13 Aralık 2009

Kış Salkımı

Kış şartları gelsin diye beklerken yine ülkemizin malum yerinden giren soğuk havayı hiç ağırlamadan hemen bizim buralara gönderdiler ve bu sabah mevsimin ilk kar yağışı ile karşılaştık.
Yerlerde tutmadı ve yağdı geçti oldu.

Arıları da dolaşmak lazım hiç olmazsa haftada bir.

Karşı dağın poyraz kısımlarında bir miktar kar tutmuş gibi duruyor.

Arılığa arabayla çamurdan girmek mümkün değil ve arabayı köy içinde bırakıp, çamurda pati pati gittik arının yanına.

Arılıkta köstebekler yine çok çalışmışlar ve tepecikleri yığmışlar, farecikler de delik sayısını çoğaltmışlar. Ancak farelere pek şans vermiyorum bu bölgede. Farelerin hiç sevmediği bir hava olan sisli ve puslu hava burada çok oluyor.

Tüm çiftleştirme kutuları ve koloniler taş gibi salkıma girmişler. Kutulardan güçlü olanlar geçen hafta verdiğimiz balları çekerken, bazıları bitirememişler.

Ancak salkımda da beslenme şansları artık yok.

Büyük kovanların birini de şöyle üstten bir bakayım dedim ki ahanda hiç arı yok...

Tabi sebebini sonra anladık ki kemerler fazla ballı olduğundan kemer altındalar ve aynen taş gibi salkım...

Çok fazla sözünü ettiğimiz kış salkımı konusunda biraz kaynak karıştırmak gerekiyordu sanırım, hava da nasılsa müsait buyurun bakalım bol itirazlı bir konu daha ...

Salkım salkım diyoruz ama ayrıntıları neler...

Kış Salkımı

Balarılarının önemli bir davranışı olan kış salkımı konusunda gözlemlerimiz yanında bilimsel gerçekleri de derleyip, toparlamak gerekiyor sanırım.

Kış salkımına giriş ve çıkışlar belirli bir süreç içinde gerçekleşiyor. Bu sürece etki eden en büyük faktör tartışılmaz ki çevre ısısıdır.


Kolonilerdeki salkımın oluşma zamanlamasına çevre ısısı kadar, kovan malzemesi de etkili görünüyor.

Koloni gücü de salkıma girişte etkili bir süreç. Zayıf koloniler, güçlü kolonilere göre daha yüksek sıcaklıklarda salkıma geçiyorlar. Her dönemde güçlü kolonilerle çalışılması gerektiğini vurgulanmasının boşuna olmadığı görülmektedir.

Yavru Koruma Salkımı

Koloniler ilk salkım hareketini ise birçok kaynakta belirtildiğine göre çevre ısısı 17-18 °C’ ye düştüğünde gerçekleştirmeye başlıyor. Bu davranışa ise yavru koruma salkımı denilebilir. Bu sıcaklıklarda salkım yavrulu çerçeveler üzerinde küçük gruplar halinde görülmektedir.

Bizlerde sonbaharda yaptığımız kontrollerde bu davranışları gözlemleyebiliyoruz. Bu durum çevre ısısının 14 °C altına düşmesine kadar süren bir süreçtir. Yavru koruma salkımı hava sıcaklıkları yükselse dahi, bozulmayan bir eğilim izlediğini de yine sonbahar kontrollerinde gözlemliyoruz. Bu davranışı salkım olarak değerlendirmediğimiz ve bu durumu genç işçilerin yavru bakımı olarak değerlendirdiğimizde bir gerçektir.




Çevre ısısı 14 °C altına düştüğünde kolonilerde salkım oluşturulmaya başlamaktadır. Petekler üzerinde koloni gücüne bağlı olarak top gibi bir grup oluştururlar. Bu topun ortasında genç işçiler ve ana arı bulunmaktadır.

Bu salkımın büyüklüğü, dış sıcaklığa bağlı olarak değişir. Yapılan araştırmada dış sıcaklık 18 °C’ den 10 °C’ ye düştüğünde salkımın 5 kat küçüldüğü bildirilmektedir. Bu durumu 5 çerçeve arının 1 çerçeve arıya dönüştüğü şeklinde de algılamamak gerekiyor. Salkım topunun küçülmesi demek, arıların birbirleri ile olan bağlarını daha da güçlendirmesi olarak algılanmalıdır.


