağmurlar başladı. Selamlar kolay gelsin..

gezgin86 dedi ki...

"Ya takvimden haberiniz mi yok sizin.":)

TRANSKRİPT'TE DİLBİLGİSİ NOTU KAÇ DEMİŞTİN?

sucuk ekmek tehlikeye giriyorsa cevap vermesen de olur..

ergenekome dedi ki...

'soğuk havada burada kimsecikler yok, ve artık alıştığım tablo' cümleleriniz arasındaki çerçevede ana arı mevcut olmasına rağmen nasıl ama memesi yapabilirler ki!
sanırım bu polen kekleriniz güz döneminde verilmemesi gereken bir gıda bu uygulama bence bahara bırakılmalı özellikle; şubat erken mart dönemine, bırakılmaz ise bu şekildeki genç işçi kadrosu yoğun olanlar kıştan güçlü çıkmaları gerekirken dönemsiz yavru yapmak için ve normal dışı besin tüketimleri kendi sonlarını hazırlamalarına neden olabilir.
Buna ilave olarak, yöresel mevsim normalleri üzeri olan sıcak havaların genç nufusu yoğunlarda yavru yetiştirme üzerindeki baskısı işi daha iyi bilen tecrübeli anayı zor durumda bırakıyor olmalı.
eee sonuçta bundan sonra bir yumurta görmek 10 işçinin hayatını riske atmaktan ne farkı var. olmasın daha iyi anada bunu biliyor ve böyle istiyor ya gerisi sen yapmassan ben yaptırmasını bilirim deyip tehdit amaçlı bu ayda ana memesi mi yapıyor acep?

HB dedi ki...

Peki o zaman?

Neden sadece 1 ırk bunu yapıyor diğerlerine de aynı muamele yapılan bir arılıkta?

ergenekome dedi ki...

Bu sonuzun cevabını en iyi siz biliyorsunuz. O kovanınızın kaç çerçeli olduğunu, (arı nufusunu) polen stokunu, (besin miktarını) bulunduğu bölgedeki iklimsel olayları kovanın fiziki yapısını güneşlenme süresini en önemlisi o şartlara farklı bir genetik ırkın elde edildiğinin en belirgin örneklerinden biri olduğunu, dış faktörlerde yüksek ısı tutucu materyalleri (yalıtma esnasındaki strafor tozu saman talaş yünlü pamuklu dolgular vb.) ve 2 haftalık normal dışı güneşleme uzun süre kovan iç ısısını 20 C' civarlarında tutması onu ön plana çıkarmıştır. asıl ön plana çıkması gereken noktası genetik olarak seçiçi bir tür ile tanışma fırsatına kavuşmuş olması bence bu kovan dikkatle gözlemde tutulmalı. milyonda birler açığa çıkmış da olabilir.
Ayrıca sadece bir ırkın bu tepkide bulunması inanılmaz bir şey... Hadime düşmeyen bir ifade ama bana göre o ırkın ne kadar hassas olduğunun bir göstergesi nerdeyse hibrit de demek istiyorum.
Bu olaya sepep olan dış faktörleri sıralamak isterken, dilerim minareyi çalan kılıfını uydurur yakıştırılması yapılmaz.
SAYIN HALİL BEY Sizin avcunuzun içi gibi bildiğiniz konuları tekerürden kaçınarak elemeye çalışsamda benzer ifadeleri kullanmak zorunda kaldık.
Belirtiğiniz kovan suni döllenme ile kazanılmış bir ana ise atadan gelen genetik özelliklerin daha baskın olması yavrulardaki 16 kromozomun 8 inin anadan bütün diğer 8 inde babadan gelen genler olduğu hepimizin bildiği malum bir gerçek. kusura bakmayın çok uzattım son olarak, Tahminime göre baba kafkas, ana ise iyi özellikleriyle dikkat toplamış bir yerli ırkından olsa gerek.
Dilerim saçmalamamışımdır.

HB dedi ki...

"Tahminime göre baba kafkas, ana ise iyi özellikleriyle dikkat toplamış bir yerli ırkından olsa gerek."

Tahminlerinizde amorti bile yok.

taskın dedi ki...

amitraz maddeli varoa ilaçlarının ana kaybı yaptığını kim söyledi
ben 10 senedir rulamıt va kullanıyorum neden bende ana kaybı yapmadı oyleyse
kim çıkarıyor bunları

HB dedi ki...

10 senedir kullanmanız hiçbirşeyi değiştirmez ki! Siz başarılı bir arıcısınız. Zamanında uygulamışsınızdır.

Salkımdaki 100 koloni arıya verin bakalım, sonra da baharda kontrol edin ne oluyor?

ergenekome dedi ki...

salkım halinde rulamit vermek ana kaybına mı neden oluyorsa bizim kovanlar kopmle gitti o halde?
Rulamit tütsüsü yapalı 3. haftaya girdik o aralar salkım yada salkıma giriş pozisyonunda olmalıydılar. 7 C'nin altına inecek kadar soğuk bir kapalı akşam üstüydü. Tütsü sonrası uçuş tepkisi gelmişti ve sabah baktığımsa bayvarolu geç verdiklerimde, erken verdiklerime oranla daha fazla varoa kovan kapısının önüne atılmıştı.