5 Aralık 2009

Arılığa Gitmek İçin Sebep...

Bulunduğumuz bölge itibarıyla aslında kış başladı ama meteorolojik şartlar takvimin gereğini yapmıyor.
Önümüzdeki hafta arasında kar yağışı tahminleri olsa da bu tarihe kadar kar yağmış olmalıydı.
Dolayısı ile arıcılık ile ilgili beklentilerimiz geç gerçekleşecek.
Arılarımızın artık salkımı iyice sıkılaştırmasını istemekten daha doğal ne olabilir ki!
Cumartesi sabahı, bayram tatilinin araya girmesi ile uzayan arılık dolaşmasını yaptık.
Güzel de mazeret var ki ana çiftleştirme kutularına da besleme yapacağız.
Bu anlamda arılığa gitmeye güzel bir sebep...


Büyük kolonilerin hemen şöyle bir uçuş deliklerini ve uçuş tahtalarını kontrol ettik ki hava kapalı olmasına rağmen çok az da olsa tüm kolonilerde uçuş vardı.

Büyük kolonilere şu ana kadar arıcılıkta bilinen doğruları yapmaya çalıştık ki "nankör" değillerse bahara görüşürüz.

Aslında esas "nankör" çiftleştirme kutuları için kullanılacak bir terim...


Bazen hem bilgi paylaşımı yaptığımız forumda hem de değişik vesilelerle, kış aylarında kovan uçuş deliği önünde arı ölüleri olduğu ve durumun korkulacak birşey olup/olmadığı soruluyor.
Bu sabah çektiğim bir fotoğrafta bu duruma güzel bir örnek görülüyor.
Çok az uçuş olmasına rağmen, koloni ölüleri hemen uçuş tahtası önüne bırakıvermiş.
Uçuş hızlandığı bir gün hepsini temizlerler.
Bu durum çok doğal bir süreç.
Aslında baharda ve yaz aylarında bu tür ölümler kat be kat oluyor ki uçuş başladığında hepsini sabah atıyorlar uzaklara...
Gelelim esas nankör adaylarına...
Çiftleştirme kutularında bayram öncesine kadar koyu sıvı besleme yapıyorduk.
1 ölçek suyu kaynatıp, ateşten indiriyor ve soğumadan 2 ölçek kadar şekeri eritiyorduk.
Artık havaların soğuması ile bu tür besleme yapma şansımız yok ki arı salkıma giriyor...
Bunun için bugün strafor bardakları balla doldurduk.
Bu kutuları kışlatmanın maliyeti ve işçiliği çok yüksek.
Ancak arılığa gitme sebebi olmaları açısından güzel.


Kadroları pik durumda olanlar salkıma bile girmeden aktif haldeler.
Kutuların orta bölmeleri açık ve bir gözdeki strafor bardakta kek var, diğer gözde sıvı besleme ürünü ki artık bal olacak.
Arılığa ulaşabildiğimiz sürece balla besleme durumu değerlendireceğiz.
Bu durumdaki arılar, artık açlıkla karşılamazlarsa bahara rahat çıkarlar.

Açlıkla karşılaşmamaları içinde daha ne yapacağız bilmiyorum.
Marjinal fayda ve maliyet hesapları yapıldığında bu tür kışlamaların yapılmaması gerektiği ortaya çıkıyor ki büyük ana arı işletmelerinin de bu tür kışlamalar yapmadığı yönünde bilgiler mevcut.
Ancak ego tatmini ve gözlem açısından kattıkları ile baharda dolu kutunun faydasını görmüş birisi olarak, bu tür kışlamaları bir müddet sürdüreceğiz gibi duruyor.


Pet şişelere doldurmak üzere balı ısıtmıştım.
Bal arılığa geldiğimde de ılık ılık idi.
Şişenin dibinde kalanı çerçeve üst çıtaya sızdırdım...



Dillerin güzelliğine bakınız.
Doldurun kursakları kar geliyor ona göre...



