15 Kasım 2009

Varroa ve Salkımdaki Arılar

Geçtiğimiz hafta yaptığımız kontrollerde yavrunun devam ediyor olması ile beraber yeni doğan arıların bazılarında tek tük varroa hasarı görmüştük.
Varroa varlığının, diğer arılıklardaki durumunu Yusuf ve Birol abi'den sorguladığımızda ve yapılması gerekenleri konuştuğumuzda mücadeleye baharda devam kararı verildi aslında.
Ancak haftasonu hava şartlarının uygunluğu bir kez daha varroa mücadele uygulaması yapmaya karar verdik arılığımızda.
Ne etken madde kullanabiliriz ki?
Yumurtlama faaliyetleri düşmüş, salkıma girmiş kolonilere verilecek dumanın ( Amitraz etken madde) ana kaybına yol açabileceği düşüncesiyle elimizde belki de tek enstrüman kalıyordu bu mevsim için.
Oksalik asit.

Ben öğle saatlerinde gelip çayı ateşe koyduktan kısa süre sonra Hüseyin Yavuz ve Fikri Atmaca'da geldiler.

Oksalik şurubunu evden çıkarken hazırlamıştım ve oksaliği katmadan getirmiştim.

Ekip hazır olunca oksaliği kattık ve uygulamaya başladık.

3 kişi olunca işler çok seri oluyor.

1 kişi açıyor koloniyi, bir kişi veriyor şırınga ile ve diğeri de toparlıyor seri biçimde.

Arılar salkıma girmişler.

Bir kolonide kontrol edilmesi gereken ana varlığı sebebiyle çerçeve çektim ve salkım patır patır döküldü.

Artık çerçeve çekme zamanı da bitti.

Oksalik şurubunu hazırlarken

400 gr. su ve 400 gr. şekeri kullandık.

40 gr. oksaliği de tartıp yanımıza aldık.

İlçalama öncesi oksaliği de katıp çalkalayarak karıştırıyoruz.

Şerbet henüz soğumadığından ılık olarak veriliyor.

Her koloniye 15 ml. olacak şekilde çerçeve aralarındaki arıların üzerine verdik.

Şansımıza olacak ki ilaçlamaya başladığımızda güneşin açması ile arılar daha da hareketlendi.

5 çerçevelik ruşetlerde salkım daha belirgin idi.

Büyük kovanlarda 6 çerçeve olmasına ve bu ruşetlerde 5 çerçeve olmasına rağmen tüm kolonilere aynı dozda verdik ilacı.

Arı yoğunluğu genelde eşit görünüyor.

Çerçeve başına 3 ml. olarak hesap etmekte fayda var.

İlaçlama yaparken kolonilerin salkım durumları ile salkıma girdiklerindeki yoğunluğu iyi referans oluyor.

Salkımlar genelde koloninin ön tarafında gerçekleştirilmiş. Ancak bahara doğru bu salkım ortaya ve geriye çekiliyor.

Şu an durumları rahat bir kışlama gerçekleştirecekleri yönünde gözüküyor.

Besleme kutularında bulunan keklerin azaldığı ve güçlü kolonilerin az da olsa keke rağbet ettiği görülüyor ancak salkıma girmiş kolonilerde kutularda hiç arı bulunmuyor.

1 litrelik kola şişesinde hazırladığımız çözeltiyi 1/2 litrelik pet su şişesinin üzerini keserek hazırladığımız kaba koyuyoruz ki şırıngaya almak kolay oluyor.



Oksalikleri verdikten sonra çay sohbet derken saatin ilerlemesini bekledik.

Çünkü çiftleştirme kutularına sıvı besleme yapıyoruz.

Artık iyice koyulaştırdık ki stokları da istenen düzeye geldi.

1 kutuya hava durumuna göre 60 veya 120 ml. sıvı veriyoruz.

Salkıma girme ihtimali varsa daha az veriyoruz.

Hava şartlarını bu anlamda takip etmek gerekiyor.

Sıvıyı hazırlarken ise 1 birim suyu kaynatıp, 2 birim şeker katıyoruz.

Artık beslemeye son verme kararını haftaya vereceğiz hava şartlarını izleyerek.

Bir gözde boş strafor bardak var ve sıvı beslemeyi oraya şırınga ediyoruz.



Diğer bardakta ise kek mevcut.

Kadrolar istenilen düzeye geldiler.

6 çerçeve arıyı 2 yıl önce vadide ölen bir koloninin yerine küçük çerçeveler ile verip, ertesi hafta almıştık çerçevelerini arıyı orda bırakıp...

Aradan geçen 2 ay sonunda hangi koloniye vermiştik diyecek kadar şaşırtıcı gelişmişti.

Kısacası sonbaharda işçiliği, takibi zor olsa da kışlatılan / kışlatılabilen küçük koloniler baharda müthiş avantajlar sunacaklar.



İş bitimi, sonbaharın belki de son güneşli günlerini yaşamak adına sezon boyunca yardımımıza koşan, kovanların çiçek gibi olmasında büyük emekleri olan arkadaşlarımızla genel bir panoroma almak gerekiyor.

Bundan sonra karlı fotolara çok az kaldı.