Arıların vücut ısılarının normalde 27 °C olduğu bildirilmektedir. Vücut sıcaklıkları 15 - 17 °C düştüğünde tekrar kendilerini ısıtmakta oldukları bilgisi de ilgi çekicidir. Bu durum ancak salkımda değişiklik göstermekte ve vücut ısıları 6 °C’ ye kadar düştüğü ve buna dayanabildikleri bildirilmektedir. İlginç bir not olarak ise yavru yetiştirme döneminde ise arıların vücut sıcaklıkları 35,5 °C olduğu bildirilmektedir. Buradan hareketle hava sıcaklığı 36 °C üzerinde olduğunda arıların çalışması durmakta veya iyice azalmaktadır.

Yine arılar, kötü hava şartlarında ve 7 °C’ nin altındaki sıcaklıklarda uçuşa çıktıklarında kovana dönemeyebilirler.

Salkıma girmiş bir kolonide, salkımın dış kısmında bir arı grubu salkım kabuğunu oluştururlar ve bu kabuk sayesinde salkım merkezindeki sıcaklığı 14-16 °C’ nin üzerinde tutmaya çalışmaktadırlar. Koloni yavru yetiştirmeye başladığında ise salkım merkezindeki sıcaklık yavrulu iki çerçeve arasındaki 33 – 36 °C arasında tutulmaktadır. Bal arıları salkım içerisindeki bu ısıyı, göğüs kaslarındaki maddeleri yer değiştirerek arttırdıkları ve ayarladıkları bildirilmektedir.

Dış ortam sıcaklığının -40 °C olduğunda yapılan bir araştırmada, salkımın merkezi 30 °C ölçülmüştür. Salkımın dışında ise sıcaklığın 10 °C’ye kadar düştüğü bildirilmiştir. Yine aynı çalışmada kovanın iç duvarındaki sıcaklık dış sıcaklığa çok yakın olduğu bildirilmiştir. Strafor kovanların kışlamada tercih edilmeye başlamasının sebebi, kovan iç duvar ısısının ahşaplara göre yüksekliği gösterilebilir.

Ayrıca dikkat çekici bir veri olarak ise çevrede oluşan her 8,3 °C değişiklik, salkım merkezinde 0,6 °C değişime yol açtığı bildirilmiştir.

Salkım kabuğunun dışındaki sıcaklık ise 7 °C altına düşmemesi gerekiyor ki düşmesi halinde salkımdan kopmalar ile birlikte ölümler görülmekte olduğu bildirilmiştir.

Salkımda da yaşamsal fonksiyonlarını sürdüren arılar, salkımdaki karbondioksit oranı yükseldiğinde salkım kabuğundaki arılar kanat çırparak havayı temizlemektedirler.

Salkım biçimi genelde oval olmasına rağmen balın konumuna göre de değişiklik gösterebilmektedir.

Soğuk havalarda kolonilerin açılmaması gerektiği halde, salkımdaki kolonilerimizden açıldığında salkımın dışındaki arıların kanat çırpmaları dikkat çekici olmaktadır. Bu davranış belki de dışarıdan gelen soğuk havayı salkımdan uzak tutmak için yapılmaktadır.

Salkım oluşturulma gerekçesi
Arıların yaşaması için gerekli ortam sıcaklığı ve nemini elde edebilmek içindir. Salkım ortasındaki yaşamsal sıcaklığın sabit tutulması ya da korunması için ise salkım kabuğu oluşturulmaktadır. Isı düştükçe de oluşturulmuş olan salkım kabuğu daha da kalınlaştırılmaktadır. Burada en önemli bir etken ise salkımın stok besinlere ulaşabiliyor olması gerekmektedir.

Salkım merkezi
Salkımın merkezi ilk olarak en son yavrunun çıktığı çerçeveden başlayarak dışarıya doğru oluşur.

Özellikle yönettiğimiz yerli arılarda gözlemlediğimiz bir davranışı da paylaşmak gerekiyor.
Sonbaharda ilk teşvik beslemesi sonrası yavruyu 3. ve 4. çerçevelerden daha fazla duvara yanaştırmıyor ve duvarda 2 ballı çerçeveye diğer çerçevelerden bal taşıyarak bal stokunu arttırıyor. Kış mevsimi yaklaştıkça yavru faaliyetini azaltarak yavruyu 3. çerçevede sonlandırıyor. Bu çerçeve merkez olmak üzere salkımı ballı çerçeveye sırtını dayayarak kışlıyorlar. Bu gözlemlerimiz koloninin, kışlayacağı yeri çok önceden hazırladığına dair iyi bir örnek olarak gösterilebilir.