Katı besleme konusunda birçok kez yazmıştık.
Biz katı besleme ürünlerini üst besleme kutusundan veriyoruz.
Bu uygulamanın en büyük avantajı ise arı salkıma girdiğinde bu ürün ile ilişkisini kesiyor.
Bugünde bir tane ilaçlık arı yoktu besleme kutusunda.
Demek ki bu anlamda doğru yapıyoruz.
Bu beslemeyi stok arttırmak için yapmanın mantığı da yok ki zaten mümkün de değil.
Stok beslemesi sonlandırıldığında, veriyoruz kekleri ki az da olsa devame den yavru için stoklardan değil bu kekten tırtıklasınlar...
Belki bu keke de gerek yok ama psikolojik bir durum.
Verilmese de olur ki zaten artık bahara kadar yiyecekleri bal 1 çerçeve bal ama salkıma yakınsa tabi ki.
Bizim stoklarda 4-5 kış kışlayacak balları var ama arılar bir fısıltı yaymışlar.
Bizim bal stres seviyemiz var diye ve bizde inanmışız.
Ama baharda şu anda kolonide bulunan bala sırtını yaslayan kolonilerin başarılı olduklarını da görmezden gelemeyiz.


Kasvetli bir hava ve zaman zamanda atıştırıyor.
Arılığa indiğimiz yolda çamur deryası...
Kış lastiklerini de taktık ama çamur sıvandığından kabak lastik muamelesi görüyor...
Arılığa çamurda inmek - çıkmak sorun değil de eve geldiğimde arkadaşların bu havada tarla sürülür mü demeleri gülümsetiyor ki araba rezil oluyor.
Uzun süre yazmayınca uzattıkça uzattım ki, bundan sonra karlı arılık fotoları yayınlamak nasip olur inşallah.

3 yorum:

Ballı Baba dedi ki...

Halil kardeşim, arılığa gitmek için her zaman bahane bulunur yeterki gitmeye niyet olsun. Ana arı yetiştirmede seninde dediğin gibi bu küçük kutular ticari amaçlı olursa ideal, arı kışlatmada sorun çok oluyor.

Bizim burda bir arkadaşım bu kutuları boş kovan içine alıyor ve kışlatmada daha başarılı, dediğin gibi besleme maliyeti yüksek ama ilkbaharda elde yedek ana bulundurmanında faydası çok yüksek :)

Bende bu gün arılara bakayım dedim ondan önce evde yapılacak işler varmış, sadece 3 kovanı açarak baktım arı salkıma girmedi zaten nektar ve polen gelişinden belli nasıl aktif oldukları. Bu nedenle hiç arı sıkıştıramadım bir kaç bölme arı hariç, diğerlerinin arı mevcudu azalmadı hiç...

bekir dedi ki...

selam abi siz işleri bitirmişsiniz bizim burda arılar salkıma pek giremiyor gelir az birazcık polen getiriyorlar bakalım kışı nasıl cıkaracaz merak ediyorum nerdeyse bahar havası var burlardailk kışım baklım nasıl olcek selamlar.

arıcıdayı dedi ki...

merhaba halil abi
ben eskişehirde yeni arıcılığa başladım fakat babam 10 senedir bu işin içinde, baba mesleği ise marangozluk.kış mevsimi itibarıyla şu ara kovan yapıyoruz.yusuf gürbüz ve senin bloglarını elimden geldiğince takip etmeye çalışıyorum.
malum tecrübe hayattaki en önemli etkendir.
şu an 20 tane arımız var bahara 50 adet civarı yapmayı düşünüyorum.
ama ağırlığı kovan yapımı üzerine verdik.
adresimiz:baksan sanayi 5.blok no:6
giriş arka tarafta
boş bi vaktiniz olursa sizi ve yusuf abiyide çay içmeye beklerim.
blog sayfamız: arıcıdayı
saygılarımla