Arılar zaten çoktan hazır ama salkımda varroayı sırtlarında taşımasınlar diye son kez bir ilaçlamaya daha maruz kaldılar.

Kıymet bilirlerse artık. Bazen hatta çoğu zaman yaptıklarınızın kıymeti bilinmez ama arılar sanırım bu kategoride değerlendirilmez.

7 yorum:

UĞUR KIRAN dedi ki...

Halil üstadım, yaptıgınız uygulamayı bende gectiğimiz cuma güün yapma fırsatı bulmuştum.
Burda aklıma yakılan iki konu var.
Birincisi kullandıgımız oksalik asitin fiyatı ve dolayısıyla etki oranı.Piyasada ucuz türü ve pahalısı var.Kullandığınız hangisi.
İkinci konu ise madem bu karışımı arıların üstüne serpiyoruz.Arılar daha sonra birbirlerini temizlerken ilaç etkisini gösteriyor.Bu ilaç veriş şekli yerine karışımı direkt şurup olarak arılara ikram etsekte ordan alıverse bizim kızlar.Sonuçta aynı hedefe varmazmıyız?

:)

HB dedi ki...

Uğur abi, bu oksalik asidi ilk kullandığımız zaman bir kimyagerler grubuna bu konuyu sormuştum.

Teknik/analiz diye 2 grup olduğunu ve sahada teknik olanın yani daha ucuz olanın, analiz olanın ise laboratuvarlarda kullanıldığından bahsetmişlerdi. Formülleri de aynı idi katalogta.

Ancak ucuzluktan başka bir kasıt vardı. Ucuz Çin oksalik asidi olduğundan ve içeriğinin bilinmediğinden bahsetmişlerdi.
Bunu da daha çok deri sanayi alıyormuş.

Gelelim arıya nasıl vereceğimize.

Abi bu oksalik asit varroaya temas etmesi gerekiyor. Yani arının o sıvıyı yemesi ile alakalı değil. Arılar birbirlerini temizlerken asitli çözeltiye dokunan varroa hasar görüyor.

Sıvı besleme ile verirsek varroaya temas olmayacaktır büyük ihtimalle...

ergenekome dedi ki...

Bilge insan hoş karşılasın bizi, yine bir fikrimi belirtmek için rahatsız ettim.
Bu ilaçlamada eğer ilacın varoa ile temasını sağlayacaksak neden spreyle pıskırtmıyoruz üzerlerine enjekte ediyoruz. Dönemsel olarak özellikle salkımda olanların düşmesi halinde eski konumlarını alamamaları onları kaybetmemiz anlamınada gelemez mi?
Birde anlaşılan bu dönemi yavrunun en az yada hiç olmadığı dönem olarak genellemek mi doğru olur. Yoksa arının kış salkımına varoasız daha huzurlu, varoa etkisiyle salkımı bozacak kadar huysuzlaşmasına engel olmak için mi?
biz sizin yaptıklarınızn 1/1000' ini yapamıyoruz.
Vallahi ne kadar takdir etsek azdır.
Bizim yaptığımız ise bir şerit ekim başından sonuna kadar,birde geçen hafta rulamit ( balda kalıntı yapsada mecburen )tütsü yapmak zorunda kaldık. bir defa daha yapacağım ancak doş aşımı olacak sonuçta kalanlara da baharda ilk larvalı çerçevelerini gözler kapandığında uygun havada takip edip uzaklaştıracağım ve o hafta içinde perizin vereceğim diğerlerini bulamam.
SAYGILAR.

HB dedi ki...

Bilge insan ifadesini önünüze gelene kullanmayın diyeceğim ama sizin bu tavrınızı zaten en çok ben eleştirdiğimden artık demeyeceğim bile...

Spreyle verilebilir ama o zaman çerçeveler çekilecek ve salkımlar dökülecek.

Yavrusuz zamanda yapılması etkinliğin en üst düzeyde olması için tavsiye ediliyor.

Ancak illaki yavrusuz dönemde diye diretilmesini bende anlamıyorum.

Şu anda arının üzerindekini halledeyim de...

Erken baharda şu anda gözde olanlara gereğini yaparız.

UĞUR KIRAN dedi ki...

Ucuz olanın kimayasal terkibinde tereddüt olması görüşüne katılıyorum.
Arılara veriliş şeklinde ise diğer arkadaşın bahsettiği gibi(uygun hava koşulu sağlandığında) spreyle pülverize etmek daha iyi olacağını düşüüyorum.
Selamlar iyi çalışmalar üstadım.

HB dedi ki...

Spreyin en büyük avantajı çok fazla arıya bulaşması...

Uygulaması daha zor bu anlamda.

Üstelik doz ayarlaması sıkıntısı oluyor. Bu bir şekilde çözülebilir.

Kaç fıs fıs / kaç ml. şeklinde klasik bir Türk mantığı kurabiliriz.

Bir bilimsel makalede ise, açık yavrulu çerçevelere uygulandığında spreyin açık gözlerin içine gitmesinin larva hasarına yol açabildiği yazıyordu...

bekir dedi ki...

merhaba bende başka bir soru sorayımbu varoa dediginiz illet eskiden beri varmı ?yoksa yenimi bu kadar cogaldı eskiden böyle asit falan yoktu nasıl baş ediyorlardı merak işte benimkisi saygılar