Salkımda ölüm ısısı
Salkımın etrafında oluşturulan salkım kabuğunda sıcaklık -2,7 °C düştüğünde arıların kesin öldükleri bildirilmektedir. Ayrıca ana salkım topundan ayrı kalan işçiler ya da küçük gruplar hareketsiz kalarak, yeterli ısıyı sağlayamadıklarından ölürler.


Salkım oluşturabilecek minimum işçi arı sayısı
İşçi arı sayısı 50 ve üzeri ise salkım yapma davranışı görülmekte olduğu bildirilmekte ancak bu durum başarılı bir salkım ile kışlama yapabileceği algılaması yaratmamalıdır. Az mevcutlu ana arı yetiştirme kutularında da yaptıkları küçücük salkıma rağmen kışlatılmaya çalışılan kolonilerde kış aylarında bile dışarıdan besin takviyesi yapıldığını hatırlatmakta fayda var sanırım.

Salkımda nem ve transferi
Salkımın içerisindeki nem düzeyi, salkımın dışına nazaran daha az olduğu ve bu durumun merkezdeki arıların yelpazeleme ve titreşimleri ile salkım dışına doğru atıldığı bildirilmektedir. Çok tartışılan kovan içi nem konusunun yine salkımdaki arıların yaşamsal fonksiyonlarından sonra ortaya çıktığını da hatırlatmakta fayda var sanırım.

Salkım ve besin ilişkisi
Salkım hava sıcaklığına ve koloni gücüne bağlı olarak bal temini için diğer çerçevelere geçerek konumu değiştirebilir ve değişim ile birlikte salkım kabuğunda bulunan arılar değişme fırsatı bulurlar. Salkımın dışında olan arılar bu değişimlerde bal tüketerek vücut ısılarını arttırabilirler. Salkım yer değiştirip bala ulaştığında besin transferi salkımın merkezine doğru yapılmaktadır. Bala ulaşma zorluğu olmasın tavrıyla full ballı çerçevelerin salkımın oluştuğu yerde arıcılar tarafından bulundurulması durumunda da sırlı bal üzerinde salkım gerçekleştirilme zorluğu görülmektedir. En iyi salkım alanı olarak, kemerleri ballı yavrulu çerçevelerin ideal salkım bölgesi olduğunu söyleyebiliriz. Bal kemeri ne kadar geniş ise, salkımın oluşturulduğu yer o kadar aşağıda gerçekleştirilmektedir. Kışın yapılan üstten kontrollerde hiç salkımın görülmediği kolonilerin kemerleri çok ballı çerçevelerden oluştuğunu söyleyebiliriz. Hatta bazen arıların öldüğü düşüncesine bile kapıldığımız olmaktadır. Arılar çerçevede balın bittiği yerden, çerçevenin altına ve diğer çerçevedeki arılarla birbirleri ile alt kısımdan bağlantılı durduklarını da gözlemleyebiliyoruz.
Bal azaldıkça salkım yukarıya doğru gelmekte ve bağlantılar üstten de sağlanmaktadır. Bu yüzden arılar özellikle bez vb. örtülerle örtüldüğünde bez ile çerçeve üst çıtası arasına petek örerek geçiş imkânı yaratmaya çalışırlar.

Yine gözlemlerimize göre ilk salkımlar kovanın ön kısmına yakın yerde yapılmakta ve kışın ilerlemesi ile geriye doğru hareket etmektedirler.

Güçlü kolonilerde yapılan salkımların bu yer değiştirmelerini daha kolay yaptıkları ve ısı üretmekte daha az enerji harcadıklarından daha az bal tükettikleri bir gerçektir.

Sonuç olarak kışa zayıf olarak girecek kolonilerin birleştirilmesi, sonbaharda iyi bir sıkıştırma yapılması ve kovan içi bölme tahtası kullanarak kovan içi alanın daraltılmasının amacı koloninin iyi ve güçlü bir salkım oluşturmasına yardımcı olmak içindir.


Salkımda ölüm
Kış salkımı en sıkı haline ulaşmasına rağmen ve düşük sıcaklıkların uzun süreli olması ile salkımın hareket kabiliyetini kaybetmesi sonucunda salkımın besin kaynakları tükendiğinde ve kovanda diğer yerlerde bulunan bala ulaşamadıklarında, açlıktan kaynaklanan ısı üretememe sonucu ölümler başlar. Salkımın bulunduğu bölgede bal bitmesiyle başlayan sorun, ancak sıcaklığın yükselmesi ile gevşeyen salkımın ballı bölgeye yer değiştirmesi sonucu aşılmakta ve yeni salkım bu ballı bölgede devam etmektedir. Bu yer değiştirmeyi olması gerektiği gibi yapamayan koloniler ise kolonide bal olmasına rağmen ölürler. Bakıldığında kolonide bal olmasına rağmen ulaşamadıkları için koloni ölümü gerçekleşmiştir. Bu durum bizlerin neden sonbaharda koloni sıkıştırması yaptığına ve stok beslemeyi sıkıştırma sonrası yaptığımıza da iyi bir gerekçe olmaktadır.

Salkımda Yavru Üşümesi
Genellikle erken ilkbaharda, yavru yetiştirme sırasındaki ani ısı düşmelerinde, arı salkımı küçülür ve salkımın dışında kalan yavrular uygun sıcaklığı bulamadıklarından üşüyerek ölürler. Bu durum yine sonbaharda yapılan sıkıştırma işlemi ile birlikte erken baharda koloni kontrolleri ve gerekirse tekrar bir sıkıştırma yapılması gerekliliğini bizlere göstermektedir.

Sonuç olarak sonbaharda iyi sıkıştırılmış ve teşvik beslemesi yapılmış, varroa mücadelesi etkin biçimde yapılmış, teşvik beslemesi sonrasında ortaya çıkan kadroya göre yeniden bir sıkıştırma ile yapılmış ve stok beslemesi sonucu yeterli bal stokuna ulaşmış koloniler bugünlerde güçlü bir biçimde salkımlarını da gerçekleştirdilerse korkulacak bir durum yoktur.

Bir dikkat edilmesi gereken durum olarak gördüğümüz bir konuyu da paylaşmalıyız.
Son günlerde dikkatimizi çeken bir olay olarak, varroa mücadelesi kapsamında salkımdaki kolonilere çok düşük dış sıcaklıklarda hatta negatif sıcaklık değerlerinde oksalik asit uygulaması yapılması konusunda önerilerin olduğu ve arıcılarında negatif sıcaklık değerlerini arzular halde bir beklentinin oluştuğunu gözlemliyoruz. Bu konuda arıcıların dikkatli olması gerektiğini hatırlatmak gerekiyor sanırım.

Sıcaklığı muhafaza etmek için konumlanmış bir arı grubuna yani arının salkımının üstüne dış sıcaklık düşük olduğu anda verilen sıvıyı tolere etmekte sıkıntı yaşayabilirler. Özellikle sıvının ılık olması gerektiği konusunda yapılan uyarılara ne kadar uyulabileceği de tartışmalıdır.

Ayrıca salkımdaki her koloniye bu uygulama yapılırsa, özellikle zayıf kolonilerde temizlenme konusunda sıkıntılar yaşanabilir.

Bu tür uygulamaları yapmadan önce mutlaka küçük bir grupta denemeler yapılmalı ve bilahare denenmelidir.

Bu uygulamanın yapıldığı bölgedeki gündüz-gece ısı farklılığı ile sizin bulunduğunuz bölgede gündüz-gece ısı farklılığı ve koloni güçleri en çok dikkat edilmesi gereken unsurlardır. Özellikle karasal iklimlerde gündüz sıcaklığı -1 °C iken gece – 20 °C olabilmektedir. Dozaj ve sıvının ısı ayarı yapılamadığı durumlarda önce işçi arı ölümleri, bilahare koloni ölümleri görülebilir. Yapılacak tüm işlemlerde söylenenlerin doğruluğunu kendi mantık sürecinden geçirmeden uygulamayınız.

1 yorum:

BOZKIR KARTALI dedi ki...

KIŞ SALKIMI İÇİN VERDİĞİNİZ AYDINLATICI BİLGİLER İÇİN ÇOK TEŞEKKÜRLER.BU SENE BENDE GÖZLEMLEDİM ARILARIMIN ÇOĞU ALT KISIMLARDA SALKIM YAPMIŞ..İLK AÇILDIĞINDA KOVAN TERK EDİLMİŞ GÖRÜNTÜSÜ VERİYOR.